• Sonuç bulunamadı

Çalışmanın daha önceki kısımlarında belirtildiği gibi anneliğe yönelik ideallerin dinamik yapısı iyi anne rolünü de sürekli değiştirmektedir. Özellikle günümüzde naturalist ideolojinin de etkisi ile gittikçe artan annelik görevlerinin birçok anneyi çelişkiler yaşama eşiğine getirdiği görülmektedir. Bu gerekçelerle de bazı kadınlar yeniden anne olmayı sorgular hale gelmektedir. Miller’ e göre anneliğin yaşandığı ahlaki mayın tarlası ve cinsiyetlendirilmiş ahlaki mantığın annelik ve ücretli işle ilgili toplumsal müzakereleri şekillendirmesi göz önüne alındığında annelik yapmak karışık bir iş olarak karşımıza çıkmaktadır (2010: 206).

uzmanlarının sunduğu “en gelişmiş” bilgilere uygun bir bakım vermeli, bu esnada onları çağın fikirlerine göre yetiştirmeli ve bilişsel gelişimlerini desteklemelidir; tüm bunları yaparken de sosyal hayatını ve mümkünse kariyerini devam ettirmeli, kişisel bakımını da ihmal etmemelidir. Ayrıca anne rolüne geçmişten günümüze eklemlenen kutsallığın bir göstergesi olarak içgüdüsel anlamda çocuk bakmayı da bilmelidir.

Furedi' ye göre günümüzde çocuk bakımı hakkındaki profesyonel düşünce geçmişten gelen anne babalık pratiklerinden bir veba gibi kaçılması gerektiği önermesi vasıtası ile yayılmaktadır. Ona göre nadiren kabul edilse de bu önerme günümüzde hem çok hakimdir hem de güncel çocuk yetiştirme felsefesinin hareket noktasını oluşturmaktadır. Bu durumun bir sonucu olarak artık önceki nesil nadiren rol model olarak kabul edilir duruma gelmiştir (2013: 220 - 225). Benzer bir şekilde Beck ve Gernsheim' a (2012) göre de günümüzde çocuk konusunda doğal yollardan gelen bilgilerle kültürel yollarla gelen bilgiler arasında gittikçe büyüyen bir uçurum bulunmaktadır. Geleneksel ve modern çocuk yetiştirme pratikleri arasında süre giden bu çatışma sayesinde çocuk bakım pratikleri sürekli yeniden üretilmektedir. Bu pratikler modern koşullarca yeniden üretildiğinde, geleneksel uygulamalarda son derece rutin, kolay ve doğal karşılanan süreçler karmaşıklaşmaktadır.

Örneğin bebeğin uyuma şeklinden nasıl yıkanacağına, altının nasıl değiştirileceğine, beslenmesinde uygulanması gereken pratiklere, kullanılan ses tonuna, tercih edilen renklere ve nasıl terbiye edileceğine kadar geniş bir alanda uzman demeçleri ile anneliğin önceden

"doğal olan" süreçleri doğal olmaktan çıkarılarak uzman desteğinin şart olduğu, desteksiz baş edilemeyecek eylemlere dönüştürülerek zorlaştırılmaktadır.. Bu durum da iki kuşak arasında deneyim çatışması yaşanmasına neden olmaktadır. Günümüz annesi zaman zaman geleneksel pratiklerden tamamen ayrı olan eylemlerini yerine getirirken bir önceki kuşağın "siz bu şekilde büyüdünüz de ne oldu?" ifadesinde yer bulan eleştirilerine maruz kalır. Dolayısıyla artık çocuk yetiştirmede "Gerçekten hangisi doğrudur?" sorusunun cevabını bulabilmek, farklı ekolleri destekleyen uzmanların, annelik ve çocuğa ilişkin oluşan rant ve ticari çıkarların ve sürekli değişen argümanların olduğu bunca bilgi bombardımanının içinde oldukça zor görünmektedir. Neticede çocuk bakımının anne için güçleşen bir hal aldığını belirtmek mümkündür. Zamanla kolaylaşması gereken pratikler çocuk bakımı söz konusu olduğunda tersine bir durum izleyerek gittikçe zorlaşmış görünmektedir. Furedi' nin Isaacs dan aktarımı ile artık "bebek büyütmek artık yiyecek, uyku, giyinme, ışık ve havanın etkileri ile hastalığı önleme yöntemleri hakkındaki kanıtlanmış bilimsel bilgiye dayanmaktadır (2013: 225). Fakat anneliğini bilimsel bilgilere dayandırarak gerçekleştirenler olduğu gibi geleneksel

uygulamaları ideal kabul eden yaklaşımları, argümanları ve bu uygulamaları destekleyen bilimsel ekolleri de görmek mümkündür.

Modern dönemlerde rastlanılan bir diğer annelik görünümü de sürekli değişim ve gelişim karşısında çocuk bakımı ve gelişimi konusunda geleneksel uygulamalara tutunmaktır.

Uzman demeçlerine dayanan modern uygulamalardan ziyade yıllardır süregelen ve tecrübe ile sınanmış geleneksel uygulamaları sahiplenen bu reaksiyonel annelik davranışının örneklerini hem Türkiye’de hem de dünya da görmek mümkündür. Kimi anneler için kültürel olarak temellenmiş annelik pratikleri, çoğu kişinin atıfta bulunduğu uzman bilgilerinden daha güvenilirdir. Modern annelikte gelenekselliğe dönüş pratiklerinin sebepleri çeşitli olsa da en sık akla gelen gerekçe sürekli değişim ve gelişen taleplerin doğurduğu güvensizlik duygusu neticesinde gelenekselliğin tecrübeye sabit, güvenli limanına sığınmak olabilir. Anne sürekli değişen yöntemler yerine kendi annesinin, anneannesinin ve diğer tanıdıklarının yıllardan beri, kuşaktan kuşağa uyguladığı "güvenilir ve tecrübe edilmiş" yöntemleri tercih edebilir. Bu sayede tekrar sahiplenilen geleneksel pratikler bir süre sonra eski ataerkil ideolojiyi de yeni koşullara uyumlu hale getirerek yeniden üretmiş olur.

Günümüzde annelik eylem ve söylemlerinde rastlanan bu geçmiş ve modern zamanların iç içe geçmiş hali annelerin hem geleneksel hem de modern görüşlü diğer kişiler tarafından eleştirilme ihtimalinin de önünü açar niteliktedir. Bu durumun sonucu olarak da anne artık hem geleneksel hem de modern olarak yapılandırılmış uygulamaları gerçekleştirmek, geçmişe de bugününe de hakim olmak zorunda olup adeta zamanlar ve kuşaklar arası yaşayan bir boyuta gelmektedir. Bu koşullarda modern annenin geleneksel anneye kıyasla daha çok baskıya maruz kaldığı tahmin edilebilir. Uzmanların yarattığı moda akımlar neticesinde de artık çocuk bakımı dahilinde bebekleri yatırma şeklinden, altlarını değiştirmeye, gaz çıkarma ayrıntılarından, kullanılacak puset ve diğer bakım ürünlerine kadar her şey sürekli değişir, anneler de güncel kitapları okuyup, uzmanları dinleyerek en iyi stratejiyi belirlemek durumunda kalır. Günümüz annesinin kendisinden beklenen birçok eylemin farkındalığı ile adeta bir masal kahramanı gibi yaşamaya çabalayışını, “her gün böyle bir performans gösterebilmek için ya geri zekâlı olmak ya da avuç avuç Prozac3 içmek lazım”

(2015: 97) diyerek tanımlayan Maier' den hareketle günümüz annesinin içinde olduğu koşulların karmaşıklığı üzerine düşünülebilir.

Modern annenin yaşadığı bu karmaşaya hayatının gereklilikleri de eklendiğinde içinde bulunulan durum kaotikleşmeye çok yatkındır. Kadın geçmişe nazaran daha çok özgürleşse de evlilik hayatında hala erkekten daha yüksek bir sorumluluk ve yük ile var olmaktadır. Server'

3 Antideprasan olan bir ilaçtır. Günümüzde depresyonun atlatılmasında mucizevî bir ilaç olarak nitelendirilmektedir.

e (2015) göre baba, ideal aile için şarttır ama çocuk bakımındaki rolü anne ve bebeğin güvenliğini sağlamak ve onların ihtiyaçlarını karşılamak için gereken parayı kazanmaktan ibarettir. Çeşitli stereotipler de babanın bu davranışlarını normalleştirmesini sağlar. Örneğin babanın bebekle direkt bir teması olmamıştır; o nedenle böyle bir içgüdüye sahip değildir ve dolayısıyla bebeğe istese de anne gibi bakması mümkün değildir. Toplumsal ve ailesel iş bölümünün cinsiyetleştirilmesi ise bu şekilde gerçekleşmiş, ayrımcı toplumsal cinsiyet pratikleri de bu şekilde yayılmış olur. Dolayısıyla ebeveyn olmak erkek ve kadın açısından farklı bir şekilde yapılanmaya başlar. Maier bu durumu erkek ve kadın hayatındaki değişim üzerinden örneklendirmeye çalışarak "Erkekler baba olduklarında, mesleki faaliyetleri artıyor ve – kadınların aksine- kendilerini işlerine daha fazla adıyorlar. Çalışmalar, parlak kariyere sahip erkeklerin genellikle çocuklu aile babaları olduğunu gösterirken, daha başarılı kadınların genellikle çocuksuz olduğunu gösterir (2015: 72)" der. Benzer bir şekildeHalford ve ark. (1997) da, evlenmek ve çocuk sahibi olmanın, sorumluluk ve saygınlık algılarını barındırdığından dolayı bir erkeğin kariyerini artırabilirken, aynı koşulların kararlılıklarını ve işlerine olan bağlılıklarını azalttığı gibi gerekçelerle bir kadının kariyerine ters etki yapabileceğini belirtmişlerdir.

Modern zamanlarda anneliğin zorlayıcı karakteri yanında belirtilmesi gereken bir diğer yönü de anneliğin artık bir seçim, tercih ve zamanlama meselesi olduğu gerçeğidir.

Modernleşen anneliğin belki de en tipik özelliği anne olmanın artık kadının bir tercihi olarak karşımıza çıkmasıdır. Zaten çağımızın gerçeği olan tercihlerin çeşitliliği hali söz konusu annelik olduğunda da kendisini göstermektedir. Kendisini kalabalık bir aileye adama hayali kuran kadınlar ile hem çocuk hem de kariyer isteyenler, hiç çocuk istemeyenler ve ne pahasına olursa olsun çocuk arzulayan kadınlar grubu tarafından anneliğin oldukça farklı biçimlerde kavrandığını ve değerlendirildiğini belirtmek gerekir (Badinter, 2011: 29). 1970’ li yıllardan önce evliliğin rutini olan çocuk sahibi olmak, günümüzde kullanılan doğum kontrol yöntemlerinin bir neticesi olarak planlı bir tercih olarak karşımıza çıkmaktadır. Kadın anne olmayı tercih edebilir ya da henüz tercih etmediği için istediği zamana erteleyebilir veya anne olmayı hiç düşünmeyebilir. Dolayısıyla artık kadın sıklıkla kullanılan doğum kontrol yöntemleri ile annelik duygusunu istediği zaman yaşayabilir ya da yaşamayabilir. Badinter (2011) kadınların doğurganlıklarını kontrol altına alarak istediği zaman anne olmayı tercih etmeye başlamaları ile birlikte tüm gelişmiş ülkelerde aşağıdaki dört olgunun ortaya çıktığından söz eder:

- Doğurganlığın azalması,

- Ortalama annelik yaşının yükselmesi,

- İş dünyasındaki kadın sayısında artış, - Kadınların hayat tarzlarının çeşitlenmesi

Bu şartların yaygın olduğu ülkelerde ise çocuksuz çift sayısının, bekâr kadın sayısının ve çalışan kadın sayısının yüksek olması, anne olma yaşının artması bir rastlantı olarak karşılanmamalıdır. Dolayısıyla elde edilen tüm verilerin ışığında modern anne profilinin daha çok planlı bir gebelik neticesinde, 30’lu yaşlarda çocuk sahibi olmuş ve aktif çalışma hayatına devam etme çabası gösteren, çocuk bakım pratiklerine ilişkin hem geleneksel hem de modern bilgi içerimlerini sentezleyen kadınlar tarafından şekillendirildiğini belirtmek mümkündür.

Haliyle annenin taşıdığı özellikler de geçmişe kıyasla bir değişim geçirmiştir. Miller’ e göre çocuk sahibi olmanın zamanlaması ve çocuk doğurmanın sıklığındaki bu değişimler anneliğe atfedilen anlamlara da kadınların annelik deneyimlerine de yansımaktadır (2005: 20). Miller Badinter' in tespitlerine ilaveten; azalan aile büyüklükleri neticesinde artık kadınların anneliği ilk elden öğrenme şansının olmadığından, coğrafi olarak dağılan ailelerden ve geçmişe nazaran doğum gerçekleştirmenin her ne kadar daha güvenli olsa da kadınların risk algısının onları daha çok uzman rehberliğine yönlendirdiğinden bahsetmektedir. Bu durum kadının çeşitli rolleri arasında bir sıralama yaratmakta ve anneliğe öncelik vermektedir. Bu doğrultuda Maier' e göre günümüzde kadın açısından kazanan ve onaylanan sıralama önce anne, sonra çalışan ve en son kadın olarak şekillenmektedir (2015: 69).

Yaşanan tüm süreçler modern annenin anneliğe yaklaşımını ve bu süreçte hissettiklerini de etkilemektedir. Günümüzde annelik açısından hâkim olan hem bireycilik hem de kişisel tamamlanma anlamında annelerin sürekli bir arayış içinde olması ve geleceğin annelerinin kendilerine dün sormadıkları soruları bugün sormaya yöneltmesi olarak özetlenebilir (Badinter, 2011: 20). Annelikteki bu değişim Öztan' a göre feminist teori ve siyaset içerisinde anneliğe ilişkin parçalanmanın aksine, popüler kültür, medya, sosyal ve politik alanda anneliğin yeniden kutsallaştırılmasını, tanımlanmasını ve müzakere edilmesini sağlamaktadır. Ona göre bu durum çoğunlukla sağ ve muhafazakâr bir iklimin annelik açısında ulusal ve uluslararası düzeylerde egemenlik kazandığının göstergesidir (2015: 104).

Dolayısıyla tüm bu bakışlardan hareketle geçmişte görece isteksiz, mesafeli ve aile hayatının adeta rutini olarak yaşanan annelikten artık tercih edilen, kendini benimseten, aktif ve özel bir anneliğe geçildiği belirtmek mümkündür. Beck ve Gernsheim' a (2012) göre de günümüz anneleri geçmişe oranla kendilerini daha çok çocuklarına adamış durumdadırlar. Onlara göre bu durumun en önemli nedenlerinden biri de günümüzde geçmiş yıllara oranla çok daha az çocuğun dünyaya gelmesidir. Bu koşullar altında geçmişte anneliğe atfedilen kutsallığın modern anneliğin sürekli artan yükümlülüklerinin gölgesinde kaldığı düşünülebilir. Bu

durumun gerekçelerinden biri de günümüz koşullarında annelikle birlikte öğütlenen çok boyutlu pratiklerin uygulaması ile kadının ekonomik özgürlüğünü tamamen ya da kısmen kaybetmeyle karşı karşıya kalmasıdır. Anne olduktan sonra "çocuk da yaparım kariyer de"

şeklinde sloganlaştığı üzere çalışma hayatına geri dönen kadın görünürde ekonomik özgürlüğünü yitirmemiş olsa da evdeki sorumluluklarının tamamını üstlenmek durumunda olduğu için ekonomik gelirinin önemli bir kısmını evle ilgili sorumluluklarını yerine getirmede ücretli emek desteğine ayırmak durumunda kalabilir. Günümüzde çocuk sahibi olan ve iş hayatına aktif bir şekilde devam eden kadınların büyük bir kısmı temizlik, yemek, ütü ve çocuk bakımı gibi konularda başka kadınların işvereni konumundadır.

Artık "çocuk odaklı" bir hayat yaşandığını belirtmek mümkündür. Bu noktada “kutsal annelik” miti “melek çocuk” mitine kaymıştır. Melek olan, eşsiz olan, kutsal olan artık çocuktur. Nitekim Furedi' ye göre doğuştan değerli ve sevginin belirgin kaynağı olarak algılanan bu yeni çocuk anlayışı, işsiz orta sınıf kadınların yüklendiği yeni domestik rolün paralelinde oluşmuştur (2013: 173). Onun Zelizer' den (1994) aktarımına göre çocuğu yüceltmek kadınların domestik rolünü yüceltmek ile paralel ilerler; birlikte ailedeki işleri yüklenirler ve her biri ötekini güçlendirir.

Günümüz modern kadınına dair yapılan bir diğer sınıflandırma da Gilbert (2008) tarafından kadınların hayat tarzları, işe ve aileye verdikleri önem kriterlerine göre gerçekleştirilmiştir. Gilbert bu kriterler doğrultusunda bir devamlılık oluşturan dört ideal tipten bahseder ve "continuum" olarak kavramsallaştırır. Bu kavramla kastedilen ise sınıflandırmanın sürekliliği ve belli bir boyutta devam etme halidir. Continuum’ un dört ideal tipinin iki aşırı ucunda gelenekseller ve post modernler vardır.

Gelenekseller: Gilbert’ e (2008) göre geleneksel kadın profili üç veya daha çok çocuğa sahip olan kalabalık bir aileye sahiptir. Bizim kültürümüzde ise bu profil daha çok üç ve daha çok çocuğa sahip ev kadınlarından ya da yine üç ve daha çok çocuğa sahip olup çalışma hayatını çocuk bakımı sebebi ile noktalayan kadınlar tarafından temsil edilmektedir. Gelenekseller daha önce çalışma hayatları olsa da tam zamanlı anne olmak için kariyerlerine ara vermiş ya da tamamen sonlandırmışlardır. Onlara göre çocukların bakımı ve çocuklara ilişkin günlük etkinlikler hayatlarının en önemli eylemleridir. Çalışmalarını gerektiren maddi ve manevi ihtiyaçları olsa da, geleneksel kadınların çoğu anneliğin bir statüsü ve ayrı bir değeri olduğunu, çocukların bakımı ve eğitiminin kendi başyapıtları olduğunu düşünürler. Anne olduktan sonra çalışma hayatını sonlandıran kadınlar ise genellikle iş yaşamlarının kendilerini tatmin etmediğini, hak ettiği mevki, umduğu sosyal statü ve ekonomik özgürlüğü kendilerine

sağlamadığını düşünürler. Gilbert'e göre bu kategoride konuşlandırılabilecek kadınların sayısı özellikle son otuz yıldır ciddi bir şekilde azalmış ve azalmaya devam etmektedir.

Postmodernler: Continuum' un diğer aşırı ucunda postmodernler vardır. Bu grup çocuksuz kadınlar tarafından temsil edilir. Bu kadınlar tamamen kariyer odaklıdır ve bireycidirler.

Geleneksel kadınların aksine bu kadınlar bireyin tamamlanma ve kendini gerçekleştirme sürecini aile hayatıyla değil profesyonel mesleki yaşamla bağdaştırırlar.

Neo-gelenekseller: Kariyerlerine annelikten vazgeçecek kadar bağlı olmayan neo- gelenekseller iş ile aile arasında bölünen kadınları temsil ederler, öncelikleri daha çok aile yaşamından yana olur.

Modernler: Modern kadınlarda neo-gelenekseller gibi kariyerlerine annelikten vazgeçecek kadar bağlı olmasalar da, onlar önceliklerine iş yaşamından yana kullanırlar.

Gilbert günümüz kadın profilini daha çok neo-gelenekseller ve modernler tarafından oluşturulduğunu ve sayılarının gittikçe arttığını vurgulamaktadır. Her ne kadar ona göre günümüz kadınına ilişkin bu sınıflandırmalar daha çok İngiliz ve Amerikalı kadınlara uysa da Türkiye açısından da geçerli olabilecek niteliktedir. Gilbert' in bu tespitine ilaveten değişen yaşam koşullarının özellikle internet, sosyal medya, küreselleşme gibi dinamikler aracılığı ile üretilen güncel annelik sınıflandırmalarının gittikçe arttığı gözlemlenmektedir. Çalışmanın bir sonraki kısmında bu annelik türleri irdelenecektir.