T.C.
İSTANBUL TİCARET ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ
ÖZEL HUKUK ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS PROGRAMI
ÖZEL MÜLKİYETE KAMULAŞTIRMA YOLUYLA MÜDAHALE
Yüksek Lisans Tezi
Ahmet Raşit ORHAN 100036713
İSTANBUL, 2022
T.C.
İSTANBUL TİCARET ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ
ÖZEL HUKUK ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS PROGRAMI
ÖZEL MÜLKİYETE KAMULAŞTIRMA YOLUYLA MÜDAHALE
Yüksek Lisans Tezi
Ahmet Raşit ORHAN 100036713
Tez Danışmanı
Prof. Dr. Muzaffer ŞEKER
İSTANBUL, 2022
ii ÖZET
Mülkiyet hakkı en temel ve vazgeçilmez insan haklarından biri olarak karşımıza çıksa da diğer temel haklar gibi sınırlanması mümkün kılınmıştır. Devlet ve kamu tüzel kişilerinin kamu hizmetlerini yürütürken ortaya çıkan taşınmaz ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla başvurduğu kamulaştırma işlemi de mülkiyet hakkına getirilen en önemli sınırlamadır. Kamulaştırma işlemi ile taşınmaz malikinin sahip olduğu mülkiyet hakkı ortadan kaldırılmaktadır.
Kamulaştırma bir idari işlem olarak karşımıza çıkmasına rağmen sonuçlarını özel mülkiyete tabi taşınmazlar üzerinde doğurmaktadır. Ayrıca kamulaştırma işleminin idari yönü olduğu kadar adli yönü de mevcuttur.
Çalışmamızda en temel ve vazgeçilmez insan haklarından biri olan mülkiyet hakkının kamulaştırma yoluyla hukuka uygun bir şekilde sınırlandırılabilmesi için uyulması gereken esas ve usullere değinilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Kamulaştırma, Mülkiyet Hakkı, Temel Hak ve Özgürlükler, Kamu Yararı.
iii ABSTRACT
Although the proprietary right appears as one of the most fundamental and indispensable human rights, it can be restricted like other fundamental rights.
The expropriation process applied by the state and public legal entities in order to meet the real estate needs that arise while performing public services is the most important limitation on the right to property. With the expropriation process, the property right of the real estate owner is ruled out.
Although the proprietary right appears as one of the most fundamental and indispensable human rights, it can be restricted like other fundamental rights. In addition, the expropriation process has an administrative as well as a judicial aspect.
In our study, the principles and procedures that must be followed in order to legally limit the proprietary right, which is one of the most basic and indispensable human rights, via expropriation, are mentioned.
Key Words: Expropriation, Proprietary Right, Fundamental Rights and Freedoms, Public Interest.
iv İÇİNDEKİLER
ÖZET ... ii
ABSTRACT ... iii
İÇİNDEKİLER ... iv
KISALTMALAR... ix
GİRİŞ ... 1
BİRİNCİ BÖLÜM MÜLKİYET 1.1. Mülkiyet Kavramı ... 4
1.2. Mülkiyet Hakkı ... 5
1.2.1. Mülkiyet Hakkının Niteliği ... 6
1.2.2. Mülkiyet Hakkının Konusu ve Kapsamı ... 8
1.2.2.1. Bütünleyici Parça ve Ürünler ... 10
1.2.2.2. Eklenti ... 11
1.2.3. Mülkiyet Hakkının İçeriği ... 11
1.2.3.1. Malikin Aktif Yetkileri ... 12
1.2.3.2. Malikin Pasif Yetkileri ... 13
1.3. Türk Anayasalarında Mülkiyet Hakkı ... 14
1.3.1. 1876 Kanun-i Esasi’de Mülkiyet Hakkı ... 14
1.3.2. 1921 ve 1924 Anayasa’larında Mülkiyet Hakkı ... 14
1.3.3. 1961 Anayasa’sında Mülkiyet Hakkı ... 16
1.3.4. 1982 Anayasa’sında Mülkiyet Hakkı ... 17
1.4. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde (AİHS) Mülkiyet Hakkı ... 18
1.4.1. AİHS’in İç Hukukumuzdaki Yeri ... 18
1.4.2. AİHS’te Mülkiyet Hakkının Düzenlenişi... 19
1.4.3. AİHS’te Mülkiyet Hakkının Kapsamı ... 20
1.5. Temel Hak ve Hürriyet Olarak Mülkiyet Hakkının Sınırlandırılması ... 21
1.5.1. Kanun Koyucu Tarafından Kanunla Yapılmalıdır. ... 21
1.5.2. Anayasa’nın Sözüne ve Ruhuna Uygun Olmalıdır. ... 23
v
1.5.3. Hakkın Özüne Dokunmamalıdır. ... 24
1.5.4. Demokratik Toplum Düzeninin Gereklerine Aykırı Olmamalıdır. ... 25
1.5.5. Laik Cumhuriyetin Gereklerine Aykırı Olmamalıdır. ... 25
1.5.6. Anayasa’nın İlgili Maddesinde Belirtilen Sebeplere Dayanmalıdır. ... 26
1.5.6.1. Mülkiyet Hakkının Sınırlanma Nedeni: Kamu Yararı ... 27
1.5.6.2. Kamu Yararı Kavramı ... 27
1.5.6.1.1.1. Kamu Yararı Kavramı Hakkındaki Görüşler ... 29
1.5.6.1.1.2. Anayasa Mahkemesi Kararlarında Kamu Yararı Kavramı . 30 1.5.7. Sınırlama Ölçülülük İlkesine Uygun Yapılmalıdır. ... 31
1.5.7.1. Elverişlilik İlkesi ... 32
1.5.7.2. Gereklilik İlkesi ... 33
1.5.7.3. Orantılılık İlkesi ... 33
İKİNCİ BÖLÜM KAMULAŞTIRMA 2.1. Kamulaştırma Kavramı ... 35
2.2. Kamulaştırmanın Tanımı ... 36
2.3. Türk Anayasalarında Kamulaştırma ... 38
2.3.1. 1876 Kanun-i Esasi’de Kamulaştırma ... 38
2.3.2. 1921 ve 1924 Anayasa’larında Kamulaştırma ... 39
2.3.3. 1961 Anayasa’sında Kamulaştırma... 40
2.3.4. 1982 Anayasa’sında Kamulaştırma... 42
2.4. Kamulaştırmanın Hukuki Niteliği ... 43
2.4.1. Zorla Satın Alma Teorisi ... 43
2.4.2. Sözleşme Benzeri Teorisi ... 44
2.4.3. Hazine Teorisi ... 44
2.4.4. Karma Hukuki İlişki Teorisi ... 45
2.5. Kamulaştırmanın Benzer Kavramlarla Karşılaştırılması ... 46
2.5.1. Kamulaştırmasız El Atma ... 46
2.5.1.1. Kamulaştırmasız El Atma Kavramı ... 46
2.5.1.2. Kamulaştırmasız El Atmanın Unsurları ... 47
2.5.1.2.1. Taşınmazın Özel Hukuk Kişisinin Mülkiyetinde Olması... 47
vi 2.5.1.2.2. Kamulaştırma Yapma Yetkisine Sahip Olan İdare Tarafından
Kamu Yararı Amacıyla Yapılması ... 48
2.5.1.2.3. Kamulaştırma İşlemi Yapılmamış veya Tamamlanmamış Olması ... 49
2.5.1.2.4. Fiilen ve Sürekli Olarak El Konulması... 50
2.5.1.3. Kamulaştırmasız El Atma Nedeniyle Açılabilecek Davalar ... 50
2.5.1.3.1. El Atmanın Önlenmesi Davası veya Bedel Davası ... 50
2.5.1.3.2. Tazminat ve Ecrimisil Davaları ... 52
2.5.1.3.2.1. Tazminat Davası... 52
2.5.1.3.2.2. Ecrimisil Davası ... 53
2.5.1.4. Kamulaştırma ile Karşılaştırılması ... 54
2.5.2. Düzenleme Ortaklık Payı ... 55
2.5.2.1. Genel Olarak ... 55
2.5.2.2. Kamulaştırma ile Karşılaştırılması ... 57
2.5.3. Devletleştirme ... 57
2.5.3.1. Genel Olarak ... 57
2.5.3.2. Kamulaştırma ile Karşılaştırılması ... 58
2.5.4. İstimval ... 59
2.5.4.1. Genel Olarak ... 59
2.5.4.2. Kamulaştırma ile Karşılaştırılması ... 59
2.5.5. Geçici İşgal... 60
2.5.5.1. Genel Olarak ... 60
2.5.5.2. Kamulaştırma ile Karşılaştırılması ... 60
2.6. Kamulaştırmanın Unsurları ... 61
2.6.1. Yetki ... 61
2.6.1.1. Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşlarının Kamulaştırma Yapma Yetkisi ... 63
2.6.1.2. Vakıf Üniversitelerinin Kamulaştırma Yetkisi ... 65
