• Sonuç bulunamadı

Panoptikon Beden ve Gözetim

II. BÖLÜM

2.2. Beden ve İktidar İlişkisi

2.2.2. Modern Dönem ve İktidar-Beden İlişkisi

2.2.2.2. Panoptikon Beden ve Gözetim

Bedenleri disiplin etmeye yönelik birçok yöntem ve araç eskiden beri zaten var olmuştur.

Bunlar kimi zaman manastırlarda, ordularda, atölyelerde kendini göstermiştir. Fakat 17. ve 18. yüzyıllardan sonra bedeni disiplin etme anlayışı, genel egemenlik kurma formülleri haline gelmiştir. Foucault’ya göre bunlar kölecilikten farklıdır. Çünkü bedenin sahiplenildiği bir ilişki tarzından farklıdır, bedenin sahiplenildiği, mülkiyete konu olduğu bir ilişkiye dayanmamaktadır. Disiplin sabit, bütüncül, kitlesel iradesi, onun “kaprisi” biçiminde kurulan ev hizmetçiliğinden farklıdır. Aynı zamanda herkesin kendi bedeni üzerinde egemenliğini artırmak anlamına gelen çilekeşçilik ve manastır tipi disiplinlerden de farklıdır. “Disiplinlerin tarihsel anı, yalnızca becerilerinin gelişmesini veya bağımlığının ağırlaştırılmasını değil de, aynı zamanda onu aynı mekanizma içinde daha fazla getirdiği ölçüde daha fazla itaatkâr kılan (ve tersine) bir ilişkiyi oluşturmayı hedefleyen bir insan bedeni sanatının doğduğu andır.171 Bu süreç artık bedenin her hareketinin denetime tabi tutulduğu, manipüle edildiği bir baskı siyasetinin oluşturulduğu, iktidarın en önemli aracı olduğu süreçtir. Beden, onu yeniden kuran bir iktidar mekanizmasının içine girer. Bu iktidar mekaniği başkalarının bedenlerine yalnızca onların istenilen şeyleri yapmalarını göstermek değil, aynı zamanda istenildiği takdirde iş görmeleri için nasıl el konulabileceğini gösterir. Böylelikle itaatkâr, bağımlı, idmanlı bedenler yaratılmaktadır.

Modern iktidar anlayışı kendine uygulama alanı bulmak için birçok teknik birçok araç geliştirmiştir. İtaatkâr, bağımlı, idamlı bedenlerin yaratılmasının en etkileyici yöntemlerinden biri de gözetime dayanan bir iktidar tekniği ile bedenin yeniden üretimini sağlayan bio- politikaların geliştirilmesidir.

İşçilerin üretim araçlarının mülkiyetinden ayrı tutulmaları, sermayenin emek üzerindeki kontrolünü de arttırdı.173 Bu durum sermayedarları tek tek işçilerin bedeni üzerinde de söz sahibi olmasını sağladı.

Max Weber ise, rasyonel örgüt modeli olarak gördüğü bürokratik yönetimlerin özelliklerinden birinin “ayrıntılı kayıt ve dosyalama174 olduğunu söyleyerek, bürokratik devlet düzeninin nasıl bireyin üzerinde bir gözetim mekanizması geliştirdiği üzerinde durur.

Hastaneler, ordular, okullar, ekonomik örgütler, kiliseler, politik örgütler bu sistemin işlemesine, denetim mekanizmasının kurulmasına yardımcı olurlar.

Marx’dan Weber’e uzanan modern toplum ve gözetime dayalı iktidar biçimi hiç kuşkusuz Foucault’nun düşüncelerinde de yer alır. Daha önce belirtildiği gibi Weber’in disiplin toplumuna ilişkin çözümlemeleri, Foucault’nun düşüncelerinin temelini oluşturmasında yardımcı olacaktı. Foucault’nun “Panoptizm toplumu” çözümlemesi gözetime dayalı iktidar biçimini açıklayıcı niteliktedir.

Foucault, Bantham’ın Panoptikon hapishane mimarisinden etkilenerek bakışlara ve görmeye olanak veren tekniklerin nasıl kontrol aracına dönüştüğünü açıklamaya çalışır.

Çünkü Panoptikon disiplin toplumuna geçişin iyi örneklerinden birisidir. Metaforik olarak kullandığı Panoptikon modelini modern gözetim tekniğine uyarlayan Foucault’ya göre, iktidarlar geliştirdikleri göz tekniği ile bireyleri ve onların bedenlerini kontrol altında tutar ve disipline eder. Bantham’ın Panoptikon Mimarisi şu ilkelere dayanmaktaydı;

Çevrede halka halinde bir bina, merkezde bir kule; bu kulenin halkanın iç cephesine bakan geniş pencereleri vardır. Çevre bina hücrelere bölünmüştür; bunlardan her biri binanın tüm kalınlığını kat etmektedir. Bunların biri içeri bakan ve kuleninkilere karşı gelen, diğer de dışarı bakan ve ışığın hücreye girmesine olanak veren ikişer pencereleri vardır. Bu durumda merkezi kulede tek bir gözetmen ve her bir hücreye tek bir deli, bir hasta, bir mahkûm, bir işçi veya bir ilkokul çocuğu kapatmak yeterlidir. Geriden gelen ışık sayesinde, çevre binaların içindeki küçük siluetleri olduğu gibi kavramak mümkündür. Ne kadar kafes varsa, o kadar küçük tiyatro vardır, bu tiyatrolarda her oyuncu tek başınadır, tamamen bireyselleşmiştir ve sürekli olarak görülebilir durumdadır. Görülmeden gözetim altında tutmaya olanak veren düzenleme, sürekli görmeye ve hemen tanımaya olanak veren

173 John O’NEİLL, “Disiplin Toplumu: Weber’den Foucault’ya”, Çev. Metin yıldırım, Doğu-Batı, Sayı: 43, Doğu-Batı Yayınları, Ankara, 2007, s. 239.

174 Max WEBER, Sosyoloji Yazıları, Çev. Taha Parla, İstanbul, 1986, s. 193, Aktaran: Veysel BOZKURT,

“Gözetim Toplumu ve İnternet”, http://inet-tr.org.tr/inetconf5/tammetin/bozkurt-tam.doc, s. 1.

mekânsal birimler oluşturmaktadır. Sonuç olarak, hücre ilkesi tersine döndürülmekte veya daha doğrusu onun üç işlevi –kapatmak, ışıktan yoksun bırakmak ve saklamak- ters yüz edilmektedir; bunlardan yalnızca birincisi korunmakta ve diğer ikisi kaldırılmaktadır. Tam ışık altında olma ve bir gözetmenin bakışı, aslında koruyucu olan karanlıktan daha fazla yakalayıcıdır.175

Foucault’ya göre görünürlülük bir tuzaktır. Panoptikon’da mahkûm, görülmekte ama görememektedir. Bir bilginin nesnesidirler ancak bir iletişimin öznesi olamamaktadır.

Panoptikon’un büyük etkisi de buradan kaynaklanmaktadır. Tutukluda iktidarın otomatik işleyişini sağlayan bilinçli ve sürekli bir görünebilirlik hali yaratılmaya çalışılmaktadır.176 Mahkûm bir yandan bilinçli özneyken, öte yandan bilincin yol açtığı pasif özneye dönüşmektedir. Çünkü iktidarın her an kontrolünde yer alan ve bu bilinç ile kendini kontrol eden özneler artık pasifize olmuş öznelerdir. Bu açıdan bakıldığında Panoptikon modeli, iktidar teknolojisini meşru bir şekilde uygulayan ve oldukça etkili bir modeldir.

Modern gözetim tekniğinin önemli bir ilkesi de eskiden olduğu gibi egemen olan gücün kendi iktidarını doğrudan bireyin bedeni üzerinde tescillediği, törensel, ayinsel cezalandırma siteminden çok farklı olmasıdır. Yeni ortaya çıkan denetim tekniğinde iktidarın nerden ve kimin tarafından icra edildiğinin önemi yoktur, çünkü bu iktidar ne tek kişi, ne birey, ne de tek bir kurumdur. Çok geniş bir alanı içine alan farklı kesimleri içeren bir iktidar türüdür.

Foucault’nun ifadesi ile;

Panopticon çok farklı arzulardan hareketle, türdeş iktidar etkileri imal eden harika bir makinedir. Gerçek bir tabi olma durumu, hayali bir şekilden mekanik olarak doğmaktadır.

Öylesine ki mahkûmu iyi davranmaya, deliyi sakin olmaya, işçiyi çalışmaya, okul çocuğunu özenli olmaya, hastayı tedaviye uymaya zorlamak için güç kullanmaya gerek kalmamaktadır.177

Bauman’a göre Panoptikon modeli iktidar asimetrisi üzerine oturtulmuştu. Tek taraflı bir gözetim mekanizması geliştirilerek, bir tarafta sadece gözeten, öte yandan ise sadece gözetleyen iki alt kesime bölünmüştü. Bu yeni bir buluş olmakla birlikte, her tür toplumda değişmez bir unsurdu.178 Bauman’a göre Bentham’ın büyük tasarımı Panoptikon, “simgesel olarak temsil ettiği kuramlar, gözetim asimetrisini toplumda “normal” iktidar teknolojisi

175 FOUCAULT (2006), A.g.e., s. 295–296.

176 BOZKURT, A.g.m., s. 2.

177 FOUCAULT (2006), A.g.e., s. 299.

178 BAUMAN, A.g.e., s.59.

olarak geniş kapsamlı biçimde uygulayan ilk kurumlardır.”179 Bu modelin zorunlu sonucu olarak direnme olmaksızın yani iktidara karşı koymaksızın bir izlenenler grubu oluştu.

Düşünüre göre bu durum kurumlar içinde iktidarı bölmesinin yanı sıra, iki önemli sonuca neden oldu. Bunlardan ilki tek yönlü gözetim yeni bir denetim için uygun koşullar oluşturdu.

Tek yönlü gözetimde, kişilerin davranışı biçimlendiriliyor, yaşam tarzları denetim altına alınıyor, istenen kalıba uyduruluyor, düzenli hale getiriliyordu. İradeleri göz ardı edilerek bedenlerinin hareketi üzerine tekrarlamalı bir ritim empoze ediliyordu. İkinci önemli sonucu ise gözetimin tek yönlülüğü, izlenenlerin toplumsal tanımını tek biçimli hale getirmesidir.

Yani hepsi aynı kategoriye tabi tutularak gözetime maruz kalıyorlardı. Böylelikle tek yönlü davranışlar dayatılarak izlenenler aynı potada tek biçimli hale getirilmekteydi. Bauman buna aslında bir tür nesneleştirme işlemi de demektedir. Çünkü burada tek tek öznellikler yok edilip, onun yerine aynı evrensel davranışlarının dayatıldığı kalıplar yaratılmaktadır. Bu durum aynı zamanda ayrı bir uzmanlık eğitimini gerektiren bir iş haline gelmektedir. Bauman bu durumu şöyle ifade eder;

Asimetrik gözetimin yarattığı görev, insan davranış örüntülerinin baştan aşağı yeniden şekillendirilmesinden daha az bir şey değildir; çok sayıdaki bireyin çeşitlilik gösteren eğilimlerine tekbiçimli bir bedensel ritmin dayatılması, bir dizi amaçla hareket eden bir özneler topluluğunu tekbiçimli bir nesneler kategorisine dönüştürülmesidir. Bu sıradan bir görev değildir. Kaba güç kullanımından daha fazlasını gerektirmektedir. Uzmanlaşş Know-how ve becerilerle donatılmış bir aktörü, bir insan davranışı mühendisini gerektirir.

Asimetrik gözetim, yalnızca baskı uygulamada uzman kişiden çok “eğitimci” rolünü üretmeye eğilimlidir bu iki rolün ille de karşıtlık içinde olması gerekmese de).”180

Modern dönemde artık iktidarların beraberinde iktidarı kullanacak uzman kişilere ihtiyaç duyması ve bunun için gerekli eğitime sahip olması, insan davranışları hakkında bilgi sahibi olması ve bunu nasıl kullanacağını bilmesi bilgi-iktidar ilişkisini beraberinde getirmektedir.

İktidar bilgiye gereksinim duyar; bilgi iktidara meşruluk ve etkinlik kazandırır (bunların birbiriyle bağlantısız olması gerekmez. Bilgiye sahip olmak, iktidardır.181 Bauman, Foucault ile benzer düşünceleri savunarak, gözetimin bireyleri pasif öznelere çevirdiğini, iktidarın nesnesine dönüştürdüğünü öne sürmekteydi. İnsanların her an bir gözetime tabi tutulduğu fikri, onların davranış örüntülerini değiştirip, kısıtlamasına neden olmakta ve davranışları tek biçime sokmaktadır. Bauman’ın deyimiyle özneler topluluğunu tek biçimli nesneler

179 BAUMAN, A.g.e., s. 60-61.

180 A.g.e., s. 62.

181 A.g.e., s. 62.

topluluğuna dönüştürmektedir. Çeşitlilik gösteren davranış eğilimi yerine, tek biçimli bedensel ritim dayatılmaktadır.

Panoptikon yani gözetim tekniğine dayanan iktidar biçimi sadece hapishanede değil, okullarda, kışlalarda, hastanelerde yaygınca kullanılan iktidar biçimidir. “insanlar bu sayede evrak dosyalarının fişleme ve sınıflandırma dizgelerinin nasıl kurulduğunu öğrendi.

Sonraları, sırayı öğrenci ve hasta kümelerine sürekli uygulanan gözetleme aldı, belli bir tarihten sonra tüm bu yöntemler genişletilmeye başlandı.”182 Bu genişleme işlemi kamusal mekânların gözetiminden özel alanda bedenlerin gözetimine kadar sıçradı. Artık sosyal yaşamın içine sızan ve belli baskı yaratan gözetleme, disiplin toplumunun önemli bir parçası haline geldi.

Gözetleme tekniği ile amaçlanan, hükümdarın uyguladığı baskıcı bir iktidar üretmek değil, her bireyin etkin performansa ulaşma çabasının doğal sonucu olarak uygulanabilmesini doğuran otomatik, genel, toplumsal bünyeye nüfuz eden, hafif ve hızlı bir gözetleme sisteminin yaratılmasıdır.183

Sarup’a göre Panoptikon’un bütün egemenlik biçimlerinin örneği olması nedeniyle baskıcı bir mantığa geri döner. Özellikle modern hapishane dizgesi karşısında güçlü bir durum oluşturmasına karşın, Foucault onun yerine geçen hiçbir şey önermez. Foucault’ya göre, Panoptikon, kendisine herkesin yakalandığı ama hiç kimsenin bunu bilmediği bir makinedir.

Öyleyse bu stratejinin kökeni nedir? Bütün bu taktikler nasıl ortaya çıkmıştır? Foucault bu soruların temelini çözümsüz bırakır.184