münasebetiyle
Son tarihî konsere gideme-
dim, diye üzülüyordum. Bu konse ri dinleyen zevkine inandığım bir dostu da görememiştim. Son pro vadaki mükemmelliğin, sahnede nasıl çağladığını, halkı nasıl ken
dinden geçirdiğini, bir hayranın
ağzmdan dini emem'ş tim.
“ Dürrü” , nasıl taksim etmişti'.’ Sadinin fethettiği nağme diyar ları nelerdi? “Artaki” ellerde na sıl ağlamış, mozayrk seslerle hangi iâhn ufuklarına yükselmişti? ‘'Ke mal Niyazi., nin, topladığı alkış u- ğııltusnna, hâtıraları andan eski dahîlerimizin ruhî arın d an da aca ba kaç aferin karışmış, göklerden kaç:
— Berhudar ol! Duası inmişti?
Son provayı dinlemiş, eserlerin çalmışlarındaki mükemmelliği duy muştum. Fakat zamana, sazlarım ellerine aldfldarı demdeki ruh hal- lerine göre vecitleri değişen sa natkârların, neler yaptıklarını, ne ler yarattıklarını bilmiyordum.
İşte bütün bunları, dostum “ Os- san Şevld,, Ulndağm “ Tasvlrief- kâr” dald makalesinden anladım. Bu raakeıeyi okuriten, her satırın da keyfim, zevkim biraz daha ar tıp göğsüm kabardı.
“Tarihî konserler” in, uzlaş
maz münekkidi, bn defaki konser için, aleyhte söyleyecek söz bula mamış, tenkitlerin en sertinde bile gizli bir takdir, bir imrenme var. “ Artaki” nin kanununa artık “ tarak,, dfyemİ3ror. Bundan evvel
ki makalelerinde söylediklerini
tekrarlayamıyor. Demek sanatkâ rın ,yumuşak, tatlı, cana yakın mızrabı, onun yüreğindeki yara ya da şifa vermiş.
Fakat mnt.laka aleyhte bir şey ler bulup söylemek de lâzım ol duğu için, bu defa îcrafoâriarı bı rakıp programa hamle eyliyor.
“ Hafız Post,, un yalnız iki ese ri alındığı için bu programı yapan
lara çatıj’or. Hafız Post konserin de. ondan ya’ıiız iki eserin alınma
sını gerçekten de azdır. Faksı
programdaki azbk, tertip heyeti nin kusuru sayılamaz. Çünkü bil yük bir musiki üstadı olan, “Ha fız Post,, un b’n eserinden, elimize ancak beşi geçebilmiş. Bu beşinin de ma karoları birbirinden beş yüz kilometre uzaklarda. Tanbuyî Dür. rünıin bayatî taksimini, iistadane bulmakla beraber, “ mahur,, da karar vermek zorunda bırakıldığı için, tertip heyet‘rin kurbanı sa yan Osman Şevki, bu hükmünü ıı- nutarak, biraz sonra:
— Niçin Rafız Postun eserleri, bu programa toplanmadı?
Diye soruyor.
Yalnız iki eser arasındaki bu makam yabancılığı, Dürrü gibi bir sanatkârı, — Osman Şevkinin id diasına göre— kurbanlık mevkii ne düşürürse, beş tanesi no yap mazdı?..
Üstat Ali Rızanın usul vuruşu na gelince, ben, onnn büyük usul leri “ velveleli,, ve tadiîli vurusun
daki ehliyete alkış tutarken,
içimden de Osman Şevki yi şahit tutmuştum. Ali Rızanın, “ Darbı fetih,, i bile, su gibi vuracak bir üstat olduğunu, bana ve okuyucu larına o, temin etmişti. Şu halde “zincir” i, düyek,, le niçin vur sun? Şayet vurmuşsa, sebepsiz vurmamış, bu tadili bir gaye için yapmıştır.
Yakanda konserin mükemmel bir surette verildiğini, değerli bir ağızdan dinlemek istediğimi söyle, iniştim. Bana bu müjdeli temina tı, Osman Şevki verdi. Gerçi üs lûp biraz dolambaçlıdır; fakat iki satır arasındaki üçüncü görünmez satıaı »ezenler, o yazılardan bu müjdeyi pek â’â alabilirler. Ken disine teşekkürler eder ve sanat kârlarımızı hürmetle selâmlarım.
İstanbul Şehir Üniversitesi Kütüphanesi Ta h a T o ro s Arşivi