2.6.1.3. Özel Hukuk Kişileri Lehine Kamulaştırma... 66
2.6.1.4. Organize Sanayi Bölgelerinin Kamulaştırma Yapma Yetkisinin Değerlendirilmesi ... 68
2.6.2. Sebep ... 70
2.6.3. Şekil... 71
vii
2.6.4. Konu ... 72
2.6.4.1. Taşınmaz Mülkiyeti ... 73
2.6.4.1.1. Arazi ... 74
2.6.4.1.2. Tapu Kütüğünde Ayrı Sayfaya Kaydedilen Bağımsız ve Sürekli Haklar ... 75
2.6.4.1.3. Kat Mülkiyeti Kütüğüne Tabi Bağımsız Bölümler ... 77
2.6.4.2. İdari İrtifak Kurulması ... 77
2.6.4.3. Kısmi Kamulaştırma ... 79
2.6.5. Amaç ... 80
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM KAMULAŞTIRMA AŞAMALARI 3.1. Genel Olarak ... 82
3.2. Kamulaştırmada İdari Aşama ... 83
3.2.1. İdare Tarafından Yeterli Ödeneğin Temin Edilmesi ... 83
3.2.2. Kamu Yararı Kararı Alınması ... 84
3.2.3. Kamu Yararı Kararının Onaylanması ... 87
3.2.4. Kamulaştırılacak Taşınmazın Belirlenmesi ... 89
3.2.5. Kamulaştırma Kararının Alınması ve Tapu Siciline Şerh... 91
3.2.6. Satın Alma Usulü ... 92
3.2.6.1. Kıymet Takdir ve Uzlaşma Komisyonları Oluşturulması ... 93
3.2.6.2. İdarenin Resmi Taahhütlü Yazı Göndermesi ... 94
3.3. Kamulaştırmada Adli Aşama ... 97
3.3.1. Kamulaştırma Bedelinin Mahkemece Tespiti ve Taşınmazın İdare Adına Tescili ... 97
3.3.1.1. Davanın Açılması ... 97
3.3.1.2. Davada Görevli ve Yetkili Mahkeme ile Yargılama Usulü ... 98
3.3.1.3. Davanın Tarafları ... 99
3.3.1.4. Yargılama Süreci ... 100
3.3.1.4.1. Taraflara Davetiye Çıkarılması ve Gazete İlanı ... 100
3.3.1.4.2. Tarafların Anlaşmaya Davet Edilmesi ... 102
3.3.1.4.3. Asliye Hukuk Mahkemesince Bedel Tespiti ... 103
3.3.1.4.3.1. Arsa ve Arazi Ayrımı ... 106
viii
3.3.1.4.3.2. Arazilerde Bedel Tespiti ... 108
3.3.1.4.3.3. Arsalarda Bedel Tespiti ... 109
3.3.1.4.3.4. Yapılarda Bedel Tespiti... 109
3.3.1.4.3.5. İrtifak Hakkı Tesisinde Bedel Tespiti ... 110
3.3.1.4.3.6. Kısmi Kamulaştırmalarda Bedel Tespiti ... 111
3.3.1.4.4. Asliye Hukuk Mahkemesince Tescil Kararı ... 113
3.3.1.4.5. Tescil Kararının Hüküm ve Sonuçları ... 114
3.3.2. Kamulaştırma Bedelinin Ödenmesi ... 115
3.3.2.1. Nakden ve Peşin Ödeme ... 115
3.3.2.2. Taksitle Ödeme ... 116
3.4. Kamulaştırma Sürecinde Açılabilecek Diğer Davalar ... 117
3.4.1. İptal Davası ... 117
3.4.2. Maddi Düzeltim Davası ... 121
3.5. Özel Kamulaştırma Usulleri ... 122
3.5.1. Trampa Yoluyla Kamulaştırma ... 122
3.5.2. Acele Kamulaştırma ... 123
3.5.2.1. Acele Kamulaştırmaya Başvurulabilecek Haller ... 124
3.5.2.2. Acele Kamulaştırmada Yöntem ... 125
3.5.3. İdareler Arasında Taşınmaz Mal Devri ... 127
3.5.4. Güvenlik Gerekçesiyle Uygulanan Mal Devri ... 129
3.6. Kamulaştırmadan Vazgeçme ... 130
3.6.1. İdarenin Tek Taraflı Olarak Vazgeçmesi ... 130
3.6.2. Tarafların Anlaşmasıyla Vazgeçeme ... 131
3.7. Kamulaştırmada Malikin Taşınmazı Geri Alma Hakkı ... 132
SONUÇ ... 135
KAYNAKÇA ... 139
ix KISALTMALAR
AİHM : Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi AİHS : Avrupa İnsan Hakları Sözleşme’si
b. : Baskı
bkz. : Bakınız
C. : Cilt
DOP : Düzenleme Ortaklık Payı
E. : Esas
HMK : Hukuk Muhakemeleri Kanun’u İBK : İçtihadı Birleştirme Kararı İYUK : İdari Yargılama Usulü Kanun’u
K. : Karar
KK : Kamulaştırma Kanun’u
m. : Madde
MK : Medeni Kanun
OSB : Organize Sanayi Bölgesi
s. : Sayfa
TBB : Türkiye Barolar Birliği
TODAİE : Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü
vb. : ve benzeri
vd. : ve devamı
Y. : Yıl
YİKOB : Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı
1 GİRİŞ
Mülkiyet hakkı tarihin her döneminde olduğu gibi günümüzde de en temel ve vazgeçilmez insan haklarından biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu hak ülkelerin anayasalarında güvence altına alınmış olduğu gibi uluslararası insan hakları belgelerinde de kendisine yer edinmiş bulunmaktadır.
Mülkiyet hakkını diğer temel haklardan ayıran yönü ise kapsamının ve içeriğinin hiçbir zaman net bir şekilde saptanamamasıdır. Mülkiyet hakkı yaşanılan gelişmelerden etkilenmekte ve zaman içerisinde kapsamı ve içeriği değişiklik göstermekte, gelişmeye devam etmektedir.
Mülkiyet hakkı anayasal bir temel hak olmasının yanında özel hukuk bağlamında sahibine en geniş yetkileri sağlayan bir ayni hak olarak karşımıza çıkmaktadır. Roma Hukukundan bu yana gelen kabule göre sahibine maliki olduğu şey üzerinde kullanma, yararlanma ve tasarruf etme hakkını sağlamaktadır.
Ancak belirtmek gerekir ki Anayasa Hukukundaki mülkiyet hakkının kapsamı özel hukukta kabul edilen kapsama göre daha geniştir. Örneğin, özel hukuk doktrininde fikri ve sınai haklar gibi gayrimaddi malların mülkiyet hakkının konusunu oluşturamayacağı kabul edilmekte iken, Anayasa Hukukunda gayrimaddi malların da mülkiyet hakkının konusunu oluşturabileceği görüşü hâkimdir. Dolayısıyla mülkiyet hakkı içerisinde kamu ve özel hukuk karakterlerini içerisinde barındırmaktadır.
Anayasa’mızda da mülkiyet hakkının ancak kamu yararı ile sınırlanabileceği ve bu hakkın toplum yararına aykırı bir şekilde kullanılamayacağı hüküm altına alınmıştır. Bu nedenle başka bir nedene dayanılarak mülkiyet hakkının sınırlandırılması mümkün değildir.
Anayasal bir kurum olan kamulaştırma da mülkiyet hakkına getirilen en önemli sınırlama olarak karşımıza çıkmaktadır. Anayasa’da devlet ve kamu tüzel kişilerinin kamu yararı amacıyla gerçek karşılığını malike ödemek suretiyle özel mülkiyette bulunan taşınmaz malları kamulaştırabileceği hüküm altına alınmıştır.
İdare, kamu yararı amacıyla kamu hizmetlerini sürdürebilmek için taşınmaza ihtiyaç duyabilmektedir. Ancak, idarenin ihtiyaç duyduğu bu taşınmazları her zaman
2 kamu gücünü kullanmaksızın iradi olarak elde etmesi mümkün olmamaktadır. Bu nedenle kanun koyucu da idareye bazı şartların varlığı ve belirli bir usule uymak suretiyle tek taraflı olarak özel mülkiyete tabi taşınmaza el atma yetkisi tanımıştır.
Kamulaştırma yoluyla idarenin taşınmaz ihtiyacı karşılanırken özel mülkiyette bulunan taşınmaz mallara müdahale edilmektedir. Yani, kamulaştırma işlemi sonuçlarını doğrudan doğruya özel mülkiyet üzerinde doğurmaktadır. Bu yönüyle kamulaştırma kurumu da etkisini hem kamu hem de özel hukuk alanında göstermektedir.
Kamulaştırma işlemi, kamu menfaatinin bireysel menfaate üstün tutulması anlayışına dayanmaktadır. Böylece, kamulaştırma yoluyla özel mülkiyette bulunan taşınmaz mallara müdahale edilmekte ve malikin mülkiyet hakkı sona erdirilmektedir.
Dolayısıyla, mülkiyet hakkı sahibi malik, kamulaştırma işlemi neticesinde oluşan kamu külfetine katlanmaktadır.
