• Sonuç bulunamadı

Uzan Medya Grubu

Belgede of DSpace - Akdeniz Üniversitesi (sayfa 157-165)

3.2. Medya Sektöründe 2002-2020 Yılları Arasındaki Yapılanma Süreci ve Dönemin

3.2.1. Türkiye’de 2002 Yılında Medya Mülkiyeti

3.2.1.3. Uzan Medya Grubu

tercih edilmediği için medyada anaakım düzeyinde değerlendirilebilecek bir kuruluşa sahip değildir. Bu nedenle dengeli bir politika sürdürdüğü söylenebilir. 2011 yılında Türkiye’nin anaakım televizyonlarından olan Star TV’yi satın aldıktan sonra iktidar ile olan ilişkiler belirgin bir biçimde görünürlük kazanmıştır. Doğuş Grubu ve AK Parti iktidarı arasındaki ilişki büyük ölçüde “kazan kazan” ilkesi çerçevesinde olduğunu söylemek doğru olacaktır.

Medya dışında birçok sektörde yatırımı olan grubun hükümetle doğrudan muhatap olmak durumundadır. Bunun yanı sıra AK Parti’nin medya konusundaki tutumu da ortadadır.

Özellikle 2007 seçimlerindeki başarı ve sonrasında inşa edilmeye çalışılan hegemonik yapıda medyaya biçilen role uyum sağlamamak risk almak anlamına gelmekteydi. Bu doğrultuda Doğuş Medya Grubu medyada holdingleşmenin gazetecilik mesleğine olumsuz etkilerine verilebilecek bir örnektir. Chomsky’nin “iktidarla kapışmaya girmek pahalıya mal olan bir iştir, buna karşılık resmi söyleme katılmanın bir bedeli yoktur” olarak ifade ettiği medya düzeninin özeti niteliğindir. Doğuş Grubu 2019 yılında şirket borçlarının yüksek olmasından dolayı bankalarla anlaşarak borç yapılandırması yapmış fakat 2020 yılında patlak veren Covid-19 pandemisinin de etkisiyle ödeme planına sadık kalamamıştır. Bu sebeple tekrar yapılandırmaya giden Doğuş Grubu günümüzde mali anlamda sıkıntılı bir sürecin içinden geçmektedir83. Doğuş Grubunun bu mali tablo içerisinde medya aracılığıyla hükümete muhalif bir politika izlemesi mümkün değildir.

satın alınmasıyla bankacılık sektörüne de giriş yapan Uzan ailesi 1980’li yıllarda yükselişine devam etmiştir. Bu yükseliş Türkiye’nin neoliberalizmle tanıştığı yıllara denk düşmektedir.

Bu tarihlerde şirketin ilerleyen yıllarda en tanınmış yüzü olacak Cem Uzan da iş dünyasında görünür hale gelmeye başlamıştır. Siyaset ile kurulan yakın ilişkilerin göstergelerinden biri de Türkiye’de kurulan ilk özel televizyon kanalının (Star 1) Cem Uzan ve dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın oğlu Ahmet Özal ortaklığında kurulmasıdır. Kanalın kurulmasından önce de Ahmet Özal İmar Bankası’nda danışmanlık yapmaktadır. Türkiye’de özel televizyon kanalı kurma yasak olmasında rağmen İnterstar yasal boşluklardan yararlanarak (yurtdışı uydular kullanılarak tamamen yabancı bir TV kanalı gibi) kurulmuştur.

Bu yöntem Türkiye’de özel televizyonların kurulmasında bir yol açmış ve ardı sıra açılan özel televizyon kanallarının çokça rağbet görmesiyle 1994 yılında özel TV kanalının önündeki yasal engeller kaldırılmıştır. Bir nevi fiili durum yasallaştırılmıştır denilebilir. Siyasetle olan yakınlık Star 1’in ANAP’ın propaganda aracına dönmesine neden olmuş fakat 1991 yılında ANAP’ın muhalefete düşmesiyle birlikte Uzan Grubu daha önce de yakın ilişkileri olan ve dönemin Başbakanı olan Süleyman Demirel’e yaklaşmaya başlamıştır. Siyasette yaşanan eksen değişimi Özal ve Uzan ortaklığının da sonunu getirmiştir. İlk olarak televizyon binasındaki odası boşaltılan Ahmet Özal daha sonra binaya alınmamış ve devamında açılan davalar karşılıklı suçlamalarla devam etmiş ve Turgut Özal’ın vefatının ardından ortaklık karşılıklı anlaşma yoluyla sonlandırılmıştır. Mahkemelerin sürdüğü dönemlerde oluşan olumsuz atmosfer ile medyaya İmar Bankası’nın batacağı haberleri servis edilmiş ve o dönem yüksek faizlerle toplanan vadeli mevduatlar mudiler tarafından vade dolmadan çekilmiş ve Uzan Grubu bu durumdan maddi anlamda oldukça kârlı çıkmıştır. Vadeli hesaplardan panikle çekilen paralar sonucunda ciddi bir faiz yükünden kurtulmuş ve elde edilen gelirlerle de farklı alanlarda yatırımlarını sürdürmüşlerdir (Şener, 2004: 30-38).

1990’lı yıllarda enerji ve GSM alanında yapılan yatırımlar Uzan Grubunun büyümesinde önemli bir paya sahiptir. Yine bu dönemde Uzan Grubunun, S. Demirel ile ve dolayısıyla DYP ile kurulan ilişkiler neticesinde özelleştirmelerde ciddi bir biçimde yıldızı parlamıştır. Özelleştirilen çimento fabrikalarını rekabet yasasına takılmamak için kurulan paravan şirketlerle alan Uzan Grubu bu alanda neredeyse tekel konumuna erişmiştir. Enerji alanında da ÇEAŞ ve Kepez Elektrik’te de çeşitli yöntemlerle hisseler toplanarak söz sahibi olunmuştur. Bu şirketlerden elde edilen gelirlerle yasal olmamasına rağmen farklı alanlarda yatırımlar yapılmış ve çeşitli yöntemlerle şirket sürekli olarak zararda gösterilmiştir. Yapılan usulsüzlükler defalarca incelemeye alınmış ÇEAŞ sözleşmesinin iptali yönündeki kararı dönemin bakanı imzalamamıştır. Daha sonra sözleşmenin iptali için 88/13314 sayılı Bakanlar

Kurulu Kararname dönemin Cumhurbaşkanı S. Demirel tarafından geri iade edilmiştir ve ÇEAŞ ile ilgili iddiaların belgeleriyle gönderilmesini talep etmiştir. Kararnamenin ekinde Enerji Bakanlığı ve SPK’nın tespitleri yer almasına rağmen kararnamenin iade edilmesi veya Bakan’ın sözleşmeyi iptal kararını imzalamaması siyaset ve sermaye ilişkilerinin neden olabileceği olumsuzlukları gözler önüne sermektedir (Şener, 2004: 90-102).

ÇEAŞ ve Kepez Elektrikte yapılan usulsüzlüklerin birkaç boyutu bulunmaktadır.

Bunlardan biri SPK inceleme yapacağı zaman verilerin saklanmasıdır. Bir diğeri ise şirketlere ait paranın düşük faizle İmar Bankası’nda tutulmasına karşılık bankadan şirketlere yüksek faizli krediler verilmesidir. Bunun gibi çeşitli yöntemlerle devlet ve şirket hissedarları gelir kaybına uğramış bu konuda birçok soruşturma açılmasına rağmen bir şekilde soruşturmaların sonu gelmemiştir.

Uzan Grubunun büyümesinde kayda değer bir paya sahip olan Telsim’de de sermaye siyaset ilişkilerinin rolü vardır. Örneğin 1993 yılında PTT ile iki ayrı konsorsiyum (Telsim ve Turkcell) imzalanan Gelir Paylaşımı sözleşmesine göre devlet abone sayısı 400 bine çıkana kadar yeni ihale açamayacaktır maddesi konulmuş fakat 1996 yılında 700 bini bulan abone sayısına rağmen çeşitli gerekçelerle yeni ihale açılmamıştır. 2000 yılında abone sayısı 14 milyon 970’e ulaşıncaya kadar da tekrar bir ihale yapılmamıştır. Telsim üzerinden Motorola ve Nokia’dan alınan kredilerin de kişisel hesaplara aktarılması ve borcun ödenmemesi gibi nedenlerle davalar açılmış ve Uzan Grubu bu davalar neticesinde haksız bulunmuştur.

ABD’de açılan davada Uzan Grubunun Motorola ve Nokia’ya 4.2 milyar dolar para cezası ödemesine karar verilmiştir (Şener, 2004: 120-40). 2002 Temmuz ayında tamamlanan davada Motorola ve Nokia şirketleri Uzan Grubu’nu dava etmeden önce Türkiye’deki faaliyetlerini araştırmış ve yapılan usulsüzlükleri dava dosyasına ekletmiştir. Yani seçimlere giden süreçte ortaya çıkan iddialar, 2002 seçimleri sonrasında seçilecek hükümet için uğraşılması gereken dosyalar arasında yer almaktadır.

Uzan Grubu davaların sonuçlanma aşamasına gelindiğinde şirketin 46. yılı kutlamalarını organize etmiş ve bu kutlamalar kısa zaman içerisinde siyasi yöne evirilmeye başlamıştır. Bu tarz kutlamaların genellikle 5, 10, 15, 35 vs. tarihlerde yapılır, o nedenle 46.

yıl kutlaması da bir anlamda düşündürücüdür. Bu kutlamalarda Cem Uzan kimliği ön plana çıkarılmış ve kutlamalarda sahnede yaptığı konuşmalarla dikkatleri üzerine çekmiştir.

Konuşmalarında Türkiye’nin meselelerine değinen “özellikle toplumun hassasiyet gösterdiği konulara” değinmiştir. 2001 krizinde olumsuz tepkiler alan kurumlardan biri olan IMF’yi hedef gösteren açıklamalar yapan Cem Uzan dikkatleri üzerine çekmiştir. Bu kutlamaların ve dolayısıyla Cem Uzan’ın konuşmalarının Uzan Grubu’na ait televizyonlarda canlı

yayınlanması ve kendine ait medya platformlarında sıklıkla gündeme alınması siyasete girişin ön hazırlığı niteliğindedir (Şenel, 2019:52). Nitekim 10 Temmuz 2002 tarihinde “Star, Show TV, NTV, TV 8, Kanal 6, Star 2, Haberturk, Number1, Skyturk, M-1, Best TV, Flash TV, Bursa AS TV, Ege TV, Tatlıses TV, Adana Tempo TV, Trabzon Zigana TV” kanallarında yayınlanan bir konuşmasında Genç Parti’yi kurduğunu açıklamıştır. Yeni bir parti olmasından dolayı il örgütleri yeterli bulunmayan Genç Parti seçimlere katılma hakkı elde etmek için Yeniden Doğuş Partisi ile birleşerek seçimlere girmeye hak kazandı. Seçim kampanyalarında elinde bulundurduğu medya şirketleri etkin bir propaganda aracı olarak kullanma, Telsim üzerinden abonelere kısa mesajlar gönderme gibi yöntemler uygulanmıştır. 3 Kasım 2002 seçimlerine Cem Uzan kısa zaman içerisinde kayda değer bir oy (%7.25) almasına rağmen seçim barajı engeline takıldığı için meclise girememiştir (Türk, 2007:5).

Seçim sonrasında Cem Uzan Uzan Grubu’na ait medya kuruluşlarını etkin bir biçimde kullanarak tek başına iktidar olan AK Parti’ye karşı sert bir muhalefet başlatmıştır. AK Parti hükümetinin elinde ise Uzan Grubunun üzerine gidecek yeterli malzeme bulunmaktadır. 13 Mayıs 2003 tarihinde ÇEAŞ ve Kepez’e el konularak Uzan Grubu’ndan alınmış, bu el koymayı diğerleri takip etmiştir. 13 Aralık 2003 tarihine gelindiğinde el konulan şirket sayısı 200 küsüre ulaşmıştır. Bu şirketlerin çoğu TMSF’nin kontrolüne geçmiştir. Bu dönemde farklı nedenlerle el konulan çeşitli şirketlere ait medya kuruluşları TMSF’nin kontrolüne geçmiş ve TMSF Türkiye’nin en büyük medya şirketlerinden biri haline gelmiştir (Adaklı, 2013: 562).

Gazeteler:

Tablo 3.8 Uzan Grubuna Ait Gazeteler (1979-2018) 84

Adı: Kuruluş Biçimi: Mevcut Durumu:

Yeni İstanbul 1965 yılında Habib Edip Törehan’dan satın alınmıştır.

1981 yılına Kemal Uzan tarafından satılmıştır.

Star Gazetesi Cem Uzan'ın sahibi olduğu Ulusal Basın Gazetecilik Matbaacılık ve Yayıncılık Sanayi A. Ş.

bünyesinde 1999 yılında kurulmuştur.

2004 yılında TMSF tarafından el konulmuştur. İleriki tarihlerde birkaç defa el değiştirmiştir. 2019 yılından beri dijital olarak yayınlarına devam etmektedir.

