Kitabın hepsini taratamadım uzun olduğu için ama giriş bölümünü ve en hoşuma giden hikayeyi tarattım. Kitap çok güzel, çok keyifli anılar var. Zaman bulursam hepsini taratırım şimdilik bununla idare edin.
@pdfmonster
Atilla Üsküplü
BİR DENETÇİNİN GÜNLÜĞÜ
Majör mü minör mü?
İÇİNDEKİLER
ÖN SÖZ • 5 GİRİŞ • 7
BÖLÜM 1- STANDARDİZASYON VE BELGELENDİRME YÖNETİM SİSTEMLERİ VE STANDARDİZASYON • 11
SİSTEM KURMA VE BELGELENDİRME • 17 DENETİM VE DENETÇİ • 25
BÖLÜM 2- BİR DENETÇİNİN GÜNLÜĞÜ
“Kaliteci” olunur mu doğulur mu? • 33 Biraz da ben denetleyeyim! • 41 Ziya Usta’yı tatile göndermek • 47
Nayloncu geldi hanım! • 53 Farklı kaydetmeyi unutmayın! • 63 Uygunsuzluk yazılan, kendine iş arasın! • 69
Belgeyi mutfak alır! • 75 Denetime Murphy de gelmiş! • 81
Tersten de okuyabilir misin? • 85 Senin yapacağın işin... • 91
Uçan kumpas • 95 Parasıyla değil mi? • 99 İki ekmek, yarım kilo peynir… • 103 Bunlar bizi bu dağ başında bırakmasın? •111
Bugün ne giysem? • 113 Koltuk kavgası • 117
Ayakkabıyı boş ver, süreç nasıl? • 121 Boksör Denetçi • 129
4
Bu kitaptaki tüm olaylar yaşanmış, kişiler ve kurumlar tamamen gerçektir. Fakat kişi ve kurum isimleri gizli tutulmuş veya sahte isimler ile değiştirilmiştir.
5
ÖN SÖZ
Bu kitapta; profesyonel meslek hayatının neredeyse tamamını yönetim sistemlerine adamış ve yönetim sistemlerinin ülkemiz- deki gelişim sürecine neredeyse en başından itibaren tanıklık et- miş bir profesyonelin, sırtında “denetçi gömleği” ile yaşadıklarını bulacaksınız.
Kitabın ilk bölümünde; yönetim sistemleri, standardizasyon, belgelendirme ve denetim konularında, mümkün olduğunca tek- nik detaya girmeden, özet bilgiler vermeye çalıştım.
İkinci bölümde ise denetimlerde biriktirdiğimiz yüzlerce ilginç hikâyeden bazılarını aktarmaya çalıştım.
Kiminden komik bir fıkra, kiminden kıssadan hisse çıktı!
Atilla Üsküplü İstanbul, Mart 2021
7
GİRİŞ
İlk denetimimi gerçekleştireli çeyrek asırdan fazla oldu.
Yüzlerce kuruluşta, binlerce günlük denetim yapmışım o günden beri.
§
Denetim ilginç bir iştir. Hiç tanımadığınız bir kuruluşu (özel sektör şirketi, kamu kuruluşu veya sivil toplum kuruluşu olabilir) birkaç gün içerisinde inceleyerek çeşitli standartlara uygun olup olmadığına karar vermeye çalışırsınız.
“Denetim” kötü bir kelimedir, insanlarda gerginlik yaratır.
Denetimde “uygunsuzluk” bulursunuz. Bu daha da kötü bir keli- medir ve daha fazla gerginlik yaratır.
Sizden çekinilir, biraz korkulur. Sizden bir şeyler gizlenir, kan- dırılmaya çalışılırsınız. Yüzünüze gülünür, genellikle arkanızdan yaka silkilir.
Çünkü siz; hata arayan, genellikle bulan, bunu raporunuza ya- zarak herkese ilan eden, yapılan hiçbir şeyi beğenmeyen o “kötü”
insansınız.
Siz bir “denetçi”siniz!
8
Denetçilik; yaşlı teyzelerin “Evladım, senin işyerin nerede?” so- rusuna cevap veremeyeceğiniz mesleklerden biridir.
Denetçilik; eski Türk filmlerindeki klasik “Kahvaltıda İstanbul’da, öğle yemeğinde İzmir’de, akşam yemeğinde ise Ankara’da idim şekerim!” repliklerini kullanabileceğiniz meslek- lerden biridir.
Denetçilik; sabah otel odanızdaki yatağınızda uyanınca “Hangi şehirdeydim ben?” diye düşüneceğiniz mesleklerden biridir.
Denetçilik; yıllık izninizi “evinizde” geçirmek isteyeceğiniz mesleklerden biridir.
Denetçilik; birkaç denetçi bir araya geldiğinde iyi, kötü, komik, hüzünlü bir sürü anı paylaşılan ve “Bu anıları bir gün bir kitapta toplamak lazım!” denilip gülüşülen mesleklerden biridir.
