• Sonuç bulunamadı

Turner: Beden Sosyolojisi Kuramına Doğru

I. BÖLÜM

1.5. Kuramsal Açıdan Beden Sosyolojisi

1.5.2. Turner: Beden Sosyolojisi Kuramına Doğru

Bourdieu güç ve tahakküm ilişkisinin aynı zamanda belli çelişkiyi ve paradoksal ilişkiyi taşıdığını söyleyerek, Virgina Woolf’un “Deniz Feneri” adlı romanından referans verir.

Deniz Feneri” adlı çalışma simgesel tahakkümün feminist eleştirinin nerdeyse her zaman yok saydığı bir boyutu üzerinde durur. Yani “tahakküm edenlerin tahakküm yoluyla tahakküme uğraması.” Her erkeği hakkındaki egemen temsile zorlayan bir kadın bakışı vardır.

Bu durum kadının ve erkeğin, gerek toplum içinde gerekse evlilik kurumu içindeki statüsünü belirler. Erkekler simgesel iktidarını koruyarak evliliğin aktif birer öznesiyken kadınlar ise pasif birer nesnesidir. Kadınları simgesel iktidardan uzak tutan, onları birer nesne konumuna düşüren, simgesel mübadele ekonomisi içindeki değeridir. Kadınlar “bekâret ve edeple tanımlanan kadın faziletine ilişkin erkek idealine uyarak, fiziksel değerlerini ve cazibe güçlerini artırmaya has bedensel ve kozmetik özellikleri donanarak, simgesel değerlerini korumak için sürekli uğraşmaya zorlanır.”92

Bourdieu’ya göre kadın ile erkek arasındaki tahakküm ilişkisi, evliliğin ve akrabalığın toplumsal inşasında yani özne-nesne, eyleyici ile aracın asimetrisi üzerine kuruludur.

Erkeklerin tahakkümünün dönüşen üretim tarzlarına rağmen sürmesi, ekonomik malların özerkliğiyle ilgilidir. Kadınların kurtuluşu ise içselleştirilmiş yapılar ile nesnel yapılar arasındaki doğrudan uyumu, pratikte koparmaya çalışan kolektif bir eylem ile gerçekleşebilir.

Bu kolektif eylem aynı zamanda kendilerine biçilen simgesel değeri ve bu değerin anlamını yıkacaktır.93

güçtür. Dolayısıyla hala genel bir beden kuramından yoksun olduğumuzu söyler. Bu yüzden Turner, kuramsal bir bakış açısından yola çıkarak genel bir beden kuramının sistematik taslağını oluşturmak için bazı öneriler ortaya atar. Beden kuramının genel taslağının şu özellikleri içermesi gerekmektedir;94

- Bedenin cismanilik (corporeality), duyarlılık ve nesnellik olarak sistematik muğlaklığını açıklama yöntemi sağlayacak beden kazanma (embodiment) kuramı hakkında gelişkin bir anlayış ortaya koymak,

- Beden kazanmış bir aktör anlayışı, beden imgesinin toplumsal alanda nasıl işlediği konusunda kapsamlı bir görüş ortaya koymak ve beden imgesi ile toplumsal konumlar arasındaki ilişkinin analizi yapmak,

- Bedenlerin karşılıklılığının zaman boyutunda sosyolojik bir değerlendirmesi yani beden kazanmanın toplumsal (communal) doğasına ilişkin bir anlayış,

- Tarihsel bir beden ve onun kültürel formasyonu anlayışı, yani bir uygarlaşma süreci ve beden kuramı.

Turner yukarıda sıraladığı beden kuramının genel taslağında beden kazanma (embodiment) fikrine ayrı bir önem atfetmektedir. Bunu “Bizler bedenlere sahip değiliz, daha çok özel tipte insanlar olarak beden kazanmaktayız95 sözleriyle vurgular. Bireyin beden kazanması tarihsel bir yaratıdır. Bu yaratılar ise çağdaş beden yaklaşımının ve modern tüketim yaklaşımının içinde örtük halde karşımıza çıkar. Beden kazanmayı öne süren analizlerin temel kavramsallaştırmalarına bakacak olunursa, toplum; toplumsal varoluş sorununa yönelen beden kazanmanın doğasından toplumsal aktörün doğasına, toplumsal alışveriş ve karşılıklılık düzeyine ve genel tarihsel, kültürel formasyonlar düzeyine kadar uzanır.