84 Bu tablonun hazırlanmasında kullanılan kaynaklar: (Kuyucu, 2013: 566) (https://tr.wikipedia.org/wiki/Star_(gazete).

Kuyucu, 2012: 154.

Televizyon Kanalları

Tablo 3.9 Uzan Grubuna Ait Televizyon Kanalları (1989-2004)

Adı: Kuruluş Biçimi: Mevcut Durumu:

Star TV 1989 yılında Magic Box TV

olarak kuruldu. Daha sonra sırasıyla Star 1, Star TV adlarını aldı.

2004 yılında TMSF tarafından el konulmuştur. 2005 yılında TMSF tarafından Doğan Medya Grubuna satılmış, 2011 yılında ise Doğan Medya Grubu tarafından Doğuş Medya Grubuna satılmıştır. Halen Doğuş Medya Grubu çatısı altında yayınlarını sürdürmektedir.

Teleon 1992 yılında Uzan Grubu

tarafından kurulmuştur. 1994’de kapatılmış 1999 yılında tekrar yayına başlamıştır.

2002 yılında yayın hayatına son verilmiş yerine Star 2 getirilmiştir.

Kral TV 1994 Yılında Cem Uzan

tarafından kurulmuştur.

Türkiye’nin ilk video müzik kanalıdır. Bünyesinde Kral Pop, Kral Arabesk gibi müzik türlerine göre TV kanalları kurulmuş zaman içerisinde bunlar kapanmıştır.

2004 yılında TMSF tarafından el konulmuştur.

Kanal 6 1992 yılında Ahmet Özal

tarafından kurulmuş, birkaç defa değiştirmiş ve 2001 yılında Uzan Grubu tarafından satın alınmıştır.

2003 yılında Hayyam Garipoğlu’na satılmıştır.

Uzan Grubu’na ait televizyon kanallarında zaman zaman aynı frekansı kullanarak birbirlerinin yerine yayınlar yapılmıştır. Örneğin yayın cezası alındığı zamanlarda ceza alan kanaldaki programlar diğer kanallarda yayınlanmıştır.

Radyolar:

Tablo 3.10 Uzan Grubuna Ait Radyo İstasyonları (1992-2004)85

Adı: Kuruluş Biçimi: Mevcut Durumu:

Süper FM 1992 yılında Uzan Medya Grubu tarafından kurulmuştur.

2004 yılında TMSF tarafından el konulmuştur. Günümüzde Karnaval Medya Grup çatısı altında faaliyetlerini sürdürmektedir.

85 Bu tablonun hazırlanmasında kullanılan Kaynaklar:

https://tr.wikipedia.org/wiki/Star_Medya_Grubu.

Joy FM 1993 yılında Uzan Meyda Grubu tarafından kurulmuştur.

2004 yılında TMSF tarafından el konulmuştur. Günümüzde Karnaval Medya Grup çatısı altında faaliyetlerini sürdürmektedir.

Kral FM 1993 yılında Uzan Medya Grubu tarafından kurulmuştur.

2004 yılında TMSF tarafından el konulmuştur. 2008 yılında Doğuş Medya Grubu tarafından TMSF’den satın alınmıştır.

Günümüzde Doğuş Medya Grubu çatısı altında yayınlarını sürdürmektedir.

Metro FM 1993 yılında Uzan Medya Grubu tarafından kurulmuştur.

2004 yılında TMSF tarafından el konulmuştur.

Rock FM 1998 yılında Uzan Medya Grubu tarafından kurulmuştur.

2004 yılında TMSF tarafından el konulmuştur.

Radyo Alaturka 2002 yılında Uzan Medya Grubu tarafından kurulmuştur.

2004 yılında TMSF tarafından el konulmuştur.

Türkiye’de özel radyoların kuruluş öyküsü özel televizyon kanallarının kuruluşları ile aynı süreçlerden geçmiştir. Uzan Grubu Star Medya Grubu atında yukarıdaki tabloda yer alan radyo kanalları dışında Lokum FM, Radyo Blue, Ritmo Latino kanalları da kurulmuş bunlar zaman içerisinde kapatılmıştır.

Dergiler:

Uzan Medya Grubu bünyesinde yayımlanan dergiler Kral Magazin, Kral Müzik gibi dergiler faaliyet göstermiştir.

Medya Alanındaki Diğer Yatırımlar:

Ulusal Basın Gazetecilik (1999)

Birikim Gazetecilik ve Matbaacılık (1998) Park Medya Filmcilik (1999)

Medya Park Yayıncılık (1995) Medya Pazarlama (1999)

Ulusal Medya Haber Ajansı (Kuyucu, 2012: 440.)

Uzan Grubu medyanın her alanında yatırımlar yapmış ve bu yatırımların birçoğu grubun şirketlerine el konulan 2004 yılına kadar faal bir şekilde yayınlarını sürdürmüştür.

Uzan Grubu aynı zamanda bankacılık, inşaat, telekomünikasyon, Finans vs. birçok alanda yatırımları olan ve bu sektörler altında çeşitli şirketleri olan bir gruptur. Bu yönüyle çapraz mülkiyet ilişkilerine verilebilecek en iyi örneklerden biridir. 2004 yılında kısa süre içerisinde bu şirketlerin tamamına el konulmuş ve grubun faaliyetleri böylece sonlanmıştır.

3.2.1.3.1. Uzan Medya Grubu-AK Parti, İlişkileri ve Grubun Tasfiyesi

2002 yılı seçimlerinde AK Parti’nin seçimlerde yarıştığı partilerden biri olan Genç Parti, Cem Uzan liderliğinde seçimlerde barajı geçemese de dikkate değer bir oy (% 7.25) almıştır. Seçimden sonra iktidara gelen AK Parti ile Cem Uzan arasında siyasi rekabetin yanı sıra Uzan Grubunun ÇEAŞ, Kepez, İmar Bankası gibi problemli konular vardır. ÇEAŞ ve Kepez hakkında muhtelif zamanlarda SPK ve ilgili bakanlıklar tarafından birçok dosya hazırlanmış fakat bu konuda yapılacak işlemler hep bir yerde takılı kalmıştır. Bunun yanı sıra Motorola ve Nokia’nın açtığı davalarda ortaya konulan usulsüzlükleri içeren dosyalar da mevcuttur. Cem Uzan siyasete girdikten sonra Uzan Grubu’na ait medya kuruluşlarındaki haklarını Hakan Uzan ve Kemal Uzan’a devretmiş olsa da bu medya kuruluşları Genç Parti’nin medya organı gibi hareket etmeyi sürdürmüştür. 12 Mayıs 2003 tarihinde ÇEAŞ ve Kepez’e el konulduğu haberleri çıkmış ardından Bakanlar Kurulu kararıyla Haziran ayında imtiyaz sözleşmeleri sonlandırılmıştır. Dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in kararnameyi imzalaması ile el koyma süreci nihayete ermiştir. Bu karardan bir gün sonra Star Gazetesi’nde Recep Tayyip Erdoğan’a hitaben “Buna mı gücün yetiyor KALLEŞ” manşeti ile cevap verilmiş ve olayın nedeninin siyasi olduğu belirtilmiştir. ÇEAŞ ve Kepez’e el konulmasından sonra oluşan atmosferde Uzan Grubu’na İmar Bankası’ndan mevduat çıkışları olmuştur. 3 Temmuz 2003 tarihinde BDDK tarafından yerine getirilmesi gereken yükümlülüklerin vadesinde yerine getirilmemesi, alınması gereken tedbirlerin alınmaması nedeniyle 4389 sayılı Bankalar Kanunu çerçevesinde bankacılık yapma ve mevduat kabul edilme izni kaldırılmıştır. 5 Temmuz 2003 tarihinde ise İmar bankası TMSF’ye devredilmiştir. İmar Bankası’na el konulmasının ardından TMSF bankanın borçlarını da üstlenmiş fakat banka incelemeye alındığında kayıtların silinmesi Uzan Grubu’na ait Merkez Yatırım A. Ş. Tarafından İmar bankası için yapılan yazılım sayesinde bir dizi usulsüzlük tespit edilmiştir. İmar Bankasında bu yazılım sayesinde çifte kayıt sistemi kurulmuş BDDK’ya bildirilen mevduatın (750 trilyon) çok üzerinde mevduat (8.5 katrilyon) para toplandığı ortaya çıkmıştır. Bunun yanı sıra banka tarafından yapılan yazışmalar, işlemlerin birçoğu sistemden silinmiştir. İmar Bankası’nda tespit edilen usulsüzlük üzerine Uzan ailesinin üyeleri ve Uzan Grubu’nda üstü düzey yönetici olarak çalışanların da mal varlıklarına tedbir konulmuştur (Şener, 164-242).