Kitabın adı da “Bir Denetçinin Günlüğü” olsun!
75
Belgeyi mutfak alır!
Yine yoğun bir denetim günündeyiz!
Firmaya ulaştık. Üst yönetim ile tanışıp 5-10 dk. havadan su- dan sohbet ettik. Sonra denetime başlamak üzere toplantı odasına geçtik.
Açılış toplantısını yaptıktan sonra Yönetim Temsilcisi dışında- kiler dağıldı, biz orada kaldık. Denetim boyunca toplantı odası de- netim ekibine tahsis edilmişti. Masa başı işlerimiz için ofis olarak kullanacaktık.
Yönetim Temsilcisi bir sürü klasör ve dosyayı masanın bir kena- rına istiflemiş zaten. Dizüstü bilgisayarlar da açıldı.
Tam o anda beyaz önlüklü, beyaz başörtülü, yaşlılığın başların- da bir kadın çalışan içeriye girdi.
“Ne içersiniz efendim?” diye sordu.
Kendisi, açılış toplantısında da elinde çay dolu tepsi ile içeri- ye girip herkese çay servisi yapmıştı. Servis yaparken bardak, ka- şık gürültüsü olmaması için gösterdiği özen dikkatimi çekmişti.
Yaklaşık 10-15 kişiye çay servisi yaptı, çıt çıkmadı!
“Adınız nedir?” diye sordum.
76
“Emine, efendim!” diye cevap verdi. Devam ettim:
“Emine Abla, ben çaycıyım vallahi! Çay içmezsem kafam ça- lışmaz benim! Yolun bu taraflara düştükçe bana da çay getirirsen sevinirim.”
“Tabii ki getiririm! Siz hiç merak etmeyin ben çaysız bırakmam sizi!” dedi gülümseyerek.
Hababam Sınıfı’ndaki Adile Naşit’i andırdı gülümseyince.
Emine Abla dışarı çıkınca Yönetim Temsilcisi Dilek Hanım kendisinden bahsetti biraz:
“Emine Ablamızı çok sever herkes.”
“Neredeyse 20 yıldır burada çalışıyor. Eşi çok uzun zaman önce vefat etmiş. 3 çocuğuna tek başına bakmış, büyütmüş, okutmuş!”
“Çok zor bir hayatı olmuş ama yüzü hep böyle güler. Bazen işimiz yoğun olur, geceleri mesaiye kalırız. Eve gitmez, o da kalır bizimle. Bize yiyecek bir şeyler hazırlar aç kalmayalım diye!”
§
Öğleden sonra idi. Masa başı incelemelerimizi tamamlamış ve sahaya inmiştik. Çeşitli bölümleri sırayla, denetim planımıza göre ziyaret edip denetimimizi sürdürüyorduk.
Sağlı sollu ofislerin yer aldığı uzunca bir koridorda yürürken açık bir kapıdan Emine Abla’yı gördüm içeride.
Mutfak dolapları, tezgâhları, lavabo, çay-kahve makineleri, buz- dolabı ilk anda göze çarpıyordu.
77
Anlaşılan Emine Abla’nın merkez üssü burasıydı!
Elindeki bezle bir tezgâhın üstünü siliyordu. Belli belirsiz de bir şarkı mırıldanıyordu.
Kapıda durup içeriye doğru seslendim:
“Emine Abla, kolay gelsin!”
Sesi duyunca geri döndü. Kapıda bizi görünce yine Adile Naşit gülümsemesiyle “Sağ olun, buyurun!” dedi.
“Emine Abla, bir bardak suyun var mı? Bu arkadaşlar sabah- tan beri beni koca fabrikada dolaştırıp duruyorlar ama bir bar- dak su bile vermediler! Dilim damağım kurudu vallahi!” dedim gülümseyerek.
“Tabii var!” dedi. “Hatta buyurun ben size bir yorgunluk kahve- si yapayım. Ne dersiniz?”
“Allah razı olsun derim, ne diyeceğim?”
Dilek Hanım’la içeriye girdik ve masanın etrafına oturduk.
Biraz sonra mis gibi kahve kokusu yayıldı etrafa.
Dilek Hanım: “Emine Abla, Atilla Bey mutfağı denetlemeye geldi aslında. Sen de denetime dahilmişsin!” dedi gülerek.
Emine Abla “Dilek, önceden niye söylemedin? Biraz toparlar- dım ortalığı. Böyle dağınık dağınık!” dedi biraz panikleyerek. Eli ayağı birbirine dolaştı. Hemen tezgâhın üzerindeki bir iki bardağı apar topar lavaboya koydu.
Laf aramızda; mutfak öyle dağınık, pis falan değildi. Gayet
78
temiz, düzenli ve pırıl pırıldı.