Çalışmamızın amacı hukuka uygun bir şekilde mülkiyet hakkını ortadan kaldıran kamulaştırma işleminin usul ve esasları ile mülkiyet hakkı sahibinin bu işleme karşı sahip olduğu hakları mevzuat, yargı kararları ve doktrinde yer alan tartışmalar ışığında incelemektir.
Mülkiyet hakkının ve bu hakka doğrudan müdahale sonucunu doğuran kamulaştırma işleminin incelenmiş olduğu çalışmamız üç ana bölümden oluşmaktadır.
Çalışmamızın ilk bölümünde mülkiyet hakkının tanımı, konusu, kapsamı ve içeriği ve Türk Anayasalarındaki konumu hakkında bilgiler verildikten sonra, anayasal bir temel hak olarak karşımıza çıkan mülkiyet hakkının Anayasa’nın 13. maddesi çerçevesinde öngörülen sınırlandırılma koşulları ayrıntılı bir şekilde ele alınmıştır.
Çalışmamızın ikinci bölümünde ise mülkiyet hakkına müdahale sonucu doğuran kamulaştırma kurumu anlatılmaktadır. Kamulaştırmanın tanımı, benzer kurumlardan farkı ve Türk Anayasalarındaki konumu anlatılmıştır. Ardından kamulaştırmanın hukuki niteliğine ilişkin doktrindeki görüşler hakkında bilgiler verilmiş ve kamulaştırma işleminin unsurları olan yetki, şekil, sebep, konu ve amaç unsurları ayrı ayrı incelenmiştir.
Çalışmamızın son bölümünde ise kamulaştırma işleminin aşamaları anlatılmıştır. İdarenin kamulaştırma işlemine başvururken izlemesi gereken yöntem
3 hakkında bilgiler verilmiştir. Kamulaştırmanın aşamaları bu bölümde idari ve adli aşama olarak iki başlıkta incelenmiştir. Ayrıca bu bölümde kamulaştırma işlemine karşı başvurulabilecek yargı yolları, özel kamulaştırma biçimleri anlatılmış olup kamulaştırmadan vazgeçme ve belirli şartların gerçekleşmesi halinde söz konusu olabilecek malikin geri alma hakkı incelenmiştir.
4 BİRİNCİ BÖLÜM
MÜLKİYET
1.1. Mülkiyet Kavramı
Günümüz Türkçesinde sahiplik1 anlamına gelen mülkiyet kavramı, Arapça
“mülk” sözcüğünden türetilen bir kelime olarak karşımıza çıkmaktadır. Mülkiyet kavramı kelime olarak “hüküm ile bir şeyin zapt ve tasarrufu” anlamını taşıdığı gibi
“azim”, “azamet” ve “saltanat” gibi manaları da içerisinde barındırmaktadır. Mülkiyet mülk, malik, melik, meleke sözcükleri gibi Arapça m-l-k kökünden gelişen bir sözcüktür. Bu sözcükler incelendiğinde hepsinde güç, kuvvet, iktidar anlamının bulunduğu görülür. Buradan hareketle mülkiyet ile egemenlik kavramları arasında sıkı bir bağ olduğu görülmektedir2.
Yunan ve Latin dillerinde de mülkiyet kavramı olarak kullanılan sözcüklerde benzer bir ilişkinin var olduğu görülür. Yunancada mülkiyet kavramını ifade etmek için kyriotés kelimesi kullanılmaktadır. Bu kelimenin kökünü oluşturan kyrios kelimesinin hâkim, efendi, ev sahibi anlamlarını belirtmek için kullanılması nedeniyle doğrudan olmasa da Yunancada mülkiyet kavramı için kullanılan kyriotés kelimesinde güç, kuvvet anlamlarının da saklı olduğu söylenebilir. Latince’de de mülkiyet anlamında kullanılan kelimeler dominum ve proprietasdır. Dominum; efendi, sahip, yöneten anlamını taşıyan dominus kelimesinden gelmektedir. Proprietas kelimesi de özgü, özel ve kendine has anlamlarına gelen Probrius sıfatından gelmektedir.
Dolayısıyla burada da kişiye özgü bir egemenlik anlayışından bahsetmek mümkündür.
Buradan hareketle Arapça’da olduğu gibi Yunanca ve Latince’de de mülkiyet ile egemenlik arasında yakın bir ilişkinin olduğu görülmektedir3.
1 Türk Dil Kurumu Sözlüğü, www.tdk.gov.tr, (Erişim Tarihi: 02.08.2021).
2 Güriz, Adnan: Teorik Açıdan Mülkiyet Sorunu, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları, Ankara, 1969, s.XI.
3 Güriz, Mülkiyet, s.XI.
5 1.2. Mülkiyet Hakkı
Mülkiyet hakkının herkes tarafından üzerinde mutabık kalınan ve hakkın anlamını ve içeriğini tam anlamıyla ifade edebilen bir tanımı yapılamamıştır4. Anayasa ve Medeni Kanun (MK) incelendiğinde de mülkiyet hakkına ilişkin açık bir tanımlama yapılmadığı görülmektedir. Ancak 4721 sayılı Medeni Kanun’un
“Mülkiyet Hakkının İçeriği” başlıklı 683/1 hükmü “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir.” , 683/2 hükmü ise “Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir.” şeklindedir. Söz konusu maddede her ne kadar mülkiyet hakkını tanımlanmasa da, mülkiyet hakkının sahibine sağladığı yetkiler belirtilerek hakkın muhtevası çizilmeye çalışılmıştır5.
Mecelle’de de mülkiyet hakkına ilişkin bir tanıma rastlanılmasa da mülk kavramının tanımı 125. maddede “Mülk insanın malik olduğu şeydir, gerek ayan olsun gerek menafi olsun.” şeklinde yapılmıştır6.
Belirttiğimiz gibi mülkiyet kavramının doktrinde tanımı konusunda fikir birliği oluşmamıştır. Bu nedenle mülkiyet hakkı konusunda Hukukumuzda ve farklı hukuklarda çeşitli yazarlar tarafından farklı tanımlar yapılmaktadır.
AYBAY/HATEMİ’ye göre mülkiyet hakkı, “en geniş kapsamlı yetki veren ayni haktır ve somut nesne, mal olma değeri kabul edilen eşya üzerindeki ayni haktır.”7.
EREN mülkiyet hakkını “hukuk düzeninin eşya üzerinde kurulmasına izin verdiği hakların en genişi” şeklinde tanımlamıştır8.
4 Başpınar, Veysel: Mülkiyet Hakkını İhlal Eden Müdahaleler, 1.b., Yetkin Yayınları, Ankara, 2009, s.86-87.
5 Ertaş, Şeref: Eşya Hukuku, Fakülteler Barış Kitabevi, 14.b., İzmir, 2018, s.213-214; Hamdemir, Berkan / Dündar, Efe: Marka Hakkının Mülkiyet Hakkı Kapsamında Değerlendirilmesi ve Anayasa Mahkemesi’ne Bireysel Başvuru Yolu ile Korunması, İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.XVIII, S.2, İstanbul, 2019, s.329.
6 Özel, Sadullah: Mülkiyet, Kamulaştırma ve Gerçek Karşılık Hakkı, Yetkin Yayınları, Ankara, 2013, s.8.
7 Aybay, Aydın / Hatemi, Hüseyin: Eşya Hukuku, Vedat Kitapçılık, 4.b., İstanbul, 2014, s.115.
8 Eren, Fikret: Mülkiyet Kavramı, Dr. A. Recai Seçkin’e Armağan, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları, Ankara, 1974, s.765.
6 OĞUZMAN ise mülkiyet hakkını “eşya üzerinde en geniş yetki sağlayan ayni hak” şeklinde tanımlamıştır9.
Anayasa Mahkemesine göre ise mülkiyet hakkı, “bir kimsenin, başkasının hakkına zarar vermemek ve yasaların koyduğu sınırlamalara da uymak koşulu ile bir şey üzerinde dilediği biçimde kullanma, ürünlerinden yararlanma, tasarruf etme (başkasına devretme, biçimini değiştirme, harcama ve tüketme hatta yok etme)”
yetkisi olarak ifade edilmektedir10.
1.2.1. Mülkiyet Hakkının Niteliği
Türk Hukukunda mülkiyet hakkı, eşya hukuku bağlamında ayni hak olarak karşımıza çıkmaktadır. Ayni haklar, hak sahibi olan kişiye ilgili eşya üzerinde doğrudan hâkimiyet kurma yetkisi sağlayan haklardır. Bu haklar niteliği itibariyle herkese karşı ileri sürülebilmektedir. Ancak mülkiyet hakkı diğer bir taraftan kamu hukuku bağlamında temel hak ve ödevdir. Temel haklar teriminden Anayasa’da güvence altına alınmış olan haklar anlaşılır. Anayasa’mızda mülkiyet hakkının “Temel Hak ve Ödevler” bölümünde düzenlenmiş olması nedeniyle mülkiyet hakkı, kamu ve özel hukuk karakterlerini içerisinde barındıran özel mahiyette bir ayni haktır11.
