İLAHİ İLİM VE İLAHİ İRADE

Belgede GAZÂLÎ’NİN DÜŞÜNCE SİSTEMİNDE İRADE VARLIĞI OLARAK TANRI (sayfa 56-59)

B. FİLOZOFLARA GÖRE İRADE

V. İLAHİ İLİM VE İLAHİ İRADE

bakış açısı Kur’an’da nitelenen dilediğini dilediği zaman yapan, daima diri olan ve yarattıklarından haberdar olan Tanrı anlayışına ters düşmektedir.

Ezelî yaratma konusunda filozofların geçmişte işini yapıp bitirmiş bir Tanrı anlayışına karşı çıkıp bu konuda hassas davrandıklarını, Gazâlî’nin ise Allah’tan başka ezelî varlık kabul etmeyi doğru bulmadığı için filozoflara karşı çıktığını söyleyebiliriz.

Yaratma anlayışlarını birbirinden ayıran iki önemli sıfat, ilim ve iradedir.

Yoktan yaratma irade sıfatına dayanırken, sudûr teorisi ilim sıfatına dayanır. İki sıfat arasındaki tercih sebeplerini görmek adına ilahi ilim ve ilahi irade adlı konumuza geçmek uygun olacaktır.

eder. O’nun tarafından düşünülmüş olması, ondan vücuda gelmesinden başka bir şey değildir. Burada anlaşılan Fârâbî’nin bilme’yi yaratma olarak kabul ettiğidir.182

İbn Sînâ’ya göre Tanrı’nın kendi zatını bilmesi, bilgisi bildiği ve bilginliği aynı anlamdadır. Bilgi soyut olduğu için o bilgidir, bu bilgi ondan gizli olmayı O’nun nezdinde her an hazır olduğu için o bilgindir, O’nun zatı ile gerçekleştiği için O bilinendir. Ancak bu üçü zatına nispetle aynı şeydir. Bu nitelemeler O’nun zatında çokluğa yol açmaz. O’nun bilgisine konu olan şeyde değişme olması, O’nda değişme olacağı anlamına gelmez. Bilinenler O’nun bilgisine tabiidir. O bilinenlere tabii değildir. O’nun eşyayı bilmesi varlığın meydana geliş sebebidir. Bundan dolayı O’nun bilgisi ve kudreti aynıdır. Var olanları, var olacakları ve varlığı bize nispetle imkânsız olanları bilir.183

Allah’ın fiiline bilgisizlik ve değişim karışamaz. Her fiil iradeyle gerçekleşmiştir. Yani Allah kendisinden çıkan varlık düzenini zatıyla bilendir. Allah bilgisi ile diğer tüm varlıklardan ayrılır. İrade denen şey, en güzel düzende tam ve kâmil olarak her şeyin mevcudiyetini onun bilgisi ile devam ettirmesidir. Her şey O’nun bilgisi ile ortaya çıkar, bu yetkinlikler ise O’nun irade ve inayetinin neticesidir.184

İbn Rüşd, Allah’ın yedi sıfatını sayarak başlar. Bu yedi sıfat: İlim, hayat, kudret, irade, sem’ basar ve kelamdır. Ona göre Allah’ın ilim sahibi oluşunun bir delili de Kur’an-ı Kerimde geçiyor olmasıdır. Diğer delil, âlemin belli bir gaye ve nizam içinde yaratılmış olmasının onu meydana getirecek ilim sahibi bir yaratıcıyı gerekli kılmasıdır. Allah’ın herhangi bir zamanda bu sıfata sahip olması düşünülemeyeceğinden bu sıfat ezelî ve ebedi bir sıfattır. Ona göre ilim sahibi olmak hayat sahibi olmayı da beraberinde getirir ve âlim olan bir fâilin irade sahibi olması ve kudret sahibi olması da şarttır.185

Filozofların Allah’ın ilim sıfatını ön plana çıkararak Allah’ın bilmesini yaratmasına eş görmelerine karşılık Gazâlî irade sıfatını ön plana çıkarır. Çünkü ona göre iradesiz bir varlık ölü demektir. Gerçek bir fâil, hem iradeli hem bilgilidir. Şayet iradeli ve bilgili olmazsa ancak mecazen fâil olur.186

182 Taylan, İslam Düşüncesinde Din Felsefeleri, 2013, s.126.

183 İbn Sînâ, "er- Risaletü’l arşiyye fi hakaiki’t tevhid ve isbati’n nübüvve" Mahmut Kaya, a.g.e., ss. 313, 314.

184 İbn Sînâ, a.g.e., s. 316.

185 İbn Rüşd, Felsefe - Din İlişkileri Faslu’l-Makal el-Keşfan minhaci’l-edille, 2012, ss. 170- 172.