Kahvemizi içtikten sonra teşekkür ederek çıktık. Denetime kal- dığımız yerden devam ettik.
İlk günün bitiminde biz firmadan ayrılıp otelimize geçtik.
Arkamızdan Emine Abla Dilek Hanım’ın yanına gidip denetimin sonucunu sormuş ve bir güzel fırçalamış:
“Bana niye söylemediniz mutfağa da gelineceğini? Biraz hazır- lık yapar ortalığı temizlerdim! Şimdi benim yüzümden o belge mi- dir iso mudur nedir, onu alamazsanız ne olacak?”
§
Denetim 3 gün boyunca devam etti. Emine Abla denetim eki- bindeki herkesin çayı, kahveyi hangi sıklıkta, hangi şeker oranında içtiğini daha ilk günden öğrenmiş ve üç gün boyunca hiç aksatma- dan çay kahve servisi yapmıştı bize.
Hatta yoğunluktan biz unutsak bile o ne zaman çay ne zaman kahve getireceğini çok iyi biliyordu. Akşam üstleri de çayın yanı- na kendi elleriyle yaptığı kurabiyelerden oluşan bir tabağı ilave ediyordu.
Denetim son derece başarılı ve keyifli geçmişti. Herkes yorgun ama neşeliydi.
Kapanış toplantısı vakti gelmişti. Açılış toplantısına katılan aynı ekip ile bu sefer kapanış toplantısı için toplandık.
Kapanış toplantısı için de aynı açılış toplantısında olduğu gibi, bir prosedürümüz vardır. Ne söyleyeceğimiz, hangi sırayla
79
söyleyeceğimiz bellidir.
Toplantıya bu prosedüre göre devam edeceğimizi söylerken Genel Müdür özür dileyip söz istedi:
“Atilla Bey, şimdi siz sonucu söyleyene kadar herkes kalp kri- zi geçirecek! Belgeyi aldık mı almadık mı diye heyecandan bayı- lacak herkes! Sonucu baştan söyleyemez misiniz?” diye sordu gülümseyerek.
Aslında yüzünden belli oluyordu, en heyecanlı olan oydu!
Diğer yöneticiler zaten aktif olarak denetimin içinde oldukların- dan ve sürekli olarak onlara geri bildirimde bulunduğumuzdan, durumu biliyorlardı.
“Olur tabii ki!” dedim. “Çok karmaşık bir durum yok as- lında. Denetim gayet başarılıydı. Zaten hiç uygunsuzluk da raporlandırılmadı.”
“Şu an belge almanıza engel bir durum gözükmüyor. Ama ofis incelemeleri de yapılıp dosyanız tamamlanmadan belgelendirme süreci tamamlanmış sayılmaz.”
“Heyecanı dindirebildiysek, müsaade edin prosedür doğrul- tusunda devam edeyim. Söylemeyi unuttuğum bir şey kalmasın!”
dedim.
“Çok teşekkür ederim! Heyecanımızı dindirdiniz, sevindirdiniz bizi. Tabii, buyurun, hepimiz sizi dinliyoruz!” dedi.
Ben denetimdeki bulguları özetledim. Belgelendirmeyle ilgili kuralları, bundan sonra yapılacakları anlatıyordum.
80
Tam o sırada hafifçe kapı çalındı ve içeriye elinde çay dolu tep- sisiyle Emine Abla girdi. Yine çıt çıkarmadan herkese çay servisi yapmaya başladı.
Genel Müdüre döndüm:
“Yani, Mithat Bey! Sonuç olarak ürettiğiniz ürünleri çok başa- rılı ve kaliteli bulmadık açıkçası. Fabrikanız da çok dağınık ve pis- ti. Gördüğümüz en derli toplu ve temiz yer ise mutfaktı. Çaylar ve kahveler de çok iyiydi. Sırf bu yüzden belge almaya hak kazandı- nız!” dedim gülümseyerek.
Herkes Emine Abla’ya laf attığımı anlamış ve bıyık altından gü- lümsüyordu. Emine Abla ise hiç yüzümüze bakmadı! Bizi hiç duy- mamış gibi çay servisine devam edip tepsisinde kalan son bir iki bardak çayı da masaya bıraktı ve dışarı çıktı.
Yüzündeki ciddiyeti gören açık kalp ameliyatı yapan bir cerrah sanabilirdi kendisini.
§
Aracımıza binip fabrikadan ayrılırken Emine Abla arkamızdan el sallıyordu. Bir sürahi de su döktü!
Birkaç gün sonra Dilek Hanım’la telefonda denetim raporları hakkında konuşuyorduk.
“Atilla Bey, kapanışta öyle dediniz ya! Emine Abla mutluluktan uçuyor!” dedi. Gülüştük.
“Belgeyi almamızda benim de katkım oldu ya, artık ölsem de gam yemem!” diyormuş.