Ayni haklar maddi mallar üzerindeki mutlak haklardır. Maddi mallardan kast edilen söz konusu malın elle tutulup gözle görülebilir olmasıdır. Mutlak haklar, sahibine eşya üzerinde en geniş yetkileri sağlayan ve sahibi tarafından herkese karşı ileri sürülebilen haklardır12. Mülkiyet hakkı bu özellikleri içerisinde barındırması nedeniyle herkese karşı ileri sürülmesi mümkün olan bir haktır13.
Mülkiyet hakkı aynı zamanda yetki ve ödevleri içerisinde barındıran bir hak olma özelliğini taşır. Hak olarak mülkiyeti de içeriğini oluşturan yetkilerle
9 Oğuzman, M. Kemal / Seliçi, Özer / Oktay Özdemir, Saibe: Eşya Hukuku, 22.b., Filiz Kitabevi, İstanbul, 2020, s.312.
10Anayasa Mahkemesi 21.06.1989 tarih ve E.1988/34, K.1989/26 sayılı kararı, normkararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr , (Erişim Tarihi: 04.08.2021).
11 Akipek, Jale / Akıntürk, Turgut / Ateş, Derya: Eşya Hukuku, İstanbul, 2018, s.383; Doğan, İlyas:
İnsan Hakları Hukuku, 1.b., Astana Yayınları, Ankara, 2013, s.40.
12 Anayurt, Ömer: Hukuka Giriş ve Hukukun Temel Kavramları, 21.b., Seçkin Yayınları, Ankara, 2021, s.381; Aybay/Hatemi, Eşya Hukuku, s.116.
13 Ayan, Mehmet: Eşya Hukuku II - Mülkiyet, 9.b., Seçkin Yayınları, Ankara, 2016, s.27.
7 karıştırmamak gerekir. Bunun sebebi ise mülkiyetin onlardan farklı ve daha kapsamlı bir kavram olmasıdır. Mülkiyet hakkı, içeriğini oluşturan yetkilerin en geniş ve en kapsamlı olmasıyla diğer haklardan ayrılmaktadır14.
Mülkiyet hakkı ile zilyetlik kavramını da karıştırmamak gerekir. Her ne kadar mülkiyet ile zilyetlik arasında içeriklerini oluşturan yetkiler bakımından benzerlikler olsa da bunlar ayrı ve farklı nitelikte haklardır. Mülkiyet hakkı kamu ve özel hukuk karakterlerini içerisinde barındıran karışık nitelikte bir ayni hak ve aynı zamanda malvarlığı hakkı iken, zilyetlik özel hukuk karakterli kendine özgü (sui generis) bir malvarlığı hakkıdır15.
Mülkiyet hakkı sürekli niteliği haiz olan bir haktır. Eşya üzerindeki mülkiyet hakkına sahip olan kişi çeşitli yollar ile değişse de; eşya tahrip edilmedikçe, tüketilmedikçe ya da terk edilmek suretiyle sahipsiz bir hale gelmedikçe mülkiyet hakkı daimi olarak mevcudiyetini koruyacaktır. Bu süreklilik, eşya sahibi tarafından terk edilene kadar yahut eşyanın üzerinde mülkiyet hakkı kurulamayacak şekilde yok olmasına kadar devam eder16. Zilyetlik ise diğer bütün malvarlığı haklarına göre geçici yetkiler tanıyan bir haktır17.
Mülkiyet hakkı aynı zamanda tekelci niteliği olan da bir haktır. Bu tekelcilik iki anlamda kullanılmaktadır. Tekelci özelliği ilk olarak, malikin kendi malı üzerindeki hukuki haklarını kullanırken başka herhangi bir kimseye tabi olmamasını yani malikin bağımsız hareket edebilmesini ifade eder. Bu yönü de mülkiyet hakkını diğer ayni haklardan ayırmaktadır. Diğer ayni hakların niteliğinde bir bağlılık söz konusudur. Örneğin, bir ayni hak olan irtifak hakkından bahsedebilmek için, mutlaka başka bir kişiye ait mülkiyet hakkının varlığından söz etmek gerekir. Tekelci özelliğinin diğer bir anlamı da bütün ayni haklar için ortak bir özellik olan söz konusu hakkın herkese karşı ileri sürülebilmesidir. Her ne kadar ayni hakların tamamı herkese karşı ileri sürülebilse de, mülkiyet hakkında bunu sağlayan hukuki çare ve imkânlar
14 Serozan, Rona: Eşya Hukuku I, 3.b., Filiz Kitabevi, İstanbul, 2014, s.202; Akipek/Akıntürk/Ateş, Eşya Hukuku, s.383.
15 Akipek/Akıntürk/Ateş, Eşya Hukuku, s.383-384.
16 Ayiter, Nuşin: Eşya Hukuku, 3.b., Savaş Yayınları, Ankara, 1977, s.80; Tekinay, Selahattin Sulhi:
Eşya Hukuku, C.I, 3.b., İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Matbaası, İstanbul, 1978, s.325.
17 Tekinay, Eşya Hukuku, s.325.
8 diğer ayni haklara göre daha geniştir18. Dolayısıyla mülkiyet hakkı ayni hakların en önemli tipi olarak karşımıza çıkmaktadır19.
1.2.2. Mülkiyet Hakkının Konusu ve Kapsamı
Bir ayni hak olarak mülkiyet hakkının konusu eşyadır. Taşınır ve taşınmaz mallar mülkiyet hakkının konusunu oluşturur20. Medeni Kanun’umuzun 704.
maddesinde taşınmaz mülkiyetinin kapsamı tahdidi bir şekilde çizilmiştir.
“Taşınmaz mülkiyetinin konusu şunlardır:
1. Arazi,
2. Tapu kütüğünde ayrı sayfaya kaydedilen bağımsız ve sürekli haklar, 3. Kat mülkiyeti kütüğüne kayıtlı bağımsız bölümler.”.
MK.m.762’de taşınır mülkiyetinin konusu hüküm altına alınmıştır:
“Taşınır mülkiyetinin konusu, nitelikleri itibarıyla taşınabilen maddî şeyler ile edinmeye elverişli olan ve taşınmaz mülkiyetinin kapsamına girmeyen doğal güçlerdir.”.
Dolayısıyla MK.m.704 ve 762’de belirtilen taşınır ve taşınmaz eşyaların mülkiyet hakkının konusunu oluşturduğu açıktır.
Taşınır ve taşınmaz eşyaların mülkiyet hakkının konusunu oluşturduğu yönünde doktrinde herhangi bir görüş ayrılığı olmasa da fikir ve sanat eserleri, marka hakkı gibi gayrimaddi malların mülkiyet hakkının konusunu oluşturup oluşturmayacağı hususunda hukukumuzda görüş birliği bulunmamaktadır21. Öncelikle belirtmek gerekir ki, mülkiyet hakkı sadece özel hukuka ilişkin bir kavram değildir.
Mülkiyet hakkı dar anlamda Medeni Hukukun bir kavramı iken geniş anlamda Anayasa Hukuku kurumudur22. Bu nedenle Medeni Kanun’daki mülkiyet hakkı ile Anayasa Hukukundaki mülkiyet hakkının kapsamı birbirinden farklıdır. Medeni
18 Tekinay, Eşya Hukuku, s.325.
19 Tekinay, Eşya Hukuku, s.319.
20 Ertaş, Eşya Hukuku, s.221.
21 Akça, Kürşat: Anayasa Mahkemesi Kararlarında Mülkiyet Hakkı, İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi Özel Sayı, C.I, 2015, s.545.
22 Bertan, Suad: Ayni Haklar: Medeni Kanunun 618-764 üncü Maddelerinin Şerhi, C.I, Balkan Basım ve Ciltevi, Ankara, 1976, s.45.
