(Kaldırımlar) dan
Dört nala gidenler dökülür kalır
Ha kır atım eşginden ha eşginden
Azı dişleri de dökülür kalır
B eyler ahkâm kura dursun köşkünden
Alır bizi deliklere tıkarmış
Dalkavuğu olsak nişan takarmış
Adımızı eşkiyaya çıkarmış
Ham evraklar ne anlasın pişginden
Başım şahan gibi döner havada
Gönlüm bülbül gibi öter yuvada
Adımız söylenir Çukurovada
Dualar a\ırız nice düşkünden.
Dağlar dağa vura yiğit dayana
Kılıç çala bir oyan bir buyana
Yiğit bayraklara döne boyana
Al al ola sevdasından aşkından
Sular şaha kalkıp insan boğalar
Yıldızlar kurşuna dönüp yağalar
Dadal oğlu geçmem diyor ağalar
Dünya dursa yiğitliğin meşkinden.
!
Behçet Kemal ÇAĞLAR
Geçmedim durmıyan ekspresle Değildim açıktan kıvrılan yatta Gezdim karış karış şevkle, hevesle Bazı boz yaylıda, bazı al atta.
* * *
Hah orta yayla, sedir Erzurum
Bahçemdir Alanya, Van, Mersin, Bodrum Fıskiyem Manavgat, Gvnavuk, Tortum Çok yıkandım Meriç, Seyhan, Fıratta.
* * *
Oldu kaç pınara avuçlarını tas Ne başımda humma, ne içimde pas Alnıma değdi Kop, Süphan, Erciyas Hararet söndürdüm ben Ararotta.
* * *
Uşukta şevkimi kendim dokudum. Bolu'da Yunus'u ezber okudum, Antalya'da bülbül oldum şakıdım Gönlüm ne kafeste, ne de kanatta.
Konyada yönlümü sürdüm ve ektim Antepte zevkimi inbikten çektim Yaylada Türkmendim, daâda zeybektim Türk’ün birliğini tattım hayatta.
Bendedir etekte açan nergisler Bendedir tepeyi kaphyan sisler Bendedir harmanda yanan göğüsler Bendedir savru’an, kalan hasatta.
Gördüm samanların torunlarım Seyrettim halay ve horonlarım, Ayine benzettim oyunlarını
Ben garbe pey sürmem artık mezatta.
Bvr bitmeyen sızı, bir sonsuz tasa Yapan halk, başkası toplayan parsa
Ey Tanrı pu halkın günahı varsa Ver de yükleyim onu sıratta.
Yeşerir defnedir, kurur gül olur Kızar kılıçladır, sever tül olur Ah etse karşıki dağlar kül olur Susar bozkır denen bir Arafatta.
Ey baş, yap gönlün ne isterse cam,
Murat dağı, Murat suyunu tanı Yeri ister nehir, ister dağ yanı Cağlar ikisinde birden, Muratda.
BAHAR TÜRKÜSÜ
Bahar! Bahar beni deli etti pek.. Sesimi afsunmuş gibi içirmek, Belinden kavrayıp kaçırmak seni, Sırtıma oturtup sudan geçirmek. Basacağın yere gönül döşemek; Kırk yıllık belâlım derdi boşamak; Artık ne düşünce ne yazı ne söz, Yaşamak istiyor gönlüm yaşamak... Yolumuz düşmeden serviliklere; Gülüşün işlesin tâ iliklere. Hayranım şendeki beyazlıklara, Hayranım sudaki maviliklere...KAVAKLIDERE’DE BİR SABAH
Ç a n k a y a ü stü n d e bir b ü y ü k gü n e ş;
Şaşk ın bir um utla d o ğ ru lu v e rd im ; _ K,z kardeşime —
Sonra, anladım ki: bu, g ü n lü k güneş, Yaşarttı gö zü m ü , depreşti derdim : Bu ışık d eğild i yol gösterecek N e um utlarım a ne sevincim e; Y an d ı çiğ ışıkta o kara gerçek, O n u lm a z bîr özlem çöktü içime.. Y ü re ğim , g ö ğ s ü m d e b ir eşti h e rgü n Çatısı ü stü n d e uçan kuşlara.
