• Sonuç bulunamadı

Sosyal medyada kişilik hakları ihlalleri ve korunma yolları

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Sosyal medyada kişilik hakları ihlalleri ve korunma yolları"

Copied!
39
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

KORUNMA YOLLARI

*

Cihangir ÇAKIR**

* Bu eser “VI. Hasan Özderin Makale Yarışması”nda ikincilik derecesi elde etmiş ve yarışma jürisi tarafından “yayımlanmaya değer eser” olarak kabul edilmiştir.

** Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi 4.Sınıf Öğrencisi, [email protected].

Yeni iletişim teknolojileri insanlara, düşüncelerini ve eserlerini paylaşacakları olanaklar yaratan, paylaşım ve tar-tışmanın esas olduğu bir medya sunmaktadır. Sosyal medya olarak adlandırılan bu sanal ortam, kullanıcı tabanlı olmasının yanında kitleleri ve insanları bir araya getirmesi ve aralarındaki etkileşimi artırması bakımından önem taşımaktadır. Sosyal medya sadece elektronik haberleşme teknolojileri, fiziki ve toplumsal ağların olduğu değil, aynı zamanda, çeşitli suç ve ihlallerin gerçekleştiği bir yerdir. Kişilik hakkı, bu ortamda en çok ihlal edilen haktır. Bu makalenin amacı, sosyal medya, işlevleri, sosyal medyada ihlal edilen kişilik hakları ve bu ihlallere karşı korunma yollarını incelemektir.

Öz

Keywords Summary Anahtar Kelimeler

Sosyal Medya, Kişilik Hakkı, Sosyal Medyada Kişilik Hakları, Kişilik Hakkının İhlali, Korunma Yolları.

New communication technologies provide people an enviroment in where participation and discussion is the basis and can people where share their thougts, ideas and creations. The virtual enviroment - that is called as a social media - is a user based enviroment and seems to be important in terms of bringing crowds and people together and increasing the interaction among them. Social media is not only a place where the telecommunication on technologies and physical and social Networks but also a place where various crimes and violations occurs. Personality rights are the most often violated rights in this medium. The purpose of this article to investigate social media, functions, violation of personality rights in social media and ways of protection.

Social Media, Personality Rights, Personality Rights in Social Media, Violation of Personality Rights, Ways of Protection.

VIOLATIONS OF PERSONALITY RIGHTS IN SOCIAL MEDIA AND WAYS OF PROTECTION

(2)

GİRİŞ

Günümüzün en etkili medyası ve iletişim aracı olduğuna inanılan İnternet’te yaşanan hızlı ve büyük gelişim, bu alanın hukuki olarak ele alınması gereğini de ortaya çıkarmıştır. İnternet medyasının en büyük içerik belirleyicisi büyük ölçü-de sosyal medyadır. Bunun bir sonucu olarak, sosyal medyada hem özel hukuku hem de kamu hukuku alanını kapsayan çeşitli uyuşmazlıklar meydana gelmek-tedir. Medya, her türden sözlü, yazılı, basılı, görsel metin imgeleri içeren çok sayıda iletişim araçlarını kapsayan bir kavramdır. Bunun içine gazeteler, dergiler, kitaplar, broşürler gibi basılı; televizyon, sinema gibi hem görsel hem işitsel ve

radyo gibi işitsel kitle iletişim araçları girmektedir1. Günümüzde bu iletişim

araç-ları arasına İnternet de girmiştir. Bununla birlikte sosyal medya da, içerisine başta sosyal paylaşım siteleri ve “sözlük”ler giren geniş ve özgür bir iletişim alanı ola-rak karşımıza çıkmıştır. Yeni medya kavramları arasında en popüler olanı belki de sosyal medya kavramıdır.

Çeşitli Uluslararası araştırmalar göstermektedir ki; ülkemizdeki 79.14 mil-yonluk nüfusun, 46.3 milyonunu internete bağlanmaktadır. Yine bu araştırmalara göre internet kullanıcılarının 42 milyonu aktif olarak sosyal medyada yer alırken,

bu kullanıcıların 36 milyonu ise sosyal medyaya mobil cihazlardan ulaşıyor2.

Bi-reyler, sosyal medyayı kullanırken, hem kamuyu ilgilendiren, hem kişilerin özel hukukunu ilgilendiren hukuka aykırı faaliyetlerde bulunabilmektedir. Bireylerin, sosyal medyada yaptıkları her paylaşım ve faaliyetten dolayı, hukuki ve cezai sorumlulukları bulunmaktadır. Bireylerin yanı sıra sosyal medya hizmet sağla-yıcıları da sosyal medya kullanıcılarının kişilik haklarını ihlâl edebilmektedir. Hatta ne yazık ki, sosyal medya hizmet sağlayıcıları, bu ihlâllerini çeşitli yollarla meşru hale getirmektedir.

1. SOSYAL MEDYA VE KİŞİLİK HAKKI A. Sosyal Medya

1. Sosyal Medyanın Tanımı

Sosyal medyanın uzlaşılmış bir tanımı bulunmamakla birlikte, yapılan her tanım sosyal medyaya başka bir perspektif kazandırmıştır. Sosyal medyayı, “ki-şinin kendisinin ürettiği içeriği, yayınladığı ve paylaştığı her türlü platformun genel adıdır” diye tanımlayanlar olduğu gibi “Web 2.0’ın kullanıcı hizmetine sunulmasıyla birlikte, tek yönlü bilgi paylaşımından, çift taraflı ve eş zamanlı bilgi paylaşılmasına ulaşılmasını sağlayan medya sistemidir” diye tanımlayanlar da olmuştur. Brunty ve Helenek ise sosyal medyayı, “kullanıcıları ağın parçası

1 Koç, Serhat, “Hukuksal Bağlamda Sosyal Medya Analizi ve Kıyaslamalı Mevzuat Önerileri” İstan-bul Bilgi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, (2013). 2 We Are Social Raporu “Share Of Global Users By Region” Temmuz, 2016, https://wearesocial.

(3)

olan veya kendi sitesini yaratan diğer kullanıcılarla iletişime teşvik eden ve kul-lanıcılara içerik paylaşacak ya da kendi benzer ilgi alanları vasıtasıyla bağlantı kuracakları bir çevre yaratan sosyal ortam olarak” tanımlamıştır.

Genel anlamda sosyal medya üzerindeki tanımları birleştirecek olursak; “sosyal medya, internet altyapısı ve Web 2.0 teknolojisine dayanan, kişilerin ortak ilgi, bilgi, duygu ve düşünceleri bağlamında karşılıklı etkileşim, iletişim, paylaşım, işbirliği, topluluk oluşturma ve kendi içeriklerini yaratma imkanı

sağ-layarak sosyalleşmesine imkan tanıyan ortam ve araçların bütünüdür.”3 demek

daha güzel bir tanım olacaktır.

2. Sosyal Medyanın Tarihçesi

Sosyal medya aslında kimse farkında olmadan, 1971 yılında iki tane yan yana duran bilgisayarların birbirine mail atmasıyla başladı. Bir süre sonra da, “theglobe.com” adlı sosyal paylaşım sitesi çıkarıldı. Fikir olarak çok beğenildi ve bundan 2 yıl sonra da “sixdegrees.com” rakip olarak karşılarına çıktı. Bu plat-form, insanlara profil oluşturma ve arkadaş listesi oluşturma imkanı sağladı. Yani bir nevi günümüzün Facebook’un ilk adımları o zaman atılmış oldu.

Teknolojinin ilerlemesi ve gelişmesi ile birlikte birçok yenilik sağlandı ve çıkarılan yeni sosyal ağların hepsi birbirine rakip olmaya başladı. 2000’lerden sonra, önce Friendster, ardından Myspace çıktı. The Social Network filminde de harika bir şekilde anlatılan Facebook bu mecraların arasına katıldı. Ortaya çıkan projeler arasında “hadi bana 140 karakter ile bir şey anlatın” diyen Twitter ise Facebook’un ardından sektöre adım attı. Günümüze kadar bu sosyal ağlar birbi-rine rakip olarak artmaya devam etti.

3. Sosyal Medyanın Hukukla İlişkisi

İnternet medyasının baş döndürücü gelişiminin bir sonucu olarak, sosyal medya, toplumu ve bireyleri ilgilendiren çeşitli hukuki meseleleri etkileyen, hatta bu anlamda yeni meseleler ortaya çıkaran bir alan olarak ortaya çıkmıştır. Sıradan birer vatandaş olan bireyler kendilerine sunulan bu iletişim ve etkileşim

ortamın-da söz sahibi olarak her biri sosyal medyanın üyesi haline gelmiştir.4

Bireyler, sosyal medyayı kullanırken, hem kamuyu ilgilendiren hem kişilerin özel hukukunu ilgilendiren hukuka aykırı hareketlerde bulunabilirler. İşte bu nok-tada sosyal medyanın hukukla ilişkisi ortaya çıkmaktadır. Sosyal medyadaki hu-kuka aykırı eylemler, Ceza Hukukundan, Medeni Huhu-kuka, Ticaret Hukuku’ndan, Fikri Haklar Hukuku’na kadar birçok hukuk alanında söz konusu olabilmektedir. Sosyal medya ortamında en çok ihlal edilen hakkın kişilik hakkı olduğu bilinen

3 Kaya, Mine, Sosyal Medya ve Sosyal Medyada Üçüncü Kişilerin Kişilik Haklarının İhlali, TBB Dergisi, (2015), s. 119.

4 Zelan, Zeynep, “Dijital Dünya, Sosyal Medya ve Fikri Haklar” Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Dergisi, (2015).

(4)

bir gerçektir. Buradan hareketle sosyal medyanın Medeni Hukuk ile daha yakın-dan ilişkisi olduğu söylenebilir.

4. Sosyal Medyanın İşlevleri ve Araçları

Araştırmacılar, sosyal medyanın tam olarak nasıl işlediğini, insanlar arasın-daki etkileşimi nasıl sağladığını ve işlevini belirlemeye çalışmışlardır. Bu konuda Butterfield konuşmalar, kimlik, var olma, gruplar ve kişisel ilişkilerden oluşan beş özellik keşfetmiştir. Daha sonra bunlara tanınma ve paylaşma eklenmiştir. Ve

son olarak Kitzmann ve arkadaşları bu işlevleri tanımlamıştır5

Sosyal medya araçları da tıpkı sosyal medyanın işlevlerinde olduğu gibi araştırmacılar tarafından farklı sınıflandırmalara tabi tutulmuştur. Genel olarak sosyal medya araçlarını bloglar, mikrobloglar, sosyal ağ siteleri, medya paylaşım siteleri, wikiler, sosyal işaretleme siteleri, podcasting ve sanal dünyalar olarak

sınıflandırmak mümkündür6.

