Psiko-Sosyal Yönüyle Çizgi Film Müziği

Belgede Çizgi film müziklerinin yapısal olarak incelenmesi ve değerlendirilmesi (sayfa 45-52)

Psikoloji terimi, tek baĢına sadece bireyi kasteden bir yapıdadır. “Konu insan olduğunda, „psikoloji; toplumsal ve fiziksel çevresi içinde davranmakta olan insanı çeĢitli iliĢkileri ile inceleyen bir bilim dalı olarak tanımlanabilir” (Baymur, 1976; 3). Bu tanım, bireyin içerisinde bulunduğu toplum ve fiziksel çevresinden

soyutlanamayacağı teorisine dayalı olarak yapılmıĢ olarak görülmesine karĢın, bireyi ağırlıklı merkez olarak görmektedir. Psikoloji akımları açısından bakıldığında, gözlenebilir davranıĢlardan ve iliĢkilerden söz edildiğine göre, davranıĢçı görüĢe göre bir tanım olduğu kanısına varılabilir (Günay, 2006: 77). Bu tanımlardan birçoğunu psikolojiye farklı yaklaĢımlar olarak ifade etmek mümkündür.

Toplum içerisinde yaĢayan bir varlık olan insan, incelenirken toplumum da incelenmesi psikoloji ve toplum bilimini birbirlerine yaklaĢtırmıĢtır. Bu sebeple psikoloji ile sosyoloji bilimleri arasından yakın bir iliĢki meydana gelmiĢtir. Bu iliĢkinin sonucu olarak da bazen sosyolojiye bazen de psikolojiye yaklaĢan sosyal psikoloji ortaya çıkmıĢtır. KağıtçıbaĢı, sosyal psikolojiyi “ toplum içerisindeki bireyin davranıĢ bilimi” olarak tanımlamaktadır (1979: 1). Bu bağlamda, “psiko- sosyal” terimini bireyin toplum içerisinde yaĢayan bir varlık olarak incelenmesi neticesinde ortaya çıkan psikolojik ve sosyolojik iliĢkiler bütünü olarak tanımlamak mümkündür.

ToplumsallaĢmanın bireyin taklit etme yeteneğinden yola çıkarak etrafındaki bireyleri gözlemlemesi ve bu sayede topluma uyum sağlaması olarak düĢünüldüğünde, müziğin toplumsallaĢmada önemli bir araç olabileceği fikri ortaya çıkmaktadır. Günümüzde, “…küçük yaĢtaki çalgı öğrencilerinin daha çok taklite dayalı olarak, büyüklerin ise, gene yaĢ ve bilgi düzeylerine göre taklitten uzak olarak çalıĢtırıldıklarını biliyoruz (Günay, 2006: 80). Bu durum müziğin diğer alanlarında da geçekliliğini korumaktadır.

Birey toplum içerisinde yaĢarken, topluma ait değer yargılarını öğrenmekte ve onlara göre davranmaya çalıĢmaktadır. Bu davranıĢlardan bazıları müzik alanına transfer olarak bireyin müziksel tercihlerinin oluĢmasına sebep olmaktadır. Bireyin müzik tercihleri, çevresindeki müzik tür ve çeĢitleri ile oluĢur. Bu duruma etrafındaki bireylerin o tür ve biçimlere olan yaklaĢım tarzlarının da etkisi büyüktür. Sosyal çevresi tarafından “kötü” olarak nitelendirilen bir müzik türü, bireyin önyargılı davranması ile kötü olarak görülebilir ve hatta hiç dinlenmeden hakkında yorum yapabileceği bir duruma dahi gelebilir. Bu konuda en güçlü ve birey üzerinde etkili

çevre ise, genelde “arkadaĢ grupları” olabilmektedir.

Çocuklarını küçük yaĢlarda çalgı eğitimine yönlendiren ailelerin kendi tercihlerine göre çocuklarını yönlendirdikleri düĢünülse de, bir müzik aleti eğitiminin verilmesinin yaraları üzerine yapılmıĢ birçok bilimsel araĢtırma ve çok sayıda olumlu görüĢ bulunmaktadır (Günay, 2006: 82). Bu eğitim, bireyin bellek geliĢiminden günlük yaĢam alıĢkanlıklarına kadar birçok yönden olumlu davranıĢlar kazanmasına sebep olmaktadır.

