• Sonuç bulunamadı

Veri Toplama ve Değerlendirme Süreci

4.2. Araştırmanın Yöntemi, Uygunluğu ve Sınırlılıkları

4.2.2. Veri Toplama ve Değerlendirme Süreci

Tez çalışması kapsamında annelerin deneyimlerinin değişkenliği ve anneliğe, tüketime, kutlama armağanlaşma pratiklerine ilişkin bu deneyimleri etkileyen unsurların çok farklı olması nitel araştırma tekniği olarak derinlemesine görüşmenin tercih edilmesine sebep olmuştur. Kümbetoğlu' na (2005) göre bir konuşma ve ilişkiyi başlatma sürecini kapsayan derinlemesine görüşme, Seale' e (2001) göre bireylerin içinde yer aldığı koşulları derinlemesine anlama çabası olarak karşılanmaktadır. Somers (1994) ise kişilerin yaşam tecrübelerinin eylemlerine yol gösterdiğine ve içinde bulunulan sosyo-kültürel bağlamın bireyin derinlemesine görüşme esnasında anlattıklarının içeriğini sosyal, kamusal ve kültürel açılardan şekillendirdiğine dikkat çekmektedir. Somers' tan hareketle; eylemlerimizin bir amacı ve niyeti olduğunu, ayrıca yaşanmış deneyimlerin, bugüne ve geleceğe ilişkin beklentileri çeşitlendirdiğini ve neticede kamusal ve kültürel etkilerden hareketle eylemlerin yeniden yapılandırılarak anlamlandırıldığını belirtmek mümkündür. Benzer bir şekilde Ribbens-McCarthy ve Edwards 2000 yılında gerçekleştirdikleri çalışmalarında derinlemesine görüşmelerin insanların normalde üretemeyeceği düşünümsel anlatılara yol açabileceğini öne sürmüşlerdir.

Çalışmada Baş ve Akturan' ın (2017) da önerdiği gibi açık uçlu ve keşif odaklı bir yöntem olan derinlemesine görüşme esnasında elde edilen veriler özgün şekillerine sadık kalınarak, bireylerin ifadelerinden doğrudan alıntılar yapılmış ve betimsel bir yaklaşımla

veriler aynen sunulmuştur. Bu doğrultuda katılımcıların anlatım bozuklukları da dahil olmak üzere hiçbir bir hatalarına müdahale edilmemiştir. Araştırmacı görüşmeler esnasında elde ettiği verilere ilave olarak gündelik hayatındaki araştırma konusuna ilişkin gözlemlerini de zaman zaman araştırmaya dâhil etmiştir. Bu bağlamda saha çalışması esnasında sosyal gerçeklik olduğu gibi kavranmaya ve anlaşılmaya çalışılmıştır. Dolayısıyla katılımcıların anneliklerine ilişkin algı ve yaşanmışlıklarına, kutlama, armağanlaşma pratiklerine ve annelik rolleri çerçevesinde gerçekleştirdikleri tüketim davranışına ilişkin tüm ayrıntıları ortaya çıkarabilmek için derinlemesine görüşme aşamaları titizlikle planlanmış ve görüşmeler sonrasında yeniden gözden geçirilerek olgunlaştırılmıştır.

Görüşmeler süresinde, Kvale (2007) tarafından nitel araştırma sürecinde gerçekleştirilen, derinlemesine görüşmeler için oluşturulmuş çalışma planı takip edilmeye çalışılmıştır. Bu doğrultuda ilk olarak; görüşme soruları temalaştırılmış, ardından tema ve alt temalardan oluşan bir form tasarlanmıştır. Çalışma kapsamında derinlemesine görüşme aşamasına geçmeden önce ilk etapta katılımcı olma koşullarına sahip iki olası katılımcıyla ön görüşme gerçekleştirilmiştir. Öncelikle seçilen kişilere görüşmeler yapılmadan önce çalışmanın amacı, kapsamı, içeriği hakkında genel bilgi verilmiştir. Ardından da yarı yapılandırılmış mülakat formu ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Bu katılımcıların önerileri, eleştirileri ve gerçekleştirilen görüşmenin içerimleri doğrultusunda soruların açık ve anlaşılırlığı, araştırma amacına uygunluğu sınanmış ve soru formunda gerekli değişiklikler yapılarak form son şekline getirilmiştir. Annelerin hamileliklerinden itibaren annelik ve çocuklarla ilgili kutlama ve armağanlaşma pratiklerini araştıran bu tez çalışmasında verilerin elde edilebilmesi için derinlemesine mülakat formu üç ana tema ve bu temalara bağlı olarak yapılandırılan alt temalardan oluşmuştur. (Bakınız: EK-2: Örnek Görüşme Formu)

