• Sonuç bulunamadı

Karşılaştırmalı Hukukta Sığınma Hakkı

Belgede akdeniz üniversitesi (sayfa 195-200)

erişme olanakları sağlanmalıdır. Bu koşullara uymayan tüm gözaltı işlemleri sahte sığınma başvurularını önlemek veya kamu düzenini ve güvenliğini korumaktan ziyade, insanları yıldırmaya yönelik olacaktır. Kaldı ki bu gibi caydırıcı uygulamaların etkinliği de tartışmalıdır. Sığınma arayan insanların ülkelerinden kaçmalarının altında yatan güçlü bir hayatta kalma güdüsüdür. Bulunduğu ülkede gerçek bir tehlike altında olanları yıldırmak çoğu zaman mümkün olmamaktadır. Zira sığınmacının kaçtığı yerde başına gelebilecek en kötü olasılıklar geri gönderilmesi veya burada da zulme uğramasıdır. Bu durum da önceden bulundukları durumdan farklı olmayacaktır. Bu sebeple riskleri göze alıp kaçmak her zaman daha avantajlıdır. Çünkü bir ihtimal mülteci statüsü elde etme veya bu statüyü elde edemeseler bile yasadışı göçmen olarak bir başka yerde yaşama olasılıkları bulunmaktadır.700 Günümüzde de, devletler ne kadar önlem alırsa alsın, tehdit altındaki insanlar, geldikleri yerde hayatları risk altında olduğundan, her türlü kaçış yolunu göze almaktadır. Dolayısıyla caydırıcı uygulamalar hem hukuken hem de ahlaken yanlış olduğu gibi, sığınmacı sayısını azaltmak bakımından da faydalı değildir.

şartı siyasi nedenlerle zulüm altında olmaktır. İlgili hükme 1992 yılındaki değişiklikle bazı istisnalar getirilmiştir. 1989 devriminin ardından çöken Sovyet tarzı komünist rejimler, dünyada önemli bir göç dalgasının yayılmasına sebebiyet vermiştir. Diğer ülkelerde yaşayan Almanların merkez Avrupa’ya ve eski Doğu Almanya bloğunda yaşayan vatandaşların Batı Almanya’ya göçü başlamıştır. Özellikle 1992 yılında Almanya’ya ulaşan sığınmacıların sayısı en üst seviyelere ulaşmış, bu durum toplumda yabancı düşmanlığının da artmasına sebep olmuştur. Hükümetin çoğunluğu sağlayamamasından dolayı Anayasa’da değişiklik yapamaması da krizi körüklemiş ve vatandaşlar ülkelerinde bulunan yabancılara şiddet eylemlerinde bulunmaya başlamışlardır. 1992 yılında Mölln kentinde yaşanan acı bir olay, halkın daha geniş bir kesiminin sığınma ve yabancılara ilişkin sorunlara dikkatinin çekilmesinde pay sahibidir. 22 Kasım 1992 yılında sağ görüş yanlısı bir grup Alman, Almanya’nın Mölln kentinde yaşayan bir Türk ailenin evini kundaklamış, baba ve iki çocuğun ölümüne neden olmuştur.702 Almanya’nın pek çok şehrinde protestolara neden olan bu vahim olay, sığınmacılara ilişkin yetersiz düzenlemelerin ve siyasiler tarafından halkın tahrik ve manipüle edilmesinin ortak bir sonucudur.

1992 trajedisinin yaşandığı gün, sığınma hakkının gözden geçirilmesi ve değiştirilmesi için hükümet ve muhalif görüş sergileyen Sosyal Demokratlar bir uzlaşmaya gitme kararı almışlardır. Yapılan görüşmelerde sığınma hakkının bireysel bir hak olarak tanınmaya devam etmesi ancak güvenli üçüncü ülkeden gelenlere ve açıkça mesnetsiz olan başvurulara ilişkin kısıtlama getirilmesi kararlaştırılmıştır.703 Günümüzde de bu düzenlemeler geçerliğini korumaktadır.

Alman Anayasası’nca kişilere tanınan sığınma hakkından güvenli üçüncü ülkelerden gelenler faydalanamayacaktır. Avrupa Birliği ülkeleri, AİHS’ye ve Cenevre Sözleşmesi’ne göre koruma sağlayan ülkeler bu kapsama girmektedir. Bu durum Almanya’nın tüm komşularını güvenli ülke haline getirmektedir. Bir ülkeden transit geçiş yapmış olmak bile, söz konusu koşulun sağlanmış olduğunun kabul edilmesine yetmektedir. Dolayısıyla ancak hava yoluyla Almanya’ya giriş yapılması halinde sığınma talep edilebilecektir. Almanya ise havalimanlarının belirli bölümlerini uluslararası bölge olarak tanımlamış ve böylelikle sığınmacıların ülkeye giriş yapmaları engellenmeye çalışılmıştır. Bu uygulama hukukçular tarafından ciddi şekilde eleştirilmiştir. Anayasa Mahkemesi söz konusu uygulamayı kısmen anayasaya aykırı bulmuş ve önemli değişikliklerin yapılması gerektiğini belirtmiştir.704 Keza AİHM de, Fransa’nın benzer bir uygulamasını uluslararası hukuka aykırı bulduğunu açıkça

702 Bosswick, 2000: 48-49.

703 Hailbronner, 1994: 160; Bosswick, 2000: 49.

704 Bosswick, 2000: 51.

belirtmiştir.705 Güvenli üçüncü ülke prensibi haricinde açıkça mesnetsiz başvuru kapsamına girenler de sığınma hakkından faydalanamayacaktır. Güvenli menşe ülkeden gelenlerin başvuruları açıkça mesnetsiz olarak değerlendirilmektedir. Güvenli üçüncü ülke veya güvenli menşe ülkeden gelenlerin sığınma hakkından faydalanabilmesinin tek istisnası, Alman Anayasası madde 16a(3) uyarınca, güvenli ülke varsayımının aksine kişinin siyasi gerekçelerle zulüm gördüğü sonucunu doğrulayan kanıtlar sunmasıdır. Ancak “güvenli”

sayılmanın kriterleri belirli olmadığından, aksinin ne şekilde ispat edileceği de sorun teşkil eden bir husustur. Burada önemli olan husus kişi bazında inceleme yapılması, olayla ilişkili ve varsayımın aksini ispat edebilecek güçte delillerin sunulup sunulmadığının göz önünde bulundurulmasıdır. Söz konusu devletin genel olarak zulüm eylemlerinde bulunması gerekmez. Bu kişinin kendisine yönelik bir zulüm olduğu konusunda kuvvetli deliller göstermesi beklenmelidir. Ne yazık ki bu ve bunun gibi hususlar Alman İdare Mahkemesi tarafından yeterince dikkate alınmamıştır ve kararları zaman zaman üst yargı yerlerince bozulmuştur.706

Havalimanından yapılan başvurularda özel bir hızlandırılmış prosedür uygulanmaktadır. Havalimanında başvuruda bulunan sığınmacıların başvuruları burada kabul edilmekte ve sığınmacılar transit bir bölgede bekletilmektedir. Başvuruları reddedilen sığınmacılar, geçici koruma talep edebilmektedir. İdare mahkemesi talepleri 14 gün içerisinde karara bağlamakla yükümlüdür. Başvurusu kabul edilen veya bu süre içerisinde karar verilmeyen sığınmacılar ülkeye giriş yapabilirler. Reddedilenler ise ülkeyi terk etmek zorundadır.707 Sınır dışı edilecek yabancılar, uzun süreler boyunca gözaltı merkezlerinde tutulabilmektedir. Ancak önceki bölümlerde de incelendiği üzere, gözaltı merkezi koşulları her zaman asgari standartları sağlayamamaktadır. Günümüzde bu merkezlerin, BMMYK’nin da çabalarıyla bir nebze de olsa daha insani koşullara sahip olduğu söylenebilir. Ancak yine de bu durum tüm merkezler için geçerli olmadığı gibi, herhangi bir kontrol mekanizması da yoktur. Sığınmacılar genellikle zorlu koşullarda ve ağır psikolojik etkenler altında havalimanlarında bekletilmektedir. 708

Almanya’nın güvenli ülkelerce çevrelenmiş olması birçok kişinin yasadışı yollarla ülkeye giriş yapmasına ve ülkeye ulaşım şeklini gizlemesine sebep olmaktadır. Sadece kaçış

705 Kjaerum, 2002: 526.

706 Detaylı bilgi için bkz. Hailbronner, 1994: 164.

707 Hailbronner, 1994: 165.

708 Almanya’daki Havalimanlarında bekletilen bazı sığınmacıların intihar ettikleri veya intihar teşebbüsünde bulundukları görülmektedir.Sığınmacıların bu eylemlerinin sebebi, sığınma taleplerinin kabul edilmemesi ve geri gönderilme korkularıdır. Görüldüğü gibi bazı sığınmacılar bakımından durum öyle vahim hale gelmiştir ki, geri gönderilmektense ölmeyi tercih etmektedirler. Bkz. https://www.infomigrants.net/en/post/9233/sharp- increase-in-refugee-suicides-in-hesse-germany (Erişim tarihi: 28.08.2020).

rotası göz önünde tutularak başvuruların reddedilmesi, sığınma hakkının özüyle bağdaşmamaktadır. BMMYK’ye göre, güvenli ülkelerden sadece transit geçiş yapmış olmak, sığınmacının güvende olduğu varsayımını kabul etmek için yeterli bir neden değildir.709 Ayrıca bu gibi uygulamalar nihayetinde insan kaçakçılarına fayda sağlamaktadır. Kısıtlayıcı uygulamalar, daha önce de belirtildiği gibi, sığınma sorununu çözmek bir yana, bu soruna yenilerini eklemektedir. Yine sığınma prosedürlerinde genellikle hızlandırılmış usulün kullanılması ve her başvurucunun alıkonulması insan haklarını zedeleyen uygulamalardır.

Ayrıca kişilerin ülkeye giriş yapma veya sığınma prosedürlerine tam anlamıyla erişme imkânı bulamadan kaçış rotaları, evrak eksikliği gibi sebeplerle sınırdan hızlandırılmış usulle geri çevrilmesi, geri göndermeme ilkesi bölümünde de incelendiği üzere, bir çeşit geri gönderme olarak kabul edilmektedir. Keza bu kişiler sınırdan geri gönderilmiş olmaktadır.

Almanya her ne kadar sığınma hakkına ilişkin bir hükmü Anayasası’nda barındırsa da uygulamada önemli eksiklikler bulunmaktadır. Kısıtlayıcı uygulamalar sığınma hakkının bütünüyle gerçekleşmesine müsaade etmemektedir. Anayasada tanımlanmış bir hak olarak yer alması önemli bir düzenleme olmakla birlikte, Cenevre Sözleşmesi’ne ve uluslararası hukukun genel prensiplerine uygun şekilde tatbik edilmesi, hakkın etkin biçimde uygulanmasını sağlayacaktır. Alman sığınma hukukunda geri göndermeme ilkesi ve etkili başvuru hakkı ihlal edilebilmektedir. Ayrıca gözaltı merkezi koşullarının da uluslararası hukuk prensiplerine uygun olması gerekmekte ve her başvuru sahibinin alıkonulması sisteminden vazgeçilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda Alman hukukunun bu konuda uluslararası hukukla bağdaşmayan noktalarının bulunduğu söylemek yanlış olmayacaktır.

Politikacıların tutum ve davranışları da sığınmaya ilişkin politikaların gelişmesinin önünde engel oluşturmaktadır. Alman politikacılar, çoğu zaman mülteci akınlarının topluma zarar vereceğinden söz etmekte ve korku ortamının oluşmasına sebebiyet vermektedir. Bu durum da kısıtlayıcı politikaların halk tarafından kolaylıkla kabul görmesine ve yabancı düşmanlığının ortaya çıkmasına zemin hazırlamaktadır.710

3.2.1.2. Fransa

Avrupa devletleri arasında sığınma hakkına anayasasında ilk yer veren ülke Fransa olmuştur. 1946 tarihli Fransız Anayasası’nın giriş bölümünde sığınma hakkı yer almaktaydı.711 Buna göre özgürlük lehine gerçekleştirdiği eylemler sebebiyle zulüm gören

709 Hailbronner, 1994: 172.

710 Detaylı bilgi için bkz. Hinger, 2016: 79 vd.

711 Bkz. https://www.conseil-constitutionnel.fr/sites/default/files/as/root/bank_mm/anglais/cst3.pdf (Erişim tarihi: 28.08.2020).

herkes, Fransa’dan sığınma hakkı talep edebilecekti. Başvuru sebebi özgürlüğe ilişkin faaliyetler olarak kısıtlanmış olsa da, sığınma sağlanma hakkı açıkça Anayasa’da belirtilmiştir. Bu hükmün Cenevre Sözleşmesi’nden önce Anayasa’da yer almış olması Fransa’yı diğer AB devletlerinden ayrı bir yere koymaktadır. Buna ek olarak Fransa II. Dünya Savaşı öncesi ve sonrasında Almanya’dan önemli sayıda sığınmacı kabul ederek sığınma hakkı bağlamında önemli sorumluluklar almıştır.712 1958 yılından itibaren ise, sığınma hakkı Fransız Anayasası madde 53(1)’de düzenlenmektedir.713 İlgili maddeye göre, Fransız devleti, sığınma ve insan hakları ve temel özgürlüklerin korunması kapsamında kendi yargı yetkisini belirlemek amacıyla diğer Avrupa Devletleri ile anlaşmalar yapabilir. Eğer sığınma talebi bu anlaşmalarla belirlenen yetkiler dışında kalıyor ise, ilgili devlet otoritelerinin, özgürlük adına yapılan faaliyetlerden dolayı zulme uğrama veya başkaca sebeplerle Fransa’dan koruma talep edenlere sığınma sağlama yetkisi baki kalacaktır. İlgili maddede, sığınma hakkına ilişkin antlaşma mevcut ise bunun uygulanacağı, ancak antlaşmalardan kaynaklanan yetki ve sorumlulukların dışında kaldığı hallerde de koruma arayanlara sığınma hakkı verilebileceği belirtilmektedir. Burada sığınma sebepleri de genişletilmiş ve “başkaca sebeplerle” koruma arayanlar ifadesi kullanılarak hem daha önceki Anayasal düzenlemenin hem de Cenevre Sözleşmesi’nin kapsamının dışına çıkılmıştır. Böylelikle sığınma hakkı Fransa’da anayasal bir hak olarak yer almıştır. Fransız Anayasa Mahkemesi de 1993 tarihli bir kararında, sığınma hakkının bireyler tarafından talep edilebilecek ve anayasal hukuk düzenince korunacak bir anayasal hak olduğunu vurgulamaktadır.714

Uygulamada Cenevre Sözleşmesi’ne öncelik veren Fransız otoritelerince, söz konusu Anayasal düzenleme yeterince dikkate alınmamıştır.715 Zaman içerisinde sözleşmeden kaynaklanan sığınma hakkı ile Anayasa’dan kaynaklanan sığınma hakkı aynı usule tabi tutulduğu ve aynı hakları sağladığından, iki hak arasında pratikte de bir fark kalmamıştır.

Bununla birlikte 2014 yılında idare mahkemesince verilen bir karar anayasal sığınma hakkının tekrar gündeme gelmesine vesile olmuştur. Suriyeli bir sığınmacının kısa süreli vize talebinin reddedilmesi, mahkemece Fransız Anayasası’nda tanımlanan sığınma hakkına aykırı bulunmuştur. Mahkeme ilgili kararda, anayasada tanımlanan sığınma hakkının temel bir özgürlük olduğunu ve Suriyeli sığınmacının vize başvurusunun reddedilmesini, temel hak ve

712 Meili, 2018: 406.

713 Bkz. https://www.conseil-

constitutionnel.fr/sites/default/files/as/root/bank_mm/anglais/constiution_anglais_oct2009.pdf (Erişim tarihi:

28.08.2020).

714 Bkz. https://www.conseil-constitutionnel.fr/en/decision/1993/93325DC.htm (Erişim tarihi: 28.08.2020).

715 Lambert vd., 2008: 21.

Belgede akdeniz üniversitesi (sayfa 195-200)