Müzik ve toplum bilimine iliĢkin araĢtırmalar özellikle bazı türler üzerinde yoğunlaĢmaktadır. Bunların en önde geleni ise popüler kültüre iliĢkin müzik türleridir. Görsel medya araçlarında kullanılan müzik türleri bunların baĢında gelmektedir. Günay, “müzik sosyolojisi” isimli kitabında bu konuya iliĢkin Ģu ifadeleri kullanmaktadır: “Frankfurt Toplumsal AraĢtırmalar Enstitüsü (Frankfurt Okulu) üyelerinden, müzik ve toplum bilimi alanında kitap ve makaleler yayımlamıĢ olan müzik bilimci ve filozof Theodor Wisengrund Adorno (1903-1969) henüz 1941 yılında yazmıĢ olduğu bir makalesinde, birey, toplum pop müzik iliĢkilerini konu alıyor. Bu müzik çeĢidi üzerine olumsuz eleĢtirilerde bulunuyor” (2006: 82).

Çizgi film müziği alanında yaĢanan geliĢmelerin de, çizgi film müziklerinin popüler bir durum içerisinde olması sebebiyle en az popüler müzik kadar önemli olduğunu söylememize imkân tanımaktadır. Çizgi film müziklerinin, genel yapısı itibariyle izleyicileri ekran karĢısında tutmayı sağlamaya yönelik tasarlanmasının yanında, onları psiko-sosyal yönüyle etkileme gücüne fazlasıyla sahip olduğunu söylemek mümkündür. Bu sebeple etkileyici ve yönlendirici özellikleri oldukça fazla olan bir müziksel yapıya sahip olduğu düĢünülebilir.

Müziğin insan psikolojisi üzerindeki etkileri birçok toplum tarafından keĢfedildiğini söylemek mümkündür. GeçmiĢten günümüze ses, ritim ve melodi toplumlar tarafından duygu ve düĢünceleri etkili bir biçimde ifade etme aracı olarak görülmüĢtür. Söz ve yazının yerini Ġmgesel anlatımın almaya baĢladığı günümüzde, görüntü ve sese dayalı televizyon vb. medya araçları bu iki temel öğe yardımı ile

insanların düĢünce yapılarını istenilen yönde Ģekillendirebilmektedir. Bu durum, görsel medya uygulamalarında kullanılan müziğin, insan psikolojisi üzerindeki etkilerini açıkça ortaya koymaktadır.

Müziğin insanın ruh yapısı üzerindeki etkilerini incelenmeye yönelik birçok gözlem ve deney yapılmıĢtır. “Ġnsan beyninin “müziği takdir yeteneğine” sahip olduğu, bebekler üzerinde yapılan deneylerle doğrulanmıĢ ve araĢtırmacılar, müziğin insan beynindeki mutluluk, neĢe, elem, öfke, nefret gibi alanları tetikleyen bir enerji bandı olduğu belirtmiĢlerdir.

Çoban‟ın belirttiğine göre, bu alanda yapılan PET (beyin haritalama tekniği) çalıĢmaları ses, ritim, melodi, vurgu ve armoninin beynin sağ yarımküresinde; frekans ve ses Ģiddetindeki değiĢmelerle birlikte müzikle ilgili düĢünce kalıplarının ise beynin sol yarım küresinde kaydedildiğini göstermiĢtir” (2005: 1-2).

Müziğin psikolojik tesiri, birçok insan topluluğu tarafından fark edilmiĢtir. Orta Asya‟da kullanılan kopuz tedavi edici ve iyi ruhları çağıran, davul ise kötü ruhları kovan birer çalgı olarak Ģamanlar tarafından kullanılmıĢtır. ġamanlar, yaptıkları dans ve müzikler yoluyla toplum tarafından iyileĢtirici güçlere sahip kutsal insanlar olarak tanınmıĢ ve büyük saygı görmüĢlerdir.

Demir‟in belirttiğine göre, batı toplumları müzik eğitimi ile sosyal psikolojinin yönlendirilebileceğini düĢünüyor iken, doğu toplumlarında müzik sanatı psikolojik bir tedavi yöntemi olarak yüzyıllarca kullanılmıĢtır (1994: 41).

Diğer tüm sanat dallarında olduğu gibi müzikte de toplum psikolojisinin etkisi ön plandadır. Müzik, bireysel bir sanat olmasının yanında toplumsal birlikteliği de sağlayabilen bir yapıdadır. “Toplumsal birlikteliği sağlamak amacıyla bestelenmiĢ olan ulusal(milli) marslar, siyasi parti müzikleri veya ordu(savaĢ) marĢları her zaman cesaret ve dayanıĢma hisleri yaratmak amaçlı kullanılmıĢtır” (Prendergas, 1997: 187).

Dönmez, müziğin psiko-sosyal yönü ile ilgili “müzikte genellikle „gerginlik‟ tiz selerle ifade edilirken, gerginliğin yerini rahatlamaya bırakması durumu pes seslerle ifade edilir. Burada „gerilim‟ olarak kavramsallaĢtırılan, tiz seslerin yarattığı etki bazı kuramcılar tarafından „soru‟, rahatlama olarak kavramsallaĢtırılan etki ise „yanıt‟ olarak adlandırılmıĢtır” diyerek, kullanılan ses perdesinin insan psikolojisi üzerindeki etkilerinden bahsetmiĢtir. (2007: 139).

Ġnsanın doğumundan ölümüne kadar yaĢadığı tüm olaylardaki psikolojik durum tasviri en yalın anlatımıyla müzik sanatında görülebilmektedir. Küçük bir bebeğe söylenen ninni, bir ölünün ardından yakılan ağıt müziğin sosyal psikolojisini açıkça ortaya koymaktadır. Çizgi film müziklerinin psiko-sosyal boyutu incelendiğinde; eserin sahip olduğu ritmik yapı, form biçimi, metronom hızı, kullanılan çalgı türleri ve sözleri gibi birçok yönüyle izleyicinin psikolojik durumunda istenilen yönde değiĢim yapabilme gücüne sahip olduğu açıkça görülecektir. Bahsedilen bu özelliklerden sadece biri olan metronom hızının yavaĢ ya da hızlı olmasının bile, eserin insan psikolojisi üzerinde yaratacağı etkiyi büyük oranda değiĢtirebileceğini göstermeye yeterlidir

Batı müziğinde minör ezgilerin hüznü çağrıĢtırdığı, dissonant armoninin amacının gerginlik ve uyumsuzluğu sağlamak olduğu ve bu etkinin söz kullanımı ile daha da arttırılabileceği konularından bahseden Dönmez‟e göre; müzik eserinde kullanılan metronom hızı, eserin algılanması üzerinde büyük etki yaratmakta ve serbest ritimli ezgiler daha çok hüznü betimlemektedir (2007: 140-145). Buradan yola çıkarak, müzik eserlerinin sahip olduğu yapısal özelliklerin insan psikolojisinde ne denli etkili olduğunu söylemek mümkündür

Müzik, karakterlerin ruhsal durumlarını betimleme yönü ile de önemlidir. Çizgi filmde karakterlerin ıslık çalarak Ģarkı söylemesi her Ģeyin yolunda gittiğinin bir ifadesi sayılabileceği gibi, aniden oluĢan sessizlik ya da arka planda tınlayan bir gerilim akoru, bazı Ģeylerin yolunda gitmediğine dair izleyicinin zihninde bir soru oluĢturmaya yeterlidir.

Ġnsan beyninin algılama, hareket, duygu, öğrenme ve hafıza gibi hemen hemen bütün zihinsel fonksiyonlarını harekete geçirebilme özelliği müziği ideal bir iletiĢim aracı haline getirmektedir. Müziğin bu eĢsiz özelliğini en çok kullanan sanat dallarından biri de sinemadır. Ġzleyicinin beyaz perdedeki hareketleri anlamlaĢtırması ve gerçeklik hissini yakalamasında büyük etkiye sahip olan müzik, adeta filme can vermektedir. Bu durum sinema sanatına benzer özellikler sergileyen çizgi film sanatı için de fazlasıyla geçerlidir.

Çizgi filmlerin en büyük hedef kitlesini oluĢturan çocukların dıĢ dünyayı algılamak için kullanabilecekleri en geniĢ duyu organı gözleri ve kulaklarıdır. Bu nedenle bir çocuk için öğrenme, bir anlamda gördüklerini ve duyduklarını taklit etmektir. Çizgi film ise görüntülü ve sesli mesajlarla bu duyulara hitap etmektedir. Genel olarak görüntü ve sesin birlikte kullanıldığı çizgi film, hayali bir hikâyenin çocuklar tarafından doğal ve gerçek gibi algılanmasını kolaylıkla salgılayabilir. Bunu yaparken en büyük yardımcı öğelerinden biri görüntü, diğeri ise müziktir.

Müziğin, çocuğun dil geliĢimine büyük etkisi vardır. Özellikle sözlü müzik parçaları (yani tekerlemeler, saymacalar, çocuk Ģarkıları ve çocukların söyleyebilecekleri halk türküleri) çocuğun dil geliĢimini olumlu yönde etkilemektedir (Sun, 1988: 32).

