• Sonuç bulunamadı

HKE CEVAP KAĞIDI HKE CEVAP KAĞIDI

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share " HKE CEVAP KAĞIDI HKE CEVAP KAĞIDI "

Copied!
159
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)
(2)

ÖZET Yüksek Lisans Tezi

ENGELLİ ÇOCUĞA SAHİP OLAN VE OLMAYAN BABALARIN AİLE İŞLEVLERİNİ ALGILAMALARI İLE SOSYAL UYUM DÜZEYLERİNİN İNCELENMESİ

Gökçen AKINCI Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü

Ev Ekonomisi (Çocuk Gelişimi ve Eğitimi) Anabilim Dalı Danışman: Prof. Dr. Neriman ARAL

Bu araştırmada, engelli çocuğa sahip olan ve olmayan babaların aile işlevlerini algılamaları ile sosyal uyum düzeylerini incelemek, babaların aile işlevlerini algılamalarında ve sosyal uyumlarında bazı değişkenlerin etkili olup olmadığını belirlemek, engelli çocuğa sahip olan ve olmayan babaların aile işlevlerini algılamaları ile sosyal uyum düzeyleri arasındaki ilişkiyi saptamak amaçlanmıştır. Araştırmaya Ankara il merkezinde Milli Eğitim Bakanlığı’na ve Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu’na bağlı özel özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerine devam eden engelli çocuğu olan ve gönüllü olarak katılan 100 baba ile karşılaştırma grubu olarak Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı ilköğretim okullarına devam eden aynı yaşlarda normal gelişim gösteren çocuğu olan ve gönüllü olarak katılan 100 baba olmak üzere toplam 200 baba dahil edilmiştir. Araştırmada çocuk, baba ve aile hakkında gerekli bilgileri toplayabilmek için araştırmacı tarafından geliştirilen “genel bilgi formu”, babanın aile işlevlerine ilişkin algılarını değerlendirmek amacıyla Epstein, et al. (1983) tarafından geliştirilen Bulut (1990) tarafından Türkçe’ye uyarlanan “Aile Değerlendirme Ölçeği” ile babaların sosyal uyum düzeylerini belirlemek amacıyla Özgüven (1992) tarafından geliştirilen Hacettepe Kişilik Envanteri’nin Sosyal Uyum Alt testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda engelli çocuğu olan ve olmayan babalar arasında aile içi ilişkileri değerlendirme biçimleri bakımından Aile Değerlendirme Ölçeğinin alt boyutlarında babanın yaşına göre anlamlı bir fark olmadığı (p>0,05) belirlenirken, Aile Değerlendirme Ölçeğinin bazı alt boyutlarında öğrenim durumu, sosyal güvence, çocuk sayısı, cinsiyet, çocuğun yaşı ve çocuğuna yeterli zaman ayırabilme durumunun anlamlı farklılık yarattığı bulunmuştur (p<0,05). Babaların sosyal uyumları incelendiğinde ise babanın yaşı, çocuk sayısı, sosyal güvence, çocuğun yaşı ve cinsiyet göre anlamlı bir fark olmadığı (p>0,05) belirlenirken, babanın öğrenim durumu ve çocuklarına yeterli zaman ayırabilme durumlarına göre anlamlı farklılık yarattığı bulunmuştur (p<0,05). Babaların sosyal uyum düzeyleri arttıkça aile işlevlerini sağlıklı algılamaları da artmaktadır (p<0.01).

2007, 148 sayfa

Anahtar Kelimeler: Aile, özel eğitim, engelli çocuk, baba, aile işlevleri, kişilik, sosyal uyum .

(3)

ABSTRACT Master Thesis

A STUDY ON PERCEPTIONS ABOUT FAMILY FUNCTIONS AND SOCIAL ADJUSTMENT LEVELS OF FATHERS HAVING AND NOT HAVING DISABLED CHILDREN

Gökçen AKINCI Ankara University

Graduate School of Natural and Applied Sciences

Department of Home Economics (Child Development and Education) Supervisor: Prof. Dr. Neriman ARAL

This study aims to examine on perceptions about family functions and social adjustment levels of fathers having and not having disabled children, to determine whether or not some variables influence perceptions about the family functions and social adjustments of fathers, to establish the relationship between perceptions about family functions and social adjustment levels of fathers having and not having disabled children. The study included a total of 200 fathers, consisting of 100 volunteer fathers having disabled children attending at private special education and rehabilitation centers that subordinated by Ministry of National Education and Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu and for comparison, another 100 volunteer fathers of children with normal development and same age attending at primary school that subordinated by Ministry of National Education located in town centre of Ankara. In this study,

“general information form”, developed by the author, was used for collection of necessary information about child, his/her father and his/her family, “Family Evaluation Scale” developed by Epstein, et al. (1983) and adapted by Bulut (1990) was used to evaluate perceptions about family functions of fathers and Social adjustment Inferior Test of “Hacettepe Personality Inventory” developed by Özgüven (1992) was used to determine social adjustment levels’ of fathers. In this study results, from the view point of evaluation of family relationships of fathers having and not having disabled children has no significant difference (p>0,05) in the sub- dimensions of “Family Evaluation Scale” according to the fathers age. It is obtained in some sub-dimensions of “Family Evaluation Scale” such as social security, number of children, sexuality, age of child and spending enough time to child that this situation has created significant difference (p<0,05). In the study of fathers’ social adjustment, it is determined that fathers age, number of children, social security, child’s age and sexuality have no significant difference (p>0,05), however, it is determined that father’s education and spending enough time to child have significant difference (p<0,05). It is also determined that in case of an increase on fathers social adjustment level, fathers healthy perception of family functions also increase (p<0.01).

2007, 148 sayfa

Key Words: Family, special education, disabled child, father, family functions, personality, social adjustment

(4)

TEŞEKKÜR

Bu çalışmanın hazırlanması sürecinin her aşamasında yönlendirici, katkı sağlayıcı, bilgilendirici ve destekleyici her türlü yardımını esirgemeden akademik anlamda yetişme ve gelişmeme katkıda bulunan danışman hocam Prof. Dr. Sayın Neriman ARAL’a, bu süreçte desteklerini esirgemeyen araştırma görevlisi Sayın Müdriye YILDIZ BIÇAKÇI’ya ve Dr. Sayın Aynur BÜTÜN AYHAN’a, verilerin analizlerindeki katkılarından dolayı Milli Prodüktivite Merkezi uzman yardımcılarından Aslıhan SERTKAYA‘ya, ayrıca birçok fedakarlık göstererek her zaman yanımda olan aileme ve çalışma süresince sabır, anlayış ve destekleriyle beni güçlendiren sevgili eşim Mustafa SEZGİN’e en derin duygularımla teşekkür ederim.

Gökçen AKINCI Ankara, Ekim 2007

(5)

İÇİNDEKİLER

ÖZET ... i

ABSTRACT ... ii

TEŞEKKÜR ... iii

SİMGELER DİZİNİ...v

ÇİZELGELER DİZİNİ... vi

1. GİRİŞ ...1

2. KURAMSAL TEMELLER VE KAYNAK ÖZETLER...4

2.1 Engelli Çocuk ve Aile ... 4

2.2 Baba ve Çocuk ... 8

2.2.1 Babanın çocuk gelişimine etkisi ... 9

2.2.2 Baba katılımını etkileyen etmenler... 14

2.3 Engelli Çocuk ve Baba ... 17

2.3.1 Engelli çocuğun eğitimine baba katılımı ... 19

2.3.2 Engelli çocuğun eğitimine baba katılımını etkileyen etmenler ... 20

2.4 Aile İşlevleri ... 22

2.5 Uyum ve Sosyal Uyum ... 24

2.5.1 Uyum ... 25

2.5.2 Sosyal uyum ... 26

2.6 Engelli Çocuğa Sahip Aileler ve Uyum ... 27

2.7 Kaynak Özetleri ... 30

3. MATERYAL ve YÖNTEM ...43

3.1 Araştırmanın Modeli ... 43

3.2 Araştırmanın Evreni ve Örnekleminin Seçimi... 43

3.3 Veri Toplama Araçları ... 44

3.3.1 Genel bilgi formu ... 44

3.3.2 Aile değerlendirme ölçeği ... 44

3.3.3 Hacettepe kişilik envanteri ... 47

3.4 Veri Toplama Yöntemi ... 51

3.5 Verilerin Değerlendirilmesi ve Analizi... 51

3.5.1 Verilerin değerlendirilmesi ... 51

3.5.2 Verilerin analizi... 52

4. ARAŞTIRMA BULGULARI VE TARTIŞMA ...54

5. SONUÇ VE ÖNERİLER ...133

KAYNAKLAR ...139

EKLER ...144

EK -1 GENEL BİLGİ FORMU ...145

EK -2 HKE CEVAP KAĞIDI ...147

(6)

SİMGELER DİZİNİ

KO Kareler Ortalaması N Örneklem Sayısı p Anlamlılık Düzeyi r Korelasyon katsayısı SD Serbestlik Derece

ADÖ Aile Değerlendirme Ölçeği BY Baba Yaş

ÇS Çocuk Sayısı ÇY Çocuk Yaş

DK Davranış Kontrolü

DTV Duygusal Tepki Verebilme

EÇSOD Engelli Çocuğa Sahip Olma Durumu Gİ Genel İşlevler

GİG Gereken İlgiyi Gösterme HKE Hacettepe Kişilik Envanteri İ İletişim

ÖD Öğrenim Durumu PÇ Problem Çözme R Roller

SG Sosyal Güvence SU Sosyal Uyum

ADÖP Aile Değerlendirme Ölçeği Puanı YZ Yeterli Zaman Ayırabilme

(7)

ÇİZELGELER DİZİNİ

Çizelge 4.1 Araştırmaya dahil edilen engelli çocuğu olan ve olmayan babaların kendilerine ve çocuklarına ait demografik özelliklerin dağılımları……….….56 Çizelge 4.2 Araştırmaya dahil edilen engelli çocuğu olan babaların çocuklarının engelli olduğunu öğrenme durumlarına ait dağılımlar …...……...58 Çizelge 4.3 Araştırmaya dahil edilen babaların engelli çocuklarının demografik özelliklerine ait dağılımlar …...……..………...60 Çizelge 4.4 Engelli çocuğu olan ve olmayan babaların yaşlarına göre Aile

