Ücretsiz Sağlık Aktüel Dergi
Temmuz 2020 • Yıl : 11 • Sayı : 41 Üç ayda bir yayınlanır.
http://hastane.sdu.edu.tr/surup-dergisi ISSN : 2147-9992
ÖĞRETİM
ÜYELERİMİZ
has tane .sdu. edu. tr
SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ
Süleyman Demirel Üniversitesi Doğu Yerleşkesi / Çünür - ISPARTA T. 0 246 211 2000 F. 0 246 211 28 30 - 211 28 32
Kardiyoloji Anabilim Dalı
SDÜ Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Prof.Dr. Ercan VAROL SDÜ Tıp Fakültesi
Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Doç.Dr. Mustafa KARABACAK
SDÜ Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Bayram Ali UYSAL SDÜ Tıp Fakültesi
Kardiyoloji Anabilim Dalı Doç. Dr. Üyesi Fatih AKSOY
SDÜ Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Dr.Öğr.Üyesi Mevlüt Serdar KUYUMCU SDÜ Tıp Fakültesi
Kardiyoloji Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Ali BAĞCI
BU SAYIDA
// Aile Hekimliği Uzmanları ve Aile Sağlığı Merkezlerinin Görev, Yetki ve Sorumlulukları
// Kardiyoloji Anabilim Dalı
// Normalleşme Sürecinde Dikkat Edilmesi Gerekenler // Okul Öncesi Çocukları Covid-19’dan Nasıl Etkileniyor?
SDÜ Hastanesinde
TANI LABORATUVARI
SDÜ’den Pandemi
Döneminde Büyük Hizmet
Şurup Dergisinin çok kıymetli okurları;
2010 yılı Mayıs ayında ilk sayısı yayınlanan Şurup Dergimiz, bugün 41. sayısı ile yeniden karşınızda.
Bu sayımızda,
Aile Hekimliği Anabilim Dalı’ndan Dr.Öğretim Üyesi Gökçe İşcan, aile hekimliği uzmanları ve aile sağlığı merkezlerinin görev, yetki ve sorumlulukları ile ilgili sizlerle önemli bilgiler paylaştı.
Yeni sayımızın ilerleyen sayfalarında, Isparta ve çevresine kardiyoloji alanındaki hizmet veren
Kardiyoloji Anabilim Dalı’mızın tanıtımı, üniversitemiz ve hastanemizden haberler yer alıyor.
COVID 19 ile mücadelenin devam ettiği bu günlerde, pandemi sürecinde yoğun gayret gösteren tüm sağlık çalışanlarımıza minnet duygularımızı tekrar ifade ediyoruz.
Ayrıca bu zorlu süreçte kaybettiğimiz sağlık çalışanlarımıza Allah’tan rahmet, diliyoruz. Yaşanan tüm bu sıkıntıların, son bulması dileğiyle..
Sağlıkla kalın…
Prof.Dr. Rasih YAZKAN SDÜ Hastanesi Başhekimi
Ücretsiz Sağlık Aktüel Dergi
editörden
Ücretsiz Sağlık Aktüel Dergi
Şurup Sağlık Aktüel Dergi 1
Yıl : 11 Sayı : 41 Temmuz 2020 Üç ayda bir yayınlanır.
Ücretsiz olarak dağıtılmaktadır.
Ücretsiz Sağlık Aktüel Dergi
Dergimizin bu sayısını http://hastane.sdu.edu.tr/surup-dergisi adresinden dijital olarak okuyabilirsiniz.
İzsiz tiroid ameliyatları SDÜ Hastanesinde başarı ile gerçekleştiriliyor ... 20 SDÜ Hastanesi’nden Bir İlk, Bir Hastaya Biyolojik Dikişsiz
Aort Kapağı Takıldı ... 21 Yeni Normallerle Dijital Çağ Resmen Başladı ...26 Koronavirüsün Ortamlardan Temizliği İçin Geliştirilen Proje
Desteklenmeye Hak Kazandı ...28 Sınav Kaygısı Sizi Esir Almasın ...30 “Pandemi Sürecinde Kent” Projesi
Desteklenmeye Hak Kazandı ...31 Dünyanın En Etkili Bilim İnsanları Arasında
4 SDÜ’lü Bilim İnsanı ...32
ISSN : 2147-9992
04 Aile Hekimliği
Uzmanları Yetki Ve Sorumlulukları
/11 12 Kardiyoloji
Anabilim Dalı
/15 16 Normalleşme Sürecinde
Dikkat Edilmesi Gerekenler
/17
Süleyman Demirel Üniversitesi Doğu Yerleşkesi / Çünür - ISPARTA T. 0 (246) 211 2000 F. 0 (246) 211 28 30 - 211 28 32
facebook.com/sduhastanesi twitter.com/sduhospital SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ
TIP FAKÜLTESİ
HABERLER
İmtiyaz Sahibi Prof.Dr. Alim KOŞAR SDÜ Tıp Fakültesi Dekanı
Editör
Prof.Dr. Rasih YAZKAN Editör Yardımcısı Doç.Dr. Osman ERGÜN
Mesul Müdür Kazım KAHRAMAN
SDÜ Araştırma Uygulama Hastanesi
Yayın Koordinatörü Pınar Çelebi TONGUÇ
Grafik Tasarım Serdar DURAN
Fotoğraflar Pınar Çelebi TONGUÇ Hatice ORAN
Danışma Kurulu Prof.Dr. Erdoğan İBRİŞİM Doç.Dr. Nilgün ŞENOL Dr.Öğr. Üyesi İsmail ZİHNİ Dr.Öğr. Üyesi Mehmet ERDOĞAN Dr.Öğr. Üyesi Nihat ŞENGEZE
Baskı
Deva Matbaacılık ve Reklam Hizmetleri Maltepe Mah/Semt Davutpaşa Cad.
Tim-1 6/299 Telefon:0212 565 00 96 / Fax: 0212 565 00 98
http://hastane.sdu.edu.tr/
24 Okul Öncesi Çocukları Covid-19’dan Nasıl Etkileniyor?
içindekiler
18 SDÜ Hastanesinde
“Covid-19 Tanı Laboratuvarı”
/19 22 SDÜ’den Pandemi
Döneminde Büyük Hizmet
/23
Dergideki yazı ve reklamların hukuki tüm sorumlulukları yazar ve reklam verenlere aittir. 1500 adet basılmıştır.
Uzaktan Öğretim Sürecinde İmkanı Olmayan Öğrenciler İçin Sınıf Oluşturuldu ...32 SDÜ’nün Dünya ve Asya Üniversiteleri Sıralamasındaki
Başarısı ... 34 SDÜ “Dünyanın En İyi Genç Üniversiteleri” Arasında ... 34 SDÜ’de İş Geliştirme Merkezi Oluşturulacak... 35
Pandemi Döneminde “İlham Veren Konuşmacılar”
Öğrencilerle Buluştu... 35
“Acil Durum ve Afet Yönetimi” ile “Tıbbi Dokümantasyon ve
Sekreterlik” Programları Açıldı ... 36
“Eczane Hizmetleri Programı” Öğrencilerini Bekliyor ... 36
Batı Yerleşkesi Merkezi Derslikler Binası Açılıyor ... 38
SAĞLIK >>
Dünya Aile Hekimliği Uzmanlık Örgütü aile hekimini “Disiplininin prensipleri doğrultusunda eğitim almış uzman doktor”
olarak tanımlar. Aile hekimi; tıbbi bakım isteyen kişiye; yaş, cinsiyet ve hastalıktan bağımsız, kapsamlı ve sürekli sağlık bakımı sunmakla sorumludur. Bu bakımı, hastala- rının kararlarına da saygı göstererek kendi aile, toplum ve kültürleri bağlamında verir.
Aile hekimi; yetenek ve değerlerini etkin ve güvenli bir sağlık bakımı vermek üzere geliştirmekle yükümlüdür(2).
Ülkemizdeki Aile Hekimliği Uygulamasın- da çalışmakta olan pratisyen veya uzman olan tüm hekimler “Aile Hekimi” olarak adlandırılmaktadır. Bu konudaki yasal mevzuata göre; Aile Hekimi: Kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmetleri ile birinci basa- mak teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini yaş, cinsiyet ve hastalık ayrımı Dr. Öğr. Üyesi Gökçe İŞCAN
Aile Hekimliği AD
VE AİLE SAĞLIĞI MERKEZLERİNİN GÖREV, YETKİ VE SORUMLULUKLARI
Aile hekimliği, birey ve çevresi için kesintisiz ve bütüncül bir sağlık hizmeti sunan, geniş anlamda biyolojik ve klinik bilimler ile davranış bilimlerini entegre eden bir uzmanlık dalıdır. Aile hekimliği, içeriğinin birçoğunu diğer klinik dallarla paylaşır, paylaşılan bu bilgiyi birleştirir ve onu birinci basamak sağlık hizmetlerini sunmakta kullanır(1).
AİLE HEKİMLİĞİ UZMANLARI
yapmaksızın, her kişiye kapsamlı ve devamlı olarak belirli bir mekanda vermekle yükümlü, gerektiği ölçüde gezici sağlık hizmeti veren ve tam gün esasına göre çalışan aile hekimliği uzmanı veya Sağlık Bakanlığı’nın öngördüğü eğitimleri alan uzman tabip veya tabiptir (3).
Aile hekimliği uzmanlığı ihtisası ise ülkemizde 1985 yılından bu yana yapılmakta olup, uzmanlık eğitimi 3 yıl sürelidir. 2010 yılında yapılan yasal düzenleme ile zorunlu rotasyon süresi 18 aya indirilmiş ve kalan sürede aile hekimliği uygulama eğitime yer açılmıştır. Mevcut Aile Hekimliği uzmanlık eğitimi, tüm diğer tıp dallarında olduğu gibi, Tıpta Uzmanlık Tüzüğünde yer alan genel tıpta uzmanlık eğitimi ilke ve kuralları çerçevesinde yapıl- maktadır. 2011 yılında çıkarılan yasa ile Sağlık Bakanlığı- na, mevcut Aile Hekimliği uzmanlık eğitimi yolu dışında,
“uzaktan, yarı zamanlı uzmanlık eğitimi” olarak tanım- lanan ikinci bir aile hekimliği uzmanlık eğitimi yolunu kullanma yetkisi vermiştir.
