Dikkat!Yoksulluktuzağıvar HızlıbüyümedönemininardındanyavaşlamayabaşlayanTürkiyeekonomisindeiçtüketimazalıyor,özelsektöryatırımlarıyerindesayıyor.İşdünyasıise2013’ünikinciyarısınailişkiniyimserbeklentilerinikoruyor.Ancakbudönemdeküçülmeninyıpratıcıetkiler

Tam metin

(1)

KASIM-ARALIK 2012 24  İSMMMO YAŞAM

D O S Y A

Dikkat!

Yoksulluk tuzağı var

Hızlı büyüme döneminin ardından yavaşlamaya başlayan Türkiye

ekonomisinde iç tüketim azalıyor, özel sektör yatırımları yerinde sayıyor.

İş dünyası ise 2013’ün ikinci yarısına ilişkin iyimser beklentilerini koruyor. Ancak bu dönemde küçülmenin yıpratıcı etkileri olacağına da kesin gözüyle bakılıyor.

Ayrıca, Türkiye’nin “orta gelir tuzağı”

olarak adlandırılan yerinde sayması riski de çok yüksek olarak kabul ediliyor.

F E R İ D E A Y

Türkiye ekonomisi, hızlı bir büyüme döneminin ardından yavaşlamaya başladı. 2012’nin üçüncü çeyreğinde ekonomik bü- yüme, yüzde 1.6 ile sınırlı kalırken, bu veri, son üç yılın en dü- şük büyüme rakamı olarak kaydedildi. Yılsonu verileri henüz ke- sinleşmese de hedefin tutmayacağı açık. Çünkü iç tüketim azal- dı, özel sektör yatırımlarda frene bastı. Sınırlı büyümeyi ise dev- let ayakta tuttu. İnşaat ve sanayideki soğuma dikkat çekici dü- zeyde. Bütün bu gelişmeler, ekonomide gaz ve fren tartışmala- rının ön plana çıktığı yılda yumuşak inişten sert inişe doğru yö- nelme olduğunu da ortaya koydu...

Peki bu gidişat ne kadar sürecek? İşsizlik ve yoksulluk ile sonuçlanan ekonomik daralma, bu yıl sürecek mi? 2013 ve 2014 nasıl geçecek? Bu soruların yöneltildiği hükümet yetkilileri ile bazı ekonomi otoriteleri iyimser. Merkez Bankası Başkanı Erdem

(2)

Başçı, verileri değerlendirirken 2013’te ekonomik büyümede hızlanma beklentisini “Ekonomide önce yağmur-fırtına, arkasından güneşli bir hava bizleri bekliyor” sözleriyle ifade etti. Aslında, Başçı’nın bu yıla ilişkin bek- lentisini paylaşan uzmanlar var, ancak bu dönemdeki küçülmenin yıp- ratıcı etkileri olacağına da kesin gözüyle bakılıyor. Ayrıca, Türkiye’nin “orta gelir tuzağı” olarak adlandırılan yerinde sayması riski de çok yüksek ola- rak kabul ediliyor. Nitekim, Türkiye’nin 27 şehri yoksulluk seviyesinde yer alıyor. 40 şehir ise orta gelir düzeyinden çıkamıyor. Konuyla ilgili ola- rak Prof. Dr. Erinç Yeldan’a hazırlattığı raporla gündeme gelen Türk Gi- rişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) bu tuzağa düşmemek için acilen bölgeler için farklılaştırılmış kalkınma reçeteleri öneriyor.

Rapora göre, Türkiye’de şehirlerin yarısı üst gelir seviyesine geçemeyip orta-düşük gelir grubunda sıkışıp kaldı. Bu grupta yer alan şehirlerin ne- redeyse tamamı Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde. Bünyesinde TÜSİAD dahil 134 derneği barındıran TÜRKONFED’in “Orta Gelir Tuzağı’ndan Çıkış: Hangi Türkiye” raporuna göre, Türkiye düşük-orta gelir düzeyinde 50 yıl kaldı. Bu süre Çin’de 17 yıl. Türkiye, düşük-orta gelir düzeyine 1955’te ulaştı ve bu düzeyden yüksek-orta gelir düzeyine 50 yıl sonra, 2005’te çıktı. Türkiye, Bulgaristan ve Kosta Rika ile birlikte orta gelir düzeyinde en uzun süre kalmış üç ülkeden biri olarak yer alıyor. Bu da Türkiye için

“orta gelir tuzağı”nda sıkışıp kalma riskinin önemini ortaya koyuyor.

