• Sonuç bulunamadı

Feneryolunda eski Fuat Paşa bahçesinden ilhamlar

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Feneryolunda eski Fuat Paşa bahçesinden ilhamlar"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

/sxaiu- çU

T 7-, S o lfe j

B ugünden, D ünden

Pi

Feneryo

aşa bahı

tunda (

;e$indeı

‘Ski F

ilha

uat

unlar

kâbıyla anılmasına sebep — Bir türlü inşa edilemiyen köşk — Hazretin Fener­ bahçe mesiresine devamı — Cülûs donanmalarında şehrâyin — Fehim Paşanın şerrine ujçrayış» — Şehzadebaşmdaki vaka ve âkıbeti — Paşanın ihtiyar yaşında

memlekete hizmetleri

Geçen perşembe hava haiil lodos, durgun, güneşliydi. Ber- mûtat, Göztepeyi boyladım. Ara­ lık ayının bahara taş çıkaran mülâyimliğinden istifade ede­ re’.., araba ile bir gezinti yap­ mak istedik; Bağdat caddesin­ den Suadiyeye, Caddebostanı ve Çiftehavuzlar tarikiyle Fener- bahçeye kadar gittik.

Feneryolunda tren geçidini âtlarken 50 yıl evvelki günleri hatırladım. Fuat Paşanın ucu bucağı bulunmaz, granit taştan duvarlı, demir parmaklıklı bah­ çesinin yerinde yeller esiyor. Arsa parça parça bölünmüş, bazı kısımlarına sayfiyeler ya­ pılmış. Hattm berisinde, mer­ humun kızma ait ahşap bina hâlâ durmada. Burasını Bal­ kan muharebesinde harb ma­ lûlü olan AksaraylI Bay Âta sa­ tın almıştı. El’an içinde mu­ kim galiba?

.Fuat Paşa; Incirköylü na- miyle maruf Haşan Paşanın oğludur. Baba oğul uzun ömür yaşamışlardan, ikisi de müşir­ lik payesine ermişlerden, peder 108, mahdum 96 yaşında cen- netlemişlerdendir. Haşan Paşa, III. Selim zamanında çocukken Kafkasyadan İstanbul» gelmiş- saray hizmetine, arkasından orduya girmiş, yüzbaşı olmuş. Bizim çocukluğumuzda piri fâ ­ ni, memuriyeti genç harcıydı: Askerî teşrifatçılık. Civanlara taş çıkarır, bayram alaylarında, selâmlık resmi âlîlerinde dinç dinç oradan oraya seğirtir, sul­ tanların arabalarına yol açar, erkân ve ümerayı alâ meratibl- him sıraya dizerdi.

Fuat Paşa, Kahirede doğ­ muş. tik mesleği diplomasi; Pa­ ris sefaretinde kâtiplik etmiş. Askerlik silkme dühulü salna­ melere göre 1852 dedir. Abdülâ- ziz devrinin sonlarına raslıyan Bosna - Hersek ayaklanmasın­ da, isyanı takib eden Sırbiye çenginde liva kumandanı, Os­

manlI - Rus seferinde ferikmiş. General Gurko, Balkanlara yürüdüğü sıralar. Elena’da mu­ kavemete kalkışan Prens Mirs- ky’nin taburlarına, ferik paşa­ nın kıtaatı hücum ediyor. Ka­ sabanın düşmana kaptırılması Tım ara yolunu kapayacak; yi­ ğitçe müdafaa ettiğimiz Pilev- ııe ile muvasalayı kesecek. Prens var kuvvetiyle saldırdığı halde ricate mecbur kalıyor; bizimkiler E! en a ’yı zapfcediyor- Iar- Moskofun Oral alaymı esir alarak 7 top, hayli tüfek, cep­ hane. levazım ele geçiriyorlar; Fuat Paşa da Elena kahramanı unvanını hakediyor. Paşa, ya­ rarlıklarına binaen 1887 de u- ıııum kumandanlık vekâletine tâyin edilip rütbesi müşirliğe çıkarılmış, yaveri ekremlik pa­ yesine yükseltilmiş.

Müşarünileyhin Deli lâkabiy- le anılmasını birkaç sebebe at­ federler: Hünkâra. Mabeyin kodamanlarına kavuk sallama­ ması. farta fuTt.asızlığı. As- tarcılar kâhyası vakası.

Mahut harbin nihayetinde Ruslar İstanbula yaklaştıkları, İngiliz donanması da Çanakkale Boğazı dışında beklediği esna­ lar filonun Maraıaraya girmesi müsaadesini müzakere için sa­ rayda. II. Abdülhamidin huzu- ı-iyle Vükelâ, askeri erkân, â- yan ve mebusaıı âzalanndan mürekkep fevkalâde bir meclis toplanmış. ('Caizdir, değildir) yollu münakaşalar arasında, İngiliz amirali ruhsat almaksı­ zın dalmış içeri- Adalar önünde gemilerini demirletmiş. Keyfi­ yet. bildirilince., mebuslardan Astam lar kâhyası Hacı Ahmet Efendi derhal kelâma âğaz ey- ; îiyerek:

— Bu gibi can noktası husu- sata vaktiyle düşünmek, tedabir ; alarak bertaraf etmek gerekti. ' Gafletin encamı işte bu akıbe-

\ te varır., deyivermesin mî?

Saltan Hamit Firavun kesil­ miş. «Mehabeti melikûari ve 1 huzzan sairenin takriratı meti- I cesJ — ifade avnea Küçük Sait

Paşanındır —), hacı efendi ora­ cıkta bayılıvermez mi?

Adamcağızı bitişik odaya gö­ türmüşler, yüzüne sular serpe­ rek ayıltmışlar. Ricalden bazı zevat zavallıya alenen sövüp saymış. Şu rivayet dahi dillerde gezerdi. Gûya Fuat Paşa:

— Bre haddini bilmez herif sus, şimdi seni ikiye biçerimi diye kılıcına yapışır yapışmaz Ahmet Efendi külçe kesilmiş­ miş.

a *

Paşanın herkese aykırı görü­ nen bir tabiatı da köşk yaptır­ mak hususunda kararsızlığı idi. Feneryolundaki arsasında habi- re duvarcılar, dülgerler. ırgat­ lar, bahçıvanlar, rençperler ça­ lışır; selâmlık müştemilâtı, a- hırlar, arabalıklar inşa edilir; kameriye azmanı Çin, Japon köşkleri kurulur; geniş geniş havuzlar, laklar meydana geti­ rilirdi. Gel gelelim asıl ana binaya bir türlü başlatamaz, zemin katının temelleri kazılır­ ken vazgeçilip başka şekle tah­ vil edilirdi.

Bilmem doğru, bilmem yalan, hazret beceriksiz yapı ustaları­ na, amelelere gayet öfkele­ nir, (Alın yevmiyenizi!) diye­ rek avuç avuç mecidiyeleri, çeyrekleri kuyuya atarmış.

Merhumun o arzullahl vâsia bahçesindeki 19 Ağustos cülûs şenlikleri, hele hünkârın tahta çıkışının 25 inci yıldönümünde yaptığı şehrâyin eşsizdir. Mi­ nare boyunda kulenin tepesinde elektrik projektörü, parmak­ lıklarda binlerce fener; renk renk kandülerie bezenmiş tak­ ların üstünde orkestra, ince saz takınılan, aşağıda tulûat tiyat­ rosu, orta oyunu, hokkabaz- Ka­ ragöz, meddah. Büfelerden züvva ra sunulan sigara, limonata, şerbet, dondurma, şekerleme, pasta, pandispanya yağma Ha­ şanın böreği. Tekrar tekrar is- tiyen istiyene.

Hazret h er cuma, pazar Fe- nerbahçeden eksik olmaz, ara­ basını deniz hamamlarının bu­ lunduğu tarafa karşı durdurur, Frenk arabacısına (Biraz ileri­ ye- azıcık geriye çek!) emriyle

mûtadı aramgâhından şaşmaz, vakur vakur piyasaları seyre­ derdi.