186 Gazâlî, Filozofların Tutarsızlığı, s. 59.

Gazâlî’nin ilmi yeterli görmemesinin nedeni irade ortadan kalkarsa varlıkların Allah’ın bir etkisi olmaksızın ondan sudûr edeceği endişesidir. Gazâlî’ye göre ilim âlemin belirli bir zamanda meydana gelmesinin tayinine taalluk eder. İlmin taalluk etmesi için, iradenin taalluk etmesi lazımdır. Bu durumda tayinin asıl sebebi iradedir.

İlim iradeye tabiidir. Eğer ilim iradeye yeterli olacak olsaydı, aynı şekilde kudret sıfatına da yeterli gelmesi gerekirdi. Hatta buna göre kendi fiillerimizde de sadece ilimle yetinmemiz gerekirdi.187

Filozofların irade konusundaki en büyük eleştirisi ezelî iradenin sonradan olanlara taalluku halinde ezelî varlıkta bir değişme olacağıdır. Gazâlî ise böyle bir durumda değişenin, irade eden varlık ya da irade değil, âlemin varlığa gelmesi olduğunu söyler. Gazâlî’de her ne kadar varlıklar kudret sıfatı ile yaratılmış olsalar da, irade sıfatı seçme fonksiyonu ile diğer sıfatların önüne geçmiştir. Gazâlî için bir şeyin sonradan oluşunda ezelî iradenin bulunması aklen imkânsız değildir.188 Gazâlî ilahî fiillerin zorunluluk içermediğine irade sıfatı ile vurgu yapar. Ona göre zıtlar arasında seçim yapan sıfat iradedir.189 Allah’ın iradesi ile âlemin yaratılmışlığı hususunda en makul yaklaşım Allah’ın daha önce âlemin yaratılışını dilememiş olmasıdır.190

Ortaya çıkan bir olayın meydana gelmesi ya iradeli ya iradesizdir, bu konu da akıl da dil de, fâili iradeli olana bağlar. Bir insanı ateşe attığımızda bu işin fâili biz mi oluruz yoksa ateş mi? Doğru olan onu bizim öldürdüğümüzü söylemek olur. Eğer hem iradeli olana hem iradesiz olana fâil deniliyorsa o zaman biz niçin öldürme fiilini ateş yakın sebep olduğu halde şahsa isnat ediyoruz? Çünkü asıl fâil iradesi olan şahıs, ateş ise mecazen fâildir. Burada iradesi ile kendisinden fiil sadır olan kişiye fâil dendiğini görmüş oluyoruz. Eğer Allah irade ve seçme gücüne sahip değil ise, o sadece mecazen fâil durumuna düşecektir.191

Gazâlî’ye göre insan ve hayvan fiilleri iradeli, güneşin aydınlatması, ateşin ısıtması gibi fiiller iradesiz tabii fiillerdir. İradeli fiilde fâilin bilmesi gerekirken, tabii fiilde fâilin bilmesine gerek yoktur. Filozoflar da Tanrı’nın âlemi iradesi ile değil tabii zorunlu olarak yarattığını iddia ederler. Güneş kendisinden ışığın çıkışına engel

187 Gazâlî, İtikadda Orta Yol, s. 95.

188 Gazâlî, Filozofların Tutarsızlığı, s. 17.

189 Gazâlî, İtikadda Orta Yol, ss. 94- 95.

190 Gazâlî, Filozofların Tutarsızlığı, s. 16.

191 Gazâlî, a.g.e., ss. 60- 61.

olamadığı gibi, Allah da kendisinden fiillerin çıkışına engel olamaz. Buna fiil denilse de, burada fâilin bilme zorunluluğu yoktur.192

Filozoflar bilme konusunda Tanrı’nın bilgisi ile insanın bilgisini kıyaslamayı kabul etmezler. Fakat aynı şeyi Tanrı’nın iradesi olduğunda yapmazlar. Gazâlî filozofları bu konuda da haklı olarak eleştirir.193 İnsan iradesi ile Allah iradesini karşılaştırmak yanlıştır. Filozoflar iki eşit şeyin irade edilebilmesini mümkün görmemekle hata yapıyorlar. Gazâlî’ye göre insan iradesi bile bu tercihi yeri geldiğinde yapabilir.194

Gazâlî’ye göre yaratmada ilim ve kudret sıfatları irade sıfatına tabiidir.

Varlıkların meydana gelişinde irade öncelikli sebeptir. Sonradan meydana gelen her şeye irade taalluk eder. Çünkü bütün sonradan olanların Allah’ın kudreti ile olduğu açıktır. Kudretin ise makdura taalluk etmesi gerekir. Makdur ise istenildiği için makdurdur. Yani sonradan olan her şey irade ile meydana gelmiştir.195

Yaratma anlayışlarında farklılığa neden olan iki önemli sıfat olan ilim ve iradeyi karşılaştırdığımıza göre, yaratmayı ilahi irade bağlamında incelediğimiz başlığa geçmemiz uygun olacaktır.

Belgede GAZÂLÎ’NİN DÜŞÜNCE SİSTEMİNDE İRADE VARLIĞI OLARAK TANRI (sayfa 56-59)