KÜÇÜLME PATİKASI

“Hocaların hocası” unvanıyla bilinen Prof. Dr. Korkut Boratav, ‘bü- yümedeki soğuk duş’u yorumlarken Türkiye’nin küçülme patikasında yol alırken vergilerin artacağını, istihdamın düşeceğini öngörüyor. “Sanayide

KASIM-ARALIK 2012 İSMMMO YAŞAM 25

D O S Y A

DOLAYLI VERGİLER ARTACAK

Prof. Dr. Korkut Boratav, ekono- mideki durumu değerlendirirken bundan sonraki dönemde tüketim vergilerinin art- masının kaçınılmaz olduğunu belirtiyor.

“Bir kere kaynak yok bahaneleri gelecek.

Çünkü büyüme bütçeyi sıkıştırıyor. Diyelim ki işte memur maaşlarında artış planla- nacak, asgari ücret tartışmaları başlayacak vs... Kaynak kıtlığını bahane edecek, bazı şeyleri kısacak. Hükümet vergileri yük- seltmeye çalışacak” diyen Boratav, baş- ka bir arayış sinyali olmadığına dikkat çe- kiyor. Boratav, mevcut durumu ve ön- görülerini şöyle aktarıyor:

“Türkiye iç talep açısından küçülme patikasına girdi. Küçülme de ithalatı aşağıya çekiyor. İhracat artışı ise önemli bölümü yapay olduğu için ekonomi aslında büyüme sürecini durdurmuş halde. Maliye politi- kası giderek maliyecilerin diliyle “regresif” bir hal alıyor. Yani gelir da- ğılımı daha da bozucu bir hal alıyor. Tüketime yüklenmenin dışında bir finansman yöntemi de yok. Yavaşlayan ekonomi kamu maliyesini de zor- luyor. Toplumun, emeği ile çalışan yahut emekli gelirleri ile ayakta dur- maya çalışan kitlesinin geçim koşulları zorlaşıyor. Bunun daha da kö- tüye gitmesi halinde bir de işsizlik binecek.”

(3)

D O S Y A

KASIM-ARALIK 2012 26 İSMMMO YAŞAM

de ciddi bir daralma var. İhracat artışının önemli bölümü yapay olduğu için ekonomi aslında büyüme sürecini de durdurmuş halde. Türkiye bir durgunluk, sıfır büyüme civarındaki bir konumdadır” tespitini dile getiren Boratav, “Ne güzel işte, cari açık azalıyor” söylemlerini de eleştiriyor. Boratav’a göre, sıfır büyüme ile bile, hatta eksik büyüme ile cari açık veriyorsa durum ger- çekten vahim.

Prof. Dr. Boratav, gelir dağılımının daha da bozucu bir hal aldığı- na işaret ederken “Tüketime yüklenmenin dışında bir finansman yöntemi de yok. Yavaşlayan ekonomi kamu maliyesini de zorluyor. Toplumun eme- ği ile çalışan yahut emekli gelirleri ile ayakta durmaya çalışan kitlesinin geçim koşulları zorlaşıyor, zorlaşacak” öngörüsünü dile getiriyor.

YATIRIM DURDU

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK), son olarak açıkladığı üretim yöntemiyle hesaplanan gayri safi yurt içi hasıla (GSYH) 2012 üçüncü çey- rek sonuçlarına göre, ekonomideki büyüme yüzde 1.6’da kaldı. Beklenti yüzde 2.5 seviyesindeydi. Böylece 2012’de yılın başından bu yana üç çey- reklik büyüme sadece yüzde 2.6 olurken yıl sonundaki yüzde 4’lük orta vadeli mali program beklentilerinin yakalanması neredeyse imkânsız hale geldi. Mevsimsellikten arındırılmış veri yüzde 1.9, takvim ve mevsimsellik etkisinden arındırılmış veri ise yüzde 0.2 büyümeye işaret etti. Üçüncü çey- rek verisiyle aynı anda gelen sanayi üretimi verisi de yüzde 5.7 ile bek- lentilerin çok üzerinde bir daralmaya işaret edince, yıl sonu hedeflerinden ciddi şekilde uzaklaşılmış oldu.