9 Kanun’daki mülkiyet hakkının yalnızca eşyaları kapsadığı, gayrimaddi malları kapsamadığı kabul edilirken, Anayasa Hukukunda mülkiyet hakkı sadece eşyalar üzerinde değil, fikri mülkiyet hakkı ve para ile ölçülebilen bütün malvarlığı değerlerini kapsamaktadır23. Bu nedenle Özel Hukuk doktrinindeki baskın görüş marka hakkı, patent hakkı gibi gayrimaddi malların eşya niteliğini haiz olmadığı dolayısıyla Medeni Kanun kapsamında mülkiyet hakkının konusunu oluşturamayacağı yönündedir24. Ancak Anayasa Hukukunda marka ve patent hakkı gibi gayrimaddi mallar mülkiyet hakkının konusunu oluşturmaktadır. Anayasa Mahkemesinin de yerleşik içtihatları bu yöndedir. Anayasa Mahkemesi bir kararında “Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında ‘Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.’ denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye bağlanmıştır. Anayasa'nın anılan maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü malvarlığı hakkını kapsamaktadır. Bu bağlamda, mülk olarak değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmayan menkul ve gayrimenkul mallar ile bunların üzerinde tesis edilen sınırlı ayni haklar ve fikri hakların yanı sıra, icrası kabil olan her türlü hak ve alacaklar da mülkiyet hakkının kapsamına dâhildir.” demek suretiyle mülkiyet hakkının konusunun sadece maddi mallar olmadığını gayri maddi malların da mülkiyet hakkının konusunu oluşturabileceğini ifade etmiştir25. Başka bir kararında ise
“Mülkiyet hakkının konusunu, maddi ve gayrîmaddi mallar oluşturmaktadır. Taşınır ve taşınmaz mallar, maddi mallar kapsamında iken, fikri ve sınaî mülkiyet hakları gayrîmaddi mallar kapsamında yer almaktadır. Bir markanın sahibine sağladığı haklar, ‘marka hakkı’ olarak adlandırılmakta ve fikri ve sınai mülkiyet hakları kapsamında yer almaktadır. Bu nedenle marka hakkı üzerinde yapılacak sınırlandırmalarda, Anayasanın ‘Mülkiyet hakkı’ başlıklı 35. maddesinin esas alınması gerekmekte ve marka hakkının ancak kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilmesi mümkün bulunmaktadır.” içtihadında bulunmuş ve gayrimaddi
23 Gemalmaz, Burak: Mülkiyet Hakkı: Anayasa Mahkemesi'ne Bireysel Başvuru El Kitapları Serisi – 6, MRK Baskı ve Tanıtım, İstanbul, 2018, s.4; Ertaş, Şeref: Mülkiyet Hakkının Yeni Boyutu ve Bu Hakka Getirilen Daraltımların, Sınırlamaların Anayasaya ve İnsan Haklarına Uygunluğu, Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.XI, S.145-146, 2016, s.70-71;
Serozan, Eşya Hukuku I, s.203.
24Eren, Fikret: Mülkiyet Hukuku, 6.b., Yetkin Yayınevi, Ankara, 2021, s.52-53;
Akipek/Akıntürk/Ateş, Eşya Hukuku, s.383, Tekinay, Eşya Hukuku, 325, Ertaş, Eşya Hukuku, 221; Ayan, Mülkiyet, s.34; Aksoy Dursun, Sanem: Eşya Kavramı, 1.b., On İki Levha Yayınları, İstanbul, 2012, s.7.
25Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Kararı; Mahmut Duran ve Diğerleri Başvurusu, Başvuru Numarası: 2014/11441, kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr , (Erişim Tarihi: 04.08.2021).
10 malların mülkiyet hakkının konusunu teşkil ettiğine karar vermiştir26. Aynı Şekilde Anayasa Mahkemesi diğer bir kararında “taşınır ve taşınmaz mallar, maddi mallar kapsamında iken, fikrî ve sınai mülkiyet hakları gayrimaddi mallar kapsamında yer almaktadır. Dolayısıyla, sinema eserleri üzerindeki fikrî haklar da mülkiyet hakkı kapsamındadır.” ifadesini kullanmak suretiyle gayrimaddi malların da mülkiyet hakkına konu teşkil edebileceğini ifade etmiştir27.
Mülkiyet hakkının kapsamı bakımından ayrıca belirtmek gerekir ki Eşya Hukukunda kabul edilen belirlilik ilkesi gereğince mülkiyet hakkı eşyanın tamamını kapsamaktadır. Bunun sonucu olarak da, eşya maddi bütünlüğünü koruduğu sürece üzerinde tek bir mülkiyet hakkından bahsedilebilir. Örneğin, 20 metrelik bir halının 10 metresine X kişisinin, diğer 10 metresine de Y kişisi malik olamayacaktır28.
1.2.2.1. Bütünleyici Parça ve Ürünler
Bir eşyanın bütünleyici parçaları29 üzerinde kural olarak asıl şeyin mülkiyetinden ayrı olarak mülkiyet hakkı kurulması mümkün değildir30. MK.m.684 gereğince, “bir şeye malik olan kimse onun bütünleyici parçalarına da malik olur.”.
Dolayısıyla eşyanın bütünleyici parçaları da mülkiyet hakkının kapsamındadır31. Mülkiyet hakkına sahibi kişi eşyanın bütünleyici parçalarının sahibi olacağı gibi o eşyanın ürünlerine32 de sahip olacaktır. Ürünler, bir şeyin, doğal niteliği itibariyle belirli zamanlarda dönemsel olarak ortaya çıkardığı şeylerdir. Yani ürünün özelliği asıl şeyin doğal yapısının gereği olarak zaman zaman organik bir şekilde tekrarlanmasıdır33. Ürünler de nitelikleri itibariyle doğal ürünler ve hukuki ürünler
26Anayasa Mahkemesi 31.01.2008 tarih ve E. 2004/3, K. 2008/47 sayılı kararı, normkararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr , (Erişim Tarihi: 03.08.2021).
27Anayasa Mahkemesi 29.12.2011 tarih ve E.2010/73, K.2011/176 sayılı kararı, normkararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr , (Erişim Tarihi: 03.08.2021).
28 Oğuzman/Seliçi/Oktay Özdemir, Eşya Hukuku, s.327; Ayiter, Eşya Hukuku, s.82.
29 MK.m.684/1- “Bütünleyici parça, yerel âdetlere göre asıl şeyin temel unsuru olan ve o şey yok edilmedikçe, zarara uğratılmadıkça veya yapısı değiştirilmedikçe ondan ayrılmasına olanak bulunmayan parçadır.”.
30 Eren, Fikret: Mülkiyet Hukuku, s.65; Erman, Hasan: Eşya Hukuku Dersleri, 9.b., Der Yayınları, İstanbul, 2020, s.60.
31 Aybay/Hatemi, Eşya Hukuku, s.118; Ertaş, Eşya Hukuku, s.226.
32 MK.m.685/2- “Ürünler, dönemsel olarak elde edilen doğal veya hukukî ürünler ile bir şeyin özgülendiği amaca göre âdetler gereği ondan elde edilmesi uygun görülen diğer verimlerdir.”.
33 Eren, Fikret: Mülkiyet Hukuku, s.69.
11 olmak üzere ayrılırlar. Doğal ürünler, tarladan elde edilen sebze, ağacın meyvesi, hayvanın sütü gibi doğal olarak elde edilen ürünlerdir. Hukuki üründen kasıt ise eşyanın belirli aralıklarla getirdiği parasal gelirdir. Örneğin, ayni sermaye olarak taşınmaz mülkiyetinin getirdiği kira geliri hukuki üründür34.
1.2.2.2. Eklenti
Eşyanın eklentileri35 bağımsız bir eşya olmakla beraber kural olarak asıl şeye bağlı olup, onun hukuki kaderine tabidir. Ancak bütünleyici parçadan farklı olarak eşyanın eklentilerinin asıl şeyden bağımsız olarak mülkiyet hakkının konusunu oluşturabilmeleri de mümkündür36. Bu nedenle asıl şey ile eklentinin farklı kişilere ait olabilmesi mümkündür. Ancak MK.m.686 “Bir şeye ilişkin tasarruflar aksi belirtilmedikçe onun eklentisini de kapsar.” hükmünü kabul etmiştir. Bu nedenle asıl şeyin başka bir kişiye devredilmesi, rehnedilmesi veya üzerinde başka bir sınırlı ayni hak tesis edilmesi durumunda bu tasarruf, aksi belirtilmediği sürece asıl şeyin eklentisini de kapsayacaktır. Ancak taraflar bütünleyici parçadan farklı olarak, eklentiyi tasarrufun dışında bırakarak ayrı bir mülkiyet konusu oluşturmaları mümkündür. Yani taraflar arasındaki anlaşmaya göre, sadece asıl şey üzerinde tasarrufta bulunulabileceği gibi sadece eklenti üzerinde de tasarruf işlemleri yapılabilir37.
1.2.3. Mülkiyet Hakkının İçeriği
Mülkiyet hakkının içeriğinden kast edilen hakkın içerisinde barındırdığı yetkilerdir. Mülkiyet hakkının içeriği genel olarak Anayasa ve Medeni Kanun’da tarafından ortaya konulmuştur. MK 683’te mülkiyet hakkını haiz olan kişiye bu
34 Özkan, Hasan: Açıklamalı-İçtihatlı Asliye Hukuk Davaları ve Tatbikatı Mülkiyet, 1.b., Legal Yayıncılık, İstanbul, 2015, s.12; Ayan, Mülkiyet, s.43.
35 MK.m.686/2- “Eklenti, asıl şey malikinin anlaşılabilen arzusuna veya yerel âdetlere göre, işletilmesi, korunması veya yarar sağlaması için asıl şeye sürekli olarak özgülenen ve kullanılmasında birleştirme, takma veya başka bir biçimde asıl şeye bağlı kılınan taşınır maldır”.
36 Eren, Fikret: Mülkiyet Hukuku, s.81.
37 Erman, Eşya Hukuku Dersleri, s.67; Ayan, Mülkiyet, s.52.
12 hakkın kendisine sağlamış olduğu yetkiler açıklanmak suretiyle mülkiyet hakkının muhtevası çizilmeye çalışılmıştır. MK.m.683’e göre:
“Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir.
Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir.”
