• Sonuç bulunamadı

Aydın ili merkezindeki tarihi su yapıları

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Aydın ili merkezindeki tarihi su yapıları"

Copied!
462
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

T.C.

SELÇUK ÜNİVERSİTESİ

SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

SANAT TARİHİ ANABİLİM DALI

TÜRK DÜNYASI VE ORTAÇAĞ KÜLTÜRLERİ ARKEOLOJİSİ

BİLİM DALI

A

A

Y

Y

D

D

I

I

N

N

İ

İ

L

L

İ

İ

M

M

E

E

R

R

K

K

E

E

Z

Z

İ

İ

N

N

D

D

E

E

K

K

İ

İ

T

T

A

A

R

R

İ

İ

H

H

İ

İ

S

S

U

U

Y

Y

A

A

P

P

I

I

L

L

A

A

R

R

I

I

Muzaffer YILMAZ

YÜKSEK LİSANS TEZİ

Danışman

Prof. Dr. Haşim KARPUZ

(2)
(3)
(4)

T.C.

SELÇUK ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü

 

Ö

ğrencinin

Adı Soyadı MUZAFFER YILMAZ Numarası 074204031001

Ana Bilim / Bilim Dalı

SANAT TARİHİ / TÜRK DÜNYASI VE ORTA ÇAĞ KÜLTÜRLERİ ARKEOLOJİSİ

Danışmanı PROF. DR. HAŞİM KARPUZ

Tezin Adı AYDIN İLİ MERKEZİNDEKİ TARİHİ SU YAPILARI

    ÖZET 

Bu araştırmada, Batı Anadolu’nun stratejik bir mevkiinde bulunan ve tarihi süreç içerisinde kesintisiz bir iskana uğramış Aydın’ın, Türk dönemine ait tarihi su yapıları incelenip

değerlendirilmeye çalışılmıştır.

Tez projemizle, Aydın’ın Türk dönemine ait su yapılarını bir bütün halinde değerlendirerek, Anadolu su mimarisi içerisindeki yerinin ortaya konması hedeflenmektedir.

Kataloğumuzda, dört çeşme-sebil, yedi çeşme, beş sebil, altı hamam, iki su kuyusu, bir köprü, bir şadırvan, bir selsebil ve bir sarnıçtan meydana gelen yirmi sekiz adet su yapısı yer

almaktadır. Tuğlanın ana inşa malzemesi olduğu ve tamamı 14-20. yüzyıllar arasına tarihlenen bu su yapıları içerisinde, kendine has özellikler gösteren, çeşme-sebil yapı grubu büyük önem

taşımaktadır.

Anahtar Kelimeler: Tarihi su yapıları, çeşme-sebil, çeşme, sebil, hamam, köprü, sarnıç, selsebil,

su kuyusu.

(5)

 

Ö

ğrencinin

Adı Soyadı MUZAFFER YILMAZ Numarası 074204031001

Ana Bilim / Bilim Dalı

SANAT TARİHİ / TÜRK DÜNYASI VE ORTA ÇAĞ KÜLTÜRLERİ ARKEOLOJİSİ

Danışmanı PROF. DR. HAŞİM KARPUZ

Tezin İngilizce Adı THE HISTORICAL WATER STRUCTURES OF AYDIN

    SUMMARY 

 

In this study, the historical water structures from Turkish period of Aydın that located in a strategic region of western Anatolia and also has been a continous settlement in the historical process, will be studied.

In our thesis, the Turkish period water structures of Aydın, as a whole will be evaluated and the place of them in Anatolian water architecture will be tried to determine.

In the catalog section, there are twenty-eight water structures account for four public fountains (çeşme-sebil), seven fountains, five sebil, six baths, two water wells, a birdge, a

sadirvan (a type of fountain), a selsebil and a cistern. Among these water structures, the group

of çeşme-sebil, exhibiting unique architectural features, dated to 14th - 20th centuries mainly built with brick and also have a great importance.

Key words: Historical water structures, fountain, bath, cistern, water well

 

 

 

 

 

T.C. SELÇUK ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü

(6)

İÇİNDEKİLER

ÖNSÖZ………. I

KISALTMALAR……….. IV

1.GİRİŞ………. 1

1.1. Konunun Tanımı, Sınırları, Önemi ve Araştırmada İzlenen Metot………... 1

1.1.1. Konunun Tanımı ve Sınırları……….. 1

1.1.2. Konunun Önemi……….. 1

1.1.3. Araştırmada İzlenen Metot……….. 2

1.1.4. Aydın’ın Tarihi Coğrafyası………. 4

1.1.5. Aydın Su Yolları………. 8

1.1.6. Konu İle İlgili Yapılmış Çalışmalar……… 10

2. TÜRK MİMARİSİNDE SU YAPILARI……….. 17

2.1. Suyun Toplum Hayatındaki Önemi ve Türkler’de Su Kültü………. 17

2.2. Çeşme-Sebil, Hamam, Köprü, Şadırvan, Selsebil, Sarnıç, Su Kuyusu Kavramı Ve Bu Yapıların Türk Mimarisindeki Gelişimi……….... 19

3. KATALOG………... 44

3.1. ÇEŞME-SEBİLLER……….. 44

3.1.1. CİHANOĞLU CAMİİ ÇEŞME-SEBİLİ……… 44

3.1.2. ATİKE HANIM ÇEŞME-SEBİLİ……….. 48

3.1.3. FATMA HANIM ÇEŞMESİ-SEBİLİ……… 51

3.1.4. ANONİM ÇEŞME-SEBİLİ……… 55

3.2. ÇEŞMELER………... 58

3.2.1. CİHANOĞLU HANI (GÜMRÜKÖNÜ) ÇEŞMESİ……….. 58

3.2.2. MUSTAFA AĞA ÇEŞMESİ……….. 60

(7)

3.2.4 ÖMER MUHARREM ŞEFKATİYE ÇEŞMESİ………. 65

3.2.5. ILICABAŞI ÇEŞMESİ………... 67

3.2.6. ORTA MAHALLE ÇEŞMESİ………... 69

3.2.7. AKÇA MESCİD CAMİİ ÇEŞMESİ………... 71

3.3. SEBİLLER………. 73

3.3.1. GENÇ HACI İSMAİL SEBİLİ………... 73

3.3.2. ABDULLAH PAŞA SEBİLİ……….. 75

3.3.3 ÇAKIR MEHMET AĞA SEBİLİ……… 77

3.3.4. NAMAZGAH SEBİLİ……… 79

3.3.5. MALAZGİRT MEYDANI SEBİLİ………. 81

3.4. HAMAMLAR……… 83

3.4.1. NASUH PAŞA HAMAMI……….. 83

3.4.2. GÜMRÜKÖNÜ HAMAMI……… 86

3.4.3. BEY HAMAMI………... 91

3.4.4. TABAKHANE HAMAMI……….. 95

3.4.5. RUM HAMAMI………. 99

3.4.6. CİHANOĞLU MEHMET BEY HAMAMI………... 101

3.5. SU KUYULARI………. 103 3.5.1. ÇINGIRDAKLI KUYU……….. 103 3.5.2. NAMAZGAH KUYUSU……… 106 3.6. KÖPRÜLER………... 108 3.6.1. ÇAVUŞ KÖPRÜSÜ………... 108 3.7. ŞADIRVANLAR………... 112

3.7.1. CİHANOĞLU CAMİİ ŞADIRVANI………. 112

(8)

3.8.1. CİHANOĞLU MEHMET BEY KONAĞI SELSEBİLİ……… 115

3.9. SARNIÇLAR………. 117

3.9.1. CİHANOĞLU CAMİİ SARNICI………... 117

4. DEĞERLENDİRME………. 119

5. SONUÇ………. 176 Bibliyografya……… Fotoğraf Listesi………. Çizim Listesi………. Karşılaştırmalı Fotoğraf Listesi……… Karşılaştırmalı Çizim Listesi……… Tablo Listesi………. 180 204 218 220 222 223

(9)

Kısaltmalar

a.g.e. : Adı Geçen Eser a.g.m. : Adı Geçen Makale

a.g.t. : Adı Geçen Tez

ADTCF : Ankara Dil Tarih Coğrafya Fakültesi ADTCFD : Ankara Dil Tarih Coğrafya Fakültesi

AKTVKK : Aydın Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu AKTVKKA : Aydın Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu Arşivi

AÜ : Ankara Üniversitesi

C: : Cilt

DEÜ : Dokuz Eylül Üniversitesi

EÜ : Ege Üniversitesi

FBE : Fen Bilimleri Enstitüsü

FEF : Fen Edebiyat Fakültesi

GÜ : Gazi Üniversitesi H. : Hicri HÜ : Hacattepe Üniversitesi İÜ : İstanbul Üniversitesi Karş. : Karşılaştırma KB : Karayolları Bülteni M. : Miladi

MEB : Milli Eğitim Bakanlığı

M.Ö. : Milattan Önce

M.S. : Milattan Sonra

No: : Numara

ODTÜ : Ortadoğu Teknik Üniversitesi

SBE : Sosyal Bilimler Enstitüsü

STY : Sanat Tarihi Yıllığı

SÜ : Selçuk Üniversitesi

TDV : Türkiye Diyanet Vakfı

TTK : Türk Tarih Kurumu

YTÜ : Yıldız Teknik Üniversitesi YYÜ : Yüzüncü Yıl Üniversitesi

(10)

ÖNSÖZ

Bütün dinler yaşamı onunla başlattı. Önce sadece o vardı. İnsana, yaşama o hayat verdi. Yeri geldi, yaşam verdiği insanın gazabı oldu, yokluğu da, çokluğa ölüm getirdi.

Su… Yaratılıştan günümüze, varoluşun en büyük paradoksu.

Su, tarih boyunca medeniyet kelimesiyle beraber anıldı. Şehirleşen insanoğlu için suya yakın olmak yetmedi. Temel yaşam kaynağını muhafaza etmek en önemli sorun ve sorumluluklardan biri haline geldi. İşte su mimarisi, tarih boyunca bu temel düşünce üzerine gelişti. Her ne kadar şehirler, inançlar doğrultusunda, dini yapılar çevresinde şekillense de, hamam, çeşme, sarnıç gibi su yapıları, tarihin her döneminde şehirlerin vazgeçilmezleri oldu.

Bu günkü Moğolistan bozkırlarından Orta Avrupa’ya kadar çok geniş bir alanda devletler kurmuş olan Türkler içinde su yapıları, gerek dini inançları gerekse yaşam tarzlarından dolayı, tarih boyunca şehirlerinin, evlerinin, hatta çadırlarının bile en önemli bir unsurlarından birini oluşturmuştur.

Bizde bu tez çalışmamızda, genelde; bizlere murislik veren atalarımızın mirasına sahip çıkma, özelde ise; doğduğum ve doyduğum topraklara hizmet etme adına, Aydın İl Merkezinde Bulunan Tarihi Su Yapıları’nı inceleyip, değerlendirdik.

