Ortadoğu’nun Önemi ve Günümüzdeki Durumunu Etkileyen Faktörler

Belgede Küreselleşme ve büyük ortadoğu projesi (sayfa 113-116)

2. ORTADOĞU

2.1. Ortadoğu’nun Önemi ve Günümüzdeki Durumunu Etkileyen Faktörler

Ortadoğu bölgesi tarih boyunca dünyanın gözünün üzerinde olduğu bir bölge konumunda olmuştur. Batılı güçlerin Ortadoğu’ya olan ilgisi 11. yüzyılda Haçlı seferleri ile başlamıştır. Haçlı seferlerinin en önemli sebebi din faktörü ve Kudüs’ün ele geçirilmesi olmuştur. Üç semavi dinin merkezinin ve çıkış notasının bu bölge olması, özellikle Ortadoğu’nun manevi cazibesini artıran en önemli faktör olmuştur.325 20. yüzyıla gelindiğinde ise bu din olgusunun yanına enerji faktörü de eklenmiş ve bu bölgeye olan ilgi daha da artmıştır.

Dünyadaki petrol oranlarına baktığımızda, 2004 yılı itibariyle BP’nin verilerine göre ispatlanmış 1189 milyar varil petrol olduğu; dünya petrol rezervlerinin bölgelere göre dağılımına baktığımızda ise Ortadoğu’nun 727 milyar varil ile dünya petrol rezervinin %62’ne sahip olduğu görülmektedir. Genişletilmiş Ortadoğu bölgesine bakıldığında ise bu oranın %70 civarında olduğu tespit edilmiştir. Ortadoğu bölgesi sadece petrol bakımından birinci sırada bulunmamaktadır; bölge %40.6’lık doğal gaz payı ile de ilk sırada bulunmaktadır. Genişletilmiş Ortadoğu bölgesinde ise ispatlanmış %45

oranında doğalgaz rezervi bulunduğu belirtilmektedir.326 Dünya petrol

rezervlerinin %78’ini kontrolü altında tutan 11 OPEC üyesinden Venezüella, Endonezya ve Nijerya hariç diğer yönetimler GOKAG sınırları içerisinde bulunmaktadır.327 Sonuç olarak, Genişletilmiş Ortadoğu yeraltı enerji kaynakları bakımından fosil yakıtlara bağımlı olan küresel ve yerel enerji politikalarının uzun süre vazgeçemeyeceği bir bölge olarak kalacaktır.

Geçmişte olduğu gibi her zaman Ortadoğu, Doğu İle Batı, Kuzey ile Güney arasında bir köprü durumunda olmuştur. Ortadoğu konum olarak dünyanın merkezinde olması itibariyle hem enerji kaynaklarının dünya pazarına ulaştırıldığı bir bölge,328 hem de dinlerin doğup dünya coğrafyasına yayılması329 bakımından ekonomik, jeostratejik ve jeokültürel değere sahiptir. Ayrıca dünyadaki en büyük petrol rezervlerinin ve dünya stratejik deniz ulaşımının akış ticaretini sağlayan 18 tane kritik boğazın önemli dokuz tanesinden sekizinin, Genişletilmiş Ortadoğu'da bulunması, bölgeyi stratejik kontrol açısından hayati derecede önemli hale getirmektedir.330 Ekonomik,

Jeostratejik ve jeokültür bakımından ABD’ye göre bu bölge kontrol altına alınmalıdır. Ortadoğu'dan petrol akışının kesintisiz olarak sürdürülebilmesi için petrol nakliyatında kullanılan yolların güvenliğinin sağlanmasına ilave olarak, Orta Asya’dan Hint Okyanusuna ulaşan enerji koridorunun da açık bulundurulması gerekmektedir

Ortadoğu yapısı gereği, sadece enerji kaynaklarına sahip olması bakımından mücadele alanı olan bir coğrafya değildir. 2. Dünya Savaşı’ndan sonra sömürgeci güçler tarafından oluşturulan monarşik rejimlerin bölgeye etkisi de başlıca nedenlerden biridir. Bölge ülkelerindeki etnik ayrımcılıkların son zamanlarda büyük sorunlar ortaya koyması, sömürgeciliğin sonucu olarak ulus devlet yapısını sağlayamamaları, yöneten ve yönetilenler arasındaki ekonomik sosyal uçurumların derin çatlaklar oluşturması ve

326 British Petrolium; Statistical Review Of World Energy, 2005, s. 4-20. 327 Organization of Petrol Export Country; Annual Statistical Bulletin, 2004. 328 Energy International Agency; World Oil Transit Chokepoints, 2004.