HSBC Portföy Stratejisti Ali Çakıroğlu, büyümenin beklentinin altında kalmasında özel sektör yatırım harcamalarında kaydedilen sert gerilemenin etkili olduğunu belirtiyor. Çakıroğlu’na göre, özel sektör yatırım harcamaları geçen senenin aynı dönemine göre yüzde 11.1 azalırken bunda yüzde 14.7 azalan makine teçhizat yatırımı etkili oldu. Bununla birlikte özel tüketim harcamaları da geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 0.5 azaldı.

Ekonomik yavaşlamaya sektörler bazında bakıldığında, büyümeye

HER BÖLGE İÇİN AYRI BİR REÇETE

TÜRKONFED’in “orta gelir tuzağı” kavramını incelediği “Orta Gelir Tuzağı’ndan Çıkış: Hangi Tür- kiye? - Makro / Bölgesel / Sektörel Analiz” rapo- runu hazırlayanlar olan Yaşar Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Erinç Yel- dan, Türkiye’nin tarımsal sanayileşme stratejileri- ne yönelebileceğini söylüyor. Türkiye’nin büyümesinin sermaye birikimine dayalı olduğunu aktaran Yel- dan, iş gücü kullanımının düşük olduğuna dikkat çekiyor. Yeldan, sürdürülebilir büyüme ve kalkın- ma için raporda da dile getirilen şu çözüm öneri- lerini sıralıyor:

 Farklı gelir seviyelerinde ve gelişme ev- resinde olan bölgeler için farklı politika tasarımlarına ihtiyaç duyuluyor.

 Orta gelir tuzağı riski olmayan bölgelerde teknoloji yo- ğun alanlara odaklanılması, arz yanlı teşvik politikalarının tercih edilmesi, orta gelir tuzağı riski olan bölgelerin yüksek gelirli böl- gelerle olan ulaşım altyapılarının geliştirilmesi ve orta-düşük, orta- ileri teknolojili üretimin desteklenmesi gerekiyor.

 Diğer bölgelerde ise tarımda ölçek sorununun çözülmesi yönünde tedbirlerin alınması ve geçimlik ekonomiden endüstriyel üretime geçişin sağlanarak bu bölgeler tarafından üretilen ürünlere yönelik talep yönlü teşviklerin sağlanması ve kalkınma ajansları gibi bölgesel kurumsal yapıların, bölgenin üretim karakterine uygun şe- kilde yapılanması gerekiyor.

Erinç Yeldan

(4)

KASIM-ARALIK 2012

D O S Y A

İSMMMO YAŞAM 27 en çok katkı vermesi beklenen sektör olan imalat sa-

nayiinde, sadece yüzde 1.3’lük büyüme olduğu or- taya çıkıyor. 2012’de 9 aylık imalat sanayii büyümesi yüzde 2.8 oldu. Tarım sektörü yüzde 2.9 ile bü- yümeye katkı sağladı. 9 aylık tarım büyümesi yüz- de 3.3 oldu. Önceki yıllarda ekonomiyi taşıyan sek- tör olan inşaat sektörü, vergi, harç, KDV tartışma- ları tedirginliğiyle soğumaya devam ederken sek- tör ilk kez genel ekonomik büyümenin bile gerisinde kaldı. İnşaatta son olarak açıklanan üçüncü çeyrekte büyüme yüzde 0.4’te kaldı. Aynı şekilde 9 ayda bü- yümeye sadece yüzde 1 katkı sağlayabildi.

İŞSİZLİK ARTIYOR

Kişi başına GSYH değeri Eylül 2012 itibarıy- la son bir yıllık dönemde, bir önceki dört çeyreklik döneme göre 269 dolar azalışla 10 bin 327 dolara geriledi. Buna karşılık, büyümedeki düşüş, işsizliğin artış eğilimine girmesine neden oldu. TÜİK’in son ola- rak açıkladığı Eylül 2012 Hanehalkı İşgücü Anketi sonuçlarına göre, Türkiye’de yüzde 9.1 oldu. Bu oran işsizlikte artış eğilimine girildiğini ifade etse de sen- dikalara göre, resmi ve genel veri buzdağının sadece görünen yüzü. İşsizlik verilerini değerlendiren DİSK-AR, geniş tanımıyla, yani umudu olmadığı için iş aramayanların da hesaba katılmasıyla işsizlik ora- nının yüzde 15’in üzerinde olduğunu hesaplıyor. Buna göre işsiz sayısı da 4 milyon 514 bin kişi. Gençler ara- sındaki işsizlik oranı ise yüzde 30’a ulaşıyor.

