Yaptırım, Zamanaşımı, Soruşturma ve Kovuşturma

Belgede UYUŞTURUCU VEYA UYARICI MADDE KULLANILMASINI KOLAYLAŞTIRMA VE ÖZENDİRME SUÇLARI (TCK M.190) (sayfa 23-30)

TCK m.190’ın gerek birinci gerekse ikinci fıkralarındaki suçlar için öngörülen yaptırım aynıdır. Düzenlemenin ilk halinde iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngörülmüşken, bu ceza, 18 Haziran 2016 tarihli 6545 sayılı Kanunun getirdiği değişiklikle beş yıldan on yıla kadar hapis cezasına artırılmıştır. Üçüncü fıkrada belirtilen kişiler tarafından ilk iki fıkradaki suçların işlenmesi durumunda, verilecek ceza yarı oranında artırılarak tatbik olunur. Bu da yedi buçuk yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına tekabül etmektedir.

Ayrıca üçüncü fıkranın uygulandığı hallerde, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma ya da özendirme suçlarının bazı mesleklerin kötüye kullanılarak işlenmesi dolayısıyla TCK m.53/5’teki yasaklamalara da hükmolunması gerekecektir110.

107 765 sayılı TCK m.407: “(1) Geçen maddelerde yazılı fiillerden dolayı şahısların hastalanması veyahut yara ve berelenmesi gibi sıhhatçe bir arıza vuku bulduğu takdirde ölüm ve müebbeden ağır hapsi müstelzim ahvalin gayrısında ceza üçte birden yarısına kadar çoğaltılır. Eğer fiil birkaç kişinin hastalığına sebep olmuş ise birinci fıkrada beyan olunan ceza bir mislinden aşağı olamaz. (2) Eğer fiil bir kimsenin ölümüne sebep olmuş ise faile müebbet ağır hapis cezası verilir.” İÇEL/YENİSEY, s.261.

108 Y10.CD, T.10.12.1998, E.1995/12221, K.1998/10133, YOKUŞ SEVÜK, s.248, dn.565.

109 YOKUŞ SEVÜK, s.248; bu hususun doktrinel bakımından daha ayrıntılı bir incelemesi için bkz. HAKERİ, Hakan, Kasten Öldürme Suçları TCK 81-82-83, Seçkin Yayıncılık, 2. Baskı, Ankara, 2007, s.133.

110 YAŞAR/GÖKCAN/ARTUÇ, s.5862.

Öte yandan belirtmek gerekirse, 15 Ağustos 2017 tarihli 694 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 132 ila 134. maddeleri ile uyuşturucu madde suçlarında mevcut olan cezalara adli para cezaları da eklenerek artırıma gidilmiştir111. Belirtmek gerekir ki, 1 Şubat 2018 tarihli ve 7078 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun ile söz konusu değişiklik yasalaşmış ve TCK m.190/1 ve 2’deki cezalar, beş yıldan on yıla kadar hapis ve bin günden on bin güne kadar adli para cezası şeklindeki son halini almıştır112.

111 Bkz. 25.08.2017 tarihli 30165 sayılı RG; buraya bir şerh düşmek gerekirse, hem Anayasa m.38/3 “Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur.” hükmü hem de TCK m.2/2 “İdarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaz.” hükmü kanunilik ilkesinin birer yansıması olarak meri mevzuatta halen varlıklarını korurken, açıkça bu ilkenin hilafına böyle bir değişikliğin niçin olağanüstü hâl khk’sıyla yapıldığı merak konusudur.

Bununla birlikte, Anayasa m.121/3 “olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda, kanun hükmünde kararnameler çıkarılabileceğini” ifade etmektedir.

Öte yandan burada, 11.02.2017 tarihli 29976 sayılı RG’de yayımlanan 6771 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun uyarınca, birlikte yapılacak ilk Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonucunda Cumhurbaşkanının göreve başladığı tarihte yürürlüğe girecek olan değişikliklerden inceleme konumuzla ilişkili olan m.104/17 ile m.119/6’yı ifade etmekte fayda vardır. Bu bağlamda, olağanüstü hâl yönetimini düzenleyen m.119’un 6. fıkrasında “Olağanüstü hallerde Cumhurbaşkanı, olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda, 104’üncü maddenin onyedinci fıkrasının ikinci cümlesinde belirtilen sınırlamalara tabi olmaksızın Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarabilir. Kanun hükmündeki bu kararnameler Resmî Gazetede yayımlanır, aynı gün Meclis onayına sunulur.” hükmüne yer verilmiştir.