Bu yoğun ve yorucu çalışma sırasında, başta projeyi beraber hazırladığımız tez danışmanım sayın Prof. Dr. Haşim KARPUZ’a, tez çalışmasının her safhasında yer alan, emeklerini saymakla bitiremeyeceğim, değerli hocam Yrd. Doç. Dr. Mustafa Kemal ŞAHİN’e, çalışmalarım sırasında sürekli fikir alışverişinde bulunduğum değerli hocalarım Yrd. Doç. Dr. Osman ÜLKÜ, Yrd. Doç. Dr. Şakir ÇAKMAK, Arş. Gör. Mükerrem Kürüm ve Sanat Tarihçi Ahmet YAVUZYILMAZ’a, özverili yaklaşımı sayesinde, su mimarisi konusundaki tecrübelerinden olabildiğince yararlandığım, Yrd. Doç. Dr. Şerife TALİ’ye, arazi çalışmalarıma yer yer refakat eden değerli meslektaşlarım Sema ŞAHAN, Nilgün KURUKAYA ve yeğenim Oğulcan KARAKOÇ’a, çizimler konusunda sık sık bilgi birikimlerinden faydalandığım, Mimar-Sanat Tarihçi Erdal Zeki TOMAR, Yüksek Mimar Turgut BAŞ ve Harita Teknikeri Haydar ÜZGÜN’e, görev yaptıkları kurum arşivlerine ulaşmam konusunda büyük özveri gösteren Arkeolog Hakan ÖZKAN, Arkeolog Yılmaz AKKAN ve İnşaat Mühendisi Cengiz KESKİN’e, kitabelerin okunması konusunda büyük yardımları olan, Doç Dr. İzzet SAK, Dr. Zekeriya ŞİMŞİR ve Arş. Gör. Ali Rıza SOĞUCAK’a, İngilizce çeviriler konusundaki yardımlarından ötürü Arş. Gör. Dr. Tolga BOZKURT’a,

(11)

projeye destek veren Selçuk Üniversitesi Bilimsel Araştırma Koordinatörlüğü’ne, tez projesinin her aşamasında, resmi prosedür konusunda beni bilgilendirmekten hiç yılmayan, tüm Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü personeline, manevi desteklerinden ötürü değerli dostum Jeoloji Mühendisi Namık ERTUĞRUL, Arş. Gör. Dr. Gülay APA, Sanat Tarihçi Süheyla KOÇ ve herkesten öte, annem Sevim MENCİK YILMAZ’a, teşekkürü bir borç bilirim.

Muzaffer YILMAZ AYDIN 2010

(12)

M

(13)

1.GİRİŞ

1.1. Konunun Tanımı, Sınırları, Önemi ve Araştırmada İzlenen Metot

1.1.1. Konunun Tanımı ve Sınırları

“Aydın İl Merkezi’nde Bulunan Tarihi Su Yapıları” adlı bu çalışmamızla, il merkezinde bulunan Türk Dönemine ait su yapıları saptanıp değerlendirilmeye çalışılmıştır. Tez çalışmamızda Aydınoğlu Beyliği, Osmanlı Devleti ve bir ayan ailesi olan Cihanoğulları’na ait, tamamı XIV-XX. yüzyıl arasına tarihlenen dokuz türde yirmi sekiz adet su yapısı incelenmiştir.

Aydın il merkezi sınırları içerisinde bulunan Türk dönemine ait bu yirmi sekiz adet yapı; hamam, çeşme-sebil, çeşme, sebil, köprü, şadırvan, selsebil, sarnıç ve su kuyularından oluşmaktadır. Şehrin su değirmenleri daha önce yayınlandığı için, tez projesine dahil edilmemiştir. Katalogumuza dahil ettiğimiz yapılar içerisinde sayısal çoğunluklarından ötürü hamamlar, çeşmeler ve çeşme-sebiller üzerinde daha çok durulmuştur.

1.1.2. Konunun Önemi

Anadolu Türk Mimarlığı içerisinde su yapıları, kuruluşları ve yapılış amaçlarıyla mimarlık tarihinde ayrı bir yere sahiptirler. Aydın’da, coğrafi ve özel konumu gereği yazların uzun, sıcak ve kurak olduğu bir iklim hüküm sürmektedir. Buna bağlı olarakta il, farklı uygarlıklara ait çok sayıda su yapısına sahiptir. Roma İmparatorluğu’ndan, Bizans’a, Osmanlı İmparatorluğu’ndan Cumhuriyet Türkiye’sine kadar ki sürece ait çok sayıda su yapısını, il sınırları içerisinde görmek mümkündür. Aydın sahip olduğu bu zengin mirasa rağmen, su yapıları bakımından neredeyse hiç incelenmemiştir. Yapılan sınırlı araştırmalar ise genellikle Yunan ve Roma Medeniyetlerine ait yapılar üzerine olmuştur.

(14)

Tez çalışmamız, Aydın’daki Türk dönemine ait su yapıları üzerine yapılan ilk çalışma olma özelliği taşımaktadır. Çalışmamızla birlikte kataloğumuza dahil ettiğimiz dört çeşme-sebil, yedi çeşme, beş sebil, altı hamam, iki su kuyusu, bir köprü, bir şadırvan, bir selsebil ve bir sarnıçtan; üç çeşme-sebil, altı çeşme, dört sebil, iki hamam, bir selsebil, ve bir sarnıç, ilk kez yayınlanmış ve literatüre kazandırılmış olacaktır.

Çalışma, Aydın il merkezindeki Türk dönemine ait su yapılarını bilimsel bir yayın haline getirmekle kalmayıp, su mimarisinin bu bölgedeki gelişimini etkileyen yerel ve genel faktörleri irdeleyerek, hem Aydın’ın su yapıları açısından mimariye getirdiği yenilikleri hem de Aydın’ın Anadolu su mimarisi içerisindeki yerini ortaya koymayı hedeflenmektedir.

1.1.3. Araştırmada İzlenen Metot

Araştırmaya ilk olarak konunun tespiti ile başlanmıştır. Konunun tespiti aşamasında Aydın ili üzerine yapılmış ve yapılmakta olan araştırma, yayın ve tezler itina ile incelenmiştir. Sanat Tarihi camiasının değerli şahsiyetlerine, belirlenen çalışma konusu hakkındaki görüşleri sorulmuş, bölge üzerine farklı konularda çalışmalar yapan hocalara, proje hakkında bilgi verilmiştir.

Tez konusunun belirlenmesinden sonra envanter taramasına geçilmiştir. Aydın il merkezindeki su yapıları ile ilgili çok az sayıda yayın ve kaynak olmasından dolayı, envanter taraması daha çok yüzey araştırması şeklinde olmuştur. Yüzey araştırması kapsamında, Aydın merkeze bağlı tüm mahalle ve sokaklar tek tek gezilmiştir. Yüzey araştırması yapılırken, Aydın Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu, Aydın Vakıflar Bölge Müdürlüğü ve Aydın Belediyesi arşivleri taranarak mevcut su yapıları belirlenmeye çalışılmıştır. Kataloğa, suyu doğrudan insan kullanımına sunan çeşme, sebil, hamam gibi yapılar dışında, köprü gibi, suyla dolaylı olarak ilişkili olan yapılarda dahil edilmiştir.

Tezin katalog kısmı şekillendikten sonra kaynak taramasına geçilmiştir. İlk olarak Anadolu su mimarisine ilişkin genel yayınlara ulaşıldıktan sonra, tezimiz dahiline giren hamam, çeşme, sebil, şadırvan, selsebil, köprü, sarnıç ve su kuyularına

(15)

ilişkin genel ve özel yayınlar; kitap, tez ve makaleler taranmış, konu dahiline giren bu yayınların dışında, Aydın ili ve çevresiyle ilgili yapılmış sosyal, kültürel, tarihi, arkeolojik, coğrafi ve jeolojik çalışmalarda, literatür taraması sırasında incelenmiştir. Kaynak taraması yapılırken bir taraftan da arazi çalışmalarına başlanmıştır. Belirlenen yapıların ölçüleri alınmış, fotoğraflama ve çizim işlemleri yapılmıştır. Yapıların çizimlerinde, çeşme-sebil, çeşme, sebil, şadırvan ve köprülerin plan ve görünüşlerine, hamam ve su kuyularının çizimlerinde ise plan ve kesitlere yer verilmiştir. Bazı mecburiyetlerden ve imkansızlıklardan ötürü, Gümrükönü ve Rum hamamlarının kesitleri ile, Abdullah Paşa, Namazgah, Malazgirt Meydan ve Fatma Hanım sebillerinin görünüşleri çizilememiştir.

Kitabesi mevcut olan yapıların kitabelerinin estampajları alınmış, konunun uzmanlarıyla kitabeler günümüz Türkçesine çevrilmiştir. Vakfiyesi olan yapıların vakfiyelerine ulaşılmaya çalışılmış, vakfiyelerle ile ilgili ayrıca bir literatür taraması yapılmış, Aydın Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün arşivleri ilgili memurlarla beraber incelenmiştir. Kataloğa dahil edilen pek çok yapı, tez çalışmasıyla beraber ilk kez yayınlanacağından ötürü, arazi çalışması hesaplanandan daha uzun bir süreyi kapsamıştır. Arazi çalışması bittikten sonra tezin yazım aşamasına geçilmiştir. Bu aşamada, Aydın Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu, Aydın Vakıflar Bölge Müdürlüğü, Aydın Belediyesi ve Aydın Müzesi tekrar ziyaret edilerek belirlenen yapılarla ilgili mevcut dokümanlar incelenmiştir. Pek çok Anadolu üniversitesinin kütüphaneleri konumuz dahilinde taranmış, Çeşitli Sanat Tarihi bölümleri ziyaret edilerek hocalarla fikir alışverişinde bulunulmuştur. Ziyaret edilemeyen bilim insanlarıyla telefon ve internet aracılığıyla iletişim kurulmuştur.

Katalog kısmında yapılar, sayısal çoğunluklarına ya da büyüklüklerine göre değil, birbirleriyle olan ilişkilerine bağlı olarak yapılmış bir sıralamaya göre değerlendirilmiştir. Yapılan anahat planında yapılar için ayrıca bir karşılaştırma kısmı olmadığından, karşılaştırma, değerlendirme kısmında yapılmıştır. Katalog kısmında yapıların incelenmesine ilk olarak malzeme ve teknikten başlanırken, değerlendirme kısmında önceliği plan tipleri almıştır. Yazım aşaması tamamlandıktan sonra, çalışma anahat planı çerçevesinde yeniden gözden geçirilmiştir. Gözden geçirme sırasında belirlenen eksiklikler kısa sürede giderilerek çalışma sonlandırılmıştır.

(16)

1.1.4. Aydın’ın Tarihi Coğrafyası

Ege Bölgesinin güney kısmında yer alan Aydın İli, 37-38 kuzey paralelleri ile 27-29 doğu meridyenleri arasında yer almakta olup, kuzeyde İzmir, Manisa, doğuda Denizli, güneyde Muğla illeri, batıda ise Ege Denizi ile çevrilidir1.

Hiçbir kesimde 2000 m. yüksekliği bulmamasına rağmen, il topraklarının büyük bir bölümü dağlık alanlardan oluşur2. İlin doğu ve batısına doğru uzanan Aydın Dağları ile güneyinde yer alan Menteşe Dağları, ilin en önemli iki dağ silsilesini oluşturmakla beraber, Karıncalı Dağ (1.703 m.), Mardan Dağı (1.618 m.) güneyde, Samsun (Dilek) Dağı (1.234 m.) batıda, en yüksek tepeleridir3. Alçak düzlükler, özellikle şehrin merkezi ve batı kısmında yoğunlaşmaktadır. Koçarlı, Söke, Aydın, Balat ovası gibi yerel adların takıldığı Büyük Menderes ovası, zengin tarımsal faaliyetin yapıldığı geniş bir alandır4. Çıkış noktası Afyonkarahisar’ın Dinar ilçesi dolayları olan Büyük Menderes Nehri, ilin başlıca su kaynağıdır. Dandalaz Çayı, Akçay ve Çine Çayı, 380 km. uzunluğa sahip Büyük Menderes Nehrinin en önemli kollarını oluşturmaktadır5.

Aydın ili tüm menderes havzası şehirleri gibi fay hatları üzerinde bulunan bir şehirdir. Bu durum bölgeye bir takım faydalar sağladığı gibi, tarihi süreç içerisinde büyük yıkımlara yol açan depremlere de sebebiyet vermiştir6.

Anadolu coğrafyası içinde Ege bölgesi, özel ve matematiksel konumu gereği çeşitli medeniyetlere ait pek çok şehrin, toprakları üzerinde kurulmasına imkan tanımıştır7. Messogis (Aydın) dağlarının güney eteklerinde kurulan Tralles kenti, İ.Ö

II. binli yıllara ait çivi yazılı Hitit belgelerinde ilk olarak Atriya, daha sonra Euanthia, Seleukeia ve Antiokhia gibi adlarla anılmıştır8. Şehrin ismi bazı

kaynaklarda Tiral olarak geçmektedir9. Charls Texier Küçük Asya

1 Anonim, Yurt Ansiklopedisi Aydın Maddesi, C:II, İstanbul, 1982, s.1014. 2 Anonim, Türkiye İller Ansiklopedisi, C:I, İstanbul, 2005, s.142.

3 Anonim, a.g.e., s.142.

4 Anonim, Temel Britannica Ansiklopedisi, C:II, İstanbul, 1992, s.224. 5 Gökbel, Asaf - Şölen, Hikmet, Aydın İli Tarihi, Aydın, 1936, s.10-11.

6 Karagöz, Şehrazat, “Eski Anadolu ve Ege Uygarlıklarında Deprem İzleri”, Mimarlık, Sayı:CCCIII,

İstanbul, 2002, s.7.

7 Leroux, Gabriel, İlk Akdeniz Medeniyetleri, (Çev. Cevdet-Mithat Perin), İstanbul, 1944, s.12. 8 Sevin, Veli, Anadolu’nun Tarihi Coğrafyası, Ankara, 2001, s.111.

(17)

Seyahatnamesi’nde şehirden Tralles olarak bahsederken, Ali Suat Bey tarafından yapılan Türkçe çevirisinde Tiral diye tercüme edilmiştir10. (sonraki es takısı

Fransızca dil yapısından dolayı kaynaklanmaktadır.) Şehir adını, M.Ö 1200’lü yıllarda Balkanlarda başlayan kavimler göçüyle Batı Anadolu’ya gelen ve Menderes Havzasında şehirler Kuran Trak’lardan almıştır11. Maiandros (Menderes) nehri havzasında bulunan şehir, üç bölgenin sınırlarının kesiştiği yerde olmasından dolayı tarihi süreç içerisinde kimi zaman Lydia ve Karia kimi zamansa İonia şehirlerinden biri olarak sayılmıştır12. Tralles şehri konuşlandığı alan sebebiyle menderes vadisi şehirlerinin istihkâmı en kuvvetli olanıdır13.

M.Ö VI. yüzyılda Perslerin Anadolu’yu istila etmesiyle tüm Anadolu’yla beraber Tralles’de Pers egemenliği altına girmiştir14. M.Ö 334 yılında Pers ordusunu yenen Büyük İskender önce Tralles’le birlikte bütün Karya şehirlerini, daha sonra tüm Anadolu’yu yönetimi altına almıştır15. (Bazı tarihi kaynaklarda Büyük İskender’in Tralles’i Anadolu fethi için üs olarak kullandığı yazmaktadır16.)

M.Ö. 133 yılında Anadolu’nun tamamı gibi Tralles’de Roma hâkimiyetine girmiştir17. Romalıların hâkimiyetinden sonra Tralles şehrinin bulunduğu Büyük Menderes havzası, Anadolu’ya geçen Roma ordularının sık sık kullandığı bir coğrafya olmaya başlamıştır18. Şehir ayrıca Roma hakimiyeti sırasında bölgenin en önemli ticaret merkezlerinden biri konumuna gelmiştir19. M.S. 395 yılında Roma İmparatorluğu ikiye ayrılınca, Tralles tüm Anadolu’yla beraber Doğu Roma İmparatorluğunun (Bizans) sınırları içerisinde kalmıştır20. Şehir Bizans İmparatorluğu zamanında gerek değişen ticaret yolları gerekse Ege Denizinden gelen Arap akınları sebebiyle git gide önemini kaybetmeye başlamış, Paleologoslar

10 Bayındır, Hilmi, a.g.e., s.5.

11 Uğur, Abdullah, “Aydın Şehrinin Kuruluşu ve Gelişim Evreleri”, AÜ Türkiye Coğrafyası Araştırma ve Uygulama Merkezi Coğrafi Bilimler Dergisi, C:I, Sayı:II, Ankara, 2004, s.43. 12 Strabon, Antik Anadolu Coğrafyası, (Çev. Adnan Pekman), İstanbul, 1993, s.169.

13 Ramsay, W., Mitchell, Anadolu’nun Tarihi Coğrafyası, (Çev. Mihri Pektaş), İstanbul, 1960, s.92. 14 Kısa, Leman, a.g.e., s.34.

15 Dereli, Turgut, İlimiz Aydın, İzmir, 1971, s.18. 16 Akdoğan, Hüsnü, Aydın, Ankara, 1992, s.25. 17 Uğur, Abdullah, a.g.m., s.45.

18 Kısa, Leman, a.g.e., s.38.

19 Been, E., George, Eskiçağ’da Menderes’in Ötesi, (Çev.Pınar Kurtoğlu), İstanbul, 2000, s.233. 20 Akdoğan, Hüsnü, a.g.e., s.28.

(18)

Hanedanlığı zamanında Andirokonis Paleologos şehre kendi adını verip canlandırmaya çalışsa da, Tralles bir daha eski konumuna gelememiştir21.

1071 Malazgirt Savaşından sonra Türklerin batı Anadolu’ya akınları hız kazanmıştır22. XII. yüzyılda Selçuklular, içlerinde Tralles’inde bulunduğu batı Anadolu şehirlerine seferler düzenleyip kısa süreli fetihler gerçekleştirmiştir23. Fakat bu fetihler uzun sürmemiş, Bizans İmparatorluğu kısa sürede bölgedeki hakimiyetini yeniden sağlamıştır24. XIII. yüzyılda Moğolların Anadolu’ya girmesi ve siyasi olarak Selçuklu hakimiyetinin sona ermesinden sonra Türk akıncılarının ve uç beylerinin batı Anadolu şehirlerine akınları artmış, 1282 yılında şehir Menteşoğulları tarafından fethedilmiştir25. Şehir ilk kez Türklerin eline geçerken, kuşatma çok uzun sürmüş, sonunda Bizanslılar yeni imar edilen şehri, harap ederek terk etmişlerdir. 1308 tarihinde Tralles, Germiyanoğulları’nın Subaşısı Aydınoğlu Mehmed (Muhammed) tarafından ele geçirilmiştir26. Aydınoğlu Mehmed Bey daha sonra Germiyanoğulları’ndan ayrılarak kendi bağımsızlığını ilan etmiştir. Bunu Birgi’de yaptırdığı Ulu Camii (M.1312-13) kitabesinden anlıyoruz. Şehir bu tarihten sonra Aydın Güzelhisar’ı adını almıştır27. Türk dönemiyle birlikte Aydın’da şehirleşme, Kestane (Messogis) dağından ovaya doğru yayılmaya başlamıştır28.

Osmanlı Beyliğinin güçlenmeye başladığı XIV. yüzyılın ikinci yarısında, Sultan I. Murat zamanında Aydın Güzelhisarı Osmanlılar tarafından fethedilmiştir29. (İlerleyen süreçte, Osmanlıların Karamoğulları’yla yaptığı savaşlarda Aydınoğlları Osmanlı ordusunda yer almaya başlamıştır30.) Fakat bu hakimiyet uzun sürmemiş, pek çok beylik gibi Aydınoğullarının’da desteklediği31 Timur, Ankara Savaşı’nda

(M.1402) Yıldırım Beyazid’i yenilgiye uğratmış ve Anadolu’daki diğer beylikler gibi

21 Ramsay, W., Mitchell, a.g.e., s.92.

22 Demirkent, Işın, “Batı Anadolu Haçlı Güzergahları”, Anadolu’da Tarihi Yollar ve Şehirler Semineri Bildirileri, İstanbul, 2002, s.1.

23 Anonim, Düsturnamei Enveri, İstanbul, 1929, s.18.

24 Niketas Khoniates, Historia, (Çev. Fikret Işıltan), Ankara, 1995, s.133. 25 Wittek, Paul, Menteşe Beyliği, (Çev. O. Ş. Gökay), Ankara, 1999, s.40. 26 Wittek, Paul, a.g.e., s.36-37.

27 Dereli, Turgut, a.g.e., s.21.

28 Stewig, Reinhard, Batı Anadolu Bölgesinde Kültür Gelişmesinin Ana Hatları, (Çev.Ruhi

Turfan-M.Şevki Yazman), İstanbul, 1970, s.91.

29 Jouannin, Jhmie, Osmanlı İmparatorluğu Askerlik Sanatı Örf ve Adetleri, (Çev. M.Reşat

Uzmen), İstanbul, 2000, s.36.

30 Hammer, J., Von, Büyük Osmanlı Tarihi, (Çev. Mehmed Ata), İstanbul, 2002, s.181. 31 Dukas, Bizans Tarihi, İstanbul, 1956, s.39.

(19)

Aydınoğlu Beyliği’de yeniden bağımsız hale gelmiştir32. Böylelikle Aydın Güzelhisarı’ndaki ikinci Aydınoğlu Beyliği dönemi başlamıştır.

Fetret Devrinden sonra II. Murat zamanında Aydınoğlu Beyliği ve Aydın Güzelhisarı yeniden Osmanlı kontrolüne girse de, şehrin tam olarak Osmanlı topraklarına katılması Fatih Sultan Mehmet zamanında olmuştur33.

XV. ve XVI. yüzyılda, Osmanlı Devleti idaresinde bir sancak olan ve sancak merkezi Aydın Güzelhisar’ı olan Aydın Sancağı, XVII ve XVIII. yüzyıllarda giderek büyümüştür34. 1838 yılında ise Menteşe, Saruhan ve Sığla sancaklarının da katılmasıyla Aydın Sancağı, Vilayet konumuna yükselmiştir35. Aydın Güzelhisarı vilayet merkezi unvanını 1850’lere kadar korumuş, 1867 yılından sonra vilayet merkezi İzmir olmuştur36. XX. yüzyıl başlarına kadar Osmanlılara bağlı kalan şehir, Mondros Antlaşmasının akabinde 27 Mayıs 1919 senesinde Yunanlılar tarafından işgal edilmiştir37. Mustafa Kemal Atatürk önderliğindeki kurtuluş savaşı mücadelesinde Yunanlılara karşı resmi ve sivil halkla uzun süre direnen Aydın, 30 Ağustos zaferinin ardından 7 Eylül 1922’de tekrar bağımsızlığına kavuşmuştur38.

Günümüzde Türkiye Cumhuriyetine bağlı bir il olan Aydın, önemli bir turizm merkezi ve tarım şehridir39.

32Akın, Hikmet, “Aydınoğulları Tarihi Hakkında Bir Araştırma”, AÜDTCF Dergisi, C:V, Sayı:I,

Ankara, 1947, s.97.

33 Akın, Hikmet, a.g.m., s.99.

34 Cengiz, Ahmet, Salnamelere Göre Aydın Sancağı, YYÜ SBE Tarih Anabilim Dalı

(Yayınlanmamış) Yüksek Lisans Tezi, Van, 1999, s.29.

35 Baykara, Tuncay, XIX. Yüzyılda Aydın Vilayeti, EÜ Tarih Bölümü (Yayınlanmamış) Mezuniyet

Tezi, İzmir, 1965-66, s.3.

36 Baykara, Tuncay, a.g.t., s.5.

37 Gökbel, Asaf, Milli Mücadelede Aydın, Aydın, 2004, s.102. 38 Dereli, Turgut, a.g.e., s.23.

(20)

1.1.5. Aydın Su Yolları

Tralles (Aydın) şehri batı Anadolu coğrafyasında, Menderes (Maiandros) nehri havzasında kurulmuş şehirlerden biridir. Menderes nehri batı Anadolu’nun en büyük nehirlerinden biri olsa da, bölge akarsu ağı bakımından fazla zengin değildir.

Aydın, denize kıyısı olmayan dağlık bir alanda kurulduğu için, son derece sınırlı su kaynaklarına sahiptir. Bu kaynakların en önemlisi, Tralles şehrinin yanından geçen, Menderes nehrine bağlı bir çay olan Eudon Suyu’dur40. (Nehrin aktığı vadide Türk dönemine de ait çok sayıda su değirmeni bulunmaktadır41.) Arkeolojik kazılar ve mevcut yapı izlerinden, suyun su kemerleri ve toprak altına döşenmiş künkler vasıtasıyla şehre getirilip, büyük havuz ya da maskem benzeri bir yapıda biriktirildikten sonra şehre dağıtıldığı anlaşılmaktadır42. Ramsay Anadolu coğrafyası adlı kitabında Tralles için; “Çeşitli su kemerleriyle şehre taşınan su, Thebais adlı bir çeşme ile şehre sokulurdu” diyor. Şehir zaman içerisinde su temini bakımından bazı sıkıntılar çekmiştir. Bizans İmparatorluğu zamanında çeşitli imar faaliyetleri yapılsa da, çalışmalar şehrin su ihtiyacını karşılamaya yetmemiştir43. Kanaatimizce Tralles’deki yerleşimin zamanla dağdan ovaya doğru yayılmasının temel sebeplerinden birisi de yaşanan bu su sıkıntısıdır. Çünkü Tralles’in aşağısında kalan ve su kemerleriyle yukarı çıkartılan su ovaya doğru akmaktadır. Ovaya doğru kayan yerleşmenin Eudon Suyu’nun iki tarafında şekillenmesi bu görüşü desteklemektedir. Eudon Suyu bugün Tabakhane Deresi olarak bilinmekte ve adını XIX. yüzyılda etrafında kurulan tabakhanelerden almaktadır44. (Derenin etrafındaki

tabakhaneler XX. yüzyılda başlarına kadar işlevlerini sürdürürken, bu tarihten sonra Aydın’da sanayileşmenin etkisiyle yavaş yavaş ortadan kalkmaya başlamışlardır45.)

Bu su kaynağından çeşme, sebil ve hamamların nasıl yararlandığı ise tam olarak bilinmemektedir. XVII. yüzyılda Aydın’ı ziyaret eden Evliye Çelebi; Aydın’ın

40 Sevin, Veli, a.g.e., s.111.

41 Tabakhane Deresi üzerindeki değirmenler için bkz: Şahin, K., Mustafa, “Aydın (Eudon) Tabakhane

Çayı Üzerinde Yer Alan Su Değirmenleri”, XI. Orta Çağ Türk Kazıları ve Sanat Tarihi

Araştırmaları Sempozyumu, İzmir, 2007, s. 331-353.

42 Tralles’e komşu şehirlerin su sistemi için bkz: Öziş, Ünal, Su Mühendisliği Açısından Anadolu’daki Eski Su Yapıları, İzmir, 1987, s.32-42-45.

43 Ramsay, W., Mithcell, a.g.e., s.92-120. 44 Texier, Charles, a.g.e., s.102.

(21)

konak, ev, cami, han, hamam ve çeşmelerine suyun, yaz kış sürekli karlı olan Ceviz dağından geldiğini söylemektedir46. Fakat buradan getirilen suyun (karın) şehre nasıl

ulaştırıldığı tam olarak bilinmemekle birlikte, bu suyun, şehrin tüm su ihtiyacını karşılayabileceği de düşünülmemektedir. Ceviz dağından gelen kar suyunun (veya karın) şehirde ticari amaçlarla satıldığını düşünmek daha mantıklıdır. (Aynı ticari faaliyet şehirde bugünde devam etmektedir.) Ayrıca XX. yüzyıl başlarında hayır sahiplerinin sebillerde kar dağıttığı da bazı kaynaklarda geçmektedir47. Aydın Cihanoğlu Mehmet Bey Konağı’nın kahyası Beceren ÖKE ile yapılan bir konuşma sırasında kendisi bize konak içerisinde bulunan hamama, suyun tabakhane deresinden alındığını söylemişti. Buda bize şehrin su ihtiyacının sağlanması konusunda ipuçları vermektedir. Mevcut hamamların kuruluş güzergahları incelendiğinde de bu görüş desteklenmektedir.

Osmanlı su sisteminde, her hangi bir kaynaktan gelen suların bendlerde ya da su havuzlarında toplandığı, buradan maslak ve maksemlere, oradan da çeşmelere ulaştırıldığı bilinmektedir48. (Toplanılan suların dağıtımda, özel ölçü birimleri kullanılmaktadır49.) Aydın’da da XX. yüzyıl başlarına kadar bu tarz yapıların mevcut olduğu bilinmektedir50. Fakat il merkezi ve çevresinde bu su sistemine bağlı herhangi bir yapı günümüze ulaşmamıştır. Bu durum bize konu ile ilgili daha ayrıntılı bilgi aktarabilme şansı vermemektedir. İleride yapılacak olan çeşitli çalışma ve kazılarla ortaya çıkarılacak olan veriler, konunun açıklık kazanmasına yardımcı olacaktır.

46 Evliya Çelebi, Seyehatname, C:IX, İstanbul, 1968, s.67. 47 Alsan, M., Zeki, a.g.e., s.74.

48 Anonim, Osmanlı Başkenti İstanbul’da Çeşmeler, İstanbul, 2000, s.20.

49 Çeçen, Kazım - Kolay, Celal, Topkapı Sarayı’na Su Sağlayan İsale Hatları, İstanbul, 1997,

s.79-80-81.

(22)

1.1.6. Konu İle İlgili Yapılmış Çalışmalar

Çeşme ve sebil yapılarıyla ilgili Anadolu genelinde çok sayıda araştırma yapılmakla birlikte üzerinde en çok çalışılan il şüphesiz İstanbul’dur.51

İstanbul dışındaki su yapılarıyla ilgili en kapsamlı çalışma Prof Dr. Yılmaz Önge’nin TTK tarafından basılan doktora tezidir52. Yılmaz Önge bu çalışmasında, Anadolu çeşme ve sebil mimarisinin tarihi gelişimini incelemekle birlikte, XI. yüzyıldan XIX. yüzyıla kadarki süreci ayrıntılı şekilde ele almıştır. Yılmaz Önge’nin bu yayını dışında, çeşme ve sebil mimarisi ile ilgili çok sayıda çalışması vardır53.

Yılmaz Önge’nin çalışmaları haricinde, çeşme ve sebil yapılarıyla ilgili farklı araştırmacılara ait çeşitli tez, kitap ve makalelerde mevcuttur54.

51 Bu yayınlardan bazıları: Tanışık, İ., Hilmi, İstanbul Çeşmeleri, İstanbul, 1943; Barışta, Örcün, İstanbul Çeşmeleri Bereketzade Çeşmesi, İstanbul, 1989; Barışta, Örcün, İstanbul Çeşmeleri Kabataş Hekimoğlu Ali Paşa Meydan Çeşmesi, Ankara, 1993; Barışta, Örcün, İstanbul Çeşmeleri,

Ankara, 1992; Barışta, Örcün, “Başkent İstanbul’dan Örnekleriyle Osmanlı İmparatorluğu Dönemi Çeşmeleri”, Türkler Ansiklopedisi, C:XII, Ankara, 2002, s.242-246; Aynur, Hatice - Karateke, T., Hakan, III. Ahmet Devri İstanbul Çeşmeleri, İstanbul, 1995; Pilehvarian, K., Nuran, “İstanbul Çeşme Mimarisi”, Türkler Ansiklopedisi, C:XII, Ankara, 2002, s.247-253; Çeçen, Kazım, “Halkalı Suları”, Semavi Eyice Armağanı İstanbul Yazıları, İstanbul, 1992, s.165-177; Çeçen, Kazım,

Üsküdar Suları, İstanbul, 1991; Egemen, Affan, İstanbul Çeşme ve Sebilleri, İstanbul, 1993;

Kumbaracı, İzzet, İstanbul Sebilleri, İstanbul, 1938; Özdeniz, Engin, İstanbul'daki Kaptan-ı Derya

Çeşmeleri ve Sebilleri, İstanbul, 1995; Talaşoğlu, Ali, İstanbul Meydan Çeşmeleri, 1994; Ünsal, E.,

“İstanbul Çeşmeleri”, Hayat Tarihi Mecmuası, Sayı: VI-VII, İstanbul, 1969, s.56-61 ve 32-39; Tali, Şerife, İstanbul, Suriçi Sebilleri, Atatürk Üniversitesi SBE Sanat Tarihi Anabilim Dalı (Yayınlanmamış) Yüksek Lisans Tezi, Erzurum, 2005; Tali, Şerife, “İstanbul Su Mimarisinde Fatih Sebillerinin Yeri ve Önemi”, Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, Sayı:III-X, İstanbul, 2010, s.558-572; Tali, Şerife, “Istanbul Beyoğlu Sebilleri”, IX. Ortaçağ Türk Dönemi Kazıları ve Sanat

Tarihi Araştırmaları Sempozyumu Bildirileri, Erzurum, 2005, s. 415-423; Şerifoğlu, Ö., Faruk, Su Güzeli İstanbul Sebilleri, İstanbul, 1995; Anonim, İstanbul Çeşmelerini Kurtaralım Sempozyumu Bildiri Özetleri, İstanbul, 1986;

52 Önge, Yılmaz, Türk Mimarisinde Selçuklu ve Osmanlı Dönemlerinde Su Yapıları, Ankara,

1997.

