CUMHURİYET/14
■ -%
s?
o
ra S
25
NİSAN 1990
ANKARA, ERM ENİ SORUNUNA KARŞI SEİA KOZUNU NASIL KULLANACAĞINI DÜŞÜNÜYOR
Bush’un
‘şaşkınlık ve öfke’
Siyasi ve diplomatik çevreler ABD Başkanı tarafından dile
getirilen Ermeni yanlısı iddialara karşı, üs kapatma dahil
olmak üzere etkin önlemler alınmasından yana.
Dışişleri çevrelerinde Savunma ve Ekonomik İşbirliği
A nlaşm asını (SEİA} gözden geçirme eğilimi ağır basarken ek
mektubun üçüncü paragrafının genişletilmesi ve Kongre’nin
de onayını gerektirecek bir ‘anlaşma’ya dönüştürülmesi
formülü üzerinde duruluyor.
YASEMİN ÇONGAR
ANKARA — ABD Başkanı George Bush’un 24 nisan mesajının Ankara’da ya rattığı “ şaşkınlık” ve “ düş kırıklığı” , ABD’ye karşı “ üs kapatm ak" da dahil ol mak üzere sert önlemlerin gündeme getiril mesi yolunda görüşler ortaya çıkarttı. Cum hurbaşkanlığı ve Genelkurmay çevrelerin ce pek sıcak bakılmayan bu önlem arayışı kapsamında Savunma ve Ekonomik İşbir liği Anlaşması’mn (SEİA) gözden geçiril mesi konusu da yer alıyor. SEİA’nın, “ Er meni iddialarına ABD yönetiminin verdiği destek karşısında A nkara’nın elindeki en
i---
ı— r
“ — T "büyük koz” olduğu görüşünü taşıyan Dı şişleri çevrelerinde anlaşma metninde yeni düzenlemelere gidilmesi görüşünün ağırlık kazandığı öğrenildi.
Başkan Bush’un “ Ermenilere yapılan korkunç katliamdan” söz eden açıklama sının A nkara’da yarattığı “ şaşkınlık” sü rerken, hükümetin ABD’ye karşı yeni yap tırımlara gidilmesi konusundaki “ isteksizli ği” dikkat çekiyor. Ancak Dışişleri Bakan lığının üst düzey yetkilileri, Bush'un me sajının Türk diplomasi tarihinde “ bir ilk” olduğunu belirterek, “ Konunun ciddiyeti iç kamuoy una yönelik bir mesajdı denile rek geçiştirilemez. Üs kapatmak da dahil
olmak üzere etkin önlemlere gidileceği, iliş kilerin ambargo döneminde olduğundan daha soğuk bir sürece girebileceği hisset- tirilmeli" dediler. Askerler, bürokratlar ve diplomatlar arasında önlem alınması konu sunda bazı görüş ayrılıkları bulunduğuna dikkat çeken bir başka Dışişleri yetkilisi ise, Bush’un mesajını “ 1917 Balfour Deklaras- yonu” na benzeterek, “ Balfour Deklaras yonu İsrail devletinin kuruluşunda ilk adım olmuştur. Şimdi Ermeniler bu işi enerjik bi çimde takip edecek ve bu mesajı bir dekla rasyon gibi kendi devletlerinin ilk taşı gibi görmeye çalışacaklardır. Bu nedenle Anka ra tepkisini gereken biçimde göstermenin yolunu aramalıdır” diye konuştu.
Üst düzey askeri yetkililer, Köşk, hükü met ve Dışişleri arasında anlaşma sağlan ma olasılığının en yüksek olduğu konunun ise "S E İA ’da değişikliğe gidilmesi” oldu ğu öğrenildi. Edinilen bilgiye göre, hükü metin ABD’ye karşı 1989’un son ve bu yı lın ilk aylarında uygulanan dört önlem ben zeri askeri yaptırımlara gidilmesi ya da 350 milyon dolarlık yardımın reddedilmesi gi
bi girişimlere “ tümüyle soğuk” bakmasın da Çankaya’nın ve askeri çevrelerin büyük payı var. Bu çevreler, daha önceki önlem leri de “ işlevsiz” bulduklarını dile getire rek, “ ABD’nin Ermeni sorununu gündeme getirmesini önlemeye yönelik girişimler iki ülkenin arasını açmadan, aksine dana ya kın bir işbirliği formülasyonu içinde ;ekil- lendirilmeli” görüşünü savunuyorlar. Bu görüşe göre, prosedür gereği geçerlilik su resinin dolmasından üç ay önce (eylül ayın-j da) üzerinde yeniden görüşmelerin açılması beklenen SEİA kapsamındaki değişiklikler, Ermeni iddialarının önünü kapatmakta et kili olabilecek.