Burada işaret edilen 104. madde ise, Cumhurbaşkanı’nın görev ve yetkilerini düzenlemektedir. Anayasa m.104/17’ye göre, “Cumhurbaşkanı, yürütme yetkisine ilişkin konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarabilir. Anayasanın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleriyle dördüncü bölümde yer alan siyasi haklar ve ödevler Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenemez.

Anayasada münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz. Kanunda açıkça düzenlenen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz. Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile kanunlarda farklı hükümler bulunması halinde, kanun hükümleri uygulanır. Türkiye Büyük Millet Meclisinin aynı konuda kanun çıkarması durumunda, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükümsüz hale gelir.” www.

resmigazete.gov.tr (19.02.2018).

112 www.mevzuat.gov.tr (19.02.2018); Yine de altını çizmek gerekirse elimizdeki kaynaklardan da kolayca anlaşılacağı üzere kanaatimizce gerek mevcut düzenlemeler gerekse birlikte yapılacak ilk milletvekili ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonucunda Cumhurbaşkanı’nın göreve başlamasıyla yürürlüğe girecek düzenlemeler, esas itibarıyla doğrudan kanun ile yapılması gereken bu tarz değişikliklerin kanun hükmünde kararnameler aracılığıyla yapılmasına cevaz vermemektedir. Bu nedenle benzer nitelikteki söz konusu değişiklikler, 1 Şubat 2018 tarihli ve 7078 sayılı Kanun örneğinde olduğu gibi ez azından yasalaşana değin, uygulayıcıların bu durumu göz önünde bulundurmaları adaletin doğru şekilde tecellisi bakımından yerinde olacaktır.

5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 10 ila 14. maddeleri mucibince görevli mahkeme, asliye ceza mahkemesidir. Ancak bu hususta somut olay bağlamında TCK m.188’in kapsamına giren bir suç söz konusu olursa, bu suçlara karşı öngörülen ceza miktarı dikkate alındığı takdirde görevli mahkeme, ağır ceza mahkemesi olacaktır. Nitekim doğru biçimde Yargıtay’ın da bu yönde verdiği kararlar örnek olarak gösterilebilir113.

Diğer taraftan bilindiği üzere yetkili mahkeme, Ceza Muhakemesi Kanunu m.12 ila 15’e göre belirlenir. Buna göre ilk etapta kural olarak yetkili mahkeme, suçun işlendiği yer mahkemesidir. Suçun işlendiği yer belli değilse, sanığın yakalandığı yer; yakalanmamışsa, yerleşim yeri mahkemesi; sanığın Türkiye’de yerleşim yeri bulunmuyorsa, Türkiye’de en son adresinin bulunduğu yer mahkemesi, bu da belli değilse, hakkında ilk muhakeme işleminin yapıldığı yer mahkemesi yetkili olacaktır.

Türk Ceza Kanunu’nun 13/1-e maddesine göre, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma ve özendirme suçlarının vatandaş veya yabancı tarafından, yabancı ülkede işlenmesi halinde Türk Kanunları uygulanacaktır. Ancak aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca bu suçtan dolayı yargılama yapılabilmesi Adalet Bakanının talebine bağlanmıştır. Görüldüğü üzere, tüm insanlığı ilgilendiren bir suç olarak uyuşturucu madde kullanımını kolaylaştırma ve özendirme suçu, evrensel yargı yetkisinin düzenlendiği TCK m.13 kapsamında kendisine yer bulmuştur.

Ayrıca TCK m.190’da yer alan bu suçlar, takibi şikâyete bağlı suçlardan olmadıkları için soruşturması ve kovuşturması genel hükümler kapsamında re’sen yürütülecektir114.

Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma ve özendirme suçları bakımından dava zamanaşımı, TCK m.66/1-d doğrultusunda onbeş yıldır. Bu süre, 66. maddenin 2. fıkrası uyarınca 12 yaşını doldurup 15

113 “Sanık …’nin evinde çocuklara para karşılığında uyuşturucu hap sattığı ve evde bol miktarda uyuşturucu hap bulundurduğuna dair yapılan ihbar üzerine, alınan arama kararına istinaden sanık …’nin evinde yapılan aramada ekspertiz raporuna göre; MDMA etken maddesini içeren 190 adet uyarıcı özelliğe sahip tablet ile net olarak 3,15 gr esrar ele geçirildiğinin anlaşılması karşısında, sanık …’nin eyleminin bir bütün halinde ticari amaçla uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delilleri takdir ve değerlendirme görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu, sanık … hakkında ticari amaçla uyuşturucu madde bulundurma ve uyuşturucu madde kullanma, sanık … hakkında ise uyuşturucu madde kullanma suçlarından görevsizlik kararı verilmesi yerine sanık …’nin eylemi bakımından suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde “uyuşturucu madde kullanılmasını kolaylaştırma” suçlarından hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş, …” Y20.