Aile hekimleri, Aile Sağlığı Merkezlerinde kimlere ne hizmet vermektedir?
1) Kendisine kayıtlı kişilerin ilk değerlendirmesini yap- mak için 6 ay içerisinde ev ziyaretlerinde bulunur veya kişiler ile iletişime geçer,
2) Kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmetleri ile birinci basamak tanı, tedavi ve rehabilitasyon ve danışmalık hizmetlerini verir,
3) Sağlıkla ilgili olarak kayıtlı kişilere rehberlik yapar, sağlığı geliştirici ve koruyucu hizmetler ile ana çocuk sağlığı ve aile planlaması hizmetlerini verir,
4) Periyodik sağlık muayenesi yapar,
5) Kayıtlı kişilerin, yaş, cinsiyet ve hastalık gruplarına yönelik izlem ve taramaları (kanser, kronik hastalıklar, gebe, lohusa, yenidoğan, bebek, çocuk sağlığı, adöle- san, erişkin, yaşlı sağlığı vb) yapar,
6) Tetkik hizmetlerinin verilmesini sağlar ya da bu hiz- metleri verir,
7) Kendisine kayıtlı kişileri yılda en az bir defa değerlen- direrek sağlık kayıtlarını günceller,
8) Entegre sağlık hizmeti sunulan merkezlerde gerekti- ğinde hastayı gözlem amaçlı yatırarak tetkik ve tedavi- sini yapar,
9) İlgili mevzuatta birinci basamak sağlık kuruluşları ve resmi tabiplerce kişiye yönelik düzenlenmesi öngörü- len her türlü sağlık raporu, sevk evrakı, reçete ve diğer belgeleri düzenler,
10) Öğrencilerin okul muayenelerini yapar, okul sağlığı öğrenci muayene formunu doldurur,
11) Sıtma, verem gibi şüpheli hastalıkların kaydını tutar ve ilgili kuruluşa sevk eder,
12) Ev takibi zorunlu olan özürlü, yaşlı, yatalak vb du- rumdaki kendisine kayıtlı kişilerde evde veya gezici/
yerinde sağlık hizmetlerini yürütmesi sırasında kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmetleri ile birinci basamak tanı, tedavi ve rehabilitasyon ve danışmalık hizmetle- rini verir (4).
İzlemleri Aile Hekimleri tarafından yapılan gruplar:
• 0-5 yaş çocuklar
• 15- 49 yaş kadınlar
• Gebeler
• Lohusalar
• Okul çağı çocuklar
• Ergenler
• Bulaşıcı hastalıklar
• Kronik Hastalıklar 1) Çocuk İzlemleri
Biyolojik, psikososyal ve gelişimsel problemlerin tanı, tedavi ve rehabilitasyonuna yönelik önemli hizmetler sunan, okul öncesinde HER ÇOCUĞU izleyen tek sistem, sağlık sistemidir.
Sağlıklı Çocuk İzlemi Nedir?
Çocuk sağlığı izlemi; Tüm çocuklara verilmesi gereken ve çocuğun fiziksel, ruhsal ve sosyal yönden tam bir iyilik hali içinde olup olmadığının değerlendirilmesidir.
Bu izlem; hekim, aile, hekim dışı sağlık personeli işbirliği içinde yürütülmeli, çocuk, içinde bulunduğu fiziksel ve sosyal çevre ile birlikte değerlendirilmelidir.
İzlem Neden Önemlidir?
Birinci basamak çocuk sağlığı ve hastalıkları hizmetlerinin temelini oluşturmakta; koruyucu hekimlik uygulamaları- nın sunulduğu bir sağlık hizmeti hekimler, çocuk sağlığı hizmetlerinin köşe taşını oluşturan ön bilgilendirme ve koruyucu hekimlik uygulama olanağını en çok rutin sağlam çocuk kontrolleri sırasında bulurlar. Amaç sağlığın geliştirilmesi ve desteklenmesini sağlamaktır.
İzlemin İlkeleri
1. Hastalıkların önlenmesi
• Büyüme-gelişmenin izlenmesi
• Yaşa uygun beslenmenin sağlanması
• Aşılama
• Sağlık eğitimi
Şurup Sağlık Aktüel Dergi 5
SAĞLIK >>
2. Hastalıkların erken tanı ve tedavisi :
• Öykü
• Fizik muayene
• Taramalar
3. Çocuğun sağlıklı yetişmesi konusunda aileye destek
• Sağlık eğitimi
• Çocuk yetiştirilmesi konusunda danışmanlık
• Aile planlaması konusunda danışmanlık
4. Bakımın sürekli olmasının sağlanması Kaydedilen her bebek izlenmeli
• İlk 1 yaşta en az 9 kez
• 6 yaşa kadar toplam 16 kez
• 6-9 yaş: yılda 1 kez
• 10-21 yaş ergen/genç izlemi: yılda 1 kez
Her izlemde yapılması gerekenler;
• Bebeğe/çocuğa tam bir sistemik muayene yapılır
• Fizik muayene bulgularını değerlendirirken istismar ve/veya ihmal olasılığını göz ardı etmemek gerekir.
• Bebeğin/çocuğun aşılarını kontrol edip Şekil 1, Bakan- lık aşı takvimine göre eksik aşılarını tamamlanır, aşı
yan etkileri hakkında bilgilendirme yapılır,
• Bebeğin/çocuğun yaşına uygun uygulamaları yapılıp/
sorgulanır,
• Taramalar : NTP, İşitme, Görme, Gelişimsel Kalça Disp- lazisi, Diş Problemleri
• Mikrobesin destekleri anlatılır, kontrol edilir.
- Demir desteği - D vitamini desteği
• Gelişimi izlenir ve desteklenir.
• Danışmanlık verilir (anne/ergen vb): Beslenme, Bakım, İletişim, Kazalardan korunma, Dönemine uygun aile planlaması ya da üreme sağlığı, Yaşına uygun ve sap- tanan soruna ilişkin diğer danışmanlıklar
Şekil 1: Sağlık Bakanlığı Aşı Şeması.
AŞILAR
DOĞUMDA 1. AYIN SONU 2. AYIN SONU 4. AYIN SONU 6. AYIN SONU 12. AYIN SONU 18. AYIN SONU 24. AYIN SONU İLKÖĞRETİM 1. SINIF İLKÖĞRETİM 8. SINIF
Hepatit B I II III
BCG (Verem) I
DaBT-İP-Hib I II III R
KPA I II III R
KKK I R
DaBT-İPA
OPA I II
Td R
Hepatit A I II
Su Çiceği I
DaBT-iPA-Hib: Difteri, Aselüler Boğmaca, Tetanoz, İnaktif Polio, Hemofilus İnfluenza Tip b aşısı (Beşli Karma Aşı)
KPA: Konjuge Pnömokok Aşısı KKK: Kızamık, Kızamıkçık, Kabakulak Aşısı
DaBT-İPA : Difteri, Asellüler Boğmaca, Tetanoz, İnaktif Polio Aşısı (Dörtlü Karma Aşı) OPA: Oral Polio Aşısı (Çocuk Felci Aşısı)
Td: Erişkin Tipi Difteri - Tetanoz Aşısı R: Rapel (Pekiştirme)
Aşı takvimindeki tüm aşılar ücretsizdir.
Bundan sonra yapılacak izlemler ve özellikleri Şekil 2’de özetlenmiştir. 18.ay ve sonrasında mutlaka bebeğe otizm spektrum bozukluğu açısından değerlendirme yapılır, şüphelenilen vakalar toplum sağlığı merkezi ile koordine bir şekilde ilgili branşlara yönlendirilir.
2 yaştan sonra aşılara uzun bir ara verileceğinden 30.-36.
Aydaki izlemlerden sonra bebek yılda en az bir defa görül- mek istenir.
3 yaştan sonra özellikle LEA sembol testi ile göz muayene- si yapılır ve görme kusuru olduğu düşünülen çocuklar göz doktoruna yönlendirilir ve görme muayenesi ilkokul 1’den sonra tekrarlanır. Özellikle okul tarama formları dolduru- lurken göz muayenesi de yapılarak kayıtlara geçirilir.
İŞLEM YAŞ
Yenidoğan İlk hafta 15. Gün 41. Gün 2. Ay 3. Ay 4. Ay 6. Ay 9. Ay 12. Ay 18. Ay 24. Ay 30. Ay 3 yaş 4 yaş 5 yaş 6 yaş 7 - 9 yaş 10 -14 yaş 15-18 yaş 19-21 yaş
Ölçümler
Baş çevresi ölçümü + + + + + + + + + + + + + +
Boy ölçümü + + + + + + + + + + + + + + + + + + + + +
Ağırlık ölçümü + + + + + + + + + + + + + + + + + + + + +
Beden Kitle İndeksi + + + + + + + + + +
Kan basıncı
değerlendirmesi * * * * * * * * * * * * + + + + + + + +
Duyusal taramalar İşitme
değerlendirmesi + * * * * * * * * * * * * * * * + * + * * Görme
taraması + * * * * * * * * * * * * + * * + * * * *
Gelişimsel değerlendirme
Fiziksel gelişimin
değerlendirilmesi + + + + + + + + + + + + + + + + + + +
Sosyal davranışsal
değerlendirme + + + + + + + + + + + + + + +
HEADSSS
değerlendirmesi + + +
Otizm spektrum bozukluğu
değerlendirme + + +
Fizik muayene + + + + + + + + + + + + + + + + + + + + +
Prosedürler
Yenidoğan topuk kanı taraması + +
Bağışıklama + * * + + * + + * + + + * * * * + * + * *
GKD taraması * * * +
Hb/Htc ölçümü + + + + +
Hiperlipidemi risk
değerlendirmesi + + + + + + + + + +
D vitamini desteği + + + + + + + + +
Demir desteği * + + + +
Diş Sağlığı + + + + + + + + + + + + + + + +
Danışmanlık + + + + + + + + + + + + + + + + + + + + +
+Mutlaka yapılacak
* Değerlendirme sonucunda gerekirse yapılacak • Aile hekimleri, bebekte ilk izlem hariç diğer 8 izlemden, çocuk izlemleri ile 6-19 yaş aralığındaki izlemlerin tamamından sorumludur.