Çocuklar kendilerine çarpıcı gelen sesleri, görüntüleri anımsamaktadır. Çizgi filmlerde daha çok hareketli melodilerin tercih edilmesi, çocuğun enerjisine, dinamizmine uygun olması açıcından önemlidir. Çünkü çocuklar ağır ve uzun melodilerden daha çabuk sıkılmaktadır.

OkumuĢ, çocukların kısa ve etkileyici melodileri duyar duymaz, oyunlarını yarıda kesip televizyonun baĢına koĢtuğu, gün boyunca bu melodileri ve sloganları yineledikleri ve bu melodilerden bazılarını eksiksiz biçimde anımsadıklarını bir gerçek olarak nitelemiĢ ve bu konuda röportaj yapılan çocukların konu ile ilgili ĢaĢılacak derecede eleĢtirel görüĢler ortaya koymuĢ olmalarına dikkat çekmiĢtir (2008: 29).

Atlıoğlu ise, “Reklam müzikleri ve çocuklar üzerindeki etkileri” konulu yüksek lisans tezinde “çocukların reklamları sevmesinde reklam müziklerinin büyük ölçüde payı olduğunu belirterek, çocukların dil geliĢimine ve müzik dağarcığına reklam müziklerinin büyük katkısı olduğunu” vurgulamıĢtır. Atlıoğlu, “Çocukların sevdikleri reklam müziklerini zaman zaman söyledikleri bilinmektedir. Reklam müzikleri tıpkı popüler müzikler gibi akılda kalıcı, kısa ve tekrarlanan bir yapıya sahiptir. Çocuklar, uzun sloganlardan çok, ezberlenmesi kolay daha kısa sloganlar içeren reklamlara daha fazla ilgi göstermektedirler. Bu tip reklam müzikleri tıpkı pop müzikler gibi akılda kalıcı, kısa ve tekrarlanan bir yapıya sahiptir.” demiĢtir (1994: 55).

Atlıoğlu‟nun bahsettiği durum, çocukların vazgeçilmez eğlencelerinden sayılabilecek çizgi filmler içinde geçerlidir. Çizgi film müzikleri de reklam müzikleri gibi çocuk ve yetiĢkinlerin dikkatlerini çekmeyi ve ilgi odağı olmayı amaçlamakta ve buna yönelik hazırlanmaktadır.

Çocuklar, çizgi filmlerin ana tema müziklerini duydukları anda televizyonun karĢısındaki yerlerini almaktadır. Bu genellikle onlar için vazgeçilmez bir andır. Çocuklar dikkatlerini canlı tutacak biçimde ĢekilmiĢ ya da bestelenmiĢ çizgi film müziklerinden etkilenmektedir. Dikkatlerini en çok çeken çizgi filmler hareketli ve tekerlemeler içeren çizgi film melodileridir. Bu sebeple, izleyicinin çizgi filmi yaĢamasındaki en önemli etkenlerden biri görüntü ise, bir diğerinin de müzik olduğunu söylemek mümkündür.

Çizgi film müzikleri özellikle küçük yaĢtaki izleyicileri hedef alan yapısıyla izleyicilerin psikolojik yapılarında önemli ve kalıcı izler bırakabilecek etkiye sahiptir. Bu etki çizgi filmin konusu, karakterleri ve genel teması ile birlikte hareket etmektedir. Bu etkinin olumlu ya da olumsuz yönlerde olabilmesi yapımcıların yönlendirmeleri doğrultusunda oluĢmaktadır. Çizgi filmlerin çocukların en önemli heyecan ve eğlence kaynaklarından biri olduğu düĢünüldüğünde onlar üzerinde ne denli yoğun duygular besleyerek izledikleri daha iyi anlaĢılacaktır.

Bu sebeple, çizgi film müziği yapımcıları daha dikkatli davranarak çocukların olumlu yönde zihinsel ve psikolojik geliĢimine katkı sağlayabilecek çizgi film müzikleri üzerinde çalıĢmalıdır. Özellikle çizgi film gibi, adeta sınırların ve limitlerin ortadan kalktığı bir yapı içerisinde müzik psiko-sosyal yönü ile, çok önemli ve iĢlevsel bir rol üstlenmelidir. Bu rol popüler medyanın gereklerine uygun olmanın yanında bir yönü ile de çocukların zarar görmeyeceği bir biçimde tasarlanmalıdır. Çizgi filmlerde kullanılacak olan müzikler, tarz, ritmik yapı, tonal yapı, duygusal ifade biçimi vb. yönleriyle titiz çalıĢmalar sonucunda oluĢturulmalıdır.

Belgede Çizgi film müziklerinin yapısal olarak incelenmesi ve değerlendirilmesi (sayfa 45-52)