• Sonuç bulunamadı

4. TÜRKİYE

4.1. Avrupa Birliği’ne Katılım Sürecinde Türkiye

4.1.1. Ankara Antlaşması (1963)

Türkiye’nin AB ile olan ilişkilerinin yaklaşık kırk yıllık bir geçmişi vardır.

Türkiye, AET’nin 1958 yılında kurulmasından kısa bir süre sonra Temmuz 1959'da Topluluğa tam üye olmak için başvuruda bulunmuştur. Ülkemizde Cumhuriyetin kurulmasından bu yana, hatta daha öncesinden beri, batılılaşma düşüncesi ülkemizi, özellikle İkinci Dünya Savaşından sonra Avrupa’yı merkez alarak kurulan siyasi ve güvenlik oluşumlarının tümüne katılmaya yöneltmiştir.

Bu nedenle Türkiye, Avrupa Konseyi, OECD ve NATO'ya girmiştir. Aynı nedenden dolayı Türkiye, Avrupa ile entegrasyon hareketine karşı kayıtsız kalamamıştır167.

Türkiye 31 Temmuz 1959 tarihinde, AET Kurucu Antlaşması'nın (Roma Antlaşması) 238 inci maddesine istinaden bir ortaklık antlaşması yapmak amacıyla, AET’ye müracaat etmiştir. 28 Eylül 1959 tarihinde başlayan ve yaklaşık dört yıl süren müzakereler, Türkiye ile Avrupa Topluluğu (AT) arasında ortaklık yaratan 12 Eylül 1963 tarihli Ankara Antlaşması'nın Ankara’da imzalanmasıyla sona ermiştir. Antlaşma 1 Eylül 1964’te yürürlüğe girmiştir168.

Ankara Antlaşması, Roma Antlaşması’nın 238 inci maddesine dayanan ve Türkiye-AT ortaklığının temel ilkelerini belirleyen bir “çerçeve antlaşması”dır.

Antlaşma, Topluluk ile imzalandığından dolayı bu topluluk içinde doğrudan uygulanan bir “Topluluk hukuku belgesi” niteliğindedir. Topluluk üyesi ülkelerle de ayrıca imzalanması nedeniyle “uluslararası hukuk belgesi” niteliği de taşır.

Antlaşmada taraflara bir fesih hakkı tanınmamış, yürürlük süresi de öngörülmemiştir. Bu nedenle amaçları gerçekleşene kadar Antlaşma’nın yürürlükte kalması gerekir169.

Antlaşma, sadece Gümrük Birliği (GB)ni gerçekleştiren bir uluslararası hukuk işlemi olarak değil, aynı zamanda Türkiye ile AT arasında GB’nin kurulmasını takiben, taraflar arasında “ortak pazarın” oluşturulmasını sağlayan tüm önlemlerin alınmasını içeren bir uluslararası hukuk işlemi olarak kabul edebilir.

Ankara Antlaşması'nın 2 nci maddesi, Türkiye ile AT arasındaki ilişkileri ve bu ilişkilerin kazanacağı boyutu ve tarafların hedeflerini belirlemede gerekli düzenlemeleri içermektedir. Antlaşmaya göre tarafların amacı, “ekonomik ve ticari ilişkilerin karşılıklı olarak sürekli ve dengeli bir biçimde geliştirilmesini ve bunu sağlamak için de Türkiye'nin ekonomisinin hızlı kalkınmasını ve Türk

167T.C. Başbakanlık Avrupa Birliği Genel Sekreterliği, Türkiye Avrupa Birliği İlişkilerinin Tarihçesi, 18.07.2005,

(http://www.euturkey.org.tr/abportal/defaultcontent.asp?CID=1934&VisitID={E66A5EA9-8060-4E8A-AACB-1F040A501D55}&Timer=3149,937).

168 Kamuran Reçber, “Türkiye-Avrupa Birliği İlişkilerine Hukuksal Bir Bakış”, 18.07.2005, (http://www.isguc.org/eko_turkiye.php).

169 S. Rıdvan Karluk, a.g.e., s. 547.

halkının istihdam seviyesi ile hayat şartlarının yükseltilmesini sağlama” şeklinde tanımlanmaktadır170.

Ankara Antlaşması’nın önsözünde Türk halkının yaşam standardının yükseltilmesi amacıyla AET’nin sağlayacağı desteğin ilerdeki bir tarihte Türkiye'nin Topluluğa katılmasına yardımcı olacağı belirtilmektedir. Antlaşma’nın 28 inci maddesinde ise, "Antlaşmanın işleyişi, Topluluğu kuran Antlaşmadan doğan yükümlülüklerin tümünün Türkiye tarafından üstlenebileceğini gösterdiğinde, akit taraflar, Türkiye'nin Topluluğa katılması olanağını incelerler."

ifadesi yer almaktadır.

Burada görülmektedir ki, Ankara Antlaşması uyarınca kurulan Türkiye-AT ortaklık ilişkisinin nihai hedefi Türkiye'nin Topluluğa tam üyeliğidir171. Türkiye ile AT arasındaki ilişkiler, ortaklık mevzuatı kapsamında hazırlık, geçiş dönemi ve son dönem olarak üç döneme ayrılmaktadır.

4.1.1.1. Hazırlık Dönemi

Hazırlık döneminde tâbi olunacak düzenlemeler, Ankara Antlaşması'nın 3 üncü maddesinde yer almaktadır. Hazırlık döneminde, Türk ekonomisinin Topluluk ekonomisine yaklaştırılması amacıyla, Türkiye'ye yönelik, çeşitli sektörlerde gümrük indirimine gidilmiş ve 175 milyon ECU'luk proje kredisi yardımı sağlanmıştır. Prensip olarak beş yıl öngörülmesine rağmen hazırlık dönemi fiilen dokuz yıla uzamıştır. Bu dönemde Türkiye, ekonomik yönden kendisini hazırlaması gerekirken, Ankara Antlaşması'nın öngördüğü şekilde dokuz yılı tamamlamaksızın sadece beş yıl beklemiş, sonrasında geçiş dönemine geçmeyi talep etmiştir .

170 “Türkiye-Avrupa Birliği İlişkilerine Hukuksal Bir Bakış”, (http://www.isguc.org/eko_turkiye.php).

171 Türkiye Avrupa Birliği İlişkilerinin Tarihçesi,

(http://www.euturkey.org.tr/abportal/defaultcontent.asp?CID=1934&VisitID={E66A5EA9-8060-4E8A-AACB-1F040A501D55}&Timer=3149,937).

4.1.1.2. Geçiş Dönemi

Hazırlık döneminde AT tarafından Türkiye'ye mali yardımlar yapılmış ve tarıma dayalı kolaylıklar sağlanmıştır. Bu açıdan Türkiye, 1967 yılında geçiş döneminin koşullarını belirlemeye hazır olduğunu bildirmiştir. Bu doğrultuda, Topluluk Uzmanlar Heyeti’nin Türkiye'ye gelmesi ve Türk ekonomisinin AT itibarıyla bir değerlendirilmesinin yapılması sağlanmıştır. Hazırlanan rapor doğrultusunda geçiş dönemi için görüşmeler başlatılmış ve bir buçuk yıl sürmüştür. Ankara Antlaşması'nın 4 üncü maddesi uyarınca, GB esasına dayalı Katma Protokol 23 Kasım 1970 tarihinde Brüksel'de imzalanmış ve taraflarca onaylandıktan sonra 1 Ocak 1973 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Katma Protokol, malların, sermayenin ve kişilerin serbest dolaşımına, ulaştırma, rekabet, vergilendirme, ekonomi ve ticaret politikalarının uyumlaştırılmasına ilişkin düzenlemeleri içermektedir. Katma Protokol, çerçeve anlaşma niteliği taşıyan Ankara Antlaşması'nın kimi hükümlerini ayrıntılı bir şekilde düzenlediğinden, Antlaşmanın ayrılmaz bir parçasıdır.

4.1.1.3. Son Dönem

Ankara Antlaşması'nın 5 inci maddesi, son dönemin GB’ye dayandığını ve tarafların ekonomi politikaları arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi gerektiğini düzenlemektedir. Ancak maddede son dönemin bitimine ilişkin bir süre tespit edilmemiştir. Ankara Antlaşması, kendisini sona erdirmeye ilişkin düzenlemelere de açıkça yer vermemiştir. Antlaşma, Türkiye ile AT arasında ortaklık yaratan bir Antlaşma olmakla birlikte, Türkiye'nin yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde, AT'ye tam üye olabileceğine ilişkin düzenlemeleri de içermektedir. Antlaşma’nın 28 inci maddesi de buna ilişkindir. Bu durumda, Türkiye'nin tam üye olmasıyla birlikte Ankara Antlaşması işlevselliğini yitirecektir172.

172 “Türkiye-Avrupa Birliği İlişkilerine Hukuksal Bir Bakış”, (http://www.isguc.org/eko_turkiye.php).