Değerlendirme Ölçeği alt boyutlarından aldıkları puanlara ilişkin ortalama ve standart sapma sonuçları…………..…...…………...62 Çizelge 4.5 Engelli çocuğu olan ve olmayan babaların yaşlarına göre Aile

Değerlendirme Ölçeği alt boyutlarından aldıkları puanlara ilişkin varyans analizi sonuçları……….………...63 Çizelge 4.6 Engelli çocuğu olan ve olmayan babaların öğrenim durumlarına göre Aile Değerlendirme Ölçeği alt boyutlarından aldıkları puanlara ilişkin ortalama ve standart sapma sonuçları...…………..………66 Çizelge 4.7 Engelli çocuğu olan ve olmayan babaların öğrenim durumlarına göre

Aile Değerlendirme Ölçeği alt boyutlarından aldıkları puanlara ilişkin varyans analizi sonuçları…………..………...67 Çizelge 4.8 Engelli çocuğu olan ve olmayan babaların sosyal güvencelerine göre Aile Değerlendirme Ölçeği alt boyutlarından aldıkları puanlara ilişkin ortalama ve standart sapma sonuçları..………...71 Çizelge 4.9 Engelli çocuğu olan ve olmayan babaların sosyal güvencelerine göre

Aile Değerlendirme Ölçeği alt boyutlarından aldıkları puanlara ilişkin varyans analizi sonuçları……..………...72 Çizelge 4.10 Engelli çocuğu olan ve olmayan babaların sahip olduğu çocuk sayısına göre Aile Değerlendirme Ölçeği alt boyutlarından aldıkları puanlara ilişkin ortalama ve standart sapma sonuçları....75

(8)

Çizelge 4.11 Engelli çocuğu olan ve olmayan babaların sahip olduğu çocuk sayısına göre Aile Değerlendirme Ölçeği alt boyutlarından aldıkları puanlara ilişkin varyans analizi sonuçları……….……...76 Çizelge 4.12 Engelli çocuğu olan ve olmayan babaların çocuklarına yeterli zaman ayırabilme durumlarına göre Aile Değerlendirme Ölçeği alt boyutlarından aldıkları puanlara ilişkin ortalama ve standart sapma sonuçları………..………...79 Çizelge 4.13 Engelli çocuğu olan ve olmayan babaların çocuklarına yeterli zaman ayırabilme durumlarına göre Aile Değerlendirme Ölçeği alt boyutlarından aldıkları puanlara ilişkin varyans analizi sonuçları...80 Çizelge 4.14 Engelli çocuğu olan ve olmayan babaların çocuklarının yaşlarına göre Aile Değerlendirme Ölçeği alt boyutlarından aldıkları puanlara ilişkin ortalama ve standart sapma sonuçları…………..83 Çizelge 4.15 Engelli çocuğu olan ve olmayan babaların çocuklarının yaşlarına

göre Aile Değerlendirme Ölçeği alt boyutlarından aldıkları puanlara ilişkin varyans analizi sonuçları………...………...84 Çizelge 4.16 Engelli çocuğu olan ve olmayan babaların çocuklarının

cinsiyetlerine göre Aile Değerlendirme Ölçeği alt boyutlarından aldıkları puanlara ilişkin ortalama ve standart sonuçları………...87 Çizelge 4.17 Engelli çocuğu olan ve olmayan babaların çocuklarının

cinsiyetlerine göre Aile Değerlendirme Ölçeği alt boyutlarından aldıkları puanlara ilişkin varyans analizi sonuçları…..…………..88 Çizelge 4.18 Engelli çocuğu olan babaların çocuklarının engelli olduğunu öğrenme zamanlarına göre Aile Değerlendirme Ölçeğinden aldıkları puanlara ilişkin ortalamalar, standart sapmalar ve varyans analizi sonuçları……….91 Çizelge 4.19 Engelli çocuğa sahip babaların çocuklarının engelli olduğunu

öğrenme biçimlerine göre Aile Değerlendirme Ölçeğinden aldıkları puanlara ilişkin ortalamalar, standart sapmalar ve varyans analizi sonuçları……….93

(9)

Çizelge 4.20 Engelli çocuğa sahip babaların çocuklarının engelli olduğunu söyleyen kişiye göre Aile Değerlendirme Ölçeğinden aldıkları puanlara ilişkin ortalamalar, standart sapmalar ve varyans analizi sonuçları……….95 Çizelge 4.21 Engelli çocuğa sahip babaların çocuklarının engelli olduğunu öğrendiğinde hissettiklerine göre Aile Değerlendirme Ölçeğinden aldıkları puanlara ilişkin ortalamalar, standart sapmalar ve varyans analizi sonuçları……….97 Çizelge 4.22 Engelli çocuğu olan babaların çocuklarının engelli olduğunu

öğrendikten sonra verilen tepkiye göre Aile Değerlendirme Ölçeğinden aldıkları puanlara ilişkin ortalamalar, standart sapmalar ve varyans analizi sonuçları………...99 Çizelge 4.23 Engelli çocuğu olan babaların çocuğunun engel türüne göre Aile Değerlendirme Ölçeğinde aldıkları puanlara ilişkin ortalamalar standart sapmalar ve varyans analizi sonuçları……….………...101 Çizelge 4.24 Engelli çocuğu olan babaların çocuklarının engelli duruma geldiği yaşa göre Aile Değerlendirme Ölçeğinden aldıkları puanlara ilişkin ortalamalar, standart sapmalar ve varyans analizi sonuçları……103 Çizelge 4.25 Engelli çocuğu olan babaların çocuklarının engelli olma nedenine göre Aile Değerlendirme Ölçeğinden aldıkları puanlara ilişkin ortalamalar, standart sapmalar ve varyans analizi sonuçları..…..105 Çizelge 4.26 Engelli çocuğu olan babaların çocuklarının eğitime başlama yaşına göre Aile Değerlendirme Ölçeğinden aldıkları puanlara ilişkin ortalamalar, standart sapmalar ve varyans analizi sonuçları……107 Çizelge 4.27 Engelli çocuğu olan ve olmayan babaların yaşlarına göre Sosyal Uyum ölçeğinden aldıkları puanlara ilişkin ortalamalar, standart sapmalar ve varyans analizi sonuçları………..109 Çizelge 4.28 Engelli çocuğu olan ve olmayan babaların öğrenim durumlarına göre Sosyal Uyum ölçeğinden aldıkları puanlara ilişkin ortalamalar standart sapmalar ve varyans analizi sonuçları………....111

(10)

Çizelge 4.29 Engelli çocuğu olan ve olmayan babaların sosyal güvencelerine göre Sosyal Uyum ölçeğinden aldıkları puanlara ilişkin ortalamalar, standart sapmalar ve varyans analizi sonuçları...113 Çizelge 4.30 Engelli çocuğu olan ve olmayan babaların çocuk sayısına göre Sosyal Uyum ölçeğinden aldıkları puanlara ilişkin ortalamalar, standart sapmalar ve varyans analizi sonuçları...……….115 Çizelge 4.31 Engelli çocuğu olan ve olmayan babaların çocuklarına yeterli zaman

ayırabilme durumlarına göre Sosyal Uyum Ölçeğinden aldıkları puanlara ilişkin ortalamalar, standart sapmalar ve varyans analizi sonuçları………...117 Çizelge 4.32 Engelli çocuğu olan ve olmayan babaların çocuklarının yaşlarına göre Sosyal Uyum Ölçeğinden aldıkları puanlara ilişkin ortalamalar, standart sapmalar ve varyans analizi sonuçları.…...119 Çizelge 4.33 Engelli çocuğu olan ve olmayan babaların çocuğun cinsiyetine göre Sosyal Uyum Ölçeğinden aldıkları puanlara ilişkin ortalamalar, standart sapmalar ve varyans analizi sonuçları………120 Çizelge 4.34 Engelli çocuğu olan babaların çocuğunun engelli olduğunu öğrenme zamanına göre Sosyal Uyum Ölçeğinden aldıkları puanlara ilişkin ortalamalar, standart sapmalar ve varyans analizi sonuçları……122 Çizelge 4.35 Engelli çocuğu olan babaların çocuklarının engelli olduğunu öğrenme biçimlerine göre Sosyal Uyum Ölçeğinden aldıkları puanlara ilişkin ortalamalar, standart sapmalar ve varyans analizi sonuçları………...123 Çizelge 4.36 Engelli çocuğu olan babaların çocuklarının engelli olduğunu söyleyen kişiye göre Sosyal Uyum Ölçeğinden aldıkları puanlara ilişkin ortalamalar, standart sapmalar ve varyans analizi sonuçları………...124 Çizelge 4.37 Engelli çocuğu olan babaların çocuğun engelli olduğunu öğrendiğinde hissettiklerine göre Sosyal Uyum Ölçeğinden aldıkları puanlara ilişkin ortalamalar, standart sapmalar ve varyans analizi sonuçları………...125

(11)

Çizelge 4.38 Engelli çocuğu olan babaların çocuğunun engelli olduğunu öğrenince verdikleri tepkiye göre Sosyal Uyum ölçeğinden aldıkları puanlara ilişkin ortalamalar, standart sapmalar ve varyans analizi sonuçları………...126 Çizelge 4.39 Engelli çocuğu olan babaların çocuğun engel türüne göre Sosyal

Uyum Ölçeğinden aldıkları puanlara ilişkin ortalamalar, standart sapmalar ve varyans analizi sonuçları……….….127 Çizelge 4.40 Engelli çocuğu olan babaların çocuğunun engelli duruma geldiği yaşa göre Sosyal Uyum ölçeğinden aldıkları puanlara ilişkin ortalamalar, standart sapmalar ve varyans analizi sonuçları.…...128 Çizelge 4.41 Engelli çocuğu olan babaların çocuğunun engelli olma nedenine göre Sosyal Uyum ölçeğinden aldıkları puanlara ilişkin ortalamalar, standart sapmalar ve varyans analizi sonuçları…....129 Çizelge 4.42 Engelli çocuğu olan babaların çocuğunun eğitime başlama yaşına göre Sosyal Uyum ölçeğinden aldıkları puanlara ilişkin ortalamalar, standart sapmalar ve varyans analizi sonuçları.…...130 Çizelge 4.43 Araştırmaya dahil edilen engelli çocuğu olan, olmayan babaların Aile Değerlendirme Ölçeği alt boyutlarından ve Sosyal Uyum ölçeğinden aldıkları puanlar arasındaki ilişkiye ait korelasyon katsayısı önemlilik testi sonuçları ………...131

(12)

1. GİRİŞ

Aileye normal gelişim gösteren bir çocuğun katılımı bile ebeveynlere birçok yenilik ve ek sorumluluklar getirirken, aileye katılan çocuğun engelli olması ailede şok etkisi yaratmaktadır. Engelli çocuğa sahip olan anne babalar çocuklarının normal gelişim gösteren çocuklar gibi gelişip gelişemeyeceği ve çocuğun geleceğine ilişkin yoğun kaygılar yaşamaktadırlar. Aynı zamanda çocuğun bakımı için daha fazla zaman, para ve enerji gereksinimi anne babaların stres yaşamasına neden olmaktadır. Yaşanan yoğun stres nedeniyle eşler birbirini suçlayabilmekte ve evlilik ilişkileri bozulabilmektedir.

