• Sonuç bulunamadı

Ülkesel Sığınma Bildirisi

Belgede akdeniz üniversitesi (sayfa 125-130)

2.2. Devlet ve Birey Merkezli Yaklaşımlar Çerçevesinde Temel Uluslararası Hukuk

2.2.4. Ülkesel Sığınma Bildirisi

Uluslararası bir sorun haline gelen ancak net bir çözüme kavuşturulamayan sığınmacı sorununun çözümüne ilişkin olarak BM Fransız Temsilcisi M. Rene Cassin458, sığınma hakkına ilişkin bir bildiri yayınlanması konusunda girişimlerde bulunmuş ve bir taslak metin hazırlamıştır. Zira bireye sığınma hakkının uluslararası alanda tanınması ve buna ilişkin bağlayıcı bir sözleşme akdedilmesi arzu edilen bir sonuçtur. Bu doğrultuda, sığınma hakkına ilişkin ilan edilecek bir bildirinin, mevcut düzenlemeler ve bağlayıcı sözleşme arasında bir köprü görevi görmesi istenmiştir.459 Bildirinin temel amacı devletlere sığınma hakkı tanımaya

456 Barutciski, 2013: 68-69.

457 Chetail, 2014: 64.

458 Cassin, insan haklarının korunması alanındaki çalışmalarından ötürü 1968 yılında Nobel Barış Ödülü’ne layık görülmüştür. Bkz. “Who was Rene Cassin?”, https://www.renecassin.org/who-we-are/history/ (Erişim tarihi:

02.09.2020)

459 Weis, 1969: 98.

ilişkin bir yükümlülük getirilmesi değildir.460 Kaldı ki bildiri, bağlayıcı nitelik taşımayacaktır.

Böylelikle, devletlerin özellikle egemenlik yetkisi kapsamındaki hassasiyetleri ve bireylerin sığınma ihtiyacı arasında bir denge kurulmaya çalışılarak, daha kapsamlı düzenlemelere ön ayak olunması amaçlanmıştır. Bildirinin ana odak noktası, İHEB’de yer alan sığınma hakkını detaylandırarak kodifiye etmektir. Yapılan görüşmelerde, bildirinin ülkesel sığınma yanında diplomatik sığınma konusunu da ele alıp almayacağı ve bireysel sığınma taleplerinin yanında kitlesel akın durumlarına da yer verip vermeyeceği tartışılmıştır.461 Neticede bildiri diplomatik sığınmaya ve kitlesel akın durumlarına ilişkin ayrıca bir düzenleme ihtiva etmeyecek şekilde ele alınmıştır.

BMGK taslak metin üzerinde çeşitli görüşmeler yaparak, devletlerin görüşlerini değerlendirmiştir. Bu doğrultuda, sonuçlandırılması için çalışma grubuna gönderilen taslak metin şu şekilde ortaya çıkmıştır:

“Genel Kurul,

Birleşmiş Milletlerin amaçları arasında ekonomik, sosyal, kültürel veya insancıl nitelikteki uluslararası sorunların çözümünde uluslararası iş birliğini sağlamak ve ırk, cinsiyet, dil ya da din konusunda ayrım yapmadan herkes için insan haklarına ve temel özgürlüklere saygı duymayı teşvik etmek olduğunu hatırlatarak,

14. maddesinde: "1. Herkes zulüm karşısında başka ülkelere sığınma talebinde bulunma ve sığınma olanağından yararlanma hakkına sahiptir. 2. Gerçekten de siyasi olmayan suçlar ya da Birleşmiş Milletler ilkeleri ve amaçlarına aykırı eylemlerden kaynaklanan kovuşturmalar söz konusu olduğunda bu hakka başvurulamaz", ifadesi bulunan İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'ni unutmayarak,

"Herkes, kendi ülkesi de dahil olmak üzere, herhangi bir ülkeyi terketmek ve kendi ülkesine geri dönmek hakkına sahiptir", ifadesini içeren İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin 13. maddesinin 2.

paragrafını hatırlayarak,

Sığınma ile ilgili mevcut mekanizmalara halel getirmeksizin, Birleşmiş Milletler üye ülkeleri ve uzman kuruluşları uygulamalarını aşağıdaki ilkelere dayandırmaları gerektiğini tavsiye eder:

Madde 1: Bir Devletin egemenlik yetkisini kullanarak, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin 14.

maddesine giren kişilere tanıdığı sığınmaya, tüm devletlerce saygı gösterilecektir.

Madde 2: Zulüm veya haklı nedenlere dayanan zulüm korkusundan dolayı kendi ülkelerinden veya başka bir ülkeden ayrılmaya zorlanan kişilerin durumu, devletlerin egemenliğine ve Birleşmiş Milletlerin amaç ve ilkelerine halel getirmeksizin, uluslararası toplum için bir endişe kaynağıdır.

Bir Devlet, sığınma hakkı tanıma ya da tanımayı sürdürme konularında güçlüklerle karşılaşırsa, Devletler bireysel olarak ya da bir arada ya da Birleşmiş Milletler aracılığıyla, uluslararası dayanışma ruhu içinde, söz konusu Devletin üzerindeki yükü hafifletmek için gerekli önlemleri alacaklardır.

460 Bazı devletler özellikle bu konuda hassasiyet göstermekte ve böyle bir yükümlülüğü “iç işlerine karışmak”

olarak nitelendirmektedir. Bkz. https://undocs.org/en/E/CN.4/781 (Erişim tarihi: 02.08.2020).

461 Goodwin-Gill, 2012: 2.

Madde 3: İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi uyarınca sığınma arayan veya sığınma olanaklarından yararlanan hiç kimse, olağanüstü nedenler olan ulusal güvenliğin ya da nüfusun koruması gibi gerekçelerle, özgürlüğünü, fiziksel bütünlüğünü veya yaşamını tehlike altında bırakacak haklı nedene dayalı korkusunun bulunduğu bir ülkede kalmaya zorlanmamalı veya böyle bir ülkeye dönmesine yol açacak sınırda reddedilme, iade veya ihraç edilme gibi önlemlere maruz bırakılmamalıdır.

Bir devletin yukarıda belirtilen önlemlerden herhangi birini uygulamaya karar vermesi durumunda, tehlike altında bulunan kişinin başka bir devlette sığınma araması imkanını sağlamak amacıyla, uygun görülmesi halinde, bu kişiye geçici sığınma hakkı tanınması olasılığı göz önünde bulundurulmalıdır.

Madde 4: Sığınma başvurusunda bulunan kişiler, Birleşmiş Milletler ‘in amaç ve ilkelerine aykırı faaliyetlerde bulunmamalıdırlar.

Madde 5: Bu bildiride yer alan hiçbir hüküm, hiçkimsenin İHEB'de belirtildiği şekliyle ülkesine geri dönme hakkına halel getirecek şekilde yorumlanamaz.”462

Taslak ne yazık ki oldukça kısadır ve İHEB’de olduğu gibi sadece genel prensipleri ifade etmektedir. Bu sebeple sığınma sorunun çözümlenmesi bakımından yetersiz kalmaktadır.463 Söz konusu metin, BMGK ve görevlendirilen çalışma grubunda görüşülmüş ve üzerinde bazı değişiklikler yapılmıştır.

BMGK görüşmelerinde giriş kısmına, devletlerce sığınma hakkı tanınmasının barışçıl ve insani bir eylem olduğu ve bu sebeple hiçbir devlet tarafından düşmanca bir eylem olarak görülmeyeceği ifadesi eklenmiştir. Böylelikle sığınmanın politik zeminden uzak insani yönüne vurgu yapılmak istenmiştir.

Taslağın ilk maddesine sömürgeciliğe karşı mücadele edenlere ilişkin bir ibare eklenmesine dair görüşmeler yapılmıştır. Bazı devletler teklife, bildirinin insani yönüne zarar verdiği ve zaten sömürgeciliğin ortadan kalkmakta olan bir kavram olduğu gerekçeleriyle itiraz etmiştir. Bir başka itiraz da, sığınma hakkının çerçevesinin genişletildiği üzerine yapılmıştır. Zulüm veya zulüm korkusu altında olmaksızın sömürge mücadelesi verenlerin sığınma hakkı elde edebileceği, bunun da sığınma hakkının kapsamının ötesine geçtiğinden söz edilmiştir. Bu itirazlara rağmen değişiklik kurulda kabul edilmiş ve ilgili hüküm maddeye eklenmiştir.464

Taslağın 1. maddesine haktan yararlanamayacak kişilere ilişkin bir hüküm eklenmesi de uygun görülmüştür. Bu hüküm, Cenevre Sözleşmesi madde 1/F ile benzerdir. Buna göre, ilgili uluslararası belgelerde tanımlandığı şekliyle barışa karşı suç, savaş suçu ya da insanlığa karşı bir suç işlediğine kanaat getirmek için ciddi sebepler bulunan kimseler bu haktan

462 Yazar tarafından Türkçe’ye çevrilmiştir. Özgün metin için bkz. Weis, 1969: 102-103.

463 Bildiri taslaklarına ilişkin detaylı bilgi ve eleştiriler için bkz. Haraszti, 1960: 380 vd.; Weis, 1969: 97 vd.

464 Weis, 1969: 106.

faydalanamayacaktır. Böylelikle ciddi suçlardan hüküm giyen veya bu suçları işlediği yönünde gerçekçi emareler bulunan kimselerin adaletten kaçmalarının önüne geçilmiş olacaktır. Özellikle sığınma hakkının kötüye kullanılmaması bakımından bu ve buna benzer düzenlemeler önem teşkil etmektedir.

1. maddeye ilişkin son değişiklik sığınma hakkının verilmesi gerekçelerinin değerlendirilmesine ilişkindir. Buna göre sığınma hakkını tanıyacak olan devlet, hakkın temellendirmesini kendisi yapacaktır. Zira sığınma başvurularını inceleyen ve karara bağlayan uluslararası bir organ bulunmamaktadır. Bununla birlikte söz konusu hükmün devlete keyfi bir uygulama imkânı verdiği şeklinde algılanmaması gerekmektedir. Mültecilere ilişkin bağlayıcı nitelikte olan diğer sözleşmelerde (Cenevre Sözleşmesi yahut diğer bölgesel sığınma sözleşmeleri) hakkın hangi koşullar altında tanınacağı belirtilmektedir. Devletler söz konusu sözleşme hükümlerini, ahde vefa ilkesi uyarınca, gereği gibi uygulamakla yükümlüdür.

Taslağın 3. maddesinde de bazı önemli değişiklikler yapılmıştır. Buna göre sığınmacılar, sınır dışı etme ve geri gönderme yasağının yanı sıra, sınırdan reddedilmeme hakkından da faydalanacaklardır. Ayrıca maddenin istisnası olarak belirtilen nüfusun korunması ifadesine kitlesel akın durumu örnek gösterilmek suretiyle bir çerçeve çizilmek istenmiştir. Zira nüfusun korunması geniş yorumlanmaya müsait bir kavramdır. Dolayısıyla bu maddeye ilişkin istisnanın, “dışarıdan gelen yoğun mülteci hareketleri sebebiyle nüfusun güvenliğinin tehlikeye düştüğü haller” şeklinde anlaşılması bildirinin temel amacına uygun olacaktır.

Son değişiklik ise 5. maddeye ilişkindir. Söz konusu maddede yer alan geri dönme hakkına ilişkin ifade hâlihazırda İHEB’de yer aldığından bildirinin giriş kısmına eklenmiş ve ayrıca bir madde olmaktan çıkarılmıştır.

Taslak üzerinde çalışmalar yürütmekte olan çalışma grubu, bildirinin isminin

“Sığınma Hakkına İlişkin Bildiri” yerine “Ülkesel Sığınma Bildirisi” olarak değiştirilmesinin uygun olacağına kanaat getirmiştir. Burada yapılan değişiklikte, diplomatik sığınmanın bildirinin kapsamı dışında bırakılması ve doğrudan “sığınma hakkı” ifadesinin bildiri başlığında kullanılmasına ilişkin çekinceler etkili olmuştur.465 Ne yazık ki bazı devletlerin

“sığınma hakkı” ifadesine karşı adeta bir fobi geliştirdiği anlaşılmaktadır.

465 Weis, 1969: 109 vd.

Ülkesel Sığınma Bildirisi’nin kabul edilmiş olan nihai metninin466 uluslararası alanda büyük bir değişikliğe sebep olduğunu söylemek fazlaca iyimser bir yaklaşım olacaktır.

İHEB’den sonra detaylandırılmak istenen sığınma hakkının, bağlayıcılığı dahi bulunmayan bir bildiride sınırlı şekilde yer alması bile 20 yıl sürmüştür. Devletler sığınma hakkının önemini ve insan hakları boyutunun farkında olmakla birlikte, yabancıları kendi topraklarına kalıcı olarak kabul etmek bakımından tedbirli davranmaktadır. Dolayısıyla bildiri, düzenleniş biçimi bakımından İHEB’nin 14. maddesinin ve Cenevre Sözleşmesi’nin ötesine geçememiştir. Bununla birlikte geri gönderme, sınır dışı ve sınırda reddetme yasağı, halen sığınmacıların temel haklarını koruyan önemli mekanizmalar olma özelliklerini sürdürmektedir. Bu bağlamda sığınmacıların korunması bakımından, devletlerin birbirleriyle ve BMMYK ile daha çok iş birliği halinde hareket ettiğini söylemek mümkündür. İstikrarlı ve tekdüze uygulamalara tam manasıyla erişmek, halen uluslararası hukuk bakımından zorluk

466 Ülkesel Sığınma Bildirisinin BM Enfomasyon Merkezi tarafından Türkçe’ye çevrilmiş nihai metni şu şekildedir: Bkz. http://www.unicankara.org.tr/doc_pdf/metin_ant4.pdf (Erişim tarihi: 02.08.2020).

“Genel Kurul,

Birleşmiş Milletler Antlaşması'nda beyan edilen hedeflerin, uluslararası barış ve güvenliği sağlamak, bütün uluslar arasında dostça ilişkiler geliştirmek ve ekonomik, toplumsal, kültürel ya da insani nitelikli uluslararası sorunların çözümü ve ırk, cinsiyet, dil ya da din ayrımı yapılmaksızın insan hakları ve temel özgürlüklere saygının geliştirilmesi ve teşvik edilmesi için uluslararası işbirliğinde bulunmak olduğunu kaydederek,

14. maddesinde: "1. Herkes zulüm karşısında başka ülkelere sığınma talebinde bulunma ve sığınma olanağından yararlanma hakkına sahiptir. 2. Gerçekten de siyasi olmayan suçlar ya da Birleşmiş Milletler ilkeleri ve amaçlarına aykırı eylemlerden kaynaklanan kovuşturmalar söz konusu olduğunda bu hakka başvurulamaz", ifadesi bulunan Insan Hakları Evrensel Beyannamesi'ni düşünerek,

"Herkes, kendi ülkesi de dahil olmak üzere, herhangi bir ülkeyi terk etmek ve kendi ülkesine geri dönmek hakkına sahiptir", ifadesini içeren Insan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin 13. Maddesinin 2. Paragrafını hatırlayarak, Insan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin 14. Maddesinden yararlanma konumunda olan kişilere bir Devlet tarafından sığınma hakkı tanınmasının barışçıl ve insani bir eylem olduğunu ve, bu biçimiyle, bir başka Devlet tarafından düşmanca bir eylem olarak görülemeyeceğini kabul ederek,

Devletlerin, sığınma ve mültecilerin ve vatansız kimselerin statüsüyle ilgili mevcut belgelere karşı gelmeksizin, devlete sığınmaya ilişkin uygulamalarında aşağıdaki ilkelere dayanmalarını tavsiye eder:

1. Madde: 1. Bir Devletin, egemenliğini kullanarak, sömürgeciliğe karşı mücadele edenler dahil olmak üzere, Insan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin 14. Maddesine giren kişilere tanıdığı sığınmaya, tüm öteki Devletlerce saygı gösterilecektir. 2. Sığınma arama ve sığınma olanağından yararlanma hakkı hakkında, barışa karşı bir suç / bir savaş suçu, ya da insanlığa karşı bir suçu, bu tip suçlarla ilgili hükümleri belirlemek için hazırlanan uluslararası belgelerde tanımlandığı şekilde suçları işlediğini düşünmek için ciddi nedenler bulunan herhangi bir kimse tarafından ileri sürülemez. 3. Sığınma hakkı tanımaya ilişkin temellendirmenin değerlendirilmesi, sığınma hakkını tanıyan Devlete ait olacaktır.

2. Madde: 1. 1. maddenin 1. paragrafında sözü edilen kişilerin durumu, devletlerin egemenliğine ve Birleşmiş Milletler'in amaç ve ilkelerine zarar vermemek üzere, uluslararası topluluk için önem taşır. 2. Bir Devlet, sığınma hakkı tanıma ya da tanımayı sürdürme konularında güçlüklerle karşılaşırsa, Devletler tekil olarak ya da bir arada ya da Birleşmiş Milletler aracılığıyla, uluslararası dayanışma ruhu içinde, söz konusu Devletin üzerindeki yükü hafifletmek için gerekli önlemleri alacaklardır.

3. Madde: 1. 1. maddenin 1. paragrafında sözü edilen hiç kimse, sınırda reddedilme, ya da sığınma hakkı aradığı ülkeye daha önce girmiş ise sınır dışı edilme ya da zulme uğrayabileceği herhangi bir ülkeye zorla geri döndürülme gibi önlemlere maruz kalmayacaktır. 2. Bu ilkeye istisna, ancak olağanüstü nedenler olan ulusal güvenlik ya da kitlesel nüfus akışı durumunda olduğu gibi nüfusun korumasını sağlama amacıyla tanınabilir. 3.

Bir Devlet herhangi bir durumda bu maddenin 1. Paragrafında belirtilen ilkeye istisnanın haklı çıkarılabileceğine karar verirse, ilgili kişiye uygun gördüğü koşullarda, geçici sığınma ya da başka yollarla bir başka ülkeye gitme olanağını tanıma olasılığını değerlendirecektir.

4. Madde: Sığınma hakkı tanıyan Devletler, sığınma hakkı elde etmiş kimselerin, Birleşmiş Milletler'in amaç ve ilkelerine aykırı etkinliklerde bulunmalarına izin vermeyeceklerdir.”

teşkil etse de devletler günden güne sığınmacı ve mültecilerin hakları bakımından daha özenli ve dikkatli bir tutum sergilemektedir.467

Belgede akdeniz üniversitesi (sayfa 125-130)