Ermeni patırdılarında Kadı­ köy yakasında mertliği, halkı koruyuşu, hiçbirinin burnunu bile kanatmayışı müslüman, hırisüyan, ecnebi herkesin dili­ ne destan olmuştu.

*

Fuat Paşa. Abdülhamidin yüz vere vere zürnbül bebek tohumu ettiği hususî yaveri, baş heriye­ si Fehim Paşanın şerrine uğra­ dı. Fehim, şımarıklığı ilerilet- tikçe ileriletip ali kıran baş ke- senliği arttırmış, bu zata da kancayı takmıştı.

Padişah aleyhine gizli bir ce­ miyet kurulduğundan, paşanın o teşekküle dahil bulunduğun­ dan tutturarak, Şehzadebaşı karakolu arkasında- kira ite o - turduğu konağı tecessüs ettirir­ ken, hafiyelerle konağın uşak­ ları arasında silâhlı bir çarpış­ ma vuku bulmuş, birkaç kişi vu­ rulmuştu. Civarlılık hasebiyle dan dunlan işitenlerdeniz

Devlet memurlarına karşı koydu bahanesiyle emektar müşiri divanı harbde idama mahkûm ettiler. Sultan Hamit keenne lûtfediyormuş gibi, ö - lüm hükmünü kaldırdı; ıütbe ve nişanlarını alarak Şama sü­ rülmesi suretinde değiştirdi.

Fuat Paşa, 6 sene muhafaza altında Şamda yaşadı. 1908 in­ kılâbı üzerine İstanbula dönü­ şünde Galata nhtırnı, karşılı- yanlarm kalabalığından iğne atsan yere diişmiyecek raddeye gelmişti.

Avdetinde Ayan âzalığma gir­ miş- Balkan Harbi felâketinde 77 yaşında bulunmasına rağ­ men Sazhdere müdafaa hattını tesis eylemiş; Millî Mücadeleye de faydalan dokunmuş, 1931 de rahmeti Rahmana kavuşmuş­ tur. Nurda yatsın.

Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

Eski devir İstanbullularının Sa­ rıyer salalarını Ahmed Rasim Bey şöyle anlatmaktadır: (Sarıyar de­ nildi mi sular hatıra gelir.. Fakat kaç

İki kardeş bundan sonra yalnız özel yaşantılarında değil, Türk Tiyatro­ sunda da pek büyük bir merhale teşkil edecek pek önemli bir karar verdiler.. Devlet

Güler­ soy’un, otel müdürü ile bir garsonu yurtdışına götürür­ ken otel hesabından 5 bin mark ile Turing Genel Mü­ dür Yardımcısının yurtdışın-

Merhume Fatma Serkat Kocamemi ve merhum Sadık Kocamemi’nin oğlu, merhum Sedat Kocamemi’nin kardeşi, merhume Güzin Tüma/ın, Zeyyat Kocamemi'nin ağabeyi, merhume

Ancak Mars yüzeyinde bu büyüklükte yarıklar açacak kadar sıvı halde suyun bulunmayışı, yarıkların oluşumunda farklı.. mekanizmaların rol aldığını

Araştırmada yaygın soğuk algınlığı virüsü- nün burun boşluğumuz içindeki daha düşük sıcak- lıklarda, gövdemizin daha yüksek olan sıcaklığında.. olduğundan daha

(Ankara Arkeoloji, Ankara Etnografya, İstanbul Arkeoloji, İstan­ bul Topkapı Sarayı, İstanbul Ayasofya, İzmir Arkeoloji ve İzmir Türk Eserleri ve Konya müzeleri

Türk Sanat Dünyasının, ulus lararasz değer kazanmış ünlü sanatçılarından birçok imzanın, kendi eserleriyle, 15 Mayıs’tan 15 Haziran 1972 tarihine kadar bu