A nkara’da SEİA pazarlığı çerçevesinde iki ayrı düzenlemenin gündeme getirilmesi olasılığı üzerinde duruluyor. Bunlardan bi rincisi, Çankaya’nın daha “ sıcak” baktığı belirtilen“ üçüncü paragrafta değişiklik” önerisi. SElA’yı aralık 1990’a dek uzatan ve uzun tartışmalardan sonra 27 Şubat 1988’de TBMM onayıyla kabul edilen “ ek mektup’Tın üçüncü paragrafının, Ermeni sorununa “ uygun biçimde değinecek ve bu
■--- ...
I---;--- W
sorunun ikili ilişkilere zarar vermesinin en gellenmesi için çaba harcanması esasını vur gulayacak” biçimde değiştirilmesi öngörü lüyor. Bu öneriye göre, dönemin ABD Dı şişleri Bakanı George Shultz’un, eski Dışiş leri Bakanı Vahit Halefoğlu’na mart 1987’de yazdığı ek mektubun üçüncü pa ragrafına, ABD yönetimini Ermeni tasarı ları ve Ermeni soykırımı iddiasını günde me getiren benzer girişimler karşısında Türkiye’den yana taraf olmak zorunda bı rakacak yükümlülükler eklenecek.
Halen yürürlükteki biçimiyle ek mektu bun ikili ilişkileri ilgilendiren üçüncü un surlara değinen üçüncü paragrafı aynen şöyle:
“ Sağlıklı Türk-Amerikan ilişkilerine, Türk-Amerikan askeri işbirliğine veya Türk Silahlı Kuvvetleri'nin gereksinimleri teme linde Türkiye’ye güvenlik yardımı sağlama çabalarımıza zarar verecek uygunsuz eylem lere etkin biçimde karşı çıkacağız.”
Antlaşma formülü_________
Dışişleri Bakanlığı’mn daha “ sıcak”
baktığı belirtilen ve SHP Ankara Milletve kili Erol Ağagil’in de geçen ekim ayında ha zırlayarak TBMM Başkanlığı’na sunduğu bir yasa önerisiyle de desteklenen ikinci çö züm önerisi ise SEİA’ya halen sahip oldu ğu “ anlaşm a” (agreement) statüsü yerine “ antlaşma” (treaty) statüsü verilmesini ön görüyor. ,.
Bu öneriye göre, Türkiye ile ABD arasındaki savunma ve ekonomik işbirliği konularının bir “ antlaşma” yla belirlenmesi yoluna gidilerek hem TBMM’nin hem de ABD Kongresi’nin işbirliği hükümlerini onaylaması istenecek. ABD yasaları gere ği, “ antlaşma” lar Kongre onayı gerektirir ken, anlaşmaların yalnızca hükümetlerce kabulünün esas olduğunu hatırlatan yetki liler, “ Eğer Türkiye ile yapılan bir antlaş ma ile Kongre de bağlanırsa, ikili ilişkilere zarar veren girişimlerin bu platformda ses bulmasının önüne geçilebilir” görüşünü sa vunuyorlar. Ancak bazı dönemlerde Kong re ile arasında ciddi görüş ayrılıkları baş- gösterebilen ABD yönetiminin böyle bir dü zenlemeye yanaşması olasılığı “ oldukça za yıf” görülüyor.
WASHINGTON
Bush, Ermenileri
memnun edemedi
ABD Başkanı’mn Ermeni mesajında ‘soykırım’ sözcüğünü
kullanmamış olması Ermenileri kızdırdı. Ermenilere göre
içinde “ soykırım” sözcüğü olmayan bir “ Ermeni meselesi”
sıradan sorun havasına giriyor.