B. Kişilik Hakkı

1. Genel Olarak Kişilik Hakkı Kavramı

Kişilik hakkı kavramı, Türk Medeni Kanunu’nda tanımlanmamıştır. Doktrin ve uygulamada bu kavramın biri dar diğeri geniş olmak üzere iki anlamı bulun-maktadır. Dar anlamda kişilik hakkı, haklara ve borçlara sahip olabilmeyi yani hak ehliyetini ifade eder. Geniş anlamda kişilik hakkı ise, hak ehliyetinin yanın-da, fiil ehliyetini, kişisel durumları ve kişisel haklarını da içine alan son derece geniş kapsamlı bir kavramdır. Öğretide kişilik hakkının değişik şekillerde

tanım-landığını görmek de mümkündür.7

Yapılan tanımlamaların hepsi belirli bir yönüyle de olsa kişilik hakkını anlat-maktadır. Ancak, çok genel bir ifadeyle, kişilik hakkı,” kişinin, kişisel değerleri

üzerinde sahip olduğu mutlak ve tekelci haktır”8 şeklinde kısa ve öz bir

tanımla-ma da yapılabilir. Yargıtay’a göre de, kişilik hakkı, “kişinin kendi özgür ve

ba-5 Bkz. Kietzmann, Jan / Hermkens, Kristoffer / Mccharty, Ian P. / Silvestre, Bruno S, Social Media? Get Serious! Understanding the Functional Building Blocks of Social Media, Busines Ho-rizons, Vol 54, İssue 3, (2011) s. 245-246- 247; Brunty, Joshua L. / Helenek, Katherine, Social

Media İnvestigation For Law Enforcement, (2013), s. 9-10- 11.

6 Kaya, Sosyal Medya ve Sosyal Medyada Üçüncü Kişilerin Kişilik Haklarının İhlali, s. 119. 7 “Kişilik hakkı, şahsın bedenî, manevi ve fikrî varlığının tamlığı üzerindeki hakkıdır”(bkz.,

Velide-deoğlu, Hıfzı Veldet, Türk Medeni Hukuku, C. 1, Şahsın Hukuku, 5. Baskı, İstanbul 1956, s. 88);

“kişinin korunmasını isteyebileceği hukukî, manevî, ahlakî ve bedeni niteliklerine ilişkin menfaat-lerine kişilik hakkı denir.”(bkz., Tekinay, Selahattin Sulhi, Medeni Hukukun Genel Esasları ve

Gerçek Kişiler Hukuku, 6. Baskı, İstanbul 1992, s. 251); “kişilik hakkı, her şahsın esaslı nitelikle-rinden olan şahsî varlıklarında, hayatı, sağlığı, vücut bütünlüğü ve keza manevî ve fikrî değerleri, meselâ hürriyet, şeref ve şöhreti, özel hayat çevresi üzerinde korunmasını gerektiren mutlak bir haktır”(bkz., İmre, Zahit, Medenî Hukuka Giriş, 3. Baskı, İstanbul 1980, s. 445).

8 Zevkliler, Aydın / Acabey, M. Beşir / Gökyayla, K. Emre, Medeni Hukuk Giriş-Başlangıç Hü-kümleri-Kişiler Hukuku- Aile Hukuku. Ankara, (2000) s. 445.

(5)

ğımsız varlığının bütünlüğünü sağlayan ve herkese karşı ileri sürülebilen mutlak bir haktır”9.

Kişilik hakkı, kişiliğin ortaya çıkmasıyla birlikte kendiliğinden kazanılır. Bunun için, gerçek kişilerde sağ ve tam doğum, tüzel kişilerde kuruluşun tamam-lanması yeterlidir. Bunların dışında başka şart aranmaz. Aynı şekilde, kişilik hak-kının sona ermesi de kendiliğinden olur. Kişiliğin sona ermesi kişilik hakhak-kının sona ermesine de yol açar10.

2. KİŞİLİK HAKKININ ÖZELLİKLERİ a. Kişilik Hakkı Mutlak Bir Nitelik Taşır

Kişilik hakkı mutlak haklardandır. Yani herkese karşı dermeyan edilebildiği gibi, hak sahibi dışındaki herkes için bu hakka saygı gösterme, onu ihlâl etmeme

yükümlülüğü vardır.11

b. Şahısvarlığı Haklarındandır

Bilindiği üzere haklar malvarlığı hakları ve şahısvarlığı hakları olarak ikiye ayrılır. Kişilik hakkı şahısvarlığı hakları içerisinde yer alır. Bu nedenle kişilik haklarının değeri parayla ölçülemez. Şüphesiz, kişilik hakkının ihlalî sonucunda sadece manevi zarar meydana gelmez; maddi zarar da meydana gelebilir. Ancak burada dikkat etmek gerekir ki, tazminat olarak ödenen para saldırıya uğrayan kişilik hakkının tam karşılığı değildir12.

Şahısvarlığı olmasının sonuçlarından biri de kişilik hakkının sahibine sıkı şekilde bağlı olmasıdır. Bu nedenle sadece sahibi tarafından kullanılabilir. Ay-rıca, kişilik hakkının sağlararası ya da ölüme bağlı işlemlerle el değiştirmesi de mümkün değildir.

Nihayet, kişilik hakkından tümüyle vazgeçilmesi, hukuka ve genel ahlâka

aykırı olarak sınırlandırılması mümkün değildir13. Aksi takdirde sınırlandırmayı

konu alan hukukî işlem batıl olur (MK m.23; BK m.26-27).

c. Kişilik Hakkı Çok Yönlüdür

Kişilik hakkı çok yönlüdür; sadece medenî hukuku ilgilendirmez. Kişilik hakkına konu teşkil eden değerlerin pek çoğu, başta Anayasa olmak üzere, Tica-ret Hukuku ve Ceza Hukuku normlarıyla da korunur. Gerçekten, genel anlamdaki kişilik hakkının Medeni Kanunun 23-25’inci maddeleriyle Borçlar Kanununun

9 4. HD. 8.9.1982, E. 1982/6084 K. 1982/7436 (YKD., C. 9, S. 2, 1983, s. 194-195).

10 Egger, A. / Çernis, Volf, Kişinin Hukuku (Çev. Çerniss Volf) Ankara (1948) s. 292; Özsunay

Ergün, Gerçek Kişilerin Hukuki Durumu, İstanbul, (1982) s. 149; Velidedeoğlu, Hıfzı Veldet,

Medeni Hukuku, Şahsın Hukuku, C. I - Cüz 2, 6. Baskı, İstanbul (1960) s. 82, 87.

11 Egger / Çernis, s. 293; Zevkliler, Aydın, Gerçek Kişiler, Ankara (1981) s. 268; İmre, s. 446. 12 Tandoğan, Haluk, Borçlar Hukuku (Özel Borç İlişkileri) Cilt. II, 3. Bası, Ankara, (1987) s. 9. 13 Egger/ Çernis, s. 293.

(6)

58’inci maddesinde düzenlenmiş olması, onun sadece özel hukuktan kaynakla-nan bir hak olarak kabul edilmesini gerektirmez. Kişilik hakkı, özel hukuktan daha öte, Anayasa teminatı altında olan, anayasal nitelikli temel bir haktır14.

Kişilik hakkının “insan hakları” ile de yakın ilişkisi vardır. Hattâ, kişilik hakkının bünye bakımından insan haklarıyla birleştiği de söylenebilir. Özellikle, hayat, beden tamlığı, sağlık ve özgürlük gibi değerlerde bu durum çok belirgindir.

3. KİŞİLİK HAKKININ KONUSU

Kişilik hakkının konusu, hukuk düzenince koruma altına alınmış bir takım

“kişisel değerler”dir15. Kişilik hakkının konusunu oluşturan kişisel değerlerin

sı-nırlı bir sayıma tabi tutularak önceden belirlenmesi mümkün olmadığı gibi, böyle

bir hareket tarzı amaca da uygun düşmez16. Şu halde, kişilik hakkına konu

teş-kil eden kişisel değerleri ve kapsamlarını belirleme görevi hâkimindir. Örneğin, medya yoluyla yapılan bir kişilik hakkı ihlalinde öncelikle basın tarafından huku-ken korunan bir kişilik değerine müdahale edilip edilmediği saptanmalıdır. Huku-ken korunan bir kişilik değerinin tespitinde hakim; yazılı hukuk kurallarını ve örf adet hukukunu dikkate almalıdır. Gerekirse kendisi hukuk yaratarak korunması gereken bir kişilik değeri olup olmadığını tespit etmelidir17.

Görüldüğü gibi, kişilik hakkının muhtevasını oluşturan değerleri kesin ola-rak saymak imkânsızdır. Ancak, öğreti, bugüne kadar varlığı kabul edilmiş kişisel

değerleri sınıflandırmaya tabi tutmak eğilimindedir18. Yargıtay da kişisel

değerle-ri, “…Kişisel varlıklar, insanın insan olmasından güç alan varlıklar ya da kişinin

adı, onuru ve sır alanı gibi dolaylı varlıklar olarak iki kesimlidir. …”19 diyerek

ikili bir sınıflandırmaya tabi tutmuştur.

Kişiliğin, maddî, manevî ve iktisadî yönlerinin bulunduğu varsayılırsa üçlü bir sınıflandırma yapabiliriz.

a. Maddî Bütünlüğe İlişkin Değerler

Kişiliğin maddî bütünlüğü, “hayat”, “beden tamlığı” ve “sağlık” gibi değer-lerden oluşur.

aa. Hayat

Kişilik hakkı içinde yer alan en önemli kişisel değer hayattır. Hayat dışındaki bütün değerler onunla anlam kazanır. Nitekim, Anayasa’nın 17’nci maddesinin

14 Alpaslan, R. T., Manevi Tazminat Konusuna Genel Bir Bakış, AD, s..7-10, 1967, s. 610. 15 Zevkliler, Gerçek Kişiler, s. 271.

16 Ayan, Mehmet, Kişiler Hukuku, Ankara, (2016) s. 71. 17 Tandoğan, s. 17.

18 Bkz, Özsunay, s. 98; Akipek, Jale G., Yeni Medeni Kanuna Uyarlanmış Başlangıç Hükümleri Kişiler Hukuku, İstanbul (2004), s. 109-110.