• 10-21 yaş aralığında her yıl izlem yapılması gerekmektedir, bununla birlikte bu dönemde Hb/Htc ölçümünün belirtilen yaş gruplarında (10-14, 15-18, 19-21 yaşlar) 1’er kez yapılması yeterlidir.
B
BİİR RİİN NC Cİİ B BA AS SA AM MA AK KT TA A B BE EB BE EK K Ç ÇO OC CU UK K E ER RG GE EN N İİZ ZL LE EM ML LE ER Rİİ - - Ö ÖZ ZE ET T T TA AB BL LO O
HEADSSS: Home (ev), Education/Employement (Eğitim/İş), Eating (Yeme tutumu), Activities (akranlarla aktivite), Drugs (Madde kullanımı), Sexuality (Cinsellik), Suicide/depression (İntihar ve depresyon) ve Safety (güvenlik)
Bebek izlem zamanları ve aralıkları;
• İlk izlem (doğumun hemen sonrasında)
• Doğumdan sonraki ilk hafta içinde yenidoğanın izlemi (1.-10.gün arası)
• 15. gün izlemi (11.-29.gün arası)
• 41. gün izlemi (30.-59. gün arası)
• 2. ay izlemi (60.-89. gün arası)
• 3. ay izlemi (90.-115. gün)
• 4. ay izlemi (120.-150. gün)
• 6. ay izlemi (180.-210. gün)
• 9. ay izlemi (250.-290. gün)
Çocuk izlem zamanları ve aralıkları;
• 12. ay izlemi (365.gün-394. Gün)
• 18. ay izlemi (481.gün-570.gün)
• 24. ay izlemi (661.gün-760.gün)
• 30. ay izlemi (841.gün-930.gün)
• 36. ay izlemi (1021.gün- 1110.gün)
• 48. ay izlemi (1321.gün- 1530.gün)
• 60. ay izlemi (1681.gün- 1890.gün)
Okul çağı çocuk/Genç izlem zamanları ve aralıkları;
• 6. yaş izlemi (67.-78. ay)
• 7. yaş izlemi (79.-90. ay)
• 8. yaş izlemi (91.-102. ay)
• 9. yaş izlemi (103.-114. ay)
• 10. yaş izlemi (115.-126. ay)
• 11. yaş izlemi (127.-138. ay)
• 12. yaş izlemi (139.-150. ay)
• 13. yaş izlemi (151.-162. ay)
• 14. yaş izlemi (163.-174. ay)
• 15. yaş izlemi (175.-186. ay)
• 16. yaş izlemi (187.-198. ay)
• 17. yaş izlemi (199.-210. ay)
• 18. yaş izlemi (211.-222. ay)
• 19. yaş izlemi (223.-234. ay)
• 20. yaş izlemi (235.-246. ay)
• 21. yaş izlemi (247.-258. ay)
Şekil 2: Bebek, Çocuk, Ergen İzlemleri Özet Tablo
Şurup Sağlık Aktüel Dergi 7
SAĞLIK >>
2) Gebe İzlemleri
Bu hastalar dışında takip ettiğimiz bir diğer önemli grup da gebeler. Sağlık Bakanlığının önerdiği gebe izlem sıklığı ve izlemlerde yapılan takipler aşağıdaki gibidir;
A) Birinci izlem (Gebeliğin ilk 14 haftası)
• Burada gebe ile ilk tanışma, obstetrik öykü, mevcut gebelik öyküsü, öz-soygeçmiş alınarak riskli gebe olup olmadığı belirlenir.
• Her izlemde mutlaka boy, kilo, kan basıncı, nabız, preti- bial ödem ve varis tespiti yapılır.
• 14. Haftadan önce geldiyse gebeyi ikili test yaptırması için Kadın Hastalıkları ve Doğum polikliniğine gönde- rilir. Eğer daha sonra geldiyse 16-18. Haftalar arsında yaptırması gereken üçlü test için uyarıda bulunulur ve mutlaka bir Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanınca takip edilmesi önerisinde bulunulur.
• Her izlemde idrar ve hemogram bakılarak gebe protein kaçağı ve kansızlık açısından takip edilir.
• İlk 12 hafta içinde geldiyse folik asit destek tedavisi baş- lanır, daha geç geldiyse Aile Sağlığı Merkezinde ücretsiz olarak verilen demir ve destek vitaminleri içeren ilaç, D vitamin damlası verilerek Sağlık Bakanlığının önerdiği dozda (12. Haftadan itibaren 1200 IU (9 damla) günlük tek doz) kullanması tembih edilir.
• Tetanoz bağışıklaması sorgulanır, gerekiyorsa tetanoz toksoid aşısını yapılır.
• Ayrıca her izlemde gebeye aciller ve hastaneye başvur- ması gereken durumlar hakkında bilgi verilir.
• Gebeye ;
a) Beslenme ve diyet
b) Fiziksel aktivite ve çalışma koşulları c) Gebelikte cinsel yaşam
d) Hijyen ve genel vücut bakımı e) Ağız ve diş sağlığı
f) Sigara, alkol ve madde alışkanlığı g) İlaç kullanımı
h) Tetanoz toksoid immünizasyonu hakkında danış- malık verilir. Aşağıdaki takvime uygun olarak aşılama çizelgesi belirlenir.
Şekil 3: Gebelerde Tetanoz Aşı Takvimi
B) İkinci izlem (18-24. Haftalar)
• Birinci izlemde bilgilendirme ve danışmanlık başlığı altında yer alan konularla ilgili danışmanlık yapılır. Ay- rıca, aşağıdaki konular ile ilgili de danışmanlık verilir.
- Fetus hareketlerinin hissedilememesi - Hızlı kilo alımı
• Gebeliğin 24-28. haftaları arasında glukoz tarama testi- nin yapılmasını sağlanır.
• Ayrıntılı obstetrik ultrasonografi yapılmasını (fetus sa- yısı, fetal kalp atımı, fetal biometrik ölçümler, plasenta lokalizasyonu, amniyotik sıvı miktarı değerlendirilir) amacıyla Perinatoloji/Radyoloji veya Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanından birisine yönlendirilir.
C) Üçüncü İzlem (28-32. Haftalar)
• Birinci izlemde bilgilendirme ve danışmanlık başlığı altında yer alan konularla ilgili danışmanlık verilir. Ayrı- ca,
- Fetus hareketlerinin hissedilememesi - Hızlı kilo alımı
- Doğum eylemi ve doğum
- Doğumun nerede ve kim tarafından yapılacağının planlanması
- Anne sütü ve emzirme
- Postpartum aile planlaması danışmanlığı hakkında da bilgi verilir.
D) Dördüncü İzlem (36-38 Haftalar)
• Üçüncü izlemden farklı olarak doğum ve acil durum önlemlerine daha çok önem verilir (5).
İdrar tahlili yapılır; bakteriüri ve proteinüri açısından test çubuğu ile ve mümkünse mikroskobik olarak idrara ba- kılır. Mutlaka gebenin hemoglobinine bakılır. Kan grubu tayini; ilk iki izlemde bakılmadı ise gebenin ve eşinin kan grubuna Rh uygunsuzluğu açısından mutlaka bakılır.
3) Lohusa İzlemi Lohusa İzlem Şeması
1. İlk izlem Hastanede (0-1.saatte) 2. İkinci izlem hastanede (1-6. Saatlerde) 3. Üçüncü izlem hastanede (6-14.saatlerde)
4. Dördüncü izlem doğumu takip eden 2-5. Günler arasın- da
5. Beşinci izlem doğumu takip eden 13.-17. Günler arasın- da
6. Altıncı izlem doğum takip eden 30-42. Günler arasında yapılır.
Her izlemde;
• Annenin genel durumu değerlendirilir.
• Anneye kendini nasıl hissettiği (halsiz, yorgun, vb) ve yakınmaları (ağrı, üşüme, vb) sorulur.
• Doğum öncesi bakım ve doğum ile ilgili eldeki kayıtlı olan bilgiler gözden geçirilir.
• Risk tespiti yapılır (Hastanede kalış süresini ve verilecek klinik hizmetleri belirlemek üzere).
4) 15-49 Yaş Kadın İzlemleri
Üreme sağlığı hizmetlerine evrensel erişimin temelin- de hizmetlerin birinci basamak sağlık hizmetleri içinde sunulması ve ulaşılabilir olması kilit unsur olup anne ölümlerinin azaltılması ve önlenebilir anne ölümlerinin olmaması açısından 15-49 yaş kadın izleminin yapılması önem arz etmektedir.
15- 49 yaş grubundaki tüm kadınların; doğurganlık davra- nışlarına dair bilgi edinmek, erken dönemde gebeliği tes- pit etmek, aile planlaması yöntem kullanımları hakkında bilgi sahibi olmak, kadın sağlığı ile ilgili konularda muaye- ne ve danışmanlık yapmak, kişilerin sağlık okuryazarlı- ğını geliştirerek erken dönemde hizmet talep etmelerini sağlamak ve sağlığa yönelik riskleri erken dönemde tespit ederek tedavisini gerçekleştirmek amacıyla altı ay aralık- larla yılda 2 kez (Ocak-Haziran dönemi ve Temmuz-Aralık dönemi) izlemleri yapılır.
5) Periyodik sağlık muayeneleri
• Sağlığın geliştirici hizmetleri ve aile planlamasını anlat- mak ve kişiye uygun yöntemi önermek de görevlerimiz- den biri. Aile sağlığı merkezlerinde (ASM) bu yöntemler- den olan günlük hap (doğum kontrol hapı), aylık iğne ve prezervatif ücretiz olarak sağlanmakta; RIA (spiral) ise uygun görülürse Ketem, Toplum Sağlığı Merkezi veya Sağlıklı Yaşam Merkezlerinde şehrine göre değişmekle birlikte vajinal örnek alınan ve RIA takılan bölümler bulunmaktadır.