Ailenin engelli çocuğa ilişkin tepkileri, bireysel düzeydeki birçok özellik yanında sosyal destek mekanizmalarına ve aile fonksiyonlarının sağlıklı olup olmamasına göre de değişebilmektedir (Özşenol ve Işıkhan 2003). Böyle bir durumda, toplumun birçok kesiminde engelli çocuğa ait sorumluluklar genellikle anneye yüklenmektedir. Annenin birçok sorumluluğu tek başına yüklenmesi, aile içi iletişimin ve aile işlevlerinin bozulmasına neden olabilmekte ve engelli çocuğun eğitiminde tam bir başarının sağlanması mümkün olamamaktadır (Özşenol ve Işıkhan 2003).

Sosyalleşme üstüne yapılmış çeşitli araştırmalar anne-çocuk etkileşiminin türlerine veya aile tiplerine odaklanmış, bunların çocuğun kişiliğine ve toplumsal davranışlarına olan etkilerine yoğunlaşmıştır (Koçak 2004). Baba-çocuk ilişkisini ve bu ilişkinin sonuçlarını inceleyen sistematik araştırma sayısı çok azdır. Bunun başlıca nedeni, çocuğun gelişimini etkileme konusunda babalardan çok annelerin önemli olduğu düşüncesidir.

Baba kavramı konusunda, Sigmund Freud ve John Bowlby çalışmalar yapmıştır. Freud bebek ile anne arasındaki ilişkinin, onun ilerideki kişiliğini ve sosyal ilişkilerini şekillendirmede büyük önem taşıdığına, babaların ise çocukluğun sonraki döneminde önemli olduğuna inanmaktadır. Bağlanmanın önemini vurgulayan Bowlby, bebeğin bağlanmasındaki ilk ve en önemli unsurun anne olduğunu, babaların ise sadece anneyi destekleyebilecek ikincil bireyler olduğunu vurgulamaktadır.

Toplumda baba olmayı yeniden tanımlayan teknolojik ve ekonomik değişimler gerçekleşmiştir. Bunlardan en önemlisi son yıllarda, gerek kişisel doyum amacıyla, gerek ekonomik nedenlerden dolayı, ev dışında tam zamanlı çalışan kadınların sayısının

(13)

artmasıdır. Kadının çalışma yaşamına girmesi babanın evdeki rolünü ciddi boyutta değiştirmiştir. Özellikle büyük kentlerde çekirdek ailelerin sayısı artmıştır. Tüm bu değişimler, babaları erken bebeklik ve çocuk bakımıyla daha yakından ilgilenmeye teşvik etmiştir. Babanın çocuklarıyla aktif şekilde ilgilenmeye başlaması da babanın çocuğun gelişimine olan etkilerinin incelenmesine neden olmaya başlamıştır (Koçak 2004).

Geçmişe bakıldığında babaların ahlak bekçisi, ailenin geçimini sağlayan kişi, cinsiyet rolü modeli ve yetiştiren/katılan kişi gibi çeşitli rollerinin kabul edildiği görülür.

Zamanla her role atfedilen önem değişmiş, günümüzde ise dikkatler babanın çocukların günlük bakım ve yetiştirilmesinde aktif rol oynamayı içeren yetiştiren/katılan kişi rolüne yoğunlaşmıştır. Özellikle annenin bebeklik dönemindeki yeri tartışılamaz olmakla birlikte, uygun baba modelinin varlığı çocuğun her dönem için sağlıklı gelişmesini sağlamaktadır. Baba ile çocuk arasında iyi ilişkilerin temeli, bebeklik döneminde atılmaktadır. Çocuğun babasıyla olan ilişkisi, özellikle hayatının ilk beş yılında çok önemlidir (Aydın 2005). Gelişim döneminde olan her çocuğun örnek alabileceği bir “kadın”, bir de “erkek” modeline ihtiyacı vardır. Freud’un, her biri yeni bir sosyalleşme sorunuyla nitelenen beş temel döneme ayırdığı psikoseksüel gelişim kuramında, “fallik dönem” olarak adlandırdığı üç-altı yaş arası çocuklarda, cinsiyet kazanımında baba rolünün önemi vurgulanmaktadır. Özellikle bu dönemde erkek çocuklarının anneye duydukları hayranlık sonucu anneye yönelik davranışlarında babayı örnek alması, onun hareketlerini taklit etmesi erkek çocukları için cinsiyet kimliklerinin oluşmasında temel oluşturmaktadır (Yavuzer 2001). Babanın, çocuğun cinsel kimlik kazanımındaki etkisinin yanında, ilgili bir babayla büyüyen çocuk diğerlerine göre yaratıcı, zihinsel ve sosyal beceriler geliştirmede daha başarılıdır. Bunun yanında olumlu bir beden yapısı geliştirmeye daha yatkındırlar. Bu bağlamda çocuğun gelişiminde babanın da en az anne kadar etkili olduğu ortaya çıkmaktadır.

Engelli çocukların ailelerine yönelik yapılan çalışmaların çoğunluğunun anneler üzerinde yoğunlaştığı ve çalışmalarda genellikle annelerin yaşadığı sorunların incelendiği, babaların engelli bir çocuğa sahip olmaktan kaynaklanan sorunlarının ise

(14)

tutulması babanın içine kapanmasına, durumu kabul etmekte güçlük yaşamasına neden olmaktadır. Babanın yaşamış olduğu güçlükler aileye yansımakta ve süreç daha karmaşık hale gelmektedir (Akkök ve Özer 2005). Bu nedenle engelli çocuğa sahip babaların da engelli çocuğun bakım sürecine dahil edilerek eşlerin ortak sorumluluklar doğrultusunda çocuklarının bakımını üstlenmeleri gerekmektedir. Bu düşünceden hareketle araştırmada engelli çocuğa sahip olan ve olmayan babaların aile işlevlerini algılamaları ile sosyal uyum düzeylerini incelemek, babaların aile işlevlerini algılamalarında ve sosyal uyumlarında bazı değişkenlerin etkili olup olmadığını belirlemek dolayısıyla engelli çocuğa sahip ailelerde baba rolünün önemini vurgulamak ve farkındalığı arttırmak amaçlanmıştır.

(15)

2. KURAMSAL TEMELLER VE KAYNAK ÖZETLER

Bu bölümde, engelli çocuğa sahip olan ve olmayan babaların aile işlevlerini algılamaları ile sosyal uyum düzeylerini açıklamaya yönelik engelli çocuğa sahip aile ve baba ile ilgili kuramsal temeller ve bu konuda Türkiye’de ve yurt dışında yapılmış olan çeşitli araştırmalar yer almaktadır.

2.1 Engelli Çocuk ve Aile

Çocuk sahibi olmaya hazırlanan aileler, bebeklerini beklerken çeşitli duygular yaşarlar.

Yaşanan bu duygular genellikle doğacak bebeğe ilişkin olumlu ve güzel duygular, doğacak bebeğe ilişkin hayaller, beklentiler şeklinde olmakla birlikte bazı durumlarda kaygı da yaşanabilmektedir. Bu psikolojik hazırlıklar mükemmel bebek isteği ile birlikte engelli bir çocuk sahibi olma korkusunu da içeren normal bir süreçtir (Ahmetoğlu 2004).

Her ailede, bir bütün olarak aile sisteminin ya da aile üyelerinden her birinin belirli gelişim aşamalarından geçişlerine bağlı olarak stres ve kaygı yaratan dönemler veya olaylar vardır. Yeni bir çocuğun dünyaya gelmesi, çoğu aile için özellikle başlangıçta stres ve kaygı yaratıcı olabilmektedir (Duygun ve Sezgin 2003). Aileye sağlıklı bir bebeğin katılımı bile birçok yenilik ve alışılması zor olan koşullar yaratırken, engelli bir bebeğin doğması veya engelin doğumdan bir süre sonra fark edilmesi tüm olumlu beklenti ve hayallerin yıkılması ile birlikte yoğun duygu ve kaygıları beraberinde getirmektedir (Gökçearslan 2002). Aileye engelli bir bebeğin katılımı, aile üyelerinin yaşamlarını, duygularını, düşüncelerini ve davranışlarını olumsuz etkilemektedir. Bu konuda yapılmış araştırmalar, engelli bebeğin doğumuyla anne-babanın tepkilerinin şok, üzüntü, suçluluk, inkar, kızgınlık, kaygı, beklenmedik krizler, dış dünyanın tutumuyla yüzyüze gelmekten kaçınma, hayal kırıklığı, kendine güven duymada azalma gibi duyguları ve tepkileri içerdiğini ortaya koymaktadır (Küçüker 1993)

Engelli çocuğa sahip ailelerin yaşadıkları duygusal zorlanma, çocukların durumuna

(16)

çocukta engele bağlı olarak görülen davranış ve sağlık sorunları, tedavi ve eğitim konusunda pek çok uzmanla görüşme zorunluluğu, uygun eğitim bulma çabaları, daha fazla zaman, para ve enerji gereksinimi ve çocuğun geleceğine ilişkin kaygılar aileler için önemli stres kaynaklarıdır (Ahmetoğlu 2004). Bunun yanında gerçeği kabul etmekte zorlanan çiftler engelli bir çocuğun gerektirdiği özveri, paylaşım ve bakım sağlamakta isteksiz olabilirler karşılıklı desteğin olmaması veya iç acılarını dışa vurup birbirlerine karşı yaralayıcı olmaları anne-babanın etkili iletişim kuramama, evlilik ilişkilerinde bozulma, kişisel uyumlarında azalma ve çocuğun engelinden dolayı kendini veya eşini suçlamalarına neden olabilmektedir (Özşenol ve Işıkhan 2003).