(7)

birinci fıkrasına göre, “herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve

geliştirme hakkına sahiptir”20. Hayat, niteliği gereği toplumu da yakından

ilgilen-dirir. Bu nedenle, genellikle, kişilerin hayatları üzerinde özgürce tasarruf etmeleri kabul edilmemektedir.

bb. Beden Tamlığı

Beden tamlığı kişilik hakkı içinde yer alan temel değerlerdendir. Anayasanın 17’nci maddesinin ikinci fıkrasına göre de, “tıbbî zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbî deneylere tabi tutulamaz”. Dolayısıyla, haklı bir sebep olmaksızın insan bedenine yönelik olarak işlenen her türlü fiil kişilik hakkını ihlâl etmiş sayılır.

cc. Sağlık

Sağlık da kişilik hakkı içinde yer alır. Bu açıdan fiziksel sağlık ile ruhsal sağlık arasında fark yoktur. Bu nedenle, her ikisine yönelik saldırılar da kendili-ğinden kişilik hakkını ihlâl etmiş sayılır.

b. Manevi Bütünlüğe İlişkin Değerler

Kişinin manevî bütünlüğü, “ehliyetler”, “özgürlük”, “şeref ve haysiyet”, ad”, “resim”, ve “sır çevresi” gibi değerlerden oluşur.

aa. Ehliyetler

Kişilik hakkı kavramını açıklarken belirttiğimiz gibi kişinin, biri hak ehliyeti ve diğeri fiil ehliyeti olmak üzere iki önemli ehliyeti vardır. Hak ehliyeti, hukuk nazarında haklara ve borçlara sahip olabilme gücünü anlatır. Gerçek kişilerde, sağ ve tam olarak doğmak hak ehliyetinin kazanılması için yeterlidir. Aynı şe-kilde, fiil ehliyeti de kişilik hakkında dâhil değerlerden sayılır. Fiil ehliyetinin kazanılması için, ayırt etme gücü, erginlik ve kısıtlı olmama gibi şartlar aranır.

Bir kişinin, hak ve fiil ehliyetinden tümüyle vazgeçip kendisini ehliyetsiz kişi konumuna sokması, hukuka aykırı şekilde sınırlaması kabul edilemez. Bu husus daha önce de belirttiğimiz gibi, Medenî Kanunun 23’üncü maddesinin birinci fık-rasında, “Kimse, hak ve fiil ehliyetlerinden kısmen de olsa vazgeçemez.”denilerek açık bir şekilde ortaya konmuştur.

bb. Özgürlük

Manevî bütünlük içinde yer alan değerlerden bir de özgürlüktür. Herkesin kendi geleceğini bizzat belirleme hakkı vardır. Bu, kişi olmanın tabiî sonuçların-dan biridir. Anayasa’nın 19’uncu maddesinin birinci fıkrasına göre, “herkes, kişi

20 Ancak yine aynı maddenin dördüncü fıkrasına göre, “meşru müdafaa hali, yakalama ve tutuklama kararlarının yerine getirilmesi, bir tutuklu veya hükümlünün kaçmasının önlenmesi, bir ayaklanma veya isyanın bastırılması, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde yetkili merciin verdiği emirlerin uygulanması sırasında silah kullanılmasına cevaz verdiği zorunlu durumlarda meydana gelen öldürme fiilleri, birinci fıkra hükmü dışındadır”.

(8)

hürriyeti ve güvenliğine sahiptir”. “Kimse, özgürlüklerinden vazgeçemez veya onları hukuka ya da ahlâka aykırı olarak sınırlayamaz” (MK m.23/2).

Anayasa, özgürlüğün diğer görünümlerini de teminat altına almıştır. Meselâ, “herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir. Haberleşmenin gizliliği esastır” (AY m.22/1). “Herkes, yerleşme ve seyahat hürriyetine sahiptir” (AY m.23/1). “Her-kes, bilim ve sanatı serbestçe öğrenme ve öğretme, açıklama, yayma ve bu alan-larda her türlü araştırma hakkına sahiptir” (AY m.27/1).

cc. Şeref ve Haysiyet

Şeref ve haysiyet, kişiye, taşıdığı bir kısım özellikler nedeniyle toplum ta-rafından verilen değeri ifade eder. Herkesin, içinde bulunduğu toplum karşısında sahip bulunduğu bir yeri (değeri) vardır. Kişiler, onun sahip olduğu bu konumu sarsıcı tutum ve davranışlardan, haksız, gerçek dışı ve küçük düşürücü isnatlarda bulunmaktan kaçınmak zorundadırlar. Bunu Yargıtay bir kararında; “… Davaya konu edilen dilekçede; davacı belediye başkanının şahsi çıkarlarını gözettiği, be-lediyeyi tüccar mantığıyla yönettiği, yasal yetkilerini çıkarı doğrultusunda kul-landığı, yolsuzluk ve usulsüzlük yaptığı yazılıdır. Dosyadaki bilgi ve belgeler iti-bariyle belirtilen hususların doğruluğu davalılarca kanıtlanmadığına göre anılan sözlerin davacının kişilik hakkına saldırı teşkil ettiği kabul edilmelidir. …”21 diye

ifade ederek şeref ve haysiyete yönelik yapılan saldırının kişilik hakkının ihlaline neden olduğunu belirtmiştir.

dd. Ad (İsim)

Kişinin adı da kişilik hakkına dahîl değerlerden biridir. Herkes, başkalarının adına saygı göstermek zorundadır. Aksi takdirde ad sahibinin kişilik hakkını ihlâl etmiş olur. Ancak, Medenî Kanun, genel anlamıyla kişilik hakkını koruma ama-cına yönelik hükümleri (MK m.23-25) yanında adı özel olarak koruma yoluna gitmiştir.

ee. Resim

Kişinin resmi de kişilik hakkına dahîl değerlerdendir. Bu anlamdaki “resim kavramına, kişinin bir fotoğrafta, filmde veya televizyonda tespit edilmesi ve gösterilmesi girdiği gibi, fırça ya da kalemle yapılan resim veya karikatürleri de

girer”22. Üçüncü kişiler sahibinin izni olmadan onun resmini kullanamazlar. Aksi

takdirde resim sahibi kişilik hakkını koruma amacına yönelik hükümlerin uygu-lanmasını isteyebilir23.

21 4. HD. 30.11.1998, E. 1998/6386 K. 1998/9569 (YKD., C. 25, S. 5, 1999, s. 613-614).

22 Oğuzman, Kemal / Seliçi, Özer / Özdemir, Saibe Oktay, Kişiler, 16. Baskı, İstanbul, (2016) s. 174.

23 4. HD. 11.10.2012, E. 2012/3614 K. 2012/14910, “…davacılardan D.B.'nin, bir seyahat ve turizm şirketinin yönetim kurulu başkanı olduğu, diğer davacının da yat kaptanı olduğu, davacıların, yat yarışları sırasında cep telefonu ile hatıra olarak çektirmiş oldukları fotoğrafın, “internet yolu ile

(9)

bankaları dolandıran bir sanal çetenin yakalanması için yapılan operasyonlarla ilgili yapılan ha-Ancak, resme dönük korumanın bazı hâllerde zayıfladığı söylenebilir.

Ger-çekten, “kamuya mal olmuş kişiler”in resimleri haber amacıyla kullanılabilir24.

Aynı şekilde, tesadüfen de olsa bir topluluk içinde yer alan kişinin resmi toplu-luk hâlindeyken değerlendirilebilir. Aynı esas gösteri yürüyüşlerine katılan kişi-ler bakımından da geçerlidir. Buna karşılık, topluluk hâlindeyken çekilmiş bir resimden sadece o kişinin yer aldığı karenin seçilip reklâm amacıyla kullanılması kişilik hakkına saldırı teşkil eder.

ff. Özel Hayata İlişkin Sır Çevresi

Toplumsal bir varlık olan insan, günlük hayatını sürdürürken çeşitli ilişki-lerde bulunur. Bu ilişkiler değişik özelliklere ve kapsamlara sahiptir. Bütün bu ilişkilerde yer alan taraflardan birini kural olarak bir insan oluşturur ve bu değişik ilişkiler bütünü o insanın “hayat (yaşam) alanını” meydana getirir.

Bir ilişkiler bütünü olan hayat alanı, öğretide, genellikle diğer kişilerin bil-gisine açık olma derecesinden hareketle “ortak hayat alanı”, “özel hayat alanı”,

ve “gizli hayat alanı” şeklinde üç ayrı alana bölünmektedir25. Özel hayat alanı,

iş hayatının kapsamına girmeyen ilişkilerden oluşur. Kişinin eşi, çocukları, ana

berde izinsiz olarak kullanıldığı, davacıların yazıda sözü edilen çete ile hiçbir ilgilerinin bulunma- dığı anlaşılmaktadır. Yukarıda açıklanan biçimde verilen haberle, olayla ilgisi bulunmayan davacı-ların, çete üyesi gibi olarak gösterilmiş olmaları, onların kişilik hakkına saldırı oluşturur. Gerçekliği kanıtlanamadığından hukuka aykırı olduğu anlaşılan bu yayın nedeniyle davacıların kişilik hakları zarar görmüştür. Kural olarak bir kimsenin fotoğrafının izinsiz yayınlanması da hukuka aykırı olup kişilik haklarına saldırı oluşturur. Bu nedenle davacıların, fotoğraflarının altına ayrıca isimlerinin yazılmamış olmasının sonuca etkisi yoktur. …” (Kazancı Mevzuat ve İçtihat Bankası). 24 HGK, 17.10.2001, E. 2001/4-926 K. 2001/742 “Kişilik haklarına şahsa sıkı sıkıya bağlı, devre-dilemeyen ve vazgeçilemeyen haklar olup; hayat, beden ve ruh tamlığı, düşünce ve çalışma özgürlüğü, şeref, haysiyet, ad ve resim üzerindeki haklar olarak sayılabilir ve bu sayılanlarla da sınırlı değildir. Resim ve portreler bir kimsenin dış görünüşünü o insanı tanımaya imkan verecek biçimde yansıtan nesnedir. Bir kimse, dış görüntüsü üzerinde hak sahibidir. Resim üzerindeki ki-şilik hakkı Medeni Hukuk yönünden korunduğu gibi 5486 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ve 5680 sayılı Basın Kanunu ile de özel düzenlemeler getirilmiştir. Bir kimsenin izni olmadan resmi- nin yayınlanamayacağı genel kuraldır. İzin almaksızın bir kimsenin resminin hangi hallerde yayın-lanabileceği, Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 86. maddesinde gösterilmiştir…. 5486 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 86. maddesi, eser niteliğinde olmasalar dahi, resim ve portrelerin, tasvir edilen kişilerin muvafakati alınmaksızın teşhir veya başka şekillerde umuma alınmaksın umuma arz edilemeyeceğini öngörmektedir. Bu hükümdeki “resim ve portreler” ibaresi; fotoğ-rafları çeşitli tekniklerle yapılmış portreleri, tek başına veya topluluk içinde bulunurken çekilmiş resimleri ifade etmektedir. Bütün bunların, izinsiz olarak teşhiri veya umuma arz edilmesi ya da örneğin bir ilanda, vitrinde, vs. kullanılması, anılan hükümle yasaklanmıştır…. Anılan hükümde, izin alınmasını gerektirmeyen haller üç bent halinde sayılmıştır. Bunlardan ilki “Memleketin siyasi ve içtimai hayatında rol oynayan kimselerin resimleri”dir…. İzin alınmasını gerektirmeyen halleri düzenleyen yukarıdaki yasa hükmü “Memleketin siyasi ve içtimai hayatında rol alan kişilerden söz etmektedir. Buradaki memleket teriminin, herhangi bir il, ilçe, veya yöreyi değil, tüm ülkeyi (Türkiye’yi) ifade ettiği açıktır. Öğreti de, bu terime böyle anlam yüklemektedir. Dolayısıyla, izin alınması gereğinin söz konusu olmaması için, fotoğrafta tasvir olunan kişinin, herhangi bir idari ya da coğrafi alanı değil, ülkenin tümünü siyasi veya içtimai hayatında rol oynamakta bulunması temel koşuldur”. Kılıçoğlu, Ahmet M., Şeref Haysiyet ve Özel Yaşama Basın Yoluyla Saldırılarda