MK.m.683 göz önüne alındığında mülkiyet hakkının sahibine iki tür yetki verdiği görülmektedir: Buna göre öncelikle mülkiyet hakkı, sahibine kanuni sınırlar içerisinde malik olduğu şeyi arzu ettiği şekilde kullanma, yararlanma ve tasarruf etme yetkisi tanımaktadır. Diğer taraftan ise mülkiyet hakkına yönelik yapılan saldırılara karşı maliki olduğu eşyayı koruma yetkisi vermektedir. Mülkiyet hakkı sahibinin kullanma, yararlanma ve tasarruf etme yetkisi malikin aktif yetkileri olarak adlandırılırken; ikinci olarak karşımıza çıkan saldırılara karşı koruma yetkileri ise malikin pasif (koruyucu) yetkileri olarak adlandırılmaktadır38.
1.2.3.1. Malikin Aktif Yetkileri
Malikin aktif yetkileri Roma hukuku kaynaklı bir ayrımla üçe ayrılmaktadır:
kullanma yetkisi (usus), yararlanma yetkisi (fructus) ve tasarrufta bulunma yetkisi (abusus)39.
Malikin aktif yetkilerinden ilki kullanma yetkisidir. Bu yetkiye dayanarak malik eşyayı gerek kendisi tek başına gerekse de başkalarıyla birlikte dilediği gibi kullanma yetkisini haizdir40. Hakkın sahibine vermiş olduğu ikinci yetki ise yararlanma yetkisidir. Bu yetki malikin malın ürünlerini veya gelirini toplama hakkına sahip olmasıdır41. Örneğin, evin kiraya verilip gelirinin malike ait olması gibi. Üçüncü
38 Ertaş, Eşya Hukuku, s.214.
39 Esener, Turhan / Güven, Kudret: Eşya Hukuku, 8.b., Yetkin Yayınları, Ankara, 2019, s.193; Erman, Eşya Hukuku Dersleri, s.60.
40 Ertaş, Eşya Hukuku, s.214.
41 Tekinay, Eşya Hukuku, s.327.
13 yetki ise tasarruf etme yetkisidir. Malik bu yetkiyi kullanmak suretiyle mal üzerinde dilediği gibi tasarrufta bulunabilme hakkına sahiptir. Tasarruf yetkisinin; malın fiilen kullanılması, faydalanılması, zilyetliğinde bulundurulması, tahrip ve tadili gibi maddi bir tasarruf olarak kullanılabilmesi mümkündür. Aynı zamanda satış, kira, bağış ve mal üzerinde sınırlı aynı hak tesis edilmesini amaçlayan hukuki bir tasarruf şeklinde de kullanılması mümkündür. Dolayısıyla, tasarruf yetkisi, mülkiyet hakkı sahibine, maliki bulunduğu eşyanın hukuki geleceğini belirleyebilme olanağı tanımaktadır42.
1.2.3.2. Malikin Pasif Yetkileri
Mülkiyet hakkının sahibine sağlamış olduğu pasif yetkilere “koruyucu yetkiler” veya “mülkiyetin olumsuz içeriği” de denilmektedir. Pasif yetkiler, mülkiyet hakkı sahibinin, maliki olduğu şey üzerindeki hâkimiyetini hukuk düzenince kendisine sağlanan sınırlar dâhilinde üçüncü kişilere karşı korumasını sağlayan yetkilerdir43. Dolayısıyla pasif yetkiler mülkiyet hakkı ihlal edildiği takdirde ortaya çıkmaktadır44. Mülkiyet hakkı sahibi, eşya üzerindeki hâkimiyet yetkisini hukuk düzenince çizilmiş şartlar çerçevesinde üçüncü kişilerin müdahalelerine karşı koruma yetkisine sahiptir45. MK.m.683’e göre, “malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir.”. Bu hükümde belirtilen istihkak davası ve elatmanın önlenmesi davası doğrudan mülkiyet hakkına ilişkin yetkilerdir. Söz konusu davalar mülkiyet hakkından kaynaklanırlar ve mevcudiyetlerini mülkiyet hakkına bağlı olarak sürdürürler46. Dolayısıyla, malik mülkiyet hakkına sahip olduğu sürece, hakkının ihlal edilmesi halinde koruyucu yetkilerden “istihkak davası”nı açarak eşyayı haksız olarak ele geçirmiş kişilerden geri alabileceği gibi, “elatamanın önlenmesi davası” açmak suretiyle de hukuka aykırı bir şekilde eşya üzerindeki hâkimiyet yetkisini kullanmasını engelleyen saldırıların sona erdirilmesini isteyebilecektir47.
42 Esener/Güven, Eşya Hukuku, s.194.
43 Ayan, Mülkiyet, s.30.
44 Cansel, Erol / İnan, Ali Naim: Ayni Hak Kavramı, Taksimi ve Eşya Hukukunun Konusu, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.XXI, S.1, 1964, s.351; Erman, Eşya Hukuku Dersleri, s.60.
45 Ayan, Mülkiyet, s.30.
46 Oğuzman/Seliçi/Oktay Özdemir, Eşya Hukuku, s.316.
47 Ayan, Mülkiyet, s.30.
14 1.3. Türk Anayasalarında Mülkiyet Hakkı
1.3.1. 1876 Kanun-i Esasi’de Mülkiyet Hakkı
Kanun-i Esasi, Türk tarihinin ilk anayasası olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu Anayasa ile birlikte ilk kez Osmanlı’da insanların devlete karşı ileri sürebilecekleri hakların bulunduğu kabul edilmiştir48. Osmanlı’da hürriyet düşüncesi, eşitlik ve güvenlik ilkeleri ile mülkiyet kavramı Kanun-i Esasi’de somut bir şekilde ortaya konulmuştur49.
Mülkiyet hakkının anayasal güvence altına alan ilk metin, 1876 yılında yürürlüğe giren Hukukumuzda kişi hak ve hürriyetlerine ilk defa yer veren Kanun-i Esasi’dir50. Mülkiyet hakkı Kanun-i Esasi’nin 21. maddesinde “Herkes usulen mutasarrıf olduğu mal ve mülkten emindir. Menafii umumiye için lüzumu sabit olmadıkça ve kanunu mucibince değer bahası peşin verilmedikçe kimsenin tasarrufunda olan mülk alınamaz.” şeklinde hüküm altına alınmıştır. Bu hükümle birlikte herkesin mülkünden emin olacağı, kimsenin mülküne ilişkin yapabileceği bir tasarrufa müdahale edilmeyeceği ilan edilmiştir.
1.3.2. 1921 ve 1924 Anayasa’larında Mülkiyet Hakkı
Türkiye Cumhuriyetinin ilk anayasası Teşkilat-ı Esasiye Kanun’u adıyla da bilinen ve 23 maddeden oluşan 1921 Anayasa’sıdır. Bu Anayasa, Türk Anayasaları arasında çerçeve anayasa niteliğini haiz tek anayasa olarak karşımıza çıkmaktadır51. Çerçeve anayasalar, genel hükümler halinde ayrıntılara inilmeksizin yazılan anayasalardır52.
1921 Anayasa’sı, Kurtuluş Savaşının hemen yürürlüğe konulması nedeniyle acele ihtiyaçları karşılamak amacıyla zaruri ve sınırlı hükümler ihtiva etmekle
48 Uygun, Oktay: Türkiye’de Demokrasi ve İnsan Hakları, TODAİE Yayınları, Ankara, 1996, s.14.
49 Doğan, Naci: İnsan Hakları Hukuku, Altın Nokta Yayınları, İzmir, 2005, s. 107.
50 Gürbüz, Reşit: İnsan Hakları ve Demokratikleşme, 3.b., Kuram Kitap, Kocaeli, 2018, s.24.
51 Anayurt, Ömer: Anayasa Hukuku, 3.b., Seçkin Yayınları, Ankara, 2020, s.170-171.
52 Anayurt, Anayasa Hukuku, s.42.
15 yetinmiş, temel hak ve özgürlüklere Anayasa’da yer verilmemiştir53. 1921 Anayasa’sı, bu özelliği ile Türk Anayasaları arasında temel hak ve özgürlüklere yer vermeyen tek anayasa olma özelliğine de sahiptir. Dolayısıyla, 1921 Anayasa’sında temel hak niteliğine sahip olan mülkiyet hakkına ilişkin herhangi bir düzenleme de bulunmamaktadır54.
Ancak her ne kadar 1921 Anayasa’sında mülkiyet hakkına ilişkin bir düzenleme bulunmasa da, 1921 Anayasa’sının 1876 yılında yürürlüğe giren Kanun-i Esasi’nin kendisine aykırı olmayan hükümlerini yürürlükten kaldırmaması nedeniyle mülkiyet hakkı da Kanun-i Esasi’de güvence altına alınmış olan başkaca temel hak ve özgürlükler gibi varlığını ve geçerliliğini sürdürmüştür55.
1921 Anayasa’sı döneminde mülkiyet hakkı açısından ele alınması gereken bir gelişme ise Sakarya Meydan Muharebesi öncesinde ordunun ihtiyaçlarını karşılayabilmek amacıyla kabul edilen Tekâlif-i Milliye Kararlarıdır. Bu kararlarda ordunun ihtiyaçlarını karşılamak için halktan alınan eşyaların bedellerinin ilerleyen süreçte Devletçe ödenmesi hüküm altına alınmıştır. Bu durum savaş şartlarında dahi mülkiyet hakkına verilen önemi açık bir şekilde göstermektedir56.
