• Sonuç bulunamadı

Saray ve Babıali'nin iç yüzü:Çırağan'ın bütün lağımları kapattırıldı, müthiş taaffün başladı

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Saray ve Babıali'nin iç yüzü:Çırağan'ın bütün lağımları kapattırıldı, müthiş taaffün başladı"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

, „

,

A K J A M

Son ytdi padişah (Ikiaei Mahmut, AbdBlmccit, AbdQláti», Murat, Abdfllhaalt, Reşat, Vahideddln) devirlerindi

Yazan : SÜ LEYM A N KANI - Tercüme, iktibas hakta mahfuzdur - Tefrika no. 247

Çırağanın bütün lâğımları kapattırıldı,

müthiş taaffün başladı

Sultan Muradın baş kadını Mev- hibe hanım anlatıyor:

«Sultan Muradın hal’inden yir­ mi sene geçtiği halde Çırağan sa­ rayının hasırları değiştirilmemişti. Döşemede görülecek hai kalma­ mıştı. Müracaatlardan bir fayda hasıl olmuyordu. Nihayet Abdül- hamit hasırların değişmesine razı olmuştu. Hasır halveti olacaktı, - yani hasır döşenmesi için kadın­ lar bir yerde toplu bulunacaktı. - Tam o günlerde Murat bey Avru- paya kaçmış. Edebsizin biri:

(Kaçan Murat bey değil, Sul­ tan Murattır!)

Diye saçma bir jurnal vermiş. Sıkı tahkik denilerek hasır işi de bırakıldı, gitti!

Sultan Muradın kızları evlen­ miyordu. Haber gönderildikçe Abdülhamit:

— Ne yapayım! Almağa kimse talip olmuyor!

Cevabını verdiriyordu. Hatice Sultan 32 yaşma gelmişti.

Bir gün:

— Nadir ağanın bir uşağı da yok mudur?

Diye haber gönderdi. Bu söz Abdüihamide naklolunmuş; o da gülmüş; nihayet kızlar Yıldız sa­ rayına celbedildder de orada ev­ lendirildiler.

Hatice sultanın damat Kema- leddin paşa ile münasebette bu­ lunduğu hakkmdaki şayia kulağı­ na çalınınca Sultan Murat:

— İki cinayeti birden etti! Diye telehhüfte bulundu. Sultan Muradın vefatında vü­ cuduna iğne batırıldığını ben gör­ medim.

Sultan Muradın vefatından 25 gün sonra Nadir ağa geldi.

— Padişahı göreceğin gelmedi mi?

Diye sordu. Ben de gidip A b- dülhamidi gördüm. Ayda 125 lira tahsisatım var idi. (Üssü inkılâp­ ta yüz elli gösterilir.)

Çırağandan çıkmama müsaade­ sini ve dört odalı olsun bir ev ih­ san eylemesini istedim.

Sarayda gördüklerimi, bildik­ lerimi söylemiyeyim diye müsaa­ de etmedi. Bundan sonra:

— Biraderimin adamıdır! Diye bana bir kaç kere iltifat­ larda bulundu. Hattâ bir, iki defa tiyatroya davet etti.

Fakat sonra bu iltifatlar da ke­ sildi.)»

Sultan Muradın Çırağan sara­ yında geçirdiği hayat hakkında yaptığım hususî tahkikat ile ayrı­ ca şu malûmatı elde ettim:

(Dömeke muharebesinden son­ ra Abdülhamidin «Türk musahip­ lerinden» Lûtfi ağa acemilerinden beş ağa Abdülhamit sarayından Sultan Murat dairesine verildi. Fakat Abdülhamit kendi müsa- hipleri ile iltibas vukuuna mey­ dan kalmaması için bunlardan iki­ sinin isimlerini değiştirtti. Bunlar vazifeleri başına giderken baş müsahip Cevher ağa kendilerine:

— Gözünüzü açın! İhtarında bulundu.

Çırağan haremi baş kadın Mev- hibe hanımefendinin idaresinde idi.

Sultan Murat namına muı foğa sarfolunmak üzere hazinei hassa- dan ayda bin lira tahsis edilmiştir. Kıhcali mutfağı Çırağamn mutfağı idi. Öteki paralar valide sultan namına gelirdi. Sultan Murat için Yıldız sarayından bir tabla yemek geldiği gibi şehzade Salâhaddin efendiye de hususî bir tabla gön­ derilirdi. Elbise gibi şeyler ancak iki senede bir verilirdi; o da hayli patırtı ile...

Maaşlar çok uzayınca kalfalar kapılara dururlar:

— Padişaha arzedin; maaşamı- zı versin!

Diye gürültü ederlerdi.

Ne kadar gürültü edilse yedi, sekiz aylıktan ziyade maaş almak kabil olamazdı.

Lûtfi ağa yanından gelme olan küçük ağalara beşer yüz kuruş muş tahsis edilmişti. Maaş tediye­ si uzadıkça bunlar hazinei hassa muhasebecisi Halis efendinin yo­ lunu beklerler, görünce sıkıştırır­ lardı.

Maaşlarını kırdırmağa razı olan­ lar da olurdu.

Çırağanda sekiz harem ağası vardı. Sait ve Hacı Asım ağa gibi eskiler Sultan Muradın bendegânı sürüldükten sonra eski saraydan getirilmişlerdi. Yukarıda otururlar­ dı. Acemi ağalar aşağı katta du­ rurlardı. Sultan Murat yanındaki ağaların hüsnü hallerinden hep memnuniyet beyan ederdi. Bazı­ larının:

— Allah sizden razı olsun! Diye omuzlarını sığardı.

Çırağan sarayının her işi müsa­ hip Nedim vakasından sonra baş- müsahip olan Cevher ağanın elin­ de idi. Cevher ağa Çırağanın mu­ hafaza memuru idi.

Çırağanın sıkı tarassut tertibatı mucibince geceleri rıhtımda dört

tüfekçi gezerdi. Haremin muha­ fazasında iki tüfekçi var idi; ye­ di bekçi de nöbette bulunurdu. İki baltacı giyim eşyası gibi leva­ zımı hariçten alıp harem ağaları­ na verirler, onlar da hareme isal eylerlerdi. Dört külhancı hamam, odun işlerine bakardı.

Gelen yemek tablalarını geti­ ren tablakârlarm kimse ile ihtilât etmemesi lâzımdı. Küçük harem ağalan bunlara refakat ederken harem tüfekçileri hallerini taras­ sut altında bulundururlardı.

Sultan Murat hareminde 18, 19 kalfa hizmette bulunmuştur. Sul­ tan Murat çok «onorlu» ve ağır ta­ vırlı idi. Hanedandan hiç birine benzemezdi. Abdülâzız Avrupaya giderken ona fransızca konuşma­ sını yasak etmiş idise de o dinle­ memiş, çok ecnebileri nezaketine, bilgisine meçlûp etmişti.

Sultan Murat Abdülhamit aley­ hinde hiç bir söz söylemez, hu­ zurunda kimsenin bu yolda tefev- vühatta bulunmasını da iste­ mezdi.

1314 te Çırağanın bütün lâğım­ ları $u yolları gidiş müdürü sansar Mahmut efendi tarafından kapat- tırılmıştı.

Bir müddet sonra Çırağanda ta­ affün bittabi ziyadeleşti.

Haremde kullanılan lâzımlık­ lar bahçede çukurlara, oraya, bu­ raya dökülüyordu.

Taaffün tahammül edilmez de­ receye varınca şikâyetler de per­ de, perde yükseldi, Nihayet A b ­ dülhamit insafa geldi. Tüfekçi kü­ çük Tahir bey Yıldız tarafından gelip denize giden mecrayı açtırdı. Müthiş taaffün zail olunca Sul­ tan Murat çocuk gibi sevindi.

Lâğamı açan külhancı Selime paraca çekilen sıkıntıları düşün- miyerek 100 lira ihsan verdi.

Çırağanda su mebzul değildi. Mevhibe kadın efendi yüz paralık suya beş kuruş vermek suretile te­ darik ederdi. Neden sonra bir Hamidiye çeşmesi yapıldı da* su sıkıntısı biraz zail oldu.

Sultan Murat namaza müdave- met ederdi.

Gündüzleri ya kitap okumakla, yahut ufak tefek marangozluk iş­ lerde uğraşırdı. Sandıklarla ma­ rangozluk takımları,- edevatı var­ dı.

« Sultan Muradın Çırağanda ser- besçe yaşadığı ilk mahpusiyet se­ nelerinde yanında bulunan kitap­ ları, evrakı ile kendisinin ne ka­ dar el yazısı var ise bir gün tüfek­ çi beyler gelerek toplamışlar, ha­ mam külhanına atarak yr1 mıs­ tardı.

Cuma sabahlan Sultan Murat (paşa dairesinden) kalkar, mebu- san meclisi olan dairede Bü- yükadaya giderek denize karşı oturur, orada yemek yerdi.

Hazinedarları da kendisini eğ­ lendirmek için yanında bulunur­ lardı.

Bayramlarda oğlu Salâhaddin efendi dairesinde musiki faslı ya­

pılır, kendisi de hazır bulunurdu. Bugünlerde kalfalar bazan er­ kek elbiseleri giyerek taklit oyun­ ları da yaparlardı.

Fakat Sultan Murat kendi hu­ susî dairesinde böyle eğlenceler tertip etmezdi.

Hayatta neşesi kırıldığı, mah- pusiyetten kurtulmak ümidi kal­ madığı için gam ve kasaveti içki ile geçiştirmek, unutmak isterdi.

(Arkası var)

A K B A

Kitap Evinin birinci şubesi Maarif vekâleti karşısında açıldı. Her lisandan kitap, mecmua ve gazeteleri en mü­ sait şeraitle A K B A müessese- lerinde bulursunuz. Kırtasiye­ nizi en ucuz olarak burada temin edersiniz.

AKBA m erkezi: Telefon 3377 „ birinci şube: 1161 „ ikinci şube: Saman pazarında S32ŞF“ A K Ş A M kitaphanesi neşriyatını A K B A müessese- lerinde bulabilirsiniz.

. '< : . - -

-Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

Babasının fo­ toğrafçılığa ve müziğe ilgi­ sinden dolayı evdeki alet­ lerle hoş saatler geçirirmiş Akrep 1.5 yaşındayken.... İstanbul Şehir Üniversitesi Kü

Nasr, entelektüel konumu itibari ile en başta küresel ölçekteki çevre krizi olmak üzere, doğal kaynakların haksız pay edilişi ve insanlığı kasıp kavuran

Bu, dram atik tiyat­ rodan çok başka bir tiyatro, ge­ leneksel tiyatronun dışında bir tiyatro. Belki de çağın

• Romanın tartışılması bence bir gerek- Ulikti. Üstelik geç kalınmış bir tartışma bu. Birçok konu ve alanda olduğu gibi, romanımı­ zın

Iş öyle popüler bir hale geldi ki, 15 yaşında hiç emek vermeden baba parasıyla çok pahalı aletler edinip ben moda fotoğ­ rafçısı olmak istiyorum diye ortaya

[r]

[r]