• Sonuç bulunamadı

2. Osmanlı Devri’nde Sofya

2.2. İKTİSÂDÎ HAYAT

2.2.1. Vergiler

2.2.1.2. Tekâlif-i Fevkalâde

37

Son belge Arnabud Hasan Ağa isminde bir mültezimin huccet kaydıdır.

Hasan Ağa Yaylak-ı sagīr nâhiyesinin yedi bin iki yüz kırk dokuz kuruş olan cizyesini cizyedâr Ahmed Ağa’ya teslim etmiş ve bunu da 28 Safer 1171 tarihinde sicile işlettirmiştir.148

2.2.1.1.3. İspenç

Kaynaklarda ispence diye de geçen ispenç vergisi de cizye gibi gayrimüslimlerden alınıyordu. İspenç, ortaya çıkışı itibariyle Rumeli’ye mahsus bir vergidir. Ancak sonraları Doğu Anadolu’nun alınmasıyla oradaki Hristiyan tebaadan da tahsil edilmiştir. Orta ve Batı Anadolu’da ise ispenç vergisine birkaç istisna dışında hiç rastlanmamıştır. Genellikle timar sahibinin gelirleri arasında yer alan ispencin doğrudan hazineye intikal ettiği de oluyordu.149

Defterde ispençle alakalı tek bir kayıt vardır. Rumeli kaymakamı tarafından 1171 Muharremi’nde gönderilen buyrulduda Sofya’daki zimmîlerden alınması gereken 1171 senesi ispencinin vaktinin yaklaştığı bildirilmektedir. Ayrıca Sofya dışında başka kazâlara çıkılmaması ve kimseden fazla vergi alınmaması tenbihlenmiştir.150

38

sebepten dolayıdır ki belgelerde tekâlif-i örfiyye yerinde tekâlif-i âdiye yahut mu‘tâde ifâdelerinin kullanıldığı da olmuştur.151

Sayısı 97’ye kadar çıkan152 tekâlif-i örfiyye çeşitlerinden defterimizde geçen hükümlere atıfla Sofya’dan tahsil edilen örfî vergiler hakkında tespitlerde bulunmaya çalışacağız.

2.2.1.2.1.1. Mu‘tâde153

Defterde mu‘tâde ifâdesinin geçtiği üç hüküm bulunmaktadır. Üçü de buyruldu sureti olan hükümlerde mu‘tâdelerin bir an evvel ödenmesi emredilmektedir. Bunlardan ilki Rumeli Eyâleti kaymakamı İsmail Ağa imzalı ve 1170 yılı Zilhicce ayının 7’sinde154, ikincisi 1171 yılı Safer ayının sonlarında155 üçüncüsü ise aynı yılın Rebîulevvel ayının 24’ünde156 gönderilmiştir.

2.2.1.2.1.2. Avârız ve bedel-i nüzül

Avârız-ı dîvâniye olarak da zikredilen avârız, isminden de anlaşılacağı üzere fevkalâde hallerde (ki ekseriyetle seferdeki ordunun ihtiyaçlarını karşılamak üzere) aynî, nakdî veya bedenî hizmet şeklinde hem Müslüman hem de gayrimüslimlerden tahsil edilen bir vergiydi. Önceleri bu şekilde ârızî olan vergi, 1578’de Safevîlerle on iki yıl devam eden masraflı savaş sürecinde dâimî hâle gelmiştir.157

Avârız türünden bir vergi olan nüzül, ordunun iâşesini temin için belli menzillerde istenen un ve arpanın hazırlanması maksadıyla ortaya çıkmıştır.

Bir savaş kararı alındığında ordunun ilerleyeceği güzergâh önceden belirlenirdi. İstenen nüzül zahiresi tahsildar tarafından menzile getirilerek nüzül eminine teslim edilir yahut ordu güzergâhındaki zahire ambarlarında depolanırdı. XVI. asır sonlarına doğru nakliye masraflarının yüksek oluşu

151 Tabakoğlu, “Tekâlîf”, s. 336.

152 “Tekâlîf-i Örfiyye”, Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü, İstanbul: Milli Eğitim Basımevi, 1983.

153 Az evvel tekâlif-i örfiyye yerinde tekâlif-i âdiyye yahut mu‘tâde ifâdelerinin kullanıldığını ifâde etmiştik. Defterde mu‘tâde tâbirinin geçtiği hükümleri bir yere yerleştirebilmek açısından bu başlık altında izah etme gereği duyduk.