1924 Anayasa’sı ise 1921 Anayasa’sına göre daha kapsamlı bir anayasadır.
1924 Anayasa’sı 1921 Anayasa’sından farklı olarak temel hak ve özgürlükleri anayasal olarak güvence altına almıştır. Ancak her ne kadar 1924 Anayasa’sında temel hak ve hürriyetlere yer verilse de, hakların sadece adları yazılmış, içerik ve kapsamlarına ilişkin herhangi bir detay verilmemiştir57. Mülkiyet hakkına ilişkin düzenleme ise bu Anayasa’nın 70. maddesinde “Şahsi masuniyet, vicdan, tefekkür, kelâm, neşir, seyahat, akit, sâyü amel, temellük ve tasarruf, içtima, cemiyet, şirket, hak ve hürriyetleri Türklerin tabii hukukundandır.” şeklindedir. Anayasa’nın 71.
maddesinde de “Can, mal, ırz, mesken her türlü taarruzdan masundur.” hükmüyle mülkiyet hakkı koruma altına alınmıştır58.
53 Fendoğlu, Hasan Tahsin: Anayasa Hukuku, 7.b., Yetkin Yayınları, Ankara, 2019, s.233.
54 Şimşek, Suat: Türk Hukukunda ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde Mülkiyet Hakkı, Maliye Bakanlığı Yayınları, Ankara, 2011, s.195; Gürbüz, İnsan Hakları ve Demokratikleşme, s.26.
55 Fendoğlu, Anayasa Hukuku, s.234.
56 Başpınar, Mülkiyet Hakkı, s.163.
57 Fendoğlu, Anayasa Hukuku, s.242.
58 Şimşek, Mülkiyet Hakkı, s.196.
16 Ayrıca 1924 Anayasa’sında kamulaştırma konusu da düzenlenmek suretiyle, herhangi bir kişiye ait mülkün gerçek karşılığı ödenmeksizin kamulaştırma işlemine tabi tutulamayacağı hüküm altına alınmıştır59.
1.3.3. 1961 Anayasa’sında Mülkiyet Hakkı
1924 Anayasa’sının aksine 1961 Anayasa’sında temel hak ve hürriyetler ayrıntılı olarak düzenlenmiş60 ve temel hak ve özgürlükler üç başlıkta sınıflandırmıştır.
Bunlar: “Kişinin Hak ve Ödevleri” , ”Sosyal ve İktisadi Hak ve Ödevler” ile “Siyasi Hak ve Ödevler”dir.
Türk Anayasaları incelendiğinde sosyal hakları anayasal olarak güvence altına alması açısından 1961 Anayasa’sı önem arz etmektedir61.
Mülkiyet hakkı 1961 Anayasa’sının 36. maddesinde “Herkes mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.” şeklinde, toplumsal bir yönü olması nedeniyle de “Sosyal ve İktisadi Haklar ve Ödevler” bölümünde düzenlenmiştir62.
Söz konusu maddede mülkiyet hakkı düzenlenirken bu hakkın sadece kamu yararı amacına yönelik olarak kanunla sınırlanabileceği hüküm altına alınmıştır.
Bunun yanı sıra mülkiyet hakkının kullanımının toplum yararına aykırı olamayacağı ifade edilmiştir63. Ancak 1971-1973 yıllarında Anayasa’da yapılan değişikliklerle birlikte temel hak ve hürriyetlerin sınırlanmasında tüm hak ve hürriyetleri kapsayan genel sınırlama nedenleri getirilmiştir64. Dolayısıyla, kamu yararının dışında Anayasa’da öngörülen genel sınırlama nedenlerine dayanarak da mülkiyet hakkının sınırlandırılabilmesi mümkün hale gelmiştir.
59 Şimşek, Mülkiyet Hakkı, s.196.
60 Fendoğlu, Anayasa Hukuku, s.247-248.
61 Anayurt, Anayasa Hukuku, s.185.
62 Etgü, Mehmet Akif: Kamu Hukukunda Mülkiyet Hakkı ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Mülkiyet Hakkına Bakışı, 1.b., On İki Levha Yayıncılık, İstanbul, 2009, s. 130.
63 Armağan, Servet: 1961 Anayasasına Göre Temel Hak ve Ödevler, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları, İstanbul, 1980, s. 60.
64 Gürbüz, İnsan Hakları ve Demokratikleşme, s.30-31; Fendoğlu, Anayasa Hukuku, s.247.
17 Mülkiyet hakkına müdahale sonucu doğuran kamulaştırma (m.38) ve devletleştirme (m.39) kurumları da Anayasa’da düzenlenmiştir. Kamulaştırmaya ilişkin 38. madde hükmüne göre, kamu yararının bulunması halinde, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların bedelinin ödenmesi kaydıyla kamulaştırılabileceği;
devletleştirmeyi düzenleyen 39. maddede ise kamu yararının varlığı halinde, kamu hizmeti taşıyan özel teşebbüslerin, gerçek karşılıkları ödenerek kamu mülkiyetine geçirilebileceği ifade edilmiştir.
1.3.4. 1982 Anayasa’sında Mülkiyet Hakkı
Halen yürürlükte bulunan 1982 Anayasa’sında temel hak ve ödevler “Kişinin Hak ve Ödevleri”, “Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler” ve “Siyasi Haklar ve Ödevler” şeklinde üç başlık altında sınıflandırılmıştır.
Mülkiyet hakkı Anayasa’nın “Mülkiyet ve Miras Hakkı” başlıklı 35.
maddesinde şu şekilde düzenlenmiştir:
“Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”.
Mülkiyet hakkını düzenleyen bu hüküm incelendiğinde 1961 Anayasa’sında aynı hakkı hüküm altına alan 36. maddenin metni ile aynı olduğu görülmektedir.
Ancak 1961 Anayasa’sından farklı bir şekilde mülkiyet hakkı Anayasa’nın “Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler” kısmında düzenlenmek yerine “Kişinin Hak ve Ödevleri” kısmında düzenlenmiştir. Bunun önemli bir sonucu, 1982 Anayasası döneminde Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri ile olağan dönemlerde mülkiyet ve miras hakkı konusunda düzenleme yapılamamasıdır.
1961 ve 1982 Anayasa’larının mülkiyet ve miras hakkını düzenleyen metinlerinin aynı olduğu görülse de madde gerekçeleri birbirinden farklıdır. 1961 Anayasa’sının 36. maddesinin gerekçesi incelendiğinde “mülkiyet hakkının artık Roma hukukunda olduğu gibi sınırsız bir hak olmadığı vurgulanmışken”, 1982
18 Anayasa’sında mülkiyet hakkı “devletten önce de var olan bir gerçek” olarak nitelendirilerek liberal mülkiyet görüşüne yaklaşılmıştır65.
Anayasa’nın 35. maddesi incelendiğinde “herkes” tabiri kullanılmak suretiyle mülkiyet hakkının sadece Türk vatandaşlarına ait bir hak olmadığı, yerli ve yabancı ayrımı gözetmeksizin herkesin bu haktan faydalanabileceği belirtilmiştir. Aynı maddede, bu hakkın yalnızca kamu yararı gayesiyle sınırlanabilmesinin mümkün olduğu ve toplum yararına aykırı olarak kullanılmasının söz konusu olamayacağı ifade edilmek suretiyle mülkiyet hakkının sosyal yönüne de vurgu yapılmıştır66.
Anayasa’mızda mülkiyet hakkına ilişkin maddelerden biri de kamulaştırma ve devletleştirmeye ilişkin maddelerdir. Anayasa’mızın 46. maddesinde “Devlet ve kamu tüzel kişileri; kamu yararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmaya yetkilidir.” demek suretiyle özel mülkiyete tabi taşınmazların belirli şartlar altında kamulaştırılabileceğini hüküm altına almıştır. Aynı şekilde 47.
maddede de devletleştirme “Kamu hizmeti niteliği taşıyan özel teşebbüsler, kamu yararının zorunlu kıldığı hallerde devletleştirilebilir. Devletleştirme gerçek karşılığı üzerinden yapılır. Gerçek karşılığın hesaplanma tarzı ve usulleri kanunla düzenlenir.”
şeklinde ifade edilmiştir. Bu hükümler, mülkiyet hakkını idareye karşı korumakta ve idareyi keyfilikten uzak tutmayı amaçlamaktadır67.
1.4. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde (AİHS) Mülkiyet Hakkı
1.4.1. AİHS’in İç Hukukumuzdaki Yeri
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, 1 Numaralı Ek Protokol ile birlikte 19 Mart 1954 tarihinde Kanun ile onaylamak suretiyle hukukumuza dâhil edilmiştir68.
65 Kaboğlu, İbrahim Ö.: Özgürlükler Hukuku, 6.b., İmge Kitabevi, Ankara, 2002, s. 451.
66 Şimşek, Suat: Mülkiyet Hakkının Kapsamı, Sınırlandırma Nedenleri ve Şartları Açısından 1982 Anayasası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi: Karşılaştırmalı Bir Analiz-1, TBB Dergisi, S.91, 2010, s. 185.