UMUTLAR 2. YARIDA

2012’nin zor geçtiğini düşünen iş dünyası ör- gütlerinin umudu 2013’ün ikinci yarısında. Karşı- lıksız çekler, Merkez Bankası’nın para politikaları ve Suriye başta çevre ülkelerdeki gerilimlerin tedirgin ettiği reel sektör temsilcileri, ekonomik yavaşlamanın uzun sürmesinden de endişe ediyor. Yine de iş dün- yasının temsilcileri 'AB’deki siyasi krizin bir ölçü- de aşılması, gelişmekte olan ülkelere sermaye akı- mının hızlanması' durumunda Türkiye'nin önem- li miktarda yabancı yatırım çekebileceğini belirti- yor. İş dünyası temsilcileri, Türkiye için ikinci bir kre- di notu artışının da büyümede belirleyici olacağı ko- nusunda hemfikir.

İŞ DÜNYASININ 2013 BEKLENTİLERİ

Rifat Hisarcıklıoğlu (Türkiye Odalar ve Bor- salar Birliği Başkanı): İç talebin 2012’de kısılması, yur- tiçi tüketimin ve buna bağlı olarak ticaret hacimlerinin gerilmesine yol açtı. TEPAV tarafından 32 şehirdeki 500 perakendeciden elde edilen ve aylık bazda derlenen veriler, perakendede 2011’in ikin- ci yarısından itibaren ciroların düşmeye başladığını ve ticaretteki yavaşlamanın 2012’de de devam ettiğini gösteriyor. Ticaretteki ya- vaşlama sanayi sektörlerinde de görülüyor. Ekonomideki yavaş- lama piyasada nakit akışını olumsuz etkiliyor. Sorunlu kredi ve kar- şılıksız çıkan çek oranlarında 2012’de gözle görülür bir artış ya- şanıyor. Küresel iktisadi ortamdaki nispi düzelmelerin devamı, pet- rol fiyatının mevcut düzeyini koruması ve çevre ülkelerdeki siya- si gerginliğin Türkiye’yi etkileme derecesinin bugünkünden fazla olmamasını baz aldığımızda, büyüme ve enflasyon açısından 2013’ün 2012’ye kıyasla daha iyi bir yıl olmasını bekli- yoruz. Cari işlemler açığının belirgin biçimde azalması sevindirici bir gelişme. Ancak hala yüksek bir cari açığımız var ve üstelik büyüme oranımızın yarıya düşmesine rağmen cari açığımızın bu oranda düşmemesi endişe kaynağı olmaya devam ediyor.

Erkut Yücaoğlu (TÜSİAD Yük- sek İstişare Konseyi Başkanı):

2013’te büyüme hızının ilk yarıda biraz daha dü- şeceğini, canlanmanın yılın ikinci yarısında baş- layacağını ve 2013 bazında yüzde 4 gibi bir bü- yümeye ulaşacağımızı tahmin ediyorum. İhracat artışının yavaşlayacağını, cari açığın GSMH’nin yüzde 7’si civarında olacağını, işsizlik oranında bir değişim olmayacağını düşünüyorum.

Tanıl Küçük (İstanbul Sanayi Odası Baş- kanı): 2012’de büyüme beklentisinin yüzde 4’ten 3.2’ye çekilmesi moralleri biraz bozdu. Ancak yılın son çeyreğinde sanayide kı- pırdanma ve Fitch’in notumuzu artırmasıyla daha ümitli bir atmosfer doğdu... Orta Vadeli Program’da 2013 için yüzde 4, 2014 ve 2015 içinse yüzde 5 büyüme öngörülüyor. Bu da 2015 sonuna kadar or- talamadan daha hızlı adımlarla yol alma olasılığımızın düşük ol- duğu anlamına geliyor. Türkiye, yoluna mutlaka daha yüksek hız- larla devam edebilmeli. Bundan sonrası için beklentimiz, hükümet ve ekonomi yönetiminin üretime daha fazla destek olması, yatı- rım ve üretim odaklı politikalara daha fazla ağırlık verilmesi.

Şekil

Updating...

Referanslar

Updating...

Benzer konular :