• Sonuç bulunamadı

Şekle Aykırılığa Bağlanan Sonuçlarının Giderilmesi

2.2. Sözleşmenin Şekli

2.2.4. Şekle Aykırılığa Bağlanan Sonuçlarının Giderilmesi

eksikliğinden dolayı geçersiz olan sözleşmede tazminat ya da sebepsiz zenginleşmeye ilişkin talepler yeterli korumayı sağlayamayabilir. Bu durumda TMK m. 2/2’ye ihtiyaç duyulur264. Yargıtay da aynı görüşü savunmaktadır265.

Şekle aykırı olarak yapılan bir sözleşmede taraflar edimlerini tam olarak ifa etmişlerse şekle aykırılık nedeniyle sözleşmenin geçersizliğinin ileri sürülmesi hakkın kötüye kullanılması niteliğindedir266. İsviçre Federal Mahkemesine göre, şekle aykırı bir sözleşmenin tamamen ifa edilmiş olması sözleşmenin geçerliliği yönünde bir karine teşkil eder. Ancak ifa tek başına şekle aykırı bir sözleşmenin sonradan geçerli kabul edilmesi için yeterli değildir.

İfaya ek olarak, ifanın taraflarca bilinerek ve istenerek her türlü hatadan uzak şekilde yapılmalıdır. Burada geçersizliğin olumsuz sonuçların düzeltilmesinin nedeni, tarafların şekil kuralları aracılığıyla kendilerine sağlanmış olan korumadan bilerek vazgeçmiş olmalarıdır.

Kaldı ki şekle aykırılık nedeniyle geçersiz olan bir sözleşmeden kaynaklanan edimler ifa ettikten sonra, bu sözleşmenin geçersiz olduğunu öne süren kişi çelişkili davranış sergilemiş olur267. Nitekim Yargıtay da edimler ifa edildikten sonra şekle aykırılık nedeniyle

264 Altaş, 1998: 190.

265 “Şekle aykırılık, hukuki işlemin herhangi bir hüküm doğurmasına olanak vermez ve borç doğurmaz. Geçersiz sözleşme ile borç altına giren taraf yükümlendiği edimi ifa etmekten kaçınabilir. Ne var ki bazen şekil noksanının ileri sürülmesi hakkın kötüye kullanılması sayılıp, akdin batıl olduğu savı dinlenilemezse, bu akdin ifasının veya ifa etmeme dolayısıyla uğranılan müspet zararın (ifa çıkarının) giderilmesi istenebilir. Dahası, Yurdumuzda hükmünü açıkça sürdüren somut olaylar ve gerçekler, halin diğer icapları göz ardı edilmediğinde adalet duygularının bir gereği olarak buna önem atfetme zorunluluğu kendisini bir kez daha göstermektedir.

Sözü edilen yasal kural, MK. nun 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralına aykırı düşecek tarzda kullanılmamalıdır. İşte böyle bir durumda butlan etkisiz kalabilir. Gerçekten de, hukukun her alanında uygulama niteliğine sahip olan "Hakkın kötüye kullanılması Yasağı" şekle aykırılığı ileri sürme hakkı yönünden de bir sınır oluşturur. Hakime özel ve çok ayrık durumlarda da olsa adalete uygun düşecek şekilde hüküm verme olanağını sağlar. Buyurucu niteliği itibariyle de doğrudan gözetilmesi gerekir (25.1.1984 gün, 3/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurul Kararı). Hemen yeri gelmişken önemle vurgulayalım ki, butlanı bu şekilde etkisiz bırakmakta, hassas ve titiz davranılmalı, özellikle Borçlar Hukukuna ilişkin Borç Sözleşmelerinde ve çok sınırlı olaylarda uygulanabileceği hiç bir zaman unutulmamalıdır. Bunun yanında her somut olayda butlan iddiasının ileri sürüldüğü hal ve şartlara bakılmalı ve hakkın kötüye kullanılmasına ilişkin adalet duygularını rahatsız edici çok açık unsurların varlığı esas alınmalı, tarafların sözleşme yapılırken ve daha sonraki davranış ve tutumları da dahil olmak üzere tüm özellikleri göz ardı edilmemelidir.Şekil noksanı nedeniyle bir sözleşme henüz ifa edilmiş olmasa dahi, Butlan iddiasının aşağıda belirtilen hal ve şartlar altında bir hakkın kötüye kullanılması sayılabilir.

Bir kimsenin

a) Şeklin gerçekleşmesine kendi yararı için veya yanıltıcı hareketlerle engel olduğu,

b) Sözleşmenin sonradan kendi yararına olmadığını görünce ondan kurtulmak istemesi ahlaki duyguları rencide ediyorsa veya şeklin koruyucu etkisinden yoksun kaldığı için değil, aksine, sırf kendi borçlarını yerine getirmekten kaçınmak amacıyla şekilsizliği bir sebep olarak kullanıldığı anlaşılıyorsa (BGE 104 II 99 - JDT 1979 I 16; BGE 84 II 636 - JDT 1959 I 369; BGE 78 II 221 - JDT 1953 I 232),

c) Yine taahhütlerini mutlaka ifa edeceğini, sözleşmenin yapılmasından sonra teyit etmiş ve diğer tarafın sözleşmeye karşı beslediği güveni sebepsiz ve haksız olarak kuvvetlendirmişse, artık sözleşmenin şekil yönünden geçersizliğini ileri sürmesi hakkın kötüye kullanılması anlamını taşır ve bu savunma yasal korunmadan yoksun kalır.” Yargıtay 13. HD, T. 24.03.1995, E.1995/2203, K.1995/2905. www.kazanci.com.tr, (erişim tarihi: 18.12.2017); Ünlütepe, 2013: 127-128 dipnot 366.

266 Ünlütepe, 2013: 125; Altaş, 1998: 196.

267 Altaş, 1998: 197-198.

sözleşmenin geçersizliğinin ileri sürülmesini, hakkın kötüye kullanılması kapsamında değerlendirmiştir268.

Şekle aykırı bir sözleşmeden doğan edimlerin çok az bir kısmı ifa edilmiş ise yukarıda açıkladığımız hiç ifa etmeme grubunda değerlendirilmelidir. Zira, çok az ifa kavramı, şekle aykırılığın olumsuz sonuçlarının düzeltilmesini sağlamakta olan tam ifa ile aynı gruba dahil edilemez. Ancak çok az ifaya rağmen şekle aykırılığa hileyle veya karşı tarafta haklı güven oluşturularak ya da taraflardan birinin üstün konumundan yararlanması sonucunda neden olunmuşsa sözleşmenin geçerli kabul edilmesi mümkündür269.

Tama yakın kısmi ifayı, şekle aykırılığın sonuçlarına etkisi açısından, sözleşmenin hiç ifa edilmemiş olmasıyla bir tutulan kısmi ifa ile eşdeğer kabul etmek imkan dahilinde değildir. Yargıtay270, şekle aykırı bir sözleşmede, kısmi ifanın kesin hükümsüzlüğe etki edebilmesi için kısmi ifanın beraberinde çelişkili davranış yasağını aykırı davranılmasını da aramıştır271.

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun açısından şekle aykırı olarak yapılan sözleşmenin akıbeti belirlenirken her olayda, somut koşulları göre, tüketicinin aleyhine olmayacak çözümleri kabul etmek isabetli olur272. Örneğin taksitlerin bir kısmının ödenmesi durumunda sözleşmenin geçersiz kabul edilmesi tüketicinin aleyhinedir. Zira, bu durumda tüketici yapmış olduğu ödemeleri sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanarak geri

268 “…Öncelikle "ifa" sözüyle, taşınmaz mülkiyetini geçirme borcunu doğuran sözleşmede şekil noksanlığı veya şekilsizlik bulunmasına rağmen tapuda tescil işleminin yapılmış olması amaçlanmaktadır. Çünkü, taşınmaz mülkiyetini geçirme borcunun ifası tapuda yapılan bir tescil işlemi ile yerine getirilmiş olur.

Taraflar şekle aykırı bir sözleşmeden doğan edimlerini her türlü yanılgıdan uzak bir şekilde bilerek ve isteyerek tümüyle yerine getirmişlerse (tapuda tescil işlemi yapılmışsa), bunun iadesinin istenmesinin hakkın kötüye kullanılması teşkil ettiği Yargıtay uygulamasıyla kabul edilmektedir (HGK.nun 11.3.1953 gün ve 2/9 sayılı;

10.9.1955 gün ve 1/62-63 sayılı kararlan... Hukuk Genel Kurulu'nun 21.3.1986 gün ve 14/541-257 sayılı kararında da aynı ilke benimsenmektedir…” Yargıtay HGK, T. 30.09.1998, E. 1987/2, K.1988/2.

http://kararara.com, (erişim tarihi: 18.12.2017)

“…Tarafların, yıllarca karşılıklı edimlerini yerine getirmek suretiyle birbirlerine güven verdikten sonra mevcut eksiklikten mevcut eksiklikten sonra sözleşmenin geçersizliğini ileri sürmeleri objektif iyi niyet kurallarıyla bağdaşmaz.

Hukuksal varlığını sürdüren kira sözleşmesi ortada iken davalılar yenisini düzenlememekte haklıdırlar.”

Yargıtay 1. HD, T. 12.03.1982, E. 1981/2099, K. 1982/2778. https://www.yargitay.gov.tr/dergi/yargitay- kararlari-dergisi/agustos-1982/365 ( erişim tarihi : 22.12.2017).

269 Altaş, 1998: 220.

270 Yargıtay 13. HD, T. 02.12.1991, E. 1991/7217, K. 1991/10901. https://www.yargitay.gov.tr/dergi/yargitay- kararlari-dergisi/subat-1992/251( erişim tarihi: 22.12.2017).

271 Altaş, 1998: 223.

272 “Mukayeseli hukukta, sözleşmenin şekil kurallarına aykırı olmasından kaynaklanacak adaletsizliklerin önüne geçebilmek amacıyla değişik çözümler getirilmiştir. Bu konuda 1957 tarihli Belçika Kanunu’nun öngörmüş olduğu çözüm oldukça ilginçtir. Buna göre sözleşmenin yazılı şekilde yapılmadığı veya sözleşme metninden satılan malın veya satış bedelinin anlaşılamadığı durumlarda, alıcının sorumluluğu malın peşin satış fiyatı ile sınırlıdır. Üstelik alıcı bu miktarı taksitler halinde ödeme imkanına sahiptir. Buna karşılık sözleşme metninde taraflar konusunda bir açıklığın bulunmadığı veya sözleşmede yer alması gereken diğer hususların sözleşmeye konmamış olduğu durumlarda, alıcı, bu yüzden bir zarara uğramışsa, mahkemeye başvurarak satış bedelinin uğradığı zarar oranında indirilmesini talep edebilir.” İnceoğlu, 1998: 21.

alsa da ihtiyacı olan malı iade etmek zorunda kalır273. Kanaatimizce, 6502 sayılı TKHK m.

17/3 geçersiz bir sözleşme yapmamış olan satıcı veya sağlayıcının sözleşmenin geçersizliğini ileri sürmesine müsaade etmeyerek şekle aykırılık nedeniyle geçersizliğin tüketicinin aleyhine doğuracağı sonuçları engellemeye çalışmıştır.