• Sonuç bulunamadı

4. AB ENERJİ GÜVENLİĞİ BOYUTLARI; SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK İÇİN

4.3 Biyoenerji Kullanımı

53

çevre hedeflerinin katkısı olmuştur. AB’nin %55 sera gazı emisyonu düşürme hedefi doğrultusunda Jager-Waldeu, Kougias, Taylor ve Thiel’in (2020) yaptığı analizde ortaya koyduğu sonuçlara göre, farklı senaryolar değerlendirildiğinde 2020-2030 arası hedefe ulaşmak için 325-375 GW saat fotovoltaik enerji kapasitesi kurulması gerektiği ortaya çıkmıştır. Buna ek olarak, 2019 seviyesine kıyasla fotovoltaik piyasasının 3 ile 5 kat arası büyümek zorunda olduğu tespit edilmiştir. Fakat elektrik ihtiyacının 2020’de ön görüldüğünden hızlı artması durumunda fotovoltaik ihtiyacının 2 katına çıkacağı vurgulanmıştır. Sonuç olarak üçüncü nesil yenilenebilir enerji sistemleri yeni ve akıllı teknolojiler ışığında daha da verimli hale gelme potansiyeli görülmüştür.

Azalan maliyetler güneş enerjisini sadece rekabetçi değil, aynı zamanda enerji yakalama kapasitesinin büyüklüğü, elektrikli arabalarda kullanılması ve büyük bataryalarda kullanılması gibi seçeneklerden dolayı daha tercih edilebilir bir yönteme dönüştürmüştür. Gelecek için geliştirilecek sistemlerle güneş bir enerji kaynağı olarak hayatın her alanına yayılabilir görüşü ortaya çıkmıştır. Bunun yanı sıra, yakın bir zamanda güneş enerjisinden elde edilen müstakil bir elektrik üretimi evlerde kullanılacak teknolojiler vasıtasıyla ev aletleri, cep telefonları ve tüm evin elektrik ihtiyacını karşılayacaktır ve elektrik faturasını ortadan kaldıracaktır tahminini yapmak artık mümkün gözükmektedir (Proedrou, 2017, s. 190-191).

54

sürdürülebilirlik kapsamında ele alarak zorunlu uygulamaya tabi tutmuştur (Banja ve diğ, 2019).

AB genelinde biyoenerji üretimi, kapasitesi ve elektrik üretimi değerlerine bakıldığında, AB’nin toplam biyoenerji kapasitesi 38,474 MW’dir. Katı biyoyakıt üretimi 2018’de 94,35 Mtoe, biyogaz üretimi 16,84 Mtoe, Sıvı biyoyakıt üretimi ise 16,02 Mtoe olarak tespit edilmiştir. Katı biyoyakıt ve yenilenebilir atıktan elde edilen elektrik 122.43 Terawatt saat’tir (TWh). Katı biyoyakıt ve yenilenebilir atıklardan elde edilen brüt ısıtma enerji üretimi ise 578,5 Petajoul’dür (PJ) (European Comission, 2019d).

Biyokütle 2030 iklim ve enerji çerçevesi etki değerlendirmesi açısından orta vadede önemli bir role sahiptir. Biyokütle enerjisi iklim değişikliği ve enerji arzı güvenliği endişelerini karşılama noktasında temel bir alternatif olarak görülmektedir. Örneğin İtalya’da önemli miktarda kalıntı biyokütle kapasitesi tespit edilmiştir. İtalyan Ulusal Enerji Eylem Planı (NREAP) tarafından belirlenen hedeflere ulaşmak için bu kaynak kullanılmaya başlanmıştır. İtalyan yetkililer, arz ihtiyacını yerel bir kaynakla karşılayıp doğalgaz bağımlılığının azaltılabileceğini vurgulamıştır (Paiano & Lagioia, 2016). Bir başka önemli örnek ülke Avusturya’nın elektrik üretiminde biyoenerjiyi en çok kullanan AB ülkesi olmasının yanı sıra uluslararası Katı Atık Enerjisi (WTE) teknolojisi transferinde öncü rol oynadığı görülmüştür. Buna göre AB çevre düzenlemeleri ve direktiflerinin uluslararası bir boyuta tesir ettiği anlaşılmaktadır (Behrsin, 2019).

2035 itibariyle AB toplam enerji karması içerisinde biokütle enerjisi hedefini %11 olarak belirlemiştir. Isıtma için kullanılan biyokütle enerjisi siyasi desteğin düşük olması nedeniyle sınırlı kalmıştır. Buna karşın ısıtma ve elektrik üretiminde kullanılan katı biyokütle sürdürülebilirlik gereklilikleri bir takım üye ülkelerde uygulanmaya başlanmıştır. Bunların arasında Belçika, Birleşik Krallık, Bulgaristan, Danimarka, Hollanda gibi katı biyokütle ithalatçıları yer almıştır (Mai-Moulin, ve diğerleri, 2017).

Ukrayna’da biyokütle enerjisinde AB üyesi olmamasına rağmen 2030 itibariyle ihracatçı olarak önemli bir konuma gelebilir görüşü oluşmuştur. Buna göre 2030’da 203 Petajoule (PJ) biyokütle enerjisine sahip olabileceği tahmin edilmektedir.

Ukrayna’dan ithal edilen katı biyokütle diğer AB ülkelerine göre daha az maliyetlidir.

Fiyatlar 5,4 avro Gigajoule (GJ) 11,8 avro GJ arası değişmektedir. Bu durum AB talebini karşılamada Ukrayna’yı önemli bir noktaya getirmiştir. Fakat Ukrayna’da

55

biyokütle hammadde işleme tesisi kapasitesinin yetersiz olması Ukrayna’nın ihracat potansiyelini engellemiştir. Avrupa'da katı biyoyakıt talebinin artması sonucunda Ukrayna'da biyoenerji sektörüne yapılan yatırımlar bu engeli ortadan kaldırabilir görüşü ön plana çıkmıştır (Mai-Moulin, ve diğerleri, 2017, s. 309-311).

Biyokütle enerjisi üretimi ve ağaçtan ham madde elde edilerek kullanıma uyarlanması katı atıkların dönüştürülmesi ya da enerji üretiminde kullanılması kapsamında tüm biyoenerji faaliyetlerini içeren bağlantılı iktisadi faaliyetler biyo ekonomi olgunun kapsamı içindedir. Philippidis ve diğ, (2019) AB açısından biyo ekonomi büyümesi ve iş yaratma kapasitesinin potansiyelinin altında kaldığını vurgulamıştır. Bunun nedenini; AB teknoloji dönüşümünün yavaş gerçekleşmesi ve AB dışı ülkelerle karşılaştırıldığında sera gazı azaltma stratejisine daha çok dikkat edilmesi ve uygulanması olarak belirtmiştir. Biyokütle kullanımı ve ekonomisinin geliştirilmesi adına piyasa riskleri ve paydaşların yükümlülükleri gibi bileşenlerin durumunun iyileştirilmesi gerektiğini ortaya koymuştur. Finlandiya örneğinde karşımıza çıktığı gibi, Finlandiya sera gazı salınımını Turku şehri gibi bazı bölgelerde 2029 itibariyle sıfıra düşürmeyi hedeflemiştir. Bunu biokütle kullanımı ile gerçekleştirme hedefi belirlemiştir. Hükümet planı çerçevesinde kömür kullanımını 2029’da tamamen sonlandırma kararı almıştır. Elektrik ve yerel ısıtma enerjisi üretiminde yenilenebilir kaynak kullanımı enerji aktarım ve akışkanlığı açısından sürdürülebilir bir ortam yaratacaktır beklentisi oluşmuştur (Georgiev & Dobre, 2019).

AB içinde biyokütle enerjisini teşvik etmek amacıyla bazı ölçütler ortaya konmuştur.

Bunlar elektrik, ısıtma-soğutma ve ulaşım şeklinde üç sektörde gözlemlenmiştir.

Bunlardan biri olan finansal kategori tüm ölçütlerin %60’ını oluşturmuştur. Geri kalanlar ise düzenleyici ve daha yumuşak kurallardan oluşmuştur. Finansal ölçütler tüm biyokütle kaynaklarına uygulanmaktadır. Biyoenerji teşviki sağlamak için oluşturulan ölçütlerin %20’si elektrik üretiminde kullanılan biyokütle için ve finans kategorisinde oluşturulmuştur. Elektrik sektöründe oluşturulan önlemler Fransa, Polonya, Portekiz gibi biyogaz ve yeni biyokütle tesisleri kuran ülkelerde uygulanmıştır. Finansal önlemler enerji bitkilerinin kullanımı için sübvansiyonlara, vergi yardımları, biyoenerji programlarının uygulanması ve biyogaz üretim ve satışı için hibelere uygulanmıştır (Banja ve diğ, 2019).

Son olarak kavramsal olarak bakıldığında AB biyoenerji politikası ve 2009 direktifleri tarafında, altyapı ve tarımda iyi yönetilen ve eş uyum sağlanan yatırımlar ile

56

biyoenerjinin istikrarlı bir ekonomik büyüme ve yüksek üretim için etkin bir yöntem sunabileceği görüşü ortaya çıkmıştır. Avrupa biyokütle kurumuna göre ekonominin karbondan arındırılması ve enerji güvenliğinin geliştirilmesi için biyokütle elverişli bir kaynak olarak görülmüştür (Cornelis, 2020).

Güç ve ısı üretiminde kullanılacak biyokütle kaynaklarının 2020 itibariyle ithalat miktarının artacağı düşünülmektedir. İlk olarak biyokütleden oluşan sera gazı salınımını da içeren AB sürdürülebilirlik ölçütlerinin güç ve ısı üretiminde kullanılan biyokütle tüketimini daha esnek ve verimli kılmak için ortaya konmaya ihtiyacı olduğu belirtilmiştir. Bu kapsamda önceden belirtilen düzenleyici ölçütlerin biyoenerji tesislerinin verimliliğini ve biyoenerji üretim zincirine dahil olan paydaşlar arasında sektör iş birliğini artırmak için ulusal destek planlarının geliştirilmesine yardımcı olması gerektiği belirtilmiştir (Paiano & Lagioia, 2016). Güney ve Kantar’ın (2020) sistem GMM yöntemine göre yürütülen analizinde 1990-2017 biyokütle enerjisi kullanımı sürdürülebilirlik üzerinde olumlu etki yaptığı görülmüştür. Biyokütle enerjisi kullanımındaki artış kişi başı sürdürülebilir kalkınma seviyesini artırmıştır.

Yenilenebilir olmayanlar ise düşürmüştür. Biyokütle enerjisinin iklim değişimi, küresel ısınma sorunlarının ve hava kirliliğinin çözümünde yardımcı bir kaynak olduğunu ve biyokütle enerjisine yönelik ekonomik ve diğer engelleri kaldırarak yatırım desteği verilmesi gerektiği belirtilmiştir.