Hukuksal Sorumluluk, Ankara, (2008). 25 Bkz., Tandoğan, s. 26; İmre, s. 470.

(10)

babası, diğer akrabaları, yakın arkadaş çevresi, komşuları, üyesi bulunduğu der-nek mensupları gibi çeşitli kesimlerle olan ilişkileri hep özel hayat alanı içinde yer alırlar. Kişinin özel hayata ilişkin sır çevresinin ihlali kişilik hakkına saldırı teşkil eder26.

c. İktisadî Bütünlüğe İlişkin Değerler

İktisadî bütünlüğe ilişkin değerler, kişinin ekonomik varlığını devam ettire-bilmesi için mutlaka sahip olması gerekli değerlerdir. Bunlar, “iktisadî hürriyet ve varlık”, “meslekî şeref ve haysiyet” ve “meslekî ve ticari sır çevresi” olmak üzere üçe ayrılmaktadır.

aa. İktisadî Hürriyet ve Varlık

Bir kişinin manen gelişmesi, bir noktada iktisaden gelişmiş olmasına bağlı-dır. Daha önce de belirttiğimiz üzere, Anayasaya göre, “herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir” (AY m.17/1).

Şüphesiz, öngörülen bütün bu özgürlükler sınırsız değildir. Nitekim, kamu yararı ve dürüstlük ilkesinden (MK m.2) kaynaklanan sınırlamalar görülebilir.

bb. Meslekî Şeref ve Haysiyet

Kişiler, birey olarak toplum içinde sahip bulundukları değer yanında, meslekî faaliyetleri bakımından da bir saygınlık taşırlar. Üçüncü kişilerin bu saygınlığı zedeleyici davranışlardan kaçınmaları gerekir. Aksi takdirde kişilik hakkına ay-kırı hareket ettikleri için sorumlu tutulurlar. Bu tip haksız davranışlara örnek ola-rak, kişinin mesleğini kötüye kullandığı, mesela hastalara sarkıntılık ettiği, yalan beyanda bulunduğu, rüşvet aldığı gösterilebilir.

cc. Meslekî ve Ticarî Hayata İlişkin Sır Çevresi

“İş hayat alanı”, özel hayat alanı dışında kalıp, kişinin yürütmekte olduğu ekonomik-meslekî faaliyet çerçevesinde ortaya çıkan olaylar bütününü ifade eder. Şüphesiz, iş hayatı ile özel hayat arasına kesin çizgiler çizmek, bunları birbirin-den kesin olarak ayırmak mümkün değildir. Pek çok hâlde, değişik düzeylerde de olsa, bu iki alanın iç içe geçtiği, karşılıklı olarak birbirinden etkilendiği görülür27.

Örneğin Ceza Kanununun28 239. maddesi “Sıfat veya görevi, meslek veya

sanatı

gereği vakıf olduğu ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgeleri yetkisiz kişilere veren veya ifşa eden kişi, şikayet üzerine, bir

26 14. CD., 10.09.2013, E. 2012/7618 K. 2013/8902 “…Mağdure vitrini izlerken sanık mağdurenin arkasından yaklaşarak elindeki cep telefonu kamerasıyla mağdurenin bacaklarını kaydetmiştir. Sanığın bu davranışı cinsel taciz suçunu değil, TCK md.134/1 ikinci cümlesi gereği özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturur. …” (Kazancı Mevzuat ve İçtihat Bankası). 27 Ayan, s. 84. 28 Bkz., RG 12.10.2004 Sayı. 25611.

(11)

yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Bu bilgi veya belgelerin, hukuka aykırı yolla elde eden kişiler tarafından yetkisiz kişilere verilmesi veya ifşa edilmesi halinde de bu fıkraya göre cezaya hükmolu-nur” hükmünü içermektedir.

Benzer şekilde Bankalar Kanununun29 22/8 maddesi “Bu Kanunun

uygulan-masında ve uygulanmasının denetiminde görev alanlar, görevleri sırasında öğren-dikleri bankalar ile bunların iştirakleri, kuruluşları ve müşterilerine ait sırları bu Kanuna ve özel kanunlarına göre yetkili olanlardan başkasına açıklayamazlar ve kendi yararlarına kullanamazlar. Bu yükümlülük görevden ayrılmalarından sonra da devam eder.” hükmünü taşımaktadır.

4. GENEL OLARAK KİŞİLİK HAKKININ KORUNMASI

Kişilik hakkı, mutlak nitelik taşıdığı için herkese karşı ileri sürülebilir. Do-layısıyla, herkes bu hakka saygı göstermek, onu tehlikeye düşürücü veya zarar verici davranışlardan kaçınmak zorundadır. Bu daha önce de belirtildiği üzere, kişilik hakkının Anayasal nitelikli temel bir hak olmasının tabiî bir sonucudur.

Kişilik hakkı, Anayasanın söz konusu hükümleri30 yanında, medenî hukuk

tarafından korunur. Medenî hukuk alanında etkili hükümlerin en önemlileri, daha önce de işaret edildiği üzere Medenî Kanunun 23-25’inci maddeleri ile Borçlar Kanunun 58’inci maddesidir. Ancak, bunlara ek olarak her iki kanunda da kişilik hakkının bazı görünümlerini koruyan çeşitli hükümler mevcuttur (MK m.26, 121, 158; BK m.26-27, 53-56).

Kişilik hakkına yönelik bir saldırı teşkil eden her hareket aynı zamanda Borç-lar Kanunun 49’uncu ve devamı maddeleri anlamında haksız fiildir. Şüphesiz, ge-nel anlamıyla haksız fiili düzenleyen Borçlar Kanunu hükümleri kıyasen kişilik hakkının ihlâlinden doğan anlaşmazlıklarda da uygulama alanı bulacaklardır.

Medenî Kanunun 23’üncü maddesi ile 24-25’inci maddelerinin hangi tür sal-dırılara karşı koruma sağladığı hususunda fikir birliği yoktur. Bir görüşe göre, kişilik hakkı, Medenî Kanunun 23’üncü maddesinde bizzat kişinin kendisinden gelecek saldırılara karşı, Medenî Kanunun 24-25 ve Borçlar Kanunun 58’inci maddelerinde ise hariçten gelecek saldırılara karşı korunur. İkinci görüşe gö-reyse, hem Medenî Kanunun 23-25’inci maddeleri, hem de Borçlar Kanununun 58’inci maddesi kişilik hakkını hariçten, yani üçüncü şahıslardan gelebilecek sal-dırılara karşı korumaktadır31.

29 Bkz., RG 23.06.1999 Sayı 23734.

30 Bkz., AY m.17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25. 31 Özsunay, s: 151; Tandoğan, s: 5; Zevkliler, s. 306.

(12)

5. SOSYAL MEDYADA KİŞİLİK HAKKI İHLALLERİ

A. Sosyal Medya Hizmet Sağlayıcısının Kişilik Hakkı İhlalleri

a. Genel Olarak Kullanıcı ile Sosyal Medya Hizmet Sağlayıcısı Arası İlişki

Sosyal medya kullanıcıları ile kullanılan sosyal medya hizmetini sağlayan sosyal medya hizmet sağlayıcısının hak ve sorumluluklarının belirlenmesi ile uyuşmazlıkların çözümünde, aralarındaki hukuki ilişkinin belirlenmesi gerekli-dir. Sosyal medya hizmet sağlayıcısı tarafından bir takım kullanım kuralları be-lirlenerek web sitesinde yayımlanmakta, bu bilgilendirmeden sonra sosyal medya platformunun sunduğu hizmetlere erişim ve bunların kapsamında yer alan faali-yetlerden yararlanmak için bu kullanım kurallarına uyulması istenilmektedir. As-lında burada sosyal medya hizmet sağlayıcısı ile kullanıcı arasında bir sözleşme kurulmaktadır. Çünkü, kullanıcı sosyal medya platformunu kullanabilmek için öncelikle, kayıt olma, üye olma veya profil oluşturma gibi yöntemlerle sisteme dahil olmakta, sonrasındaki kullanımlarında bu kuralları kabul etmiş sayılmak-tadır. Bu kullanım kuralları genellikle, taraflar arasındaki hak ve yükümlülükleri belirleyen sözleşmenin hükümleri niteliğini taşımaktadırlar. Burada kullanıcılar ile sosyal medya hizmet sağlayıcısı arasında tek bir sözleşme var gibi görünse de, bu sözleşmede kullanım koşulları, gizlilik ve veri kullanım koşulları, güvenlik koşulları, reklam ve diğer ticari içerik koşulları, fikri mülkiyet koşulları gibi

çe-şitli alanlarda belirlenen hükümlerin yer aldığı bir sözleşmeler bütünüdür32.

Çeşitli sosyal medya kullanım sözleşmelerine konulan sorumluluk sınırlan-dırılması veya sorumsuzluk şartları ile meydana gelen zarar ve hasarlar (doğru-dan veya dolaylı zararlar, kâr kayıpları, itibar kaybı, veri kaybı gibi) konularda sorumlu olunmadığı her ne kadar taraflar arasındaki sözleşmede bir hüküm olarak yer almakta ise de, mahkemelerce geçerliliklerinin belirlenen hukuk sistemi için-de tartışılması mümkündür.

Sosyal medya hizmet sağlayıcıları, sundukları sözleşmelerden kaynaklana-cak tahkim şartına yer verebildikleri gibi uygulanakaynaklana-cak hukuku ve mahkemeyi de belirleyebilmektedirler. Bu sözleşmelere bakıldığında tek bir hukuka atıf yapı-labildiği gibi, kullanıcıların yaşadığı coğrafi bölgeye göre farklı hükümlere yer verilebildiği de görülmektedir. Örneğin: Amerika Birleşik Devletleri’ndeki kul-lanıcılar için farklı, burası dışındaki kulkul-lanıcılar dışındaki kulkul-lanıcılar için farklı

hükümler uygulanabilmektedir33. Sosyal medya hizmet kullanım sözleşmelerinin

dili genellikle İngilizcedir ve uyuşmazlık halinde sözleşmenin farklı dillere çevi-rileri tam veya kısmen yapılmış olsa dahi İngilizce versiyonunun esas alınacağına dair sözleşmelerde hükümler bulunmaktadır.

32 Kaya, Mine, Elektronik Ortamda Kişilik Hakkının Korunması, 172. 1. Baskı, Eylül, (2015). 33

(13)

b. Sosyal Medya Kullanım Koşulları

Kullanım koşulları, genellikle kanunî düzenlemelerin gereklerine uygun, kötüye kullanımları önlemeyi amaçlayan, diğer kullanıcılara saygı gösterilmesi ve kullanıcıların kendilerini rahat hissettikleri bir güven ortamı sağlamasını esas alan kurallardır.

Sosyal medya platformlarında belirtilen kurallar34, sosyal medya aracılığı ile

paylaşılacak “içeriğe” ilişkin olabileceği gibi, verilen “hizmetlerin kullanımına” yönelik de olabilir. İçeriğe ilişkin belirlenen kuralların genellikle belli yasakları içerdikleri görülmektedir. Her sosyal medya platformunda bu kurallar farklı ol-makla birlikte, çoğunlukla başkalarının kişilik hakkı ihlâli niteliği taşıyan; ırkla-rından, etnik kökenlerinden, ulusal kökenlerinden, dini inançlaırkla-rından, cinsel kim-liklerinden, cinsiyetlerinden, cinsel tercihlerinden, fiziksel engellerinden veya sağlık durumlarından dolayı kişilere ayrımcılığı teşvik niteliği taşıyan; başkaları-nın kişisel bilgilerini rıza dışı paylaşımını içeren35; telif hakkı ihlâli olan36; şiddet

ve pornografik unsurlar taşıyan, şiddeti teşvik eden vb. paylaşımların içeriğe iliş-kin kullanım kuralları ile yasaklandığı görülmektedir. Kullanım kurallarının bir kısmı ise, verilen hizmetin kullanımına ilişkin olup genellikle verilen hizmetlerin kanuna aykırı amaçlarla veya kanuna aykırı faaliyetler için kullanımının başka-larının isim, marka ve ticari unvanlarına zarar verilmesi, kimlik hırsızlığı, spam aracı olarak kullanımı, taciz ve istenmeyen teklifler gönderme gibi başkalarını rahatsız eden sosyal medya uygulamalarının kullanımını yasaklayan kurallardır.

Sosyal medya platformlarında belirlenen bu kullanım kurallarına kullanıcı tarafından uyulmaması halinde, hizmet sağlayıcı tarafından kullanıcıya uygula-nacak yaptırımlar ve hükümler taraflar arasındaki hizmet kullanım sözleşmesinde

genellikle belirtilmektedir37. Bu yaptırımın çoğu zaman sosyal medya

kullanıcı-sının paylaştığı içeriğin kaldırılması, hizmete erişiminin engellenmesi, hesabının askıya alınması, hakkında soruşturma başlatılması, hesabının iptal edilmesi, vb. şeklinde olduğu görülmektedir.

Sosyal medya platformlarında kullanım kurallarında, bu kuralların başka kullanıcılar tarafından ihlâline karşı, kullanıcıların başvurabilecekleri yöntemlere de yer verilmektedir. Genellikle başka kullanıcıların kullanım kurallarına uyma-ması veya bunları kötüye kullanuyma-ması nedeniyle rahatsızlık duyan, mağdur olan veya zarar gören kullanıcılar için bir sistem vardır. Bu sisteme iç ihbar sistemi

34 Facebook, Foursquare, Linkedln, Myspace, Delicious gibi sıkça kullanılan sosyal medya plat-formlarında bu kurallar “topluluk kuralları”, “topluluk standartları”, “kullanım şartları” gibi başlıklar altında beirtilmiştir. 35 Bkz, YCGK, 15.12.2015, E. 2015/12-10, K. 2015/510 (Kazancı Mevzuat ve İçtihat Bankası). 36 Bkz, 11.HD., 12.05.2016 E. 2015/11146, K. 2016/5454 (Kazancı Mevzuat ve İçtihat Bankası). 37 Bkz, https://tr-tr.facebook.com/legal/terms/update, Facebook Hak ve Sorumluluklar Bildirimi Söz-leşmesi.

(14)

denilebilir38. İç ihbar sistemi, rapor etme, engelleme, destek merkezi gibi

hiz-metler öngörülmekte, kullanıcılar tarafından belli formların doldurulması veya seçeneklerin tıklanması suretiyle sosyal medya hizmet sağlayıcısı bundan haber-dar edilmekte, kullanım kurallarının kötüye kullanımı veya ihlâli halinde sorunlu içerik inceleme altına alınarak kaldırılabilmektedir. Ancak bu başvurunun sonuç vermesi her zaman mümkün değildir. Sonuç alınamaması halinde yargı yoluna başvurmak gerekecektir.

c. Gizlilik ve Veri Kullanım Koşulları

Sosyal medya hizmetleri kullanma sözleşmesinin kapsamındaki hükümler-den biri de gizlilik kuralları veya politikalarına ilişkin olup kayıt veya kullanımla bunlar da kabul edilmiş sayılacağından kullanıcı ile sosyal medya hizmet sağla-yıcısı arasında daha önce de ifade edildiği gibi gizlilik kuralları doğrultusunda, bir sözleşme ilişkisi kurulmaktadır. Sosyal medya platformlarında veri ve bilgi-ler öncelikle bizzat kullanıcı tarafından sağlanmaktadır. Bir başka veri ve bilgi sağlama yöntemi ise başka kullanıcıların paylaştığı bilgilerdir. Özellikle toplu fotoğrafların paylaşımı, durum güncellemesi yapılması, bir gruba ekleme veya etiketleme gibi yöntemlerle veri ve bilgiler elde edilebilmektedir. Diğer bir yön-tem de bazı sosyal paylaşım sitelerindeki uygulamalar olup bunların her kullanı-mı verilerin elde edilmesinin yolu olabilmektedir. Bu bağlamda, sosyal paylaşım sitesi aracılığıyla fotoğraf ve video yüklenmesi, alış veriş yapılması, mobil uy-gulamalar gibi bazı uyuy-gulamalar ile konum bilgileri, telefon bilgileri gibi bilgiler toplanabilmektedir.

Sosyal medyada kişisel veri ve bilgi elde etmede kullanılan yaygın yöntem-lerden birisi de çerezlerdir. Çerezlerin kullanımını, kullanıcılar ayarlar seçenekle-rinden durdurabilirse de, bunun yapılması halinde internet sitelerinin birçok özel-likleri kullanılamaz hale geleceğinden çerez kullanımı kabulü neredeyse zorunlu

hale gelmektedir39. Elde edilen bu bilgilerin paylaşımı sosyal medya

platformla-rının gelir kaynaklarından biri haline gelmiştir. Çokça eleştirilmelerine rağmen bilgileri paylaşmaya devam eden sosyal medya platformları, sosyal medya hiz-metleri kullanma sözleşmesindeki paylaşıma rıza gösterildiğine dair hükümler-le kendihükümler-lerini korumaktadırlar40. Sosyal medya aracılığı ile kişinin çoğunlukla

rızasına dayalı olarak elde edilen bilgilerin toplanması, kullanımı ve güvenliği de hukuki sorun teşkil etmektedir. Bu bağlamda kullanıcıların sosyal medya plat-formunun gizlilik politikası ve güvenlik konusundaki hizmetlerinin incelenmesi, gizlilik ayarlarının yapılması, paylaşımlarda kişisel veri niteliğindeki veya özel

38 Kaya, Elektronik Ortamda Kişilik Hakkının Korunması, s. 175. 39 Kaya, Elektronik Ortamda Kişilik Hakkının Korunması, s. 176.

40 Gürses, Binnur; Sosyal Paylaşım Ağlarında Kişisel Verilerin Güvenliği; Sorunlar ve Çözüm Öne-rileri, BTK İdari Uzmanlık Tezi, Ankara 2013, s. 53.

(15)

hayata ilişkin bilgi, fotoğraf, vb. bilgilerin paylaşımının azaltılması veri ve bilgi güvenliği açısından alınabilecek en basit önlemlerdendir.

Sosyal medya platformlarının kişisel verileri toplayarak veri güvenliğine yö-nelik tehlikelere neden olmaları yanında, bu veriler aracılığı ile kişilerin haber-leşme hürriyetine yönelik ihlâllerde de bulunmaları mümkündür. Hatta bu konu, Facebook kullanıcısı Matthew Champbell tarafından, Kaliforniya’da bir

mahke-mede tazminat davasına konu edilmiştir41. Davanın içeriğine göre Facebook,

kul-lanıcılarının mesajlarını inceliyor ve bu mesajlarda yazanlara göre karşınıza özel reklamlar çıkarabiliyordu. Kaliforniya’da sonuca bağlanan davaya göre ABD’li yargıç Facebook’un isteklerini reddetti ve davayı onların aleyhine sonuçlandırdı.

