• Sonuç bulunamadı

Caydırıcı Uygulamalar

Belgede akdeniz üniversitesi (sayfa 192-195)

3.1. Devletlerin Sığınma Hakkına Yönelik Tutumları

3.1.2. Devletlerin Sığınma Hakkına Erişimi Engelleyici Uygulamaları

3.1.2.3. Caydırıcı Uygulamalar

Sığınmacıların gözaltında tutulması ve nihayetinde sınır dışı edilmeleri, başvuru sahiplerini caydırmaya yönelik uygulanan en yaygın politikalardır. Sığınma başvurusunda bulunanlar, başvuruları sonuçlanana kadar belirlenmiş gözaltı merkezlerinde alıkonulmaktadır. Bu uygulamanın temelindeki sebep, sahte başvurucuların statü belirleme veya temyiz sürecinde kaçmalarının önlenmesi olarak gösterilmektedir.688 Sahte başvuruların önlenmesinde olduğu kadar suçların önlenmesi bakımından da gözaltı işleminin önem arz ettiği kabul edilebilir. Ancak koşulların uygun ve uygulamanın amaca yönelik olmasına özen gösterilmelidir.689

AİHS madde 5(1)’de, sayılan haller haricinde ve yasanın öngördüğü usule aykırı olarak kimsenin özgürlüğünden mahrum bırakılamayacağını belirtmektedir. Anılan maddenin

“f” bendinde; kişinin, usulüne aykırı surette ülke topraklarına girmekten alıkonması veya hakkında derdest bir sınır dışı ya da iade işleminin olması nedeniyle yasaya uygun olarak yakalanması veya tutulması, AİHS uyarınca özgürlüğün kısıtlanabileceği hallerden biri olarak gösterilmektedir. Hükmün lafzı yoruma muhtaçtır. Önüne gelen bir davada AİHM, ilgili maddeye ilişkin önemli tespitlerde bulunmuştur. Saadi v. Birleşik Krallık davasında, Londra’ya gelerek burada sığınma başvurusu yapan bir Irak vatandaşının, 7 gün boyunca gözaltı merkezinde tutulması inceleme konusu olmuştur. Mahkemeye göre, sığınmacı ülkeye

687 Martin ve Schoenholtz, 2000: 602; Price, 2009: 213.

688 Martin ve Schoenholtz, 2000: 605; Welch ve Schuster, 2005: 339-341.

689 Goodwin-Gill, 1986, 196.

yasal giriş elde etmek amacıyla, ülkeye girişinin hemen ardından göç idaresine teslim olduysa, bu halde yapılacak bir gözaltı AİHS madde 5(1/f) kapsamına girmeyecektir.

Mahkeme kimlik kontrolü veya sığınma başvurusuna temel teşkil eden hususların belirlenmesi süreci gibi spesifik hallerde özgürlüğün kısıtlanabileceğini belirtmektedir.690

MSHS’nin 9. maddesi uyarınca hiç kimse keyfi olarak gözaltına alınamayacağı gibi, hukukun öngördüğü sebepler ve usuller haricinde özgürlüğünden yoksun bırakılamayacaktır.

Yine MSHS’nin 12. maddesi uyarınca bir devlet ülkesinde yasal olarak bulunan herkes o ülkede seyahat etme özgürlüğüne sahiptir. Bu hak, Sözleşmede tanınan diğer haklara uygun olarak, ulusal güvenlik, kamu düzeni, genel sağlık veya genel ahlak veya başkalarının hak ve özgürlüklerini korumak için gerekli sebepler ile hukuken öngörülmüş sınırlamalar haricinde, kısıtlanamaz. Maddede belirtilen sınırlama sebepleri kamu düzeni, genel sağlık ve genel ahlak gibi kapsamı oldukça muğlak kavramlarla belirtilmiştir. İHEB’nin 13. maddesi de herkesin devlet toprakları üzerinde serbest dolaşım hakkını açıkça tanımıştır. Ancak bu hakkın sınırlandırılmasına ilişkin bir hüküm ihtiva etmemektedir. Dolayısıyla söz konusu hak sınırlandırılacaksa, bu alandaki takdir yetkisinin orantılı şekilde kullanılması gerekir. Örneğin sığınmacıların gereğinden sıkı kontrol koşullarına tabi tutulmaması, gözaltı süresinin belirsiz ve uzun olmaması, gözaltı sürecinde diğer temel hak ve özgürlüklerinin kullanılmasının engellenmemesi gerekmektedir. UAD de, insanların özgürlüklerinden mahrum edilmesini ve onların bulundukları zor koşullara rağmen fiziksel kısıtlamalara tabi tutulmasını BM Şartı ve İHEB’de yer alan temel ilkelerle bağdaşmadığını açıkça dile getirmiştir.691 Dolayısıyla işlemler keyfi olarak uygulanmamalı ve orantılı olmalıdır. Cenevre Sözleşmesine göre, kişilerin yasadışı girişlerine ilişkin makul sebepleri yetkililere gecikmeksizin bildirmesi halinde yaptırıma maruz bırakılmayacaktır. Dolayısıyla yasadışı giriş sebebiyle bu durumdaki insanların gözaltına alınması, uluslararası hukuka aykırı bir uygulama olacaktır. İlk tespit işlemleri tamamlanana kadar alıkonmaları mümkün olsa da bu işlemlerin ivedilikle bitirilmediği durumlarda uygulama yine hukuka aykırı hale gelecektir.692 BMMYK’ye göre ise, sığınmacıları alıkoyabilmek için, başvurunun henüz karara bağlanmamış olmasından daha fazlası gerekmektedir. Daha az zorlayıcı önlemlerin yeterli olmadığı ve güdülen amaç ile orantılı olduğu ölçüde gözaltı gerekli hale gelebilir.693

Sığınmacılara; yabancılara veya vatandaşlara uygulanan iç hukuk kurallarının uygulanması da sorun oluşturmaktadır. Bu durum sığınmacıların yasadışı yahut eksik veya

690 Saadi v. United Kingdom, http://hudoc.echr.coe.int/tur?i=001-85276 (Erişim tarihi 20.08.2020), par. 65.

691 ICJ Reports, 1980, p. 42, para.91. Goodwin-Gill, 1986, 202.

692 O’nions, 2014: 142-143.

693 O’nions, 2014: 148.

sahte belge ile girişi sebebiyle kovuşturmaya, yaptırımlara veya tutuklamaya maruz bırakılmasına sebebiyet verebilmektedir.694

Gözaltı merkezlerindeki koşullar da çoğu zaman insani standartların uzağında kalmaktadır. Eleştirilen yönlerin başında sığınmacıların tutuklu sanıklarla birlikte tutulması, merkezlerde çocuk ve yetişkinlere ilişkin ayırım yapılmaması, akrabalara ve danışmanlara erişim imkânlarının eksikliği ve standardın altındaki yaşam koşulları gelmektedir.695 BM’nin yayınladığı “Herhangi Bir Biçimde Alıkonulan/Tutulan Veya Hapsedilen Kişilerin Korunması İçin Prensipler Bütünü”696 uyarınca alıkonulan kişiler mahkûmlarla aynı yerde tutulmamalıdır. Ayrıca bu kimseler avukattan yararlanma hakkına sahiptir. Avukatlarıyla görüşmeleri için gerekli kolaylıklar sağlanacak ve eğer avukat tutacak maddi imkânı bulunmuyorsa kendisine bir avukat tayin edilecektir. Yine bu kişilerin aileleriyle görüşmeleri için gerekli koşullar sağlanacaktır. BMMYK’ye göre, sığınma için başvuranlar mülteci koşullarını taşıma ihtimalleri olan bireylerdir ve bu kişilere insan onuruna uygun koşulların sağlanması gerekmektedir. Bu kişiler hakkındaki süreçlerde temel insan haklarının korunmasına özen gösterilecektir. Keyfi gözaltı ve tutuklamaya maruz bırakılmamak da temel insan haklarından bir tanesidir. Elbette her alıkoyma keyfi bir gözaltı veya tutuklama olarak nitelendirilemez. BM İnsan Hakları Komitesine göre; gözaltı, koşullara nazaran orantısız hale geldiyse, keyfilikten söz edilecektir.697 Bir çocuğun yetkililerden kaçma riskinin bulunmadığı durumlarda, yetişkinlerin tutulduğu kapalı bir gözaltı merkezinde tutulması, AİHM tarafından da gerekliliklerin ötesinde bir uygulama olarak nitelendirilmiştir.698

Sığınmacılar, durumları itibariyle hassas ve özel korunmaya ihtiyaç duyan kişilerdir.

Bu kişilerin gereksiz gözaltı koşullarına maruz bırakılması durumlarını daha da hassaslaştıracaktır.699 Gözaltı merkezlerine alınan sığınmacılar çoğunlukla haklarını ve yargısal prosedürü bilmemektedir. Kendi dillerinin konuşulmadığı ve dış dünyaya erişimin sınırlı olduğu bu merkezlerde hak kayıplarına uğramaktadırlar. Çoğunun bir avukatı bulunmadığı veya çoğu zaten avukata erişemediği için başvuru sürelerini kaçırmaktadır.

Başvuruları reddedilenler sınır dışı işlemiyle karşılaşmaktadır. Olması gereken usulde, sığınmacıların başvuru sonuçları makul süre içinde belirlenmeli, eğer bir merkezde tutulacaklarsa bu sınırlı bir süre olmalı ve ilgili merkezde çevirmene ve hukuki danışmana

694 Goodwin-Gill, 1986, 203.

695 Martin ve Schoenholtz, 2000: 605.

696 Bkz. https://www.ombudsman.gov.tr/contents/files/528b7--Herhangi-Bir-Bicimde-Tutulan-veya-Hapsedilen- Kisilerin-Korunmasi-Icin-Prensipler-Butunu.pdf (Erişim tarihi 28.08.2020).

697 O’nions, 2014: 144-145.

698 Mubilanzila Mayeka and Kaniki Mitunga v. Belgium, http://hudoc.echr.coe.int/tur?i=001-77447 (Erişim tarihi: 19.08.2020), par. 83.

699 Hammarberg, 2012: 91.

erişme olanakları sağlanmalıdır. Bu koşullara uymayan tüm gözaltı işlemleri sahte sığınma başvurularını önlemek veya kamu düzenini ve güvenliğini korumaktan ziyade, insanları yıldırmaya yönelik olacaktır. Kaldı ki bu gibi caydırıcı uygulamaların etkinliği de tartışmalıdır. Sığınma arayan insanların ülkelerinden kaçmalarının altında yatan güçlü bir hayatta kalma güdüsüdür. Bulunduğu ülkede gerçek bir tehlike altında olanları yıldırmak çoğu zaman mümkün olmamaktadır. Zira sığınmacının kaçtığı yerde başına gelebilecek en kötü olasılıklar geri gönderilmesi veya burada da zulme uğramasıdır. Bu durum da önceden bulundukları durumdan farklı olmayacaktır. Bu sebeple riskleri göze alıp kaçmak her zaman daha avantajlıdır. Çünkü bir ihtimal mülteci statüsü elde etme veya bu statüyü elde edemeseler bile yasadışı göçmen olarak bir başka yerde yaşama olasılıkları bulunmaktadır.700 Günümüzde de, devletler ne kadar önlem alırsa alsın, tehdit altındaki insanlar, geldikleri yerde hayatları risk altında olduğundan, her türlü kaçış yolunu göze almaktadır. Dolayısıyla caydırıcı uygulamalar hem hukuken hem de ahlaken yanlış olduğu gibi, sığınmacı sayısını azaltmak bakımından da faydalı değildir.

Belgede akdeniz üniversitesi (sayfa 192-195)