CD, T.01.06.2017, E.2015/11832, K.2017/3579, emsal.yargitay.gov.tr (19.02.2018).

114 PARLAR/HATİPOĞLU, Asliye Ceza Davaları, s.663.

yaşını doldurmayan failler için yedibuçuk yıl; 15 yaşını doldurup 18 yaşını doldurmamış olan failler içinse on yıldır.

Dava zamanaşımını düzenleyen TCK m.66’nın üçüncü fıkrası, bu sürenin belirlenmesinde dosyadaki mevcut deliller itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hallerinin de göz önünde bulundurulacağını hükme bağlamıştır. Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma ve özendirme suçları bakımından TCK m.190/3 verilecek cezanın yarı oranında artırılacağını söylemektedir. Nitelikli hale ilişkin bu durum, 6545 sayılı Kanunun getirdiği değişiklikten önce dava zamanaşımını değiştirirken, mevcut cezalar bakımından yine bir önceki paragrafta gösterildiği şekilde kalacaktır.

TCK m.191/8 uyarınca115 üzerinde durulması gereken bir husus da bu düzenleme ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kurumunu116 düzenleyen CMK m.231’e bir istisna hüküm getirildiğidir. Bu çerçevede ifade etmek gerekir ki TCK m.190 kapsamında bir suçtan dolayı yürütülen kovuşturmada, suçun TCK m.191’deki uyuşturucu madde kullanma suçu olduğu anlaşıldığında sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilecektir. TCK m.191/1’de uyuşturucu madde kullanma suçuna ilişkin öngörülen cezanın 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası olduğu dikkate alınacak olursa bahsi geçen hükmün CMK m.231’e nasıl bir istisna teşkil ettiği kolayca anlaşılacaktır117.

115 TCK m.191/8: “Bu Kanunun; a) 188’inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, b) 190’ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması halinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.”

116 CMK m.231/5: “Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir.”

117 SOYASLAN, s.482-483; burada örnek olarak Yargıtay’ın şu içtihadı gösterilebilir: “Sanık hakkında uyuşturucu madde kullanmak için yer temini suçundan kurulan hükmün incelenmesinde: (…) 2-Hükümden sonra CMK’nın 231. maddesinde 08.02.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanun’la yapılan değişiklik ile sözü edilen maddenin 6. fıkrasına 25.07.2010 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6008 sayılı Kanun’un 7. maddesiyle eklenen cümle de dikkate alınarak, sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip verilmeyeceğinin tartışılıp değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi.” Y10.CD, T.04.07.2012, E.2012/7575, K.2012/12979, PARLAR/DEMİREL, s.391.

SONUÇ

5237 sayılı TCK m.190, 765 sayılı Kanun’daki 404. maddeyi kısmen karşılar.

TCK m.190’da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasına ilişkin biri kullanımı kolaylaştırma diğeri kullanımı özendirme olmak üzere iki suç tipi öngörülmüştür. Mülga Kanundaki düzenlemeyi karşılayan hüküm kullanımı kolaylaştırma suçudur. Fakat o da kapsamı itibarıyla eski düzenlemeden ayrılır.

TCK m.190/2’deki uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını özendirme suçu, madde gerekçesinin de açıkça belirttiği üzere, ayrı bir suç tipi olarak düzenlenmiştir. Birinci fıkradaki kullanımı kolaylaştırma suçundan ya da mülga Kanundaki düzenlemeden tamamen bağımsız ve ayrı bir suç olarak öngörülmesine rağmen, TCK m.190’nın sadece uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma suçu olarak isimlendirilmesi anlaşılamamaktadır.

Bu açıdan söz konusu kenar başlığının özendirme suçunu da karşılayacak surette değiştirilmesinin yerinde olacağı kanaatindeyiz.

Gerek kullanımın kolaylaştırılması gerekse özendirilmesi suçlarının kanunun sistematiği içerisinde sahip oldukları yer itibarıyla bir bütün olarak kamunun/

toplumun sağlığını korumayı amaçladığı ifade edilmelidir.

Her iki suç tipi de belirli seçimlik ve bağlı hareketlerle işlenebilir. Kullanımı kolaylaştırma suçu bakımından özel yer, malzeme veya donanım sağlama, kullanıcıların yakalanmalarını zorlaştıracak önlemler alma veya kullanma yöntemleri hususunda başkalarına bilgi verme; kullanımı özendirme suçu açısından ise alenen özendirme ya da bu nitelikte yayın yapma seçimlik hareketlerinin işlenmesiyle, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçunun yahut bu maddeleri kullanma suçunun değil TCK m.190 kapsamında belirlenen uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma ve özendirmenin yasaklandığına dikkat etmek gerekir.

İkinci fıkrada düzenlenen söz konusu maddelerin kullanılmasını özendirme suçu bakımından, öngörülen alenen özendirme veya bu nitelikte yayın yapma seçimlik hareketlerine dikkat çekmek yerinde olacaktır. Zira belirsiz sayıda kişiye karşı yapılacak olan bir yayın, zaten niteliği itibarıyla alenen özendirmeyi karşılayacaktır. Bu nedenle alenen özendirici nitelikte yayın yapma seçimlik hareketine niçin ayrıca yer verilmiş olduğu anlaşılamamaktadır. Günümüzdeki teknolojik gelişmeleri göz önünde bulundurarak kolaylıkla çok geniş kitlelere ulaşma ihtimali kapsamında, bu nitelikte yayın yapma hareketinin cezayı ağırlatan bir nitelikli hal olarak düzenlenmesinin yerinde olacağını düşünmekteyiz.

Söz konusu suç tiplerinin keskin çizgilerle ayrılamadığı bilinmektedir.

Bu açıdan, Yargıtay kararlarına da yansıdığı biçimde eylemin sübut bulması gerekmektedir. Eylemin sübut bulması için ise, delillerin her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı nitelik taşıması gerekir.

Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma ve özendirme suçlarında fail, seçimlik hareketleri icra eden herkes olabilir. Dolayısıyla bu suçlar, özgü suç niteliği taşımamaktadır. Bu hususta üçüncü fıkrada belirlenen meslek grubu sahipleri söz konusu nitelikli hal uyarınca daha ağır cezalandırılacaktır. Buradan hareketle temel düzenlemeler özgü suç niteliğini haiz olmasa da nitelikli hal düzenlemesi özgü suçtur. Fakat bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde bu suçların işlenebileceği ihtimali kanun koyucu tarafından göz ardı edilmiştir. Kanaatimizce, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticaretinin bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi durumunu düzenleyen TCK m.189 benzeri bir düzenlemeye uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma ve özendirme suçları bakımından da ihtiyaç bulunmaktadır.

Özellikle kullanımı kolaylaştırma suçunun, madde metninde (yani kanuni tanımında) tercih edilen ifade tarzı dolayısıyla özel kastla işlenebileceği şeklinde bir görüş mevcuttur. Ancak belirtmek gerekir ki kast, suçun kanuni tanımındaki unsurları kapsamalıdır. Kanaatimizce, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma suçunda kast, Yargıtay’ın da benimsediği biçimde,

“sanığın, …, bir başkasının uyuşturucu madde kullanımını kolaylaştıracağını bilerek ve bu sonucu isteyerek hareket etmesi, yani genel kastının bulunması”

olarak karşımıza çıkmaktadır.

Hukuka aykırılık unsuru bakımından, her iki suç tipi için de normal şartlar altında hiçbir nedenin uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma ya da özendirmeyi meşru kılmayacağını söylemek gerekmektedir.

Ancak hekimlik mesleği ya da haber verme hakkı gibi bazı özellikli durumlarda bir mesleğin icrası ve hakkın kullanılması hukuka uygunluk nedenlerini somut olay adaletini sağlayabilmek adına kabul etmek gerekir.

Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma ve özendirme suçları, sırf hareket ya da başka bir ifade ile soyut tehlike suçu olarak kabul edilmektedir. Kural olarak, bu suçların teşebbüse uygun olmadığı ifade edilse de metinde verilen örneklerde olduğu gibi, şartları oluştuğu takdirde teşebbüs sorumluluğu söz konusu olabilecektir.

Diğer taraftan, suçun özel görünüş biçimlerinden iştirak müessesesinin her türü bu suç tiplerinde kendini gösterebilir. İçtima noktasında da genel hükümler uygulama alanına sahiptir.

Sonuç olarak, bu çalışmamızda TCK m.190’da yer alan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma ve özendirme suçlarını, ana hatlarıyla Kanunumuzdaki sistematik yerini, unsurlarını ve tipiklik ya da içtima ilişkileri bakımından bazı tartışmalı noktalarını, çeşitli yargı kararlarından da örneklerle izaha çalıştık.

KAYNAKÇA

AKKAYA, Çetin, Uyuşturucu ve Uyarıcı Madde Suçları, Adalet Yayınevi, 2.

Baskı, Ankara, 2013.