Beden kazanma hakkındaki tartışmaların kuramsal temellerini 19. yüzyıl sosyal bilim modellerinin temelini oluşturan Weber’in eylem sosyolojisine, 1950’lerden itibaren ise çağdaş kurama, Parsons’ın toplumsal eylem kuramına, rasyonel aktör kuramına, Alman felsefe geleneğinin Körper ve Leib tartışmalarına; araçsal nesnel beden ile yaşayan öznel beden arasındaki ayırımlara kadar götürülebilir. Beden kazanma fikri tüm temel kavrayışları, değerlendirme ve yargı süreçlerinin insanları beden kazanmış toplumsal eyleyenler olarak görür. Turner statik beden fikrinden uzak durarak, insanın bedenlerinin kendi yaşam döngüsünün gelişimiyle yakından ilişkili olduğunu söyler. ‘Bedenleşme’ (bodiment) pratiği

94 TURNER, A.g.e., s. 235.

95 A.g.e., s. 235.

olarak beden anlayışını geliştirmek önemlidir. Bu açıdan, beden sosyolojisi anlayışını özel bir sosyolojik araştırma alanı olarak önermek bir ölçüde hatalı olabilir. İnsan bedeni ve vücut kazanma (embodiment) yaşantısı sorununun özel bir alan, alt-disiplin ya da araştırma alanı ile soyutlanamayacağını ya da sınırlandırılamayacağını göstererek bir beden kazanma sosyolojisinden söz etmek daha uygun olacağını söyler.96 Böylelikle Turner beden sosyolojisinden ziyade, beden kazanma sosyolojisinden söz eder.

Turner beden kazanma fikrinin beden sosyolojisinin özgün bir yanını oluşturduğunu söyleyerek, bedenin cismani boyutu üzerinde de düşünmezi sağlamaya çalışmıştır. İnsanların nasıl bir bedene sahip olduğu ve bunun fenomenolojik, antropolojik ve sosyolojik temeli üzerinde de durmuştur. Turner’ın geliştirdiği özgün kavramlardan ve beden sosyolojisine yaptığı katkılardan biri de iç ve dış beden ayrımıdır.

Turner bu düşüncelerden hareketle beden ile ilgili tartışmaların ünlü sorunsallarından biri olan iç beden ve ş beden ayrımı yaparak beden sosyolojisine farklı bir açılım sağlar; Işık bunu şöyle özetler; Turner tarafından iki tür beden sorunu ortaya atılır. Bunlardan ilki beden içi ya da iç beden, diğeri ise beden dışı ya da ş beden sorunudur. Beden iç ya da iç beden sorunu sosyoloji ve fizyolojinin ilişkiye gireceği alandır. Beden dışı ya da ş beden sorunu duyguların ve hislerin vasıtasıyla algılanır ve kamusal alandır. Dış beden bir sınırlılık değildir ama normatiftir ve teslimiyettir. Turner tıp, sekülerizm ve rasyonalizmi beden üzerinde etkide bulunan önemli kuvvetler olarak değerlendirir.97

Turner bedenlerimizin toplum içinde nasıl olduğunu anlatabilecek evrensel bilimsel bir yol olduğuna inanmamaktadır. Aksine, bedenlerimizi nasıl hissettiğimiz, başkalarının onları nasıl algıladıkları, nasıl işledikleri ve davrandıkları kısmen (bütünü ile değil) kültürün bir işlevidir.

Bir beden sosyolojisine meydan okuyan zorluklardan biri, bu farklı tabakaları birbirinden ayırarak, aralarındaki, ilişkileri tespit etmektir: Örneğin el kullanımının (yani insanların ellerinden birini, diğerine tercih etmeleri) “organik” gerçeği ile, sağ elin tercih edilir olmasının kültürel simgeleri ve toplumsal anlamları” arasıdaki farkı görmek ve bunların her ikisine de bakmak gibi.98

96TURNER, A.g.e., s. 236.

97 IŞIK, A.g.e., s. 142–143.

98 TURNER, Regulating Bodies, Essays ın Medical Socialogy, Routledge Publication, 1992, s.7, Aktaran:

WOLF & WALLACE, A.g.e., s. 436.

Turner, beden kuramının temel dayanak noktaları ve kendi geliştirdiği iç ve dış beden ayrımından sonra beden sosyolojisinin ne olduğu üzerinde durur. Düşünür, beden sosyolojisini “insan işlerinden bedeni yönetmenin tarihsel ve toplumsal sonuçları99 ile ilgilenme olarak tanımlamaktadır. Turner bu tanımıyla bedeni yönetim yani iktidar ilişkileri ve bu ilişkilerin doğuracağı sonuçları bağlamında ele almaktadır. Çalışmalarında sık sık Foucault’ya göndermelerde bulunarak, birçok noktada Fransız düşünürün temel dayanağı olduğunu söylemektedir.