Engelli çocuğun ebeveyni olmak, bazı anne baba ilişkilerinde var olan evlilik geriliminin şiddetlenmesine ve çatışmaların başlamasına neden olurken, bazılarında ise çiftleri birbirine bağlayıcı olumsuz bir bağ haline gelebilmektedir. Her durumda evlilik ilişkisinin doyumlu olması, ebeveynlerin engelli çocuğa uyumlarında önemli bir etken olmaktadır. Aile içi ilişkilerin karşılıklı olarak birbirini etkileyen yaşantılar olduğu göz önüne alındığında, anne baba arasında uyumlu ilişkilerin geliştirilmesi, gerek anne babanın ruh sağlığı, gerekse engelli çocuğa uyumda büyük bir öneme sahiptir (Aslanoğlu 2004).

Yapılan çalışmalar sonucunda gerek engelli çocuğa uyum sağlamak gerekse aile içerisinde yaşanan stresle başa çıkmak için aile danışmanlığı, destek grupları, dernekler gibi çeşitli destek mekanizmalarına ihtiyaç olduğu ortaya çıkmıştır (Akt. Kay 2002).

Gerekli desteğin sağlanmadığı durumlarda ise aileleri sosyal ve duygusal açıdan çeşitli tehlikelerin beklediğini söylemek mümkündür. Daha az sosyal ilişkiler ve başkaları tarafından daha az kabul görme, ait olma ve sevgi ihtiyaçları için tehlike unsuru sayılabilir. Görevlerde daha az esneklik, ailede düzensizlik ve artan dış müdahaleler ailenin düzen ve yapı ihtiyaçlarını tehdit edebilir. Kişisel çatışmalara daha az zaman ayırmak ve aile üyelerinin kendi beklentilerini gerçekleştirmede daha fazla engellerin oluşması, kendini gerçekleştirme ihtiyacı için tehlike oluşturabilir. Tüm bunlar göz önüne alındığında resmi desteklerin ve programların, ailelerin engelli bir çocuğa uyum sağlamasında kritik bir rol oynadığı görülmektedir. Ancak aileye destek verilebilmesi için öncelikle aile yapısı ve fonksiyonlarının uygun bir biçimde analiz edilmesi, ailenin

(17)

işlevselliğinin bozulduğu veya yıprandığı alanların tespit edilmesi gereklidir. Bu doğrultuda aileye verilecek desteğin ne yönde olacağı da belirlenecektir (Aslanoğlu 2004). Bunun yanında kurumların yapacağı desteğin işlerliği ve geçerliliğinin olması da öncelikli olarak eşlerin birbirine yapacağı desteğe bağlıdır (Kay 2002).

Aile içi ilişkilerin yapısı, ailenin işlevlerini sağlıklı bir biçimde yerine getirmesinde önemli bir etkendir. Bu ilişkiler aile içi rollerden, norm ve değerlere bağlı olarak davranışı kontrol etme biçiminde ortaya çıkmaktadır. Ailenin engelli çocuğun yetiştirilmesi ile ilgili bazı kararları vermesi ve bazı sorumlulukları paylaşması gerekmektedir. Bu süreçte engelli çocuğa sahip aileler çocuklarının engelli olmasından dolayı yaşadıkları stres sonucunda aile içerisindeki rol ve işlevlerde karışıklık yaşayabilmektedir (Özşenol ve Işıkhan 2003). Anne babalarda yaygın olarak görülen stres, anne babaların çocuklarını kabulünü, anne baba olma davranışlarını ve iletişim kurma biçimlerini de etkilemektedir. Pek çok araştırmada içinde bulunulan duruma uyum sağlamada aile ilişkilerinin ve bu durumu nasıl algıladıklarının önemli olduğu bulunmuştur. Ancak her ailenin kendine özgü bir stres yaşadığı da vurgulanmıştır. Anne babaların stres düzeyinin, çocuğun özelliklerinden, aile ilişkilerinden, çocuğun gelişim sürecinden ve çevresel etkenlerden kaynaklandığı da belirlenmiştir. Engelli çocuğun özelliklerinin iyi tanındığı ve kabul edildiği bir ev ortamında ilişkiler çok daha sağlıklı ve çocuğun gelişimine yönelik olacaktır. Engelli çocukların ailelerine desteği amaçlayan ve onların farklı alanlardaki gereksinimlerine hizmet eden programlar incelendiğinde bunların genelde iki amaca hizmet eden çalışmaları kapsadığı görülebilir. Bunlar;

• Ailelerin kendilerini psikolojik olarak rahatlamış hissetmeleri, çocuklarının engeline uyum ve kabul göstermeleri için yapılan psikolojik danışma çalışmaları,

• Ailelerin çocuklarının engel ve özellikleri hakkında bilgi sahibi olmaları ve onların eğitimlerini desteklemeleri için yapılan aile katılımı, aile konferansları, aile eğitim grupları gibi süreçleri kapsayan aile eğitimi çalışmalarıdır.

(18)

Anne-babalar, yalnız olmadıklarını, engelli çocuklarına yönelik yaşadıkları sorunu başka anne babalar ile paylaştıklarını, benzer sorunlara ve kaygılara sahip olduklarını bilmek, paylaşmak ve birbirlerinin deneyimlerinden yararlanmak isterler (Aslanoğlu 2004).

Ancak araştırmalarda, babaların çoğunlukla ikinci planda bırakılarak anneler üzerinde yoğunlaşıldığı görülmektedir (Akkök ve Özer 2005). Ebeveynlerin psikolojik sorunlarını inceleyen araştırmaların ve sosyal destek alanında yapılan çalışmaların çoğu öncelikle annelerin adaptasyonuna ağırlık vermektedir. Babanın ikinci planda tutulması babanın içine kapanmasına, durumu kabul etmekte güçlük yaşamasına neden olmaktadır. Babanın yaşamış olduğu güçlükler aileye yansımakta ve süreç daha karmaşık hale gelmektedir. Bu nedenle engelli çocuğa sahip babaların da engelli çocuğun bakım sürecine dahil edilerek eşlerin ortak sorumluluklar doğrultusunda çocuklarının bakımını üstlenmeleri gerekmektedir (Özkardeş ve Beşikçi 2002).

Engelli çocuğa sahip olma tüm aile üyelerini etkilemektedir. Anne-babalar çocuklarının engelli olmasına veya sağlık durumlarıyla ilgili problemlere farklı şekilde tepkiler göstermektedirler. Ailede çocuk bakımı konusunda birinci derecede sorumlu kabul edilen annelerin, çocuğun engelli olmasıyla sorumlulukları daha da artmaktadır. Engelli çocuğun sorunlarının ön plana çıkması nedeniyle, anneler zaman zaman diğer çocuklarını ihmal etmek durumunda kalmaktadırlar. Çocuğun bu özel durumu, annelerin çalıştıkları iş yerlerinde işlerini aksatmalarına ve sosyal hayattan uzaklaşmalarına da neden olabilmektedir (Anonim 1997). Diğer taraftan, aileye engelli bir çocuğun katılması anneler kadar babaları da etkilemektedir. Özellikle engelli çocuğun aileye katılmasıyla artan zaman, para ve enerji gereksinimi ailenin geçimini sağlayan kişiler olarak babaların üzerindeki sorumluluğu artırmaktadır. Bu durum da babaların yoğun kaygı ve stres yaşamalarına neden olmaktadır (Özşenol ve Işıkhan 2003). Bray (1995) tarafından gerçekleştirilen bir çalışmada babaların, çocuklarının engelli olma durumunu kabullenmede oldukça zorlandıkları belirlenmiştir. Babaların çocuklarının engelli olduğunu öğrendiklerinde; duygularını kontrol etmelerinde, sağlık ekipleri ile olan ilk iletişimlerinin önemli olduğu ve bu iletişimin kalitesinin babanın

(19)

yeni duruma alışmasında kolaylaştırıcı veya zorlaştırıcı etkisinin olduğu ifade edilmektedir (Akt. Carpenter 2002).

Yapılan araştırmalar sonucunda, çoğu baba için en önemli sorunun bilgi almak olduğu tespit edilmiştir. Genellikle çocuğun engeli ile ilgili uzmanlardan ilk bilgi alan kişi anne olduğu için, babası çocuğun engelini daha geç kabul etmektedir (Bedrine ve Edward 1985).

Babaların çocuklarının engelli olarak doğmasına yönelik duygusal tepkileri farklılık göstermektedir. Doğacak çocuğun engelli olması konusunda babanın önceden bilgilendirilmesi, babanın duygusal olarak yeni duruma kendisini alıştırması açısından önem taşımaktadır. Çocuğun engelli olduğunu doğum anında veya doğumdan sonra öğrenen babaların, şok ve stres yaşadıkları bunun sonucunda ise yaşama yönelik amaçlarının ve iş hayatlarının olumsuz etkilendiği belirtilmektedir. Babaların yaşadıkları sürekli stres sonucunda zamanlarının ve enerjilerinin tükendiği, ayrıca iş hayatı ve sosyal hayatlarının zedelendiği ve birçok şeyden geri kaldıkları belirtilmektedir (Carpenter 2002).

