• Sonuç bulunamadı

Birey Merkezli Yaklaşım

Belgede akdeniz üniversitesi (sayfa 76-79)

1.4. Sığınma Türleri

2.1.2. Birey Merkezli Yaklaşım

sığınmacıları bu ülkelere geri gönderemeyeceklerdir. Keza dolaylı geri gönderme sonucuna yol açacak şekilde de işlem yapmamaları gerekmektedir.253 Devletler herhangi bir uluslararası antlaşma hükmüne bağlı olmaksızın sığınmacılara ülkelerine giriş ve ülkelerinde kalma hakkı tanıyabilirler, fakat bu kişilerin sınır dışı edilmesi veya geri gönderilmesi söz konusu olduğunda antlaşmalar ve yapılageliş kuralları ile bağlı olacaklardır. Doğal olarak ulusal güvenliğin ve kamu düzeninin olumsuz etkilenmesi durumunda istisnaların olacağı kabul edilmektedir.

Uluslararası hukuk uyarınca, devletler kendi topraklarında hem kendi vatandaşlarının hem de sığınma hakkı tanıdığı yabancıların diğer devletler aleyhine sergileyebileceği eylemleri kontrol altında tutmakla yükümlüdür. Diğer devletlerin ulusal güvenliğini tehlikeye atacak eylemlerin engellenmesi gerekmektedir.254 Devletler, sığınmacılara bu hakkı tanıdıktan sonra, bu kişilerin geldikleri ülkeye veya başka ülkelere karşı zarar verici eylemlerde bulunmalarına engel olmamaları veya göz yummaları durumunda, uluslararası sorumluluk ile karşı karşıya kalacaklardır. Bu husus Ülkesel Sığınma Bildirisi’nin255 4. maddesinde de açıkça belirtilmektedir. İlgili maddeye göre: “Sığınma hakkı tanıyan devletler, sığınma hakkı elde etmiş kimselerin, Birleşmiş Milletler'in amaç ve ilkelerine aykırı etkinliklerde bulunmalarına izin vermeyeceklerdir.” Devletler mülteci ya da sığınmacıların eylemlerini kontrol edebilmek amacıyla bu kişileri kamplarda veya buna benzer diğer yerleşim noktalarında barınmaya zorlamaktadır. Ancak bu gibi gözetim yöntemlerinin yaygınlaştırılması ve genelleştirilmesi mülteci ve sığınmacıların hak ve özgürlüklerine halel getirebilir. Buna benzer uygulamaların, tehlike arz eden kişiler bakımından uygulanması ve ifade özgürlüğü ve dolaşım serbestisi gibi hakların özüne dokunmadan gerçekleştirilmesi yerinde olacaktır.

mevcut bulunması temeline dayanmaktadır. Zira birey, temel hakkı olan özgürlük hakkı çerçevesinde diğer devletlerden sığınma talep etmektedir. Devlet ise egemenlik yetkisi çerçevesinde bu hakkın koruyucusu olma yükümlülüğü altına girmektedir.

II. Dünya Savaşı’nın bitimine kadar, bireyin uluslararası hukuktaki yeri pek fazla tartışılmamıştır. Ancak savaşın sona ermesinin ardından insan haklarına ilişkin önemli gelişmeler olmuş, günümüzde insan hakları hukukunun temelini oluşturan uluslararası hukuk belgeleri ortaya çıkmıştır. II. Dünya Savaşı döneminde, Almanya başta olmak üzere, devletlerin hem kendi vatandaşlarının hem de ülkesinde bulunan yabancıların insan haklarını bizzat ve ağır biçimde ihlal edebileceğinin anlaşılması, söz konusu hakların korunması bakımından daha büyük tedbirler alınması gerekliliğini gözler önüne sermiştir. Böylelikle devlet egemenliği çerçevesinde yer alan klasik uluslararası hukuku anlayışı, yerini bireylerin de hak ve ödev sahibi olduğu bir sisteme bırakmaya başlamıştır. Zira egemenlik doktrininde de bireyler önemli bir yer teşkil etmektedir. Demokratik sistemlerde birey, hem kendi haklarını hem de ülkesinde yaşadığı devletin çıkarlarını gözetecek temsilciler vasıtasıyla hayatını sürdürmektedir. Bu anlamda devletlerin ve bireylerin hak ve çıkarları arasında kesin bir ayrım yaparak, bunları tamamen farklı rejimlere tabi tutmak anlamsız olacaktır. Öğretide, bireyin tam anlamıyla bir uluslararası hukuk kişisi olarak kabul edilemeyeceğini iddia eden yazarlar da bulunmaktadır. Bu yazarlara göre uluslararası hukuk devletler arasındaki ilişkileri düzenlediğinden birey burada bir özne değildir ve onlara tanınan haklar esasında devletlere yüklenen yükümlülüklerdir.256 Ancak unutulmamalıdır ki devlet, ülkesinde yaşayan bireylerin toplamından meydana gelir.257 Bireylerin bir devlet kurma ihtiyacı, temel haklarının korunmasından geçer. Temel hakları koruyamayan devletler, hem ülkelerinde yaşayan halk bakımından hem de temel hakların korunmasını koşulsuz olarak benimseyen günümüz uluslararası hukuk anlayışı bakımından meşruiyetini kaybedecektir. Hukuk sisteminin nihai amacı bireylerin korunmasıdır. Devlet çıkarlarının muhafazası da nihayetinde bireylerin korunmasına hizmet etmektedir. Dolayısıyla, bireyin kendisine tanınan hak ve ödevler bakımından uluslararası hukukun kişisi haline gelmesi mümkündür.258 Bireyin uluslararası hukukun süjesi olması, sığınma hakkı bakımından, sığınmacının vatandaşı olmadığı devleti yükümlülük altına sokabilmesi anlamına gelecektir.

Uluslararası yargı kuruluşları da uluslararası hukukta kişiliğe sahip tek oluşumun devlet olmayabileceğini kabul etmiştir. 1949 yılında Uluslararası Adalet Divanı (UAD),

256 Bkz. Grahl-Madsen, 1966: 61; Orakhelashvili, 2001: 252 vd.

257 Cleary, 2001: 160.

258 Bkz. Lauterpacht, 1955: 636; Sinha, 1971: 66 vd.; Cleary, 2001: 162; Aksar, 2015: 224-226; Giorgetti, 2018:

1099.

Reparations danışma görüşünde, BM’nin uluslararası hukuktaki yükümlülüklerine aykırı davrandığı gerekçesiyle bir devlet aleyhine başvuruda bulunabileceğini kabul etmiştir. O dönem için son derece önemli olan bu karar ile UAD’nin belirttiği temel husus, uluslararası hukukun gelişiminin, uluslararası yaşantının gereklerinden etkilenmekte olduğu ve sistemin buna cevap vermesi gerektiğidir.259 Uluslararası hukukta bireysel hakların bulunduğu yine bir UAD kararı ile öğretiye yansımıştır. LaGrand kararında UAD, Viyana Diplomatik İlişkiler Sözleşmesi (DİHS)’de düzenlenen hakların antlaşmayla tanınmış haklar olduğunu kabul ederek, bunların bireylere ait olduğunu açıkça belirtmiştir.260 Keza günümüzde de AİHS’de düzenlenen hakların önemli bir kısmı bireye aittir ve AİHM önünde bir devlete karşı ileri sürülmesi mümkündür. Sözleşme kural olarak iç hukuk yollarının tüketilmesini öngörse de, bazı hallerde261 buna gerek kalmaksızın da başvuruları kabul etmekte ve karara bağlamaktadır.

Sözü edilen örnekler haricinde, bazı suçlar bakımından bireylerin uluslararası yargı kuruluşlarınca cezalandırılması da bireylerin uluslararası hukuk kişisi olduğu durumlara örnek olarak gösterilebilir. Nuremberg Mahkemeleri, Ruanda ve Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemeleri ve Uluslararası Ceza Mahkemesi insan hakları ihlalleri halinde bireylerin haklarını koruma amacı güden ve cezalandırma yetkisi bulunan mahkemelerdir.262

Bireyin uluslararası hukuk kişisi olduğu görüşünün benimsenmeye başlanması ile sığınma konusunun bağlantılı olduğu diğer bir nokta, savaş sonrası artan göç hareketleri neticesinde sığınmacıların temel haklarının gereği gibi korunamamasıdır. Devlet çıkarlarına önem ve öncelik veren uluslararası hukuk sistemi, henüz sığınmacıları koruyacak yapıya kavuşamamıştır. Ancak devletler tüm insanların haklarını korumakla yükümlüdür. Bu hakları korumak, öncelikle onları ihlal etmemekle başlar. Bireyin bir devletin vatandaşı olup olmaması bu noktada bir önem arz etmemektedir. İnsan hakları milliyetten değil, insani değerlerden kaynaklanır. Dolayısıyla bireylerin devletten korunması gereken durumlar ortaya çıkabilecektir. İnsan hakları bireye ait haklardır ve uluslararası hukuk sistemince korunmalıdır. Sığınma hakkı, temel hakların korunmasına hizmet ettiğinden, bir insan hakkı olarak değerlendirilmeli ve ele alınmalıdır. Bireyin uluslararası hukuk kişisi olduğu durumlar, insan hakları ihlallerinde daha net ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla sığınma hakkı, bireyin talep edebileceği bir insan hakkıdır. Elbette hakkın kapsamının ve koşullarının belirlenmesi

259 Bkz. https://www.icj-cij.org/files/case-related/4/1837.pdf, (Erişim tarihi 18.08.2020).

260 Bkz. https://www.icj-cij.org/files/case-related/104/104-20010627-JUD-01-00-EN.pdf, (Erişim tarihi:

18.08.2020); Giorgetti, 2018: 1095.

261 Devlette mevcut olan iç hukuk yollarının olağan, erişilebilir, etkin ve uygun olması gerekmektedir. Bu koşulların yokluğu halinde iç hukuk yollarının tüketilmesi şartı aranmayacaktır.

262 Detaylı bilgi için bkz. Cleary, 2001, 169.

önemli bir gerekliliktir ve makul sınırlamalar doğrudan hakkın ihlali olarak görülmemelidir.

Bu bağlamda uluslararası hukukta sığınma hakkının yerinin tespit edilebilmesi için öncelikle temel uluslararası hukuk belgelerinin sığınma hakkı ile bağlantılı kısımlarının incelenmesi gerekmektedir.

2.2. Devlet ve Birey Merkezli Yaklaşımlar Çerçevesinde Temel Uluslararası Hukuk

Belgede akdeniz üniversitesi (sayfa 76-79)