• Sonuç bulunamadı

Temel İslâm Bilimleri Ana Bilim Dalı Yüksek Lisans Tezi Antalya, 2020 VAZ’İ HÜKÜMLERDE MÂNİ‘ Zahide Nur ÖZEKİN AKDENİZ ÜNİVERSİTESİSOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2024

Share "Temel İslâm Bilimleri Ana Bilim Dalı Yüksek Lisans Tezi Antalya, 2020 VAZ’İ HÜKÜMLERDE MÂNİ‘ Zahide Nur ÖZEKİN AKDENİZ ÜNİVERSİTESİSOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ"

Copied!
90
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

Abdülkerim Ünalan'ın "İslam Hukuku Metodolojisi'nde Mâni'" adlı makalesi konunun incelenmesinde ve sınırlarının çizilmesinde belirleyici rol oynadı. Konunun incelenmesi ve sınırlarının çizilmesinde Abdulkerim Ünalan'ın "İslam Hukuku Metodolojisi'nde Mâni'" adlı makalesi esas alınmıştır.

Şer’î Hüküm

İtikâdi Hüküm

Ahlakî Hüküm

Amelî Hüküm

Başta Razî (ö) olmak üzere bazı alimler, teklîfî ve vaz'î hükümler arasında ayrım yapmamış, şeriat hükümlerinin tamamını teklîfî hükümler kategorisinde, teklîfî hükümleri ise daha geniş ve tasnifli bir şekilde değerlendirmişlerdir. Vaz'î hükümlerden daha kapsamlı bir yol Bir şeyi diğerine sebep, şart veya engel kılmanın ön hükmünün şeri olduğu tespit edilmiştir.

Dini bir hüküm iki şey arasında nedensellik, koşul veya engel ilişkisi kuruyorsa buna vas'i hüküm denir. Kelâmcılara göre vaz'i hüküm, bir şeyi başka bir şeye sebep olan, şart koşan veya engelleyen Allah'ın hitabıdır. Hanefilere göre bir şeyin, mahiyeti gereği başka bir şeye sebep olması, şart koşması veya engellemesi ve şeriatın o şeyi sebep, şart ve engel kılması onun kesin bir hüküm olduğunu gösterir.96.

Alimler, vaz'î hükümleri vaz'î unvanı ve ihbârî unvanı olarak da adlandırmışlardır.102 Bunları vaz'î unvanı olarak adlandırmak, bir şeyin başka bir şeye sebep, şart ve engel olduğu anlamına gelir. Bu nedenle Tûfî, vaz'î hükmü, sebep, şart ve engel olarak adlandırılan eylemlerin Şer'i sıralaması olarak tanımlamıştır. Şartlı çekincelerin varlığı, nedenleri, koşulları ve engelleri, mevcut değilse çekincelere etkileri hakkında bilgi verir.

Hanefilerin hükümleri farklı şekilde dokuz kısma ayırdığını belirtmiştir: Rükün, sebep, akıl, şart, hikmet, alamet, mâni, sıhhat ve yolsuzluk.117. Geçici hükümler böyle değildir. Geçici hükümler, bir şeyin gerçekleşmesi için kurulan ilişkiyi ifade eder; Engelin nedenini, durumunu veya bağlantısını açıklar.

Aklî Hüküm

Hissî Hüküm

Sözlükte Mâni’

Istılahta Mâni’

  • İbn Subkî’ye Göre Mâni’
  • Âmidî’ye Göre Mâni’
  • Karâfî’ye Göre Mâni’
  • Şâtıbî’ye Göre Mâni’

İbn Subkî'ye göre mani'; Zâhir, mündebit, varlığı bir kararın yokluğunu gerektiren bir niteliktir.165 Tanımdaki "vasıf" ifadesi, engelin kendisinde var olduğunu gösterir. Ancak Şerbini, Zerkeşî'nin bahsettiği terimin tanımda sebep anlamını dışarıda bırakmasına gerek olmadığını belirtti. Engel, varlığıyla kuralın ortaya çıkmasını engelleyen şeydir.168 Çünkü sebebin ortadan kalkması, kuralın da ortadan kalkmasını gerektirir.

Şartın yokluğu şartlı şeyin yokluğuna yol açtığı gibi, engelin yokluğu da başka bir şeyin varlığını veya yokluğunu gerektirmez. Onun yokluğu ne kararın varlığını, ne de kararın yokluğunu gerektirir.” İfade, engel ile durum arasındaki farka işaret etmektedir. Zekatta nisap sebeptir, havl yani bir yılın geçmesi gerekir, deyn (borç) ise engeldir.