1.ANNELİK DENEYİMİ

 Annelik deneyimi

 Anneliğin toplumdaki ve kadın hayatındaki yeri

 İdeal anne ve ideal annelik göstergeleri

 Annelik türleri

2.ANNELİK VE BERABERİNDE GELEN TÜKETİM ÖRÜNTÜLERİ

 Annelik ve tüketim ilişkisi

 Hamilelikte artan ya da değişen tüketim alışkanlıkları ve nedenleri

 Annelerin tüketim kararını etkileyen unsurlar

 Sosyal medya kullanımının annelerin kararlarındaki rolü

3.ANNELİK VE KUTLAMA, ARMAĞANLAŞMA PRATİKLERİ

 Annelerin kutlama ve armağanlaşma pratiklerinden haberdarlıkları

 Annelerin gerçekleştirdiği kutlama ve armağanlaşma pratikleri ve yaklaşımları

 Annelerin günümüz kutlama ve armağanlaşma pratiklerine bakışı

 Kutlama ve armağanlaşma pratiklerinin yarattığı görece baskı

 Annelik ve çocukla ilgili geleneksel ve modern kutlama ve armağanlaşma pratikleri

 Geleneksel ve modern kutlama-armağanlaşma pratikleri arasındaki benzeşim ve ayrışımlar

Yukarıda verilen temalar çerçevesinde gerçekleştirilen her görüşme katılımcının onayı ile ses kaydına alınmış ve müdahale edilmeksizin deşifre edilmiştir. Bu üç temanın dışında katılımcıların sosyal profillerini anlamaya yönelik yaş, eğitim düzeyi, sahip oldukları çocuk sayısı ve çocuklarının yaşları, evlilik süreleri ve gelir düzeyleri ile ilgili sorular yöneltilmiş ve katılımcı kriterlerine için uygun olan ve gönüllü olarak görüşmeyi kabul eden annelerle derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşmeler katılımcıların rızaları alınarak telefon, tablet ve bilgisayarlar aracılığıyla daha sonra deşifre edilmek üzere kaydedilmiştir.

Ayrıca görüşme esnasında araştırma konusuna ilişkin gözlemler daha sonra değerlendirilmek üzere not edilmiştir. Görüşme esnasında katılımcıyı yönlendirebilecek tutum ve davranışlardan kaçınılarak katılımcıların anneliklerine ve çocuklarına ilişkin kutlama ve armağanlaşma pratikleri olduğu gibi anlaşılmaya çalışılmıştır. Kvale (2007) araştırmacıları rollerine göre madenci ve seyyah olmak üzere iki şekilde gruplandırmıştır. Bu sınıflandırmada madenci pasif ve edilgen konumdayken seyyah katılımcıyla iş birliği içine girerek daha aktiftir. Bu doğrultuda araştırmacının seyyah profili ile uyumlu olduğunu belirtmek mümkündür.

Tez çalışması kapsamında verilerin toplanması sürecinde nitel araştırma etiğine uygun bir şekilde daha önce gönüllü olarak çalışmaya katılmayı kabul eden annelere çalışmada isimlerinin geçmeyeceği, ses kayıtlarının sadece araştırma dokümanı olarak kullanılacağı, görüşmelerin verilen numaralandırılmalarla anılacağı bilgileri verilmiştir. Böylece derinlemesine görüşme aşamasına geçmeden önce araştırmacı ve katılımcı arasındaki güven sağlanmış ve katılımcının araştırmaya aşinalığı oluşmuştur. Katılımcıların annelik konusundaki deneyimlerini anlayabilme girişiminde onların gerçek duygu ve düşüncelerini paylaşabilmek, kendilerini rahat ve samimi bir ortamda hissetmeleri için King' in (1994)

“sosyal bariyerleri ortadan kaldırma” olarak tanımladığı bir görüşme ortamı sağlanmaya özen gösterilmiştir.

Gerçekleştirilen derinlemesine görüşmelerle annelerin kendi perspektiflerinden anneliğe, kutlama, armağanlaşma pratiklerine, annelik rolleri çerçevesinde gerçekleştirdikleri

tüketim davranışına yaklaşımlarını değerlendirmeleri, deneyimlerini diğer annelerin uygulamaları ile kıyaslayarak yorumlamaları ve içinde bulundukları bu durumun tüketim davranışlarını nasıl şekillendirdiğini olduğu gibi paylaşmaları sağlanmaya çalışılmıştır. Bu doğrultuda katılımcıların diğer annelerin deneyimlerine hangi kanallardan ulaştıkları da araştırılarak bu konuda sosyal medyanın kullanım yaygınlığı irdelenmiştir. Çünkü katılımcıların daha çok sosyal medya aracılığı ile "farklılık" ve "takdir edilme" algılarını yapılandırdıklarına ve tüketim seyirlerindeki değişimi, görece farklı ve ideal noktaları vurguladıklarına inanılmaktadır. Kant' ın beğeniler aracılığıyla "farklılaştırmak" ve "takdir edilmek" üzere edinilmiş yatkınlıklar oluşturulduğuna dair düşüncesi bu yaklaşımın çıkış noktası niteliğindedir. Dolayısıyla tüketim mal ve hizmetleri, tüketim tercihleri toplumsal farklılıkları görünür kılmanın en yaygın yolu olarak karşımıza çıkmakta ve bu durum günümüzde sosyal medyadan okunabilmektedir.

