• Sonuç bulunamadı

l{onjenital Koroner Arteriovenöz Fistüllerin

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "l{onjenital Koroner Arteriovenöz Fistüllerin "

Copied!
6
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

1

w~ Kardiyol Dem Arş 2001; 2Y: 571-576

l{onjenital Koroner Arteriovenöz Fistüllerin

J(apatılmasında Transkateter Yaklaşım

ooç._ Dr.

Ümralı

AYDOGAN, Op. Dr. Türka n T ANSEL ELMACI * .

i.O.Istanhul

Tıp

Faküllesi Çocuk Kardiyolojisi BD

ve *Kalp-Damar Cerrahisi AD, Isilinbul

öZET

Mart 1994 - Ocak 2001 /arihleri

arasmda koııjenital

ko-

roner

arteriovcnjjz fistüt

ıamsı konmuş, yw;ları 7 ay ile

/}.O

yıl

( ortanca:

5.3) arasında deği:jen beş

hastada trans/.:atetcr .f/srül

oklüzyon u işlemi uygulandi.

811 hasta- lardan hirine daha iince cerrahi

olarak jestiii

liKasyonu

'

11

yg11lannıq ancak rekanalize olmuş11ı.

Dih·r hastada fis- 1/ille

ilişkisi

olan koroner arierde

artnuş de/~iyc bağlı

ola- rak /g/irgin dilala

syon söz konusuydıı

ve lm hasw/ardan biri11de koroner arterfistiil öm:l!Sinde

anevriınıalik

bir kc-

st o/uşturmuştu. Oklüzyon işlemi yapılmak

üzere iki hasta

~irer

kez; iki lw.1·ta

ikişer

kez; son

hasta üç

kez

kaleter

fa-

buratuamıa almdı. işlem .vırasında

iki

hcıstada

serhestic- m e kontrollu halon,

diğerlerinde serhestleme

kontrollü

·roif"ler kullanıldı. İşlemden .wnra dört hastada Jistülde

tunr oklüzyon

sağlandı.

Koroner arrer

çapı

normal olan

.ırm fıa.~tada

sol komner arter iin inen daldakifistülde ha-

1orılı şekilde kapatıldı,

ancak ikinci diagonal arter dista-

lindrki ikinci fistiile ulaşmak

mümkiin

olmadı.

H

u hastada if/emi gaçekleşıirmek üzere yapılan

manipulasyonlar

sı-

l rasmda

hafif/orta derecedeaort Yl~fersizliği gelişti. Mirıör

j komplikasyorı

olarak bir hastada

e

parine ya mr/ı

femoral

1

Grler trombozıı geli~1i.

1 Deıır.yimlerimiz

uy}?Jm

olgularda uygun oklüzyon yijnremi

1 seç ildW takdirde koroner arterioveniiz fistüllerilı transka-

l

ıerer oklüzyonunıın başarı

ile

uygulaıuıhileceğini

göster-

I

tnekıedir.

1 Analıttır

kelime/er:

Doğumsal

kalp

hastalığı, kormıer.fls­

l

rm, ~irişimsel

kardiyoloji

ı

1

Kıınjenital

koroner artcriovenöz fistül (CA VF) nadir

l görülen bir

doğumsal

kal p

haı:;talığı

olup genellikle

ı

genç

yaşlarda

ascmptomatiktir. Ancak ileri

yaşlarda

l kon~est i f kalp yeı.ersiz liği , enfek tif endokardit, atrial ı fibrılasyon, vemriküler taşikardi , rüptür, angina pck-

ıtoris, mlyokard enfarktüsü ve ölüm gibi komplikas-

! Yonlurın

görülme

sıklığı

belirgin

şekilde

artar

(1,2),

l Bu nedenle CA VFlerin erken yaşta kapatılmaları

; önerilir. CA VFın kapatılmasmda uygulanan yerleşik ı ~avi yöntemi median sternotomi ile fisttilün epi-

; kardiyal ligasyonu ya da açık kalp cerrahisi koşulla-

~rıdııı

tarih: 1 S

Şubat,

rev

iz yon

S

Haziran

2001 .. .

!

~ıiıııa

adresi: Doç,.

Dr.

Umrah

Aydo~aıı,

I.U.

Jsınııhul Tıp

!

ı.

3

~~i

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları AD. Millet caddesi,

Fatih

Ili

ıstanbul

•~0532) 612 47 19 Faks: (0212) 621 16 43 ,

ta:

uaydognıı@ıurk.ncı

rında

fis tül

ağ:t.ının kapatılmasıdır

Ol. Ancak son

yıl­

larda CA

VF'ın

transkateler yolla

kapatılınasına

yö- nel ik

çeşitli

yöntemler

gcliştirilmi~lir (4-S).

Bu

ya7.ıda

CA

VF'ın

transkateter oklüzyon undaki klinik dene- yimlerimiz

sunulınakta

ve olguya göre hangi yöntc-

ınin

seçilmesi

gerektiği tar.tışılınaktadır.

MA TER YEL

ve

METOD

Olgu grubu (Tablo 1): Mart 1994 -

Ocak 2001 tarihleri

arasında yaşları

7 ay ilc 11.0

yıl

( ortanca 5.3

yıl) arasında değişen lıeş

olguda transkaterer yolla CAVF

emholizasyoıı işlemi dencııdi. Olguların

üçü erkek, ikisi

kızdı.

Bir olguda

daha önce cerrahi olarak fistülligasyoııu uygulannıı~ (In-

cak daha sonra

rckaııalil-e olnıu§tU (Olgu 1). Sll1 çocuğu ol:ın

bir

diğer

olgumuz

ağır

konjestif kalp

yetersizliğine ilişkin

semptomlar nedeni ilc

yoğun

antikonjestif r

edav

i

al- tındaydı

(Olgu 3). iki

olguınu:ıda

(Olgu 2 ve 4) ilk

başvuru

nedeni ni.leleri

tarafından

farkedilen

t::ışikardi

olup ilkinde kardiomegali nedeni ile sol hcmitoraks

sağa

göre belirgin hipertrofik giirünümdeydi. Son hastanll7, ise asemptomatik

olup duyulan UfUriiınün değericndirilmesi amacı

ile

ıner­

ke7.imizc

gönderilmi§ti.

Koroner

aıı.iiografi (Tııblo

2) : T

üm olgularda Jokal anes-

tezi

altında

Seldinger

yiinrcıni

ile

feınoral

artere ve gerek-

tiğinde

femoral vcnc girilerek

katcteril.ıı~yon yapıldı. Ana-

lomik

yapıyı

giistcrmek ü:.c.erc tüm hastalarda i§lemden ön- ce selektif koroner anjiografi çekildi.

Fisıütuıı kaynağı

olan koroner

daınar

ve direnc

olduğu

kalp

boşluğunu iliş­

ki

n bilgiler ıablo-2'de

yer

almaktadır.

Son olgu

dışındaki diğer

hastatann koroner

onjiografisiııde

daha önce

yapıl­

mış

olan ckokardiografik inceleme ilc uyumlu olarak

fisıü­

lü be.~leycn

tek ve ileri derecede dilate bir koroner arter ol-

duğu

gürüldiL Son olguda ise koroner arter

çapları nonnal

sınırlar

içerisinde olup ilk anjiografide sol koroner arter ün inen dal (LAD) di stalinden sol ventriküle direnc olan fistül görüldü

(Şekil la). Ancak bu

dal distaline oklü7

.yon uygu-

landıktan sonra yapılan

kontro

l anjiografide ikinci diago

- nal dal distalinde daha önce farkedilmeyen bir fistül

dahıı

saptandt

(Şekil

lb). Bir

haı;tamızda fistülü

besleyen

sağ

koroner arter

dalının

fistül öncesinde büyük hir

ancvriznıa­

tik ke~e oluşturduğu gözlendi (olgu 4) (Şekil 2).

Oklüzyon

işlemi

(Tablo 2): Daha iim:cki cerrahi

girişim soorasında fıstüiU

rekanali7..c olan ilk olguda ve

konnıer

ar-

lerinde anevri:ıınııtik

kese

oluşan 4 numaralı

olguda ekliiz- yon

işlemi serbesıleme

kon

trollu balon (Haps Enıballoon;

Haps ICO, William A. Cook,

Avusı.ralya) kullanılarak

gcr-

çeklcşıirildi.

Balon ilk olguda fistülün içerisine

(şekil 3) diğerinde

dilate koroner an crin

aııevrizına oluşturmadan

(2)

Tiirk Kurdiyol Oımı Arş 2001; 29:571-576

Tablo ı. Koroner arteriovenüz fıstüllü olguların oklüzyon iiflcesinc ili§kin klinik veriler

-

Olgu No. Yaş (yıl)/ cins Semptomlar Bulgular

J 11.0/K

.

Dev um üfürüm (ba~arısız cerr~hi)

- -

2 6.5/K Ç.arpınıı. toraks hipenrofisi Dcvaııılı üfürilnı, taşikardi

3 0.7/E Kalp yetersizliği l.>evaınlı iifürünı, ıaşikardi

- -

4 5.5/E Çarpınıı Devamlı ürürllın, taşikardi

5 3.0/E

.

Devamlı üfürürn (venöz hum)

-

Tablo 2. Fislül oklüzyonu uygıılanan olguların anııtomik ve teknik özellikleri

-

Olgu Fistül Oklüzyon İşlem Tıkaç

-

No. Kaynağı Dirımajı Özelliği yöntemi sayısı sayısı Sonuç Komplikıısyon

ı RCA

RV -

Balon ı ı Oklüzyon

-

2 RCA RV

.

Co il 3 6 Oklüzyon

- - -

3 LCAdalı RA - Co il ı 2 Oklüzyon

4 RCA dalı RA Anevrizma Balon 2 ı Oklüzyon Fenıoral ırornboı

5 LAD

LV .

Co il 2 ı Oklüzyon Aort y"ı"r$iıhği

Diagonal a.

LV .

Bıı~arısız

RCA

=

sa i; koroner artt·r; {(V:= soğ vemrikül; LCA =sol koroııi!r arter; RA = sağ ()/l'ium; LAf)

=

sol ön inen koroner artt~ı: Lll= sol ventrikül

önceki distal bölümüne yerleştirildi. Balonu yerle~tirmck ül.ere

6.5

Fr kılavuz kateler kullanıldı ve işlem daha önce bildirilen yönteme uygun şekilde gerçekleştirildi (9). Balo- nu şişinnek için seyreltik konırası maddeden yararlaruldı.

Diğer olgularda scrbcsıleme kontrollU "coil"lcr (Cook Ine., Bloomington. IN) ilc oklüzyon işlemi uygulandı. Çapları 3 ilc 8 ının; helezon sayıst 3 ilc

5

arasında değişen "coil"ler seçildi. Işlem için 5 Fr kılavuz kateter fistülü besleyen

kn-

roner aner distaline kadar ilerletilerek "coil" fistül önce- sinde ~erbestlcrıdi. Üç hastanm birinde altı, bir diğerinde iki (şekil 4) ve son hastada tck "coil" kullanıldı.

BULGULAR

Oklüzyon

işleminin sonuçları: Birinde serbesllcne-

bilir balon,

diğerinde

iki adet "coil"

kullanılan

iki ol- guda

ilk kateteri7.asyon işleminden

sonra

yapılan

kontrol anjiografide

fistülde tam oklüzyon

sağlandı­

ğı

ve sistemlerin ideal pozisyonda

ycrleştirildiği gö-

rüldü (Olgu 1 ve 3). iki adet fistülü olan 5

numaralı

olguda ise LAD distalindeki fi

stülde "coil'' kuilanıla­

rak

tam oklüzyon

sağlamak

mUmkün olurken diago-

nal arter distalindeki fistül için yapılan girişimler so-

nuçsuz

kaldı.

Bu olguda bir süre sonra tekrarlanan oklüzyon

girişimi kılavuz

katete ri diagonal arter dis-

taline kadar ilerietmek mümkün olmadığından yine

başarısızlıkla sonuçlandı.

4

numaralı

olguda ise dila-

te koroner arterin

anevriı.mal

kese öncesindeki distal bölümünde "coil" ile

yapılmak

istenen oklüzyon gi-

rişimi

"coil"in serbestleme

işleminden

öncl: anevriz- ma iç ine embolize

olması

nedeniyle geri

alınarak

kateterizasyon

sonlandırıldı.

Bu hastada gerekli ha-

zırlıklar yapıldıktan

sonra

başka

bir

kateıeri:casyon işleminde aynı noktaya yerle.}tirilen serhcstlenebilir

balonla tam oklüzyon

sağlandı.

Fistül düzeyinde

bil·

yük şantı

olan son hastanın koroner anjiyografisinde r yüksek kan akımı nedeni ilc fistül çapını ıam olarak ölçmek mümkün

olmadı. Fisti.ilü besleyen

koroner arter di s tali 5 mm çaplı "coil"

j

I c tıkanmak isten~

Ancak serbcstleme

i~

i eminden çok

kısa bir sUre son·

ra "coil" önce sağ ventriküle ardından pulmoner .a~·

tere cmbolize oldu. Bu "coil" için herhangi bir gırı·

şimde bulunulmadan aynı bölgeye g ve 6.5 m m çaplı

iki

"coil" yerleştirilcrck

kateterizasyon

sonlıındırıldı

(Olgu 2). Bu hasta üç gün sonra tekrar katet~r ~~:

ratuarına al ınarak pulınoner

arterdek

i cmboltze ,

.

rez.ı­

il " yine trans kateter yolla geri a lındı. BelirgJn

· · " ·ı" daha yerltŞ·

düel şantı

olan fisttil öncesjoe

ıkı coı

tirildi . Şantın devam etmesine karşın spontan ıt:

büs o l uşumu beklentisi

ile

işlem sonlandırıJ~ı~zeri·

cak

19 aylık izleın dc bulguların dcvaın etmesı .... ır 1 na

aııııaı­

nc hasta tekrar kateterizasyon labonıtuarı

,

(3)

·doğan veT. Tunu/ E/macı: Konjeniral Koroner Arıeriovenöz Fisıiillerin Kapatı/masmda Transkaleler Yakla~ım

o . '

Ştkil 1. A) 5 ııu!ııaralı olgu nu o ilk koroner anjiografisinde sol koroner arter ön inen daldan kaynaklanan bir tek fistül varlığı göriintüsü dik-

\ııli~ckiyor.llJ Ilk fistUI kapatıldıktan sonra tekrarlanan anjiografide ikinci diagonal arıerde bir lıu~ka fistül varlığı elikkati çekiyor.

~k112. Sağ koroner arter dalı-sağ atrium arasında fislülii olan 4

ınıaralı hastada k~ıroner nnerdeki ancvrizmatik kese v" koroner

ıntr ile nnevrizmanın birle§mC noktasında herhangi bir daralma

:aJdığı görülüyor.

~dppy" kılavuz

tel

aracılığı

ile daha önce

yerleşti­

o1nıiş olan "coil"lerin distaline geçilerek bu "coil"lc-

~

içine iki "coil" daha

ycrleştirilmck

suretiyle tam tilOzyon sağlandt (Şekil 5).

Sohu ç olarak beş hastadaki altı fistülden beşinde tam tiUıyonun sağlanması mümkün oldu. Bir hastanın ti fistülünden ikincisi transkateter yolla k.apatılaına­

~. Bu sonucu sağla mak üzere bir hastada üç kez, iki

~lada iki kez, iki hastada bir kez kalp kateterizas-

ıınuna

gerek duyuldu.

toınp Jikasyonlar: Bir hastada heparin infüzyonu

~düzelen femoral arter troınbozu gcli~ti. İki adet

"ülü ve normal çaplı koroner arterleri olan hasta-

~ ilk kateterizasyononda diagonal arter distalinin

!elerizasyonunu sağlamaya yönelik olarak uzun

uğraşılarda bulunulmuştu.

Bu

hastanın

kontrol cko- kardiyografik incelemesinde daha önce mevcut ol- mayan hafit/orta derecede aort kapak

yetersizliği

ge-

liştiği

görüldü. Bu hastada daha sonra tekrarlanan kateterizasyonundaki aortografik incelemesinde eko- kardio grafi

bulguları

teyit edildi.

TARTIŞMA

Yaş

ilerledikçe f'i.stül

çapınm artması

nedeni ilc

(JO)

çocukluk

çağında asemptoınatik

olan CA VF o lgula-

nnın

bir

çoğu

ikinci dckattan sonra

seınptom

verme- ye

başlar

ve

koınplikasyon

görülme

sıklığı

artar. Li- berhson ve

arkadaşlarının (1)

I 74 olgudan

oluşan

li- teratür

taramasında

20

yaşından

küçük olgu larda semptom

sıklığı

%9

bulunmuşken,

20

yaljından

son- ra %45'e

ulaştığı

belirtilmektedir. Bu nedenle, ileride

kendiliğinden

kapanma

olasılığı

da söz ko nusu olsa

(1

O , ascmptomatik

olguların

dahi çocukl uk

çağında kapatılması

önerilir. Bu öneriler dikkate

alınarak

bi- zim

çalışma

gurubumuzda yer alan 5

numaralı

olgu- da da semptom

bulunmamasına kar~ın

fisti.llün kapa-

tılınası kararı alınmıştır.

CA

VF kapatılmasında

uygulanan

yerleşik

tedavi yöntemi cerrahi

girişimdir.

Çocukluk

çağmda

ope- rasyon mortaUte ve morbiditesinin

düşük olmasına karşın

ileri

yaşta yapılan girişimlerde

%7'ye

ulaşan

mortalite

bildirilınektedir(l).

Deneyimli merkezlerde dahi tüm

yaş guruplarının

yer

aldığı çalışmalarda

%27'ye

ulaşan

komplikasyonlar söz konusudur m.

Bu komplikasyonlarla ilgili olarak son

yılhuda

bildi-

rilmiş

büyük seriler

bulunmamaktadır. Ayrıca,

cerra-

(4)

Türk Kardiyol Dem Arş 200/; 29: 571-576

Şekil 3. Fisıül liga~yonu yapılıp rekanalizc olan 1 numaralı olguda fistül içcri.sine

yerleştirilmi~ serbest!enebilir balonla fistülde ııım oklüzyon sağlandığı görülüyor

koroner

damarın

distaline kadar ileriet- mek gerekir. Fistiilü besleyen

daınar

tor- tuoz

yapıda

ise özellikle dilalasyon da söz konusu

değilse kılavuz

kateteri istenilen noktaya ilerietmek güç ya da bizim 5 nu-

maralı

olgumuzdaki gihi

olanaksız

olabi- lir. Bu olguda sert gövdeli

kılavuz

tel yar-

dımı

ile istenilen pozisyon

sağlanınaya çalışılırken

büyük

olasılıkla

aort

kapağı katcıcrin

gövdesi

tarafından

üstten

baskı

görerek

zedelenmiştir.

Deneyimimiz bu gibi olgularda transkateter "coil" oklüz- yon için fazla

ısrareı olunmaması

gerekti-

ğini

göstermektedir. Üç

yaşındaki

böyle bir olguda serbestlenebilir balon için ge- rekli olan

genişlikteki kılavuz

kateteri fis- tülü besleyen sol ana koroner arter

ağzına yerleştirmek

mümkün olsa bile kan

akı­

mının yönlendireceği

serbestlenebilir ba-

1

Şekil 4. 3 numaralı olguda iki adeı uygun pozisyonda yerleşmiş iki adet "coil" ile fistülde tam oklüzyon sağlandığı görülüyor

hi ligasyon uygulanan olgularda, bizim 1

numaralı

olgumuzda

olduğu

gibi, %9

oranında

fistül rckanali- zasyonu bildirilmektedir

(12).

Yine bizim S

numaralı

olgumuzda

görüldüğü

üzere birden fazla

sayıda

fis- tülü olan olgularda en

geniş olanı kapaulmadıkça

se- lektif koroner anjiografi ilc dahi

diğerlerinin

görül- memesi söz konusu olabilir

(13),

Yukanda bahsedilen nedenleri

yanısıra

maliyet de dikkate

alınarak

son

yıllarda

CA

VF'ın

transkateter yolla

kapatılmasına

yönelik

farklı

yöntemler

gelişti­

rilmiştir (4-7).

Serbestlcncbilir balon

dışındııki diğer

transkateter oklüzyon yöntemlerinde oklüzyonu

sağ­

layacak olan sistemi uygun pozisyonda

yerle~tirebil­

mek için sistemin

kılavuz

kateterini fistülü besleyen

!onun dar

açılı

ikinci diagonal artere yönleurnesi bü- yük

olasılıkla

mümkün

olmayaeakıı. Ayrıca

koroner arter dilate

olmadığı

için kendi haline

bırakıldığı

tak- dirde böyle bir olguda beklenebilecek yegane

koınp·

likasyon enfektif endokardit riskidir. Bu nedenle ol- gumuz ileride

değerlendirilmek

üzere

yakın

izleme

alınmıştır.

CA VF'

ın

transkateter oklüzyononda serbestlenebilir balon ya da "Amplatzer occluder" gibi sistemler kul-

lanıldığı

takdirde en uygun oklüzyon

şekli cihazın

fistül

kanalının

içine

yerleştirilmesidir.

Ancak ser- bcstlcme kontrollü/kontrolsüz "coil''ler ile

yapılan

oklüzyonlarda

eınbolizasyondaıı

korunmak

içiıı

fis·

~

tülü besleyen arterin distaline,

aına

fistül öncesine oklüzyon

uygulanması

söz konusudur. Büyük

şımdı

olgularda ve bazen küçük

şantlarda

dahi

(14)

tam ok- lüzyonu

sağlamak

için birden fazla "coil"

kullanımı

gereklidir. Nitekim, bizim 2

numaralı

olgumuzda

altı

adet "coil"

kullanılma gereği duyulınuş, dolayısı

ile koroner arter distalinde uzunca bir segment etkilen-

miştir.

Bunun gibi büyük

şanılı

olgularda fistülü bes- leyen arterin distalinden

çıkan

normal koroner arter

dallarının

''çalma" etkisi nedeni ile görülemcmesi,

dolayısı

ile istemsiz

şekilde tıkanınası

söz konusu olabilir. Bu gibi olgularda serbestleme kontrollu ba-

lonların kullanılınası

daha uygun olur.

Fistülün doğrudan bir kalp boşluğu ya da damara di-

rene olduğu olgularda fistül kanalı her zaman fistülü

4

(5)

, ·eT J'mLvel Elnıacı· Kotl)'eniıal Koroner ArteriOI'<'nÖz Fisıüllerin Kapnııfmasındn Tronskateıer Yaklaşım

fiof!{ITI ~ .

ü.A1

lenmi~

ve herhangi bir

değişiklik

görül-

nıemcsi

üzerine

serbestleınc işlemi

ger-

çekleştirilmiştir.

Serbesdeme kontrollu balonun da

bazı dezavantajları bulunmaktadır. Kalın kı­

lavuz kateter

kullanımı gerektirdiğinden

süt çocuklannda ve yeterince

genişlikte

koroner

damarı

olmayan olgularda kul-

lanılması

güçlük

yaratır. İşlemden kısa

süre sonra sönerck balon periferik dok u-

lara cınoolize

olabilir.

Sağ

kalbe

açılan

fis tüllerde e mbolize balon sorun yarat- ma7

..

Ancak sol kalbc

açılanlarda

isten- meyen komplikasyonlarla

karşılaşılabi­

lir. Serbes tlcnebilir

balonları

scyreltik

Ştkil

s.

Sağ koıoncr arter ile sağ ventıikiil ar.:ı~ında gcııiş fisliilü olan olguda anı.:uk 6

kentrast madde ya da silikonla

şişirmek '(!ıil" ile ranı oki Uz. yon sağlundığı görUlüyor

m ümkündür. Siliken

kullanıldığmda

bir

damardan daha dar ol up fistüle ka n

akımııu kısıtlayıcı

özellik

kaıandınr

<

4

>. Bu özellik fistüllerin

·coil" ile

oklilıyonunu

mümkün

kılar.

Fistüliin bir

ıııevri7malik

kese o

luşturduktan

sonra direnc

<ilduğu

bizim 4

numaralı

olgumuza benzeyen hastalarda ise

aııevrizma

öncesinde kan

akımını kısıtlayan

herhan-

~

bir

oluşum

söz konusu

değildir. Bu nedenle

5 ve 8

mm

çaplı

"coil"lerlc

yapılan çabalarımız

her seferin-

de ''coil"iıı

anevrizmatik kese içine embolizasyonu

~esonuçlanmış

ve serbcstleme kontrollü "coil" kul-

lanıldığı

için geri almak mümkün

olmu~tur.

Böyle

b~ olguda anevrizmatik kesen

in onlarca "coil

"

ile d al du rularak fistül okliizyonu

sağlamak mantıksız ol:ıcağından bizim yaptığımız g

ibi serbestlenebilir

n

kullanılmast

en uygun çözüm

olacaklır.

CI\Vp anev rizma oluşturduğu takdirde yalnız fis tüle

ıuişim yapılırsa yavaşlayan kan akımına bağlı ola-

rık anevrizmaıik kese içerisinde tromboı oluşturma­

~ V~

distalinde myokard iskemisi/enfarktüs

gelişme­

~ kaçınılmazd ır. Bu nedenle yazarlar anevrizmatik

ııl&ularda cerrahi olarak fistlil ligasyonu ile birlikte

1 tsenin eksi ıyonunu önermektedirler

(15).

Ancak, bu rııişimde

%5

oranında myokard iske mis i ve aritmi

1

0hıplikasyonu bulunmaktadu. Bizim 4 num aralı ol-

llıınuzda anevrizma1 kese koroner arter daLının dis-

:tııde ve hemen fistül öncesi nde yer almakıaydı.

u nedenle anevrizma öncesinde yapılacak bir ok-

'ttyon işleminin myokard beslenmesini etk.ileıneye­

~idü~ünUldü. Nitekim, hastamızda balon yerleşti-

Pşişirildik ıen sonra elektrokardiografi bir s üre iz-

kez polimerizasyon

oluşluktan

sonra

artık

olay

geri dönüşüınsü7.dür

ve

yanlış yerleşim

bir afetle so-

nuçlaııabilir.

Kentrast madde

kullanıını

ise daha gü- venli ve geri

dönüşüınlüdür.

Çünkü her 7.aman balo- nun erken sönmesi ve cmbolizasyonu söz konu- sudur .

CA VF

kapatıldıktan

sonra jet

akım

ortadan kalkaca-

ğı

için enfekti f endokardit proOaksisi

uygulanıaya

gerek yoktur. Genelde tam oklü7.yon

sağlanmış

olgu- Iann izleminde hiçbir tedavi

önerilıncınekle

birlikte

(15), bazı

yazarlar dilate koroner damarda zaman içe- risinde tromboz

gelişebileceği

gerekçesi ile

yaşam

boyu antikoagülan ted avi

uygulanınası gerektiğini savunmaktadırlar (16).

Bizim

olgularımıula

genel

yaklaşıma

uygun olarak herhangi bir tedavi

başlan­

mamıştu.

Sonuç olarak deneyimlerimiz her olgunun transkatc- ter oklüzyon iç in uygun

olmadığını,

uygun olgularda da

farklı

yöntemler için

hazırhklı olunması

gerekti-

ğini

göstermektedir. Deneyimli ellerde

CA

VF'nin transkaleter okliizyonu cerrahi

girişimden

daha yüz güldürücü sonuçlar verebilmektedir.

KAYNAKLAR

ı.

Libcrthson RR, Sugar K, Rerkohen JP, Weintraub RM, Lcvine l•'H: Congcnital

coronııry arterioveııouı;

fistu-

la_

Report

of ı 3 patient.<ı,

review

of the literaıure and dcli- neation of management. Circulation ı

979; 59:849·54

2.

Corvaja N, Moses JW, Vogcl FE, et al :

Excrcise-iıı­

duı:cd venuicuııır

tachycardia

associaıeu

w

ith coronary ar-

(6)

'J'ürk Kardiyol Dem Arş 2001; 29: 57/-576

teriovenous

fistııla

and correction

by

transeatbeter emboli- zation. C

atlıeter

Cardiovasc lnterv

ı

999; 46:470-2 3.

Urrili:ı-S

CO, Falaschi G, Ott DA, Cooley DA: Sur- gical management

of

56

patient~

with

<.:ongeııital

corvnary anery

fisıulas. Ann

Thorac

Surg ı

983; 35:300-7

4. Isse n

bt!ı·g

H.J: Transcathctcr co

il

closurc of a congcni- tal coronary artcrial fistulu. Am

Hcart I 1990; 120:1441-3

S. Reidy .JF, Anjos RT, Qurcshi SA, Bakcr EJ, Tynan M.J: Transcathctcr cmbolization in the treatment of eoro- nary artcry tistulas. JACC 1991; 18:187-92

6. Hakim F, Madanl A, Go ussous Y, Cao QL,

Hij:ızi

ZM: Transeatbeter clo~un: of

a large

coroııary

arteriove- nous fistula using the new Amplatzer Dut:t Ocduder. Cath Cardiovasc Diagn

ı

998; 45: 155-7

7. Ogoh Y, Akagi T, Abc T, Hashino K,

Hayabuclıi

N, Kato H:

Sııccessful embolizaıion

of coronary

arıerioveno­

us fistula using an

iııterlocking deıachable

coil.

Pediaır

Cardiol 1997; 18:152-5

8.

Akıllı

A,

Akın

M, Kültürsay H,

Payzın

S,

Türkoğlu

C:

Sağ

koroner arterden pulmoner artere

olan

fistülün transkateter yöntemle

kapatılması.

Türk Kard Der

Arş

1995;

23:138-140

9. Aydoğan

O, Dindar A, Ayha n

Yİ, et

al: Transcathcter

cınbolization

of a residoal congcnital coronary artcrio- vcnous fistula with a

detaclıablc

balloon; supcriority of

in-

terventional cardiology? Turkish

J

Pediatr 1996;

3~:

24

51 i

10. Hennett JM,

Maı·ee F.:

Sutx:essful

eıııbolization f

coronııry artt:rial fistula. Int

J

Cardiol 1 989; 23:405-6 ° a ~ ll. Griffiths SP, Ellis K, Hurdof AJ , Martin E, l.e\'j OR, Gersuny WN: Spontancous completc closure or

congcnital coronary tistula. J

ACC

19!!3;

2: 1 1

69-7! a 12. Sapin P,

Fnıntz

E, Jain A, et al: Coronary

arıcriov

no us fistula: an abnormaliry affccting all age groups. M e.

dieine 1990; 69:101-13 e.

13. Reidy Jli' , Tynan

~.J, Qurcs~i

S:

Eınboli_z:ıtion

o(a complex coronary

artcrıovcnous fıslula ın

a

sıx

year

Old

child: the need for spccialiscd embolizatinn techniques

Br.

Hcarı

J 1 990; 63:246-8 ·

'

14. Nguycn K, Mylcr RK, Hieshimn G,

Aslıraf ~~ 1

St ertzer SH: Treatment of coronary artery

sıcnosis ·ijod coronııry

artcriovenous fistula by

inıcrvcnlional C<ırdiology ıechniques.

Cath Cardiovasc

Diagıı

1989: 1 8:240-3 15. Herlong JR: Congenital coronary artery

anoınalies.A

Garson, Jr et al. (eds). The

Scieııce

and Practice of Pediat- j ric Cardiology. Baltimore, Williams

& Wilkiııs,

1997.

p.l661

16. Davis .IT, Alien HD, Wheller .JJ, et al:

Coroııary

ar- tery fistula in the pcdiatric age group: a 19-ycar

experieıı­

cc. Ann

Ttıome

Surg 1994; 5!1:760-3

Referanslar

Benzer Belgeler

Bizim çalışmamızda radiosefalik fistül yapılan 5 olguda, brakiosefalik yapılan 2 olguda fistül trombo- zu nedeniyle yeniden arteriovenöz fistül açıldı.. Ameliyat

Üst Ekstremitede Distal İskemiye Neden Olan Arteriovenöz Fistül: Bir Olgu.. Melike Elif Teker*,

Komplikasyonlardan biri de geç dönem görülen; fistül operasyonu sonrası anastomoz ne- denli veya venöz damarda oluşan dilatasyona bağlı meydana gelen anevrizma veya

Bu bulgular›n ›fl›¤›nda olgunun, sa¤ aortik sinüsten köken alan, anormal orijinli sol ana koroner arterin, ç›kan aort ve pul- moner kök aras›ndaki seyrine ba¤l›

Koroner arterlerin konjenital arterio-venöz veya arterio- arterial fistülleri herhangi bir koroner arter ile kalbin dört boşluğu, koroner sinüs, superior veya cava, pulmoner

Sol ön koroner arter ile ana pulmoner arter arasındaki KAVF de anormal arte rin ligasyonu ile birlikte, pulmoner arter içindeki fistül ağzı, atan kalpte (beating heart), açık

A-V fistül 1'inde sağ karotis arter-juguler ven, 1'inde abdominal aorta-vena kava inferior, 1’inde sağ iliak arter-ven, 1'inde sol femoral arter- ven ve 1'inde sol popliteal

İstanbul Tıp Fakültesi, Genel Cerrahi Anabilim Dalı, Periferik Damar Cerrahisi Ünitesi'nde, 1987-1994 yılları arasında, 7 yıllık sürede 27 kronik hemodiyaliz hastasına