Ancak bu tanım, birinci gruptaki usulcülerin vurguladığı "maninin yokluğu, bir şeyin varlığını veya yokluğunu gerektirmez" anlamını da içermektedir. Çünkü sebebin engellenmesi dolayısıyla kararı da etkiler ve sebebin ortadan kalkması kararın da ortadan kalkmasını gerektirir. Mani'yi tanımlayan birinci grupta, metodologların "maninin yokluğu, bir şeyin varlığını veya yokluğunu gerektirmez" görüşünün önemini vurguladıkları görülmektedir.

Mâni’ - Sebep, Şart ve İllet Arasındaki İlişki

Eğer durum böyle olmasaydı, engellediği şeyle gelirdi ki bu da iki eşit gerekçenin veya ifadenin çelişkisi anlamına gelirdi.181. Çünkü bu tanım daha önce bahsedilen tanımlardaki açıklamaları yeterli olmayan hususları içermektedir; Akıl ve muhakeme engellerini içerir. Mani'; Sebep, şart ve sebebin bir arada bulunması hâlinde bu hükümler işlevini yerine getiremeyerek hükmün varlığına engel olur.

Mâni’in Kısımları

Engellenen Açısından Mâni’in Kısımları

  • Sebebi Engelleyen Mâni’
  • Hükmü Engelleyen Mâni’

Bu örnekte Şatibi, babalık niteliğinin misillemeyi önlediğini, kasıtlı ve düşmanca öldürmelerde bilgeliği ortadan kaldırdığını savunuyor. Şâtîbî, arz engelini Sebep Engelleme bölümüne dahil etmiş ve arz engelini bağımsız bir tür olarak değerlendirmemiştir. Üstelik onun en geniş anlamda 'mani' konusunu ele alan usulcü olması, teorik açıdan sınırlı görünen bu alana ne kadar önem verdiğini açıkça ortaya koymaktadır.

Âmidî, kararın manisinin tanımına "sebebin mâniaya aykırı olması ve sebebin de mevcut olması" şartını ekler.192 İbn-i Neccar ve İbn Bedrân da mâniayı bu şekilde tanımlamıştır.193 Hudârî bunu şöyle tanımlamaktadır: "Hikmet gerektiren, karara aykırı olan bir şey". tanımlanmış.196. Misilleme kuralına sebep olan düşmanlık ve kast mevcut olsa ve gerekli koşullar sağlansa bile babalık vasfı, misilleme tedbirinin uygulanmasına engel oluşturur.200 Zira babalık, çocuğun varlık sebebidir. Namaz kılacak kişinin elbisesinde veya vücudunda necaset bulunması, sadece namaz için temizliğin gerekli olduğunu düşünenler için değil, bunu şart koşanlar için de namazın sıhhatine engel olur.

Hayızlı bir kadın namaz kılarken temizlik şartını yerine getiremediği için bu durum ona engel teşkil eder. Anne ailesi evlenmeyi, dini farklılıklar ise mirası engellemektedir.207 Dini farklılıklar miras hükmünün uygulanmasını engellemektedir. Eğer şüphe olmasaydı, hadd gerektiren bir suçu işleyen kişiye bu cezanın uygulanması gerekirdi.209 Öte yandan delilik, ibadet yapmaya ve tasarruf yapmaya engel teşkil etmektedir.210:.

Teklifle Birlikte Olma İmkânı Açısından Mâni’

  • Aklen Teklîfle Birlikte Bulunamayan Mâni’
  • Aklen Teklîfle Birlikte Bulunabilen Mâni’

Bu tür yasaklar, kadının hayız halinde ve doğumdan sonra namaz kılması gibi, zaman geçtikten sonra kılınması gerekmeyen zorunlulukları ortadan kaldırmaktadır. Aksi halde hayızlı kadının hem oruç tutması yasaklanır hem de (bozukluk ortaya çıktığında) oruç tutması emrolunur. Şatibî, ister oruç gibi abdest olsun, ister namaz gibi bir engel ortadan kalkınca, o engelin asli şartı ortadan kaldırdığını kabul eder.

Bu engelin mevcut olduğu durumlarda yükümlülük talebinde, mükellefin istenileni yapıp yapmamakta özgür olduğu belirtilir. Aynı şekilde kadınlık ve kölelik de Cuma ve Bayram namazını kılmanın önündeki engeller arasındadır. Mesela dört rekâtlı namazı iki rekat kılmak, cuma namazını kılmamak, ramazan ayında oruç tutmamak zararlı olsa da, bu sorunlar artık yolculuk nedeniyle zararlı olmuyor.

Çünkü kişinin yolculuk sırasında iki rekat yerine dört rekat namaz kılması, cuma namazı kılması ve ramazan orucu tutması da mümkündür. Ebu Bekir'in yanındaydım ve Allah onun ruhunu alıncaya kadar iki rekattan fazla kılmadı.

Girdiği Alan Açısından Mâni’

  • Teklîfî Hükmün Kapsamına Giren Mâni’
  • Vaz’î Hükmün Kapsamına Giren Mâni’

Mükellefin Kasdı Açısından Mâni’

  • Teklîfi Bir Hüküm Olma Düşüncesi İle İşlenen Veya Terk Edilen Mâni’
  • Hükmü Ortadan Kaldırmak Kastı ile İşlenen Veya Terk Edilen Mâni’

Böylece, nisap serveti çok olan bir kimse, sırf zekât vermemek amacıyla, ihtiyacı olmadığı halde yıl sonuna az bir süre kala borç altına girmiş olur. Mükellefin, sebepten kaynaklanacak etkiyi (sebebi) ortadan kaldıracak ve sebebi etkisiz hale getirecek şekilde hareket etmesi veya engeli ortadan kaldırması yasaktır. Eğer şeriat, sebebin gerçekleşmesiyle birlikte sebebin de gerçekleşmesini hedef alsaydı, o zaman sebebin olaysızlığını ima ederdi ki bu da çelişkidir.

Eğer şeriat, engellemenin gerçekleşmeyeceğini öngörmüşse, bu durumda engelleme artık önleme niteliğini kaybeder ve meşruiyetini kaybeder. Şâtîbî bu tür tasarrufların geçerli olmadığını çeşitli rivayet delilleriyle ispat etmiştir.239 Konuyla ilgili olarak bahsettiği ayet ve hadislerden bazı örnekler verilebilir: .. a) Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurulur: "Biliyorsun aranızda Şabat günü günah işleyenler. Daha sonra yasağa uymayanlar Allah tarafından bir ceza olarak maymuna dönüştürülmüş ve yok edilmiştir.241 Kur'an-ı Kerim'in birçok ayetinde bu olaydan bahsedilerek insanlar uyarılmaktadır.242.

Peygamber Efendimiz bir hadislerinde şöyle buyurmaktadır: “Allah Yahudilere lanet etsin; talk onlara yasaktı; Ama onu süslediler, sattılar ve parasını aldılar.”246. Bahsi geçen hadislerden de anlaşılacağı üzere şeriatın emrine uymak istemeyen kişi, haramın adını engel olarak kabul etmektedir. Yani yapmak istediğini yaparken kanunun emrine karşı gelmiyor ve meşru bir şey yaptığını düşünüyor.

Hükme Tesiri Açısından Mâni

  • İbn Abdüsselâm’ın Hükmün Mâni’ini Taksimi
  • Zerkeşî’de Mâni’ Taksimi

Mesafe, cariye evliliğinin başlamasına engel olsa da devamına engel değildir.253 Aşağıda görüleceği gibi Karafi, bu örneği üçüncü bir gruptan kabul etmiş ve ikinci gruptaki örneklere dahil etmemiştir. Evliliğin zamanla sınırlanması hükmün başlatılmasına engel oluştursa da evliliğin devamına engel değildir. Kölenin zihhar orucu veya öldürme kefareti orucun başlamasına engel olsa da devamına engel değildir.254.

Bu tür engellerin, birinci gruba katılarak hem başlangıca hem de sonuca engel olup olmadığı, ikinci gruba katılarak hükmün başlamasına engel olup olmadığı konusunda ise sonuçta herhangi bir sorun yaratmadığı konusunda görüş ayrılıkları bulunmaktadır. Hüküm devamına engel olan fakat başlamasına engel olmayan engel: Mesela Müslüman bir kölenin efendisi dinden dönerse, bu küfür durumu onun köle üzerindeki mülkiyetini sürdürmesine engel olur.

Sâdır Olduğu Kaynak Açısından Mâni’

Hanefîlerde Mâni’

  • Sebebin Oluşmasına Mâni’
  • Sebebin Tamamlanmasına Mâni’
  • Hükmün Başlamasına Engel Olan Mâni’
  • Hükmün Tamamlanmasına Engel Olan Mâni’
  • Hükmün Lüzumuna Engel Olan Mâni’

Debusi bu durumu, okçunun okunu atmadan veya yayı kırmadan önce telinin kopma nedeninin tespitinin engellenmesine benzetmektedir. Mesela saime develeri saime niteliğine sahip oldukları için zekata tabidirler. Debusi, amacın tamamlanmasının engellenmesi durumunu, okçu ile okun atılacağı hedef arasında bir engelleyici duvarın varlığına benzetmektedir. Hatta bu sözleşme taraflar dışında söz hakkı olmayan kişiler tarafından akdedilmiş ve davanın tamamlanmasını engelleyen bir durum ortaya çıkmıştır.

Bu gerekli rıza, satışın sonuçlanmasına ve karar açısından sonuçlarına engel teşkil eder. Debusi, ifadenin başlamasını engelleyen engelleme durumunu, savunma aracı olan ve oku engelleyen kalkana benzetmektedir. Debusi, hükmün tamamlanmasına engel olan tıkanıklık durumunu, ölüme sebep olacak bir yaranın iyileşmesine benzetmektedir.278 Mesela Saime develeri, Saime niteliğine sahip oldukları için zekata tabidirler.

Debusi bu engelleri hükmün tamamlanmasına engel olanlarla birlikte değerlendirmiş ve ayrı bir sınıflandırma yapmamıştır.283 Serahsi, hükmün gerekliliğine engel olan engel demektir. Üstelik Hanefilerin tasnifi, telaffuza etkisi açısından anlamla ilgilenen İbn Abdüsselam, Karafi ve Zerkeşî'nin tasniflerine göre daha tekniktir. Daha önce de belirttiğimiz gibi Mani'nin tasnifi fesad-butlan, farz-vacib ve mekruh gibi ara tasniflerle bağlantılıdır.

Cumhura Göre İlletin Tahsisi

Hanefîlere Göre İlletin Tahsisi

İlletin Tahsisi - Nakz - İstihsan - Tard Arasındaki İlişki

İlletin Tahsisi ile Nakz İlişkisi

Ödülü kabul edenler ise, gerekçenin varlığına rağmen hükmün -geçerli bir engelden dolayı- yokluğunu bir delil olarak kabul etmiyorlar.

İlletin Tahsisi ile İstihsan İlişkisi

İlletin Tahsisi ile Tard İlişkisi

İlletin Tahsisinin Hüccet Değeri

  • İlletin Tahsisini Mutlak Olarak Red Eden Görüş
  • İlletin Tahsisini Mutlak Olarak Kabul Eden Görüş
  • Mansus İllette Kabul Müstenbat İllette Red Eden Görüş
  • Tafsîl

Davanın Maveraünnehir'de Mu'tezile'nin sloganı olarak belirlenmesi fikrinin kabul edilmesi büyük etki yarattı.319. Görevi kabul edenler, Serahsî'nin mana (el-ma'nâ el-mugayyir) dediği, sebebe bağlanan ve dolayısıyla onu değiştiren buna tahsis edici mani' (mani'. muhassis) adını verirler. Davanın hükmünü kabul edenler, davanın uygunsuzluktan dolayı karara bağlandığını kabul ederken Serahsi, tedbirin yokluğunu, sebebin yokluğuyla meşrulaştırıyor.

Zorunlu nedenin nedeni ise bu durum söz konusu değildir.323 Bu nedenle olumsuz nedenin özelliği bulunmazsa, bunun bir neden olduğu tartışmalı hale gelir. Bu görüşü paylaşanlara göre; Sebep ister mansus ister acil olsun, karardan ayrılma sebebi ne olursa olsun, sebep isnat etmek kesinlikle caizdir. Çünkü tercih şartıyla akdedilen bir satış sözleşmesinde sebep geçerli olmasına rağmen bir engelin oluşması veya rükün olmayan bir şeyin bulunmaması nedeniyle hükmün gerçekleşmesi mümkün değildir.

Sem'ani, bizzat Şafii'nin, Şafiilerin çoğunluğunun, birçok Kelâmcının, Horasan Hanefilerinin çoğunluğunun, Ebu Mansur el-Mâturîdî'nin (ö. 333/944) ve bazı Malikilerin bu görüşü paylaştığını belirtmektedir.327 Eğer dava etkili değilse ve bir davanın tanıklığına ihtiyaç duyuyorsa bu tespit onun bir şeye uygun olmasına dayanır. Hüküm bulunmaması durumunda bu durum, tahsisi kabul edenlere göre engel, tahsisi reddedenlere göre ise sebep bulunmamasına dayanmaktadır.340.

İlletin Tahsis Delilleri

Mansus İlletin Tahsisi

Bu durum, yeter sayının altında hırsızlık, çocuğun çalınması, korunmasız yerden mal çalınması gibi konularda da geçerlidir.339.

Müstenbat İlletin Tahsisi

Mektebetüt'-Tahkik't-Türas fi Müesseseti'r-Risâle, Müessesetü'r-Risâle li't-Tıbaʽa ve'n-Neşr ve't-Tevzîʽ, Beirut-Lübnan 2005. Ahmed el-Makdisi', Rav- Nâzır ve Cünnetü'l-Münâzır fî Usûli'l-Fıkh ʿalâ Mezhebi'l-İmâm Ahmed, 2.

Referanslar

Benzer Belgeler