Görüşmeler, Strauss ve Corbin' in (1998) dört aşamalı kuramsal analiz yöntemine dayanılarak analiz edilmiştir. Bu doğrultuda öncelikle betimsel analiz için bir çerçeve oluşturulmuştur. Bu genel çerçeve oluşturulurken tüm görüşmeler katılımcıların genel deneyimlerini ve veriler arasındaki alt temaları tespit edebilmek için defalarca okunmuştur.

Böylece çalışmanın temaları belirginleşmiş (Annelik-tüketim-kutlama ve armağanlaşma ritüelleri) ve anne olduktan sonra kadınların değişen tüketim alışkanlıklarını kutlama ve armağanlaşma ritüelleri özelinde irdelemek için ana temalara bağlı alt temalar oluşturulmuştur. Daha sonra bulgular tanımlanmıştır. Üçüncü aşamada annelerin ifadeleri ana ve alt temalar doğrultusunda analiz edilmiş ve düşüncelerin benzerliğine göre gruplandırılmıştır. Son aşama olan dördüncü aşamada annelerle gerçekleştirilen derinlemesine görüşmelerden elde edilen veriler, tematik olarak gruplandırılmış ve literatür eşliğinde, hermeneutik yaklaşım ile yorumlanmıştır.

Derinlemesine görüşme söz konusu olduğunda araştırma neticesinde nesnel, ölçümlenebilir veriler elde etmek amaçlanmamaktadır. Bu çalışma için temel amaç kadınların annelik rolüne atfettikleri anlamı, bu rolü yaşama esnasında karşılaştıkları çelişkileri, annelikle birlikle değişen tüketim pratikleri ile özellikle gerçekleştirdikleri kutlama ve armağanlaşma ritüellerinin annelik deneyimlerini nasıl etkilediğini anlayıp yorumlamaktır.

Annelerin tercih ettikleri bir mekânda ve çoğunlukla kendi evlerinde gerçekleştirilen derinlemesine görüşmelerin yaklaşık 10 aylık bir zaman dilimine yayılmış ve ilk görüşme Haziran 2016 da gerçekleştirilmiştir. Görüşmeler her katılımcı ile ayrı ayrı, ses kayıt cihazından yararlanılarak ve katılımcıların şeffaflık, samimilik ve çekingenlik durumlarına göre 30 dakika ile 50 dakika arasında sürmüş, bu süre katılımcıların sürekli çocuklarıyla

ilgilenmeleri gibi gerekçelerle zaman zaman 2 saate kadar çıkmıştır. Temel çalışma konusu doğrultusunda temalara ayrılmış görüşme sorularına geçmeden önce katılımcılara demografik olarak nitelendirilebilecek sorular yöneltilmiştir. Görüşme sırasında katılımcılara ilişkin gözlemler ve kayıtlar çözümlenirken ses tonlarına yansıyan heyecan, çelişki, kararsızlık gibi duygular da katılımcı dosyalarında not olarak yerini almıştır. Derinlemesine görüşme esnasında etkileşimci ve iletişimsel bir yaklaşım benimsenerek katılımcıların gerçek bir ilişki ortamında kişisel dünyalarını yansıtmaları amaçlanmıştır. Ayrıca çalışmada veri zenginliğini sağlayabilmek için hem derinlemesine görüşmeler esnasında hem de görüşme öncesinde hem de görüşme süresince gözlemler gerçekleştirilmiştir.

Miller' e (2010) göre görüşme, mülakat ve anlatılar aynı zamanda sosyal bir etkileşim olarak karşımıza çıkmaktadır, bu sayede bazı açılardan verilen cevapları şekillendirir ve ortaya çıkan malzeme katılımcı ve araştırmacını ortak yapımı olur. Bu doğrultuda süreç neticesinde elde edilen verilerin yorumlanması araştırmacıya dayalıdır ve araştırmacının bu verileri güvenilir olarak, inandırıcı bir şekilde, olduğu gibi yansıtma sorumluluğu bulunmaktadır. Dolayısıyla tarafımca gerçekleştirilen bu çalışmada yorumlarımdan sorumlu tutulacağımın bilincinde olduğumu da belirtmek istemekteyim.