• Sonuç bulunamadı

2.8. Annelik ve Yeni Doğan Bebekle İlgili Ritüel, Kutlama ve Armağanlaşmaya ilişkin

2.8.5. Pasta Patlatma

Çoğunlukla çocuğun ilk yaşında gerçekleştirilen bu kutlama için aslında herhangi bir yaş limiti olmadığını belirtmek gerekmektedir. İlk yaşta yapıldığında bebeğin kıyafetleri değiştirilir ve doğum günü pastasının bir prototibi bebeğin önüne konur. Bebek pastayı

"patlatırken" fotoğrafları çekilir, ailesi ve diğer misafirler alkışlar, kahkahalar, müziklerle ona eşlik eder. İlk yaş dışında da pasta patlatma kutlamasının muhteviyatı benzerdir. Çocuğun pastayı eliyle yemesi, parçalaması beklenir. Yaş biraz daha büyüdükçe beklenmeyen bir anda bir kişinin doğum günü pastasını yeni yaşını kutlayan kişinin suratına yapıştırması da "pasta patlama" ismi ile anılmaktadır.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

3. KURAMSAL VE KAVRAMSAL ÇERÇEVE

Çalışmanın bu bölümünde kuramsal ve kavramsal çerçeve çizilmiştir. İlk aşamada bir tüketici olarak kabul edilen annenin annelik rolü kapsamında gerçekleştirdiği tüketim davranışını açıklayacağına inanılan kuramlara yer verilmiştir. Daha sonra annelerin tüketimleri üzerinde ivmelendirici etkisi olan kavramlar detaylandırılmıştır.

3.1. Gösterişçi (Kıskandırıcı) Tüketim

Annelerin kutlama ve armağanlaşma pratiklerinin tüketim bağlamında araştırıldığı bu çalışmada gösterişçi tüketim kavramı oldukça önemli noktada durmaktadır. Bu nedenle annelerin kutlama ve armağanlaşma pratikleri doğrultusunda tüketim gerçekleştirirken gösteriş amacı taşıyıp taşımadıkları sorusunu cevaplamadan önce gösterişçi tüketim kavramına yoğunlaşmak anlamlı olacaktır.

Gösterişçi tüketim kavramını ilk olarak Veblen “Aylak Sınıfın Teorisi” adlı kitabında ele almıştır. Bu dönemde özellikle gelişen endüstriyel kapitalizm ile Amerika Birleşik Devletleri’nde oluşmaya başlayan tüketim grupları arasında ticaret ve üretim yaparak zenginleşen sınıf Veblen'in dikkatini çeker ve gösterişçi tüketim kuramının hareket noktasını oluşturur. Ona göre tüketimin temel amacı hiçbir zaman salt biyolojik ihtiyaçları tatmin etmekle sınırlı kalmaz, Veblen' in bu düşüncesinin dayanağı ise "aylak sınıf"ın tüketim tercihleridir. Ona göre aylak sınıf parasını iş ve çalışma yerine diğerlerinde olmayanlara sahip olmaya, tüketmeye ve bu şekilde statüsünü yükseltmeye harcar. Bu doğrultuda Veblen meta üretimin artması ile artan ürün alternatifleri arasında daha "ayrıcalıklı" olanları tercih eden bu sınıfın hareket noktasına kıyaslamayı, kıskandırmaayı, sahip olma arzusunu yerleştirir.

Veblen’ in nitelendirdiği bu sınıfa mensup kişiler diğerlerinde olmayana sahip olduğunda hem saygı kazanacakları hem de diğer tüketicileri kıskandıracakları beklentisi ve amacı ile tüketirler. Bu doğrultuda; hedonist amaçlar, geçici arzular, alışverişe ve sürekli yeniye sahip olmaya ilişkin bağımlılıklar, geçici aidiyetler ve kullan at arzular bu tüketim türünün karakteristik özellikleri arasında yer alabilir. Dolayısıyla bu kuramın temel dayanağı tüketimin hayatta kalmak için gerçekleştirilen eylemlerden uzaklaşarak kişiler arası bir ayrıcalık yaratma, gösteriş yapma amacına dönüştüğüdür. Annelik ve çocuk ekseninde gerçekleşen kutlama ve armağanlaşma pratikleri de günümüzde gösteriş amacının yansıtıldığı uygulamalar arasındadır. Bu ritüeller üzerinden anneler ayrıcalıklarını ortaya koyarken,

kutlama ve armağanlaşma içerimlerini sahip oldukları yetkinlikleri gösterecek şekilde yapılandırırlar.

Veblen' in ardından Bauman da tüketim kültürü ile birlikte metaların mübadele değerinin ortadan kalktığına ve malların ‘yarar işlevi’ yerine ‘gösterge işlevi’ nin ön plana çıktığına değinmektedir. Bu süreçten sonra bedeli ödenerek alınan, belli bir bedel karşılığında satılan, özenilen, tüketilen veya yeniden üretilen şeyler artık metalar değil göstergelerdir.

Bauman ile benzer görüşleri paylaşan "Gösteri günümüz toplumunun başlıca ürünüdür"

(2014: 16) diyen Debord' a göre ise artık metalar şenlikli bir gösteri aksesuarı haline gelirken yaşam tarzlarını da işgal etmektedirler. Ona göre, görülen ve algılanan dünya artık metaların dünyası haline gelmiştir. Bu doğrultuda tüketim kalıpları değerlendirildiğinde; bireyler kutlama, eğlence, armağanlaşma, giyim, dekorasyon, boş zamanı kullanma pratikleri ile örneklendirilebilecek eylemler ile neredeyse hayatlarının tümünü kapsayacak şekilde

"gösterişçi tüketim" ideali ile bütünleşmiştir. Bu süreçte Veblen' in de işaret ettiği gibi malların statü verici nitelikleri daha genel bir ilgi odağı haline gelmiştir (Yanıklar, 2006: 47- 48). “Hangi malları tüketeceklerine karar verirken insanlar nihai olarak tabakalaşma sisteminin en tepesindeki sınıfın davranışlarını taklit eder. Bu sınıfın beğenileri sonunda tabakalaşma hiyerarşisinde aşağıya iner ve birçok insan tabakalaşma sisteminde hemen üstlerinde yer alan sınıfın elindekileri taklit eder olur” (Ritzer, 2000: 249) böylece görece üst katmanların zevkleri, beğenileri en alt katmanlara inmiş olur. Dolayısıyla taklit aracılığı ile görece statüsünü, imajını ya da yaşam tarzını yükselten bireyin temel amaçlarından birinin de bu anlamda tercihlerinin "göz doldurucu" etkisidir denilebilir. Bu durumu babyshower partilerinin toplumsal hayata yayılış şekli ile örneklendirmek mümkündür. İlk olarak sanatçılar tarafından gerçekleştirilen babyshower partileri bir süre sonra diğer sınıflar tarafından benimsenmiş ve uygulanmaya başlanmıştır.

Modern dönem sonrasında bireyler tüketecekleri ürün ve hizmetlerin "göz doldurucu"

luğunu önemserken, bu ürün ya da hizmetlerin sosyal işlevlerini gözetir durumdadırlar.

Modern sonrası dönemdeki bu tüketim şekli "postmodern tüketim" olarak adlandırılmaktadır.

Taşkaya “postmodern tüketimcilikte arzu duyulan, yani tüketilen şey gerçek çikolata, gerçek otomobil, ev veya buzdolabı değildir: Tüketim sembolik hazlar peşindedir ve bu “gerçek”

nesneler, arzuların yerine konan şeylerdir” (2009: 130) der. Yaşanan bu dönüşümün ardından farklı bir tüketici tipine bürünen bireyler, artık tüketim ürünleri statü sağlayıcılar ve ihtiyaç gidericiler olarak ayırarak öncelikli tercihlerini gerçekleştirirler. Bu süreçte tüketim konusu olan nesnelerin insanları biçimlendirmeye başladığı belirtilebilir. Kişi gerçekten ihtiyacı olup olmadığını sorgulamak yerine ne olursa olsun sahip olmak amacı ile hareket eder. İhtiyaç

dışında gerçekleşen bu tip tüketim çoğu çevrelerce eleştirilmekte ve “israf” söylemi ile nitelendirilmektedir. Gösterişçi tüketimin yarattığı israf hem boşa geçirilen zaman yani

"gösterişçi boş zaman" hem de "gösterişçi tüketim" yani para israfı olmak üzere çift boyutludur. Veblen’ e göre: “Her ikisi de zenginliğe sahip olduğunu gösterme metodudur ve her ikisi de geleneksel anlamda birbirine eşit kabul edilir” (2005: 62). Veblen gösterişçi tüketim kuramı ile tüketim ve toplumsal sınıf arasındaki ilişkiyi incelemiştir. Günümüz toplumlarında bu ilişkiyi gençler, anneler, kadınlar gibi örneklendirilecek birçok kesimde gözlemlemek mümkündür. Bu kesimler tükettikleri ve bunu sergiledikleri ölçüde toplumda var olacakları, prestij, statü ve kimlik kazanacakları,"toplumsal harita" (Aydoğan, 2005: 14) daki konumlarını belirginleştirecekleri, modaya uydukları veya ekonomik refah seviyeleri hakkında mesaj verebilecekleri inancı ile tüketmektedirler. Bu doğrultuda değişen tüketim tercihlerinin Veblen’in gösterişçi tüketim teorisinde, kişileri mümkün olduğunca tek ve biricik, el yapımı ve nadir olan ürünleri tüketmeye yönlendiren bir doğası da bulunmaktadır.

Hatta kişiye özel, eşi benzeri olmayan, piyasadakilerden farklılığı ile ön plana çıkan tasarımlar gibi ürünler bu konuda örnek olarak gösterilebilir. Hürmeriç ve Baban' a (2012) göre bunun önemli nedenlerinden biri el yapımı ve özel tasarım ürünlerin diğerlerinden daha pahalı olmasıdır. Bu kavramın çalışmaya dâhil edilmesinin sebeplerinden biri de bu noktadır.

Günümüzde toplumda anneler kutlama ve armağanlaşma pratikleri doğrultusunda "kişiye özel" temalarla kutlamalar, kişiye özel olarak hazırlanmış hediyeliklerle de armağanlaşmalar gerçekleştirmektedir. Annelerin gerçekleştirdikleri kutlama ve armağanlaşma pratikleri de bu

"kişiye özel" yaklaşıma örnek teşkil etmektedir.

Kişileri gösterişçi tüketime yönlendiren birçok faktör bulunmaktayken, bu etkenler arasında en önceliklisinin ihtiyaç ve günümüzde değişen ihtiyaç algısı olduğunu belirtmek mümkündür. İnsanların hayatlarını idame ettirme amacı doğrultudaki ihtiyaçlarını Maslow (1943) fizyolojik, aidiyet, güvenlik, saygınlık ve kendini gerçekleştirme ihtiyaçları şeklinde kategorileştirmiştir. Günümüzün temel toplum tanımlaması olan tüketim toplumunda ise kişilerin ihtiyaç algıları değişmiş ve bazı ürünler "birincil" ihtiyaç olarak algılanmaya başlanmıştır. Bu doğrultuda kişiler için fizyolojik, güvenlik, aidiyet, barınma ve diğer ihtiyaçlarını karşılamaktan çok, bu süreçteki tercihleri, harcadıkları maddi bedeller ve bunları sergileme şekilleri öncelikli olmuştur.

Değişen ihtiyaç algısı dışındaki bir diğer etken günümüzde çoğalan tüketim ürün ve hizmet alternatifleri olarak düşünülebilir. Çoğalan alternatifler arasında kafası karışan birey, ihtiyacından çok kendisini çeşitli platformlar aracılığı ile daha çok etkileyen, beklediği faydayı ona sunacak, arzuladığı gösterge değerini ona sağlayacak ürün ya da hizmeti tüketme

eğilimi gösterir. Bu bağlamda değişen fayda algısının da üzerinde durulması gerekmetedir.

