• Sonuç bulunamadı

Küresel değerlerin ön plana çıktığı günümüz dünyasında, ihtiyaçlar doğrultusunda birçok alanda değişime neden olan insanlık tarihindeki üçüncü büyük devrim (bilgi-iletişim devrimi) ve buna bağlı şekillenen toplum biçiminden bahsedilmektedir. Başlangıcı konusunda net bir tarih verilememekle birlikte, bilgi-iletişim devriminin etkisiyle ortaya çıkan sanayi ötesi toplumun da yeni bir toplumsal aşama olduğu genel kabul görmektedir. Bu yeni toplum için çeşitli isimler önerilmektedir. Amitai Etzioni Postmodern Çağ; George Lichtheim Burjuva

Sonrası Toplum; Daniel Bell Sanayi Sonrası Toplum; Lyotard Postmodern Durum; Baudrillard Toplumsalın Sonu; Heller ve Feher Postmodern Politik Durum; Jameson Postmodernizm ya da Geç Kapitalizmin Kültürel Mantığı; Fritz Maclup Bilgi Ekonomisi; Morgan Elektronik Çağ;

Porat ve Masuda Enformasyon Toplumu; Peter Drucker Bilgi Toplumu ve Kapitalist Ötesi Toplum; Ralf Dahrendorf Hizmet Sektörü Toplumu olarak adlandırmaktadır (Torun, 2003: 181;

Al, 2002: 40-41).

Bu kavramlar arasında genel kabul gören ve yaygınlıkla kullanılan kavram “bilgi toplumu” kavramı olmuştur. Ancak iletişim çağı, küresel köy, sanayi sonrası toplum gibi kavramların da 1900’lerden önce ortaya atıldığı da görülmektedir. Bu noktada 20. yy’ın sonu ve 21. yy’ın başı itibariyle yaşanan başta ekonomik, siyasal ve BİT alanındaki gelişmelere bağlı olarak çağdaş toplumda karşımıza çıkan “küreselleşme” olgusunu, sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçiş başta olmak üzere yaşanan köklü değişimin en önemli dinamiği olarak ifade etmek yanlış olmaz (Ölmez, 2016: 16).

İnsanlık tarihinin üçüncü büyük toplumsal aşaması olarak kabul edilen “bilgi toplumu”;

“bilgi” temelinde şekillenen, her türlü bilgiyi üreten, bilgi ağlarına bağlanabilen, hazır bilgilere erişimin hızlı olup erişilmiş bilgilerin kolaylıkla yayılabildiği, bu bilgilerin her sektörde kullanılabildiği, insan faktörünün önem kazandığı, teknolojinin itici bir güç olarak gelişmesine katkı sağladığı, toplumu ekonomik, sosyal, kültürel, siyasi ve yönetsel açıdan sanayi toplumunun ötesine taşıdığı yeni bir toplum biçimidir (Yıldırım, 2011: 52).

Sanayi toplumunda itici güç olan buhar makinesinin görevini bilgi toplumunda bilgisayarlar üstlenmiştir. Çünkü sanayi toplumunda fiziksel emek önemliyken bilgi toplumunda bunun yerini eğitim gibi zihinsel emek almıştır. Ayrıca bilgi toplumunda kas gücünün yerini, hizmet sektörü kapsamında teknik ve profesyonel olan meslek grupları almaya başlamıştır. Teknolojinin artan bir şekilde kullanılmasıyla ortaya çıkan bilgi toplumunun temel özelliği olarak, bilgi ve bilgi teknolojilerinin tarım, sanayi ve hizmet sektörünün yanı sıra eğitim, sağlık, güvenlik ve iletişim gibi daha birçok alanda kullanılabilir olması belirtilmektedir. Antik çağdan itibaren tartışılan “bilgi” kavramı “bilgi toplumu” kavramıyla farklı bir boyut kazanmıştır. Geçmişten beri bilginin kaynağı ve varlığı sorgulanırken, ortaya çıkan yeni toplum yapısı ile birlikte bilgiye en hızlı şekilde nasıl ulaşılabileceği araştırılmıştır.

BİT sayesinde ise bilgi hızlı ve kolay erişilebilir hale gelmiştir. Özellikle bilgisayar ve internet teknolojisindeki sürekli gelişmelerin, mal ve hizmet üretimleri, sunumu ve denetimi dahil tüm kontrol mekanizmasında kullanımının önem kazanmasıyla bilgi toplumu oluşumu hızlanmıştır (Ölmez, 2016: 17).

Bilgi ve teknoloji üzerine inşa edilmiş olan bu yeni toplumun temel özellikleri şu şekilde sıralanabilmektedir:

• Sanayi toplumundaki mal ve eşya üretimi yerini hizmet üretimine bırakmış ve dolayısıyla hizmet sektöründe çalışanların sayısı da giderek artmıştır. Ayrıca, sağlık, eğitim ve sosyal hizmetler gibi insani hizmetler ile elektirik-elektronik, yazılım, biyokimya, bilgisayar ve bilimsel araştırma-geliştirme (AR-GE) gibi mesleki hizmetler giderek artmıştır.

• Sanayi toplumu ekonomik yapısında temel girdi olan hammadde ve toprak gibi doğal kaynaklar, bilgi toplumunda yerini bilgi ve teknolojiye bırakmıştır.

• Artan bilgi üretimi ve bilgi pazarı yeni iş imkanları yaratılmasında etkili olmuştur.

• Sanayi toplumunun maddi sermayesi yerini nitelikli bilgi ve insana bırakmıştır. Bilgi üretimi, değişim ve gelişimin belirleyici unsuru olmuştur. Kişiler, toplumlar hatta devletler bu ana unsura hızlı bir şekilde erişmek için bir yarış haline girmişlerdir.

• Sanayi toplumundaki işçi anlayışı da değişmiş, ortaya çıkan yeni sınıf “bilgi işçisi”

olarak nitelendirilebilen, bilim insanları, mühendisler, teknisyenler, öğretmenler, yazılımcılar gibi teknik ve profesyonel bir sınıf ortaya çıkmıştır. Bu sınıf ile, sanayi toplumunda gücü elinde bulunduran sermaye sahibi işverenler yerini bilgi sınıfına bırakmıştır.

• Sanayi toplumunda önemi artan ve iç pazarlara hitap eden fabrika üretimi bilgi toplumunda yerini kalitesinin dünya standartları tarafından belirlediği dış pazarlara açılmıştır.

• Bilgi toplumunda, ortak amaç, hedef ve çıkarları gerçekleştirmek amacıyla biraraya gelen sosyal grupların etkisi artmıştır. Böylece özel ve kamu iktisadi kuruluşlarından farklı olarak gönüllü kuruluşlar ön plana çıkmıştır. Bu yeni örgütlü toplumda temsili demokrasi de yerini katılımcı demokrasiye bırakmaya başlamıştır.

• Yeni toplumsal yapı içerisinde hızla gelişen bilgisayarların yanı sıra hızla yayılan internet, özellikle iletişimi ve haberleşmeyi kolaylaştırmış, farklı yayın imkanları da sunmuştur.

Bu imkanlar, küreselleşmenin etki alanlarını genişletmesinde önemli rol oynamıştır.

• Bilgi toplumunun simgesi olarak, bilgisayara dayalı enformasyon ağları ve veri tabanlarından oluşan kamusal altyapı gösterilmektedir.

• Bilgi toplumunda bilgisayarlar sayesinde, her türlü bilgi ve belge, istenilen boyutlarda saklanılabilmekte, istenildiği zaman erişilerek yeni bilgiler de üretilebilmektedir.

• Bu toplumun oluşumu ve gelişiminde rol oynayan en önemli aktörler olarak;

bilgisayarlar, cep telefonları, robotlar, mikro-elektronik ve tümleşik devreler, multi-medya, biyo-teknoloji, otomasyon, iletişim teknolojisi, internet ve yeni gelişen teknolojik elemanlar gösterilmektedir.

• Yeni toplumsal yapıda maddi refahın maksimizasyonunu sağlamak yerine yaşam kalitesinde artış önem kazanmıştır.

• Bu toplumla birlikte, hiyerarşi eşitliğe yerini bırakırken merkeziyetçi anlayış da âdem-i merkeziyetçiliğe doğru evrilmiştir (Güreler, 2011: 94; Kılıç, 2013: 24-25; Karakuzu, 2015: 19- 20; Gökmen, 2019: 17-19).

BİT sayesinde bilgi toplumu, güçlü bir etkileşim kültürü yaratması için vatandaşlara ve onların kuruluşlarına imkanlar sağlamaktadır. Bu açıdan bilgi toplumunda devlet, bilgiye ve vatandaşlarıyla etkileşimine önem veren, BİT’ten etkin bir şekilde faydalanan bir yapıya bürünmelidir ki bu çerçeveden bakılınca e-Devlet tanımından da pek farklı değildir. Aslında e- Devlet, yönetsel verimlilik ve etkinliği artırarak daha açık, şeffaf ve hesap verilebilir hale getirilen politika oluşturma süreçlerine vatandaşların da katılımını arttırarak devletin yapısını değiştirmek için BİT’i kullanmayı içermektedir. Devletler açısından, küreselleşen bilgi toplumunun hız ve arzularına ayak uydurmak için bilgi teknolojilerine yatırım yapma gereği doğmuştur. Bilgi, dijitallleşmenin arttığı toplumda devleti yaşatan en önemli unsur olmuştur.

Çünkü bilgi teknolojileri, verileri daha hızlı, daha etkin ve daha verimli depolaması sebebiyle analizleri, denetimleri, yeniden edinimleri, erişimleri ve kamusal işlemleri için devlet örgütlerine yardım etmektedir (Yıldırım, 2015: 52-53).