• Sonuç bulunamadı

5. AB’NİN DOĞALGAZ ARZ GÜVENLİĞİ POLİTİKASI

5.4 AB’nin Boru Hattı ve Kaynak Çeşitlendirme Politikası

5.4.2 Rus doğalgazında yeni rotalar

77

kullanmak suretiyle AK projeye olan desteğini güçlendirme kararı almıştır (Siddi, 2019).

Uzun dönemli bir kârlılık endişesini sona erdiren boru hattının inşası AB’ye artı gaz sağlayacak bir proje olarak değerlendirilmiştir. Avrupa Komisyonu’nun zenginleştirilmiş bir Güney Gaz Koridoru Projesiyle Avrupa’nın gaz ihtiyacının

%10’unu karşılama hedefini duyurmasına rağmen başlangıçta projenin %2’lik bir ihtiyacı karşılaması beklenmiştir. Bu miktarın küçük görünmesine karşın Yunanistan’dan Bulgaristan’a kadar ulaşacak gaz sayesinde önemli bir arz güvenliği endişesini gidereceği düşünülmüştür (Ibrayeva & Tashtemkhanova, 2017).

TANAP’ın Türkiye’nin enerji merkezi olma stratejisi açısından önemli katkı sunacağı görülmektedir. Türkiye alım doğalgaz satın alım kontratları yaparak TANAP’tan iletilen gazı iç piyasaya çekmek için şebekelerini geliştirmektedir. Fakat Türkiye’nin mevcut sözleşme yapılarında kapasite girişi kısıtlamaları nedeniyle esneklik bulunmamakta ve pazarlık payı düşük kalmaktadır. Avrupa’ya göre daha pahalı gaz alan Türkiye’nin enerji merkezi hedefi için 700 mcm/gün kapasiteyi hedeflemiştir (Belet, 2016).

Doğu Akdeniz’den elde edilecek doğalgazın özellikle İsrail gazının TANAP boru hattına bağlanması ve oradan da TAP hattına iletilmesi suretiyle Avrupa’ya iletilmesinin İsrail ve Türkiye tarafından kârlı ve gerçekçi olduğu değerlendirilmiştir.

Fakat Doğu Akdeniz’deki İsrail-Türkiye-Güney Kıbrıs eksenindeki çok aktörlü sorunların çözüme kavuşturulması gerekmektedir (Stergiou, 2016).

TANAP’ın Covid-19 salgını sürecinden olumsuz etkilenmediği görülmüştür. Önce Türkiye sonra da Avrupa’ya gaz ileten boru hattı 2020 sonu itibariyle sorunsuz bir biçimde işlemektedir. TANAP’ın yüklenici şirketinin Covid-19 salgınına karşı başlatılan milli dayanışma kampanyasına 500 bin dolar bağış yapması ekonomik açıdan sorun olmadığı yönünde değerlendirilmiştir (İnat ve diğ, 2020).

78

bu hatlardan biri Türkiye’ye, bir diğeri Avrupa’ya doğalgaz tedarik etmek için tasarlanmıştır. Rusya ise boru hattına Ukrayna’nın transit ülke pozisyonunu zayıflatmak için önem atfetmektedir (Stevenson, 2018). Türkiye, Rusya’dan yalnızca gaz satın alan bir ülke değil, aynı zamanda stratejik bir transit ülkesidir. Yıllar boyu Rusya-Türkiye arasında tasarlanan Mavi Akım 2 ve Güney Akım gibi hatların yapımı durdurulmuş (Kozma 2017, s.98), bunların yerini Türk Akımı projesi almıştır.

5.4.2.1 Güney Akım ve Türk Akımı

GGK, AB’nin politikası kapsamında ve Rusya’dan enerji bağımsızlığında elde edilecek önemli bir kazanım olarak ortaya çıkmıştır. Fakat Pazar payında yerini korumak isteyen Rusya’nın bu projeye cevabı gecikmemiştir. Rusya, Güneydoğu Avrupa ve Türkiye’ye gaz ihracatını genişletmek için kendi stratejisini ortaya koymuş ve sonucunda ortaya Güney Akımı projesi çıkmıştır. AB ise bu projeye düzenlemelerine uygun olmadığı gerekçesiyle karşı çıkmıştır. Almanya, İtalya ve Fransa bu projeyi çeşitlendirme politikasına aykırı olmasına rağmen desteklemişlerdir.

Bu grubun Rusya ile stratejik ortaklık eğilimi gözlemlenmektedir (Siddi, 2019).

Rusya projeyi AB’nin boru hattı rotası çeşitlendirme kapsamında 2007 yılında başlatmıştır. Karadeniz’in altından 900 km kat etmesi düşünülen proje iki ana dala ayrılarak birinin Avusturya’ya diğerinin güneyde Yunanistan ve İtalya’ya ulaşması planlanmıştır. Yıllık 63 milyar m³ gaz hacmi planlanan projenin paydaşları Rus Gazprom (%84), İtalyan ENI (%30), 2011’deki katılımlarıyla Fransız EDF ve Alman Wintershall şirketleri olmuştur. Nabucco 2013’te tamamen terk edilmiş olmasına rağmen A. Komisyonu Güney Akımı projesine karşı başından beri itiraz etmiştir (Prontera, 2017a). 2014’te Rusya’nın Kırım’ı ilhakı sonucunda Avrupa Parlamentosu Güney Akım Projesini reddettiğini ve yeni rotalar şekillendireceğini açıklamıştır.

Aralık 2014’te ise Rusya Güney Akımı Projesinden vaz geçtiğini, rotasını Türk Akımı projesine döndürdüğünü duyurmuştur (Dumıtrescu & Şıncaı, 2018). Rusya’nın boru hatlarının kıyı bölümleri için muafiyetleri güvence altına alamaması ve üçüncü taraf erişimine devretme zorunluluğu nedeniyle alternatif bir boru hattı olan Türk Akımı projesine geçiş yapmıştır. Türk Akımı, Rusya için AB’nin düzenleyici çerçevesinden kaçınarak kârlı haldeki Avrupa gaz pazarına girişini sağlama potansiyeline sahip olmuştur (Proedrou, 2018a). AB’nin düzenleyici mevzuatları her ne kadar engel teşkil etse de asıl meselenin politik olduğu aşikardır. Şekil 5.3’e göre kırmızı hat nabucco güzergahını, mavi hat ise Güney Akım güzergahını göstermektedir.

79

Şekil 5.3: Planlanan Güney Akım ve Nabucco Boru Hattı Rotaları

Kaynak: https://doi.org/10.1080/13569775.2015.1061242 adresinden alınmıştır.

Güney Akımı projesini ikame edecek Türk Akımı projesi 2014’te Rusya ve Türkiye arasında bir ön uzlaşıya ulaşmıştır. Bu proje Rusya’dan Avrupa’ya ilk başta Bulgaristan yerine Türkiye ve Yunanistan üzerinden önemli miktarda bir doğalgaz iletimi sağlamayı hedeflemiştir. Uzlaşının duyurulmasından bir hafta önce Gazprom’un Türkiye’ye ilettiği gazda yarı yarıya bir kesinti yapması ile Ankara’yı alarma geçiren bu olay kamuoyunda Türkiye üzerine Rusya tarafından uygulanan bir baskı aracı olarak değerlendirilmiştir (Winrow, 2016). Bir başka taraftan değerlendirildiğinde Türk akımı özelde Türkiye’nin gaz ihtiyacını karşılayacak ve güçlü bir ticari bağlantı ortaya koyacak bir proje olmuştur. Ancak 32 milyar m³’lük gaz taşıma hacminin neredeyse yarısı olan 14-15 milyar m³ civarı gazın Türkiye’ye yönlendirmesi planlanmıştır (Proedrou, 2018b).

Tsakiris’ göre (2015), Rusya için asıl sorun gelecekte ikinci bir 16 milyar m³ gaz iletecek boru hattını yapması için bölgede yeterli altyapı bulamaması olmuştur. Bu sorunlara çözüm olarak TAP’ın altyapı sisteminin kullanılması düşünülmüştür. Fakat bu yönde bir girişim ancak A. Komisyonu’nun iznine tabidir. Ayrıca Komisyon Rusya’nın Ukrayna rota bağımlılığından kurtulmasını kolaylaştırmak isteseydi, ilk etapta Güney Akım projesine karşı çıkmazdı görüşünü vurgulamıştır.

2015’te Türkiye ile Rusya arasında yaşanan uçak düşürme krizi ve yaşanan birtakım gerginlikler sonucu Türk Akımı projesi müzakereleri haftalarca durmuş, fakat Haziran 2016’da Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Rusya Devlet Başkanı Putin’e

80

normalleşme beklentisini içeren mektubunu göndermesinden sonra Türk Akımı projesi tartışmaları tekrar gün yüzüne çıkmıştır. Rusya halihazırda Karadeniz hattı boyunca iletilecek doğalgaz için milyarlarca dolarlık altyapı yatırımı yapmıştır.

Türkiye ve Rusya boru hattı projelerinin devamını sağlamak için bu türden dayanaklara sahiptir (Kozma, 2017 ). Nihayet 2016 ekim ayında Rusya ve Türkiye hükümetleri uluslararası bir anlaşma imzalayarak 15 milyar m³ doğalgazı Karadeniz altından Rusya’dan Türkiye’ye taşıması planlanan iki boru hattının inşasına başlamıştır. Türk Akımına yönelik ABD kongresi 2017’de bir yaptırım kararı geçirmiş olmasına rağmen projenin ilk ayağının inşa sürecine planlanan ölçekte devam edilmiştir. Fakat birçok Avrupa ülkesinin hâlâ bu projeye enerji arz çeşitlendirmesi açısından karşı çıktığı görülmektedir (Stevenson, 2018). Rusya için Sırbistan, Yunanistan, Macaristan ve Bulgaristan’da doğalgaz çıkarları daha önemli ve büyüktür.

Baltık Denizi’nden Almanya’ya ulaşan North Stream boru hattı kapasitesini, ABD yaptırımlarına karşın ikiye katlarken, bir taraftan da Türk Akımı boru hattı ile Bulgaristan ve Sırbistan üzerindeki baskısını artırmıştır. Makedonya ise AB’nin karşı tutumuna rağmen daha önceden Güney Akım projesinin bir parçası olmak istemesine karşın Türk Akımı ve diğer projelerden dışlanmıştır (Vankovska, 2020). Bulgaristan kendine iletilmesi planlanan 16 milyar m³ doğalgazın yıllık yaklaşık 3 milyar m³’ünü kendi iç ihtiyacı için kullanıp geri kalan yaklaşık 13 milyar m³’ünü diğer Avrupa ülkelerine yönlendirmeyi planlamaktadır. Bulgaristan proje açısından istekli olmasına rağmen birtakım gecikmeler yaşamış ve Rusya Başkanı Putin tarafından eleştirilmiştir.

Bununla birlikte 2020’nin sonunda Bulgaristan ve Sırbistan, 2021’de ise Macaristan ve 2022’de Slovakya’ya gaz iletiminin başlaması hedeflenmiştir (Furuncu Y. , 2020).

AB için GGK projeleri ekonomiklik ve karlılık açısından beklenildiği kadar uygun uygun olmamıştır. Buna ek olarak ülkelerin diplomatik ve finansal desteği olmadan yatırımcılar açısından riskli görülmektedir. AB’nin fosil yakıt ithalatı devam ettiği sürece piyasa tabanlı ve pragmatik yaklaşımı AB’yi dış tedarikçilere mecbur kılmaktadır. Rusya AB’nin ana fosil yakıt tedarikçisi olarak Türk Akımı ile yerini korumaktadır (Siddi, 2019).

5.4.2.2 Nord Stream 1 ve Nord Stream 2

Yılda 55 milyon m³ doğalgaz taşıma kapasitesi ile Baltık denizinin altından geçecek şekilde inşa edilen boru hattı iki Alman yüklenici şirketi (EON Ruhrgas ve

81

BASF/Wintershall) ve Gazprom’un %51’lik ortaklığı doğrultusunda dizayn edilmiştir (Leal-Arcas, Ríos, & Grasso, 2015). 2017’nin sonunda toplamda 205 milyar m³ AB ülkelerine iletilmiştir. Sadece 2017’de 51 milyar m³ doğalgaz transfer edilmiştir. Bu da boru hattı kapasitesinin %93 kapasiteyle çalıştığını göstermiştir (Dumıtrescu &

Şıncaı, 2018).

Almanya da Nord Stream akımı ile Rusya ile olan enerji bağlarını güçlendirme yoluna girmiştir. Karşılıklı bir bağlılık amacı güden Almanya doğrudan Rusya’dan gelen boru hattının 1.basamak açılışı 2011’de 2. Basamak açılışı ise 2012’de yapılmıştır. Ortaya çıkan bu durum Polonya başta olmak üzere Doğu Avrupa Ülkeleri ile Almanya arasında tartışmaların kaynağı olarak değerlendirilmiştir (Grabau & Hegelich, 2016).

Diğer taraftan, Paris İklim Konferansı’nda alınan kararlar doğrultusunda 2035 sonrası doğalgaz kullanımına yer olmayacağı ihtimali düşünüldüğünde, Nord Stream 2 projesinin AB’nin hem Rus gazına olan bağımlılığı azaltma stratejisinin hem de iklim hedeflerinin tersine hareket ederek hedeflerin altını oyduğu düşünülmüştür (Proedrou, 2020).

2014’te Avrupa ve Asya arasında yaşanan fiyat farklılıkları dolayısıyla Asya yönlü bir LNG ihracat geçişi ortaya çıkmış, bunun sonucunda AB’nin LNG ithalatında bir düşüş yaşanmıştır. Bu düşüş ise çoğunlukla depolanan gazdan ve Nord Stream boru hattı vasıtasıyla iletilen Rus gazından karşılanmıştır. Boru hattının bir arz güvenlik açığını kapatması yönünde önemli bir örnek yıl olmuştur (European Comission, 2014).

Arz güvenliğini sağlaması ışığında Rusya’nın 2014’teki Kırımı ilhakı sonrasında AB’nin uygulamaya başladığı yaptırımlar ve AB içinde ortaya çıkan yoğun Rusya karşıtı koalisyonun çabalarına rağmen birincisine eş doğrultuda olan Nord Stream 2 projesi 2019’da açılmıştır. A. Komisyonu ve Polonya’nın başı çektiği bir grup bu projenin AB enerji piyasası rekabet kurallarını ihlal ettiğini iddia etmiştir. Bu noktada A. Komisyonu’nun bu projeyi durdurma gücünün olmadığı ortaya çıkmıştır (Hoffman

& Staeger, 2019, s. 336).

Yılda 55 milyar m³ doğalgaz taşıması planlanan proje, yalnızca AB’nin uzun vadede Rusya gazından bağımsızlığını elde etmesi açısından değil aynı zamanda Rusya’nın kırımı ilhakı ile ilişkili olarak da çelişkili bir proje olmuştur. Rusya’nın AB enerji piyasası üzerinde baskın rolünü güçlendirecek bir projedir. Komisyon’un stratejisi gereği Nord Stream 2’ye getirilen eleştiriler onu Üçüncü Enerji Paketinin ve altyapı

82

projesinin uymakta zorlanacağı üçüncü taraf erişimleri (TPA) hükümlerinin konusu haline getirmiştir (Goldthau & Sitter, 2020). Bununla beraber, Treaty of the Functioning European Union (TFEU) rekabet kurallarının, direktif 2009/73 Avrupa Komisyonu tarafından değiştirilmesinin önerilmesi vasıtasıyla sınır ötesinde uygulanması açısından bir şüphe olmamasına rağmen A. Komisyonu, iç enerji mevzuatının Nord Stream 2 için uygulanamayacağını bildirmiştir. Bu anlamda gaz direktifinin sadece AB içerisinde yer alan iletim hatları ve ara bağlantılarını kapsadığı görülmüştür. Nord Stream ve Nord Stream 2 gibi su altı AB dışı boru hatlarının yürürlükte olan mevzuatlarca kapsanmadığı anlaşılmaktadır (Hancher & Marhold, 2019, s. 297).