• Sonuç bulunamadı

Ciner Medya Grubu

Belgede of DSpace - Akdeniz Üniversitesi (sayfa 190-197)

3.2. Medya Sektöründe 2002-2020 Yılları Arasındaki Yapılanma Süreci ve Dönemin

3.2.2. Türkiye’de 2020 Yılında Medya Mülkiyeti

3.2.2.4. Ciner Medya Grubu

geçiren iktidarın hegemonya mücadelesinde mevzi kazanma kabiliyeti de böylece artmıştır.

AK Parti adına kazanılan mevziler manevra savaşını kolaylaştırmış ve bu manevralar da daha fazla mezvinin kazanılmasına yol açmıştır. Medya bu mücadele alanının mevzilerinden sadece biridir. Eğitim, medya, din, kültür vb. kurumlar üzerinde hegemonik bir üstünlük sağlanması ve ilerleyen yıllardaki seçimlerde de benzer başarıların yakalanması ile AK Parti, zamana kendi ideolojisini verebilmiştir. Türkiye’de hâkim resmi ideoloji ve söylemin partinin ideolojik yapısına benzeyerek değişmesi “tarihsel blok” kavramı üzerinden yeniden düşünülmelidir.

olduğu, 1 Ekim 2002 tarihli ilk lisans sözleşmelerinden itibaren başlayan bu sürecin tamamında ortak hareket ettikleri, hileye dayalı ve muvazaalı işlemlerle Fon’u yanılttıkları belgelenmiştir. Bu nedenle, 5411 sayılı Bankacılık Kanununun ilgili hükümleri gereğince Medya Grubu (Dinç Bilgin Grubu) ve Merkez Grubu şirketlerinin temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimleri fon tarafından devralınmıştır”124.

Taraflar arasındaki gizli sözleşmeyi Dinç Bilgin’in TMSF’ye verdiği daha sonradan ortaya çıkmıştır. ATV-Sabah (Merkez Medya) grubuna el konulmasına neden olan gizli protokol ve sözleşme aşağıdaki şekildedir125.

124 “TMSF ATV ve Sabah’a El Koydu”, Sabah Gazetesi, 02. 04. 2007.

125 https://www.dunyabulteni.net/arsiv/tmsfyi-harekete-geciren-protokol-h11077.html (erişim tarihi: 22. 08.

2021).

Görsel 3.1 Turgay Ciner ve Dinç Bilgin arasında imzalanan gizli protokol.

Görsel 3.2 Turgay Ciner ve Dinç Bilgin arasında imzalanan gizli sözleşme.

Bu gizli sözleşmenin Dinç bilgin tarafından ortaya çıkarılmasının neden olduğu gelişmeler Türkiye medya tarihi bakımından önemlidir. Bu gizli sözleşme ve protokolün taraflarından biri olan Dinç Bilgin’in tarafından ortaya çıkarılması neticesinde TMSF, ATV-

Sabah Grubuna el koymuş ve böylece grup AK Parti’ye yakınlığı ile bilinen şirketlerin kontrolüne geçebilmiştir. Ciner grubu ATV-Sabah grubuna el konulmasının ardından bir süre medyadan çekilmek durumunda kalmış ancak kısa süre içerisinde tekrar medyaya giriş yapmıştır. Ciner Medya Grubunun medya faaliyetleri:

Gazeteler:

Tablo 3.24 Ciner Yayın grubuna ait gazeteler 126

Adı: Kuruluş Biçimi: Mevcut Durumu:

Sabah 1985 yılında Dinç Bilgin

tarafından kurulmuştur.

2002-2007 yılları arasında Ciner Grubu çatısı altında faaliyetlerini yürüten gazeteye 2007 yılında TMSF el koymuştur.

Habertürk 2009 yılında Ciner Yayın Grubu bünyesinde yayı hayatına başladı.

Halen Ciner Yayın Grubu çatısı altında faaliyetlerini sürdürmektedir.

Günümüzde grubun bünyesinde sadece Habertürk gazetesi yer almaktadır. 2009 yılında yayın hayatına başlayan Habertürk gazetesi 2018 yılında yazılı basın faaliyetlerine son vermiş ve yayınlarına dijital platformda devam edeceğini duyurmuştur127.

Televizyon Kanalları:

Tablo 3.25 Ciner Yayın Grubuna ait televizyon kanalları128

Adı: Kuruluş Biçimi: Mevcut Durumu:

Show TV 1991 yılında kurulmuştur. 2013 yılında Ciner Yayın grubu tarafından TMSF gözetiminde Çukurova Holding’den satın alınmıştır. Halen Ciner grubu çatısı altında faaliyetlerini sürdürmektedir.

Show Türk 2005 yılında Avrupa’da yaşayan Türkiye vatandaşlarına yönelik yayın yapma amacıyla

2013 yılında Ciner Yayın grubu tarafından TMSF gözetiminde Çukurova Holding’den satın alınmıştır. Halen Ciner grubu çatısı

126 Bu tablonun hazırlanmasına kullanılan kaynaklar: https://www.cinergroup.com.tr/medya.

127 “Ciner Medya Grubu olarak, dünyada ve ülkemizdeki kitle iletişiminin doğasında meydana gelen bu olağanüstü teknolojik ve ticari değişimleri göz önüne alarak ve bu gelişmelere paralel olarak haber medyamızda stratejik dönüşüm kararı vermiş bulunmaktayız. Buna göre, yazılı basın faaliyetlerimizi 5 Temmuz 2018 tarihi itibariyle sonlandırmaya, buna mukabil gazetecilik faaliyetlerimizi televizyonlarımız Show Haber, Habertürk TV, Bloomberg HT ile entegre bir vaziyette Habertürk com başta olmak üzere internet mecralarımız odaklı olarak daha da güçlü bir şekilde devam ettirmeye karar verdik.” https://www.ntv.com.tr/ekonomi/haberturk- gazetesi-kapaniyor-cuma-son-gun,NVcwzAGHQEmRWtvB4VXqqQ (erişim tarihi: 22. 08. 2021).

128 Bu tablonun hazırlanmasında kullanılan kaynaklar:

https://www.cinergroup.com.tr/medya (erişim tarihi: 24. 08. 2021)

Bünyamin Uzun (2017). Ciner Grubunun Ekonomi Politik Yapısı. Yayınlanmamış yüksek Lisans Tezi, Akdeniz Üniversitesi, Antalya

kurulmuştur. altında Show Türk adıyla faaliyetlerini sürdürmektedir.

Habertürk TV 1999 yılında Ufuk Güldemir tarafından kurulmuştur.

2007 yılında Ciner Grubu tarafından satın alınmıştır. Halen Ciner grubu çatısı altında faaliyetlerini sürdürmektedir.

Bloomberg HT 2007 yılında TMSF Merkez Grubu’na el koymasından kısa bir süre sonra Ciner Medya Grubu Kanal 1’i almış ve 2010 yılında uluslararası TV yayıncısı Bloomberg ile ortaklık sonucunda frekansını Bloomberg’e devretmiştir.

2010 yılından beri Bloomberg ve Ciner Grubu ortaklığında yayınlarına devam etmektedir. Ekonomi içerikli bir televizyon kanalıdır.

Ciner Yayın Grubuna ait diğer medya yatırımları:

Ciner Yayın Grubu çatısı altında faaliyet gösteren tüm medya platformlarının internet versiyonları bulunmaktadır. Gruba ait Habertürk gazetesinin 2018 yılında baskı gazeteye son vermesinin ardından gazete tamamen internet yayıncılığına geçmiştir. Bundan dolayı Web versiyonu oldukça kapsamlı içerik üreten bir platformdur. Grubun bünyesinde film yapım şirketi olan C Film Yapımcılık bulunmaktadır. Ayrıca grubun çatısı altında Habertürk TV ile ortak yayın yapan Habertürk Radyo, Bloomberg HT radyo bulunmaktadır ve bu radyolar 2021 itibari ile yayınlarına devam etmektedir.

3.2.2.4.1. Ciner Yayın Grubu ve AK Parti İlişkileri

Ciner Grubunun çatı kuruluşu Park Holding bünyesinde “madencilik, enerji, cam ve kimyasallar, medya, denizcilik, turizm ve diğer ticari sektörler” bulunmaktadır. Anlaşılacağı üzere bu sektörlerin birçoğu doğrudan devletle irtibatlı olmak zorundadır. Çapraz bütünleşmenin bir örneğini teşkil eden Ciner Yayın Grubunun editöryal bağımsızlığını bu anlamda düşünmek gerekmektedir.

Habertürk televizyonu Genel Yayın Yönetmeni Fatih Saraç ve o dönem (Şubat, 2014) Başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan arasında geçen bir telefon konuşmasının ses kaydının internette yayılmasının ardından basına müdahale edildiği yönünde hükümete karşı ciddi eleştiriler yöneltilmiştir. Bu durumu söz konusu ses kaydının içeriğinden bağımsız düşünmek gerekmektedir. Doğrudan televizyon kanalının sorumlularından birinin aranıp içerikler hakkında itirazda bulunulması ne siyasetin ne de gazeteciliğin evrensel etik kurallarına sığmamaktadır. Ayrıca o dönem başka ses kayıtları da internette yayılmış ve toplumda

oldukça ilgi uyandırmıştır. Habertürk ’ün bu kayıtları referans alarak televizyon ve gazetede haberler yapması o dönem hükümete yakın medya organlarında grubun hedefe konulmasına yol açmıştır. Takvim gazetesinin 17.01.2014 tarihinde “Ananas Group” manşeti ile verdiği haberde Mustafa Koç, Ali Sabancı, Mehmet Nazif Günal, Mustafa Süzer ve Turgay Ciner’in fotoğrafları kullanılarak bu isimlerin Fethullah Gülen ile bağlantılı olduğu ve aralarında çıkar ilişkileri bulunduğu ileri sürülmüştür129. Bu yöndeki haberler bir süre hükümete yakın gazetelerde yer almaya devam etmiştir. Bu durumda, 17-25 Aralık süreci sonrasında dalgalanan güç dengesinde AK Parti medyayı kontrol altına tutmak için kendi medya kuruluşlarını kullanırken aksi yönde haber yapabilecek medya kuruluşlarını da siyasi baskı yoluyla kontrol altında tutmak için hükümet olmanın verdiği gücü kullanmıştır denilebilir.

Habertürk gazetesinin kuruluşunda yer alan ve gazetenin kuruluşundan itibaren Genel Yayın Yönetmenliğini sürdüren Fatih Altaylı 29 Mart 2014 tarihinde istifa etmiştir. Altaylı

“Bu bir veda yazısı değildir” başlıklı yazısında kullandığı “Başka bir zaman diliminde 20 yıla sığmayacak olayları yılda gördük. Ve bugünlere geldik. Bugünler dediğim ne peki!

Gazeteciliğin, benim bildiğim gazeteciliğin olmadığı günlere. Çok üzülerek izliyorum ki, artık ‘militan gazetecilik’ dönemi başladı130 ifadeler durumu açıklar niteliktedir.” Fatih Altaylı gazetenin Genel Yayın yönetmenliğinden istifa etmiş fakat gazetede yazılarına, Habertürk TV’deki yaptığı programa devam etmiştir. Altaylı’nın istifasından sonra Habertürk gazetesinde kadro değişiklikleri ve işten çıkarmalar yaşanmıştır.

Bu sürecin ardından yaşanan bir diğer gelişme ise 2014 yılının Mayıs ayında “İstanbul 4. İdare Mahkemesi, TMSF tarafından 402 milyon dolara Ciner Grubu’na satılan Show TV’de, ‘yürütmeyi durdurma’ kararı verdi”131. Tekrar TMSF kontrolüne geçen Show TV’ye TMSF tarafından Turkuvaz Yayın Grubu Reklam Grup Başkanı Ümit Önal getirildi. Ancak yürütmeyi durdurma kararına yapılan itiraz kabul edilerek 18 Temmuz 2014 tarihinde Show TV, Ciner Yayın Grubuna iade edildi132.

AK Parti ile Ciner Yayın Grubu arasında ilişkileri “Devletin imkanlarını devreye alarak medya şirketlerine yapılan baskılar neticesinde yaşanan dönüşüm” ekseninde ele almak mümkündür. Ciner Yayın Grubunu muhalif olarak değerlendirmek mümkün olmamakla birlikte AK Parti’nin arzuladığı medya olmadığını da söylemek doğru olacaktır. Bir holdingin bünyesinde yer alan medya kuruluşlarından editöryal bağımsızlık beklemek Türkiye medya

129 “Ananas Group” Takvim Gazetesi, 17. 01. 2014.

130 “Bu bir veda yazısı değildir”, Habertürk Gazetesi, 29. 03. 2014.

131 “Show TV’nin Ciner’e Satışı İptal”, Patronlar Dünyası, 28. 05. 2014.

132 “TMSF Show TV'yi Ciner'e resmen iade etti”, The Wall Street Journal, 18. 07. 2014.

ortamında mümkün değildir. Medya dışında faaliyet gösteren şirketlerin bu faaliyet alanları çeşitlendikçe devletle dolayısıyla hükümetle daha fazla irtibatlı olmak durumunda kalmaktadır. Bu durum “medya dışında kalan iş alanlarındaki yatırımlarda kuvvetli olmak, rekabet avantajını diğerlerine göre büyük oranda ele geçirmek” amacının medyaya yansıması olarak değerlendirilebilir.

AK Parti açısından değerlendirildiğinde 2007 sonrası değişen paradigma ile birlikte Ciner Yayın Grubu partinin arzulanan konsepte uymadığı söylenebilir. Doğan Medya Grubu’nda olduğu gibi Ciner Grubu da iktidar olmanın verdiği güç ile baskı altına alınmaya çalışılmaktadır. Gerek 2007 yılında ATV-Sabah Grubu’nda yaşananlar gerekse Show TV’nin alınma sürecinde yaşananalar iktidarın Ciner Grubunun medyadaki varlığına bakışını göstermektedir. AK Parti kendi medyasını oluşturduktan sonra diğer medya gruplarından da bu medya kuruluşlarının yayın anlayışını benimsemesini beklemektedir.

Belgede of DSpace - Akdeniz Üniversitesi (sayfa 190-197)