5/11/X95S
^
YAŞTAN KURUDAN ^
Yahya Kemal’i
Hatırlarken
Ragıp AKtAVAŞ
— n —
O
nu ilk defa Balkan Muharebe«ala hazin günlerinde Şlşli’deki Bamt- diye Elfal hastahanesinin bir koğuşunda gördüm ve tanıdım. Bu koğuşta Bolayır muharebesinde yaralanmış on beş kadar su bay tedavi olunuyordu. Yambaşımdaki ya lakta aslen Üsküp’lü olan bir arkadaş ya tıyordu. Günlerden bir gün bizden daba yaşlıca bir genç ziyaretçi geldi. Arkadaşım beni İlk defa gördüğüm bu ziyaretçiye ta nıttı. Adını söyledi: Hemşehrim Kemal bey. Dariişşefaka’da tarih muallimi dedi. Çair olduğunu da ilâve etti. Gene .şair muhare benin neticesinden çok üzgündü. Bizden tafsilât aldıkça teessürü artıyordu Hele Bolayır'dakf Şehzade Süleyman pasa ile Na mık Kemal-ln türbelerinin Buîgarlar tara fından topa tutulduğunu işittiği zaman fös lerinin yaşını tutamamıştı. Hiç unutmam, koğuştan çıkarken, çocuklar! Çok tarih okuyun ve fakat muhakemeii okuyun. Mu harebeler kaybedilebilir, fakat ümidinizi kaybettiniz mi işte o zaman her şey kay bedilmiş demektir, tzülraevln, daha iyi günler göreceğiz dedi. Bu belki bir kera metti!• k
Aradan yıllar geçti. Hâtıramda yanıl mıyorsam Ahmet izzet paşanın son, veya Tevfik paşanın ilk : ıdaret -i Jerinde idi. Yaveran odasına o zaman BabIâli'de teşri fat müdür muavini olan r.hmetli Ercü ment E. Talü her zamanki »en ve şakrak ha liyle girdi. Beni pek severdi Kir şeyler söylemek istiyordu. Seni seveceğin birisiy le tan ite. c a y ı r a dedi ve muhatız beyin oda
sına götürdü. Bir de ne göreyim! Etfal hastabarçesinde tanıştığım o genç/ Ercü
mend’in tanıtmasına, mahal bırakmadan ismimle cismimle beni tanıdı. Galata'da o vakitler Gambctta adında bir içkilf gazino vardı. Muhafız Mahmut bey bizi oraya gö türdü. Mahmut bey tîsküp askeri rüşdîy«- sindc hoca bulunduğu tarihlerden beri onu tanıyormuş. t'sküp hâtıralarından bahşet tiler. Genç şair gazinonun isminden ilham almış olacak kİ. Mahmut beyin suali üze rine Gambetta’dan söz açtı. Tarihi vuku funa o anda hayran oldum. Cümleler çeş me gibi ağzından akıyordu. Bu ikinci ta nışıklığım olmuştu.
★
Yahya Kemal Beyatlı ile yıllar ytlı bir daha buluşmadım. Aradan yirmi belki de yirmi iki sene geçti. Kara kışa tesadüf eden bir bayram akşamı Ankara Palas pavyo nunda bir kaç arkadaş bir masanın etra fında toplanmıştık. Arkadaşlardan biri şim di mebus biri de sefirdir. Geldi dediler. Kim geldi diye merakla başımı çevirdim. Butun o haşmetli ve sevimli haliyle Yahya Kemal'i gördüm. Gözleriyle oturacak bir yer arıyordu. Masalardaki âşinâları onn muhabbetle dâvet ediyorlardı. Doğrusunu isterseniz ben bir alâka göstermedim. Beni unutmuştur diye cesaret edemedim. Bu dü şüncede İken bize doğru yürüdü. Adımla ı samınla elimi sıkıp iltifat etti. Hafızasının
kuvveti karşısında dona kaldım..
Gurbette dost kadrini derhâtır et Kemal Alemde ehli derd ile derd âşinâ içer, dedi ve kadehini kaldırdı. Önünde lkj ka deh vardı. Birlnclainl anladııp. İkincisi W ' mln dedim. Ru d » sevgilimin diye, cevap verdi. Salonda ecnebiler de bulunuyordu. Onu İsrarla masalarına, dâvet ettiler. Ken disinden (I^a pluie) adındaki Fransırca şiiri okumasını rica ettiler. İsrarlarına ma lı il bırakmadan her olgun insan gibi bü tün tevazün ile gürlemeğe haşladı. Bu mıs raları yazan şair bile bu kadar selisetie okuyamazdı. Ayrılırken elindeki kitabı unuttu sandım. Tlirk Tarih Kurumunun ya yınladığı (Tabum« Kulu Han’ın Tevarihil. j Onu sana verdim dedi. Bu da üçüncü ve , son buluşmamış oldu.
İ
bimdl bire bir zevk-1 tabaat tir kaldı e »öne« hayattan.Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi