• Sonuç bulunamadı

Günümüz şartlarında ülkelerin zenginleşebilmesi aynı şeylerden daha fazla üretmesi ile değil, ürettikleri ürünleri çeşitlendirmesi yeni ve daha üretken faaliyetleri içeren bir yapı ile mümkündür. Ülkelerin bu zenginleşme sürecinde ürettikleri ürünler, üretebilecekleri diğer ürünleri belirler. Yani tarımsal alanda faaliyet gösteren ve kahve çekirdeği üreten bir ülkenin biranda yüksek teknoloji ve üretken bilgi gerektiren uçak üretmesi mümkün değildir. Ülkelerin daha sofistike ürünleri üretmeleri için sadece sermaye, emek ve hammadde gibi temel faktörler

yeterli olmamakta, bunu başarabilmeleri için üretken bilgi hacimlerini genişletmeleri gerekmektedir. Söz konusu üretken bilgi birikimi sayesinde ülkeler sofistike ürünler kümesinde göreceli karşılaştırmalı üstünlük kurabilir. Üretken bilginin somutlaşabilmesi için kurum veya insanların zihnindeki üretken bilgilerin bir araya getirilerek ürünlerin ortaya çıkarılması gerekir.

Ülkeler mal veya hizmet üretebilmek için edindikleri üretken bilgileri kullanır ve buna bağlı olarak ülkelerin büyümesi üretken bilgi ile doğru orantılıdır. Ayrıca ürünlerde üretim sürecinde gerekli olan bilgi bakımından farklılıklar gösterirler. Örneğin tıbbi görüntüleme cihazları veya uzay mekikleri gibi ürünlerin üretiminde birçok üretken bilginin bir araya gelmesi gerekirken, buğday hasadı gibi ürünlerin üretiminde nispeten daha az bilgi gerekmektedir. Bu nedenle ülkelerin ürettiği ürünlerin sofistikasyon dereceleri üretken bilgi hacimleri ile doğru orantılıdır, bilgi hacmi yüksek olan ülkeler en sofistike ürünleri üreteceklerdir. Ekonomik kompleksite, bir ülkede dolaylı olarak üretken bilginin bireylere ve kurumlara dağılımını ölçer. Dolayısıyla sınırlı üretken bilgi ile basit ürünler üreten ülkelerin basit ekonomiye, daha yüksek üretken bilgi ile sofistike ürün üreten ülkelerin ise kompleks ekonomiye sahip olduklarını söyleyebiliriz (Yıldırım, 2018: 2).

Kompleksitenin evrimi ülkelerin ürettikleri ürünleri çeşitlendirme süreciyle doğrudan ilişkilidir. Ülkelerin ürün çeşitlendirmesi mevcut ürettiği ürünlere yakın yeni ürünler üretmesi ile gerçekleşir ve bu çeşitlendirmedeki yakınlık derecesi ürün uzayındaki uzaklık ile ilişkilidir.

Çünkü ülkelerin ürettikleri ürünler, yeni üretebilecekleri ürünler için rehber oluşturmaktadır.

Ürün uzayı, üretilen ürünler arasında üretken bilginin paylaşılması yani ürün uzayında ürünler arasındaki yakınlık derecesi ürünlerin üretiminde kullanılan bilginin ortaklığı ile ilişkilidir. İki ürün arasında ürün uzayındaki uzaklık söz konusu ürünlerin birlikte yapılabilme ihtimali ile hesaplanır. Ülkeler üretken bilgi seviyesine bağlı olarak ürün uzayında farklı alanlar işgal ederler, dolayısıyla ülkelerin üretmedikleri ürünlere olan yakınlığını, bu ürünlerin mevcut ürettikleri ürünlere benzerliği ile ölçebiliriz. Ülkelerin ürettikleri ürünleri çeşitlendirme süreci ve bu ürünlerin üretiminde ihtiyaç duyulan bilgi gereksinimlerinin benzerliği ürün uzayı ile tespit edilebilir. Bir ürünün üretiminde sahip olunan bilgi ve beceri, diğer ürünlerin üretiminde de yararlı olabilir ancak ürün benzerlik göstermiyorsa bu bilgi ve becerinin hükmü yoktur.

Buradan da görülebileceği gibi, iki ürün arasında üretimde kullanılan bilgi ve beceri ne kadar benzerlik gösteriyorsa, bu ürünlerden birini üretip ihraç eden ülkenin diğer ürünü de üretip ihraç etme olasılığı o kadar yüksektir. Diğer yandan ihtiyaç duyulan bilgi ve beceri açısından benzerlik göstermeyen ve üretiminde bilgi paylaşımı düşük olan ürünlerin birlikte ihraç edilme olasılığı daha düşüktür. Böylelikle iki ürünün birlikte ihraç edilme olasılığına bakarak, ürünlerin üretiminde ihtiyaç duyulan bilgi ve beceri gereksiniminin benzerliğini ölçebiliriz. Bu

olasılıklarla oluşturulan ürün uzayı ile ülkelerin ürün çeşitlendirmesinde yakın ve uzak oldukları ürünler hakkında bilgi sahibi olup, ülkelerin üretimini gerçekleştirmedikleri ürünlere olan uzaklığını ölçebiliriz (Yıldırım, 2018: 5-6).

Ürün uzayı olgusunu şöyle örnekleyebiliriz; kırsal kesimdeki bir sağlık merkezinde çalışan doktor tüm hastalara belirli bir seviye müdahale edebilir ancak büyük ve kapsamlı bir hastanede çalışan doktorların her birinin ayrı bir uzmanlık alanı vardır ve böylelikle hastane diğerlerine göre farklılaşabilir. Ürün uzayı yaklaşımına göre sahip olunan bilgi ve beceri seti, o bölgenin farklı ürün üretebilmesini sağlayacak faktördür. Bu bilgi ve beceri seti doğrudan gözlemlenip ölçülemediği için o bölgenin üretip ihraç ettiği ürünlere bakılarak dolaylı yoldan ölçülebilir. Başka bir değişle, bir bölgenin bilgi ve beceri setinin göstergesi üretilip ihraç edilen ürünlerdir. Ülkeler sahip olduğu bilgi ve beceri seti ile ürün yelpazesini genişletip çeşitlendirebilir. Dolayısıyla sahip olunan bilgi ve beceri seti ile üretiminde benzerlik gösteren ürünler üretilirken, mevcut üretilen ürünler o ülkenin gelecekte hangi ürünleri üretebileceğini göstermektedir. Bu açıdan bakıldığında üretilen ürünler bazında bir ülkenin ne kadar zengin olduğu tespit edilebilir. Ürün uzayı yaklaşımı, kalkınma süreci farklı şekillerde ifade etmeye çalışır. Bu örnekleme göre firmalar maymunlara, ürünlerde ağaçlara benzetilmektedir.

Firmaların birbirine benzer sınırlı ürün üretmesi gibi maymunlarda birkaç yakın ağaçta yaşarlar.

Kalkınma süreci ise maymunların yakın ağaçlara atlayarak yayılması ile gerçekleşir. Firmalarda kalkınma sürecinde benzer beceri gerektiren ürünlerin üretimine geçtiği için maymunların yayılma sürecine benzetilebilir (Tuncer vd., 2017: 61-62). Bu duruma son yıllarda literatürde öne çıkan bağlantılı çeşit kavramını örnek verebiliriz. Bağlantılı çeşit ülkelerin bilgi taşlarının gelişimini etkilemekte ve ülkelerin sahip oldukları endüstrilerde çeşitlenme fırsatı sunmaktadır.

Böylelikle ekonomik büyüme ve yenilenmeye olumlu katkılar sağlamaktadır (Asheim vd., 2011: 895).

Ürün uzayı yaklaşımına göre ülkelerin ürün üretimindeki bilgi birikimi sanayi devrimi sonrasındaki yaşanan hızlı ekonomik büyümeye etki etmektedir. Bazı ülkeler zengin iken diğerlerinin yoksul olmasının sebebi, bilgi birikimi yüksek olan ülkeler sahip oldukları bu bilgi ve beceri setini kullanarak ekonomik anlamda daha hızlı gelişmesidir. Buna bağlı olarak diğer gelişmekte olan ülkelerde ise ekonomik anlamda aynı verimlilik görülememektedir (Coşkun ve Tuncer, 2016: 611).

Ürün uzayı yaklaşımına göre sahip oldukları üretken bilgi ve beceri seti yapısal dönüşüm hızının belirleyicisidir. Dolayısıyla ülkeler yapısal dönüşüm politikalarını belirlerken mevcut üretim yapısından optimal üretim yapısına doğru geçişi sağlayacak bilgi ve beceri

setlerini dikkate almalıdırlar. Önemli olan bu optimal üretim yapısına ulaşmak için izlenmesi gereken yol haritasına odaklanmaktır. Bir ülkenin uzmanlaşma yapısını karşılaştırmalı üstünlüklere sahip şekilde üretim yapılan sektörler oluşturmaktadır. Dolayısıyla ülkenin üretim yapısının zenginliği bu sektörlerin sayısı ile doğudan ilişkilidir. Çeşitlilik artışı işgücüne olan talebi ve becerileri arttırır, buna bağlı olarakta ülke ekonomisi istihdam yaratarak büyümüş olur.

Bu durum sektör içi üretim verimliliğini arttırarak yüksek verimlilikte üretim yapılmasına neden olur. Verimlilik artışına bağlı olarak işgücüne olan talep azalır. Sonuç olarak verimlilik ile işgücüne olan talep azalırken, çeşitlendirme sayesinde işgücüne olan talep artar ve bu döngü sayesinde ekonomi dengeli bir şekilde büyürken, bilgi ve beceri setinde de birikim oluşarak artış sağlanır. Bu döngü artan üretken bilgi ve beceri ile sürekli hale gelir ise yapısal dönüşüm hız kazanır. Burada önemli olan verimliliği düşük alanlarda değil, verimliliğin yüksek olduğu alanlarda çeşitlilik sağlanması gerekir. Çeşitlilik hangi alanda uzmanlaşacağını belirlerken, uzmanlaşmada gelecekteki ürün çeşitliliği için zemin hazırlamış olur. Bu da çeşitlilik ve uzmanlaşma arasındaki geri besleme ilişkisinden kaynaklanmaktadır (Coşkun ve Tuncer, 2021:

231-232).