2.2 Baba ve Çocuk

Toplumda babalardan beklenen farklı roller olmasına rağmen, günümüzde en çok kabul edilen babanın, evin maddi ihtiyaçlarını karşılayan kişi rolüdür (Koçak 2004). Anne- baba arasındaki ilişkinin niteliğinin iyi olması anne-çocuk ilişkisinin kalitesini yükseltirken, ilişki iyi olmadığında evde geçimsizlik yaşanabilmektedir. Bu durumda anne, ilişkisindeki boşluğu doldurmak için bütün ilgi ve sevgisini çocuğa aktarabilmekte bu da çocuğun bağımsız bir kişilik geliştirmesini engelleyici bir faktör olabilmektedir (Güngörmüş 2001). Babalar annelerin rolünü ve işlevlerini teşvik eder, ödüllendirir ve desteklerse aile içerisinde uyumlu ve huzurlu bir ortamın sağlanmasına katkıda bulunabilirler. Böylelikle babaların eşlerinin ve çocuklarının ihtiyaçlarına duyarlı, destekleyici ve etkin katılımı sayesinde aile ilişkilerinin de olumlu yönde gelişebileceği düşünülmektedir (Anlıak 2004).

(20)

Araştırmalar babalarla annelerin çocuklarıyla temelde benzer şekilde etkileşim kurduklarını göstermektedir (Aydın 2003). Anne ve baba olarak çocukların yetiştirilmesinde üstlenen roller farklı olsa da bu roller birbirini tamamlar nitelikte olmalıdır (Aydın 2003). Çeşitli kültürlerden elde edilen veriler, babaların iletişim tarzının benzersiz ve farklı olduğunu ortaya koymaktadır. Çeşitli kültürlerde anneler, bebeklik döneminde bebekleriyle babaların ilişkisinden farklı bir ilişki kurarlar. Anneler zamanlarını daha çok fiziksel bakım ve sevgi göstermek için harcarken, babalar oyun oynamaya daha fazla vakit ayırır (Koçak 2004). Ayrıca babaların çocuklarıyla oynadıkları oyunların niteliğinin, çocukların daha sonra kurdukları ilişkiler üzerinde de etkili olduğu düşünülmektedir. Oyun ile ilgili çeşitli analizler yapan babaların, çocuklarına, üst düzey düşünme becerileri geliştirme, değerlendirme yapma, ders çıkarma ve farklı durumlara uygun genellemeler yapabilme yeteneklerini kazandırabildikleri belirtmektedir. Babaların, bu yolla çocuklarının bilinçli öğrenmelerine önemli ölçüde katkıda bulunabildikleri ifade edilmektedir. Babanın çocuğuyla ilgili daha fazla sorumluluk üstlenmesi, karşılıklı etkileşimde bulunması ve çocuğun yaşamına etkin katılan iki kişinin varlığı, çocuğun bağlanacağı ve model alacağı kişi sayısını arttırmaktadır. İlgi, sevgi ve bakımın iki taraftan alınması çocuğun sosyal, duygusal ve bilişsel gelişiminin olumlu yönde etkilenmesine neden olmaktadır (Anlıak 2004).

2.2.1 Babanın çocuk gelişimine etkisi

Büyümenin çok hızlı bir şekilde gözlendiği çocukluğun ilk yılları, çocuğun bütünsel gelişimi açısından çok önemlidir. Araştırmalar zekanın, psikoseksüel gelişimin, kişiliğin ve sosyal davranışların bu kritik ilk yıllarda oluştuğunu ortaya koymuştur (Dirim 2003) Bu nedenle çocukların maruz kaldığı ilk deneyimlerin türü ve doğasının, ileride çocuk ve yetişkin olarak izledikleri gelişim dönemlerinde ölçülebilir ve kalıcı farklar yaratacağı öne sürülmektedir (Dirim 2003).

Çocuk gelişiminde, anne ve baba etkili bir ebeveyn rolü içinde, ayrılmaz bir ikili olarak ele alınmaktadır (Anlıak 2004). Çocukların araştırma ve keşif için olanaklar yaratılan ve tutarlı bir bakım ortamına gereksinimleri vardır. Bu gereksinim, çocuğun sağlıklı

(21)

gelişmesi ve sosyalleşmesi için ailenin önemli işlevleri olduğunu vurgulamaktadır.

Çocuğun sağlıklı gelişmesi çocuğa sağlanan bakımın niteliği ve niceliğine bağlıdır.

Ailenin öneminin altı çizildiğinde, sorumluluğun büyük çoğunluğunun annede olduğuna inanılır (Koçak 2004). Ancak araştırmalardan elde edilen bulgulara göre, çocuğun gelişiminde, babanın da anne kadar etkili ve önemli bir ebeveyn olduğu belirtilmektedir.

Babanın yokluğunun çocuğun cinsiyet tanımlamalarının yanı sıra sosyal, duygusal ve zihinsel gelişiminde de olumsuz sonuçları olabileceği öngörülmektedir (Anlıak 2004).

Çocuğun zihinsel gelişimine babanın etkisi: Çocuğun zeka gelişiminde kalıtımsal özelliklerin yanı sıra, çevresel etkenlerin de etkisi söz konusudur. Birçok araştırma zeka gelişiminde sosyal uyaranların gerekliliğini ortaya koymuştur. Uyaranlardan yoksun bir çevrede büyüyen bebeklerin zihinsel gelişim açısından geri kaldıkları ifade edilmektedir. Baba çocuğun gereksinim duyduğu uyaranları sağlayan bireylerden biri olması nedeniyle zihinsel gelişiminde etkili olmaktadır. Birçok araştırma, babanın genellikle bir oyun arkadaşı olarak bebeği uyardığına dikkati çekmektedir (Güngörmüş 2001). Babaların annelere oranla daha çok çocuğun bağımsız davranmasını, çevreyi keşfetmesini sağlayan ve cesaretlendiren bir tutum içinde oldukları gözlenmektedir (Çağdaş 2002). Babaların çocukları ile etkin bir yaşam paylaşımı içinde olmaları çocuğun analitik düşünce yapısını, zekasını, sözel becerisini ve akademik başarısını olumlu yönde etkilemektedir (Bekman 2001)

Çocuğun yaşamının ilk dönemlerinde babanın davranışlarının niteliği daha sonraki dönemde çocuğun zihinsel işlevlerini etkilemektedir. Radin (1973) tarafından yapılan bir araştırma baba davranışları ile çocukların bilişsel yetkinliği arasındaki ilişkiyi incelemiştir. Araştırma sonucunda, babaların erkek çocuklarına yönelik davranışlarının kalitesinin erkek çocuklarının zeka testlerindeki performansı üzerinde etkili olduğu belirlenmiştir (Akt. Koçak 2004). Easterbrooks ve Goldberg’ün (1984) araştırması da benzer bulgular sağlamış ve araştırma sonucunda, babanın çocuk bakımına katılımının, çocukların bilişsel gelişimiyle ve problem çözme becerileriyle pozitif korelasyon gösterdiği bulunmuştur (Akt. Koçak 2004).

(22)

Babası olan ve olmayan çocuklarla yapılmış olan karşılaştırmalı çalışmalarda babasız çocukların gelişim ve zeka testlerinden daha düşük başarı elde ettikleri belirlenmiştir (Akt. Güngörmüş 2001). Pedersen ve arkadaşları (1979), babası olan ve olmayan beş- altı aylık zenci bebeklere gelişim testi uygulamışlardır. Araştırma sonucunda babasız erkek bebeklerin test sonuçlarının diğerlerinden daha düşük olduğu, ayrıca bu çocukların daha az sosyal tepkide bulundukları görülmüştür. Diğer bir araştırmada altı- onbir yaş grubu babası olan ve olmayan çocukların zeka ve akademik başarıları incelenmiş ve araştırma sonucunda babasız çocukların testlerinde düşük puanlar elde ettikleri bulunmuştur (Akt. Güngörmüş 2001). Araştırma bulguları çocuğun zihinsel gelişiminde babanın önemini ortaya koymaktadır.

Çocuğun psiko-seksüel gelişimine babanın etkisi: Pek çok araştırmacı babanın özellikle erkek çocuğun cinsiyetine özgü davranışları kazanması açısından öneminin büyük olduğunu ortaya koymuştur. Erkek çocuk cinsiyetine özgü davranışı babası ile özdeşleşerek ve onu taklit ederek kazandığından babanın olmaması durumunda çocuğun cinsel rol gelişiminin bundan olumsuz olarak etkilenme olasılığının yüksek olacağı belirtilmektedir (Çağdaş 2002).

Babası pasif, etkin olmayan erkek çocukların, babası aile içindeki kararlarda etkin rol oynayan çocuklara oranla daha az erkeksi kimliğe sahip oldukları görülmektedir.

Genelde baba yoksunluğunun çocuğun psiko-seksüel gelişimi üzerinde olumsuz etkileri olduğu ifade edilmektedir. Özellikle baba yoksunluğunun yaşamın ilk yıllarında ortaya çıkmasının erkek çocukları daha ciddi bir şekilde etkilediği belirtilmektedir. Babası olan ve olmayan erkek çocuklar karşılaştırıldığında babasız çocukların diğerlerine oranla daha bağımlı, daha az saldırgan, akran ilişkilerinde daha zayıf oldukları, ahlaki yargı açısından daha az gelişmiş oldukları ve okuldaki başarılarının düşük olduğu görülmektedir (Çağdaş 2002).

Psikoseksüel gelişim açısından sadece erkeklerin değil kız çocukların da etkileşimde bulunacakları bir baba modeline gereksinimleri bulunmaktadır. Kız çocuklar babalarını gözleyerek ve onunla etkileşimde bulunarak erkeklere karşı nasıl tepkide bulunacaklarını ve erkeklerin kendi cinsiyetlerine nasıl tepkide bulunduğunu

(23)

öğrenebilmektedirler. Baba yoksunluğunun kızlar üzerindeki etkisi çocukluk döneminde daha az olurken, ergenlik döneminde bu etki daha net olarak ortaya çıkmaktadır. Baba yoksunu olan kız çocuklarından bazılarının, erkek arkadaşları ile ilişkilerinde saldırgan, bazılarının ise sıkılgan davranışlar gösterdikleri gözlenmiştir (Çağdaş 2002).

Çocuğun kişilik gelişimine babanın etkisi: Kişiliğin yalnızca kalıtımın bir ürünü olduğu düşünülürken, bugün artık kişiliğin hem kalıtım hem de çevresel etkilerin bir ürünü olduğu kabul edilmektedir. Kişilik gelişimi üzerinde yapılan çalışmalar kişiliğin gelişiminde üç faktörün etkisini ortaya koymaktadır. Bu faktörler kalıtımsal özellikler, aile içinde yaşanan ilk deneyimler ve daha sonra yaşamda karşılaşılan olaylar olarak sıralanmaktadır. Çocuğun kişiliğinde kalıtımın yanı sıra aile içinde yaşanılan deneyimlerin ve yaşamda karşılaşılan olayların etkili olduğu dikkate alındığında, anne- babanın çocuğuna karşı tavırlarının çocuğun kişiliğinde etkili olduğu belirtilmektedir (Koçak 2004).

Çocuklardaki uyumsuzluk eğiliminin oluşumunda ve biçiminde babanın tavır alışı en az annenin tavır alışı kadar etkili olmaktadır. Babanın çocuğu ile ilişki kurma biçimi çocuğun kişiliğini önemli bir biçimde etkilemektedir. Aşırı otoriter tutum ve ilgisizlik çocukta utangaç ve çekingen bir kişilik yapısına neden olurken, ilgili ve sevgi dolu bir tutum ise çocukların sosyal uyum yeteneklerinin artmasına, liderlik özelliklerinin gelişmesine neden olabilmektedir. Babanın sağlıklı bir otorite sağlayamadığı, disiplinsiz ve aşırı hoşgörülü bir tutumda olması ise çocukların bazı uyum ve davranış bozuklukları yaşama olasılığını artırmaktadır (Elmacıoğlu 2000).

Kişiliğin merkezi olarak kabul edilen benlik kavramı kişinin fiziksel, ruhsal, sosyal ve duygusal özellikleri, istekleri ve başarıları hakkındaki inançlarının toplamı olarak kabul edilebilir. Bireyin, kendinin farkında oluşu, gelişimi ve beklentilerinin özeti olan benlik kavramı büyük ölçüde diğer insanların söyledikleri, yaptıkları davranışlarla etkilenen özel bir deneyim alanıdır. Babanın olmamasının çocuğun benlik kavramını etkileyip etkilemediği konusunda yapılmış çalışmalarda farklı sonuçlar elde edilmiştir. Ancak babanın varlığının çocuğun benlik kavramını olumlu olarak etkilediğine ve bu

(24)

bulunmaktadır. Benlik saygısı yüksek olan çocukların benlik saygısı düşük olan çocuklara oranla babaları ile aralarında daha yakın bir ilişkinin var olduğu bulunmuştur.

Babanın çeşitli nedenlerle evden uzak olmasının, çocuğuyla sağlıklı bir iletişimde bulunmamasının çocuğu olumsuz yönde etkilediği ifade edilmektedir. Ancak baba yoksunluğunun süresi, nedeni, çocuğun yaşı ve cinsiyeti, çocuğun yapısal özellikleri, annenin eşinin yokluğuna gösterdiği tepki, anne-çocuk etkileşiminin kalitesi, ailenin sosyo-ekonomik düzeyi, baba yerine geçecek modellerin varlığı, baba yoksunluğu oluşmadan önceki baba-çocuk etkileşimin kalitesi gibi çok çeşitli faktörler çocuğun baba yoksunluğundan farklı biçimlerde etkilenmesine yol açmaktadır (Güngörmüş 2001).

Babaların çocuklarının gelişimi üzerine etkileri ile ilgili yapılan çalışmalar incelendiğinde ayrılma ya da boşanmaya bağlı baba yoksunluğunun ölüm nedeniyle olan baba yoksunluğuna oranla çocuk üzerinde daha fazla etkisi olduğu görülmektedir (Aral ve Gürsoy 2001). Ancak burada gözden kaçırılmaması gereken boşanma olayına anne ve aile içindeki diğer yetişkinlerin gösterdiği tepki ile ayrılık olayını çocuğa sunuş tarzının da çok önemli olduğudur.

Çocuğun gelişimini etkileyen etmenlerden birisi de, baba yoksunluğunun ortaya çıktığı yaş olarak vurgulanmaktadır. Çalışmalar dört-beş yaşından önce babanın yitirilmesinin daha sonraki yaşlarda yitirilmesine oranla bireyin kişilik gelişimini üzerinde daha yıkıcı etkileri olduğunu ortaya koymaktadır. Bu etkilenme eğer çocuk ailede tek çocuksa ya da başka bir erkek modeli yoksa daha fazla olabilmektedir. Babanın yerini alabilecek uygun bir modelin olması ise baba yoksunluğunun etkisini azaltan etkenlerden birisidir (Güngörmüş 2001).

Çocuğun sosyal gelişimine babanın etkisi: Çocukların babalarıyla yakın ve sıcak ilişkileri olduğunda psikolojik olarak daha uyumlu, okulda daha başarılı oldukları, daha az antisosyal davranışlarda bulundukları ve yaşam boyunca akranlarıyla daha iyi ilişkiler kurdukları gözlenmiştir (Koçak 2004). Babalarıyla pozitif ilişki içinde olan çocukların, babaları ile pozitif ilişki içinde olmayan ve yaşamlarında aktif rol

(25)

oynamayan çocuklara göre daha yüksek başarı gösterdikleri vurgulanmaktadır. Aynı zamanda babalarıyla etkileşim halinde olan çocukların motivasyonlarının daha yüksek ve diğer çocuklara göre daha sosyal oldukları da ifade edilmektedir (Smith 2001).

Babanın çocukla ilgilenme derecesi ve çocuklarıyla zaman geçirmesi çocuğun gelişiminde etkilidir. Amato ve Rivera (1999) çocukla geçirilen zamanın etkilerini inceledikleri araştırmalarında, beş-onsekiz yaşındaki çocukların okuldaki ve evdeki davranış problemlerinde babanın ilgisinin etkili olduğunu, babanın ilgisi arttıkça çocuklarda ortaya çıkan davranış sorunlarının sayıca azaldığını belirlemişlerdir.

Çocuğun sosyal gelişimine etki eden etmenlerden biri de çocuğun ebeveynle arasında oluşan olumlu bağlılık ve güven duygusudur. Literatürde bağlanma ilişkileri üzerinde yapılan çalışmalar incelendiğinde, bebeklerin anneleri ile kurdukları ilişkiler üzerinde oldukça fazla sayıda çalışmanın var olduğu gözlenirken, baba-bebek arasında kurulan ilişkiyi inceleyen çok az çalışmanın olduğu dikkati çekmektedir. Ancak babaların da bebekleriyle bir bağlanma ilişkisi yaşadığını ve bu ilişkinin bebeklerin gelişimi üzerinde önemli rol oynadığını belirten araştırma bulguları da her geçen gün artmaktadır (Çağdaş 2002). Çocuğun ebeveynleriyle kurduğu etkileşimlerin verimliliği, etkililiği ve güvenilirliği çocuğun başkalarıyla olumlu ilişkiler kurmasını sağlamaktadır. İlk ilişkilerinde yeteri kadar güven duygusu kazanamamış çocukların aile dışı ilişkilerinde daha şüpheci ve daha güvensiz davranışlar sergileyebilecekleri belirtilmektedir (Anlıak 2004).

2.2.2 Baba katılımını etkileyen etmenler

Çocuk bakımına babaların aynı derecede katıldığını söylemek oldukça zordur. Bazı babalar çocuklarının her etkinliği ile yakından ilgilenirken, bazıları ise çok az sorumluluk almaktadır. Babanın çocuğun sorumluluğunu üstlenmesindeki bu farklılığın neden kaynaklandığına yönelik çeşitli çalışmalar yapılmış ve çalışmalar sonucunda evlilikten memnun olma, annenin ev dışında çalışıp çalışmaması, baba rolünün nasıl algılandığı, baba olmanın zamanlaması, çocuğun cinsiyetinin baba katılımında etkili

(26)

Evlilikten memnun olma: Araştırmalar, evlilikten memnun olmanın ve evlilikteki uyumun, erkeklerin bir baba olarak davranışlarını önemli ölçüde etkilediğini ortaya koymuştur. Mutlu evlilikleri olan erkeklerin güven ve yetkinlik duygusu taşıdığı, bunun da baba katılımını teşvik edebileceği belirlenmiştir. Ayrıca eşleriyle yakın ilişkileri olan erkeklerin çocuklara ve bir baba olarak kendilerine yönelik tutumlarının olumlu olduğu saptanmıştır. Baba katılımı ve babanın ilgisinin derecesinin, anne-baba arasındaki ilişki ve sosyal destek düzeyiyle yakından ilgili olduğu, babanın çocukla ilgilenmesinin, evlilik ilişkisini de olumlu yönde etkilediği ifade edilmektedir (Koçak 2004). Evlilik ilişkisi sıcak ve memnuniyet verici olduğunda, her iki ebeveynin çocukla ilgilenmesi de daha olumlu olmaktadır. Ancak ebeveynler arasındaki ilişki olumlu değil ve anne- babanın sorumlulukları eşit değilse, çocuk doğduktan sonra sorunlar artabilmekte ve evliliğe duyulan memnuniyet azalabilmektedir. Özellikle de kadınlar için geçerli olan bu durum, ebeveyn-çocuk arasında olumsuz etkileşime de yol açabilmektedir (Koçak 2004).

Annenin ev dışında çalışması: Son dönemlerde özellikle de büyük şehirlerde yaşanan değişimler sonucu, ev dışında çalışan kadınların sayısı giderek artmaktadır. Annenin ev dışında çalışması annenin çocuk bakımına ilişkin sorumluluğunu değiştirmekle birlikte çeşitli zorlukları da beraberinde getirmektedir (Berk 2003). Bu zorlukların başında;

annenin olmadığı saatlerde çocuğun bakımı, işinden yorgun ve gergin gelen annenin çocuğuna yeterince zaman ayıramaması ve onunla sağlıklı bir iletişim kuramaması gelmektedir. Bunun yanında, annenin işinden tatmin olmaması, çocuğun bakımı ve emniyeti konusunda endişe duyması veya çalışma şartlarının çok ağır ve stresli olması gibi etmenler de çalışan anne ve çocuk arasındaki etkileşimi olumsuz olarak etkileyebilmektedir. İşinde mutlu olan ve çocuğunun bakımı konusunda endişe duymadan çalışan annelerin çalışmayan annelere göre daha fazla ebeveyn rolüne sahip oldukları vurgulanmaktadır (Aktaş 1994). Babanın çocuğun bakımına yönelik anneye sağlayacağı destek ve yardımlar annenin yükünü hafifleterek aile ortamının daha olumlu ve sağlıklı olmasına katkı sağlamaktadır. Sadece babanın çalıştığı aileler ile hem anne, hem de babanın çalıştığı aileler arasında babanın çocukla ilgili sorumluluklara katılımında bir fark olup olmadığı incelenmiş ve annenin ev dışında çalışmasının baba katılımını etkilediği belirlenmiştir. Annenin de çalıştığı ailelerde babaların çocuk

(27)

bakımıyla daha fazla ilgilendikleri gözlenmiştir. Ancak sadece babanın çalıştığı ailelerde, baba katılımının kendi motivasyonuna bağlı olduğu gözlenmiştir. Annenin gelir düzeyinin de baba katılımını etkilediği belirlenmiştir. Her iki eşin geliri benzer düzeyde olduğunda, babaların ev işlerine daha fazla katıldığı ifade edilmiştir (Akt.

Koçak 2004).

Baba rolünün nasıl algılandığı: Bir erkeğin kendini baba olarak nasıl algıladığı, bu role kendini ne denli yakın hissettiği de çocuk bakımına katılımını etkilemektedir (Koçak 2004). Babalık rolü tıpkı annelik gibi çocuğa sahip olmayı istemekle başlamaktadır. Bu aşamada, her iki eşin de çocuk sahibi olmaya kendilerini hazır hissetmeleri gerekmektedir. Babaların çocuklarıyla ilk iletişimleri hamilelik döneminde eşlerine yardımcı olmalarıyla başlamaktadır. Hamileliğin her aşamasını takip etmek, anneye psikolojik destek vermek, bebeğin gelişimini takip etmek, doktor kontrollerinde bulunmak, babaların yeni rollerini algılamalarında önemli etkenleri oluşturmaktadır.

Doğumdan itibaren bebeğin ihtiyaçlarının karşılanmasında anneye yardımcı olmak, bebekle ilk fiziksel-psikolojik etkileşimin gerçekleşmesi babanın bu role kendisini daha yakın hissetmesini sağlamaktadır. Bunun yanında baba olma rolünün olumlu ve anlamlı bir şey olarak görülmesi, babanın katılım düzeyinin artmasına neden olmaktadır.

Babanın yeni bir çocuğun aileye katılmasını önceki hayatından kopma, sosyal hayatında bir engel veya kendisine ek bir yük olarak görmesi, babalık rolüne yönelik olumsuz duygular geliştirmesine neden olmaktadır. Bu duyguların ise, babanın aile içerisinde çocuk bakımına yönelik ilgisiz ve isteksiz olmasına neden olacağı belirtilmektedir (Koçak 2004, Uyan 2006).

Baba olmanın zamanlaması: Çocuk sahibi olabilmek için eşlerin öncelikle; evlilikte uyum yönünden, duygusal yönden, sosyo-ekonomik yönden ve değişecek yaşam tarzı yönünden kendilerini hazır hissetmeleri gerekmektedir. Evliliğin ilk yılları eşlerin birbirini tanıma ve alışma dönemidir. Çok erken yıllarda çocuk sahibi olmak eşleri olumsuz yönde etkileyebilir. Duygusal yönden anne-baba olmaya hazır olmayan kişilerin çocuk sahibi olmaları, çocuk için olumsuz etkiler oluşturabilir. Erken yaşta, henüz kendini hazır hissetmeden baba olmanın kişide olumsuz etki yarattığı

(28)

geleceğinde bir engel olarak görmesine de neden olabilmektedir. İstenmeden dünyaya getirilen, sevgisiz, aşırı disiplinli ya da anne-babaya bağımlı olarak büyüyen bir çocuk uyumsuz ve güvensiz bir kişilik geliştirebilmektedir. Aile çocuk sahibi olmadan önce sosyo-ekonomik durumunu gözden geçirmeli, çocuk sahibi olmaya karar verildiğinde çocuğun tüm gereksinimlerini karşılayacak ortam hazırlanmalıdır (Dirim 2003, Koçak 2004).

Çocuğun cinsiyeti: Babanın katılım düzeyini etkileyen bir diğer unsur ise çocuğun cinsiyetidir. Geleneksel toplumlarda babaların özellikle erkek çocuklarına ilişkin beklentilerinin daha fazla olduğu görülmektedir. Bu tip toplumlarda babalar erkek çocuklarını bir gurur kaynağı olarak görmektedirler. Aynı zamanda çocuğun kız olduğunu duyan babaların evden uzaklaştığı, eşiyle ilişkilerinin bozulduğu durumlar da gözlenmektedir (Kay 2002). Yapılan çalışmalar, babaların kız çocuklarına oranla erkek çocuklarıyla daha fazla iletişim kurduklarını göstermektedir. Babalar erkek çocuklarıyla çoğunlukla oyun, zihinsel ve fiziksel etkinliklerde bulunurken; kız çocuklarına karşı aynı ilgiyi göstermemektedirler. Babaların erkek çocuklarına yönelik tutumları göz önünde bulundurulduğunda, bağımsız bir kişiliğin gelişmesine önem verdikleri görülmektedir. Bununla birlikte kız çocuklarına göre erkek çocuklarından daha yüksek mesleki beklentileri olduğu görülmektedir. Bu durum ailenin erkek çocuğun başarılı olması konusunda daha büyük bir beklenti içinde olduğunu göstermektedir. Bu durum ise, babaların erkek çocuklarının bakım ve eğitimine karşı ilgisini arttırmaktadır (Akt.

Evans 1997).

2.3 Engelli Çocuk ve Baba

Engelli çocuğun eğitim ve bakımında en önemli ve etkili ortam, sürekli içerisinde bulunduğu ailedir. Ailenin engelli çocuğuna karşı görevleri sağlıklı çocuklarına göre belirli farklılıklar gösterir. Ailenin bu görevleri çocuğun engelinin zamanında anlaşılmasından, çocuğun topluma kazandırılmasına kadar devam eder. Bu görevlerin yerine getirilmesi ve gerektiği gibi yapılmasında da bir takım sorunlar yaşanmakla birlikte aile bireylerinin sorumluluklarının da artmasına neden olmaktadır (Özgür ve Zan 2004). Bu durumda; engelli çocuğun sağlıklı bir şekilde büyüyüp gelişebilmesi için

(29)

aile içindeki rollerin yeniden düzenlenmesi gerekmektedir (Özşenol ve Işıkhan 2003).

Aile içinde anne-babaya verilen roller incelendiğinde, annenin rolleri çerçevesinde ev ve çocukların bakımına yönelik sorumlulukların eşlerine kıyasla daha fazla olduğu görülmektedir (Duygun ve Sezgin 2003). Ancak bu roller çocuğun engelli olmasıyla değişmekte, babaların da aile içerisinde engelli çocuklarına yönelik daha fazla sorumluluk yüklendikleri görülmektedir (Quinn 1999). Yapılan araştırmalar çocuğun engelli olmasıyla birlikte babaların da anneler gibi, yoğun kaygı yaşadıklarını bununla birlikte karmaşık ve farklı bir sürece girdiklerini göstermektedir (Akkök ve Özer 2005).

Ancak babaların yaşadığı kaygı ve endişeler annelerin yaşadığı kaygı ve endişelerden daha farklıdır. Anneler daha çok engelli çocuklarının bakımından kaynaklanan zorluklardan dolayı kaygılar yaşarken, babalarda kaygıya yol açan nedenlerin başında ekonomik sorunlar gelmektedir. Bunun yanında çocuğun geleceği ve toplumdaki yerinin ne olacağı da babaların yaşadığı kaygılar arasında yer almaktadır (Akkök ve Özer 2005).

Günümüzde birçok kültürde, babalar “duygularını saklamayı” ve “evde düzeni kurmayı” içselleştirmişlerdir. Bu nedenle annelere oranla duruma uyum sağlamada daha fazla güçlük yaşadıkları da bilinmektedir. Ayrıca babaların uyum sürecini nasıl yaşadığı diğer aile bireylerinin de uyumunu doğrudan etkilemektedir. Babanın içine kapanması, durumu kabul etmekte güçlük yaşaması tüm ailenin zorlanmasına ve sürecin daha karmaşık hale gelmesine yol açmaktadır (Akkök ve Özer 2005). Bu durumlar göz önüne alındığında, birçok araştırma baba katılımının artmasının tüm aile üyeleri için kesinlikle faydalı olacağını belirtmektedir (Quinn 1999). Tüm ailenin birbirine destek sağladığı ve engelli çocuğun başarabildiklerinin, güçlü yönlerinin ön plana çıktığı ev ortamları gelişim için en uygun ortamlar olmaktadır (Akkök ve Özer 2005). Anne ve kardeşlerin yanında, gelişim açısından önemli bir model olan babanın çocuğun engeline uyum sağlaması ve çocuğunu kabullenmesi engelli çocuğun gelişimi açısından çok büyük önem taşımaktadır. Ailesi ve babası tarafından kabul edilen çocuk kendisini sosyal ve duygusal açıdan daha güçlü hissedecektir. Bu da engelli çocuğun kendine güvenmesine, okul başarısının artmasına ve daha sağlıklı bir kişilik geliştirmesini sağlayacaktır (Quinn 1999).

(30)

2.3.1 Engelli çocuğun eğitimine baba katılımı

Yapılan çeşitli araştırmalarda babaların engelli çocuğun eğitimine dahil edilmesinin önemi ve avantajları üzerinde durulmaktadır. Araştırmacılar, babaların engelli çocuğun yaşamında yer almalarını etkileyen ve katılım becerilerini ve cesaretlerini arttıran etmenler üzerinde uzmanlardan alınacak bilgi ve desteğin önemli olduğunu ifade etmektedirler. Babanın yeterli bilgi ve desteğe sahip olmasının, çocuğunun bakımı konusunda cesaretlenmesine ve kendisini bu konuda yeterli hissetmesine neden olacağı belirtilmektedir. Babaların çocuğun engeli hakkında uzmanlar tarafından desteklenmemesi, kendilerini hazırlıksız hissetmelerine ve içinde bulundukları durumu karşı koyulması güç bir durum olarak algılamalarına yol açmaktadır (Akt. Quinn 1999).

Birçok araştırmada baba katılımının artmasının tüm aile üyeleri için yararlı olduğu vurgulanmaktadır. Babanın çocuklarıyla birlikte aktivitelere katılmaları aralarındaki duygusal bağlılığı kuvvetlendirmekte aynı zamanda babanın çocuğun eğitim ve bakımına yönelik faaliyetlere katılımında istekliliğinin arttırmasına neden olmakta ve babayı bu yönde motive etmektedir (Akt. Quinn 1999).

Babaların engelli çocuğun bakımına ve eğitimine katılımının sağlanması için öncelikle erken çocukluk döneminde çocuk gelişimi ve eğitimi konusunda bilgilendirilmelerinin yararlı olacağı düşünülmektedir. Yapılan araştırmalarda babaların destek programlarına katılma ihtiyacında oldukları belirlenmiştir. Bu destek hizmetlerinin en önemlileri;

babaların aileleri içersinde bilgisel ve duygusal destek almaları ve diğer babalarla iletişim halinde olmayı içermektedir. Engelli çocukların babalarına yönelik yapılan destek hizmetlerinin babaların ihtiyaçlarını karşılamaya uygunluğu, destek hizmetlerinin çokluğundan daha büyük önem taşımaktadır (Akt. Quinn 1999).

Babaların engelli çocuklarının, eğitim ve bakım faaliyetlerine dahil edilebilmesi için, babaların ihtiyaçlarının ve yaşam biçimlerinin göz önüne alınması gerekmektedir.

Destek hizmetlerinin büyük çoğunluğu çalışma saatleri içerisinde verilmektedir. Bu durumda babanın destek hizmetlerinden yararlanabilmesi için babaların gezici bir sağlık danışmanı tarafından belirli aralıklarla ziyaret edilmesi, eğitim programlarının bir

(31)

kısmının akşam veya gece mesai saatleri dışında planlanması veya babalara randevulu zamanlar belirlenmesi önerilmektedir. (Akt. Quinn 1999).

Engelli çocuğa sahip babaların karşılaştıkları zorlukları başarı ile aşabilmeleri ve beklentilerini karşılayabilmelerine yardımcı olacak yeterli desteğin verilmesi gerekmektedir. Babaların kendilerini ilgilendiren konularda diğer babalarla tartışabilecekleri ve duygularını ifade edebilecekleri, çocukları hakkında övünebilecekleri güvenli ortamlara ihtiyaçları bulunmaktadır. Böyle ortamların sağlanması babaların birbirleriyle iletişim kurmalarına ve destek olmalarına ortam yaratacaktır (Akt. Quinn 1999).

2.3.2 Engelli çocuğun eğitimine baba katılımını etkileyen etmenler

Engelli çocuğun eğitim ve bakımında babanın katılımını etkileyen çeşitli etmenler bulunmaktadır. Babanın sosyal rolü, çocuğun engelini inkar etme, sosyal destek ve babanın iş ile ilgili sorunları babanın engelli çocuğun eğitim ve bakımına katılımını etkilemektedir.

Babanın sosyal rolü: Babanın engelli çocuğun bakımına katılımını engelleyen en önemli nedenlerden birisinin babalık rolü olduğu ifade edilmektedir (Quinn 1999).

Engelli çocuğa sahip ailelerde, babaların engelli çocuklarına bakma rolleri uzmanlar tarafından, “ulaşılması zor”, “çevresel ebeveyn” ve “görünmeyen ebeveyn” olarak tanımlanmıştır (Carpenter 2002). Babalar toplumda genellikle evin maddi ihtiyaçlarını karşılayan biri olarak görülmekte ve evin ihtiyaçlarını karşılamakla görevini bitirdiği düşünülmektedir. Baba genellikle ya çok çalıştığı için çocuklarını görememekte, ya da çok yorgun olduğu için onlarla ilgilenememektedir. Bunun yerine çalışma saatleri dışında kalan boş zamanını kendi ilgisi doğrultusunda değerlendirmeyi tercih etmektedir. Bunun yanında annelerin de babaları çocuk bakımı konusunda yetersiz ve yeteneksiz olarak görmeleri, çocuk bakımını eşlerine bıraktıkları takdirde çocuğun bakım ve eğitimine yönelik kontrolü kaybedecekleri korkusu babaların çocuklarına yönelik faaliyetlerden uzaklaşmasına neden olmaktadır (Cassatt 1996). Bunun

(32)

sonucunda da babaların çocuklarını az gördüğü, çocukların eğitim ve bakımını tamamen annenin üzerine bıraktığı görülmektedir (Aydın 2005).

Çocuğun engelini inkar etme: Aileye engelli bir çocuğun katılması aile üyelerinin yaşamlarını, duygularını, düşüncelerini ve davranışlarını olumsuz yönde etkilemektedir.

Aile içerisinde yaşanan olumsuzluklardan biri çocuğun engelini inkar etmek ve gerçekçi olmayan beklentiler içerisine girmektir. Aileler çocuğun engelini kabul etmediğinden dolayı rehberlik uzmanları ile işbirliği yapmaktan kaçınma eğilimindedirler (Özgür 2000). Bunun yanında aileler çocuğun engelli oluşunu çevreye açıklamada çeşitli duygusal sorunlar da yaşayabilmektedirler. Çevrenin engelli çocuğa karşı tepkisi genellikle meraklı, acıyan, tedirgin edici, bazen de hoşnutsuz ve korkulu olabilmekte, bu durum da anne-babada üzüntüye neden olmaktadır. Aile, toplum tarafından damgalanacağı korkusunu yaşayarak bu durumu saklama yoluna gidebilmekte ve çocuğu eve kapatabilmektedir (Özşenol ve Işıkhan 2003). Yapılan bir araştırmada da baba katılımının sağlanamamasında; babaların çocuklarının yetenek ve yetkinliklerine yönelik gerçekçi olmayan beklentileri ve çocuklarının sınırlılıklarından dolayı utanç duymalarının etkili olduğu vurgulanmıştır (Akt. Quinn 1999).

Sosyal destek: Engelli çocuğa yönelik araştırmalarda babaların çoğunlukla ikinci planda bırakılarak anneler üzerinde yoğunlaşıldığı görülmektedir. Ebeveynlerin psikolojik sorunlarını inceleyen araştırmalarda da annelere ağırlık verildiği dikkati çekmektedir (Beşikçi 2002, Özkardeş ve Beşikçi 2002). Engelli çocukların ailelerine yönelik servis hizmetleri büyük çoğunlukla anne ve bebeğin medikal ihtiyaçlarına yönelik gerçekleştirildiği, servis hizmetlerinde koordinasyon yetersizliği olduğu ve babalara aile içerisinde yardımcı rol verildiği görülmektedir (Carpenter 2002). Yapılan araştırmalar sonucunda baba katılımında motivasyon, beceri ve kişisel güven, annenin desteği ve kuruluşlar tarafından gerçekleştirilen eğitim programlarının etkili olduğu belirtilmektedir. Babaların çoğunlukla işlerinden fırsat buldukları sürece çocuklarıyla daha fazla zaman geçirme eğiliminde oldukları ifade edilmektedir (Akt. Cassatt 1996).

Babalara yönelik yapılan çeşitli eğitim programları incelendiğinde; babanın teşhis anındaki tepkisi, çocuğun engelli olduğunu kabullenmesi, çocuk bakımına yönelik stres, olumsuz duyguların yoğunluğu ve son olarak da çocuklarının bakımı konusunda tecrübe

Referanslar

Benzer Belgeler

S5. Verilen sözcüklerden, birden fazla anlamı olanları a)Varlıkları görebilmemiz için varlıktan gözümüze ışık boyayalım.(eş sesli sözcükleri bulup,

Verilen bir cümleden kesin olarak çı- karılacak yargıyı bulmak için cümle net olarak açıklanır ve ihtimal veren seçenekler elenir?. Buna göre seçenek- leri ele

1970’li yılların başlarında Lübnan’ın Beyrut şehrinde kurulan ASALA (Er- menistan Kurtuluşu için Ermeni Gizli Ordusu) kendisini Uluslararası Devrim

Adım: Öncüldeki açıklamalara göre en çok şiiri okuyan kişi Can ol- duğu için ve Ebru’nun her şiirinden sonra Can’ın şiiri gelir, Can’ın bir şi- irinden

Cevap C 6. Bir şeyin yapılmasını ya da ya- pılmamasını bildiren cümlelerde öneri anlamı vardır. Antalya ko- nulu bu parçanın da dördüncü cümlesindeki

Tarımla uğ- raşanların çok fazla olduğu yerlerde ya da tarım alanının az olduğu sahalarda tarımsal nüfus yoğunluğu da fazla olur.. Buna göre nüfus artış hızı, hizmet ya

Aşağıdaki sayıların bölenlerini örnekteki gibi bulunuz 12 Çarpanlar; 1. 36 Bölenler;

if akımının artması E... Fizyoloji Toplam Soru Sayısı: 22 49 Aşağıdakilerden hangisi normal bir EKG için doğrudur? ). Cevap: B Soruyu Hazırlayan: hsayan Soru ID: