• Sonuç bulunamadı

Ülke Dışılık (Extraterritoriality) Kavramı ve Ülke Dışı Sığınmanın Gelişimi

Belgede akdeniz üniversitesi (sayfa 65-68)

1.4. Sığınma Türleri

1.4.2. Ülke Dışı Sığınma (Extra-Territorial Asylum)

1.4.2.1. Ülke Dışılık (Extraterritoriality) Kavramı ve Ülke Dışı Sığınmanın Gelişimi

diplomasi temsilciliklerine, konsolosluk binalarına, savaş gemilerine veya uçaklarına ya da askeri kamplarına sığınması durumudur. Diplomasi temsilciliklerine ve konsolosluk binalarına yapılan sığınma “diplomatik sığınma” olarak nitelendirilir ve ülke dışı sığınmanın en sık karşılaşılan görünümünü oluşturur. Bu sebeple tartışmalar daha ziyade diplomatik sığınma üzerinden yürütülecektir. Bununla birlikte ülke dışı sığınma çeşitlerinin hukuki meşruluğuna ilişkin sorunlar bakımından birbirlerinden önemli bir farkları bulunmamaktadır.

Tarihsel sürece bakıldığında ülke dışı sığınmanın, kiliseye ve diğer kutsal mekânlara sığınma uygulamaları ile bazı özel benzerlikler taşıdığı görülmektedir. Kutsal mekânlara sığınmada sığınmacı, zulümden yahut kovuşturmadan kaçmak için bulunduğu topraklardaki dokunulmaz olarak nitelendirilen yerlerde sığınma aramaktaydı. Sığınmacı, kendisini yargılama yetkisi bulunan devletin topraklarında bulunmasına rağmen, kutsal mekânın dokunulmazlığından yararlanmaktaydı. Sığınmacı buradan zorla çıkarılamıyor, kutsal mekânın bütünlüğüne zarar verilemiyordu. Ülke dışı sığınmada da benzer şekilde, kişi kendisini yargılama yetkisi bulunan devletin sınırları içerisinde olmasına rağmen, diplomatik

209 Goodwin-Gill ve McAdam, 2007: 356.

temsilciliklerin yahut askeri araç ve kampların dokunulmazlığından faydalanarak kovuşturmadan kaçmayı amaçlamaktadır.

Ülke dışılık (extraterritoriality) kavramı ilk olarak Grotius tarafından diplomatik temsilciliklerin ayrıcalık ve bağışıklıklarını temellendirmek amacıyla ortaya atılmıştır. Buna göre devletler sadece kendi topraklarında egemenlik yetkisi kullanabilirler ve diplomatik temsilcilikler ülke dışı olarak kabul edilir. Dolayısıyla devlet kendi ülkesi dışında bu yetkiyi kullanamaz. Bu bakış açısına göre diplomatik temsilciliğin bağlı olduğu devlet, temsilciliğin mülküne ulaşan kimselere sığınma hakkı bahşedebilecektir.210 Ancak BM Uluslararası Hukuk Komisyonu bu teoriyi, gerçek duruma ve modern uluslararası hukuk anlayışına uymadığından bahisle reddetmiştir.211 Dolayısıyla diplomatik misyon binalarındaki sığınmacılar halen temsilciliğin bulunduğu devletin topraklarında ve yargılama yetkisi dahilinde bulunur. Ancak uluslararası hukuk uyarınca devlet, temsilcilik üzerinde sınırlı bir egemenlik yetkisi kullanabilir. Esas tartışma noktası da, temsilciğin dokunulmazlığından faydalanarak kişilere sığınma verilmesi işleminin, temsilciliğin bulunduğu devletin egemenlik yetkisine müdahale edilip edilmediğine ilişkindir. Devletler çoğunlukla bu anlayışa dayanarak ülke dışı sığınma hakkını tanımaya yanaşmamaktadır.212

Diplomatik sığınma kurumu, 15. yüzyılda devletler nezdinde daimi temsilciliklerin kurulması ile ortaya çıkmıştır.213 Elçilik binalarına kabul eden devletin müdahale edemeyeceği kuralı yerleştikten sonra, cezalandırmadan kaçmaya çalışan bireyler elçiliklere sığınır olmuştur. 15 ve 18. yüzyıllar arasındaki diplomatik sığınma uygulamaları pek çok tartışmaya yol açmıştır. Özellikle politikayı ilgilendiren vatan hainliği gibi suçların şüphelilerinin sığınma hakkından yararlanması görüş ayrılıklarına sebebiyet vermiştir.214 O dönemlerde genellikle yerel otoriteler elçilik binasına girerek sığınmacıyı tutuklamaktaydılar.215 İlk zamanlar hem siyasi hem adi suçlularca kullanılabilen bu sığınma türü, zaman içerisinde sadece siyasi suçluların faydalanabileceği bir korumaya evrilmiştir.

Özellikle 19. yüzyılda ve sonrasında siyasi suçluların diplomatik sığınma talep ettiği pek çok örnek ortaya çıkmıştır.216 Bunlardan en önemlisi “sığınma davası (asylum case)” olarak da bilinen Kolombiya – Peru davasıdır. Haya de la Torre isimli Perulu politikacı, Peru’da hükümet karşıtı eylemlerde bulunmuş ve söz konusu eylemler başarısızlıkla sonuçlanınca

210 Sinha, 1971: 207; Värk, 2012: 243; Capone, 2016: 224.

211 Värk, 2012: 244.

212 Värk, 2012: 244.

213 Sinha, 1971: 21.

214 Den Heijer, 2013: 401.

215 Oppenheim, 2018: 486.

216 Riveles, 1989: 144-145.

Peru hükümeti tarafından hakkında başlatılan soruşturmadan kaçabilmek amacıyla, Kolombiya Büyükelçiliğine sığınmıştır. Kolombiyanın Haya de La Torre’ye sığınma hakkı tanıması üzerine, Peru ve Kolombiya arasındaki uyuşmazlık, UAD önüne gitmiştir. UAD, söz konusu davada ülkesel sığınma ve ülke dışı sığınmayı birbirinden şu şekilde ayırmıştır:

“Diplomatik sığınmada, sığınmacı suçun işlendiği devletin toprakları üzerindedir. Diplomatik sığınma tanıma kararı, bu devletin egemenliğine bir müdahaledir. Bu karar, faili, yerel otoritenin yetki alanından çıkarır ve devletin münhasır yetki alanına bir müdahale teşkil eder. Ülkesel egemenliğe yapılacak böyle bir müdahale, her bir olaya mahsus hukuki temel belirlenmeden kabul edilemez.”217

UAD, ülke dışı sığınmanın, toprakları üzerinde bulunulan devletin egemenlik yetkilerine istisnai bir ihlal teşkil ettiğini belirtmektedir. Bu sebeple diplomatik sığınmanın her şekilde kabul edilebilir olamayacağını, her bir münferit olay bakımından geçerli olan hukuki temellerin göz önünde bulundurulması gerektiğini vurgulamıştır. Buradaki temel sorun, sözü edilen hukuki temellerin ne olduğuna ilişkindir.

Mahkeme, Kolombiya ve Peru’nun taraf olduğu antlaşmaları öncelikle değerlendirmiştir. İki devlet de 1928 Havana Siyasi Sığınma Antlaşması’nın tarafıdır. Ancak mahkeme sözleşmede belirtilen şartların mevcut olayda sağlanmadığını tespit etmiştir. İlgili sözleşmeye göre siyasi sığınma ancak acil durumlarda ve kişinin güvenliğini sağlamaya yetecek süre boyunca geçerli olabilir. Haya de la Torre’nin Kolombiya Büyükelçiliğine sığınmadan önce 3 ay beklemiş olmasını mahkeme şarta uygun görmemiştir.218 UAD, genel veya bölgesel yapılageliş hukukunun da olaydaki sığınma bakımından hukuki bir temel teşkil edemeyeceğini vurgulamıştır.219 Mahkemeye göre diplomatik sığınmaya ilişkin pek çok sözleşmenin yapıldığı Latin Amerika’da bile bölgesel bir yapılageliş oluşmamıştır zira konu halen tartışmalı ve karmaşıktır.220

UAD, bir dizi tartışmanın ardından, Kolombiya’nın sığınma hakkını sonlandırması gerektiğini belirtmekle birlikte, kişiyi teslim etme yükümlülüğünün bulunmadığı sonucuna varmıştır. Dava konusu hakkında uygulamaya ilişkin bir öneri getiremeyeceğini vurgulayan mahkeme, bunun kendi yetki alanı dışında kaldığını ifade etmiştir.221 Bunun üzerine Peru ve

217 Colombia v. Peru https://www.icj-cij.org/files/case-related/7/007-19501120-JUD-01-00-EN.pdf, par. 274 (Erişim tarihi: 18.07.2019).

218 Colombia v. Peru, https://www.icj-cij.org/files/case-related/7/007-19501120-JUD-01-00-EN.pdf, par. 284 (Erişim tarihi: 18.07.2019).

219 Colombia v. Peru, https://www.icj-cij.org/files/case-related/7/007-19501120-JUD-01-00-EN.pdf, par. 276 (Erişim tarihi: 18.07.2019).

220 Den Heijer, 2013: 407.

221 Riveles, 1989: 150.

Kolombiya yetkililerinin bir uzlaşıya varabilmesi 2 yıl sürmüştür. 1954 yılında ülkeden çıkış izni alabilen Torre, Peru’dan ayrılarak Meksika’ya gitmiştir.222

Her ne kadar UAD, Kolombiya v. Peru davasında pratik anlamda bir sonuca ulaşamasa da, ülkesel ve ülke dışı sığınma teorilerinde önemli noktalara işaret etmiştir.

Belgede akdeniz üniversitesi (sayfa 65-68)