İmar Bankası mevduatların mudilere ödenmesi yükümlülüğü bankanın TMSF’ye devredilmesi sonucunda TMSF’ye geçmiştir. Fakat üstlenilen borcun mevduat hesaplarında gösterilenden çok fazla olması ve borçların ödenme yükümlülüğünün bulunmasından dolayı Uzan Grubu şirketlerinin tamamına el konulmuştur. “TMSF tarafından 219 şirketi barındıran

medya, GSM şirketi, çimento ve diğerleri olmak üzere 4 ayrı gruba 5'er kişilik 'kayyum' (belli bir malın yönetilmesi veya belli bir işin yapılması için görevlendirilen kişi) ataması yapıldığı kaydedildi

.

86

El konulma sürecinin başından itibaren Uzan Grubu medya organlarında birçok yayın yapılmış ve bu yayınlarda sürecin siyasi nedenlerle olduğu vurgulamıştır. Cem Uzan seçim sürecindeki sert üslubunu seçim sonrasında da sürdürmüştür. Özellikle gruba ait şirketlere el konulmaya başladığından bu söylemler daha da sertleşmiştir.

Uzan Grubu ve AK Parti ilişkileri siyasi açıdan incelendiğinde iki parti arasında rekabet olduğu açık olmakla birlikte alınan oylar arasında büyük fark olduğu da bilinmektedir.

Hatta Genç Parti aldığı oy ile meclise giremediği gibi oyları bölmek suretiyle iki büyük partinin de (MHP, DYP) meclis dışında kalmasına neden olmuş ve %34’lük bir oy almasına rağmen seçim sistemi sayesinde AK Parti’nin tek başına iktidar olmasına yol açmıştır. Bu anlamda 2002 seçimlerinde Genç Parti’nin varlığı AK Parti açısından oldukça faydalı bir sonuç doğurduğu söylenebilir. Fakat üzerinde durulması gereken diğer husus ise Genç Parti’nin birkaç ay içerisinde %7.25 gibi ciddi bir oy oranına sahip olması gelecekteki seçimlerde onu AK Parti karşısında potansiyel bir rakip kılmıştır. AK Parti iktidara geldikten kısa bir süre sonra Uzan Grubunun ihtilaflı meselelerinin üzerine gitmekten çekinmemiş ve Uzan Grubu da yapılan usulsüzlüklerle AK Parti iktidarına bu fırsatı vermiştir. Uzan Grubu’na ait İmar Bankası’nda yapılan incelemelerle başlayan süreç gruba ait tüm varlıkların TMSF’ye devri ile sonuçlanmıştır. Böylelikle hem bir siyasi rakip ortadan kaldırılmış hem de sermaye grupları üzerinde yeni bir düzenleme yapılmıştır.

Çalışmanın birinci bölümünde de belirtildiği gibi Türkiye’de sermayenin ortaya çıkması, genişlemesi büyük oranda devlet sayesinde olagelmiştir. Cumhuriyet tarihinde ortaya çıkan büyük sermaye grupları incelendiğinde bu değerlendirme somutlaşmaktadır (Buğra ve Savaşkan, 2015: 24-35). Devletin sermaye sınıfı üzerinde belirleyici bir aktör olduğu savı kabul edildiğinde onu sadece ortaya çıkarırken değil ortadan kaldırırken de belirleyici olabileceğini kabul etmek gerekir. AK Parti, Uzan grubunun tasfiyesinde taviz vermeyen bir tutum sergilemiş ve devleti yönetmekten aldığı güç ile bunu gerçekleştirebilmiştir. Uzan Grubunun sermayesi büyürken önceki hükümetlerle olan ilişkileri nasıl belirleyici olmuşsa tasfiye sürecinde de bu ilişkinin niteliği aynı şekilde belirleyici olmuştur. Uzan Grubu’na ait medya kuruluşlarına da bu tasfiye sürecinde el konulmuş daha sonra TMSF tarafından satılmıştır. Bu anlamda Uzan Grubu’na ait medya kuruluşlarının tasfiyesinde, AK Parti iktidarı döneminde medyanın dönüşümünde kullandığı müdahale yöntemlerinden, “TMSF yoluyla medyanın farklı şirketlere satılması” olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

86 “Uzan Grubuna el konuldu”, Hürriyet Gazetesi, 14. 02. 2004,

Belgede of DSpace - Akdeniz Üniversitesi (sayfa 157-165)