Söz edilen yönlendirici unsurların yanında günümüzde kişiler için tüketim tercihleri aracılığıyla sosyal statü ve takdir kazanımı ile imaj ve kimlik yapılandırma beklentisi alışveriş seyrini etkileyen önemli fayda sağlayıcılar olarak karşımıza çıkmaktadır. Bireyler mevcut statülerinden bir üst statüye çıkmak isterler. Veblen de gösterişçi tüketim kuramında bu noktaya değinerek tüketim şekilleri ile zenginlik ve sosyal statü kazanımı arasındaki ilişkiden söz eder. Ona göre tüketiciler gösterişçi tüketimin "cazibesine" kapılırlar. Bu durumun ilk nedeni insan davranışının ödül beklentisi ile şekillenmesidir. Bu doğrultuda Veblen' e göre bireyler için sosyal statü açısından bir üst basamakta yer alma ihtimali bir ödül olarak algılanmakta ve ürün ya da hizmetten beklenen bir fayda olarak karşılanmaktadır. Ona göre bu durumun ikinci nedeni de, sahip olunan sosyal statünün insanların birbirlerine gösterecekleri saygının bir belirleyicisi olmasıdır. Bu doğrultuda Veblen (2005) tüketimdeki gösteriş amacının tercihleri yönlendiren en önemli unsur olduğunu belirtir. Ona göre bu durum yalnızca zenginler için değil toplumun bütün sosyal tabakaları için geçerlidir, her sosyal sınıf bir üstteki sınıfta yer almaya çalışarak statüsünü yükseltme çabasındadır. Açıkalın ve Erdoğan' a göre toplumun tamamı tarafından fark edilir boyutta olan bu durum kendi değerlendirmeleri uyarınca sistemin en altında yer alanları psikolojik bir baskı altına alarak gösterişçi tüketime yönlendirmektedir (2005: 2). Kişileri gösterişçi tüketime yönlendiren bir diğer etkenin de görece artan gelir seviyesi ve ani gelir artışları olduğunu belirtmek mümkündür. Güleç' e (2015) göre gelir seviyesindeki her artış gösterişçi tüketime neden olmamakla birlikte gelir düzeyi yükseldiği an daha önce satın alınamayan birçok ürün ve hizmet elde edilebilir. Gösterişçi tüketimi yönlendiren bir diğer unsur ise değişen çevre, iş ve eğitim seviyesidir. Kişi eğitim düzeyi yükselip sosyal ilişkileri geliştikçe, yaşadığı iş ve sosyal çevresi değişip tüketim alışkanlıkları farklılaştıkça gösterişçi tüketim alışkanlıklarını benimseyebilir.

Günümüzde bireyleri gösterişçi tüketime yönlendiren etkenlerden bir diğeri de moda ve modayı ivmelendiren akımlardır. Moda olan figürler sadece giyimde değil tüketimin kuşattığı her alanda kendisini göstermektedir. Örneğin yaşam mekânlarının rezidanslara tek kişilik evlere kayması, sağlıklı yemek alışkanlıkları, değişen müzik tercihleri ve çalışma konusu bağlamında annelik özelinde gerçekleşen kutlama ve armağanlaşma pratikleri modanın hayat üzerindeki etkisini adeta somut kanıtları niteliğindedir.

Günümüzde kişilerin moda akımlara ulaşması ve bunlardan haberdar olmasındaki en önemli etken kitle iletişim araçları da gösterişçi tüketimi arttıran bir diğer unsurdur. Ritzer' e (2016) göre de modern toplumda gösterişçi tüketimi körükleyen en önemli faktörlerden biri

iletişim araçlarıdır. Kitle iletişim araçları sayesinde kitlelerle paylaşılan güncel yaklaşımlar bireysel kimliklerin, tercihlerin ve algıların dönüşümünde önemli bir etkiye sahiptir.

Gösterişçi tüketimde en etli olan faktörlerden bir diğeri de Şahin(1992)'e göre referans gruplarıdır. Ona göre referans grupları bireylerin özendiği, idealize ettiği ve normlarını benzetmeye, yaşam tarzını yakınlaştırmaya çalıştığı gruplardır. Gösterişçi tüketme yönelen kişinin temel amaçlarından biri de bu referans grupları arasında sınıfsal hareketliliğin edinmek bulunmaktadır.