• Periyodik sağlık muayeneleri de henüz hastalık belirtisi göstermeyen sağlıklı kişilerin, tarama testleri ve fizik muayene ile danışmanlık ve sağlık eğitimi yoluyla sağlıklarının korunmasına katkıda bulunmak amacı ile yapılan düzenli sağlık kontrolüdür. Periyodik sağlık muayenesi sağlığı geliştirme ve hastalıkları önleme bağlamında birinci basamak uygulamalarının önemli bir bileşenidir. Periyodik sağlık muayenesi bileşenleri;
a. Primer Koruma
• Danışmanlık/Yaşam Tarzı
• Tütün/ Alkol/ Madde Kullanımı açısından bilgilendirme
• Aşılama
• Tarama (6).
Aile sağlığı merkezlerinde Sağlık Bakanlığının Tarama Programları kapsamında(5) yapılan ve ya yapılacak yere yönlendirilerek sonuçlarını takip ettiğimiz taramalar nelerdir?;
A) Meme Kanseri Taraması;
20 yaş üzeri:
• Ayda bir kendi kendine meme muayenesi
• 2 yılda bir sağlık kuruluşunda meme muayenesi
40-69 yaş:
• Ayda bir kendi kendine meme muayenesi
• Yılda bir sağlık kuruluşunda meme muayenesi
• 2 yılda bir Mamografi
B) Rahim Ağzı Kanseri Taraması;
Şurup Sağlık Aktüel Dergi 9
SAĞLIK >>
30-65 yaş arası kadınlar (5 yılda bir):
• HPV-DNA testi
• Smear testi
C)Kalın Bağırsak Kanseri Taraması;
50-70 yaş arası kadın ve erkekler:
• 2 yılda bir Dışkıda Gizli Kan Testi
• 10 yılda bir Kolonoskopi yaptırılması gerek- tiği söylenir ve yaptıran hastaların sonuçları kişisel kaydına yüklenir.
Bu bahsedilen görevlerin dışında Ehliyet Rapo- ru, çeşitli sağlık raporları için de gerekli yardı- mı almak için Aile Hekimlerine ulaşılabilir.
Aile hekimliğinin tanımından da anlaşıldı- ğı üzere meydana gelen biyopsikososyal (bütüncül) yaklaşım neticesinde gebe, bebek, yaşlı genç demeden cinsiyet ayrımı yapmadan bakım, danışmanlık gibi hizmetleri sunan ve sunmakta olan Aile Hekimlerine ihtiyaç duyulan durumlarda, hizmetlerden yararlan- mak adına sağlık kuruluşlarına başvurulabil- mektedir.
Aile hekimleri sizin ve ailelerinizin sağlıklı bir hayat sürebilmesi amacıyla hizmetlerine devam etmektedir. Siz de en kısa zamanda bu belirtilen hizmetlerden yararlanmak üzere aile hekiminize başvurun, eğer aile hekiminizi
bilmiyorsanız e-Devlet uygulamasından veya e-Nabız sisteminden öğrenebilir, ALO 182 üzerinden kendisinden randevu alabilir ya da direk olarak aile sağlığı merkezine başvurabi- lirsiniz.
KAYNAKLAR
1.Paycı S, Ünlüoğlu İ. Dünya’da ve Türkiye’de Aile Hekimliği. Aile Doktorları için Kurs Notları(1Aşama). 2004:23-9.
2.Dikici MF, Kartal M, Alptekin S, Çubukçu M, Ayanoğlu AS, Yarış F. Aile hekimliğinde kav- ramlar, görev tanımı ve disiplininin tarihçesi.
Turkiye Klinikleri Journal of Medical Sciences.
2007;27(3):412-8.
3.Aile Hekimliği Pilot UygulamasıHakkında Kanun. Resmi Gazete. 2004(25665).
4.Yönetmeliği AHU. Tarih: 25.01. 2013 Resmi Gazete Sayısı: 28539.
5.Doğum Öncesi Bakım Yönetim Rehberi. TC Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Kurumu, Ankara.
2014.
6.Ersoy E, Saatçi E. Periyodik sağlık muaye- nelerine genel bakış. Türkiye Aile Hekimliği Dergisi. 2017;21(2):82-9.
Kardİyolojİ ANABİLİM DALI
KLİNİK >>
Doç.Dr. Mustafa KARABACAK (Anabilim Dalı Başkanı) Prof.Dr. Ercan VAROL Doç. Dr. Üyesi Fatih AKSOY Dr. Öğr. Üyesi Bayram Ali UYSAL Dr. Öğr. Üyesi Ali BAĞCI
Dr. Öğr. Üyesi Mevlüt Serdar KUYUMCU Arş. Gör. Oğuz AYDIN
Arş. Gör. Ahmet PEYNİRCİ Arş. Gör. Adnan ŞAHİN Arş. Gör. Murat ŞEN
DOKTORLARIMIZ
Süleyman Demirel Üniversitesi Kar- diyoloji Anabilim Dalı, 1997 yılında ku- rulmuştur. Isparta ve çevresine (Isparta ilçeleri, Burdur, Dinar, Sandıklı, Baş- makçı, Serik vb) kardiyoloji alanındaki hizmet vermekteyiz. Temel ilkelerimiz, hizmet sunumunda alanımızdaki güncel tedavi yaklaşımlarını bilimsel verilere dayanarak, çağdaş tedavi yöntemleri
ile etik değerlere özellikle sahip çıkarak hastalarımıza sunmaktır. Kliniğimizde halen 1 profesör, 2 doçent doktor ve 3 doktor öğretim üyesi ve 4 asistan doktor çalışmalarına devam etmektedir. 1997- 2018 yılları arasında 32 nitelikli kardiyo- loji uzmanı yetiştirilmiştir. Ülkemizde ve dünyada önemli toplum sağlığı sorunları olan koroner arter hastalığı, kalp yeter-
İLETİŞİM POLİKLİNİK İLETİŞİM: 0 (246) 211 91 47
sizliği ve ritim bozuklukları gibi önemli hastalıkların tanı ve tedavisi, son derece seçkin ve nitelikli öğretim üyesi kadrosu ile yapılmaktadır.
Sunduğumuz sağlık hizmetlerinin yanısıra eğitim faaliyet- lerimiz ve bilimsel araştırmalarımız devam etmektedir.
Asistan eğitimi ile beraber öğrenci eğitimi üçüncü, dör- düncü ve altıncı sınıflara verilmektedir. Öğrenci eğitimi teorik olarak dersliklerde pratik olarak ise laboratuvarlar, poliklinikler, servis ve yoğun bakımlarda verilmektedir.
Bu noktada üniversitemizde devam eden tıp eğitiminde akreditasyon sistemine de destek vermekteyiz.
Kliniğimiz yapısal açıdan 12 yataklı koroner yoğun bakım ünitesi, 22 yataklı servis ve 15 yataklı anjiyografi servisi bulunmaktadır. Ekim 1999 tarihinde hizmete başlayan an- jiyografi ve hemodinami laboratuvarımız kesintisiz olarak hizmet vermeye devam etmektedir. Kliniğimizde 2 adet gerçek zamanlı üç boyutlu ile 2 adet iki boyutlu Renkli Doppler Ekokardiyografi cihazı, 1 adet laptop Ekokardi- yografi cihazı, 1 adet el Ekokardiyografi cihazı ve 2 adet Transözafagiyal Ekokardiyografi cihazı bulunmaktadır. Ek olarak 1 adet eforlu EKG cihazı, 2 adet tansiyon holteri, 10 adet EKG holteri ve 1 adet Tilt masası bulunmaktadır.
Şurup Sağlık Aktüel Dergi 13
Yıllık yaklaşık olarak 20 000 hastaya poliklinik hizmeti verilmekte, 2500-3500 adet koroner anjiografi yapılmakta, 1100-1300 adet perkutan koroner girişim yapılmakta, 100- 150 adet kalp pili takılmaktadır. Ayrıca yıllık 10-15 adet ASD, PFO, PDA kapatılma işlemi, 20-30 adet periferik arter girişimi, multidisipliner olarak nöroloji kliniği ile beraber uyguladığımız 20-30 adet karotis arter girişimi, 10-20 adet mekanik trombektomi işlemi yapılmaktadır.
Koroner anjiografi laboratuvarımızda;
• Koroner anjiografi ve perkutan koroner girişim: Rutin koroner anjiyografi ve koroner artere balon ve stent uy- gulamalarının (daralmış veya tıkanmış damarın açılması) dışında her türlü komplike koroner girişim işlemleri inva- ziv ekibimiz tarafından yapılabilmektedir. Bilindiği üzere ülkemizde ve tüm dünyada en sık ölüm nedenlerinden biri kalp krizidir. Bu ölümcül hastalığın tedavisi erken dönem- de ve acil koşullarda olması gerekmektedir. Bu noktada hayat kurtarıcı müdahale olarak kabul ettiğimiz kalp da- marının en erken dönemde açılması işlemi kliniğimizde 7 gün 24 saat yetkili öğretim üyeleri tarafından aktif olarak uygulanmaktadır. Dahası kalp krizi ile ilgili farkındalığın arttırılması ve erken dönemde müdahale şansının elde edilmesi amacı ile çeşitli etkinlikler yapılmaktadır.
• Kalp Pili Tedavisi: İlaç tedavisine rağmen şikayetleri devam eden hastalar, ani kardiyak nedene bağlı ölüm riski olanlar ve ileri kalp yetersizliği olan ve tüm tedavilere rağmen şikayetleri devam eden hastalarda tercih edilirler.
Modern dönemde oldukça gelişmiş bir yapıya sahiptirler ve bu sayede kalbin ritmini düzene sokarlar.
> Tek veya çift odacıklı kalp pilleri: Bu uygulama genel- likle kalbin ritminin yavaş olması durumunda gerçekleş- tirilir. Geçici ve kalıcı olmak üzere iki farklı türde kalp pili
vardır. Kalıcı kalp pili, kalpteki anormalliğin giderilmesi söz konusu olmadığında takılır, tek veya iki odacıklı olabilir.
> Kardiyak resenkrenizasyon tedavisi (KRT) veya üç odacıklı kalp pili tedavisi: İleri kalp yetersizliği olan, tüm ilaç tedavilerine rağmen şikayetleri devam eden hastalara kardiyak resenkrenizasyon tedavisi (KRT) veya üç odacıklı kalp pili tedavisi kliniğimizde uygulanmaktadır.
> İmplante edilebilen kardiyoverter defibrilatör (ICD):
Bu cihazlar kalp yetersizliği olan veya olmayan hastalarda ani kardiyak nedenli ölüme neden olan devamlı VT veya VF önlemek amacıyla yerleştirilmektedir. Halk arasında
‘şok cihazı’ olarak bilinmektedir. Kliniğimizde bu işlem rutin olarak uygulanmaktadır.
• ASD, PFO, PDA onarımı: Laboratuvarımızda daha önce poliklinikte üç boyutlu renkli ekokardiyografi ve transö- zafagiyal ekokardiyografi ile tanısı konulan doğuştan kalp deliği olan hastalara kalp deliğinin ameliyatsız kapatılma- sı işlemi uygulanmaktadır.
• Mitral Balon Uygulaması: Mitral darlığı; çocukluk çağı hastalığı olan ‘Akut Romatizmal Ateş’ hastalığının kalp kapaklarının tutulmasına bağlı olarak ileri dönemde belirti veren bir hastalıktır. Hafif darlıklarda ilaç tedavisi yeterlidir ancak orta ve ileri derecedeki darlıklarda Mitral Valvüloplasti ya da açık kalp ameliyatı yapılır. Uygun has- talara yapıldığında mitral balon tedavisi sonuçları, kalp ameliyatı geçiren hastalardaki kadar başarılıdır.
• Elektrofizyolojik Çalışma ve Kateter Ablasyonu: Ritim bozukluğu olan ve ilaç tedavisine rağmen şikayetleri devam eden hastalarda nedeni saptamak amacı ile yapılan KLİNİK >>
testlerdir. Uygun hastalarda kateter ablasyon tedavisi ile kalp içinde ritim bozukluğuna sebep olan kaynağın ortadan kaldırılması amaçlanır. İlgili bozukluğu tetikle- yen bölgenin yakılması radyo dalgaları ile (radyofrekans kateter ablasyon) veya kriyoterapi (soğutma) yöntemi ile gerçekleştirilir. Ayrıca hayati tehlike boyutundaki aritmi rahatsızlıklarında da ablasyon uygulaması doğrudan tercih edilebilir.
• Periferik Arter Uygulamaları: Damar sertliği sonucun- da kalp damarlarında olduğu gibi kardiyovasküler risk faktörleri ve genetik risk faktörlerine bağlı olarak boyun, bacak, omuz, kol ve böbrek damarlarında da daralma olabilmektedir. Kliniğimizde alt ekstremite, subklavian, böbrek damarları ve nöroloji kliniği ile beraber ortak yürüttüğümüz uygun hastalarda karotis arter işlemleri ve akut inme geçiren hastalarda uyguladığımız mekanik trombektomi işlemleri aktif olarak devam etmektedir.
• Pulmoner Hipertansiyon: Ünitemizde PAH ekibi (göğüs hastalıkları ve romatoloji birimleri) ile beraber pulmoner hipertansiyon ayırıcı tanısı ve tedavisi yapılabilmektedir.
GELECEK VİZYONUMUZ
Ülkemizde önde gelen Kardiyoloji klinikleri arasında yer almaktır. Bu amaçla hedefimiz, alanımızda yapılması gere- ken tüm girişimsel ve girişimsel olmayan tedavi seçenek- lerini etkin bir şekilde uygulamak, bilimsel değeri yüksek çalışmalarla Kardiyoloji literatürüne katkıda bulunmak ve kalp sağlığına yönelik koruyucu sağlık hizmetlerini de devam ettirmektir.
KLİNİĞİMİZDE AYAKTAN VE
YATAN HASTALARA HİZMET VEREN BİRİMLER
• Kardiyoloji polikliniği
• Ekokardiyografi laboratuvarları
• Eforlu EKG
• Holter EKG
• Tansiyon holteri
• Tilt testi
• Koroner anjiyografi laboratuvarı
KLİNİĞİMİZDE VERİLEN HİZMETLER 1. Poliklinik hizmetleri
2. Koroner arter hastalığının tanı ve tedavisine yönelik;
• Eforlu EKG
• Ekokardiyografi
• Stres ekokardiyografisi
• Koroner anjiyografi
• Koroner artere balon ve stent uygulamaları (daralmış veya tıkanmış damarın açılması)
3. Kalp kapak hastalıklarının tanı ve tedavisine yönelik
• Renkli Doppler Ekokardiyografi (Gerçek zamanlı renkli üçboyutlu),
• Transözafagiyal ekokardiyografi (Yemek borusundan kalbin incelenmesi)
• Daralmış mitral ve pulmoner kapakların balonla geniş- letilmesi
4. Ritim bozukluklarının tanı ve tedavisine yönelik;
• Eforlu EKG
• Holter EKG
• Tilt testi
• Elektrofizyolojik çalışma
• Radyofrekans kateter ablasyon (Radyo-dalga enerjisiyle ritim bozukluğu tedavisi)
• Kalıcı kalp pili takılması (İki odacık ve üç odacıklı)
• İmplate-edilebilir kardiyoverter defibrilatör (ICD, Yaşa- mı tehdit eden ritim bozukluklarında şok verip yaşam kurtaran şok cihazı) takılması
5. Bazı kalp yetersizliği hastalarına üç odacıklı kalp pili takılması
6. Doğumsal kalp hastalıklarının (Kalpte delik vb.) tanı ve tedavisine yönelik;
• Üç boyutlu renkli transtorasik ve transözafagiyal eko- kardiyografi
• Kalp kateterizasyonu
• ASD, PDA gibi kalp deliklerinin ameliyatsız özel cihaz- larla kapatılması
7. Periferik damar hastalıklarına yönelik;
• Karotis, kol, bacak ve böbrek damarlarına balon ve stent uygulamaları
Şurup Sağlık Aktüel Dergi 15
PERON Poliklinikler TEL
KBB 9188
Anestezi 9157
Ağrı Merkezi 9157
Genetik 9188
Dâhiliye 9189-9198
Kadın Doğum 9190-9183 Genel Cerrahi 9191 Çocuk Cerrahisi 9191 Plastik Cerrahi 9182 Göğüs Cerrahisi 9182 Ağız Yüz Çene Cerrahisi 9182
Üroloji 9192
Ortopedi 9177
Spor Hekimliği 9177 Aile Hekimliği 9192
Nöroloji 9176
FTR 9193
Göz Hastalıkları 9194 Beyin Cerrahisi 9175 Çocuk Hastalıkları 9195-9174
Dermatoloji 9196
Enfeksiyon Hastalıkları 9173 Göğüs Hastalıkları 9197 Çocuk Psikiyatrisi 9197
Psikiyatri 9172
Psikolog 9138
Kalp Damar Cerrahisi 9147
Kardiyoloji 9147
Acil Hasta Kabul 2712 Adli Tıp Anabilim Dalı 2892 Akademik Büro 9181 Başhekim Sekreterliği 2176 Diyetisyen 2625 - 9165 Girişimsel Radyoloji 2050 Hasta İletişim 9199-9170-9164
Radyoloji 2865
MR 2009
Müdür Sekreterliği 9160 - 2998
Nükleer Tıp 2856
Onkoloji Kliniği 2947 Poliklinik Danışma 9156 Radyasyon Onkolojisi 9543 Hastane Dışından Aramalarda Telefon Numaralarının Başına 211 Ekleyiniz.
SANTRAL: 0 246 211 20 00
1 2
8 3
4
5
6 7
9
10
11
SDÜ HASTANESİ ÖNEMLİ NUMARALAR
HABERLER >>
Normalleşme Sürecinde
Dikkat Edilmesi Gerekenler
Üniversitemiz Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr.
Gülruhsar Yılmaz, normalleşme sürecinde kalabalık ortamların
oluşmasına izin verilmemesi gerektiğini vurgulayarak “maske
kullanımı”, “sosyal mesafe”, “temizlik” konusuna dikkati çekti.
“Maske”, “sosyal mesafe”, “temizlik”
Prof. Dr. Yılmaz, “Toplumun önemli bir kısmı hastalığı geçirene ya da aşı bulunup bağışıklık kazanana dek “mas- ke”,” sosyal mesafe”, “el hijyeni”, “kalabalık ortamlardan uzak durmak” hayatımızın bir parçası olacak. Eldiven kullanımı, insana yalancı bir güven hissi veriyor. Eldiven giyen bireyler her yere rahatça dokunabiliyor. Bu yüzden esas olan eldiven kullanımı değil sık sık el hijyeni uygu- laması yapmak. Mümkünse yanımızda el dezenfektanı taşımalıyız. Toplu taşım araçlarını kullandıktan, paraya, asansör düğmeleri vb. yerlere dokunduktan sonra ellerin dezenfekte edilmesi çok önemli. Elimizle göze, ağza, buruna dokunmamak bulaşmayı büyük ölçüde engeller.
Maskeler maalesef uygun şekilde kullanılmıyor. Çene altında duran ya da sadece ağzı kapatan şekilde maske kullananlar var. Maske bu şekilde kullanılırsa virüsten ko- runmak mümkün değil. Ağız ve burunu kapatacak şekilde kullanılmalı.”
Normal hayata dönmeye çalışırken çocukları sürece nasıl dahil edeceğiz?
Çocuk eğitiminin ve alışkanlık edinmelerinin aslında erişkin eğitiminden çok daha kolay olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Yılmaz, “Çocuklara el hijyenini hangi durumlarda ve nasıl yapmaları gerektiği anlatılmalı. Uygun yaştaki çocuklarda maske kullanımı sağlanmalı. Alınacak önlem- ler erişkinlerdekilerle aynı ancak bunları belli yaştaki çocuklar uygulayabilir. Örneğin çocuklarda sosyal mesafe kuralını uygulamak güç. Yine de bu konuda da çaba göste- rilmeli.” dedi.
Kısıtlamalar sona eriyor
Çeşitli düzenlemeler ile birlikte kademeli serbestlik oluşturulduğunu söyleyen Prof. Dr. Yılmaz, “Adım adım AVM’lerin açılması, seyahat kısıtlamalarının kaldırılması bunu bir örneği. Kreş ve bakımevleri konusunda da dü- zenlemeler yapılacaktır. Genel anlamda temizlik ve hijyen kurallarına sıkı bir şekilde uyulması gerektiği söylenebilir.
Bu yeni dönemin yeni normal şartlarına uyum sağla- mamız gerekiyor artık seyahatler ve tatiller eskisi gibi olmayacak.” diye konuştu.
Toplumun önemli bir kısmı hastalığı geçirene ya da aşı bulunup bağışıklık kazanana dek “maske”,” sosyal mesafe”,
“el hijyeni”, “kalabalık ortamlardan uzak durmak” hayatımızın bir parçası olacak.
Eldiven kullanımı, insana yalancı bir güven hissi veriyor. Eldiven giyen bireyler her yere rahatça dokunabiliyor. Bu yüzden esas olan eldiven kullanımı değil sık sık el hijyeni uygulaması yapmak. Mümkünse yanımızda el dezenfektanı taşımalıyız.
Toplu taşım araçlarını kullandıktan, paraya, asansör düğmeleri vb. yerlere dokunduktan sonra ellerin dezenfekte edilmesi çok önemli.
Şurup Sağlık Aktüel Dergi 17
HABERLER >>
Laboratuvar, Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi olarak ilan edilen Yeni Tip Koronavirüs (COVID-19) hastalığının bölgemizde de hızlı ve doğru bir şekilde tespit edilebilmesini sağlıyor.
Hastane poliklinik binasında bulunan laboratuvarda; öğretim üyeleri, araştır- ma görevlileri ve teknisyenler 24 saat kesintisiz hizmet veriyor. SDÜ COVID-19 Tanı Laboratuvarına gönderilen COVID-19 hastalığına ait klinik örneklerin üzerinde çalışılıyor ve en kısa süre içerisinde sonuç- lar ilgili birimlere bildiriliyor. Moleküler tanı testi uygulanarak bölgemizde virüsün yayılımının önlenmesi ve kontrol altına alınmasında büyük katkılar sağlanıyor.
Moleküler Tanı Laboratuvarı, 2000’li yıl- lardan bu yana PCR (polymerase chain re- action) cihazı ile çeşitli hastalıkların (HBV, HCV, HIV, HPV, CMV vs) tanısını yaparak bölgemizde hizmet veren tek laboratuvar olma özelliğini de taşıyor.
Konu ile ilgili açıklama yapan SDÜ Hastane- si Başhekimi Prof. Dr. Rasih Yazkan, “SDÜ hastanesi bu dinamik pandemi sürecini yine olması gerektiği gibi çok dinamik bir şekilde yürütmüştür. Öncelikle kendi bün- yesinde yatan hastaların tanı ve tedavisini başarıyla yürütmüştür. Ayrıca Kredi Yurtlar Kurumundaki misafirlerimizin tarama, teşhis ve tedavi sürecinde hekim ve yar- dımcı sağlık personeli, Şehit Yunus Emre
SDÜ Hastanesinde
“Covid-19
Tanı Laboratuvarı”
Süleyman Demirel Üniversitesi Araştırma Uygulama Hastanesi Tıbbi Mikrobiyoloji
Anabilim Dalına ait Moleküler Tanı Laboratuvarı, Sağlık Bakanlığı tarafından COVID-19
Tanı Laboratuvarı olarak yetkilendirildi.
Hastanesindeki hastalarımızın tanı ve tedavi sürecinde hekim desteği, yine Isparta ili Hıfzıssıhha Laboratuvarı kuruluş ve işleyişine Laboratuvar Teknisyeni ve SDÜ bünyesinden PCR cihazı (Covid-19 tanı cihazı) desteğin- de bulunmuştur. Laboratuvarımızın COVİD-19 tanı laboratuvarı olarak yetkilendirilmesi ile de gerek ilimize gerek bölgemize her zaman oldu- ğu gibi yine tam teşekküllü olarak hizmet vermeye devam edecektir.
Sonuç itibariyle, SDÜ Hastanesi çeyrek asırlık tecrübesini bu kritik dönemde de uygulamaları ve destekleri ile en iyi şekilde göstermiştir.” dedi.
Şurup Sağlık Aktüel Dergi 19
HABERLER >>
SDÜ Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğre- tim Üyesi Doç.Dr. Mehmet Zafer Sabun- cuoğlu, hastanın durumunun gayet iyi olduğunu ve 2 gün sonra taburcu ettik- lerini ifade ederek, “Bu tür operasyonlar ül- kemizde de dünyada da sayılı merkezlerde yapılmakta. Bizler SDÜ Genel Cerrahi klini- ği olarak tiroid cerrahisinde Türkiye’deki en tecrübeli kliniklerden biriyiz. Bu vaka- mızda hastamızın iz kalmaması yönünde isteği vardı. Gerekli tetkikler yapıldıktan sonra ameliyatı endoskopik olarak yap- maya karar verdik. Ağzın içinden girilerek yaptığımız operasyon ülkede sayılı merkez- lerde yapılmakta ve SDÜ Genel Cerrahi kliniği olarak bu tür ameliyatları başarı ile gerçekleştirmekteyiz” dedi.
SDÜ Araştırma ve Uygulama Hastanesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı’ndan Dr.
Öğretim Üyesi İsmail Zihni, “Bu operasyo- nun açık ameliyattan hiçbir farkı yok, en büyük avantajı, hastanın ameliyat olmamış gibi olması. Açık ameliyata göre en önemli özelliği iz olmaması. Hastaya bakıldığında dışarıdan hiç ameliyat olmamış gibi görü- nüyor” diye konuştu.
Yaşadığı rahatsızlıktan dolayı öncesinde birkaç merkeze giden 23 yaşındaki Altınok, polis olmak istediğini ve bunun için müla- katlardan elenmemek adına izsiz ameliyat olmak istediğini belirtti. Araştırmaları sonucunda SDÜ Araştırma ve Uygulama Hastanesi Genel Cerrahi Kliniğinde söz konusu ameliyatın başarı ile yapıldığını öğrendiğini ifade eden Zeynep Altınok,
“Doktorlarımıza polis olmak istediğimi bu yüzden ameliyat izi kalmasını istemediği- mi söyledim. Gerekli tetkik ve kontrollerim yapıldıktan sonra hocalarımız sağ olsunlar kapalı ameliyat olabileceğimi söylediler.
Buraya geldiğim ilk andan itibaren benimle çok ilgilendiler. Sonrasında ameliyat ol- dum, benim için iz kalmaması çok önemli idi. Ameliyat sonrasında da hiç ağrım ya da her hangi bir rahatsızlığım olmadı. Bu ve- sile ile ameliyatımı gerçekleştiren hocala- rıma ve tüm ekibe çok teşekkür ediyorum.
Hepsi ilk günden bu yana hep yanımda oldular. Bu tür rahatsızlığı olanlara SDÜ Hastanesini kesinlikle tavsiye ediyorum”
dedi.
İzsiz tiroid ameliyatları
SDÜ Hastanesinde başarı ile gerçekleştiriliyor
Süleyman Demirel Üniversitesi Hastanesi Genel Cerrahi Polikliniğine gelen 23
yaşındaki Zeynep Altınok, ağızdan uygulanan Transoral Endoskopik Total Tiroidektomi (TOETVA), izsiz tiroid ameliyatı yapıldı. Ülkemizde ve dünyada sınırlı sayıdaki
merkezlerde yapılan uygulama ile hasta, hem kısa sürede normal hayatına geri döndü
hem de ameliyat izi kalmadı.
SDÜ Hastanesi’nden Bir İlk, Bir Hastaya Biyolojik Dikişsiz Aort Kapağı Takıldı
Konuyla ilgili açıklama yapan SDÜ Araş- tırma ve Uygulama Hastanesi Kalp-Damar Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof.Dr.
Erdoğan İbrişim, nefes darlığı ve çabuk yorulma şikayetleri ile gelen hastanın da- marında ileri derecede darlık olması nede- niyle biyolojik dikişsiz aort kapağı takılması karar verdiklerini ifade ederek şu bilgileri aktardı, “Nefes darlığı, çabuk yorulma ve bayılma şikayetleri olan, ileri derece aort damar (ana damar) tıkanıklığı olan hastaya biyolojik dikişsiz aort kapağı takıldı. Aort kapağı kalpten çıkan aort ana damarı ile kalp arasında kanın geçişini düzenleyen en önemli kapaklardan biridir. Çeşitli neden- lerle daraldığında hastanın hayati organla- rına giden kan miktarı azalarak hastalarda ciddi sıkıntılar oluşturabilmektedir. İşlevini yitiren aort kapak açık kalp cerrahisinde normal hastalarda mekanik aort kapak ile değiştirilir ve hasta ömür boyu kan sulandı- rıcı kullanımı ile takip edilir.
Nefes darlığı ve çabuk yorulma şikayetleri ile başvuran hastamıza kardiyoloji ekibi ile gerekli incelemeler yapıldı ve aort kapa- ğında darlık olduğu gözlendi. İleri incel- meler sonucunda ana damarında da ileri derecede darlık olması nedeniyle biyolojik dikişsiz aort kapağı takılması kararı verildi.
Hastanın aort kapağındaki kireçleme özenle temizlendikten sonra uygun boyuttaki dikişsiz aort kapağı hastanın kalbine yerleş- tirildi. Ameliyat süresi kısa olan hastamızın yatış süresi de kısaldı ve sağlıklı bir şekilde taburcu edildi. Bu kapağın takılmasındaki amaç normal kan akımını sağlayabilmek, kalbin normal fonksiyonlarını koruması- nı sağlamak ve hastanın kan sulandırıcı gereksinimini azaltmak ve ameliyat süresini azaltmaktı. İleri derecede darlık oluştu- ran aort kapak ameliyatlarında aortik kök genişletme operasyonları yapmaktayız. Kök genişletme ameliyatları teknik olarak zor ve uzun süren ameliyatlardır. Koroner arter hastalığı veya başka bir kalp kapağı operas- yonu geçirecek hastalarda aynı zamanda aort kapak ameliyatı geçirecek ise dikişsiz
aort kapak kullanımı ameliyat süresini kısaltarak fayda sağlamaktadır. Ayrıca kalp kasılma sorunu (kötü ventrikül fonksiyonu) olan hastalarda bu teknik ile üstün başarı sağlanmaktadır.
Üçüncü basamak hastanelerde uygulana- bilen özel, fakat kolay bir tekniği olan bu yöntem ek hastalığı olan ve ileri yaştaki uygun hasta profilinde ameliyat süresini kısalttığı için faydalı olmaktadır. Üniversi- temiz hastanemizde biz bu ameliyatı başarı ile gerçekleştirmekteyiz.”
Başarılı bir ameliyatla sağlığına kavuşan Ayşe Serttaş ise, hastaneye geldiği andan taburcu anına kadar tüm çalışanlardan memnuniyet duyduğunu ifade ederek,
“Sağolsun hocalarımıza, hemşirelerimi- ze ameliyatımı gerçekleştiren tüm ekibe teşekkür ediyorum. Onların tedavilerinin yanı sıra güler yüzleri de bizlere moral oldu.
Sizlerin bu başarılı çalışmalarınız ve güler yüzünüz olduktan sonra bizim sırtımız yere gelmez. Allah devletimize zeval vermesin Allah hepinizden razı olsun” dedi.
İleri derecede aort damar tıkanıklığı olan 58 yaşındaki hasta, SDÜ Araştırma ve Uygulama Hastanesi Kalp-Damar Cerrahisi bölümünde yapılan başarılı bir operasyonla sağlığına kavuştu. Ülke genelinde sayılı merkezlerde yapılan, Isparta ve hastanemizde de ilk kez uygulanan yöntemle, hastaya biyolojik dikişsiz aort kapağı takıldı. Uygulanan yöntemle hem ameliyat süresi kısaldı hem de hasta daha kısa sürede taburcu oldu.
Şurup Sağlık Aktüel Dergi 21
HABERLER >>
Sağlık Bakanlığınca pandemi döneminde başlatılan eylem planı kapsamında İl Sağlık Müdürlüğü ve üniversitemiz Yenilikçi Tek- nolojiler Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdür Yardımcısı, Biyomühendislik Birimi Laboratuvarları Direktörü ve Eczacılık Fakültesi Biyokimya Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Yalçın Erzurumlu önderliğinde Isparta ilimizde oluşturulan laboratuvar- da bugüne kadar onlarca kişi teste tabi tutuldu.
Sağlık Bakanlığımız tarafından birçok ilde COVID-19’un moleküler tanısına yönelik laboratuvarların kurulumu konusunda adımlar atıldığını belirten Dr. Erzurumlu, bu adımlar çerçevesinde üniversitemizin
de pandeminin ilk döneminden bu yana ge- rekli çalışmaları başlatarak önemli katkılar sunduğuna dikkati çekti.
İlimizde Covid-19 Moleküler Tanı Laboratuvarı Kuruldu
Dr. Erzurumlu, “Sağlık Bakanlığınca yayınlanan pandemi dönemi ilk verilerine göre Isparta ilimiz, nüfusa oranla COVID-19 vakası görülen iller arasında ilk 10’un içerisindeydi. Yaptığımız araştırmalar neticesinde COVID-19 moleküler tanısı ya- pabilecek bir laboratuvarın ilimizde henüz kurulmadığı belirlenmişti. Bunun üzerine gerekli görüşmelere başlandı. Bu kapsamda YETEM’e bağlı Biyomühendislik Biriminde yer alan gerçek zamanlı PCR (Real-time PCR) cihazının bu analizleri sürdürmek için yeterli teknik özelliklere sahip olduğu belirlendi. İl Sağlık Müdürlüğü ile yürü- tülen koordineli toplantılar neticesinde ilimizde Halk Sağlığı Laboratuvarı bünye- sinde kurulabilecek COVID-19 moleküler tanı laboratuvarı için ilk adımlar atıldı.
Bu kapsamda belirlediğimiz ekipman ve teknik donanımlar İl Sağlık Müdürlüğümüz tarafından hızlıca temin edildi.” dedi.
Dr. Erzurumlu sözlerine şöyle devam etti:
“Yapılanma sürecinde öncelikli olarak benim sorumluluğunda Gerçek zamanlı PCR cihazı üniversitemizden laboratuvara transfer edilip kurulumu gerçekleştirilerek optimizasyon çalışmaları sürdürüldü. Tüm bu işlemler hızla tamamlanarak ön dene- melerimizden optimum sonuçların elde edilebilmesi sonrasında COVID-19 ile müca- dele kapsamında biz de yerimizi aldık.”
7 Gün 24 Saat Bölgeye Hizmet Verildi Sağlık hizmeti açısından önemli katkılar sunan laboratuvarın hazırlanma süreci hakkında bilgi veren Dr. Erzurumlu, şunları kaydetti: “Ülkeye hizmet noktasında sınırlı
SDÜ’den Pandemi
Döneminde Büyük Hizmet
Sağlık Bakanlığınca yeni tip koronavirüs moleküler tanı testlerini yapmak için yetkilendirilen
merkezlerden Isparta İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Laboratuvarı, bölgemizde salgının yayılmasının
önlenmesine katkıda bulunuyor.
bir ekip olarak başladığımız bu yolda zamanla eki- bimizi genişlettik. Pandeminin ilk dönemlerinden bu yana başta Isparta olmak üzere çevre illerden yoğun miktarda örnek akışının olduğu bu süreçte 7 gün 24 saat ekibimiz laboratuvarda çalışmalarını büyük bir özveri ile sürdürdü ve sürdürmeye de devam etmektedir.”
Tüm Çalışmalar Akademik Bir Vizyon İle Sürdürüldü Dr. Erzurumlu, “COVID-19 moleküler tanısında kullandığımız yöntem hastalardan alınan örnekler- den virüs nükleik asidinin izole edilerek çoğaltıl- ması ve sonrasında tespit edilmesi prensibine göre çalışmaktadır. Bu yöntem konusunda laboratuvarı- mızda çalışan istisnasız tüm personelin eğitimleri bizzat tarafımdan verilmiş olup süreçleri takip edil- miştir. Elde ettiğimiz moleküler tanı sonuçlarının kontrol edilmesi, deneysel yöntemde karşılaşılan teknik problemlerin giderilmesi, sonuçların doğru perspektifte yorumlanması ve ekibimize katılan yeni personelin eğitimlerinin verilmesi gibi konu- larda halen çalışmalarımı sürdürmekteyim. Elbette ki artık bir aile olduğumuz bu laboratuvardaki ekip arkadaşlarım ile laboratuvar çalışmalarının bütün aşamalarında 7 gün 24 saat süre pandemi- nin ilk gününden itibaren bende yer almaktayım.
COVID-19 ile mücadele kapsamında sağlanan en
büyük katkılardan birisi de çevre illerde COVID-19 moleküler tanısında çalışacak personelin labora- tuvarımıza gelerek moleküler tanı konusundaki eğitimleri tam zamanlı olarak rehberliğinde ve danışmanlığımda sağlanması olmuştur.” diye konuştu.
Salgınla Mücadelede Önemli Bir Rol Üstlendik Salgınla mücadelede çevre illere de önemli des- tekler verildiğini söyleyen Dr. Erzurumlu şunları kaydetti: “İnsan hayatını doğrudan tehdit eden virüs ile mücadelede aralıksız ve hızlı şekilde çalış- mamız; analizleri büyük bir hassasiyetle sürdürme- miz önem arz ediyor. Bu doğrultuda ekibimizde yer alan her bir personel büyük bir özveri ile çalışmala- rını sürdürmektedir. Laboratuvarımız Isparta ilimiz ile birlikte çevre illerden gelen hasta numuneleri üzerinde de çalışmalarını sürdürerek bölgesel düzeyde önemli katkılar sunmaktadır.”
Dr. Erzurumlu konuşmasını “Ülkemizin ihtiyacı olduğu zaman biz akademisyenler olarak sahaya inmeli, taşın altına elimizi koyabilmeliyiz. SDÜ’lü bir bilim insanı olarak bu mücadelede yer alarak Isparta’ya, bölgemize ve ülkemize hizmet vermek beni son derece gururlandırmıştır” diyerek nokta- ladı.
Şurup Sağlık Aktüel Dergi 23
Çocukların yetişkinlerin gündemlerini anlamayacağı kanısının yanlış olduğu- nu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Usta şöyle konuştu: “Bu durum bir yanıyla yanlış bir yanıyla doğrudur. Doğrudur. Çünkü çocuk- lar yetişkinlerin etkilendiği gündemleri, özellikle covid-19 gibi soyut bir konuyu tam olarak anlayamazlar. Yanlıştır. Çünkü ebeveynlerinin hislerini ve tepkilerini, medyada karşılaştıkları haberleri, rutinle- rinin bozulmasını, almaları gereken hijyen önlemlerini ve okula gidememe, dışarı çıkamama gibi değişimleri de oldukça iyi anlarlar. İşte konuyu bu kadar önemli ya- pan da bu kavrayıştır. Dolayısıyla çocuklar bu dönemde yetişkin yardımına ihtiyaç duyarlar.”
Çocuklarda kaygı bozukluğu ortaya çıkabilir Okul öncesi çocukların şimdi olmasa bile ileriki yıllarda çeşitli problemler yaşa-
yabileceğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Semiha Yüksek Usta, çocukların “sağlık ve hijyen konusundaki obsesyonlar”, “sosyal izolasyon sebebiyle insanlardan uzaklaşma ve sosyal ilişkilerden kaçınma”, “evden uzun dönem çıkamamanın getirdiği sosyal kaygı”, “ebeveyne veya kendisine bir şey olacağı düşüncesiyle ayrılık anksiyetesi”,
“okuldan uzak kalma dolayısı ile okul fobi- si, korkuları nedeniyle alt ıslatma”, “tırnak yeme” gibi birçok ciddi davranış bozukluk- larını tetikleyecek kaygılar yaşayabileceğini belirtti.
Ebeveynler neler yapmalı?
Dr. Öğr. Üyesi Semiha Yüksek Usta ebeveynlere konuya ilişkin şu önerilerde bulundu:
“Sakin ve yalın bir dille çocuğa toplumda bulaşması muhtemel bir hastalığın olduğu
HABERLER >>
Okul Öncesi Dönem
Çocukları Covid-19’dan Nasıl Etkileniyor?
Süleyman Demirel Üniversitesi Okul Öncesi Eğitimi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Semiha Yüksek Usta, okul öncesi döneminde çocukların salgın dönemini en
hasarsız şekilde atlatabilmeleri için yetişkin desteğine ihtiyaç duyduklarını
söyledi. Bu dönemde yetişkin desteği olmadan okul öncesi çocukların yeterince
doğru anlamlandırmalar yapamayacaklarının altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Usta,
çocukların başta hırçınlık, endişe, huzursuzluk olmak üzere birçok duygusal
problem yaşayabileceğinin altını çizdi.
ve bu nedenle bazı önlemler alınması gerektiği anlatılarak endişenin önüne geçilebilir. Burada dikkat edilecek nokta, korku veya endişe ya da tam tersi hafife alma gibi duyguların yansıtılmamasıdır. Bazı çocuklar ko- nuyla ve duyguları ile ilgili konuşmak istemezken bazıları tekrar tekrar konuşmak ve iyice güven duymak isterler. Çocuğun kendisi konuşmak istemediğinde ısrarla anlatılmaya çalışılmamalı, kendi soruları beklen- melidir. Sürekli olarak soran çocuğa da detaylandırıp senaryolaştırmadan basitçe anlatılmalı ve sonra çocuğun dikkati oyun ve etkinliklerle başka yöne çekilmelidir. Böylece konuya çok fazla takılıp kalması engellenmiş olur.
Önlemler anlatılırken sebeplerini de anlatmak yararlı olacaktır. Örne- ğin, elleri sabun ve su ile 20 saniye
boyunca yıkamanın ellerde yaşamaya çalışan virüslerin temizlenmesi için olduğunu, hasta olduğunu bilmeyen bazı insanların hapşırık ve öksürük- leri ile karşısındaki insana virüsün geçme ihtimalinden dolayı maske takıldığı anlatılabilir. Burada dikkat edilecek nokta ise, hasta insanların, yaşlıların veya herhangi bir yaş ya da meslek grubunun daha fazla virüs taşıyacağı gibi ötekileştirme ve ay- rımcılık ifadelerinden kaçınılmasıdır.
Erken çocukluk döneminde çocuklar oyun, hikayeler ve etkinlikler yoluyla daha iyi kavrarlar. Bu yaş grubu için uygun olan sağlık ve mikrop konula- rında oyunlar, etkinlik ve hikayeler vardır. Bir eğitim kurumuna devam eden çocuklar için okul öncesi öğret- menlerinden destek isteyerek gelişim düzeylerine uygun, önerecekleri
etkinlik ve hikayelerden yararlanıla- bilir. Çocukların yetişkin içeriklerine maruz kalmamasına da azami dikkat gösterilmelidir. Ebeveyn olarak çocukların yanlarında bu konu ile ilgili olumsuz düşünceler ve endişeler paylaşılmamaya özen gösterilmelidir.
Çocuklarla hikayeler okuma, resim yapma, oyun oynama gibi aktivitelere zaman ayırabilir ve onlarda oluşması mümkün teknoloji düşkünlüğünün önüne geçilebilir.
Şurup Sağlık Aktüel Dergi 25
Üniversitemiz İktisadi İdari Bilimler Fa- kültesi İşletme Bölümü Öğretim Üyesi Prof.
Dr. Mustafa Zihni Tunca ile dijital yaşamın dünü, bugünü ve yarınına ilişkin konuştuk.
Prof. Dr. Tunca, dijitalleşen dünya, yeni dönemde bizleri neler beklediğine dair şu bilgileri verdi.
2020 ‘Dijital Çağ’ın Resmen İlan Edildiği Önemli Bir Yıl Olarak Tarih Kitaplarına Geçebilir
Yeni Normallerle Dijital Çağ Resmen Başladı
Gelişen teknoloji ve dijitalleşen dünya, her geçen gün internet kullanım oranını artırıyor. 7’den 70’e her yaş aralığının hayatının bir parçası haline gelen internet ve sosyal medya kullanımı tüm dünyayı etkisi altına alan pandemi döneminde daha da ön plana çıktı.
Bu süreçte haberleşmeden eğitime, sosyo-kültürel etkinliklerden dijital toplantılara, spordan konsere pek çok alanda yürütülen faaliyetler dijital ortamda yapıldı.
HABERLER >>
Medeniyetler tarihinde bazı dönemler yeni bir çağın baş- langıç noktası olarak kabul edilir. Bu açıdan baktığımızda, 2020’nin de ‘Dijital Çağ’ın resmen ilan edildiği önemli bir yıl olarak tarih kitaplarına geçeceğini söyleyebiliriz. Son 20 yıl içerisinde üçüncü nesil İnternet (3G), tablet ve akıllı telefonların yaygın olarak kullanmaya başlanması ve buna bağlı olarak da sosyal ağların hızlı bir şekilde hayatımızın bir parçası olmayı başarması sayesinde ister istemez diji- tal yaşama ilk adımımızı atmıştık. Uzaktan eğitim, elekt- ronik bankacılık ve özellikle de e-ticaretin beklenilenden çok hızlı bir şekilde yaygınlaşması, mobil oyunlara olan ilginin her geçen gün artması ve tüm bunların sonucun- da teknoloji bağımlılığı gibi yeni rahatsızlıkların ortaya çıkmaya başlamış olması geri dönülemez bir şekilde dijital bir çağa girdiğimizin en önemli göstergeleriydi.
Covid-19 İle Cafe Sohbetleri Ve Akraba Ziyaretleri Sosyal Ağlara Taşınmaya Başladı
İlk kez 2019 yılında Çin’de ortaya çıkan ve küresel bir pan- demiye dönüşmesi 2020’nin ilk aylarını bulan Covid-19 salgını, üç ay gibi kısa bir süre içerisinde sadece ülkelerin ekonomilerini ve sağlık sistemlerini değil, bireysel ve top- lumsal anlamda tüm yaşantıyı da ciddi anlamda etkiledi.
Gönüllü ya da zorunlu olarak uzun süre evlerinde kendi- lerini karantinaya alan milyonlarca birey bu sürece bek- lenilenden çabuk bir şekilde uyum sağladı. Ofisler ve okul
sıraları evlerimizin bir köşesindeki masalara; restoranlar ve fırınlar mutfağa; mağazalar ve AVM’ler mobil uygu- lamalara; cafe sohbetleri ve akraba ziyaretleri ise sosyal ağlara ve toplantı uygulamalarına taşınmaya başladı.
Önümüzdeki Günlerde Dijital Paraya Geçiş Aşamasında Ciddi Bir Direniş Yaşanması Beklenmiyor
Salgının ciddiyetinin farkına varan insanların dış dünya ile irtibatı en aza indirmesi dijital çağa geçişi kolaylaş- tırdı. Bunun sonucunda sadece iletişim için sosyal ağlara olan ilgiyi değil, alışverişler açısından da e-ticaret’e olan
ilgi arttı. Bu noktada dikkat çeken bir diğer unsur, hijyen konusundaki endişelerin nakit kullanımını da sınırlandır- ması sebebiyle önümüzdeki günlerde dijital paraya geçiş aşamasında ciddi bir direniş yaşanmasının beklenme- mesidir. Bu süre zarfından televizyon, gazete ve sosyal ağlarda farklı disiplinlerden uzmanların sürekli olarak tekrarladıkları “Yeni bir döneme giriyoruz”, “Hayatımı- zın yeni normallerine alışmalıyız” ve “Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” gibi öngörü ve uyarılar yeni bir döneme geçiş sürecinde olduğumuz hususunda insanları motive etmekle kalmamış, sürecin en hızlı şekilde atlatılabilmesi açısından uyum ve işbirliğinin önemini belleklere işlemeyi başarmıştır.
Hayatımızdaki Yeni Normallerin Sadece “Sosyal Mesafe”
Ve “Maske Takmak” Gibi Koruyucu Tedbirler İle Sınırlı Olmadığı Açık
Covid-19 ile savaşın ikinci aşamasını oluşturan yeni dö- nemde hayatımızdaki yeni normallerin sadece “sosyal me- safe” ve “maske takmak” gibi koruyucu tedbirler ile sınırlı olmadığı açık. Uzmanların büyük bir kısmı tarafından en kötü tahminlere göre bile 18-24 ay gibi bir süre içerisinde aşı ve ilaç gibi çalışmaların sonuç vereceği öngörülürken, hayatımızdaki yeni normaller sadece hijyen ve temasa yönelik önlemler ile sınırlı kalmayacağı, küresel ölçekte yaşanabilecek benzer krizleri önleyici ve bu krizlere karşı iş birliği ve hareket kabiliyetini arttırıcı çabalar olarak karşımıza çıkacağı düşünülmelidir. Bu çabaların başında ise dijital çağa geçişi hızlandırıcı tedbirler gelmektedir.
Yeni Normaller Esasen Dijital Çağın Resmi Olarak İlanıdır Yeni normaller esasen dijital çağın resmi olarak ilanıdır.
Önümüzdeki süreçte yeni bir salgına karşı eğitime ara vermeden devam edebilmek için uzaktan eğitim altyapısı- nın mevcut sisteme daha yoğun bir şekilde entegre edildi- ğini göreceğiz. Bankacılık gibi temas gerektirmeyen ticari süreçlerde elektronik kanallar ön plana çıkacak. Özellikle pandemi sürecinde suni olarak artan talebin karşılan- ması ve karaborsacılığın önüne geçilebilmesi açısından perakende sektöründe tedarik zincirinin ne kadar önemli olduğunun farkına varılması sebebiyle tedarik süreçlerin- de dijitalleşmenin daha da önem kazanacağını göreceğiz.
Karaborsa ve diğer fırsatçıların önüne geçilebilmesi için devletin denetleme ile ilgili süreçlerde dijital altyapısını güçlendirdiğini de göreceğiz. Sağlık hizmetleri açısından ise salgın ve diğer hastalıkların takibi, tedavisi ve önleyici hizmetlerin önemli bir kısmı tamamen dijitalleşmiş olacak. Kamu hizmetlerinin tamamına yakını e-devlet platformuna entegre edilerek bireylerin ve kuruluşların kamu dairelerine gitme ihtiyacının sıfırlanacağına şahit olacağız. Milli yazılım ve donanımın öneminin farkına varılmış olması sebebiyle sadece yazılım ve donanım pro- jelerine değil, yetişmiş eleman ihtiyacının da karşılanması amacıyla anaokulundan itibaren kodlama gibi derslerin müfredatta yerini aldığını göreceğiz.