Çalışmanın Amacı

Belgede ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ (sayfa 18-22)

1. GİRİŞ

1.1. Çalışmanın Amacı

Yüzyıllardan beri yaşamın en önemli ihtiyaçlarını karşılayan sektörlerin en başında madencilik sektörü gelmektedir. Madencilik, bütün sektörler içerisinde bir çalışan başına en fazla yatırımı gerektiren, uzun bir planlama ve üretim sürecini kapsayan sektördür. Oldukça geniş kapsama alanı olan birçok iş kolunu da üretime teşvik eden başlıca iş alanından yalnızca bir tanesidir.

Günümüzde dünya maden üretiminin yaklaşık %30’u yeraltı üretimi şeklinde yapılırken, geri kalan üretim şeklide açık işletmecilik yöntemleriyle yapılmaktadır. Açık işletmecilik, ekonomik olarak uygun bulunan maden yataklarının, mostra verilerinin doğrudan kazılarak üretilmesi ya da üzerindeki örtü tabakasının kazılarak üretilmesi şeklinde yapılan işletme yöntemi olarak tanımlanmaktadır. Metalik cevherlerin yarısı, kömürün 1/3’ü ve metal dışı yapı malzemelerinin tamamı açık ocak işletmeciliği ile üretilmektedir. Ancak madenin yapısı ve rezervi dikkate alındığında, madenin yüzeye olan yakınlığı da değerlendirilerek yeraltı madenciliği de uygulanan bir diğer maden çıkarma yöntemidir. Bu uygulama, yeraltında açılan tüneller zincirinde yapıldığından toprak katmanının jeolojik yapısına göre diğer yöntemlerden çok daha fazla iş gücü, emek ve yoğun çalışma saatleri gerektirmektedir. Bunlarla beraber yeraltında çalışan işçilerin asgari yaşam koşullarını sağlamak açısından büyük öneme sahiptir (Bulgurcu ve ark., 2015).

Gerekli olan bu yaşam koşullarının sağlanabilmesi için bu sektördeki en önemli faktörlerden birisi işçilerin beden ve ruhsal sağlığı ile iş güvenliğidir.

Gelişmiş ülkelerde işverenler bu duruma daha hassas yaklaşmaktadır. İnsan hayatına ve güvenli çalışma şartlarının sağlanması gerekliliğine sahip olma bilincinin yanında kaza önleme maliyetlerinin kazadan sonraki düzeltme maliyetlerden daha uygun olduğunun farkında olup, gerekli önlemler maksimum düzeyde alınmaktadır.

Geçmiş yıllarda ülkemizde yaşanan kazalar neticesinde, işverenlerin bu konuya göstermeleri gereken hassasiyetin yeterli olmadığı görülmektedir. Bu konudaki yükümlülükleri gerek Maden Kanunun da gerekse 20/06/2012 tarihli ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamında net bir şekilde açıklanmış olup, işçilerin sağlıklı ve güvenli bir ortamda çalışmaları için gerekli düzenlemeler yapılmıştır. Bu zorunluluktan dolayı duyarlı ve işin bilincinde olan işverenler bu konuyla alakalı ciddi yatırımlar yapmaya başlamıştır.

Bu yatırımlar madenin cinsine ve üretim şekline bağlı olarak oluşturduğu tehlikenin şekline ve boyutuna göre değişik alanlarda ve değişik maliyetlerde olmaktadır. Ancak ister yeraltı işletmesi olsun ister açık işletme olsun neredeyse bütün maden ocaklarında işçilerin sağlığını ve işin verimini etkileyen en büyük sorunlardan bir tanesi hiç şüphesiz ki toz faktörüdür. Bu süreçte toz, işveren tarafından rutin olarak ölçülmesi ve değerlendirilmesi gereken en mühim çevresel problemdir. Tozların rutin olarak ölçülmesi tozla mücadele konusunda gerekli yöntemlerin tespit edilebilmesi açısından büyük bir önem teşkil etmektedir. Bu konu ile alakalı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun 30 uncu maddesine dayanılarak düzenlenen Tozla Mücadele Yönetmeliği; İş Sağlığı ve Güvenliği Kanuna kapsama giren işyerlerinde; çalışanların yaptıkları işlerden dolayı toz maruziyetinin olabileceği işyerlerinde uygulanır. Amacı açık bir şekilde, işyerlerinde tozun sebep olduğu risklerin önüne geçilebilmesi amacıyla tozla mücadele etmektir. Ayrıca bu ortamlarda çalışan işçileri tozun zararlı etkilerinden korumak için iş sağlığı ve güvenliği yönünden alınması gerekli tedbirlere dair usul ve esasları belirlemektir, şeklinde ifade edilmiştir (T.M.Y., 2013).

Toz, işçilerin nefes alıp vermeleri sonucu solunarak akciğerlere kadar ulaşan ve orada birikerek hastalık yapan bunun yanı sıra iş ortamında yoğunlaşarak toz bulutu oluşturan ve görüş mesafesini etkileyen, zamanla makinaların üzerinde ve oynar aksamlarında birikerek makinalarda arıza verme ve yavaşlatma gibi birçok probleme sebebiyet vermektedir. Bu sorunların önlenebilmesi için öncellikle tozu kaynağında yok etmeye çalışmak gerekmektedir. Böyle bir durum mümkün

değil ise meydana geldiği çalışma alanları ve prosesler de oluşumunu yok edebilecek veya minimuma indirecek yöntemler uygulamak gerekmektedir.

Çalışma şartlarının ve var olan tesis düzeninin böyle bir yöntemi uygulama alanına elverişli olmaması durumunda ise o ortamda oluşan tozu ortama daha fazla dağılmadan emici bir sistemle ortamdan uzaklaştıracak bir çalışma gerekmektedir.

Bütün bu toz yok etme ve önleme çalışmalarına rağmen tozu yok edilemiyor ve ortama dağılması önlenemiyorsa meydana gelen bu tozun ölçümü sık sık yapılmalıdır. Bu ölçüm sonucunda tozun miktarı, tozun çeşidi, işçinin sağlığına kısa ve uzun vadede etkisi, işçinin iş verimine etkisi ve makinalardan ve iş ortamından kaynaklı işe yaptığı etki belirlenmelidir.

Belirlenen bu etkinin tamamen ortadan kaldırılması ve yok edilmesinin mümkün olmadığı durumlarda kabul edilebilir risk seviyesine indirilecektir. Bu risk seviyesi, Zaman Ağırlıklı Ortalama Değer (ZAOD/TWA): Günlük 8 saatlik zaman dilimine göre ölçülen veya hesaplanan zaman ağırlıklı ortalama değeri, ifade eder. (T.M.Y., 2013)

Bu işlemlerin ve ölçümlerin aşamaları ve sonuçları ne olursa olsun, ocak sınırlarına geçen bütün işçilerin kişisel koruyucu donanımları eksiksiz olarak verilmeli ve çalışanlar bunları kullanmak zorunda olduklarının bilincinde olmalıdırlar.

Çalışanların sağlığını riske atan bu tozların ölçümü için ortam havası içerisinde farklı toz ölçüm cihazları ile toz ölçümlerinin yapılması gereklidir. Toz ölçümünde kullanılan cihazlar gravimetrik ve tane sayma yöntemi ile çalışmaktadır. Örneklemenin verimli yapılabilmesi için uygun ölçüm noktaları seçilmelidir. Ölçümler çalışanların solunum seviyesi yüksekliğinde ve ortamın toz yoğunluğuna göre uygun ölçüm cihazları ile örnekleme yapılmalıdır. Yapılan bu ölçümlerle çalışanların soluduğu toz miktarı öğrenilmiş olup, bu tozun yönetmelikte belirtilen maruziyet sınır değerleri içerisinde olup olmadığı belirlenmiş olacaktır.

Toz ölçümü: Tozla Mücadele Yönetmeliğine göre işyeri ortam havasındaki toz miktarının gravimetrik esasa veya lifsi tozlarda lif sayısına göre belirlenmesi, olarak ifade edilir (T.M.Y., 2013)

Lifsi toz: Uzunluğu beş µm’den daha büyük, eni üç µm’den daha küçük ve boyu eninin üç katından büyük olan parçacıkları ifade eder. Maruziyet sınır değerleri içerisinde olsa dahi işçilerin soluduğu tozun kristal yapısındaki SiO2

miktarını belirlemek için Kuvars içerikli Analitik Yöntemler kullanılmalıdır.

Kristal yapıda SiO2: Kuvars, tridimit ve kristobaliti dir. Bunlar en yüksek fibrojenik etkiyi yapmaktadır. Toz tanecikleri içerisinde bulunan kuvars miktarı ne kadar fazla ise hastalık yapma riski o kadar fazladır.

Bu çalışmanın amacı; Hatay yöresi Kuruyer Mevkiinde bulunan taş ocağında yapılan ölçüm ve alınan toz örneklerinin içerisindeki minerallerin çeşitlerini ve bulunan minerallerin yüzdelik oranlarını belirlemek için analizlerinin yapılarak, içerisindeki solunabilir toz konsatrasyonunu belirlemek ve bu konsatrasyonun miktarının belirlenmesiyle toza maruziyet süresi (TWA) göz önünde bulundurulacaktır. Elde edilen sonuçların kabul edilebilir sınır içerisinde olup olmadığına bakılarak işçinin sağlığı ve iş güvenliği açısından risk düzeyi belirlenecektir. Risk oluşturması durumunda alınacak önlemler, yukarıda da belirtildiği gibi öncelikli olarak tehlikenin yerinde yok edilmesine yönelik olup bu durumun sağlanamaması durumunda yapılacak olan en uygun koruyucu çalışmalar belirlenecektir

Bu nedenle; çalışmamızın yapılacağı sahada öncellikle var olan bitki örtüsünün kaldırılması, kamyonlara yüklenerek döküm alanına nakliyesi sağlanmaktadır. Ardından patlatma için delik delinecek yerlerin belirlenmesi, delme ve patlatma, büyük blokları kırıcı ile ufalama takip eder. Yükleme, tesise nakliyesi ve konkasöre boşaltmanın ardından aşamalı olarak kırma-eleme işlemleri uygulanır. Sınıflandırılıp bunkerlere dökülen malzeme stok alanına nakledilir.

Yapılan bütün işlemlerde oluşan toz kaynaklarının yanı sıra nakliye yolları ve işçilerin yürümelerinde etrafa çökmüş tozların hava hareketi ile tekrar işyeri

havasına karışması ve temizlik işleri sırasında oluşan tozlanmalar da dikkate alınarak ölçümler yapılacaktır.

Belgede ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ (sayfa 18-22)