ARTUK, Mehmet Emin / GÖKCEN, Ahmet, Gerekçeli Ceza Kanunları, Adalet Yayınevi, 17. Baskı, Ankara, 2016.

ERMAN, Sahir / ÖZEK, Çetin, Ceza Hukuku Özel Bölüm Kamunun Selâmetine Karşı İşlenen Suçlar (TCK 369-413), Dünya Yayıncılık, İstanbul, 1995.

GERÇEKER, Hasan, Yorumlu & Uygulamalı Türk Ceza Kanunu, Cilt II, Ankara, 2011.

HAFIZOĞULLARI, Zeki / ÖZEN, Muharrem, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler Topluma Karşı Suçlar, US-A Yayıncılık, 2. Baskı, Ankara, 2016.

HAKERİ, Hakan, Kasten Öldürme Suçları TCK 81-82-83, Seçkin Yayıncılık, 2.

Baskı, Ankara, 2007.

İÇEL, Kayıhan / YENİSEY, Feridun, Ceza Kanunları, Beta Yayıncılık, 8. Baskı, İstanbul, 1997.

KARAKAŞ DOĞAN, Fatma, Türk Ceza Hukukunda Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Suçları, Legal Yayıncılık, İstanbul, 2015.

KURT, Şahin / KURT, Ela, Uygulamada Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Suçları ve İlgili Mevzuat, Adalet Yayınevi, Ankara, 2007.

MALKOÇ, İsmail, Açıklamalı Türk Ceza Kanunu (Değişiklikler ve İçtihatlarla), 3. Cilt, Madde 150-241, Sözkesen Matbaacılık, Ankara, 2013.

ÖNER, Mehmet Zühtü, Türk Ceza Hukukunda Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti Suçları, Adalet Yayınevi, Ankara, 2011.

ÖZBEK, Veli Özer / KANBUR, Mehmet Nihat / DOĞAN, Koray / BACAKSIZ, Pınar / TEPE, İlker, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, Seçkin Yayıncılık, 9. Baskı, Ankara, 2015.

ÖZDABAKOĞLU, Erdinç Hakan, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nda Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Suçları ve İlgili Mevzuat, Adalet Yayınevi, Ankara, 2007.

ÖZEN, Mustafa, Öğreti ve Uygulama Işığında Ceza Hukuku Genel Hükümler, Adalet Yayınevi, Ankara, 2017.

PARLAR, Ali / DEMİREL, Güleç, Türk Ceza Hukukunda Uyuşturucu ve Uyarıcı Madde Suçları, Bilge Yayınevi, Ankara, 2015.

PARLAR, Ali / HATİPOĞLU, Muzaffer, Türk Ceza Kanunu Yorumu, 3. Cilt, Madde 146-222, Seçkin Yayıncılık, 2. Baskı, Ankara, 2008.

PARLAR, Ali / HATİPOĞLU, Muzaffer, 5237 Sayılı TCK’da Özel ve Genel Hükümler Açısından Asliye Ceza Davaları, Adalet Yayınevi, 2. Baskı, Ankara, 2008.

SOYASLAN, Doğan, Ceza Hukuku Özel Hükümler, Yetkin Yayınları, 11. Baskı, Ankara, 2016.

TEZCAN, Durmuş / ERDEM, Mustafa Ruhan / ÖNOK, R. Murat, Teorik ve Pratik Ceza Özel Hukuku, Seçkin Yayıncılık, 14. Baskı, Ankara, 2017.

YALVAÇ, Gürsel, Karşılaştırmalı-Gerekçeli İçtihatlı Türk Ceza Kanunu, Adalet Yayınevi, Ankara, 2008.

YAŞAR, Osman / GÖKCAN, Hasan Tahsin / ARTUÇ, Mustafa, Yorumlu – Uygulamalı Türk Ceza Kanunu, 4. Cilt, Md. 141-196, Adalet Yayınevi, 2. Baskı, Ankara, 2014.

YENİDÜNYA, A. Caner, Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Kullanılmasını Kolaylaştırma Suçu (TCK m.190), Ed.: BALCI, Murat, Uyuşturucu Bağımlılığıyla Mücadele ve Ceza Hukuku Paneli Doğuş Üniversitesi Hukuk Fakültesi (9 Mayıs 2011), Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2011.

YOKUŞ SEVÜK, Handan, Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Kullanılmasına İlişkin Suçlar, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2007.

Belgede UYUŞTURUCU VEYA UYARICI MADDE KULLANILMASINI KOLAYLAŞTIRMA VE ÖZENDİRME SUÇLARI (TCK M.190) (sayfa 23-30)