UFUK GÜLDEMİR____________
WASHINGTON — ABD Başkanı Geor ge Bush’un sözde “ Ermeni katliamının” 75. yıldönümü dolayısıyla yaptığı açıklama, Türkiye’de yoğun tepkilere yol açarken Amerika’da da Ermenileri kızdırdı.
Konuyu yakından izleyen Türk makam larına göre Bush’un açıklamasının önemli unsuru, “ soykırımı” sözcüğünün kullanılmamış olması. Oysa Ermeniler ba kımından bu unsur “ düşkırıklığı” yaratı yor. Çünkü içinde “ soykırım” olmayan bir Ermeni meselesi, “ sıradan bir sorun hava sına giriyör” .
Bush’un açıklamasında Türkiye bakımın dan en fazla rahatsızlık yaratan iddia, “İn sanlığa karşı işlenen suç” ifadesinin yer al ması. Çünkü, “ suç” , beraberinde “ ceza” çağrışımını getiriyor. Oysa ortada kanıtlan mış bir suç yok. Tarihçiler bu konuda gö rüş birliğinde değil. Ayrıca arşivler henüz açılmış, inceleniyor. Durum böyleyken Bush’un, bir suçtan bahsetmesi, konuya va kıf uzmanlarca “ gerçeküstü’*-bulunuyor. Fakat bu suçlamalara karşın, Bush’un son açıklaması, 1988 ağustosunda Türkiye’yi “ soykırım” ile suçlayan açıklamasının çok gerisinde kalıyor. Bu bakımdan, Amerikan Ermeni lobisinin “ ihtiyaçlarına da cevap vermiyor” . Ayrıca Bush, açıklamasında, Ermenileri tatmin için 1988 haziranında verdiği bir demece atıfta bulunuyor. Oysa Bush’un 1988 haziranında bu konuda ve rilmiş bir demeci yok. 1988 ağustosunda var, eylülde var, ama haziranda tek satır yok. Türk makamları bu tarih düşme ko nusunun sadece basit bir yanlışlık olmaya bileceğini belirtiyorlar.
Ayrıca Bush, açıklamasında 24 nisan ta rihinin, “ bir milyonu aşkın Ermeninin kur ban verildiği korkunç katliamın” 75. yıl dönümü olarak anılmasını savunan Erme nilere “ katıldığını” bildiriyor. Yani başkan lık yetkisine dayanarak 24 nisanı “ soykı rım günü” ilan etmiyor. Sadece, bu günü kutlayacaklara “ ben de katılıyorum” diyor. ABD başkanlarının anma günü ilan etme yetkisi var. Bush’u, bu yetkisini kullanma mış oluşu ve pasif katılımı, Ermeni lobisi- ni kızdıran bir başka unsur.___________
Neden yaptı?______________
Ermeni konusunda en yetkili Türk ma kamlarının kafasını asıl kurcalayan soru şu: “ Bush bu açıklamayı neden yaptı?” bu so runun mantığı şuna dayanıyor: Geçen ay larda Senato’da görüşülen “ Soykırım ka rar tasarısı” işinden Bush büyük yara al madan çıktı. Yani tasarıyı imzalamak gibi bir sorunla karşı karşıya kalmadı. Beyaz- Saray o günden beri Ermenilere, “ Tasarı Senato’dan geçse başkan imzalayacaktı” diyor. Türklere ise “ Başkanın Robert Do le metnine karşı çıktığı” söyleniyor. Yani senatör Robert Byrd’un yaptığı engelleme ABD Başkanı Bush’a her iki tarafı da ida re edebileceği bir avantaj sağlamıştı. Oysa Bush son yaptığı açıklama ile bu avantajı nı ortadan kaldırdı. Açıklama Türkiye’yi rahatsız etti. Ermenileri de memnun ede medi. Hatta açıklamayı Ankara’da Türk Dışişleri Bakanlığı’na bizzat götüren ABD Büyükelçisi Morton Abramowitz dahi böyle “ gereksiz” bir adım atılmış olmasından
sa-mimi bir şekilde üzgündü. Peki Bush’un kendisini bu açıklamayı yapmaya zorunlu hissetmesindeki faktörler nelerdi? Bu çer çevede üç unsur ön plana çıkıyor:
1- İç politika boyutu: Önümüzdeki gün lerde Kaliforniya seçimleri var. Cumhuri yetçi Parti’nin adayı Pete Wilson’un kam panyası pek iyi gitmiyor. Oysa Cumhu riyetçi Parti Kaliforniya Eyalet Valiliği’ni almaya çok önem veriyor. Çünkü, ABD’- de, nüfus esasına göre eyaletlerin milletve kili sayısı artıyor veya azalabiliyor. Kalifor niya, ABD’de nüfusu en hızla artan eyalet lerden birisi. Dolayısıyla Temsilciler Mec- lisi’nin önümüzdeki dönemdeki oluşumun da Kaliforniya Valisi’nin büyük rolü olacak, kaliforniya Valisi’nin seçiminde Ermeni nü fusun önemli sayısal etkisi olduğu için do ğal olarak Beyaz Saray üzerinde de var.
2- Uluslararası konjonktürdeki değişme ler: Bu alandaki gelişmeler Türkiye’ye Er meni konusunda fazla seçenek tanımıyor. Bush yönetimi bunun farkında. Türkiye’ nin Ermeni konusunu er veya geç bir şekil de ele almak durumunda olduğu sık sık tek rarlanıyor. En azından onlar durumu böy le algılıyor, ö te yandan da uluslararası kon jonktürdeki değişikliklerin getirdiği yeni dengede Türkiye’nin Amerika’ya olan ih tiyacı, Amerika’nın Türkiye’ye olan ihtiya cından bu aşamada daha fazla gibi gözü küyor. öyle ki Türkiye, Avrupa’yla enteg rasyon hedefinde dahi Amerika’nın deste ğini arıyor. Tüm bu unsurlar Bush yöneti minin meçhulü değil. Dolayısıyla da bu du rum Amerikan yönetimine hareket serbes- tisi sağlıyor.
3- Bush faktötti: Başkan Bush kıtanın doğu yakasından geliyor. Atlantik Okya nusu kıyısındaki doğu yakası ise Amerika’ nın “ Entelektüel vadisi” olarak kabul edi liyor. Köklü Amerikan aileleri bu yakada yaşıyor. Yale, Harvard gibi ünlü okullar burada. Bu bölgenin ayrıca köklü bir mis yonerlik geçmişi var. Misyonerlik arşivleri ünlü üniversitelerin, kütüphanelerinde bu lunuyor. Bush işte bu geri plandan Beyaz Saray’a geliyor. Doğu yakasının bu terki bi, Bush’u Ermeni konusuna özel bir ilgi duym aya itiyor. Reagan’ın "E rm eni meselesine” ilgisi gösterişe yönelikti. Oy sa, konuyu en yakından izleyen Türk dip lomatik makamlarının hiç tereddütü yok ki Bush kişisel olarak Ermeni soykırımına ina nıyor. Bu inancına karşın, son açıklama sında “ soykırım” iddiasına yer vermemiş oluşu tamamen Amerikan yönetiminin Türkiye’de “ Özal yönetimi” ile iyi ilişki lerine bağlanıyor. Bush ve ekibinin, açık lamanın kaleme alınışı sırasında, hiç alışıl madık bir şekilde (çünkü bu tür anma telg raflarını çoğu zaman başkan görmüyor da hi) dakikalarca “ soykırım” sözcüğü tartış ması yaptığı ve Beyaz Saray Genel Sekre teri Sununu’nun ısrarlarına karşın, Bush’- un “ Özal dostumdur” diyerek direndiği bil diriliyor. Dolayısıyla, Ermeni dosyası kapsamında Türk Amerikan ilişkilerini iz leyenlerin değerlendirmesi o ki eğer Türki ye’de Amerika ile fazla dostane olmayan bir lider kadrosu işbaşına gelirse ABD’nin Ermeni konusundaki suçlamalarının dozajı, hızla “ katliam” sözcüğünden “ soykırıma” dönüşme eğilimi taşıyor.
Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi