DÜZENSİZ DEPOLAMA VE ÇEVRESEL
ETKİLERİ
Üretim ve tüketim alışkanlıklarındaki değişme, nüfus artışı, yaşam standartlarının yükselmesi ve teknolojideki gelişmeler katı atık miktarlarını ve kalitesini son yıllarda önemli miktarlarda geliştirmiş ve değiştirmiştir.
Dünyada özellikle az gelişmiş ve gelişmekte olan
ülkelerde katı atıklar genellikle açık alanlara, yol nehir ve deniz kenarlarına gelişigüzel bir biçimde yığılarak
uzaklaştırılmaktadır.
Türkiye’de de uzun yıllardır katı atıkların uzaklaştırılmasında bu yol kullanıla gelmiştir.
Düzensiz şekilde depolanan çöpler, çevre ve insan sağlığının olumsuz etkilenmesine neden olmaktadır.
2
4
Düzensiz (vahşi) depolama, katı atıkların hiçbir önlem alınmaksızın açık araziye rastgele boşaltılarak insan çevresinden uzaklaştırıldığı, gelişmemiş ya da
gelişmekte olan ülkelerde kullanılan bir yöntemdir.
• Düzensiz depolama sahalarındaki çöp yığınlarından kontrolsüz şekilde yayılan tozlar, sızıntı suları ve gazlar çevreyi önemli ölçüde kirletir.
Halk sağlığı ve çevre kirliliği açısından önemli sorunlara neden olur.
DÜZENSİZ DEPOLAMANIN
ÇEVRESEL ETKİLERİ
Şekil 1:Düzensiz depolama alanlarının yol açtığı çevresel riskler(Öztürk, 2014)
6
İNSAN ATMOSFER
SUDAKİ YAŞAM
SU DÜZENSİZ
DEPOLANAN ATIK TOPRAK
KARADAKİ YAŞAM
SOLUNUM
SIZINTI
Y E M
İ E
Ç M
E BUHARLAŞMA
R Ü Z G A R
ÇÖKELME/TAŞKIN
SOLUNUM
TOPLUM SAĞLIĞI İLE İLGİLİ ETKİLER
Uygun koşullar altında biriktirilmeyen veya depolama seçim kriterleri göz önüne alınmadan seçilen sahalara rast gele dökülen çöpler, özellikle uygun ısı altında kısa sürede hastalık yapan canlıların barındığı bir kaynağa
dönüşebilir, tehlikeli mikroplar ve hastalık taşıyıcı canlılar (kuşlar, sinekler, kemirgenler vb.) için çok müsait bir üreme ortamıdır.
Örneğin;
Bazı şehirlerimizde yaz aylarında yapılan tüm ilaçlama çalışmalarına rağmen önü bir türlü alınamayan sinek probleminin ana kaynağı düzensiz çöp sahalarıdır.
8
Çöplerden hastalık taşıyan en önemli faktörler kuşlar, sinekler, fareler, hamam böcekleri ve diğer haşerelerdir.
Buralarda barınan ve çeşitli bulaşıcı hastalıkları çevreye
yayabilme potansiyeline sahip olan bu hayvanlar çok çabuk ve fazla üreme kabiliyetine sahiptir.
10
Bunlar;
dizanteri,
akut bağırsak enfeksiyonu,
kolera,
veba,
sıtma,
tifo,
sarılık
Kırım Kongo Kanamalı Ateşi
alerjik sendromlar ve reaksiyonlar,
solunum yetmezliği gibi hastalıklardır.
YANGIN VE PATLAMA RİSKİ
12
Katı atıkların toplama öncesi, toplama sırasında ve
depolanmaları sırasında yanma ve patlama riskleri oldukça yüksektir.
Katı atıklar içinde sönmemiş bir sigara izmariti ile yada
sıkışma ve mikrobiyolojik faaliyetler sonucunda kendi kendine yanma ve patlama özelliği gösterebilir.
Normal şartlar altında çöp gazlarının hacimce,
Geri kalan kısım,
karbondioksit(CO₂) karbon monoksit (CO), hidrojen sülfür (H₂S), hidrojen (H₂),
Nitrojen (N₂),
%55’i metan (CH₄) gazıdır.
14
Metan muhtevası bakımından zengin olan depo gazının belirli oranlarda hava ile temas etmesi can ve mal kaybına yol açan
patlamalara neden olmaktadır.
Patlama tehlikesinin yanı sıra metan yanıcı bir gazdır.
Bu bakımdan çöp gazlarının çevreye kontrolsüz bir şekilde yayılması yangın tehlikesi açısından çok sakıncalıdır.
Ayrıca, kontrol altına alınmayan çöp gazları etrafa istenmeyen kokuların yayılmasına sebep olduğu gibi yeşillendirme ve ağaçlandırma faaliyetlerine de zarar vermektedir.
Örneğin;
Ümraniye çöp patlaması, 28 Nisan 1993
tarihinde İstanbul'un Ümraniye ilçesi Hekimbaşı
çöplüğünde biriken metan gazı birikmesi nedeniyle patlaması sonucu meydana gelen facia da 25 ev çöp yığının altında kaldı, 27 kişi öldü, 12 kişi kayboldu.
Kaybolan 12 kişinin cesedi ise bulunamamıştır.
16
18
Sri Lanka'nın Colombo eyaletinde 15 Nisan 2017 ‘de çöp dağının patlaması sonucu ölü sayısı 19 olmuş ve 40’a yakın ev çöp yığını altında kalmıştır.
20
SIZINTI SUYU OLUŞUMU
Araziye depolanan katı atıklar kimyasal ve biyolojik yollarla bozunmaya uğrar.
Yağış sularının, yüzeyden akan suların ve yer altı suyunun çöpler ile temas etmesi sonucunda parçalanma ürünleri çöp depolama alanının dışına taşınarak çevre kirliliğine sebep olmaktadır.
22
Sızıntı suyu olarak bilinen bu fazla su, çöpler içinden geçerken çeşitli kirleticileri ve parçalanma
ürünlerini de bünyesine alarak yüzey veya yer altı su kaynaklarına taşır ve kirlenmeye neden
olmaktadır.
Katı atık sızıntı suyu;
Organik ve inorganik bileşiklerin oluşturduğu yoğun kokulu bir karışımdır.
Sızıntı suyunun en tehlikeli kısmı ağır metal kirliliği oluşturmasıdır.
Sızıntı suları, iki ayrı yörünge izleyebilirler:
Yeraltına sızma veya yüzeysel akış.
Yeraltına sızan suların akiferlerde mevcut, kullanılabilir yeraltı suyu kaynaklarına ulaşması sonucunda bu
kaynaklarda uzun yıllar boyunca giderilemeyecek kirlenmeler ortaya çıkabilir.
Böyle bir durumun oluşması, söz konusu su kaynağının elden çıkması ve sürekli kaybı anlamına gelir.
Yüzeysel akışa geçen sızıntı suları, özellikle içme suyu temin edilen havzalarda, içme suyunun kalitesine
olumsuz etkiler yapar.
24
BİTKİ ÖRTÜSÜNE ETKİSİ
Depo sahasında gaz kontrolünün olmadığı durumlarda, depo gazı konsantrasyon ve basınç farklılıklarına bağlı
olarak yukarı doğru hareket ederek atmosfere ulaşabilir.
Bu olaylar sırasında oksijen yer değiştirir ve bitki kökleri, yüksek konsantrasyonlarda metan ve
karbondioksite maruz kalırlar.
Gazların oksidasyonu sırasında, topraktaki oksijenin
azalması ve açığa çıkan ısının toprak sıcaklığını arttırması bitkinin havasız kalmasına sebep olur.
İ STENMEYEN KOKULAR
Kokular genellikle atmosfere yayılan depo gazı içerisinde, kokuya yol açan bileşenlerin (esterler, hidrojen, sülfit,
alkilbenzenler ve diğer hidrokarbonlar) bulunmasından kaynaklanmaktadır.
Atık kompozisyonu, depo yaşı,ayrışma safhası, gaz oluşum hızı ve depo sahasındaki mikrobiyal
popülasyonların yapısı gibi faktörlere bağlı olarak depo gazlarından kaynaklanan kokunun derecesi
değişmektedir.
26
KÜRESEL ISINMA
Depo sahalarından çıkan metan ve karbondioksit
emisyonları global ısınmaya veya sera etkisine katkıda bulunurlar.
Metan moleküler ölçekte global ısınmaya
karbondioksitten 20-25 kat daha fazla etki yapmakta ve diğer gazlara nazaran atmosferde kalma süresi daha
uzun olmaktadır.
Toplam küresel ısınmanın yaklaşık %18’ine metanın sebep olduğu belirlenmiştir.
Bu değer yılda yaklaşık 500 milyon tona karşılık gelmekte ve bunun da 40-75 milyon tonu depo sahalarından
kaynaklanmaktadır.
28
HAVA KİRLİLİĞİ
Metan ve karbondioksit depo sahalarında oluşan gazların en büyük iki bileşeni olmasına rağmen, insan ve çevre sağlığına olumsuz etki yapabilecek eser miktarda
bileşenler ihtiva ettiği değişik çalışmalarda ifade edilmiştir.
Depo sahalarından çıkan uçucu organik bileşiklerin (VOC) emisyonları 4×104 - 1×10-3 kg/m²/gün arasında değişebilir.
Depo gazında bu kimyasallar evsel katı atıklarla birlikte endüstriyel atıkların da depolanması veya kaçak
depolama sonucu meydana gelmektedir.
Eser gaz emisyonlarından kaynaklanan en önemli
tehlikeler hava kirliliği ve halk sağlığı üzerine etkileridir.
30