53 Bu yayınlardan bazıları: Önge, Yılmaz, “Türk Mimarisin’de Suluk Adını Verdiğimiz Çeşmeler”, SÜ Edebiyat Fakültesi Dergisi, Sayı:I, Konya, 1982, s.115-122; Önge Yılmaz, “Fıskıyeli Türk

Çeşmeleri”, Vakıflar Dergisi, Sayı:22, Ankara, 1991, s.99-116; Önge, Yılmaz, “Mimar Koca Sinan’nın Sebilleri”, Uluslararası Mimar Sinan Sempozyumu Bildirileri, Ankara, 1988, s.113-116; Önge, Yılmaz, “Türk Sebil Mimarisinin Bilinmeyen Örnekleri: Emzikli Sebiller”, Lale Dergisi, Cilt: I, Sayı: I, 1982, s.15-21; Önge, Yılmaz, “Türk Su Mimarisinde Selsebiller”, İstanbul'da Sanat

Tarihi Enstitüsünün V. Sanat Tarihi Semineri, İstanbul, 1980.

54 Bu yayınlardan bazıları: Çetintaş, Sedat, “Türkler’de, Su, Sebil, Çeşme”, Güzel Sanatlar Dergisi,

C:V, İstanbul, 1944, s.124-145; Aytöre, Ayhan, “Türkler’de Su Mimarisi”, I. Milletlerarası Türk

Sanatları Kongresi Tebliğler, Ankara, 1962, s.45-69; Eyice, Semavi, “Çeşme”, TDV İslam Ansiklopedisi, C:VIII, İstanbul, 1993, s.277-286; Bildirici, Mehmet, Tarihi Su Yapıları, Ankara,

1994; Ödekan, Ayla, “Kent İçi Çeşme Tasarımında Tipolojik Çözümleme”, Semavi Eyice Armağanı,

İstanbul Yazıları, İstanbul, 1992, s.281-297; Ödekan, Ayla, “Sebiller”, İstanbul Ansiklopedisi,

C:VI, İstanbul, 1994, s.481; Ödekan, Ayla, “Sebil”, Eczacıbaşı Sanat Ansiklopedisi, C:III, İstanbul, 1997, s.1627; Arseven, C., Esat, “Çeşme”, Sanat Ansiklopedisi, C:I, İstanbul, 1950, s.388-389;

(23)

Tüm bu çalışmalar dışında yayınlanan bazı külliyatlar ve şehir monografilerinde de, kısmen de olsa çeşme ve sebillere (özellikle çeşme yapılarına) yer verilmiştir55.

Su mimarisinin en büyük ölçekli yapıları olan hamamlarla ilgili yerli yabancı çok sayıda araştırmacının yayını bulunmaktadır.

Türk Hamamları’na ait ilk yayınlar yabancı araştırmacılara aittir. Heinrich Gluck’ün İstanbul Hamamlarını konu alan çalışması56 Türk Hamamları’yla ilgili ilk yayın olma özelliğini taşır. Karl Klinghardt’ın özellikle Osmanlı Hamamları’nı konu alan çalışması ise Türk Hamamlarını genel olarak değerlendiren ilk kitaptır57. Türk Hamamlarıyla ilgili ilk yerli yayın ise Karl Klinghardt’ın kitabının bir çevirisi niteliğinde olan, Kemal Aru’nun eseridir58.

Şüphesiz Türk Hamam Mimarisi ile ilgili en kapsamlı yayınlar, rahmetli Yılmaz Önge’ye aittir. Yılmaz Önge’nin doçentlik tezi olan ve 1995 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından basılan yayını59 Anadolu Selçuklu Hamamları üzerine

Arseven, C., Esat, “Sebil”, Sanat Ansiklopedisi, C:IV, İstanbul, 1952, s.1772-1773; Çaylak, Ayşe,

Çanakkale Çeşmeleri, GÜ SBE Sanat Tarihi Anabilim Dalı (Yayınlanmamış) Yüksek Lisans Tezi,

Ankara, 1997; Karademir, Murat, Edirne Çeşmeleri, Edirne, 2008; Geyik, Gül, İzmir Su Yapıları Atatürk Üniversitesi SBE Sanat Tarihi Anabilim Dalı (Yayınlanmamış) Yüksek Lisans Tezi, Erzurum, 2007; Denktaş, Mustafa, Karaman Çeşmeleri, Kayseri, 2000; Denktaş, Mustafa, “Anadolu Türk Mimarisinde Çeşmeler”, Türkler Ansiklopedisi, C:XII, Ankara, 2002, s.872-877; Yurttas, Hüseyin - Özkan, Haldun, Tarihi Erzurum Çeşmeleri ve Su Yolları, Erzurum, 2002; Öztürk, Şehabettin, Bitlis

Su Mimarisi, Malatya, 2004; Adıgüzel, Doğan, Manisa Çeşmeleri, SÜ FEF Sanat Tarihi Bölümü

(Yayınlanmamış) Lisans Tezi, Konya, 1989; Uçar, Hasan, Manisa Çeşmeleri, EÜ SBE Sanat Tarihi Anabilim Dalı (Yayınlanmamış) Yüksek Lisans Tezi, İzmir, 2009; Karasu, Gülay, Afyon Çeşmeleri, Afyon, 2006; Karpuz, Haşim - Dülgerler, O., Nuri, “Konya Çeşmeleri Üzerine Bir Tipoloji Denemesi”, Prof. Dr. Beyhan Karamağralı’ya Armağan, Sanatta Anadolu Asya İlişkileri, Ankara, 2006, s.317-331; Urfalıoğlu, Nur, “Osmanlı Mimarlığında Sebiller”, Osmanlı Ansiklopedisi, C:X, Ankara, 1999, s.464-469; Ünsal, Behçet, “Türk Sebil Anıtları Üzerine Stil Araştırması”,

İstanbul Devlet Mimarlık-Mühendislik Akademisi Dergisi, Sayı:VII, İstanbul, 1981, s.14-28;

Ünsal, Behçet, “Stil Yönünden Klasik Sonrası Türk Mimarlığında Sebil Anıtları”, Taç Dergisi, C:I, Sayı: III, İstanbul, 1986, s.13-22.

55 Bu çalışmalardan bazıları: Karpuz, Haşim, Türk Tarih Kurumu Kültür Envanteri Konya,

Ankara, 2009; Karpuz, Haşim, Türk Tarih Kurumu Kültür Envanteri Karaman, Ankara, 2009; Acun, Hakkı, Manisa’da Türk Devri Yapıları, Ankara, 1999; Ülkü, Osman, Gelibolu’da Türk

Devri Mimarisi, Atatürk Üniversitesi SBE Sanat Tarihi Anabilim Dalı (Yayınlanmamış) Yüksek

Lisans Tezi, Erzurum, 1998.

56 Gluck, Heinrich, Die Bader Konstantinopels, Wien, 1921. 57 Klinghardt, Karl, Turkiche Baeder, Stuttgart, 1927. 58 Aru, A., Kemal, Türk Hamamları Etüdü, İstanbul, 1949.

(24)

yapılmış en ayrıntılı çalışmadır. Ayrıca Yılmaz Önge’nin bu kitabı dışında Türk Hamam Mimarisi ile ilgili çok sayıda makalesi de bulunmaktadır60.

Yılmaz Önge’den sonra, Hamam Mimarisi konusunda en kıymetli yayınlar Semavi Eyice’ye aittir. Semavi Eyice’nin Osmanlı Hamam Tipoloji üzerine bir deneme niteliği taşıyan makalesi61 dışında, özellikle Osmanlı Hamam Mimarisi üzerine yazılmış çeşitli makale ve ansiklopedi maddeleri de vardır62.

Semavi Eyice dışındaki çeşitli araştırmacılarında, Türk Hamam Mimarisi hakkında genel anlamda bilgi veren yayınları vardır63. Ayrıca Türk Hamam Mimarisi

60 Önge, Yılmaz, “Anadolu Türk Hamamları Hakkında Genel Bilgiler ve Mimar Koca Sinan’ın inşa

Ettiği Hamamlar”, Mimarbası Koca Sinan Yaşadığı Çağ ve Eserleri, (Ayrı Basım), İstanbul, 1988, s.403-428; Önge, Yılmaz, “Eski Türk Hamamlarında Aydınlatma”, Vakıflar Dergisi, Sayı:XIII, Ankara, 1978, s.121-135; Önge, Yılmaz, “Mimar Koca Sinan’ın Hamamlarında Görülen Bir Yenilik: Merkezi Kubbeli Örtü Sistemleri”, II.Uluslar arası Türk ve islam Bilim ve Teknoloji Tarih

Kongresi (28 Nisan, 2 Mayıs 1986) Bildirileri, Cilt:II, İstanbul, 1986, s.81-86; Önge, Yılmaz,

“Sinan’ın İnşa Ettiği Hamamlar”, VI. Vakıf Haftası, Türk Vakıf

Medeniyeti Çerçevesinde Mimar Sinan Dönemi Sempozyumu, Ankara, 1989, s.235-252; Önge,

Yılmaz, “Konya-Beyşehir’de Eşrefoğlu Süleyman Bey Hamamı”, Vakıflar Dergisi, Sayı:VII, Ankara, 1968, s.139-144; Önge,Yılmaz, “Kayseri Hunad (Mahperi Hatun) Külliyesi’nin Hamamı ve Yeni Bulunan Çini Tezyinatı”, Önasya Dergisi, Sayı:IV-XXXXVII, Ankara, 1969, s.11-17; Önge, Yılmaz, “Anamur Mamuriye Kalesi Yanındaki Hamam”, Vakıflar Bülteni I, İstanbul, 1970, s.106-114; Önge, Yılmaz, “Alanya ve Alara Kalelerindeki Selçuklu Hamamları”, Antalya III. Selçuklu

Semineri Bildirileri, İstanbul, 1989, s.117-124; Önge, Yılmaz, “Külliyelerimizin Yıkılan

Hamamları”, Önasya Dergisi, Cilt:VII, Sayı:LXXIV, Ankara, 1971, s.6-21. Önge, Yılmaz, “Anadolu Türk Mimarisinde Üstten Tabii Aydınlatma: Aydınlık Feneri, Önasya Dergisi, Cilt:VI, Sayı:LXIV, Ankara, 1970, s.6-20.

61 Eyice, Semavi, “İznik’te Büyük Hamam ve Osmanlı Hamamları Üzerine Bir Deneme”, Tarih Dergisi, C:XI, Sayı:XV, İstanbul, 1960, s.99-120.

62 Eyice, Semavi, “Türk Hamamları ve Beyazıt Hamamı”, Türk Yurdu Dergisi, Sayı:CCXXXXIV,

İstanbul, 1955, s.849-855; Eyice, Semavi, “İznik’te İsmail Bey Hamamı”, Bilgi Dergisi, Sayı:X/CXX, İstanbul, 1957, s.7-9; Eyice, Semavi, “Fatih Külliyesinin Kaybolmuş Bir Parçası: Çukur Hamam”,

Aslanapa Armağanı, İstanbul, 1996, s.117-129; Eyice, Semavi, “Hamamlar”, Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi, C:III, İstanbul, 1994, s.99-120; Eyice, Semavi, “Hamam”, TDV İslam Ansiklopedisi, İstanbul, 1997, s, 402-434.

63 And, Metin, “Türk Hamamının Kültürümüzde ve Sanatımızda Yeri ve Önemi”, Ulusal Kültür, V,

Ankara, 1979, s.55-77; Arseven, C., Esat, “Hamam”, Sanat Ansiklopedisi, C:II, İstanbul, 1983, s.678-684; Baykara, B., “Tarihi Hamamlar”, Türkiye Tuning ve Otomobil Kurumu Belleteni, Sayı:CLXXV, İstanbul, 1956, s.12; Koçu, R.,E., “Çarşı Hamamlarımız”, Türkiye Tuning ve

Otomobil Kurumu Belleteni, Sayı: CLV, İstanbul, 1957, s.12-13; Köseoğlu, N., “İstanbul

Hamamları”, Türkiye Tuning ve Otomobil Kurumu Belleteni, Sayı:CXXVIII, İstanbul, 1952, s.14; Şapolyo, E., Behnan, “Türk Hamamları”, Önasya Dergisi, Sayı: III/ XXVIII, Ankara, 1967, s.10-11; Şehsuvaroğlu, B., N., “Anatolian Thermal Baths and Seljuks Turks”, Turkiye Tuning ve Otomobil

Kurumu Belleteni, Sayı: CXXIX, İstanbul, 1952, s.28-30; Ülgen, A., Sami, “Hamam”, MEB İslam Ansiklopedisi, C:V, İstanbul, 1977, s.174-178; Ünver, A., Süheyl, “Türk Hamamları”, Tarih Dünyası Dergisi, Sayı:V, Istanbul, 1950, s.198-203; Ünver, A., Süheyl, “Türk Hamamı”, Belleten,

C:XXXVIII, Sayı:CXXXXV, Ankara, 1973, s.87-94; Ünver, A., Süheyl, “Yedi Tepe Hamamları”,

Vakıflar Dergisi, Sayı: II, Ankara, 1974, s. 245-251; Uzun, Mustafa - Albayrak, Nurettin, “Hamam“

(II.Kültür Edebiyat), TDV İslam Ansiklopedisi, C:XV, İstanbul, 1997, s.430-433; Başkan, Seyfi,

(25)

hakkındaki bu genel yayınların dışında, belirli bir şehir ya da bölgedeki hamam mimarisini konu alan çok sayıda kitap, tez çalışması ve makale bulunmaktadır64.

Aydın’daki Türk devri hamamları ile ilgili yayınlar ise son derece sınırlıdır. Mevcut yedi hamamdan Gümrükönü, Nasuh Paşa ve Bey hamamlarıyla ilgili sınırlı bilgi, Türkiye’de Vakıf Abideler ve Eski Eserler kitabında bulunmaktadır65. Ayrıca Tabakhane Hamamı ile ilgili, Aydın Müzesi’nin yapmış olduğu kurtarma kazısına ilişkin bir yayın mevcuttur66.

Türk Köprü Mimarisi ile ilgili en kapsamlı çalışmayı Cevdet Çulpan yapmıştır67. Artukoğlu, Selçuklu ve Osmanlı dönemine ait köprüleri mimari özelliklerine göre incelediği Türk Taş Köprüleri adlı eseri dışında, Cevdet Çulpan’nın Türk Köprü Mimarisi ile ilgili çok sayıda yayını bulunmaktadır68. Cevdet Çulpan dışında Türk Köprüleri ile ilgili bir diğer önemli yayın Fügen İlter’e aittir69. Anadolu Selçuklu Köprülerini incelediği eserinde Fügen İlter, köprüleri ‘düz’ ve ‘dik’ köprüler olmak üzere iki grupta incelemiştir. Bu iki bilim insanı dışında İsmet

64 Bu yayınlardan bazıları: Haskan, M., Nermi, İstanbul Hamamları, İstanbul, 1995; Erken, Sabih,

“Edirne Hamamları”, Vakıflar Dergisi, Sayı:X, Ankara, 1973; Kürkçüoğlu, Cihat, Şanlıurfa Su

Mimarisi, Ankara,

1992; Erat, Birsen, Anadolu’da XIV. Yüzyıl Türk Hamam Mimarisi, AÜ SBE Sanat Tarihi Anabilim Dalı (Yayınlanmamış) Doktora Tezi, Ankara, 1997; Çakmak, Canan, Tire Hamamları, Ankara, 2002; Şehitoğlu, Elif, Bursa Hamamları, İstanbul, 2008; Tandoğan, Jale, Diyarbakır

Hamamları, AÜDTCF Sanat Tarihi Bölümü (Yayınlanmamış) Lisans Tezi, Ankara, 1972; Eravşar,

Osman, Tokat Tarihi Su Yapıları (Hamamlar), İstanbul, 2004; Ürer, Harun, İzmir Hamamları, İzmir, 1994; Daş, Erhan, “Selçuk’taki Türk Hamamları“, Geçmişten Günümüze Selçuk

Sempozyumu Bildirileri, İzmir, 1998, s. 385-397; Çakmak, Şakir, “Kuşadası Hamamları”, Geçmişten Geleceğe Kuşadası 2000 Sempozyumu Bildirileri, İzmir, 2001, s.187-193; Denktaş,

Mustafa, Kayseri’deki Tarihi Su Yapıları, Kayseri, 2000; Denktaş, Mustafa, “Karaman Hamamları”, Uluslararası Türk Kültürü Kongresi Bildirileri (4-7 Kasım 1997), Ankara, 1999, s.223-225; Ünalan, H., Sibel, “Akhisar Hamamları”, Sanat Tarihi Dergisi, İzmir, 2001, s.205-222; Altınsapan, Erol, Eskişehir Hamamları, Eskişehir, 2009; Tüfekçioğlu, Abdülhamid, “Balıkesir’de Erken Osmanlı Dönemi Hamamları”, IX. Ortaçağ ve Türk Dönemi Kazıları ve Sanat Tarihi

Araştırmaları Sempozyumu Bildirileri, Erzurum, 2005, s. 447-456.

65 Erken, Sabih, Türkiye’de Vakıf Abideler ve Eski Eserler, C:I, Ankara, 1993, s.649-697.

66 Özkan, K., Mustafa, “Aydın Tabakhane Hamamı Kurtarma Kazısı”, VIII. Müze Kurtarma Kazıları Semineri, (Ayrı Basım), Ankara, 1997, s.279-301.

67 Çulpan, Cevdet, Türk Taş Köprüleri, Ankara, 1975.

68 Çulpan, Cevdet, “XII. Yüzyıl Artukoğulları Devri Taş Köprüler ve Özellikleri”, STY, Sayı: III,

İstanbul, 1970, s.89-121; Çulpan, Cevdet, “Köprülerde Tarih Köşkleri”, STY, Sayı: II, İstanbul, 1968, s.24-36; Çulpan, Cevdet, “Diyarbakır Kuzeyi: Devegeçidi Suyu Köprüsü: Artukoğulları Devri”, STY, Sayı: III, İstanbul, 1970, s.287-291.

(26)

İlter’inde, Türk Köprü Mimarisi ile ilgili çeşitli yayınları bulunmaktadır70. Bu yayınlar haricinde, Türk Köprü Mimarisi ile ilgili genel anlamda bilgi verecek bir başka eser ise Gülgun Tunç’a aittir71. Tüm bu yayınlar dışında, Türk Köprü Mimarisi

üzerine yapılmış çeşitli tezler ve makalelerde mevcuttur72.

Aydın il merkezinde bulunan Çavuş Köprüsü ile ilgili ise, rahmetli Sanat Tarihçi Mustafa Kenan Özkan’ın bir tanıtım yazısı bulunmaktadır73.

Şadırvanlar, çeşme, sebil, hamam ve köprülere göre, üzerinde daha az araştırma yapılan yapılardır. Anadolu ve İstanbul şadırvanları ile ilgili en genel yayın Yılmaz Önge’nin TTK tarafından basılan doktora tezidir74. Doğrudan şadırvan mimarisi ile ilgili doktora düzeyindeki tek çalışma ise Şerife Tali’ye aittir75. Tali’nin İstanbul Şadırvanlarını konu aldığı çalışması dışında, İstanbul şadırvanları ile ilgili çeşitli yayın ve tezler de mevcuttur 76.

70 İlter, İsmet, “Tarihi Köprülerimiz Koyun Baba Osmancık Köprüsü”, KB, Sayı:CLIII, 1963, s.33-35;

İlter, İsmet, “Köprüleriyle Mimar Sinan”, KB, Sayı: XVIII, 1966, s.17-21; İlter, İsmet, “Ölümünün Yıl Dönümünde Köprüleriyle Mimar Sinan”, KB, Sayı:CLXXXVIII, 1966, s.24-27; İlter, İsmet, “Köprüleriyle Mimar Sinan”, Mesleki ve Teknik Öğretim, Sayı: XVIII-CCXVI, 1971, s.27-29; İlter, İsmet, “Edirne Yeni Köprü”, KB, Sayı:CLXV, 1964, s.41-42; İlter, İsmet, “Edirne’de Gazi Mihal ve Yıldırım Köprüleri”, KB, Sayı:CLXXX, 1965, s.16-17.

71 Tunç, Gülgun, Taş Köprülerimiz, Ankara, 1978.

72 Bu yayınlardan bazıları: Şapolyo, E., Behnan, “Köprülerimiz”, Önasya Dergisi, C:V, Sayı:LV,

Ankara, 1970, s.10-11; Tanyeli, Gülsün, “Türkiye Köprüleri”, Türkler Ansiklopedisi, C:XII, Ankara, 2002, s.231-241; Bozkurt, Orhan, Koca Sinan’ın Köprüleri, İstanbul, 1952; Çeçen, Kazım, “Sinan’ın Köprü ve Su Kemerleri”, Mimar Sinan Dönemi Türk Mimarlığı ve Sanatı Kongresi

Bildirileri, İstanbul, 1988, s.80-92; Tanyeli, Uğur - Tanyeli, Gülsün, “Osmanlı Yüzer Köprüleri”, ODTÜ Mimarlık Fakültesi Dergisi, Sayı:XI-II Ankara, 1992, s.5-17; Önge, Yılmaz, “Bursa Irgandi

Köprüsünün Orijinal Mimarisi, Vakıflar Dergisi, Sayı:XIII, Ankara, 1983, s.425-448; Sayan, Yüksel, “Van Bölgesinde Tarihi Köprüler”, İş Bankası Kültür Sanat Dergisi, Sayı:XXXII, Ankara, 1996, s.35; Özdeveci, Osman, Konya Köprüleri, SÜ FEF Sanat Tarihi Bölümü (Yayınlanmamış) Lisans Tezi, Konya, 2007.

73 Özkan, M., Kenan, “Aydın Şehri Köprülerinden Çavuş Köprüsü”, Aydın Eczacı Dergisi, Sayı:IV,

Aydın, 2004, s.36-37.

74 Önge, Yılmaz, Türk Mimarisinde Selçuklu ve Osmanlı Dönemlerinde Su Yapıları, Ankara,

1997.

75 Tali, Şerife, Osmanlı Dönemi İstanbul Camilerinde Şadırvanlar, Atatürk Üniversitesi SBE Sanat

Tarihi Anabilim Dalı (Yayınlanmamış) Doktora Tezi, Erzurum, 2009.

76 Tokay, Enver, İstanbul Şadırvanları, İstanbul, 1951; Önge, Yılmaz, “Mimar Koca Sinan’ın

Şadırvanları”, IX. Milletlerarası Türk Sanatları Kongresi Bildirileri (İstanbul 1991), C:II, Ankara, 1995, s.189-197; Beyleryan, A., Arthur, İstanbul Şadırvanları, İÜ Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü (Yayınlanmamış) Lisans Tezi, İstanbul, 1953; Koçel, Adnan, İstanbul, Edirne ve Bursa

Camilerinde Revaklı Avlu Şadırvanları, İÜ Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü

(27)

İstanbul dışındaki Anadolu Şadırvanlarını doğrudan konu alan ve ya dolaylı olarak su mimarisi içerisinde değerlendirip inceleyen çeşitli yayınlarda bulunmaktadır77.

Ayrıca tüm bu çalışmaların dışında şadırvan mimarisi ile ilgili çeşitli ansiklopedi maddeleri de vardır78.

Selsebil Mimarisi ile ilgili çok fazla yayın bulunmamakla birlikte, Süheyl Ünver ve Yılmaz Önge’nin konu ile ilgili makalesi, selsebil mimarisi ile ilgili en kapsamlı yayın olma özelliği taşır79. Ayrıca bu ikilinin selsebil mimarisi ile ilgili bireysel olarak yazdıkları çeşitli yayınları da bulunmaktadır80. Selsebillerin Türk Bahçe Mimarisi içerisindeki yerinin saptanması konusunda ise, Sedat Hakkı Eldem’in kitabı büyük önem taşımaktadır81.

Tüm bu yayınlar haricinde selsebil mimarisi ile ilgili yazılmış çeşitli ansiklopedi maddeleri de vardır82.

Sarnıçlar su yapıları içerisinde üzerinde en az çalışma ve araştırma yapılan yapı türlerinden biridir. Sarnıç mimarisi ile ilgili Roma ve Bizans dönemine ilişkin

77 Bu yayınlardan bazıları: Aktepe, Münir, “İzmir Suları, Çeşme ve Sebilleri ile Şadırvanları Hakkında

Bir Araştırma”, İzmir Yazıları, İzmir, 2003, s.163-195; Bilaloğlu, Ayşe, Şadırvanların Mimarideki

Yeri, Onarım, Bakım, Koruma, Geliştirme, Mimari ve Çevre Öğesi Olarak Kullanılma İmkânlarının Araştırılması, Konya Şadırvanlarından Örnekler, HÜ SBE Uygulamalı Sanatlar

Anasanat Dalı (Yayınlanmamış) Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 1993; Önge, Yılmaz, “Konya Çevresindeki Mukarnaslı Şadırvanlar”, Vakıflar Dergisi, Sayı:XIX, Ankara, 1985, s.95-96; Önge, Yılmaz, “Anadolu Beylikler Döneminin Çeşme Sebil ve Şadırvanları”, Uluslar Arası Osmanlı

Öncesi Türk Kültürü Kongresi Bildirileri, Ankara, 1997, s.1-4; Özyurt, Osman, “Teknik Yönleriyle

Bazı Konya Camilerinin Şadırvanları ve Bunların Türk Şadırvan Mimarisindeki Yeri”, Vakıflar

Dergisi, Sayı:XXII, Ankara, 1991, s.117–132; Önder, Mehmet, Konya Çeşme ve Şadırvanları,

Konya, 1955.

78 Arseven, C., Esad, “Şadırvan”, Sanat Ansiklopedisi, C:IV, İstanbul, 1983, s.1859; Ödekan, Ayla,

“Şadırvan”, Eczacıbası Sanat Ansiklopedisi, C:III, İstanbul, 1997, s.1719; Şapolyo, E., Behnan, “Şadırvanlar”, Önasya Dergisi, C:III, Sayı: XXXI, Ankara, 1968, s.10-11.

79 Ünver, A., Süheyl - Önge, Yılmaz, “Selsebillerimiz”, Vakıflar Dergisi, C:XIII, Ankara, 1983,

s.339-373.

80 Ünver, A., Süheyl, “Selsebiller”, Hayat Tarih Mecmuası, Sayı:VII, İstanbul, 1967, s.8-9; Önge,

Yılmaz, “Konya’da Bir Selsebil”, Önasya Dergisi, C:IX, Sayı:XXXI, Ankara, 1964, s.9-11.

81 Eldem, H., Sedat, Türk Bahçeleri, İstanbul, 1976.

82 Tanman, Baha, “Selsebil”, TDV İslam Ansiklopedisi, C:XXXVI, Ankara, 1999, s.448; Arseven,

C., Esad, “Selsebil”, Sanat Ansiklopedisi, İstanbul, 1988, s.1778; Ödekan, Ayla, “Selsebil”,

(28)

İstanbul merkezli çeşitli yayınlar bulunmaktadır83. Anadolu bazında, Osman Özyurt’un Konya ve çevresindeki sarnıçları incelediği yüksek lisans tezi84 alanında

önemli bir yere sahiptir. Osman Özyurt’un bu tezi dışında Anadolu sarnıç mimarisini konu alan çeşitli yayınlarda bulunmaktadır85.

Su kuyusu mimarisi ile ilgili yayın sayısı çok sınırlı olup, mevcut yayınlar bibliyografya kısmında gösterilmiştir.

83 Bu yayınlardan bazıları: Kaleli, İ., İstanbul’da Bulunan Bizans Sarnıçları, DEÜ SBE

(Yayınlanmamış) Dokora Tezi, İzmir, 1995; Yücel, E., “İstanbul’da Bizans Sarnıçları”, Arkitekt

Dergisi, Sayı:LV, İstanbul, 1967, s.16-20; Başgelen, Nezih, “İstanbul’da Antik Su Mimarisi:

Sarnıçlar”, İlgi Dergisi, Sayı:LXXXXII, İstanbul,1998, s.13-24

84 Özyurt, Osman, Konya ve Çevresindeki Tarihi Su Sarnıçları, SÜ FBE Mimarlık Fakültesi

Mimarlık Tarihi Anabilim Dalı (Yayınlanmamış) Yüksek Lisans Tezi, Konya, 1988.

85 Önge, Yılmaz, “Antalya Çevresinde Türklerin Yaptığı Eski Su Sarnıçları”, Arkitekt Dergisi, Sayı:

XXXVI/CCCXXV, İstanbul, 1967, s.24-26; Karakaya, Enis, “Sarnıç”, TDV İslam Ansiklopedisi, C:XXXVII, Ankara, 1999, s.158-162; Öter, Nacide, Muğla Sarnıçları, SÜ SBE Sanat Tarihi Anabilim Dalı (Yayınlanmamış) Yüksek Lisans Tezi, Konya, 2008.

(29)

2. TÜRK MİMARİSİNDE SU YAPILARI

2.1. Suyun Toplum Hayatındaki Önemi ve Türklerde Su Kültü

İnsanlığın başlangıcından günümüze kadar, gerek bireysel gerekse toplumsal düzeyde su, yaşamın en önemli unsuru olmuştur. Bu nedenle, meydana gelmiş medeniyetlerin çoğunda su, mitolojilerinin ve efsanelerinin kökenini oluşturmaktadır86.

Roma ve Yunan mitolojisi içerisinde deniz ve ırmak tanrıları önemli bir yer tutmaktadır87. Özellikle Yunan Mitolojisi içerisinde, su ile ilişkilendirilen pek çok tanrı ve tanrıça bulmak mümkündür88. Mısır’ın yaratılış efsanelerinde Nil Tanrısı Osiris’in önemli bir yeri vardır89. Yine Hindistan’daki Ganj Nehri’nin, Hint toplumu üzerinde manevi bir etkisi bulunmaktadır90. Mezopotamya kelime anlamı olarak ‘iki nehrin arasında’ anlamına gelmekte olup, Mezopotamya Mitolojisine göre yaratılış, Abzu adındaki ilksel denizden olmuştur91. Ayrıca pek çok milletin mitolojisinde su, ‘abı-hayat’ kavramıyla ölümsüzlüğün de sembolü olarak kabul edilmiştir92. Hemen hemen tüm uygarlıkların tarihinde yer alan, suyla ilişkilendirebileceğimiz bir başka mitolojik olayda (ya da efsane) Tufan’dır. Yazıyı bulan ve ilk devlet teşkilatını kuran Sümerlerde bile, Tufan olayı ile ilgili çivi yazılı metinlere rastlamak mümkündür93.

Ayrıca Sümer Mitololojisinde ana tanrıça, deniz anlamına gelen Nammu’dur94.

Dini kaynaklarda da suyun yaratılış ve hayattaki önemine ilişkin pek çok ifade bulunmaktadır. Tevrat’da Dünyanın sudan meydana geldiği ve dünyadaki toprakları sulamak için tanrının dört ırmak yarattığından bahsedilmektedir (Tekvin 2:5-14). İncil’de, İsa’nın vaftizi önemli bir yer tutmakla birlikte, su arınmanın

86 Gezgin, Deniz, Su Mitosları, İstanbul, 2009, s.7.

87 Kozanoğlu, M., Tahsin, Yunan Mitolojisi, İstanbul, 1992, s.404. 88 Cömert, Bedrettin, Mitoloji ve İkonografi, Ankara, 1999, s.50-53.

89Rosenberg, Dona, Dünya Mitolojisi, (Çev. K.Akten, E.Cengiz, A.Cüce, K.Emiroğlu, T.Kenanoğlu,

T.Kocayiğit, E.Kuzhan, B.Odabaşı), Ankara, 2000, s.257.

90 Gezgin, Deniz, a.g.e., s.107. 91 Gezgin, Deniz, a.g.e., s.61.

92Ayan, Ekrem, “Türk Mitolojisinde Su Kültü ve Yada Taşı”, Türkler Ansiklopedisi, C:III, Ankara,

2002, s.625.

93 Kramer, N., Samuel, Tarih Sümer’de Başlar, (Çev. Hamide Koyukan), İstanbul, 1999, s.187. 94 Özbay, Özdemir, Dünya Mitolojisi ve Nartlar, Ankara, 1999, s.125.

(30)

sembolü olarak tasvir edilir (Markos 1:9-11-Luka 3:21-22). Kuranı Kerim’de de tüm canlıların sudan yaratıldığına ilişkin ayetler bulunmaktadır (Enbiya:35 - Nur:45).

Türkler daha Orta Asya’da bulundukları dönemlerden itibaren suyu kutsal saymışlar ve tüm geleneklerinin temel dayanak noktası olarak görmüşlerdir95. Gerek Verbitskiy gerekse Radloff tarafından derlenen Türk Yaratılış Destanları’nda, yaşamın sudan geldiği belirtilmektedir96. Ayrıca eski Türk inancında su kültü bağlamında çeşitli ırmaklar ve göller kutsal sayılmıştır. Bu kutsal alanların bazılarında avlanmak ve onlardan yararlanmak bile yasaklanmıştır97. Hatta oluşan bu yer-su kültü zamanla daha da gelişmiş ve bazı Türk boyları adeta Yunan Mitolojisindeki Poseidon gibi suya tanrısallık vermişlerdir98.

Türklerin İslamiyet’i kabulünden sonra, İslami esasların bir gereği olarak suya verdikleri önem devam etmiştir. İslamiyet’in temizliği esas alan bir din olması ve pek çok ibadetinde temiz olmayı şart koşması, İslam toplumlarında suya karşı bir önem oluşmasına sebep olmuştur. Buna bağlı olarak henüz daha XI. yüzyılda Türklerde, muyanlık adı verilen hayır amaçlı çeşitli yapı grupları görmekteyiz99. Türk-İslam devletlerinin suya verdiği değer ve önem ilerleyen yüzyıllarda da devam etmiştir. Osmanlılar zamanında gerek saray eşrafı gerekse halk tarafından yaptırılan pek çok hayır amaçlı su yapısı görmek mümkündür. Osmanlı İmparatorluğunda suya verilen değer, su ile ilgili özel kanun ve yasaların çıkmasına bile sebep olmuştur100.

Görüldüğü üzere tarihi süreç içerisinde meydana gelmiş tüm medeniyetlerde, kökü mitoslara ya da gerçeklere dayansın, su ile ilgili çeşitli inanışlar bulmak mümkündür. Türklerin İslamiyet öncesi döneme ait, su ile ilgili inanç ve kabullenmeleri ile, İslamiyet sonrası bazı gereklilikler bir araya gelince, toplumsal yaşamdan resmi kanunlara, inançtan sanata su, yaşamın ayrılmaz bir parçası olmuştur. Buna bağlı olarak sanat tarihi içerisinde su mimarisine ilişkin en bol ve çeşitli örnekleri Türk Sanatı içerisinde görmekteyiz.

95 Ögel, Bahaeddin, Türk Mitolojisi, C:II, İstanbul, 1995, s.314.

96 Çoruhlu, Yaşar, Türk Mitolojisinin Ana Hatları, İstanbul, 2000, s.97-103.

97 Roux, P., Jean, Orta Asya Tarih ve Uygarlık, (Çev. Lale Arslan), İstanbul, 2001, s.61. 98 Ayan, Ekrem, a.g.m., s.623.

99 Ögel, Bahaeddin, Türk Kültür Tarihine Giriş, C:III, Ankara, 1978, s.141.

100 Konu ile ilgili ayrıntılı bilgi için bkz: Akgündüz, Ahmet, “Kanunnamelerde Su”, Osmanlı Su Medeniyeti Sempozyumu Bildirileri, İstanbul, 2000, s.199-210.

(31)

2.2. Çeşme, Sebil, Hamam, Köprü, Şadırvan, Selsebil, Sarnıç, Su Kuyusu Kavramı ve Bu Yapıların Türk Mimarisindeki Gelişimi

1. Çeşmeler

Genel bir su sağlama sisteminden gelen suyun, kamunun kullanımına sunulduğu yapılara çeşme denilmektedir101.

Çeşme kelimesi, Farsça’da göz anlamında kullanılan “çeşm” kelimesinden gelmektedir102. Fakat XIII. ve XIV. yüzyıllarda çeşme yapılarını nitelemek için “ayn” ve “sikaye” isimleri de kullanılmıştır103. Sivas’ta 1271 tarihli Gök Medrese’nin çeşmesi ile 1278 tarihli Bolvadin Alaca Çeşme’de “ayn”, 1239 tarihli Pazar Hatun Çeşmesi, Afyonda günümüze gelememiş olan 1372 tarihli iki lüleli çeşme ve 1429 tarihli Sinop Emir Şehabüddin Çeşmesi’nde “sikaye” tabirleri kullanılmıştır104. Bu tabirlerin dışında bazı Osmanlı dönemi çeşme kitabelerinde “çeşme-i ab-ı zühal”, “çeşme-i kevser” ve “çeşme-i dilkuşa” tamlamaları da kullanılmıştır105.

Türk su mimarisi içerisinde ayrı bir yeri olan çeşmelerin ilk örneklerini İlkçağ’lardan itibaren görmek mümkündür106. Yapılan araştırmalar sonucunda Megara’da ve Atina Akropölünde bazı çeşme izlerine rastlanmıştır107.

Roma dönemi çeşmelerini, genel ve lüks (kişiye özel) olmak üzere iki grupta incelemek mümkündür108. Romalıların abidevi çeşme yapılarına ise Nymphaeum (Nimfeum) adı verilmektedir. Bu ismin kökeni Yunan mitolojisindeki su perilerine dayanmaktadır.

Yapılan araştırmalara bağlı olarak bazı kaynaklarda Anadolu’daki ilk çeşme örneklerinin Hititler tarafından M.Ö. II. binde verildiği belirtilmektedir109.

Günümüze kadar ulaşan en eski çeşme örnekleri ise Urartulara aittir. M.Ö. IX-VII.

101 Sözen, Metin - Tanyeli, Uğur, Sanat Kavram ve Terimleri Sözlüğü, İstanbul, 2005, s.58. 102 Devellioğlu, Ferit, Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lugat, Ankara, 2003, s.156. 103 Eyice, Semavi, a.g.m., s.277.

104 Önge, Yılmaz, a.g.e., s.5. 105 Eyice, Semavi, a.g.m., s.277. 106 Eyice, Semavi, a.g.m., s.277. 107 Eyice, Semavi, a.g.m., s.277.

108 Ünsal, Behçet, Mimarlık Tarihi, İstanbul, 1973, s.508.

109 Sinemoğlu, Nermin, “Tarihi İstanbul Çeşmeleri”, Tarihi İstanbul Çeşmeleri Kurtarılmalıdır I. Seminer Bildirileri, İstanbul, 1985, s.89.

(32)

yüzyıllara ait olan çeşmeler, Van yakınlarındaki Çavuştepe’de Urartu Kalesinde bulunmaktadır110. Bizans döneminde de Roma dönemindeki kadar gösterişli

olmamakla birlikte daha küçük boyutlarda çeşitli çeşme örnekleri mevcuttur111.

İslami dönemin ilk çeşme örnekleri hakkında ayrıntılı bir bilgi olmamakla birlikte, Emeviler döneminde kuzey Afrika ve İspanya’nın fethinden sonra (Fas, Cezayir, Tunus ve Mısır’da), çeşitli çeşme örneklerinin verildiği bilinmektedir112.

Anadolu Türk Mimarisinde Selçuklu dönemi öncesine ait ilk çeşme, Artukoğulları zamanında Necmeddin İlgazi tarafından 1109-1122 yılları arasında Mardin’de yapılmıştır113. Çeşme, Mardin Emineddin Külliyesi hamamına bitişik bir şekilde inşa edilmiştir114.

Selçuklular dönemiyle birlikte, çeşmeler ağırlıklı olarak cami, medrese, han gibi yapılarla beraber inşa edilmeye başlamıştır. Bu tarz uygulamaların yanında, yapılardan bağımsız çeşme örnekleri de Selçuklular döneminde görülmektedir115. Yılmaz Önge XIII. yüzyıl Selçuklu çeşmelerini dört ayrı grupta ele almıştır.

Buna göre:

ilk grubu; Yapıların genellikle ön cephelerinde ve portal yakınında yer alan,

profilli bir çerçevenin meydana getirdiği sathi bir niş aynası içerisinde, lüleli bir su haznesinden ibaret çeşmeler, ( Bu gruba 1271 tarihli Sivas Gök Medrese Çeşmesi, 1291 tarihli Erzurum Hatuniye Medresesi Çeşmesi ve Tokat Hatun Han Çeşmesi örnek gösterilebilir.)

İkinci grubu; Yapıların genellikle ön cephesine bitişik olarak ve yine portal

yakınında yer alan, mukarnaslı veya kemerli derin bir kavsara ile şekillenen niş duvarında, lüleli su haznesinden ibaret çeşmeler, (Bu gruba 1252 tarihli Malazgirt Elti Hatun Camii Çeşmesi, 1266 tarihli Kayseri Sahibiye Medresesi Çeşmesi ve 1278 tarihli Çay Taş Medrese Çeşmesi örnek gösterilebilir.)

Üçüncü grubu; Yapıların iç avlularında, genellikle portale yakın bir eyvanın

duvarında yer alan, tabanı alttaki lüleli su haznesine açılan bir nişten ibaret çeşmeler, (Bu gruba Mardin Şehidiye Medresesi Çeşmesi)

110 Sinemoğlu, Nermin, a.g.m., s.89. 111 Eyice, Semavi, a.g.m., s.277. 112 Eyice, Semavi, a.g.m., s.278. 113 Eyice, Semavi, a.g.m., s.278.

114 Altun, Ara, Anadolu’da Artuklu Devri Türk Mimarisi’nin Gelişimi, İstanbul, 1978, s.15. 115 Önge, Yılmaz, a.g.e., s.11.

Referanslar

Benzer Belgeler

臺北醫學大學在最新公佈的英國《泰晤士高等教育》(Times Higher Education, THE)「2019 亞太地區大學排名」(Asia-Pacific University Rankings

Rall Award for Advocacy in Public Health),

The collected data by telephone asking included: patient basic information, age, sex, parent family, the age diagnosed as diabetes, current diabetic.. control method, smoking

1989’da ilk kişisel sergisini İstanbul Galeri BM’de açan sanatçı, aynı yıl Lefkoşe Fluxus Galeri’de ikinci ve 1991’de İstanbul Galeri Nev’de üçüncü

Dört köşesinde çıkıntılı yarım yuvarlak sebil mahalleri olup yalnız a r - ka yüzdeki çeşme etrafında iki kapısı ve diğer çeşmeler yanında da nişler vardır..

Çakmak (2002), Kızılırmak Havzası sulama birliklerinde su sağlama oranı değerini 1.58 ile 4.81 değerleri arasında belirlemiş; Mengü ve Akkuzu (2010), Gediz

When the system is in a fixed position operation, EGR rates reduce in time because of the reduced EGR flow rate and FSN decreases as shown in Figure 4.22 since oxygen

Çeşmeler Sunum içeriği Su Yapılarına Giriş Türk Bahçelerinde Su Yapıları Selsebil Çeşme Teşekkür Şadırvan Havuz Kaynaklar • Meydan Çeşmeleri • Köşe Çeşmeleri