MİLLİ ORDU
Yard. Doç. Dr. Ahmet Emin YAMAN Osmanlı Devleti taraf olduğu grubun I. Dünya Savaşı'nda yenilmesiyle koşulları ağır bir ateşkes antlaşması imzalamak zorun-da kalmıştı. Mondros Ateşkes Antlaşması gereğince; ordusu terhis edilmiş silah ve cephanesi alınmıştı, itilâf devletleri kendi koyduk-ları ateşkes hükümlerine uymaya gerek görmeden birer bahane ile işgallere başlamışlardır. Varlığının devamını ateşkes hükümlerine ve İtilaf devletlerinin isteklerine uymada gören İstanbul Hükümeti, ordu birliklerine, işgallere karşı koymamaları için kesin direktif ver-diğinden, subay kadrosu ve er sayısı boşaltılmış ordunun eli kolu bağ-lı kalmış, hiçbirşey yapamaz duruma getirilmiştir.
İşgal ve işgale uğrama tehlikesi karşısında yurdun pek çok yerinde kişisel ya da bölgesel direnme hareketleri başlamış, başlıca amaç Os-manlı Devletini devam ettirmek, ondan kopmamak. olmuştur. Mond-ros'tan hemen sonra başlayan bu direnmeler1 genelde silahlı çarpış-pışmadan çok dernekler kurmak, kongreler toplamak, mitingler dü-zenlemek, protestolarda bulunmak, çeşitli yollarla milli haklan dünya kamuoyuna duyurmak biçimindedir. İşgallerin ülkeyi bölücü ve ka-lıcı olduğu ve özellikle de R u m ve Ermeni azınlıkların özel istek ve amaçları, buna bağlı faaliyetleri günlük yaşamda hissedildiğinde si-lahlı direniş güçleri büyüyüp harekete geçmiştir. Gelişen hareket hak-sızlık ve saldırılara karşı tepki olarak doğmuş, ilgili bölge halkını kendi kendini savunmaya zorlamıştır. Bulundukları yörenin işgaline son ver-mek ya da işgale uğrama tehlikesi karşısında direnme amacmdaki kişi-sel, yerel, bölgesel silahlı direniş grupları; çete, milis kuvvetleri, millî müfrezeler, mücahit müfrezeleri gibi adlarla genelde Kuva-yı Milliye adını verdiğimiz, daha çok gönüllülük esasına dayanan kuvvetleri oluşturmuşlardır.
1 Mustafa K e m a l Paşa, 13 E k i m 1919'da, K u v a - y ı M i l l i y e ' n i n ateşkesin h e m e n son-r a s ı n d a > v a t a n ı n h e son-r t a son-r a f ı n d a v e h e m e n aynı z a m a n d a başladığını belison-rtison-r. Atatüson-rk'ün Söy-lev ve Demeçleri Tamim ve Telgrafları, C . V . A n k a r a , A n k a r a Üniversitesi Basımevi, 1972, s. 7 7 - 7 9 ; a y r ı c a bilgi için bkz. Nutuk, İ s t a n b u l , Milli E ğ i t i m Basımevi, 1970, s. 2. v d .
116 A H M E T E M İ N YAMAN
Kuva-yı Milliye adını verdiğimiz silahlı direniş güçlerinin bü-yüyüp yaygınlaşması aşamasında, Anadolu'nun doğu ve batısında bir-birinden kopuk kongreler toplanmış, mevcut düzensizliğe son verme-ye çalışarak, direnişin verme-yeniden örgütlenmesine önayak olmuşlardır. Kongre kararlan ile, bir yandan kongre öncesinde harekete geçen si-lahlı direniş güçleri merkezileştirilip düzene sokulmaya çalışılırken, bir yandan da merkeze bağlı silahlı direniş güçlerinin
oluşturulması-na ve yönetimine ilişkin kararlar alınmış, düzenlemelere gidilmiştir2.
Bu direniş hareketleri Mustafa Kemal Paşa'nın Anadolu'ya çıkmasıyla giderek tek bir hedefe yönelmiş, millileşmiştir.
Mustafa Kemal Paşa, daha 1918 yılında 7. Ordu Komutanı oldu-ğu ve ateşkes sonrasında devraldığı Yıldırım Orduları Grubu Komu-tanlığında, ateşkesin getireceği sorunlar ve tehlikeler üzerinde durmuş, birtakım önlemler alınması gerektiğini vurgulamıştır3. O, 5 Kasım
1918'de, milletin bundan sonra kendi haklarını kendisinin araması ve ve savunması ile, kendilerinin de mümkün olduğu kadar bu yolu gös-termeleri ve bütün ordu ile beraber yardım etmeleri gerektiği
yolun-daki düşüncelerini Ali Fuat Paşa'ya iletmiştir4, istanbul'da
bulun-duğu süre içerisindeki faaliyetleri arasında, ordunun terhis edilmemesi, silah ve cephanenin İtilaf devletlerine teslim olunmaması gibi milli direnişe hazırlık niteliğindeki çalışmalar göze çarpar. İstanbul'daki izlenimlerine göre: Osmanlı Devletinin temelleri çökmüş, ömrü tü-kenmişti. Osmanlı ülkesi parçalanmış, ortada bir avuç T ü r k ü n ba-rındığı bir a t a yurdu kalmıştı. Bu durum karşısında Anadolulu'da uy-gulamaya koymak için verdiği karar, "... millî egemenliğe dayanan tam bağımsız yeni bir Türk Devleti kurmak" olmuştur5. Bu amaca ulaşabilmek, saldırılara bütün milletçe silahla karşı çıkmak ve saldır-ganlarla savaşmak zorunluluğunu başlangıçta açıklamayı ve söyleme-yi uygun bulmamış; "uygulamayı birtakım evrelere ayırmak ve olay-lardan ve olguolay-lardan yararlanarak milletin duygu ve düşünceleri üze2 G e n i ş bilgi için b k z ; A h m e n E m i n Y a m a n " A n a d o l u ' d a k i K o n g r e K a r a r l a r ı n -d a Silahlı D i r e n i ş G ü ç l e r i n i n M a l i F i n a n s m a n ı î l e îlgili H ü k ü m l e r " Atatürk Tolu, A n k a r a Üniversitesi T ü r k İ n k ı l â p T a r i h i E n s t i t ü s ü Dergisi, (Yıl 1, Sayı 1) A n k a r a , M a y ı s 1988, s. 8 3 - 9 6 .
3 Bkz. Y a v u z E r c a n , " K u v a - y ı M i l l i y e ' n i n Yapısı v e Niteliği Ü z e r i n e Bir T a h l i l " İkinci Askeri Tarih Semineri Bildiriler, A n k a r a , G n k u r . Basımevi, 1985, s. 233, 2 3 0 ; N e j a t G ö y ü n ç , " M i l l i M ü c a d e l e ' d e Sivil v e Askeri İ d a r e İlişkileri" A n k a r a , İkinci Askeri Tarım Semineri Bildiriler, A n k a r a , G n k u r . Basımevi, 1985, s. 216.
4 Ali F u a t Cebesoy, Milli Mücadele Hatıraları, İ s t a n b u l , V a t a n N e ş r i y a t , 1953, s. 29. 5 Nutuk, s. 12, (Söylev, s. 9 ) .
MİLLİ ORDU 117
rinde işlemek ve adım adım ilerleyerek amaca ulaşmaya çalışmak"6
gereği ile hareket etmiştir. Milli bağımsızlık hareketine bu düşünce ve çalışmalarla başlayan Mustafa Kemal Paşa'nın milletin yanında, ondan ayırmadığı ordunun desteğini de zorunlu görmesi kaçınılmazdır. O ' n a göre "... Ordumuz hayat ve haysiyet mücadeleCnde milletin
ve milletin gayelerinin yegâne istinatgahıdır..."7.
15 Mayıs 1919'da İzmir'in işgali ile 19 Mayıs 1919'da Mustafa Kemal Paşa'nın Samsun'a çıkışı ülkenin geleceğini temelden etkileyen iki önemli olay olmuştur. İzmir'in işgali, işgallerin kalıcı olduğu düşün-cesini pekiştirip, azınlıklar ve Yunanistan'ı sürekli ve kalıcı tehlike haline getirirken, Mustafa Kemal Paşanın milli bağımsızlığa yönelik faaliyetleri milletin dikkatini istanbul'dan Anadolu'ya çevirmesine, O ' n u n bir u m u t ışığı olmasına neden olacaktır.
Mustafa Kemal Paşa, 9. Ordu Müfettişliği görevi ile Anadolu'ya ayak basar basmaz, zaman yitirmeden komuta makamlarıyla ilişki-ye geçerek ülkeyi savunmada düşünce ve karar birliğine varmaya, sivil ve askeri örgütlenmeye, üst makamlarla yaptığı yazışmalarla halkın moralini ve güvenini kuvvetlendirmeye, bu konuda sağlam temeller atmaya yönelmiştir, tik iş olarak bütün orduyla ilişki kurma-yı düşünen Mustafa Kemal Paşa, 15. Kolordu, 20. Kolordu, 2. Ordu Müfettişliği ve 13. Kolordu Komutanlığı ile hemen yazışmalara baş-lamış, vali ve bağımsız mutasarrıflıklara bildirimlerde bulunmuştur8. Ülkenin içinde bulunduğu tehlikeler karşısında, milli örgütler kurula-rak milli gösteriler yapılmasını ve milletin uyarılmasını isterken, böl-gede ne gibi önlemler alındığı ve alınabileceğini de sormaktadır. Ör-neğin; H a v z a ' d a n 27 Mayıs 1919'da 20. Kolordu Komutanı Ali Fuat Paşa'ya; Afyonkarahisar'daki 23. Fırka durumunu, bunun güçlendi-rilmesi için hangi kaynaklardan yararlanıldığını, bugünkü durumu-muza göre adı geçen fırkaya nasıl bir görev verilmesinin düşünüldü-ğünü sormakta, işitildiği gibi gerçekten Konya'da bir "vatan ordusu"
kurulup kurulmadığını öğrenmek istemekteydi9. Aynı gün Konya'daki
Yıldırım Orduları Müfettişliğinden, Manisa'nın işgali haberini so-rarken, 23. Fırka'nın güçlendirilmesine maddi olanağın bulunup bu-lunulamayacağını, ona nasıl bir görev verme ihtimalleri olduğunu,
6 Nutuk, s. 1 4 - 1 5 , (Söylev, s. 11).
7 Atatürk'ün Söylev ..., C . V , s. 27 ( 1 . İ l . 1920). 8 Nutuk, s. 1 6 - 2 3 (Söylev, s. 1 2 - 1 7 ) .
118 A H M E T EM YAMAN
Konya'da "vatan ordusu" oluşturulmakta olduğuna dair haberler duyulduğundan, bunun içyüzü hakkında aydınlatılmasını rica
etrpek-tedir1 0. 20. Kolordu Kumandanı Ali Fuat Paşa 28 Mayıs'ta verdiği
cevapta, yeni emrine giren 23. Fırka'nın mevcudunun dokuzyüzc
ulaştırıldığı1^ Burdur, İsparta ve Kasaba'da bir taburu olduğunu,
bir işgal durumu karşısında bulundukları yeri kuvvet çoğahncaya ka-dar terketmeyeceklerini, saldırıya uğransa yerli halktan alacakları
yardım ile yörelerini savunacaklarını bildirmektedir1 1. Yıldırım
Or-duları Müfettişi Cemal Paşa ise, 30 Mayıs tarihli cevabında; Yunan ordusunun Manisa ve Aydın çevresini işgal ettiğini, 23. Fırka'nın çev-reden desteklenmesine çalışıldığını, Fırka'nın, iç güvenliği devam et-tirmekle beraber her türlü işgale, her türlü araçla direneceğini belirt-mekte, "Konya'da orduya yardımcı olabilecek kuvvet hazırlamaya
çalışıyoruz. Ancak maddi bir isim ve ünvana sahip değildir"1 2
de-mektedir. Mustafa Kemal Paşa Nutuk'unda, "vatandaş ordusu" ile ilgili soruyu sormaktaki düşüncesinin onları özendirmek ve uyarmak
amacına yönelik olduğunu açıklar1 3.