154 Sofya Şer‘iyye Sicilleri (SŞS), Defter no. S16, (1170-1171/1757-1758), ss. 28-29.

155 Sofya Şer‘iyye Sicilleri (SŞS), Defter no. S16, (1170-1171/1757-1758), s. 41.

156 Sofya Şer‘iyye Sicilleri (SŞS), Defter no. S16, (1170-1171/1757-1758), s. 45.

157 Özer Küpeli, “Klasik Tahrirden Avârız Tahririne Geçiş Sürecinde Tipik Bir Örnek: 1604 Tarihli Manyas Kazası Avârız Defteri”, Belgeler, C. 32, S. 36 (2011), s. 114.

39

halka büyük külfet vermesi gibi sebeplerle uzak bölgelerden nakit olarak da tahsil edilmeye başlandı. Bedel-i nüzül ifâdesi de buna işaret etmektedir.

Nüzül bedelleri XVII. asrın bilhassa ikinci yarısından sonra hazinenin önemli bir kalemini oluşturdu.158

Defterde bulunan avârız ve bedel-i nüzül ile alâkalı belgeler ise şu şekildedir. 1170 senesi avârızı için tahsildâr Abdi Ağa vazîfelendirilmiş fakat bu şahıs reâyâya harcadım gibi türlü bahâneler ileri sürerek altı bin kuruşluk avârızı göndermemekte ısrâr etmiştir. Bunun netîcesinde birer ay arayla iki defâ ferman gönderilmiştir. Avârız mâlını teslim etmediğinde Eğridere Palankası’na nefy edileceği bildirilmiştir.159

1171 yılı Muharrem ayının 9’unda avârızın160 12’sinde ise bedel-i nüzülün161 tahsîllerine dâir iki fermân yazılmıştır. Bu fermânlara göre Sofya’nın beş yüz altmış yedi buçuk ve bir sülüs avârız ve bedel-i nüzül hânesi vardır. Her bir avârız hânesinden üç yüz yirmi beş akçe, bedel-i nüzül hânesinden ise altı yüz akçe tahsîl edilecektir.

1171 senesi avârız ve bedel-i nüzülü ise 3 Safer 1171 târihinde Matbah-ı Âmire emîni olan Abdürrahim Bey’e deruhde olunmuş. Sofya mahallelerinin avârız ve bedel-i nüzül tahsîli için Abdürrahim Bey tarafından Süleyman Ağa vazifelendirilmiştir. Süleyman Ağa’nın eline verilen defterde 24 mahalle kayıtlıdır. Yine bu kayda göre beher hâneye 1005 meblağ isâbet etmiştir.162 Aynı târihte Süleyman Ağa’ya Sofya’nın köyleri avârızı için de bir defter verilmiştir. Bu defterde 125 köy kayıtlıdır.

Beher hâneye 23 guruş 3 para isâbet etmiştir.163 2.2.1.2.1.3. İmdâd-ı hazariyye

1683 Viyana Muhasarası ile başlayan ve yıllarca süren savaşların hazineye yük getirmesi sebebiyle varlıklı kişilerden imdâdiyye adı altında yeni bir vergi tahsiline başvurulmuştur. Önceleri sefer zamanlarında tahsil edilen ve imdâd-ı seferiyye adını taşıyan vergi XVIII. asırdan itibaren

158 Ömer İşbilir, “Nüzül”, DİA, C. 33, Ankara: TDV, 2007, ss. 311-312.; Feridun Emecen,

“Bedel”, DİA, C. 5, Ankara: TDV, 1992.

159 Sofya Şer‘iyye Sicilleri (SŞS), Defter no. S16, (1170-1171/1757-1758), ss. 9-10.

160 Sofya Şer‘iyye Sicilleri (SŞS), Defter no. S16, (1170-1171/1757-1758), ss. 34-35.

161 Sofya Şer‘iyye Sicilleri (SŞS), Defter no. S16, (1170-1171/1757-1758), s. 35.

162 Sofya Şer‘iyye Sicilleri (SŞS), Defter no. S16, (1170-1171/1757-1758), s. 36.

163 Sofya Şer‘iyye Sicilleri (SŞS), Defter no. S16, (1170-1171/1757-1758), ss. 36-37.

40

imdâd-ı seferiyye ve imdâd-ı hazariyye şeklinde ikiye ayrılmıştır. İlk defa 1718 yılında tahsil edilen hazariyye, seferiyyenin yaklaşık yarısı miktarında idi. Seferiyye tek seferde ödenmesi gerekirken hazariyye iki bazen de üç taksitte ödeniyordu. Defterimizin tarihine çok yakın olan 1750 yılında Anadolu Eyâleti imdâd-ı hazariyyesi 62.504 kuruş idi.164 Defterde 1757 yılı Rumeli hazariyyesinin 50.000 kuruş olduğu görülmektedir.