Sosyal medya hizmet sağlayıcılarının kullanıcılarının kişisel verileri üzerin-de çokça eleştirilen bir uygulaması da, kullanıcı paylaşımlarının kullanıcı hesabı kapatsa ya da silinse bile, sosyal medya hizmet sağlayıcısının bunları silmeyerek

saklaması ve üçüncü kişilerle paylaşabilmesidir42. Bunun gerekçesi olarak

pay-laşılan fotoğraf veya videolara yorum ve beğenide bulunulması halinde kişisel

değil ortak paylaşım olarak değerlendirilmesi gösterilmektedir43.

d. Güvenlik Koşulları

Sosyal medya platformlarındaki kişisel hesapların hackerler tarafından ele geçirilmesi sıkça gündeme gelen konulardan olup bu durum platformların gü-venli bir ortam vaadine karşın ne derece gügü-venlik önlemi aldıklarının sorgulan-masına neden olmaktadır. Sosyal medya platformlarında güvenliğin sağlanması bakımından asıl sorumluluk ve yükümlülükler ise kullanıcılara yüklenmektedir. Bu bağlamda kullanıcılar için uyulması gereken kurallar belirlenerek bunlara uyulacağının taahhüt edilmesinin istendiği görülmektedir. Bunlardan bazıları, izinsiz başka kullanıcıların içerik veya bilgilerinin toplanmaması, sisteme virüs ve kötü yazılımların yüklenmemesi, başkalarının hesaplarına erişilmemesi, siste-min işleyişine müdahale edilmemesi, sistemi yavaşlatacak, kapasitesini zorlaya-cak hizmet engelleme saldırılarında bulunulmamasıdır.

Her ne kadar sosyal medya platformları hizmet kullandırma sözleşmelerinde güvenlik konusunda tam güvence vermeyerek bu konuda sorumluluğu kullanıcı-lara yükleseler de, sosyal medya platformunun güvenlik önlemlerinin yetersizliği nedeniyle kişisel bilgilerin ve hesapların ele geçirilmesi halinde sosyal medya platform sağlayıcı aleyhine hizmet kullanım sözleşmesindeki yetkili mahkemede dava açılması mümkündür. Bu davalar sözleşmenin tarafı olan hizmet sağlayı-cısının gerekli güvenlik önlemlerini almaması, standart şifreleme veya hizmet sağlayıcısının gerekli güvenlik önlemlerini almaması, standart şifreleme veya

gü-41 Bkz., 26.12.2014 tarihli Newsweek Dergisi, (2014).

42 Gürses, s. 55-56; Yavanoğlu, Uraz. / Sağıroğlu, Şeref. / Çolak, İlhami., s. 22. Sosyal Ağlarda Bilgi Güvenliği Tehditleri ve Alınması Gereken Önlemler, Politeknik Dergisi, Cilt 15, (2012). 43 Gürses, s. 55-56.

(16)

venlik yöntemlerini kurmaması gibi nedenlerle kusurlu olması esasına dayandırı-labilecektir. Ancak, bu davalardan sonuç alınması, yargı organlarının çok sayıda kullanıcı tarafından dava açılabileceği ihtimali, sosyal medya platformlarından bildikleri ve faaliyet gösterdikleri ülkelerdeki hukuku uyuşmazlık çözümünde kabul ettirmeleri ve bu ülkeler açısından bu platformların istihbarat, ekonomi ve vergisel yararlarından vazgeçilemeyeceği gibi düşüncelerle pek de mümkün gö-rülmemektedir. Buna bir de kullanıcıların, genellikle Amerika Birleşik Devletleri gibi ülkelerdeki mahkemelere gidip dava açmalarının zorluğu ve masraflı olması

gibi hususlar eklendiğinde44, sosyal medya platformları aleyhine dava açma

yo-lunun pek tercih edilmediği, bu nedenle de platformların güvenlik ihlâllerinin yanlarına kâr kaldığı görülmektedir. Sosyal medya platformlarının güvenlik ihlâli nedeniyle dava edilmesi nadir olup LinkedIn’in 2012 yılında hacklenerek nıcı şifrelerinin Rus hackerlerce ele geçirilerek yayınlanması üzerine, bazı kulla-nıcılarca, Kuzey Kaliforniya Bölge Mahkemesinde LinkedIn aleyhine tazminat davaları açılmıştır. Her ne kadar hizmet sağlayıcısının sektör standardına aykırı ve güncelliğini yitirtmiş bir şifreleme sistemi kullanmakta kusurlu olduğu Mah-kemece belirlenmişse de, davacıların zarar gördüğü hususunun ispatlanamadığı belirterek açılan tazminat davalarının reddine karar verilmiştir45.

Sosyal medyada güvenlik ile ilgili güncel bir örnek daha verecek olursak; geçtiğimiz günlerde, Nisan 2016’da Whatsapp’a gelen “uçtan uca şifreleme özelliği” ile ilgili Dr. Ömer Faruk Sayan önemli açıklamalarda bulundu. Sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamaya göre Whatsapp’ın uçtan uca şifreleme yön-temiyle şifrelenmiş mesajların Whatsapp tarafından okunduğunu, cihazın hafıza-sında saklanan bir anahtar yardımıyla şifrelerin çözülebildiğini vurguladı. İçinde bulunduğumuz dijital çağın en önemli sorunlarından biri haline gelen güvenlik ve gizlilik, Facebook ve Google gibi firmaların da bu konuda önemli adımlar atma-sını sağlıyor. Ancak atılan adımlarda kişisel verilerin saklanmadığı ve herhangi bir amaçla okunmadığı söylense de kullanıcıların kafasındaki soru işaretleri gi-derilmiş değildir. Dolayısıyla önümüzdeki süreçte de dijital ortamlarda gizlilik ve

güvenlik kavramlarının sıklıkla sorgulanacağını söylemek mümkündür46.

e. Reklam ve Diğer Ticari İçerik Koşullar

Reklam ve diğer ticari içerik koşulları, sosyal medya platformları tarafından sunulan ve bu platformlarda görülen reklam ve ticari ilişkin olup ne tür reklam ve içeriklerin sunulacağı veya yer verileceği bu kurallar dizini ile belirlenmektedir. Bu konuda sosyal medya hizmet sağlayıcıları, sosyal medya hizmetleri kullanım sözleşmelerine bir takım hükümler koymaktadırlar.

44 Gürses, s. 57.

45 Naklen: http://turk-internet.com/portal/yazigoster.php?yaziid=41373. 46 Bkz., http://www.webmasto.com/btk-baskani-sayandan-whatsapp-uyarisi.

(17)

Genel olarak reklam içeriklerine ilişkin hükümlerde reklam içeriklerinin: asılsız, yanıltıcı ve hileli olmaması; sahte ürün reklamı yapılmaması; müstehcen olmaması; yasak ürün ve hizmetlere ilişkin bulunmaması; politik gündem ve has-sas konuları istismar etmemesi; spam içermemesi; üçüncü kişilerin telif, marka, gizlilik, mülkiyet, kişilik hakkı gibi haklarını ihlâl etmemesi; zararlı yazılımlar içeren sitelere yönlendirici nitelikte olmamasına ilişkin yükümlülüklere yer ve-rilmektedir. Bu yükümlülüklere uyulmaması halinde sözleşme veya kullanım ku-rallarında belirtilen yaptırımlar uygulanabilmektedir.

Reklam politikalarında açıklanan hususlardan biri de kişisel reklamlarda kullanılan araçların özellikle çerezlerin kullanımına ilişkindir. Çerezler, reklam politikaları gereği genellikle reklam verenlerin hedef kitlesini belirlemesi ve rek-lamla ilgili istatistiklerin yapılması amacıyla kullanılmaktadır. Çerezler reklam ayarları ve web tarayıcısından kontrol edilebileceği gibi “çevrimiçi davranışsal

reklamcılık” için AB ülkeleri için “youronlinechoices.eu”47 gibi web sitelerinden

kontrol edilebilir.

Sosyal medya platformlarının “çevrimiçi davranışsal reklamcılık

uygulama-ları” da kişilik hakkına saldırı teşkil edebileceğinden48 üzerinde durulması

gere-ken konulardandır. Çevrimiçi davranışsal reklamcılık, kullanıcıların ilgi alanla-rına göre özelleştirilmiş reklamlar sunmak için, bu kullanıcıların internet

üzerin-deki davranışlarının izlenerek profillerinin çıkartılması anlamına gelmektedir49.

Çevrimiçi davranışsal reklamcılık ile internet üzerinde kullanıcıların bıraktığı izler değerlendirilmekte ise de, birçok internet kullanıcısı, internet ortamındaki

davranışlarının ne dereceye kadar iz bıraktığının farkında bile değildir50. Sosyal

medya platformları başlangıçta sosyal medya hizmetleri kullanım sözleşmelerin-de elsözleşmelerin-de edilen veri ve bilgilerin paylaşılacağına dair hükümlere yer vererek, çok açık olmayan, üstelik anlaşılması güç paylaşım ve veri toplama politikalarına rağmen bu tür hareketlerini meşru kılmaya çalışmaktadırlar. Örneğin çevrimiçi davranışsal reklamcılık uygulamalarını kullanan yaygın sosyal medya platfor-mu hizmet sağlayıcısı Google, Google Görüntülü Reklam ağındaki bir web sitesi veya Google tarafından Youtube videoları gibi içerik sunduğu web sitesinin ziya-ret edilmesi ile kullanıcı bilgisayarına çerez veya başka bir izleme aracı yerleşti-rilmekte51 üstelik bunlar kullanıcıların kendi tarayıcılarının çerezleri veya araçları

olmadığından, bunlardan kurtulmak mümkün olmamaktadır52.

47 Bkz., http://youronlinechoices.eu/.

48 Kırlıdoğ, Melih, “Çevrimiçi Davranışsal Reklamcılık ve Kişisel Mahremiyet İhlâlleri”, http://mimo-za.marmara.edu.tr/~melihk/cdr.pdf.

49 Sloot, Van Der Bart / Borgesius, Frederik Zuiderveen: “Bölüm 4: Google and Personal Data Protection”, Google and The Law (Editor: Aurelio Lopez-Tarruella), The Hague 2012, s. 76. 50 Sloot / Borgesius, s. 76.

51 Sloot / Borgesius, s. 77-78. 52 Kırlıdoğ, s. 1.

(18)

Çevrimiçi davranışsal reklamcılık uygulamaları, pek çok kullanıcının bilgisi dışında uygulanmakta, hizmetleri sağlama sözleşmelerinde kapalı ve anlaşılmaz ifadeler ile tanımlandıklarından kullanıcıların bu konuda bilgilenmesi ve aydın-latılmış rızalarının alınması önlenmektedir. Çevrimiçi davranışsal reklamcılık uygulamaları nedeniyle hem kişilerin kendilerine ait bir değere izinsiz ve bedeli ödenmeden el konulmakta, hem de bu süreçte en temel insan haklarından biri

olan kişisel mahremiyet ortadan kalkmaktadır53.