G ö ğ e çıkar gibi, toprağa k ü sk ü n , N asıl tırm anırdım şu yokuşlara. Işıktı saçları, kaşları, ağzı, Y ü z ü n e baktıkça parlardı içim; Y e n id e n yaşam ak, yaratm ak Hızı, Şehre d o ğ ru sel olu rd u sevincim.. O n u n la y o lc u y d u k bizler o ara H ep daha yüceye, daha derine, içten bir m innetle b ütün A n k a ra Sarılan bir eldi eteklerine..
K a y n a ğ ı k u r u m u ş k u y u gib i ben Gerçi k u p k u ru y u m şimdi, b o m b oşu m ; Bir Ezel B e z m i'n d e Rabbin elinden Bir de orda içtiğim le sarhoşum ...
B E H Ç E T
K E M A L
4
c
HAL TERCÜMESİ
Yalınayak basardım yaz • kış toprağa; Odun toplamıya giderdim dağa; Ata üzengisiz binmekti derdim; Bazlamaya çaman sürer de yerdim; Bezir yağı idi yanan lâmbamda, Yıldız saya saya uyurdum damda; Yufka pişirmeye firez yolardım; Yazları üst daldan kiraz yolar :lım; Yonca otlatırdım sarı Tosuna. Bayılırdım yanık uıı kokusuna Güzün değirmende nöbet beklerken. Büyük anam «Yasin, babam «Türküm ben» Ezberletirlcrdi kışın her gece.
Anam baş ucuma gelir, gizlice, «Keloğlan masalı» söyler giderdi. Nutuk söyletmekti hocamın derdi. Amcamın yanında askerdim dimdik. Yazın köylü, kışın şehirli idik. Mektepte leyliydim, Dir uzun kıştı, Kitaplar okudum, aklım karıştı, Dünya güzelini düşünde gördüm. Denizi on altı yaşımda gördüm «Maden Mektebi» ne zorla giderken. Sonra Avrupayı dol ştım da ben. Çeşit çeşit süsler ■ keyifler gördüm; Yine de gözümde tüterdi yurdum. Gurbette vatanı yaman özledim, Yine acıkınca çaman özledim, Yine yıkanmaya arauim dere, Bildim: çabalamam benim boş yere; Ben ki hep bu dağın ■ taşın çocuğu, Yüz yıl geçse on beş yaşın çocuğu.
tt
-nrtiL
BİR MANZUM B E Y AN N A M E DE BENDEN
Alcdenizde ırkımın şevki var, kıvamı var
Yurdumun Ananımdan ötede devamı var
Durun dağlar, dalgalar, susun palikaryalar
Atatürk gençliğinin Kıbrıs’a selâmı var!
Zavallı palikarya! Kıvran, yan, çırpın, deşil,
Masalda kaldı artık Venüs, Adonis, Aşü.
O boş kafalı keçi inadım bırak ki
Pan’lara yem olacak çayır değil bu “ Yeşil”
Denize dalmış Toros, orada çıkmış yüze
Lefke gülümsemekte Anamurlu göz göze
Suya düşürdüğümüz sancak gibi tor toptur:
“Batmadım buradayım” demekte Kıbrıs bize...
Yunanlı dost! ıslah et şu tafralı halini,
“ Megalo idea” nın çok çektin vebalini
Dışardaki Rumların hırsına uydukça sen
Ne kaybettin, hatırla İzmir’in misalini
Kıyma yaklaşıyor dalga dalga hızımız
Sabırlı ol ellere gelin giden kızımız!
Ya rahat ettirirler ya alırız geriye,
Yirmi milyon Kardeşin var senin Kıbrıs’ım ız!.
Behçet Kemal ÇAĞLAR
23