Defterde bulunan hazariyye ile alakalı belgelere gelince, 1170 yılı imdâd-ı hazariyyesinin vakti geçmekte olan ikinci taksitinin bir an evvel ödenmesinin istendiği buyrulduya göre Sofya’nın 1170 yılı imdâdiyyesi 250 kuruş hazariyye, 25 kuruş harc-ı bâb ve 200 kuruş mübâşiriyye olmak üzre toplam 475 kuruştur.165 1171 yılı imdâd-ı hazariyyesinin ilk taksiti için ödenmesi gereken meblağ 1170 yılı ikinci taksitiyle aynıdır.166 Rumeli Eyâleti’nin tamâmı için ise 1171 yılı hazariyyesi 25’er binlik iki taksit olmak üzere 50.000 kuruştur.167 Rumeli Eyâleti’nin kazâlarına isâbet eden hazariyyelerin kayd olunduğu belgede Sofya’ya ait hazariyye 500 kuruştur ki yukarıda bir taksitinin 250 kuruş olduğu zikredilmişti.

2.2.1.2.1.4. Cebelü bedeliyyesi

Bilindiği üzere timar, zeâmet ve hâs sâhipleri sefer esnâsında savaşa katılmak üzere tam teçhizatlı asker yetiştirir ve buna cebelü denirdi.168 Sipahiler, gelirleri cebelü yetiştirecek miktarı aştığı halde cebelü çıkartmazlarsa ona bedel olarak cebelü bedeliyyesi isminde bir vergi talep edilirdi.169

Defterde bu vergiye dâir tek hüküm 1171 yılı Rebîulevvel ayının 10’unda yazılan ferman suretidir. Ferman, 1171 yılı cebelü bedeliyyeleri tahsildârı Süleyman’ın arzuhâline binâen yazılmıştır. Arzuhâlde bildirildiğine göre zeâmet ve timar sahiplerinden bazıları, “zeâmetlerimiz çürüktür, hâsıl olmamıştır” diyerek bazıları da “biz Âsitâne’ye gidip kendimiz teslim ederiz” diyerek cebelü bedeliyyelerini ödememekte ısrâr

164 Ahmet Tabakoğlu, “İmdadiyye”, DİA, C. 22, Ankara: TDV, 2000, ss. 221-222.

165 Sofya Şer‘iyye Sicilleri (SŞS), Defter no. S16, (1170-1171/1757-1758), s. 8.

166 Sofya Şer‘iyye Sicilleri (SŞS), Defter no. S16, (1170-1171/1757-1758), s. 30.

167 Sofya Şer‘iyye Sicilleri (SŞS), Defter no. S16, (1170-1171/1757-1758), ss. 49-50.

168 “Cebelü Bedeliyyesi”, Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü, İstanbul: Milli Eğitim Basımevi, 1983.

169 Feridun Emecen, “Cebelü”, DİA, C. 7, Ankara: TDV, 1993, s. 189.

41

etmektedirler. Böyle boş bahâneler ileri sürenlerden bu bedellerin bir an evvel tahsil edilmesi emredilmektedir.170

2.2.1.2.2. Tekâlif-i şâkka

Tekâlîf-i fevkalâdenin ikinci kısmı olarak zikredilen tekâlif-i şâkka İslam Hukûku’na muvafık olmayan vergilerdir.171 Belgelerde geçtiği üzere kudûmiyye, devir nâmı, kaftan-bahâ, zahire-bahâ, na‘l-bahâ ve öşr-i diyet gibi isimlerle zikredilen bu vergiler adâletnâmelerle yasaklanmıştır.172 Adâletnâme ismindeki bu belgeler esâsında fermânlarla aynı özelliktedir.

Doğrudan doğruya bütün idarecilere hitap ederdi. Adâletnâmelerin neşri, yaygın hâle gelen suiistimaller veya padişaha yapılan şikâyetler neticesinde vâki olurdu. Ayrıca tahta yeni cülûs eden pâdişah da adâletle hükmetmek istediğini göstermek adına adâletnâme çıkarabilirdi.173

İncelediğimiz defterde de kaynaklarda anlatıldığı şekilde yazılmış üç adet adâletnâme mevcuttur.

1171 yılı Rebîulevvel ayında yazılan bu üç adâletnâmede de genel itibariyle Rumeli’deki bazı idârecilerin kaftân-bahâ, zahîre-bahâ, döşeme- bahâ, mübâşiriyye ve kudûmiyye ve sâir bahanelerle tahsiline cevaz verilmeyen vergiler topladığının işitildiği ve i‘lâm edildiği ifâde edilmektedir. Eğer bu vergiler alınmışsa derhal iâde edilmesi ve iâde edildiğine dâir kayıt tutulması ve bu kaydın bir suretinin İstanbul’a gönderilmesi emredilmektedir. Yine bu adâletnâmelerde emredilenlere itâat etmeyen idârecilerin pâyelerine göre ne tür cezaya çarptırılacakları ceza çeşitleri de ayrıca ifade edilmektedir.174