Facebook, Twitter gibi birçok sosyal medya platformunun Çevrimiçi Sosyal Ağ İzleme (Online Social Network Tracking) yöntemine başvurduğu bilinen bir

gerçektir54. Bu yöntemle sosyal medya platformları başka web sitelerinde yer alan

“beğen”, “paylaş” gibi parçacıklar aracılığı ile bu web sitesinin ziyaret edilmesi halinde kullanıcılarını izlemektedir.

f. Fikri Mülkiyet Koşulları

Telif, marka gibi fikri mülkiyet konularının sosyal medya hizmetleri kulla-nım sözleşmesinde öncelikle genel kullakulla-nım koşulları içerisinde yer aldığı; telif hakkı, marka hakkı veya fikri mülkiyete uygun içerik paylaşımlarında bulunacağı yönünde kullanıcıdan taahhüt alındığı görülmektedir. Fikri mülkiyet ihlâli konu-sunda hangi ülke hukukunun uygulanacağı veya hangi mevzuatın uygulanaca-ğına dair hükümlere yer verilebildiği gibi, fikri mülkiyet ihlâli hallerine ve ihlâl gerçekleşmişse uygulanacak prosedür ile o platforma özgü şikayet, itiraz, ispat, yaptırım süreçleri ile uyuşmazlık çözüm ilkelerine de yer verilebilmektedir. Bu nedenle kullanıcıların platforma üye olmadan önce bu hükümleri okumasında yarar vardır.

Kullanıcılar tarafından fikri mülkiyet ihlâlleri yapılması, sosyal medya plat-formlarında bazı yaptırımlara neden olmaktadır. Genellikle şikayet üzerine kul-lanıcının ihlâle neden olan içeriğine erişim engellenmekte, para kazanma vb. iş-levler varsa devre dışı bırakılmakta, durum kullanıcıya bildirilmekte, belli sayıda ihlâlin gerçekleşmesi halinde kullanıcı hesabı kapatılabilmekte ve hatta kullanı-cının yeni hesap açması önlenebilmektedir. Örneğin, 2014 yılı başında ülkemiz-deki birçok sanatçıya ait Türkçe şarkının herhangi bir telif ücreti ödenmeksizin YouTube üzerinden yayını yapılırken Müzik Eseri Sahipleri Grubu Meslek Bir-liği tarafından yapılan başvuru üzerine yaklaşık 145.000 video klibi gösterimden kaldırılmış, sonrasında taraflar arasında telif hakkı konusunda yapılan lisans söz-leşmesi üzerine ilgili klipler gösterime açılmıştır55.

53 Kırlıdoğ, s. 1.

54 Berber Keser, Leyla, Çevrimiçi Davranışsal Reklamcılık (Online Behavioral Advertising), (2014), s. 29.

(19)

B. Diğer Kullanıcı veya Üçüncü Kişilerin Kişilik Hakkı İhlalleri

Sosyal medya platformlarında karşılaşılan kişilik hakkı ihlâllerini gerçekleş-tirenler ilgili sosyal medya platformunun diğer kullanıcıları ya da platformdaki güvenlik önlemlerini aşmak suretiyle platforma müdahalede bulunan kişilerdir. Bu ihlâller paylaşılan içerik nedeniyle kişilik değerlerine saldırı veya reklamlar-dan kaynaklı olabileceği gibi, bilişim suçları aracılığıyla kişisel veri ve bilgilerin güvenliğine yönelik olarak da gerçekleşebilmektedir.

a. Paylaşılan İçerik Nedeniyle Oluşan İhlâller

Sosyal medyada yer alan metin, fotoğraf, video, ses gibi unsurlardan oluşan içeriğin önemli bir kısmı kullanıcılar tarafından yaratılmaktadır. Burada kişilik hakkı ihlâllerinin daha iyi anlaşılması için paylaşılan içerik kavramı üzerinde durmak gerekir. Paylaşılan içerik, sosyal medya platformunu kullanan kullanıcı kaynaklı, sosyal medya platformunda veya sosyal medya platformu hizmetlerine bağlantı aracılığı ile eklenen, oluşturulan, yüklenen, gönderilen, dağıtılan, başka internet sitesi veya hizmetlerine bağlantı ile sağlanan içeriği ifade etmektedir56.

“Başkalarının hak ve hürriyetleri” sosyal medya ortamındaki hürriyeti sınır-landıran özel hukuk alanındaki yansıması kişilik hakkı olan bir kavramdır. Her ne kadar sosyal medya hizmetleri kullanım sözleşmelerinde kişilik hakkına ilişkin kullanım kuralları gereği içerikle ilgili belli sınırlandırmalar getirilse de, paylaşı-lan içerikle başka kulpaylaşı-lanıcıların şeref ve haysiyeti, mesleki ve ticari itibarı, sırları, ad, ses ve resmi, özel hayatı, kişisel verileri gibi kişilik hakkının korumasında olan değerlerine yönelik saldırılar gerçekleşebilmektedir.

Sosyal medya platformlarında kullanıcılar tarafından paylaşılan içerikler ne-deniyle en çok karşılaşılan ihlâl şekli, hakaret, tehdit veya iftira niteliği taşıyan unsurlar içermesi ve dolayısıyla başkalarının şeref, haysiyet ve itibarının zedelen-mesidir57. Atılan tweetler, blog yazıları, forumlardaki görüşler gibi araçlarla bu plat-56 Kaya, Elektronik Ortamda Kişilik Hakkının Korunması, s. 186.

57 Bkz., 9. CD. 27.02.2013, E. 2013/22 K. 2013/2924 “… silâhlı terör örgütünün propagandasının sosyal paylaşım sitesi üzerinden yapılmış olmasını 3713 sayılı yasanın 7/2 hükümleri gereğince cezada artırım nedeni… ”; Bkz., 12. CD. 18.11.2013, E. 2013/5030 K. 2013/25781 “…sanığın bir dönem duygusal arkadaşlık ilişkisi bulunan müşteki tarafından arkadaşlıklarına son verilmesine tepki olarak ve müştekinin bilgi ve rızası dışında facebook sosyal paylaşım sitesinde yaydığı, çeşitli sohbet ortamlarına girip müştekinin ağzından paylaşımlarda bulunduğu ve yine aynı paylaşım sitelerinde okul sayfasına girerek, müştekinin ağzından herkesin görebileceği şekilde edep ve haya duygularını incitici beyanlarda bulunduğu eyleminin ancak hakaret ve kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme ve yayma suçunu… “; Bkz., 12. CD. 25.11.2013, E. 2013/1082 K. 2013/26647 “…sanığın arkadaşlık teklifini kabul etmeyen mağdurenin facebook üzerinden günlük fotoğraflarını ele geçirip, üzerine incitici ifadeler yazan sanığın, hesabının başkaları tarafından ele geçirildiğini savunmalarına, internet kafe sahibinin tanıklığı ve hesa-bın iptali için herhangi bir başvurusu olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu gerekçeleriyle itibar etmemiş ve sanığın eyleminin hakaret ve verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme olarak değerlen-dirilebileceği, ancak TCK 44 maddesi gereğince fikri içtima hükümlerinin dikkate alınması ile daha ağır cezayı gerektiren kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme suçundan …” (TAAD, Ocak 2016).

(20)

formları kullanan başka kişilerce aşağılayıcı, incitici, küçültücü, husumete maruz bırakıcı yazılı, görsel ve işitsel unsurlardan oluşan içeriklerle hakaret edilebilmek-tedir. Ayrıca müstehcen unsurları barındıran veya cinsel içerikli taciz mesajları ile de kişilerin manevi bütünlüğü ihlâl edilebilmektedir. Bazı sosyal medya uygulama-larında bulunan, başka kullanıcılara ait hakaret nitelikli içeriklerin paylaşımlarına olanak sağlayan “retweet” veya “paylaş” gibi uygulamalar yoluyla da içeriğin sahi-bi olarak olmasa da, içeriğe bağlantı sağlayan olarak sorumluluğu söz konusu ola-bilir. Bir diğer kişilik hakkına saldırı biçimi ise, gerçeğe aykırı ve iftira niteliğindeki içeriklerle kişilik hakkına saldırı halidir58. Kullanılan içerik bazen nefret söylemi,

ayrımcılık, başkalarının husumetine maruz bırakıcı nitelik de taşıyabilir. Tüm bu durumlarda da kişinin kişilik değerleri ve dolayısıyla kişilik hakkı zarar görür.

Sosyal medya platformlarında yalnızca gerçek kişilerin kişilik hakları ihlâl edilmemektedir. Tüzel kişilerin de hakaret ve gerçeğe aykırı içeriklerle itibarına yönelik saldırılar yapılmaktadır. Özellikle bu tüzel kişilerin hizmetlerinin değer-lendirildiği bloglar, forumlar veya platformlara bağlı yorum köşelerindeki payla-şımlarla ticari ve mesleki kişilik değerlerine saldırılabilmektedir. Gerçek kişiler kadar tüzel kişilerin de kişilik hakkının korunmasından yararlandığı düşünüldü-ğünde, bunların da itibarları kişilik hakkına ilişkin hükümler ile korunacaktır. Bu durum bazen haksız rekabet gibi durumlara neden olabilir. Bu durumlara neden olması halinde ise, bu hükümlere göre koruma yoluna da gidilebilecektir.

Daha önce de ifade ettiğimiz üzere, hakaret, tehdit ve iftira niteliği taşıyan içerikler sosyal medya platformlarının kullanım kuralları gereği yasaklar arasın-da yer almaktadır. Dahası bu tür paylaşımlararasın-da tüm sorumluluk içeriği paylaşan kullanıcıya aittir. Sosyal medya kullanım koşullarına da baktığımızda, hakaret, tehdit ve iftira niteliği taşıyan içeriklerde tüm sorumluluğun, içeriği sağlayan kullanıcılara ait olacağı ve sosyal medya hizmet sağlayıcısının bu içerikleri de-netleme sorumluluğu olmadığı ve dolayısıyla cezai ve hukuki anlamda sorum-lu olmayacağını da görürüz. Sosyal medyada kişilik hakkını ihlâl edenin, yani içeriği paylaşan, sorumlu olan kişinin tespiti her zaman kolay değildir. Bunun en büyük nedenleri, sosyal medya platformlarındaki kullanıcıların gerçek kimlik bilgilerini verme zorunda olmamaları, bir kısım kullanıcıların takma adlar, sahte hesaplar veya 3. parti yazılımlar üzerinden sosyal medyaya ulaşmalarıdır. Böy-le durumlarda kullanıcıların IP numarasına ulaşılarak kimlikBöy-leri tespit ediBöy-lebilir. Son dönemde ülkemizde artan sosyal medyadaki terör örgütü paylaşımları nede-niyle birçok kişi tespit edildi ve birçok kişi yargılanıyor. Bu tespitin yapılması

58 Bkz., 18. CD. 07.12.2015, E. 2015/10377 K. 2015/12777 “… sanığın Twitter hesabından atılan hakaret içeren sözlerin diğer sanık tarafından paylaşılan tweeti retweetlemesi suretiyle gerçekleş-mesi nedeniyle sanığa yerel mahkemece verilen beraat kararı, olayda zincirleme şekilde hakaret suçunun oluştuğunun gözetilmemesi nedeniyle bozulmuştur.” Uluç, Güliz/ Süslü, Bilal, Örnek

Yargı Kararlarıyla Sosyal Medya Hukuku, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitü-sü Dergisi, C: 8 S: 17 Aralık (2016), s. 344.