Yine Mustafa Kemal Paşa, ilk direktiflerden biri olarak Hav-za'dan 29 Mayıs 1919'da, İtilaf devletlerinin Trabzon bölgesine ya-pacağı sanılan bir çıkartmaya karşı kıyıları savunacak durumda olan 3. Kolordu, 15. Kolordu ve 20. Kolordu'ya yaptığı bildirimle; ordu ve halk tarafından gerekli direnmenin gösterilmesini istemiş ve vata-nın savunulmasını önemle öğütlemişti1 4. Aynı gün, Havza'dan gizli olarak yalnız 3., 15., 20 Kolordu Kumandanlıklarına gönderdiği ya-zıda, saldırılara karşı izlenecek savunma hareketinin nasıl oJması ge-rektiği ve bu durumda kolordulara düşecek görevi ilk kez açıkça belirt-tiği görülür. Ermeni hülyası ve R u m halkın isyanından bahsettikten
sonra şunları da belirler1 5: Köylerin durumuna göre halkın kendi
köyünü savunması veya çevre askeri kıtaları da desteklemeleri için hazırlıklara girişilmesi. Bunun için silah ve cephanenin, beslenme bi-çiminin zamanında kararlaştırılması. Askeri kıtaların mevcutlarının arttırılması. Kıtaların elinde bulunan mevcut silahların mümkün ol-duğunca birleştirilmesi. Levazım, beslenme işlerinin, güvenlik
sebep-10 a.g.e., s. 907 (vesika 13). 11 a.g.e., s. 907 (vesika 14). 12 a.g.e., s. 9 0 8 (vesika 15). 13 a.g.e., s. 19 (Söylev s. 14).
14 Türk İstiklâl Harbi, Güney Cephesi, C I V , A n k a r a , G n k u r . Basımevi, 1966, s. 12. 15 Atatürk'ün Tamim, Telgraf ve Beyannameleri, C I V , s. 27.
M İ L L İ O R D U 119
lerinin ve cephenin tamamlanması, önemli uğrak yerlerindeki büyük inşaatların gerektiğinde yıkılıp bozulması için hazırlık yapılması gibi konuların şimdiden düşünülmesiyle, son derece gizli bir biçimde bitirilmesi gereklidir. 20. Kolordu'nun batıdan doğuya, 12. Kolordu' nun Adana yöresinden doğuya gelen yönleri güvenlik altına alması gerektiği düşüncesindeyim. Arzolunan konuya dair düşüncelerinizin bildirilmesini rica ederim.
Görüldüğü ve Mustafa Kemal Paşa'nın Nutuk'ta da belirttiği gibi milli hareketi, ordunun desteklenmesi yanında, askerin ve halkın çalışmalarını düzenli hale getirmek de çok önemliydi. Bir yandan yeniden örgütlenme ve silahlı direniş çabası içinde iken, bir yandan da resmi görevin gereği İstanbul'a bilgi veriyor, İstanbul Hükümeti' ni de uyararak harekete geçirmeyi deniyordu. İzmir'in Yunanistan' ca işgali üzerine, 20 Mayıs 1919'da, Saderet'e çektiği telgraf la göre; "... Ne millet ne de ordu mevcudiyetine karşı yapılan bu haksız
te-cavüzü hazm ve kabul etmeyecektir"1 6. 2 Haziran 1919'da Harbiye
Nezaretine gönderdiği cevapta yazısında durumu açıklamakta, kişi-sel gözlem ve düşüncelerini iletmektedir1 7: Bağımsızlığı, milli varlığı yok eden ve milletin yaşamını tehlikeye düşüren düşmanın yurda gi-rişi, cana kıyması ve her türlü saldırıları gibi, İzmir yöresinde süre-gelen olayların ve benzerlerinin baş göstermesine karşı ve milletin heyecanını, ne de bundan doğan milli gösterileri engelleyip durdurmak için kendimde ve hiç kimsede hiçbir güç göremeyeceğim gibi bu yüz-den ortaya çıkacak olguların ve olayların karşısında da sorumluluk ka-bul edebilecck ne kumandan ve ne sivil memur, ne de hükümet düşü-nürüm.
Yabancı etki ve işgallerden kurtulmak, milli egemenliğe dayalı, tam bağımsız yeni bir Türk devleti kurma amacı, ordunun desteğini ve mevcut şartlar içinde yer yer katılmasını zorunlu kılmaktadır. Ateşkes hükümleri sonucu güçsüzleştirilmiş askeri birlikleri savaşa Jıazır duruma getirmek için şartlar uygun olmadığına göre, bu gerçek-leşinceye kadar, bir ara yol işlemek; mevcut askeri birlikler ile daha önce kurulmuş ve yeniden oluşturulmasına hız verilen milli kuvvetle-re dayanmak, milli kuvvetleri düzenli orduya geçecek biçimde ör-gütlemek, Anadolu'da oluşmaya başlayan milli hareketi merkezi oto-riteye bağlamak ve buna bir isim vermek gerekmektedir. Böylece
ateş-16 a.g.e., s. 23.
120 A H M E T E M İ N Y A M A N
kes hükümlerine uymakla yükümlü askeri birlikler, hem İtilaf dev-letlerine karşı direnişin dışında gibi görünecek, hem de kendiliğinden gclişip-geliştirilen milli harekete destek verebilecektir. Kesin zafer için şart olan düzenli orduya geçişe zemin hazırlayacaktır.
Bize göre, ordu ile milli kuvvetler arasındaki ilişki, "milli ordu adı altında şekillenmiştir. "Milli ordu", Müdafaa-i Hukuk hareketi içinde; ülkenin milli ve askeri güçlerinin birlikte hareket etmesini, ileride düzenli orduda birleşmesini sağlayacak, Anadolu'da oluşan otoriteye güç verecek bir örgütlenme olarak karşımıza çıkar. Kuva-yı Milliye'ye düzenli orduya geçişi sağlayacak bir köprü olarak bak-mak da yerinde olacaktır. Önder kadronun denetiminde ve emrinde olup, milli ordu adı verilen gizli örgütlenmeyle Mustafa Kemal Paşa, belki de Osmanlı ordusunun da sona erdiği, milletin kendi ordusunu oluşturduğu düşüncesini benimsetmek istemektedir. Burada, yukarı-da sözünü ettiğimiz, Mustafa Kemal Paşa'nm "vatan ordusu" varsa-yımını da hatırlamakta yarar vardır.
"Milli ordu"nun Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemi-yeti Temsil HeCemi-yeti tarafından 11 Eylül 1919'da ilk kez güney
bölge-mizde kurulmasına karar verilmesine1 8 karşın, gelişmeler, alınan
kararlar ve yazışmalar milli ordu düşünce ve kavramının Amasya Genelgesi'nden hemen sonra ortaya çıktığını göstermektedir. Milli Ordu'dan sıkça söz edilmemesi ise mevcut şartların değişmesine bağ-lanabilir. Ancak, sık sık adı geçen "milli müfrezeler", "gönüllü müf-rezeler" ya da daha genel anlamda Müdafaa-i Hukuk hareketi içinde örgütlenen Kuva-yı Milliye adının "milli ordu" adı verilen kuruluş-tan farklı olmadığını sanıyoruz. Milli direnişin iç vedış problemlerinin çok yönlü olduğu, uygulamanın safhalara ayrıldığı düşünüldüğünde bunu yadırgamamak gerekir. Öyle ki, Sivas Kongresi'nden sonra Da-mat Ferit Paşa'nın düşürülmesiyle kurulan yeni hükümet, Anadolu ile uzlaşma zorunda kalınca, milli direnişi hedefleyen örgütsel hızlan-maya karşın, genelde Kuva-yı Milliye dışında bir ad verilmeden Heyet-i TemsHeyet-ilHeyet-iye'ye bağlı faalHeyet-iyetlerHeyet-inHeyet-i sürdürmüştür. Bu da, hem Osmanlı Hükümetini, hem de İtilaf devletlerini kuşkulandırmadan, zaman ka-zanma gerekliliğinden ileri gelmektedir. Büyük Millet Meclisi'nin açıl-masından sonra da, büyümesine, oluşturulmasına özen gösterilen Ku-va-yı Milliye'nin daha çok gönüllü müfrezeler adıyla askeri birliklere bağlı olarak faaliyet göstermesi ve bunların düzenli orduya kolayca dönüşmesi de varsayımımızı doğrular niteliktedir.
M L L O R D U 121
Belirttiğimiz gibi, milli direnişin problemleri çok yönlüdür. Bu da, her adımın zamanında ve yerinde atılmasını gerektirmektedir. Çok yönlülük içinde; Mustafa Kemal Paşa, komutanlar, sivil yönetici-ler, istanbul Hükümeti, itilaf devletleri, azınlıkların amaçları doğrul-tusundaki çalışmaları, kongre kararları ve buna bağlı oluşturulan ku-rullar iyi irdelenmelidir.
Anadolu'daki bir aylık çalışma sonucu, bütün ordu birlikleriyle ilişki ve bağlantı sağlayan, halkı elden geldiğince uyaran, örgütlenme düşüncesini iyice yayan Mustafa Kemal Paşa, istanbul'a geri dönme çağrısına uymamakla, merkezi yönetime göre asi durumuna düşmüş-tü. O girişim ve yürütümlerini kişisel olmaktan çıkarıp bütün milletin birlik ve dayanışmasını sağlayacak ve yansıtacak bir kurulu gerekli gördü. Örgütleri birleştirmek, bunları bir merkezden yönetmek ve adlarına iş görmek istiyordu. Bu amaçla 2 1 / 2 2 Haziran 1919'da bir
genelge yayınladı1 9; "istanbul'daki hükümet, üzerine aldığı
sorum-luluğun gereklerini yerine getirememektedir. Milletin bağımsızlığını yine milletin kesin kararı ve direnişi kurtaracaktır". O halde millet ülke savunması için birleşmeli, birlikte çalışmalı ve direnişe başlama-lıdır.
Aynı günlerde çalışmalarını tamamlayan Erzurum Vilayet Kong-resi; başarıya ulaşabilmek için, "herşeyden ziyade orduya güven-mekle beraber, "bekçi teşkilâtı" adı altında halkı hususîyle köylüyü silahlandırmak" kararını alıyordu2 0. Gizli talimatnamesine göre; savunmada esas görev ordunun olmakla beraber, her ihtimale karşı köy ve mahallelerin erkek nüfusu üçe ayrılmakta, orduda olanların dışındakilerden, "seyyar" ve "sabit" kuvvetler oluşturulması öngörül-mektedir. Mahalle ve köylerin oluşturacakları bu kuvvetler, kendi ida-re heyetlerinin ve merkezin denetimi altında bulundurulacaktır. Bu örgütü Erzurum ve Sivas Kongreleri de benimsemiş, bunun geliştiril-mesi yolunda önlemler alma yetkisi Heyet-i Temsiliye'ye verilmiştir. Karşılaştırıldığında, özde "Milli O r d u " dan önemli bir farkı olmadı-ğı görülür. Fark, bölgesel farklılıklardan ve örgütlenmenin ayrıntıla-rına inilmesinden kaynaklanmaktadır.
Özellikle Amasya Genelgesi'nden sonra, Mustafa Kemaİ Paşa ile İstanbul Hükümeti'nin orduya egemen olma mücadelesine
giriş-19 Nutuk, s. 3 0 - 3 1 (Söylen, s. 2 2 - 2 3 ) .
20 C e v a t D u r s u n o ğ l u , Milli Mücadele'de Erzurum, E r z u r u m , 1946, s. 6 6 - 6 8 ; Y a m a n , a.g.m., s. 8 6 ; Milli o r d u ile teşkilât d a h a d a ayrıntılı b i ç i m d e açıklanmış, askeri birliklerin n e r e l e r d e n s o r u m l u oldukları belirlenmiştir.
122 A M E T EMİN YAMAN
tikleri görülür. Ordu, milli direnişe destek vererek katılacak, ya da hükümetin direktifleri doğrultusunda olup-bitene boyun eğecektir. 23 Haziran 1919'da, 3. Ordu Müfettişi Mustafa Kemal Paşa, 15. Kol-ordu Komutanı Kazım Karabekir'e gönderdiği şifrede; milli çalışma-lara devam edilmesini, hükümetin milli çalışmaçalışma-lara karşı koyması ha-linde derhal karşı harekete girişilmesini, milli amacın kaçınılmaz gere-ği olarak gördüğünü belirtir. Anadolu'da ister istemez doğacak olan milli kudretten başka hiçbir ümit Ve kuvvetin bu devlet ve milleti kur-taramıyacağını ileri sürer2 1.
Ali Fuat Paşa, Amasya Genelgesi'nden sonra 26 Haziran 1919' da Ankara'ya dönüp, çalışmalara başlamış şehrin ileri gelenleri ve müftü ile ilişki kurmuştur. Müftü Rıfat Efendi ile görüşen Ali Fuat Paşa, Amasya kararlarını anlatmış, halkı örgütlemek zamanınının gel-diğini, Ankara'da Müdafaa-i Hukuk örgütü kurulması için güvenilir kişilerle hazırlıklar yapmasını ve Sivas'ta toplanacak milli kongrede, bilgili ve imanlı bir temsil yapmak gerektiğini anlatmış, Rıfat Efendi ile anlaşmıştır. 27 Haziran'ı izleyen günler Ankara'da milli direniş
gücünün oluştuğu günler olacaktır2 2. Yine bir önlem olarak,
Erzu-rum Kongresi'nin toplanacağı sırada Ali Fuat Paşa, kır bekçilerinin sayısını artırmış, bunlara silah dağıtmıştır. Ordu ve J a n d a r m a birlik-lerinin az olduğu yerlerde, askerlik şubeleri ve sivil memurlar aracılığı ile halk uyandırılırken, birlikte hareket etmek için gerekli düzenle-melerde yapılmıştır. Birliklerin gücünü artırmak için bakaya kalmış
erler ve asker kaçakları tek tek toplanmaktadır2 3. Ayrıca, Müftü Rıfat
Efendi, Ankara'daki Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin kurucu başkanı-dır. 29 Ekim 1919'da Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Heyet-i Merkezi-yesi kurulan Ankara'da, Müftü Rıfat Efendi'ye Gönüllü Alaylar
Ku-mandanı ünvanı da takılacaktır2 4.
21 Atatürk'ün Tamim. .., a.g.e., C . I V , Ss. 3 9 - 4 0 .
22 Naşit H a k k ı U l u ğ , Hemşehrimiz Atatürk, İ s t a n b u l , 1981, s. 2 3 ' d e n ; Bilâl N . Şimşir, Ankara. . . Ankara Bir Başkentin Doğuşu, Bilgi Yayınevi, A n k a r a , 1988, s. 109; Milli O r d u ' n u n k u r u l m a s ı ile ilgili b e l g e d e görüleceği üzere, milli h a k l a r ı n k o r u n m a s ı a m a c ı n a , d i n î ve r u h a n î esaslar ile kutsal bir şekil v e r m e n i n başarıyı o l u m l u etkileyeceği d ü ş ü n ü l m ü ş t ü r . 23 U l u g , a.g.e., s. 2 5 2 6 " d a n ; Şimşir, a.g.e., s. 110; 31 T e m m u z 1 9 1 9 ' d a A n k a r a V a -liliğine verilen gizli e m i r d e ; askerler t a r a f ı n d a n şu aralık A n k a r a ' d a d a , çete teşkilâtının hızlandırılması için köylere kollar çıkarılarak, b a k a y a erlerin zorla toplatıldığının v e m e r kezi A n k a r a o l m a k ü z e r e b ü y ü k bir milli k u v v e t k u r u l m a s ı n a kalkışıldığı belirtilerek ö n -lenmesi istenmektedir. Cebesoy, a.g.e., s. 142 v e Şimşir, a.g.e., s. 117.
24 N u r e t t i n T ü r s a n , Ankara'nın Başkent Oluşu, İ s t a n b u l , 1981, s. 3 1 ' d e n ; Şimşir, a.g.e., s. 163.
MİLL O R D U 123
Meclis-i Vükela kararı ve Harbiye Nezaretinin 5 Haziran 1919 tarihli emirleri gereği, Osmanlı ülkesi dokuz kolordu bölgesini içine alan üç ordu müfettişliğine ayrılmış, ordu müfettişleriyle, kolordu ku-mandanlarına askeri görevlerine ek olarak önemli sivil işlerde memur-lara da direktif verme ve bunun uygulanması yetkisi de verilmişti25. Bu emri dayanak yapan 20. Kolordu Komutanı Ali Fuat Paşa, 27 Ha-ziran 1919'da verdiği emirle, kolordu bölgesini "mıntıka" ve "mevki" kumandanlıklarına ayırmış, görevleri ve sorumluluklarını belirlemiş-tir. Mıntıka kumandanlarının görevi; bölgelerinin en büyük mülki amiri ile birlikte çalışıp, güvenliğin sağlanması için önlemler almak, değişik unsurlar arasındaki iyi niyeti sürdürmek, adi eşkiyanın takip ve cezalandırılmasını jandarmaya bırakıp, siyasi amaçla kurulmuş veya büyük çetelerle köylere kıyım ve zarara başlayan çeteleri yok et-mek ve özellikle huzurun korunması konusunda jandarmaya yardım-cı olacak "Müdafaa-i Hukuk-u Milliye ve Redd-i İlhak Cemiyetleri-nin" kurulmasına yardım ile bunlar vasıtasıyla, yapılacak seçimlerde sessizlik ve tarafsızlığın korunmasını sağlamaktan ibaret olacaktır. Mıntıka komutanları gerek gördükleri yerleri denetlemeli, gerekecek önlemleri önceden saptayıp tasarlamalıdırlar. Mahalli askerlik şube-leri, gereğinde mıntıka komutanlarının acele her çeşit isteklerini yeri-ne getirmeye mecburdurlar. Mıntıka komutanlarının valilere olan önerileri, kolordu aracılığı ile olacaktır. Mülkiye memurları ile doğ-rudan haberleşilmeyecektir. Ateşkes hükümlerine uymamıza karşın vatanımızın en önemli yerleri işgal edilmiş, yunanistan'ın aşırı istek-leri, halkı öldürmeistek-leri, çeteler kurmaları üzülerek anlaşılmıştır. "Mu-hafaza-i istikbal için tekmil kuva-yı milliyenın tertip ve istirdat-ı hu-kuk için suver-i muhtelife ile mevcudiyeti ihzara çalışması o derece vücub-u katî halindedir". Saldırılara karşı vatanımızı savunmak ama-cıyla oluşan, günden güne büyüyüp kuvvetlenerek çarpışan bir avuç milletdaşlarımızın gerektiğinde yardımına koşmak ve başka bir taraf-tan çıkması olası iç kargaşa veya bir dış işgali karşılamak üzere Kuva-yı Milliye'nin şimdiden hazırlanması ve düzenlenmesinin "heyetî ve millî bir vazife olduğu", her tarafta "Müdafaa-i Hukuk ve Redd-i İlhak Cemiyetleri" oluşturulması gerekmiştir. Etki altında ve milli istemlerden habersiz İstanbul Hükümeti'nin uygulamaları sonucu bağımsızlık ve her çeşit hak ve kutsal şeylerimizin tehlikeye gireceğini iyice düşünen ordu müfettişleri, kolordu ve fırka kumandanları, va-liler, mutasarrıflar ve kaymakamların büyük kısmı, vatan ve
124 A H M E T E M İ N Y A M A N
lığımızı savunma amacıyla birlikte çalışmaya girişmeyi gerekli ön-görmüşlerdir. Örgütsüz girişim ve kuvvet başarılı olamayacaktır. Sırf bağımsızlık ve gelecek endişesi ile milletin onurundan doğan, siyaset ve diğer isteklerden kesinlikle uzak bulunan, "Müdafaa-i Hukuk-u Milliye ve Redd-i İlhak" cemiyetlerinin oluşturulmasını ve buna yar-dımcı olunmasını kumandanlara emir, mülki memurlara rica ederim diyen Ali Fuat Paşa; örgüte güçlük çıkaracak, yasaklayacak veya kar-gaşalık ile heyecan yaratacak herhangi bir memur veya kişiye mıntı-ka kumandanlarının derhal mıntı-kanunun emrettiği en ağır cezayı verip uygulamasını istemektedir. Bu emir bütün subaylara ve her makama
telgrafla bildirilecektir26. Bu emrin hemen uygulanmaya konularak
daha alt birimlerdeki örgütlenmenin hızlandırıldığı görülür2 7.
Mustafa Kemal Paşa, bütün ordu ve kolordu komutanlıklarına 7 Temmuz 1919'da yaptığı bildirimde, konuyu açıkça ortaya koymuş
ve ülke çapında genelleştirilmiştir28. Bağımsızlığımızı korumak için
örgütlenmiş olan milli kuvvetler, her türlü karışma ve saldırıdan ko-runmuştur. Milli irade etmen ve egemendir. Ordu, bu milli iradeye bağlı ve onun hizmetindedir. Müdafaa-i Hukuk-u Milliye ve Redd-i İlhak Cemiyetleri ile bunların girişimlerinin bozulup dağılmasına yol açacak herhangi bir etkiyi ve karışmayı ordu, kesin olarak önleyecek-tir. Sivil devlet görevlileri de, ordu gibi bu örgütün yasal yardımcıları-dır. Müfettiş ve komutanlar, herhangi bir nedenle görevden çıkarıldık-larında, yerlerini alacak kişiler işbirliği yapacak nitelikte bulunursa görevi devredecekler, etkili bulundukları bölgede kalarak milli görev-lerini sürdürebileceklerdir. Aksi halde komuta hiç bırakılmayacak, yapılan tayin işlemi uygulanmayacaktır: İtilaf devletlerinin baskısıy-la hükümet, herhangi bir askeri birliğimizi veya milli örgütümüzü da-ğıtmak için emir verirse bu yerine getirilmeyecektir. Yurdun herhan-gi bir bölgesine saldırı olursa, bütün millet haklarını savunmaya hazır bulunduğundan, işbirliği içinde heryer birbirine en kısa zamanda haber verecek, savunmada birlik sağlanacaktır.
"Milli O r d u " kavramı ile ilk kez, X I I . Kolordu Komutan Veki-li Ahmet Cevdet'in 29 Haziran 1919'da Harbiye Nezaretine gönder-diği şifre yazıda karşılaşıyoruz. Belirtilgönder-diğine göre; Mustafa Kemal Paşa, Sivas'ta oluşturulacak genel ve milli kongreye, ingilizlerin
her-26 a.g.v.
27 a.g.d, S a y ı : 4 4 Vesika N o : 1 0 3 8 - C . 2 8 Nutuk, s. 50 (Söylev, s. 3 6 - 3 7 ) .
M İ L L İ O R D U 125
hangi bir etkisine meydan vermemek için şimdiden bazı önlemlerin alınmasının gerektiğini bildirmektedir. Bunun için mahallin güvenini kazanmış iki subayın, Maraş yönünü İngilizlerden gelecek tehlikelere kapatmak üzere milli örgüt kurmak ve arazinin savunma yeteneğini araştırmak göreviyle Elbistan'a gönderilmesini istemektedir. Ayrıca, kolordunun ne gibi önlemler düşündüğünü de sormaktadır. Ahmet Cevdet; Harbiye Nezaretine, Maraş'ta İngiliz kuvveti olduğunu, El-bistan'ın da Maraş'a bağlı bulunduğunu belirterek, "Elbistan'da mil-lî ordu teşkilâtı hafî tutulamaz", böyle bir örgüt İngilizleri kuşkulan-dırır. Örgüt yapılmış olsa bile, Sivas'taki kongreyi engellemek için İngilizler ileri yürürse buna "gerek milli, gerek nizamiye kıtalarıyla" engel olmaya kalkışmak hükümetin bugünkü siyasetine uymaz görü-şünü bildirir. Yine ona göre, ilerleyecek İngiliz kuvvetleri karşısında bile, birliklere silah patlatmaksızın çekilme emri verildiği bilinirken, Kolordu Elbistan'da emir dışı savunmaya girişemez. Kemal Paşa, milletin ve vatanın bağımsızlığının tehlikede olduğundan söz ederek milletin kendi azim ve iradesiyle iş görmesi gereğine, "ilhak-ı red he-yetleri ve millî ordu teşkiline dair" ara sıra emirler vermektedir. Da-hiliye Nezareti'nin emirleri ise bunun engellemesi noktasındadır. Bun-dan dolayı çeşitli yönleriyle milli örgütün ne dereceye kadar mümkün olduğu, aksi etkisinin takdiri de buraca bilinmediğinden, Mustafa Ke-mal Paşa'nın emirlerini ne derece yerine getirmek gerekeceğine ve "El-bistan' da teşkili taleb olunan millî ordu ve vazifesi hakkında ne ya-pılmak icabedeceğine dair emirlerine m u n t a z ı r ı m "2 9 demektedir.
Harbiye Nezareti 3 Temmuz'da verdiği cevapta, mıntıkası iş-gal altında bulunan kolordunun herhangi bir yerde, "bugünkü teş-kilât haricinde her ne nam ile olursa olsun yapacağı teşteş-kilât kolordu mevcudiyetine nihayet verilmesini ve mıntıkanın işgaline" etkiden baş-ka bir sonuç vermeyecektir3 0 görüşünü bildirir.
5 Temmuz'da Kütahya Mutasarrıflığının İstanbul'a gönder-diği telgrafta, İzmir çevresindeki milli kuvvetlerin yardımına koşmak ve başka tarafa da yayılması olası bulunan iç kargaşa veya dış işgali karşılamak üzere, Müdafaa-i Hukuk-u Milliye ve Redd-i İlhak Ce-miyeti oluşturulması ve bu örgütü aracılı ve aracısız zorlaştırarak ve-ya ve-yasaklave-yarak herhangi bir memur hakkında mıntıka komutanların-ca ceza uygulanakomutanların-cağı bildirilmektedir. Oysa, Sadaretten 28 Haziran
29 HTVD, S a y ı : 39, Vesika N o : 943. 30 a.g.d, S a y ı : 39, Vesika N o : 945.
126 A H M E T E M İ N YAMAN
1919'da alınan şifre emrinde, "ahali tarafından ne nam ve suretle olur-sa olsun teşkilât vukuuna meydan verilmemesi iş'ar buyrulduğundan hattı hareketimizin tayinine müsaade buyurulması m a r u z d u r "3 1 de-nilmektedir. Yani, Mustafa Kemal Paşa önderliğindeki lider kadronun milli direniş için aldıkları kararlar kuşkular uyandırmakta, İstanbul Hükümetinin engelleriyle karşılaşmaktadır.
Bu arada, İstanbul Hükümeti'nin azınlıklar ve Yunan saldırısına karşı aldığı bazı kararların ülkenin savunulması için askeri makamlar-ca dayanak yapıldığı, hükümetin ise buna şiddetle karşı çıktığı, yasak-ladığı görülür. Sadaretten, Harbiye Nezaretine gönderilen yazıda; 3 Kolordu Kumandanının direnişe karar vermesine neden olan 21 Haziran 1919 tarihli Heyet-i Vükelâ kararının, muhatap olmayan askeri memurlarca direniş anlam.na çekilmek istenmesi dikkate değer bulunmakla beraber; Osmanlı askeri kuvvetlerinin savunma keyfiye-tinin, konferans tarafından kararlaştırılmayan yöreye Yunan saldırısı olması halinde alınmış bir karar olduğu belirtilmektedir. Konferans tarafından işgali kararlaştırılmayan yöreye Yunan saldırısı olduğu takdirde, askeri komutan bulunduğu yeri terketmeyerek, olanakları ölçüsünde savunacak, karşı kuvvet sayıca çoksa ilişkiyi kaybetmeye-cek, silah ve cephanesini yanına alarak geri çekilecektir. Oysa, Ana-dolu'daki askeri kuvvetlerimizin İtilaf devletlerine karşı savunmada bulunmayacağı kabul edilmiştir. Herhangi bir mahalli işgal edecek İtilaf devletlerine karşı askerle karşı koymak, ateşkesin bozulması ve savaş ilanı demek olacağından, işgal karşısında direniş için verilen karar Nezaretçe zararlı ve uygulanamaz görüldüğünden, bu gibi
du-rumların önüne yalnızca siyasetle geçmek gereği bildirilmekteir3 2.
Harbiye Nezaretinden 9 Temmuz 1919 tarihinde yazılan gizli yazıda, 2. Ordu Müfettişliği ve 20. Kolordu Kumandanlığı 23. Fırka hakkında uyarılmaktadır: 23. Fırkanın millî örgüt ve saireden söz ile askeriye ve mülkiyeye bildirilen bir emri görülmüştür. Bir gün önceden
31 a.g.d, S a y ı : 2, Vesika N o : 32.
32 a.g.d, S a y ı : 2, Vesika N o : 4 0 ; K a r a r için bkz. a.g.d, Vesika N o : 2 3 ; R u m h a l k ı n taşkınlıkları v e Y u n a n i s t a n ' a karşı y a p ı l a c a k b u direniş, işgal a l t ı n d a b u l u n a n yöreleri k a p -s a m a y a c a k t ı r . Ve-sika N o : 4 0 . ; A y r ı c a , b u n a b e n z e r bir d u r u m u n u n D o ğ u A n a d o l u Bölgesi i ç i n d e geçerli o l d u ğ u g ö r ü l ü r . 15. K o l o r d u K u m a n d a r i ı K a z ı m K a r a b e k i r Paşa, H a r -b i y e N e z a r e t i n e g ö n d e r d i ğ i 9 T e m m u z tarihli y a z ı s ı n d a ; Meclis-i V ü k e l â ' n ı n , sınır-d a n h i ç b i r E r m e n i ' n i n geçirilmemesi ve islamın h e r t ü r l ü s a l sınır-d ı r ı sınır-d a n k o r u n m a s ı için gere-ken ö n l e m l e r i a l m a k t a gere-kendisine serbestlik verdiğini belirtip, tehlike a n ı n d a seferberlik i l a n e t m e y e k a n u n e n yetkisi b u l u n d u ğ u n u ileri sürer. B u n a ters emirlere u y m a y a c a ğ ı n ı ve u y a n l a r ı d a c e z a l a n d ı r a c a ğ ı n ı d u y u r u r , a.g.d, S a y ı : 45, Vesika N o : 1056.
MİLL O R D U 127
bildirildiği üzere orduca bu gibi örgüt kurmak veya yardım etmek Meclis-i Vükela kararıyla yasaklanmıştır. Buna kalkışanlar hakkında kovuşturma gerekli bulunmuş olduğundan gerekenlere bildirilmesi
ve yerine getirilmesi istenmiştir3 3. Bu ve bunun gibi emirlerin
Hazi-ran 1919'dan itibaren sık sık tekrarlandığı görülür: "... her kim ta-rafından her ne n a m ve suret ile olursa olsun hususi bir takım teşkilât vukuuna ve ahaliden bu uğurda malî ve bedenî istekte bulunulmasına askeriye ve mülkiyece kesinlikle meydan verilmemesi ve bu teşebbüsler hakkında sıkı takip..."3 4 "... askeriyenin vasıta kılındığı, yardım ve korumada bulunduğuna dair haberler gelmektedir. Ordu mensup-larının her türlü siyasi akımdan uzak bulunmalarını talep.,."3 S. "teş-kilât-ı milliyeye bilvasıta ve bilâvasıta işkâl edecek harekette bulunan memurlar hakkında en şiddetli cezanın tatbiki mukarrer bulunduğu tebliğ kılındığı..."3 6.
Görüldüğü gibi milli harekete yapılacak yardım ve verilecek des-tek konusundaki düşünceler birbirinden tamamen ayrılmakta, asker-ler ve sivil memurlar her iki tarafça da baskı altına alınmaktadır. Olu-şan milli direnişin önemini kavrayamayıp, ona engel olmak isteyenler, hareketi Trablusgarp direnişine benzetmişler, "çete tertibi suretiyle Trablusgarp muharebesinin idamesi Balkan muharebesini tevlit ve dünkü tebaamız olan akvamı sagirenin istanbul kapılarına kadar vü-cudunu intaç e t t i "3 7 diyerek, milli hareketin büyük zararlar verece-ğini ileri sürmüşlerdir.
33 a.g.d, S a y ı : 44, V e s i k a N o : 1039.
34 a.g.d, S a y ı : 2, Vesika N o : 2 3 (21 H a z i r a n 1919) v e 34 (8 T e m m u z 1919). 3 5 a.g.d, S a y ı : 2, Vesika N o : 39 (24 T e m m u z 1919); a.g.d, S a y ı : 3, Vesika N o : 47. (19 Ağustos 1919); 23 H a z i r a n 1 9 1 9 ' d a D a h i l i y e N a z ı r ı Ali K e m a l Bey vilayetlere g ö n d e r -diği şifre y a z ı d a ; Mustafa K e m a l P a ş a ' n ı n b ü y ü k bir asker o l m a k l a birlikte, b u g ü n k ü siya-seti bilmediğini, g ö r e v i n d e h i ç başarılı o l m a d ı ğ ı n ı , İngiliz O l a ğ a n ü s t ü Temsilcisi'nin isteği v e üstelemesi ile g ö r e v d e n a l ı n d ı ğ ı m açıklar. R e d d - i İ l h a k dernekleri gibi, K a r e s i (Balı-kesir) v e A y d ı n d o l a y l a r ı n d a m ü s l ü m a n halkı haksız y e r e k ı r d ı r m a k t a n v e h a l k ı h a r a c a kesmekten b a ş k a bir iş g ö r m e y e n e m i r d i n l e m e z , saygısız v e yasadışı k u r u l a n bir t a k ı m k u r a l l a r için ö t e d e n b e r i çektiği tellerde d e siyasetteki y a n ı l g ı l a r ı n ı y ö n e t i m o l a r a k d a a r t -tırdı. Artık kendisiyle resmi işlere girişilmemesi v e h ü k ü m e t işleriyle ilgili h i ç b i r isteğinin y e r i n e getirilmemesini istemiştir. Nutuk, s. 36, (Söylev, s. 2 6 ) .
36 a.g.d, S a y ı : 2, Vesika N o : 31 (9 T e m m u z 1 9 1 9 - D a h i l i y e N e z a r e t i n ' d e n H a r b i y e N e z a r e t i n e ) ; H a r b i y e N e z a r e t i n e g ö r e (8 T e m m u z 1919); m e v c u t o l d u İtilaf devletlerine karşı hiçbir şey y a p a c a k g ü ç t e o l m a d ı ğ ı n d a n , ateşkesin b o z u l m a s ı n a n e d e n o l m a m a l ı d ı r . İşgalin ö n ü n e a n c a k siyasetle g e ç m e k m ü m k ü n d ü r . î ş g a l b ö l g e l e r i n d e bol p a r a v e geniş p r o p a g a n d a ile cahil o l a n h a l k ı m ı z zehirlenmiştir. Devlet ise, " . . . h e r t a r a f ı n a k u r t l a r h ü c u m etmiş a ğ a ç h a l i n d e b u l u n u y o r . B u n l a r ı n seri t a h r i b a t ı b u a ğ a c ı b i r d e n b i r e k u r u t u -v e r e c e k t i r . " a.g.d, S a y ı : 2 , Vesika N o : 24.
128 A H M E T E M N YAMAN
Emirlerle direnişin oluşumunu engelleyemeyen hükümet, ordu-da yeni düzenlemeler yaparak hareketi boğmak istemektedir. Bu amaç-la, 14 Ağustos 1919'da Ordu Müfettişliklerinin sivil memurlara direk-tif vermeleri yetkisini kaldırmış3 8, 15 Ağustos 1919'da komutanların kendi aralarındaki şifreli yazışmalarını yasaklamış3 9, 19 Ağustos 1919' da Padişah iradesi ile I., II., I I I . Ordu Müfettişlikleri kaldırılmış, kol-orduların doğrudan Harbiye Nezareti ile haberleşmeleri bildirilmiştir4 0.
T ü m engellemelere karşın ordu, milli örgütlenmeye yardımcı ve destek olmuş, Amasya Genelgesi ve Mustafa Kemal Paşa'nın 7 Tem-muz 1919 tarihli emirlerine bağlı kalmıştır. Zaman zaman istanbul hükümetine bilgi verilip, uyarılarda bulunulurken, bazen de emirlere açıkça karşı çıkılarak, milli hakların ve direnişin savunuculuğu yapıl-mıştır. Mustafa Kemal Paşa'da, istanbul Hükümetini sık sık uyararak, milli güce dayanması ve milletle birlikte çalışması gereğini vurgula-mıştır. Örneğin; 16 Ağustos 1919'da Damat Ferit Paşa'dan, hüküme-tin yasal olan milli akıma karşı engelleyici tutumunu bırakarak, mil-li kuvvetlere dayanması ve her türlü girişimde milletin isteklerine uy-ması dileğinde bulunur, ingilizlerin gösterdikleri yolda kuruluş ça-resi aramak, sonuçta düş kırıklığına neden olacaktır, istanbul Hükü-meti'nin üzüntü doğuran düşmanca davranışları, milleti, istanbul Hükümetine karşı istenmeyen davranışlara sürükleyecek niteliktedir, iradesini kullanabilecek güçte olan milletin yapacaklarını
önleyebile-cek hiçbir güç yoktur4 1.
Erzurum ve Sivas Kongrelerinde vatanın kurtarılması için yapı-lan çalışmalar ve alman kararlar aşama aşama milletçe benimsenecek, inançla uygulanacaktır. Sivas Kongresi'nce, kongre dağıldıktan sonra kararlarını yürütecek, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemi-yeti'ni sürekli temsil edecek bir Heyet-i Temsiliye oluşturulmuştur. Tüzüğünün 4. maddesine göre Heyet-i Temsiliye, "geçici gükümet" görevini üzerine alacaktır. Günün şartlarına göre en uygun yerde bu-lunacak, mevcut milli örgütlerimizin varlığını ve devamını sağlamak
3 8 a.g.d, S a y ı : 3, Vesika N o : 54.
39 Cebesoy, a.g.e., s. 147-148. Ali F u a t P a ş a , H a r b i y e Nazırı S ü l e y m a n Şefik P a ş a ' n ı n b u e m r i n e sert tepki göstermiş, b i r g ü n i ç i n d e e m i r geri almasını, yoksa b ü t ü n telgrafh a n e l e r i n i n işgal a l t ı n a a l ı n a r a k telgrafh a b e r l e ş m e n i n eskisi gibi s ü r d ü r ü l e c e ğ i n i bildirmiştir. N a -z ı r ' d a n ses ç ı k m a y ı n c a b u u y a r ı uygularimış, b u n u n ü -z e r i n e e m i r n a -z ı r t a r a f ı n d a n geri alın-mıştır.
40 a.g.d, S a y ı : 3, Vesika N o : 5 6 - 5 7 . 41 Nutuk, s. 7 4 - 7 5 (Söylev s. 54).
MİLLÎ O R D U ' 129
için önlemler alacak, örgütleri birleştirmek, temsil etmek yetkisinde olacaktır. Vatan ve milletin kaderi ile ilgili bütün işleri milletin çıkarı-na uygun yürütmekle, her önlemi almakla, gerektiğinde tüm milletin maddi ve manevi güçlerini toplayarak savaşmakla yükümlüydü. Sal-dırıya uğraması olasılığı bulunan yerleri şimdiden dikkate alacak ve gereğini düşünecekti. Halkın yaşamlarının devamı için mahalli şart-ları da göz önünde tutarak bir plan yapacaktır. Bu plan, mahalli
he-yet-i idarelerce şimdiden bilinecektir4 2. Oluşturulacak örgüt, bir
di-ğerine bağlı olmak şartıyla köy ve mahallelerden başlayarak nahiye, kaza, liva, vilayet, bağımsız liva ayırımına tabidir. Liva heyet-i ida-resi, milli örgütü ortaya çıkarmak ve özellikle bekçi örgütüne önem vermekle görevlidir4 3.
İtilaf devletlerinin baskısıyla ordu birliklerince boşaltılmış, an-cak halkın direnişinin bireysel de olsa fiilen başladığı güney cephesin-de, Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri ve "milli ordu" oluşturulması da Sivas Kongresi esaslarına uygun, bölgesel şartlar göz önüne bulundu-rularak, Heyet-i Temsiliye tarafından alınan bir karardır. Karardan anlaşıldığına göre, direniş örgütünün oluşumu için daha önce görev-lendirmelerde bulunulmuş, gereken ön hazırlıklar bir ölçüde tamam-lanmıştır. Heyet-i Temsiliye, kongrenin kendisine verdiği yetkiye da-yanarak aldığı kararda; mevcut durumu, Ermeni tehlikesini anlatmış, saldırılara karşı örgütlü karşı koymanın önemini vurgulayarak, nasıl »hareket etmek gerektiğini belirlemiştir. Buna göre; Fırat nehrinin batısında kalan bölge, 3., 12., 13. ve 20. kolordulara bölünerek, bun-ların güvenliği ve çalışmalara başlayan Müdafaa-i Hukuk Cemiyet-lerinin her bakımdan desteklenmesi, saldırılara karşı milli örgütün güçlendirerek karşı konulması görevi, bu kolordulara verilmiştir. Sal-dırılara karşı koymak ve düşmanı kuvvetle Anadolu'dan kovmak amacıyla kurulmasına karar verilen Milli O r d u ' y u ; ordu birlikleri emrine alıp, planına uygun olarak yönetecektir. Milli Ordu örgütünün, resmi bir ordu düzeni ve onun düzeyinde olmasa bile, az çok aynı yöntemlere ve aynı düzenlemeye sahip olması gerekli görülüyordu. Yukarıda belirtmeye çalıştığımız, Anadolu'nun güneyinde Mü-dafaa-i Hukuk Cemiyetleri ve Milli Ordu kurulmasına ilişkin, 11 Eylül 1919 tarihli Heyet-i Temsiliye kararı; kolordulardan heyet-i 42 Bekir Sıtkı Baykal, Heyet-i Temsiliye Kararlan, A n k a r a , T ü r k T a r i h K u r u m u Ba-sımevi, 1974, s. V I - X I I ; M a h m u t G o l o ğ l u , Sivas Kongresi, A n k a r a , B a ş n u r M a t b a a s ı , 1969, b. 221.
130 A H M E T E M N YAMAN
idarelere kadar duyurulmak üzere aşağıdaki düşünce ve esasları be-lirtiyordu4 4 :
Mondros Mütarekesinden sonra (Osmanlı) hükümetimizin, Adana vilâyetiyle, Antep, Maraş ve Urfa livalarını boşaltma gafletin-de bulunmuş olmasından yararlanarak bu bölgegafletin-de İngiliz ve Frasız-ların himayesi altında Ermeniler çalışmaya başlamış ve bu adı ge-çen bölgede önemli bir Ermeni kıtaatı vücuda getirmek amacıyla ve bir seneden beri olumlu çalışmayla izlenen işgal siyaseti karşısında, yazık ki şimdiye kadar cemiyet teşkilatından yoksun ve bundan dolayı güçlü bir dayanışmayla Müdafaa-i Hukuk başarısından menedilen müslümanların ferdi girişim derecesini geçemeyen fedakarlıkları dahi faydalı bir sonuç vermeyerek Kilikya önemli bir Ermenilik tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır.
Millî bağımsızlık, vatanın bütünlüğü, hilafetin korunması ama-cıyla Osmanlı memleketinde yaşayan bütün müslüman halkı bir amaç etrafında birleştirerek mütarekenin imza edildiği gün bayrağımız al-tında kalan sınırlar içindeki vatan parçalarının her türlü saldırı ve tecavüze karşı, sükûna kadar müdafasını kararlaştırılmış bulunan Ana-dolu ve Rumeli Alüdafaa-i Hukuk Cemiyeti, AnaAna-dolu'dan zorla ko-parılmak istenen ve alışılmış bir askeri işgal altında bu hedefe doğru her gün biraz d a h a yaklaştırılan Adana Vilayeti ile Maraş ve Antep, Urfa livalarının maruz bulunduğu akibete dahi seyirci kalamazdı. Bundan dolayı adı geçen bölgede gerek yabancı işgal ve istilalarına ve gerek bu perde arkasından uygulanmak istenilen Ermenilik amaç-larına yöneltilmiş tecavüzlerini süratle durdurmak ve çoğunluğu oluş-turan İslamların hukukunu müdafaa ile düşmanları kovarak işgalden kurtulmak amacıyla yirminci, onüçüncü, üçüncü ve onikinci kolordu-larla civar bulunan millî teşkilatın mevcut olan yardımına dayanarak adı geçen bölgede esaslı teşkilât vücuda getirmeğe ve düşmanların her türlü saldırılarına karşı koymaya azmetmiştir. Cemiyet, vatan göreviy-le ilgili tüm makamlar ve teşkilâtın gayretli çalışması ve yardımına sahip olacağından ümid vardır.
Şimdiye kadar bu bölgede yapılan saldırılar aşağıda olduğu gibi
özetlenebilir: N 1 - Fransız ve İngiliz memurları ile bunlar tarafından teşvik ve
yardım gören Ermeni komitelerinin ve bunlara dayanılarak müslü4 müslü4 A T A T E B A Ş K A N L I Ğ I , Istatiklâl Savaşı Arşivi, K l a s ö r : 259, D o s y a : 2 3 2 3 , F i h -rist 1 - 1 6 .
M İ L L O R D U 131
manların millî duygularını kırmak için zor kullanan Ermeni unsur-larının maddi ve manevi saldırıları,
2 - Osmanlı memleketinin diğer yerlerinde ve özellikle Diyarbakır yönlerinde, Halep ve Suriye mıntıkalarında bulunan önemli Ermeni unsurunun mevcudiyetini kolaylaştırarak, sağlayarak bu bölgede Er-meni nüfusunun büyük oranda artırılması,
3 - Yabancı üniformasıyla Ermeni kıtalarının buralara gönderil-mesi ve buralardaki Ermenilerin yabancı askeri kıtalara katılması su-retiyle takviye edilmesi.
4 - Siyasi, sosyal ve iktisadî her türlü baskılar ile islam halkın zor duruma düşürülmesi, az zaman zarfında müslümanların sosyal üs-tünlüğü yok edilerek yavaş yavaş göç etmeye zorlanması.
5 - İslam halk arasında bin türlü vesilelerle anlaşmazlıklar çıka-rarak birlik ve beraberliğin bozulması çabası ve yabancı himayesini kabul ve kurulmasına razı olmasının sağlanması.
Bu saldırılara karşı Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Ce-miyeti (hudut esasiyesi) esas sınırı, aşağıda olduğu gibi hareketin sü-rede uygulanmasını gerekli sayar:
Önce, adı geçen bölgedeki işgal mıntıkası üçe ayrılır.
Birinci mıntıka: Mersin, İskenderun, Osmaniye, Sis, Bağçecik Dumlu. Bu mıntıka yirminci kolordu ile buraya civar Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri teşkilâtına bağlı olacaktır.
İkinci mıntıka: Dumlu, Sis, İskenderun (bu üç mıntıka hariç) Kilis, Ayıntab (bu iki mevki dahil), Birhan, Samsat, Hasan Mansur (bu üç mevki hariç) üçüncü kolordu ile buraya civar Müdafaa-i Hu-kuk teşkilâtlarına aittir.
Üçüncü mıntıka: İkinci mıntıkanın tersindeki mıntıka olup on-üçüncü kolordu ile buraya civar Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri teş-kilâtına bağlıdır.
İkinci olarak, yukarıdaki mıntıkalarda yabancı ve Ermeni unsur-ların İslam toplumunu yok etme amacıyla olagelen saldırıunsur-larına karşı millî teşkilâtın takviye ettirilmesi ve takviye olunması suretiyle karşı konulması ve siyaseten adı geçen saldırının giderilmesi mümkün ol-mazsa bu günden itibaren esası kurulacak Milli Ordu ile düşmanları kuvvetle Anadolu'dan kovmaktan ibaret olan amacın sağlanması için aşağıdaki maddelerin derhal uygulanması lazımdır,
132 A H M E T E M N YAMAN
" T A H S İ S K I L I N A N M I N T I K A L A R D A MÜDAFAA-I H U K U K C E M İ Y E T İ N E A l T T E Ş K İ L Â T I N S U R E T İ T A T B İ K Î "
1 - Her kolordu kendine verilen mıntıkayı duruma uygun olarak bir kaç ikinci derecede mıntıkaya böler. Her mıntıka için en yakın ma-haller birer teşkilât merkezi kurar. Bu merkezler teşkilâta memur ola-cakların "emin el herekesi", gönderilecek silah, cephane, malzeme ve sairenin depo yeri ve muhabere merkezi olur. (Bu merkezlerin oluş-turulma sebebi adı geçen bölgede henüz emniyetin mevcut olmaması-dır).
2 - Bir taraftan merkezlerin oluşturulması ve meydana getiril-mesiyle uğraşılırken bir taraftan da teşkilata tabi tutulacak mıntıka-nın genel durumu incelenecek ve güvenilir araçlarla takviye edilecek-tir. Bu hazırlığın bitiminde hemen işe girişilecek, gizli suretle teşkilâ-ta başlanacak, iş ve nizamname gereğince uygulanmasına yardımcı olunarak, bunun himayesi amacı ile de nizamnamenin tahkikasındaki sabit ve seyyar müfrezeler oluşturulur.
3 - Teşkilât nizamnamesinin uygulanmasına iki taraftan başla-mak pek yararlı olur. Bir taraftan gayet esaslı bir suretle islam köy ve nahiye ve kasabalardaki mahallelerde teşkilât yapmak, diğer taraf-tan vilâyet, liva, kaza merkezlerinde "heyet-i merkeziye" ve "heyet-i idare" leri canlandırmak. Heyet-i merkeziye ve idarelerin esas görev-leri şunlardır: Ahaliyi uyarmak, vatan duygularını uyarmak, teşki-lâtı takviye ve genişletme, mevcudiyetini sürdürmek ve korumak, gü-vensizlik ve suistimale engel tedbirler almak şartıyla yardım parası toplama, muhafaza ve dağıtılması.
4 - Teşkilâtın son derece gizli kalması başarıyı sağlayacak araç-ların en önemlisi olarak kabul edilmelidir. Bunun için Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti teşkilâtına imam, muhtar, köy hocasından oluşmuş
"cemaat-i islamiye" teşkili verilmelidir.
5 - Adı geçen mıntıkalara gönderilecek kişiler, son derece fedakâr ve namuslu subaylardan ve sivillerden seçilir. Bunlar kolordu ile fır-ka kumandanlarının veyahut heyet-i merkeziyelerin vesifır-kasına sahip olacak ve memuriyetleri devam ettiği sürece asgarî ne kadar para ile geçimlerini sağlıyabileceklerine dair vesikalarına açıklama verilecek ve bu vesikalar teşkilât mıntıkaları dahilindeki heyet-i merkeziye ve idarelere gösterilerek buna göre maaş taleb olunacaktır. Sabit ve diğer gönüllü müfrezeleri kumandanları rütbeleri ne olursa olsun maiyyet,
M İ L L O R D U 133
hayvan, iaşe giderleri hariç olmak üzere otuzar lira alacaklardır. Adı geçen müfrezeler fertlerine yevmiye yarım lira ve bir ceket, ekmek (at-lı ise hayvan iaşesi hariç) verilecektir. Harcama, mahallerinde topla-lanacak "iane sandıkları"ndan ödenecektir.
6 - Aşağıdaki maddeleri kesin suretle müslümanlara tebliğ etmek ve bu kanunlara riayet ettirmek, heyet-i merkeziye ve idarelerin önem-li görevlerinden birisidir.
A- Göç yasaktır. ^ B- Arazi ve emlâk yalnız müslümanlara satılacak ve yabancılarla
hıristiyanların araziye sahip olmalarına meydan verilmeyecektir. C- Müslümanlar arasında gayet samimi bir dayanışma oluşma-sına çalışılacak ve herkes birbirine ve milli amaca malen ve bedenen yardım etmekle mükellef olacaktır. (Köylerde ve nahiyelerde "mua-vin" sandıkları meydana getirmek. Millet uğruna çalışanların şahıs-larına ve ailelerine bu sandıklardan yardım etmek gibi tedbirler alın-malıdır) .
D- Milli amaca hizmet edenler ve ülkü sahihleri celbiyle, okullar tesisine önem verilecektir.
E- Gayri müslim unsurlar hakkında sıkı bir boykot uygulanarak, alış veriş özellikle müslümanlar arasında yapılacaktır.
F- Milli birlik etrafında pek ziyade emniyet ve faaliyetle çalışıla-r a k bu amaca hıyanet edenleçalışıla-r cezalandıçalışıla-rılacaklaçalışıla-rdıçalışıla-r.
G- J a n d a r m a , polis, orman, köy ve çarşı bekçiliği ve her türlü konuda kolculuk gibi hizmetlerde müslümanların kullanılması sağla-nacak ve zabıta kuvveti teşkil eden bu unsurların mutlaka elde bulun-durulmasına özen gösterilecektir.
H- Teşkilâtta asıl olan reislerin korunması ve kişisel güvenlikle-rinin sağlanmasına pek çok dikkat edilecek ve muhalefet reislegüvenlikle-rinin etkisiz bırakılmasına çalışılacaktır.
I- Milli teşkilâtın idaresi; mutlaka ordu ve subay ve astsubayla-rının ve özellikle başkanlık mevkiinde büyük hizmete muktedir tec-rübeli diğer hamiyetli kişilere muhtaç olduğundan bu özelliklere sa-hip olanlar kolordu mıntıkalarından seçilerek, tayin ile gönderilecek-lerdir.
134 A H M E T E M İ N YAMAN
" M İ L L İ O R D U T E Ş K İ L Â T I "
Mütarekeden beri mukaddes vatanımızı her suretle parçalamak-ta devam eden işgal ve istilalara karşı, gayri-resmi surette ordu kıparçalamak-ta- kıta-ları, milli kuvvetleri kendi emrine alıp planına uygun olarak harekatı idare ve tatbik etmeyecek olursa, sevk ve idarede başarı, kurtuluş ola-mayacağı anlaşılmıştır. Halbuki Adana vilayetiyle Maraş, Antep, Urfa livalarında yazıkki orduya mensup kıtalarımız olmadığından bu önemli noksana çözüm olmak amacıyla adı geçen bölgede milli bir ordu teşkil edebilmek için şimdiden hazırlanmak zorunluluğu açıktır. Milli ordu teşkilâtı w s m i bir ordu teşkilâtına eşit ve onun kadar düzgün olmasa bile az çok aynı usullere ve aynı düzenlemeye sahip olmak la-zımdır. Milli orduyu teşkil edecek kişiler, muntazam orduyu tamam-layacak efradın şartlarından olarak, sayısı ve hangi kıtaata mensup olacağı milli ordu kumandanı tarafından tayin olunacaktır. Silah altı-na çağırma ve toplama hususları muntazam ordunun efradımnkindeki aynı usullere tabi olmak gerekir ise de, muntazam orduların araçları milli ordularda da mevcut olamayacağından bu görev mahalli mülki-ye ve askerlik şubesi memurlarıyla, hemülki-yet-i merkezimülki-ye ve idarelere bıra-kılacaktır. Bu şahıslar (asker) çağırma ve toplama meselesini, sırf bir resmi görev olarak kabul edip, bunun en önemli bir milli görev oldu-ğunu anlamak ve ona göre çalışmak mecburiyetindedir. Mamafih bu hususta pratik bir surette en fazla görev askerlik şubesi memurla-rının üzerinde tertip edileceğinden, bunların görevlerindeki önemi an-lamış olmaları lazımdır. Bunun için kolordular, teşkilâta memuren gönderecekleri subayları açık olan askerlik şubesi başkanlıklarına ta-yin ederlerse, bunlardan azami yarar sağlamış olacaktır.
Bu bakış açısına göre sayılacak tedbirler aşağıdaki maddelerle özetlenebilir:
1 - Milli ordu teşkilâtı ne kadar gizli kalırsa o kadar başarı vardır. Bundan dolayı bu teşkilâtı da "cemaat-ı islamiye teşkilâtı" şeklinde kurmak ve milleti "mabed-i islamiye" etrafında birleştirerek hukuku-nun korunması amacına dinî ve ruhanî esaslar ile kutsal bir şekil ver-mek pek çok başarı sağlar.
2— Bu esasa göre, cami ve mescidi olan her köy ve mahalle bir pi-yade takımı sayılarak bu takımın idaresi mescidin müezzini veya kö-yün hocası gibi kişi veya bu sıfatı takınacak olan günüllülere teslim olunacaktır. Sayısı çok fazla olacak takımlara kumandan tedariki müm-kün olamazsa terhis edilmiş kudretli çavuş ve başçavuşlardan yarar-lanılabilir.
M İ L L İ O R D U 135
3 - Her nahiye merkezi bir bölük ve her kaza merkezi (vilayet ve liva merkezleri dahil) bir tabur heyeti teşkil edecektir. Askerlik şube-leri başkanları tabur, askerlik şubesi bölük subayı bölük kumandanı tayin edilmelidir. Ancak bunların muktedir olanlarla hemen
değişti-rilmesi pek önemlidir. ^ 4 - Cami ve mescitlere veya buraya yakın gizli mahallere veyahut
kontrol altında olmayan askerlik şubesi depo yollarına gizlemek üze-re kolordular şimdiden silah, cephane vesair geüze-reken geüze-reçleri gönde-rerek hazırlığa başlamalıdır.
5 - Millî ordunun iskeletini, takım, bölük, tabur teşkilâtı vücuda getirecektir. Sonra genel bir plan gereğince bunların seferberliği ko-laydır.
Gerektiğinde milli takım, bölük ve taburların süratle teşkili hak-kında kolordular mahalli durumu gözönüne alarak bir talimatname yapılmalı ve mahallerine göndermelidir.
6 - Gönüllü müfrezeler saldırıya uğrayan köy ve kasabayı savuna-may acak kadar zayıf ise, mahalli heyetin kararı ve askerlik şube baş-kanlarının emirler ile bu köy ve kasabalardaki millî ordu takımları gizli bir surette silâh altına alınabilir.
7 - Hükümet, heyet-i milliye ve askeriyenin milli teşkilâta azami yardımda bulunması başarı için şarttır.
Lahika- Şimdiye kadar Heyet-i Temsiliye ile çeşitli makamlar tarafından gönderilen memurlar, vücuda getirilen teşkilâta dair bilgi özetle eklenmiştir. Bunlar hangi kolorduların mıntıkasında bulunur-larsa, doğruca o kolordulara müracaatla alacakları talimata göre ha-reket etmeleri lazımdır.
Suret-i tebliğ:
(3, 12, 13, 20) ncı kolordulara ve kolorduların lüzum göreceği heyet-i merkeziye ve idarelerle diğer gerekenlere verilmek üzere...
Temsil Heyeti
11 Eylül 335 (Mühür)
Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti.
• v
Alınan bu kararlar doğrultusunda Güney Cephesine çeşitli lüt-belerde subaylar gönderilmiş, daha önce gönderilen subaylar da doğ-rudan mıntıkasında bulunduğu kolorduya bağlanmıştır. Gönderilen
136 A H M E T EMİN YAMAN
subaylar, sivil kıyafetler ve takma adlarla hareketi kolordulara bağlı olarak sevk ve idare edeceklerdir. Bazıları, Mustafa Kemal Paşa'nın
yanında bulunmuş, O ' n u n tarafından görevlendirilmişlerdir45.
"Ce-maat-i İslamiye adı altında" yapılan örgütlenmenin çalışmalarını, Sivas Kongresi'nden sonra, Müdafaa-i Hukuk adı altında Heyet-i
Temsiliye'ye bağlı olarak programlı biçimde sürdürüldüğü görülür4 6.
Kolordular da, kongre kararları doğrultusunda faaliyete geçmiş-lerdir. Örneğin, 3. Kolordu Komutanı Kurmay Albay Selâhattin Bey, Güney bölgesindeki olayları yakından görmek amacıyla
Elbis-tan'a gitmiş, Sivas'taki vekiline 26 Ekim 1919'da şu emri vermiştir4 7;
Bölgeye Fransız askeri gelmeden milli örgütün kurularak haklarına sahip olması ve işgale karşı koyması kutsal bir görevidir. 13. Kolordu, Urfa'ya bir süvari alayı gönderecektir. 3. Kolordu Maraş'ı ve müm-künse Antep'i işgal edecek; Elbistan ile Maraş ve Antep'de mevcut milli direniş örgütünü düzenleyecektir. Antep'e, Malatya'dan da bir müfreze gönderilmesi düşünülmelidir. Kolordü'nun Maraş'taki milli kuvvetleri ele alması için Pınarbaşı'ndan seçilmiş bir süvari takımı gönderilmelidir. T ü m bunlar gizli tutulacaktır.
20. Kolordu Komutanı Ali Fuat Paşa kongreden hemen sonra Kayseri'ye gelerek Doğan, Tufan ve Sinan Beylerle görüşmüş,
bunla-ra gereken direktifleri vermiştir4 8.
4 5 C e p h e d e görev y a p a n s u b a y l a r ı n beilibaşlıları ş u n l a r d ı r : T o p ç u Binbaşı K e m a l Bey " K o z a n o ğ l u D o ğ a n B e y " t a k m a a d ı y l a K i l i k y a K u v a - y ı M i l l i y e K u m a n d a n ı , P i y a d e Yüzbaşı O s m a n N u r i Bey " A y d ı n o ğ l u N u r i B e y " t a k m a adıyla O ' n u n y a r d ı m c ı s ı d ı r . O s m a n N u r i Bey, A m a s y a ' d a Mustafa K e m a l P a ş a ' y a katılmış, E r z u r u m ve Sivas K o n g r e -lerinde y a n ı n d a b u l u n m u ş t u r . Y ü z b a ş ı S a l i m " K u r t o ğ l u Y ö r ü k S a l i m B e y " , Ü s t e ğ m e n Asaf " K ı l ı ç Ali Bey"", E d i r n e ' l i Yüzbaşı R a t ı p " T e k e l i o ğ l u S i n a n B e y " , Yüzbaşı K â m i l Bey " P o l a t Bey"', T e ğ m e n Sait " Ş a h i n B e y " , Kilisli Ü s t e ğ m e n Yusuf R ı z a " A r s l a n B e y " t a k m a a d l a r ı y l a isim y a p m ı ş l a r d ı r . A y r ı c a : Y ü z b a ş ı Ali R ı z a , İ s t i h k â m Ü s t e ğ m e n Mustafa, T e ğ m e n Celal, A s t e ğ m e n Besim, Silifke Askerlik Ş u b e Başkanı Binbaşı E m i n Arslan Bey, Y ü z -başı A b d u l l a h v e Y ü z b a ş ı Ali S a i p , G ü n e y c e p h e s i n i n ö r g ü t l e n m e s i için çalışmış, milli dire-nişe b ü y ü k katkıları o l m u ş s u b a y l a r ı n bir b ö l ü m ü d ü r . T.l.H. Güney Cephesi, C . I V , s. 61, 6 8 - 7 9 v d .
46 T.l.H. Güney Cephesi, C . I V , s. 5 0 ; O c a k 1919'da A n t e p ' i n İngilizlerce işgal edilme-si ve bazı t u t u k l a m a l a r üzerine bir m i t i n g yapılmış, Belediye Başkanı Lütfi Bey, h a l k ı n iş-gali k a b u l etmeyeceğini ilan etmişti. Bu m i t i n g l e b e r a b e r A n t e p ' i n ileri gelenleri tarafın-d a n B ü l b ü l z a tarafın-d c H a c ı A b tarafın-d u l l a h Efentarafın-di H o c a n ı n b a ş k a n l ı ğ ı n tarafın-d a " C e m i y e t - i İ s l a m i y e " atarafın-dı a l t ı n d a bir ö r g ü t k u r u l d u . Sivas K o n g r e s i n d e n s o n r a Kilis'te k u r u l a n C e m i y e t - i İsiamiye, M ü d a f a a - i H u k u k C e m i y e t i adı a l t ı n d a p r o g r a m l ı o l a r a k ç a l ı ş m a l a r a başladı", a.g.e, s. 79.
47 a.g.e, s. 5 1 - 5 2 . / 48 a.g.e., s. 69.
MİLLİ O R D U 137
24 Aralık 1919 tarihli 3. Kolordu yazısına göre d e4 9: Fransızlar
Maraş, Antep ve Urfa'daki kuvvetlerini artırarak, işgali olup bittiye getirmeye çalışmaktadırlar. Buna karşı kolorduca, bölgedeki örgütün kuvvetlendirilmesine çalışılmakla birlikte, bunu yönetebilecek feda-kar ve çalışkan komutan ve subaylara gerek görülmektedir. 5. ve 15. tümenler böyle kudretli ve göreve istekli birer astsubay ve ikişer subayı izinle geçici olarak bölgeye göndererek, adlarını bildirecek-lerdir.
Güney bölgesindeki milli direnişe ilişkin düzenlemeler, kolordu-lara bağlı olmak üzere 1920 yılı boyunca sürmüş, Adana Cephesi Ko-mutanlığı ve buna bağlı olarak Kilikya Kuva-yı Milliyesi, Ayıntap Kuva-yı Milliyesi gibi adlarla5 0, ancak "milli O r d u " d a gördüğümüz kuruluş niteliği pek değişmeden devam etmiştir.
Batı Cephesi'nde de, Güney Cephesi'ndeki gibi bir örgütlenmeye gidilmek istendiği ve bu amaçla Sivas Kongresi'ııce kararlar alındığı görülür. Daha Kongre kararları açıklanmadan, 9 Eylül 1919'da Ali Fuat Paşa, "Garbi Anadolu Kuva-yı Milliye Kumandanlığı"na oy-birliği ile atanmıştır. Milli hareket ve girişimlerde Heyet-i Temsiliye ile bağlantısını koruyacak olan Ali Fuat Paşa; Aydın Cephesi Kuva-yı Milliye'sine yetenekli bir kumandan atamakla yetkili kılınmış, Af-yon ve Eskişehir'de birer bölge komutanlığı kurması onaylanmıştır.
Milli amaçlar için sivil memur atama yetkisine de sahip olacaktır5 1.
Ali Fuat Paşa, Eskişehir Bölgesi Milli Komutanlığı'na Süvari Kay-makamı Atıf Bey'i ve Alaşehir'de toplanacak olan 23. Tümen Bölgesi
Milli Komutanlığı'na Kaymakam Lütfi Bey'i atamıştır5 2. Bu
komu-tanlar sivil ve askeri bütün yönetimi üzerlerine alacaklar, buna uy-mayanları millet adına tutuklanacaklar, kanunsuzluklara, kargaşala-ra kesinlikle meydan vermeyeceklerdir. Ateşkes hükümlerine aykırı her türlü iç ve dış saldırılara karşı milletin haklarını gerekirse silahla savunacaklardır. Bu amaçla, her türlü araçtan yararlanmaları haklı sayılacaktır. Görüldüğü üzere, Ali Fuat Paşa, millet adına Batı Ana-dolu'daki yönetimi ele almakta, komutanlar atamakta, onlara olağan-üstü yetkiler verebilmektedir.
49 a.g.e, s. 77.
50 Geniş bilgi için bkz. İ z z e t Ö z t o p ı a k , " D ü z e n l i O r d u n u n K u r u l u ş u " , İkinci Askeri Tarih Semvıeri Bildiriler, A n k a r a , G n k u r . Basımevi, 1985, s. 2 6 4 - 2 6 5 - 2 7 2 ; G ö y ü n ç , a.g.b, s. 2 1 9 - 2 2 0 .
51 Atatürk'ün Tamim. . ., C . İ V , s. 5 8 ; Baykal a.g.e, s. 2 ; T ü r k İstiklâl Harbi, Batı Cep-hesi, C . I I , 2 ks, s. 2 3 ; Ö z t o p ı a k , a.g.b., s. 262.
138 A H M E T EM YAMAN
t
Batı Anadolu'daki örgütlenmenin, haberleşme yetersizliği ve yerel konumu nedeniyle istenilen biçimde oluşmaması üzerine, Heyet-i Temsiliye üyesi Albay Refet Bey, Ekim 1919'da Batı Anadoluya gön-derilmiş; 23; ve 57. T ü m e n Komutanlığı'nı üzerine alması istenmiştir. Refet Bey verdiği raporda, üç bölgeyi kapsayan Batı Anadolu Cephesi' nin bir komuta altında toplanabilmesinin imkansızlığını bildirmiş, bunun üzerine mevcut düzenin bir süre daha devam ettirilmesi karar-laştırılmıştır53. Mustafa Kemal Paşa'ya göre; Aydın Milli Kuvvetler Komutanlığına atanan Refet Bey Nazilli'ye gitmiş, Komutanlığı De-mirci Mehmet Efe'den alamamış, ya da kendisine verilmemiştir. Bu nedenle burada uzunca br süre güvenilir komuta düzeni
kurulamaya-caktır5 4. Bu arada, Balıkesir'de bulunan Albay Kâzını Bey milli ve
Askeri örgütlenmelerle yakından ilgilenmektedir. Albay Şakir Sami Bey ise, Bursa'da bir heyet-i merkeziye oluşturarak Sivas Kongresi kararlarını uygulamaya başlamıştır. Ayrıca, Heyet-i Temsiliye Aydın, Konya, Balıkesir, Bursa bölgelerinin bağlantısını kolaylaştırmak için önlemler almakta, milli örgütleri kendisine bağlamaya çalışmaktadır5 5. Çalışmalar, îç Anadolu'dan batıya doğru zaman içinde başarılı olmak-tadır. Örneğin; 22 Eylül 1919'da 11. Tümen Kumandanı Mümtaz,
53 T.l.H, Batı Cephesi, C . I I , 2.ks, s. 108.
5 4 Söylev, s. 2 0 5 - 2 0 7 ; H e y e t - i T e m s i l i y e üyesi Refet Bey'e 11.10.1919'da g ö n d e r i l e n y a z ı d a : K o n y a , İ s p a r t a , B u r d u r , A n t a l y a , Afyon, Denizli, M e n t e ş e l i v a l a r ı n d a , t ü z ü k ge-reğince milli ö r g ü t ü n s ü r a t l e k u r u l m a s ı ve şekillenmesinin çok ö n e m l i o l d u ğ u belirtilerek, ö r g ü t ü n m ü m k ü n a r a ç l a r l a A y d ı n , S a r u h a n , İ z m i r l i v a l a r ı n a y a y ı l m a s ı n a çalışma önerilm e k t e d i r . Gerek b u bölgelerin ve gerek Eskişehir, K ü t a h y a , Balıkesir, Ç a n a k k a l e önerilm ü s t a -kil livalarıyla, Bursa v i l a y e t i n i n elverişli-kolay ilişki a ç ı s ı n d a n ö r g ü t l e n m e s i h a k k ı n d a k i görüşleri istenmektedir. Nutuk, s. 1092, Vesika N o : 148, Batı A n a d o l u , Balıkesir, Alaşehir ve Nazilli K o n g r e l e r i k a r a r l a r ı d o ğ r u l t u s u n d a direniş h a r e k e t i n i s ü r d ü r m e y e ç a l ı ş m a k t a -dır. Bkz. Y a m a n , a.g.rn., s. 89 vd.
55 Siiylev, s. 174; M u s t a f a K e m a l P a ş a ' n ı n 1 1 . 1 0 . 1 9 1 9 t a r i h i n d e Balıkesir'de F ı r k a K u m a n d a n ı o l a n K â z ı m Bey'e çektiği t e l d e n a n l a ş ı l d ı ğ ı n a g ö r e ; A n a d o l u v e R u m e l i M ü dafaai H u k u k C e m i y e t i T ü z ü ğ ü h e n ü z Balıkesir'e u l a ş m a m ı ş t ı r . Mustafa K e m a l P a ş a , t ü -z ü ğ ü ı v - B u r s a ' d a n getirtilerek, o m ı n t ı k a n ı n gereklerine g ö r e milli v e askeri ö r g ü t ü n birleş-tirilmesi için çalışmasını ister. Milli ö r g ü t l e r i n İ s t a n b u l H ü k ü m e t i ile h a b e r l e ş m e v e istek-lerde b u l u n m a l a r ı , K u v a - y ı M i l l i y e ' n i n birlik ve u y u m u n a z a r a r v e r e c e ğ i n d e n H e y e t - i T e m s i l i y e ile haberleşilmeli, Balıkesir'deki c e p h e , çalışma v e ö r g ü t h a k k ı n d a bilgi verilmeli-dir. Nutuk, z. 1091,^Vesika N o : 147; Bekir S a m i Bey hk. bkz. Nutuk, s. 1092, Vesika N o : 149; Mustafa K e m a l P a ş a ' n ı n Batı A n a d o l u ile d ü z e n l i bir ilişki k u r a m a y ı p , b ü t ü n l e ş e m e -m e s i n i n sebebi 17 E y l ü l 1919 t a r i h i n d e L o n d r a ' y a g ö n d e r i l e n b i r r a p o r d a şöyle ifade edil-m e k t e d i r : " M u s t a f a K e edil-m a l ö n d e r l i ğ i n d e k i edil-milli h a r e k e t , İ z edil-m i r ' i n işgali ü z e r i n e o r t a y a çıkt ı . . . E r z u r u m ' d a n b a ş l a y a r a k . . . y a y ı l d ı . . . A n a d o l u d e m i r y o l u n u n İngilizlerce çıkt u çıkt u l m a -sı y ü z ü n d e n , A y d ı n ' l a v e öteki b a t ı vilayetlerindeki h a r e k e t l e b i r l e ş e m i y o r . . . " Şimşir, a.g.e., s. 123.
M Î L L Î O R D U 139 i
Heyet-i Temsiliye'ye; Niğde, K o i ^ a , Konya Ereğli'si, K a r a m a n ' d a başarı ile çalışmalara başladığını, cephelere asker gönderildiğini
açık-l a r5 6. 30 Ekim 1919'da General Milne'den Harbiye Nezareti'ne
gön-derilen yazıda; Ali Fuat Paşa'nın Ankara-Bilecik dolaylarında milli çeteler için asker topladığı, Refet Bey'in Konya ve Beyşehir civarında aynı amaçlarla asker kaydedip, silahlandırdığı bildirilmektedir. Bu gibi hareket ateşkes hükümlerine aykırı ve iç güvenliği bozmaya yöne-lik olduğundan geıek "muntazam ordu" ve gerekse "silahlı çeteler"
için asker toplanılmaması için bu subaylara gereken emir verilmelidir5 7
28 Ekim 1919'da Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Tüzüğü'ne yapılan özel ve gizli ekle, direnişin örgütlenmesine ilişkin kararların
ayrıntı-larına inildiği görülür5 8. Milli iradeye bağlı ve onun hizmetinde
ol-duğu tekrarlanan ordu, bir saldırı halinde planına uygun olarak hare-katını idare edecektir. Milli örgüt ile ordu arasındaki bağlantıyı Heyet-i Temsiliye koruyacak. Ancak, bir tehlike anında her merkez, çevresinde bulunan kumandanlarla da ilişkide bulunacaktır. "Milli müfrezeler" adıyla silahlı direniş örgütleri oluşturulması kararlaştırıl-mıştır. Müdafaa-i Hukuk Cemiyetlerinin heyet-i idare ve heyet-i mer-keziyelerce oluşturulacağı belirtilen "milli müfrezeler", daha önce belirttiğimiz "bekçi teşkilatı", "milli ordu" gibi örgütlerden farklı görünmemektedir. Orduca yardım edilecek ve desteklenecektir. Amaç, ordunun harekatını kolaylaştırmaktır. Bekçi teşkilatında olduğu gibi, seyyar ve sabit kuvvetler oluşturulması öngörülmüştür. Oluşumu, ku-manda ve idaresi milli orduda olduğu gibi askeri örgütlenme biçimin-de düşünülmüştür. Bunlara ek olarak, örgütün tüm Anadolu'da mahal-li farklılıklar göz önünde bulundurulmakla beraber, aynı biçimde oluş-masının amaçlandığı, bunun içinde bazı ayrıntılara yer verildiği görü-lür.
Bu tür düzenlemeler, mahalli farklar göz önüne alınarak düzenli
o r d u y a5 9 geçişe kadar sürmüştür. Bu ise kuşkusuz, milli direnişin
baş-ladığı, milli örgütlerin kurulduğu Batı, Güney ve Doğu Anadolu'daki koşulların, tehlikelerin farklılığından kaynaklanmaktadır. Örneğin;
56 Ö z k a y a , a.g.b, s. 251.
57 HTVD, S a y ı : 45, Vesika N o : 1066.
58 Nutuk, s. 1143; Atatürk'ün Tamim..., C . I V , s. 1 0 5 - 1 0 7 ; T.l.H. Batı Cephesi, C . I I , 2.ks. s. 2 9 - 3 0 .
59 Bkz. Ö z t o p r a k , a.g.b, Ö r n e k o l a r a k bkz. H T V D , S a y ı : 15, Vesika N o : 40 (11. ( 1 1 . 2 . 1 9 2 0 ) .