329 ARI, Geçmişten Günümüze Ortadoğu, Siyaset, Savaş ve Diplomasi, s. 25-26.

330 DAVUTOĞLU, Ahmet; Küresel Bunalım, İstanbul, 2004, s. 84. (Bu dokuz boğazın sekizi,

İstanbul, Çanakkale, süveyş, Hürmüz, Malaka, Sunda ve Lombok Geçitleri, Babül Mendep Boğazı ve Cebel-i Tarık’tır. Dokuzuncusu ise Panama Geçiti’dir).

sanayileşememenin getirdiği ekonomik bunalımlar bölgede dış müdahalelere açık kapı bırakmaktadır.331 Demokrasi, özgürlük, insan hakları, gelir eşitsizliği, Müslüman-Hıristiyan-Yahudi çatışmaları, artan nüfus ve buna bağlı olarak işsizlik ve gelir eşitsizliği bölgedeki temel problemlerdir.

Ortadoğu bölgesi, uyguladıkları sert savunma politikaları ve birbirlerine üstün gelme mücadelelerinden dolayı dünyada en fazla askerîleştirilmiş bölgedir. Ülkelerin savunma harcamalarının gayri safi millî hâsılaya veya toplam ithalattaki payına bakıldığında en fazla harcamanin Ortadoğu’da olduğu görülmektedir. İkinci bölge ise, Kuzey Afrika’dır. Körfez savaşında Ortadoğu ülkelerinin yapmış olduğu askerî harcamalar millî gelirlerinin yarısı kadar gerçekleştiği görülmektedir.332 Bu sebepledir ki, Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgelerinde ekonomik refaha yönelik programlar hep geciktirilmiş veya yetersiz kalmış, kişisel gelirlere yansıması gereken miktarlar silah alımına yansımıştır. Bölgede yüksek miktarda yapılan askerî harcamalara rağmen, genel olarak etkin güvenlik güçlerinden bahsedilememektedir. Ayrıca radikal unsurların etkisiz hâle getirilmesinde, güvenlik güçleri yeterli olamamaktadır.

Bölge üzerindeki planlar, Irak örneğinden bariz bir şekilde anlaşılmaktadır. Nitekim, 2. Dünya Savaşı’ndan sonra Irak’ın silahlandırılmasında, bölgede çıkarları olan birçok ülke rol oynamıştır. Irak ordusundaki silahların çoğu Rus yapımıdır. Onları kullanabilmek kolay olmadığından, Irak’a Sovyet askerlerinden yüzlerce subay getirilmiştir. Rus Ordusu Irak’ta savaş fabrikaları, uçaklar, tanklar ve başka savaş tekniğini tamir etmek için küçük şehirler inşa etmişlerdir. Yine Fransa, İngiltere, İspanya, İtalya ve Almanya’dan da silahlar alınmıştır. Fransızlar, Bağdat’tan yirmi kilometre uzaklıkta atomu öğrenme merkezini inşa etmişlerdir. Böylece AB üyeleri Irak’ın petrolünden pay kapma yarışına girmişlerdir.333 Amerika’nın

331 SATANOVSKY, Evgeny; “The ‘New Middle East”, International Affairs A Russian Journal of world Politics, Diplomacy International Relations, Volume:51, Issue:3, 2005, s. 67-75.

332 CORDESMAN, Anthony H.; “The Military Balance in the Middle East”, CSIS Report, 15 March

2004, s. 25 -26.

333 ZEYNULLİN, Cemil; “Rusya ve Irak (Ortadoğu’nun Yeniden Yapılandırılması)”, (Çev.: H.

DEMİROĞLU), Milletlerarası Ortadoğu: Kaos mu, Düzen mi? Konferansı, İstanbul, 9-10 Ocak 2004, s. 68.

Irak petrollerine İngiltere ile birlikte el koyması ise yine bu çerçevede değerlendirilebilir.

Bölgenin istikrarsızlığını sağlayan birçok neden vardır. Bölgenin ekonomik, kültürel, sosyal ve etnik olarak zengin olduğu kadar karmaşık da olması, istikrarsızlığın temel nedenini oluşturmaktadır. 1. Dünya Savaşı’ndan sonra sınırları olmayan bölge, yapay sınırlarla bölünmüştür. Buna bağlı olarak ve bölgenin dinler ve mezhepler açısından zengin olması ve uluslaşmanın gerçekleşememesi hâlâ önemli bir sorun teşkil etmektedir. İlaveten üç semavi dinin kutsal saydığı yerlerin bu bölgede olması ve bölge halkı arasında entegrasyonun sağlanamaması önemli etkenlerdir. Öte yandan yeraltı enerji kaynaklarının, belli bir zümrenin kontrolü altında bulunması ve bölgede su kıtlığı yaşanması da ayrı bir sorun teşkil etmektedir.334 Böylece yeraltı zenginliği kadar yer üstündeki sorunların bolluğu bölgeyi hem cazip hem de tehlikeli kılmaktadır.

2.2. ABD’nin Ortadoğu Stratejisi ve Ortadoğu’nun ABD İçin

Belgede Küreselleşme ve büyük ortadoğu projesi (sayfa 113-116)