(21)

için sosyal medya hizmet sağlayıcısından da bilgi alınabilmektedir. Ancak, terör vb. önemli suçlar dışı bu bilgilerin verilmediği bir gerçektir.

Sosyal medyanın en çok tehdit ettiği kişilik hakkı şüphesiz ki özel

hayat-tır59. Sosyal medya platformlarında iletişim ve başkalarıyla etkileşimde

buluna-bilmek için öncelikle var olmak gereklidir. Buradaki var olmaktan kasıt kişinin kendini göstermesi veya başkalarına görünmesidir. Bu görünebilme, kişinin ilk olarak kendisiyle ilgili bir profil oluşturarak kendisiyle ilgili bazı veri ve bilgi-leri paylaşmasıyla başlamaktadır. Devamında da, kendisi ve yaşamına dair bilgi, belge, görüş, fotoğraf gibi paylaşımlarla artarak devam etmektedir. Üstelik bu paylaşımlar yalnızca kişinin kendisi tarafından değil, arkadaşları tarafından da gerçekleştirilebilmektedir. Kötü niyetli kişilerin bu paylaşımları ele geçirmesi ve sonrasında porno siteleri gibi sitelerde veya reklam amaçlı olarak kullanılmasına olanak tanıdığından, kişilerin mağduriyetine neden olabilmektedir.

TMK. 23. maddeye göre kişinin kişiliği, kendisine karşı da korunmuş olup kişilik hakkı üzerindeki rızanın sınırları emredici hukuk kuralları, ahlak, kamu düzeni ve hakkın özüdür. Buna göre, kişilerin özel hayatına ait paylaşımların, kişilerin rızasıyla alınması halinde de bu paylaşımların kullanılmasının bazı sınır-ları vardır. Yani, bu rızanın özel hayata ilişkin her türlü müdahaleyi hukuka uygun hale getirmesi beklenemez. Yine kişilerin özel hayatına ilişkin olarak, özellikle gizli çekimlerle elde edilen bilgi, ses ve görüntülerin yayınlanması ve geniş kit-lelere ulaştırılmasında da sosyal medya platformları kullanılabilmektedir. Bu tür ihlâller içeren malzemelerin toplanması özel hayatın gizliliğini ihlâl ettiği gibi bunların ifşa edilmesi de ayrı bir ihlâl halidir. Son yıllarda politikacı, sanatçı, sporcu gibi kişilerin özel ilişkilerine ait sahnelerinin yer aldığı görüntülerin

sos-yal medya platformlarında yayınlanması özel hayata yönelik tipik ihlâl halidir60.

Pek çok şirket, şirket içi haberleşmesinde bloglar, Twitter ve Facebook gibi sosyal medya ağlarını kullanmakta, gerek şirket gerek çalışanlar bu ortamda şir-ket duyurularını, sektördeki gelişmeleri, güncel konuları, sosyal medya günde-mini takip edebilmektedir. Şirket çalışanlarının bu tür sosyal medya ortamlarında iş hayatı, iş arkadaşları ve şirketle ilgili paylaşımları da kişilik hakkı ihlâllerine neden olabilmektedir. Özellikle burada şirkete ait proje, mali bilgiler, tasarım ve sunumların paylaşılmasının şirket sırlarının gizliliğini ihlâl edebileceğini gözden uzak tutmamak gerekir. Reklam içerikleri de kişilik hakkı ihlâline neden olabilir. Reklamlarda benzer ürün ve hizmetleri veya bunları üretip sunan kişileri, işlet-meleri ve şirketleri karalayıcı, yerici ve yanıltıcı unsurlara yer verilmesi mesleki ve ticari itibara zarar verebilir61.

59 Kaya, Elektronik Ortamda Kişilik Hakkının Korunması, s. 189. 60 Kaya, Elektronik Ortamda Kişilik Hakkının Korunması, s. 189.

61 Bkz., 11. HD. 21.03.2016, E. 2015/8209 K. 2016/3068, “…davacının izinsiz çekilen fotoğrafı dava-lı ... San. ve Tic. A.Ş’ye ait yağların reklamında içerik olarak da kişilik haklarına saldırı oluşturacak

(22)

b. Güvenlik Sorunları ve Bilişim Suçları Nedeniyle Oluşan İhlâller

Sosyal medya hizmet sağlayıcıları platformun güvenli olarak kullanımı için yeterli ve gerekli düzeyde güvenlik önlemi aldıklarını sitelerinde ve kullanım ko-şullarında her zaman ifade ederler. Fakat, en yaygın sosyal medya platformlarının bile hacklendiğini, kullanıcı bilgilerinin ele geçirildiği veya bu sitelere bilişim teknolojileri aracılığı ile girilerek birçok bilişim suçu işlendiği bilinen bir gerçek-tir. Bu güvenlik sorununun nedeni ya kullanım kurallarına uyulmamasından ya da sistemdeki güvenlik açık ve eksikliklerinden kaynaklanmaktadır.

Sosyal medyada güvenlik açık ve eksikliklerinden kaynaklanan ve saldırıya uğrayan en önemli kişilik değeri kişisel verilerdir. Kaldı ki sosyal medya plat-formları, kullanıcıların kişisel verilerinin, profil bilgilerinin ve şifrelerinin baş-kalarınca kolayca ele geçirilebildiği ortamlardır. Kişisel ver ve bilgiler sosyal medya platformlarında çeşitli hileler, teknik yöntemler veya her ikisi kullanılarak elde edilmektedir.

Sosyal medya platformlarının web sitelerinin bile sahtelerinin oluşturula-bildiği günümüzde, bu sahte siteler ile kişilerin bilgi, hesap ve şifreleri, kendi-lerinden platforma giriş yapılıyor izlenimi verilerek istenilmekte, kullanıcılar tarafından platforma giriş yapıldığı düşünülerek verilen bu bilgiler kolayca ele geçirilmektedir62. Bu tür sahte hesaplarla veri ve bilgilerin ele geçirilmesinin

önlenmesinin en basit yolu, sahte sitenin URL’sini ilgili sosyal medya sitesinin URL’si ile karşılaştırmak, bu sitelere girildiği fark edilir edilmez şifreyi değiştir-mek, virüs tanıma programını çalıştırmak, ilgili ve yetkili makamları bu konuda bilgilendirmek olmalıdır.

Güvenlik konusunda belki de karşımıza çıkan en yaygın örnek ünlü kişiler veya banka gibi kurumlar adına açılan sahte hesaplardır. Bu sahte hesapların ger-çek zannedilerek başka kullanıcılar tarafından takip edilmesi ile başlayan süreçte, bankacılık işlemi yapıldığı izlenimi ile şifre veya kişisel bilgilerin girilmesi, ünlü birisiyle tanışma, ödül veya hediye kazanıldığı belirtilerek form doldurulmasının istenerek kullanıcılara ait kişisel veriler, şifreleri, banka kayıtları gibi bilgilere ulaşılmaktadır. Bunun en bilindik örneği belki de, elde edilen veri ve bilgilerle banka hesaplarının boşaltılması veya kimlik bilgileri kullanılarak dolandırıcılık gibi hukuka aykırı eylemler ile menfaat sağlanmasıdır.

şekilde, “tencereye de yakışır, tavaya da” sloganıyla kullanılmış ve bu reklam diğer davalıların sa-hibi olduğu gazetede yayınlanmıştır. Bu durumda, davacının fotoğrafının izin alınmadan davalılar tarafından ticari amaçlı olarak reklamda kullanılması...’in 86. maddesi ve TMK’nın 24. maddesi kapsamında davacının kişilik haklarına tecavüz teşkil etmekte ve davacının maddi ve manevi tazminat talep hakkı bulunmaktadır. O halde, mahkemece, davacının içinde bulunduğu şartlar göz önüne alınıp gerekli inceleme ve değerlendirme yapılarak davalıların haksız kullanımları kar-şılığı uygun bir maddi tazminat ile bununla orantılı manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.” (Kazancı Mevzuat ve İçtihat Bankası).

Referanslar

Benzer Belgeler

Metin Ersoy / Havadis Gazetesi-Poli Sosyal ağlarda aktif olarak görünmek, bol paylaşım yapmak sizi daha popüler yapabilir, en azından çevreniz bunu böyle

(5) reported an IgG4-related aortitis case presenting with sudden cardiac death associated with aortic dissection extending into LMCA. Similarly, our patient suffered new-onset

Projektif teknikler "insan eği­ limleri ve kişiliğin derinliğine inerek geniş bilgi sağlamak amacıyla gelişti­ rilmiş ve farklı kişilerce değişik şekillerde

Yine aynı çalışmada, işletmelerin satın alma süreçleri değerlendirmesinde %14’ünde hammadde tedarik sürelerinin, %12’sinde satın alma biriminin tedarik

Bu makalede; minyatür sanatındaki melek tasvirlerinin yer aldığı yorumların iyi bir biçimde kavranarak çözümlenmesi için; Melek kavramı, meleklerin

Gülbahar KORKMAZ ASLAN’a ait “Servis Sorumlu Hemşirelerinin Liderlik Güç Tipi Algılamaları ve Tercihleri” başlıklı makalenin İngilizce başlığı yazarların

Bu araştırmada; üniversite öğrencilerinin internetin ve sosyal ağların kullanım şekillerine göre (günlük internet kullanım süresi, internete bağlanma şekli,

Bu çalışmadan elde edilen bulguya göre, sosyal medya bağımlılık düzeyi yüksek ve düşük olarak belirlenen bireylerin İÖA saplantılı bağlanma alt boyutu