67 Karadabağ, Hakan: Mülkiyet Hakkı Çerçevesinde Kentsel Dönüşüm, Legal Yayınları, İstanbul, 2020, s.56.
68 Dinç, Güney: Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Mülkiyet Hakkı, TBB Dergisi, S.51, 2004, s.133.
19 AİHS hukukumuz bakımından milletlerarası sözleşme hükmündedir.
Anayasa’mızın 90. maddesindeki “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.” hükmü gereği AİHS iç hukukumuzda kanun hükmünde ve bağlayıcı konumdadır. Aynı zamanda Anayasa’nın 90. Maddesinin 5. fıkrası gereğince AİHS temel hak ve hürriyetlere ilişkin bir uluslararası sözleşme olması nedeniyle, AİHS hükümleri ile iç hukukumuzdaki kanun hükümlerinin çelişmesi halinde AİHS’
in temel hak ve hürriyetlere ilişkin hükümleri esas alınacaktır.
1.4.2. AİHS’te Mülkiyet Hakkının Düzenlenişi
Mülkiyet hakkı AİHS’in orijinal metninde yer alan haklardan biri değildir.
Ancak mülkiyet hakkı daha sonra AİHS’in Ek 1 Numaralı Protokol’ünde düzenlenmiştir. Mülkiyet hakkı bu Protokolün 1. maddesinde şu şekilde düzenlenmiştir69:
“Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.
Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez.”.
Mülkiyet hakkının korunmasını düzenleyen madde metninde, birinci fıkra hakkın kapsamını ve bu haktan yoksun bırakılmanın koşullarını düzenlerken, ikinci
69 Erdoğan, Mustafa: İnsan Hakları Teorisi ve Hukuku, 4.b., Orion Yayınları, Ankara, 2015, s.196.
20 fıkra bu hakkın kullanımının devlet tarafından denetlenmesini belirlemektedir70.
Madde gerçek ve tüzel kişilerin kendi mal ve mülklerinden barışçıl şekilde yararlanma hakkına sahip olduklarını ifade etmiş; kişilerin mal ve mülklerinden ancak kamu yararının mevcudiyeti ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uymak suretiyle yoksun bırakılabileceğini öngörmüştür71.
AİHS’ in Ek 1 Numaralı Protokolünde yer alan mal ve mülk kavramı, sadece maddi varlığa sahip taşınır ve taşınmaz malları kapsamamaktadır. Bunların yanı sıra maddi varlığa sahip olmasa da malvarlığına ilişkin her türlü değer mal ve mülk kavramı kapsamında değerlendirilmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından hareketle mal ve mülkten bahsedilebilmesi için öncelikle o şeyin ekonomik bir değere sahip olması ve o değerin mevcut ya da ileride var olması muhtemel olmalıdır72.
1.4.3. AİHS’te Mülkiyet Hakkının Kapsamı
AİHM nezdinde mülkiyet hakkının kapsamı iç hukukumuza göre daha geniş olarak ele alınmaktadır. AİHM içtihatları incelendiğinde, AİHM’in AİHS’te teminat altına alınan hak ve özgürlüklerin kapsamının genişletilmesini, buna karşı da devletin takdir yetkisinin giderek daraltılmasını hedeflediği anlaşılmaktadır73.
AİHM, kararlarında, mülkiyet hakkının kapsamına yalnızca taşınır ve taşınmaz ayni hakları değil, aynı zamanda fikri ve sınai haklar gibi ekonomik içeriği ve parasal değeri olan her şeyi dâhil etmiştir. Kişiler arasındaki ticaret hukuku, iş hukuku uyuşmazlıkları, sözleşme uygulamaları da AİHM tarafından mülkiyet hakkının konusu kapsamında değerlendirilmiştir74. Aynı şekilde; müşteri çevresi, emekli maaşı alma hakkı, şirket hisseleri, tahkim kararları, her türlü alacak hakkı gibi kavramlar AİHM tarafından mal ve mülk kavramı içerisinde mülkiyet hakkı
70 Özmen, Münci: Avrupa İnsan Hakları Hukukunda Mülkiyet Hakkı, Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.II, S.1, 2017, s.212.
71 Erdoğan, İnsan Hakları Teorisi, s.196.
72 Etgü, Mülkiyet Hakkı, s.206.
73 Özmen, Mülkiyet Hakkı, s.213.
74 Dinç, Güney: Sorularla Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Türkiye Barolar Birliği Yayınları, Ankara, 2006, s. 613.
21 kapsamında değerlendirilmiştir75. Ayrıca AİHM kamulaştırma bedelinin geç ödenmesini de mülkiyet hakkının ihlali olarak değerlendirmiştir76.
1.5. Temel Hak ve Hürriyet Olarak Mülkiyet Hakkının Sınırlandırılması
Mülkiyet hakkı, Anayasa’mızın “Kişinin Hak ve Ödevleri” kısmında düzenlenmiştir. Dolayısıyla mülkiyet hakkı, anayasal olarak güvence altına alınmış bir temel hak ve ödevdir. Anayasa’nın 13. maddesi de hangi şartlar altında temel hak ve özgürlüklerin sınırlanabileceğini açık bir şekilde ortaya koymuştur:
“Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”.
Dolayısıyla Anayasa’da temel hak ve hürriyet olarak teminat altına alınmış olan mülkiyet hakkının ancak 13. maddede belirtilen bu koşullara uyulmak suretiyle sınırlandırılabilmesi mümkündür.
1.5.1. Kanun Koyucu Tarafından Kanunla Yapılmalıdır.
Temel hak ve özgürlüklere ilişkin sınırlamanın kanunla yapılması ilkesi, 1789 Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisinin yayımlanmasından itibaren kabul edilmiş olan bir ilkedir77. Anayasa’nın temel hak ve hürriyetlerin hangi şartlar altında sınırlanabileceğini düzenleyen 13. maddesi de bu ilke doğrultusunda, temel hak ve özgürlüklere ilişkin sınırlamanın ancak yasama organı tarafından çıkarılan kanunlarla yapılabileceğini hüküm altına almıştır. Bu nedenle Cumhurbaşkanlığı kararnamesi,
75 Şimşek, Mülkiyet Hakkı, s.640.
76 Birbir Efendioğlu, Didem: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi Kararları Işığında Bir Analiz: Kamulaştırma Bedelinin Tespiti, Türk-Alman Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.II, S.2, 2020, s.216-217.
77 Kapani, Münci. Kamu Hürriyetleri, 7. b., Yetkin Yayınları, Ankara, 1993, s.230-231.
22 yönetmelik veya yürütmenin başkaca düzenleyici işlemleri ile temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılabilmesi mümkün değildir78.
Sınırlamanın ancak kanunla yapılabilmesinin bazı faydaları söz konusudur.
Kanunla sınırlama temel hak ve hürriyetlere yürütme organı tarafından düzenleyici işlemlerle müdahale edilmesi olanağını ortadan kaldırır. Kanunlar yasama organı tarafından aleni bir şekilde ortaya çıktıkları için sınırlamalar gerçekleştirilirken kamuoyunun denetimi sağlanmış olur. Ayrıca kanunların yasama organında farklı görüşler ileri sürülerek, dinlenerek ve tartışılarak ortaya çıkarılması nedeniyle temel hak ve hürriyetlere gereksiz yere müdahale edilme ihtimali düşürülmüş olur79.
Anayasa’mızın 104/17 hükmü “Cumhurbaşkanı, yürütme yetkisine ilişkin konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarabilir. Anayasanın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleriyle dördüncü bölümde yer alan siyasi haklar ve ödevler Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenemez. Anayasada münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz. Kanunda açıkça düzenlenen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz.
Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile kanunlarda farklı hükümler bulunması halinde, kanun hükümleri uygulanır. Türkiye Büyük Millet Meclisinin aynı konuda kanun çıkarması durumunda, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükümsüz hale gelir.”
şeklindedir. Bu hüküm; temel hakların, kişi haklarının ve siyasi hakların Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile düzenlenemeyeceğini, ancak Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Anayasa’da teminat altına alınmış olan sosyal ve ekonomik hakların düzenlenebileceğini ifade etmektedir. Ancak sosyal ve ekonomik haklar her ne kadar Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile düzenlenebilse de Anayasa’mızın 13. maddesi çerçevesinde bu hakların da Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile sınırlandırılabilmesi mümkün değildir. Buna karşın, olağanüstü dönemlerde çıkarılan Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri için aynı şeyi söylemek mümkün değildir. Anayasa’mızın 119. maddesi gereği olağanüstü dönemlerde çıkarılan Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri ile herhangi
78 Atar, Yavuz: Türk Anayasa Hukuku, 14.b., Seçkin Yayınevi, Ankara, 2021, s.138.
79 Gözler, Kemal: Anayasa Hukukunun Genel Teorisi, C.II, Ekin Basım Yayın Dağıtım, Bursa, 2020, s.548-549.