• Sonuç bulunamadı

İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ SİSTEMİNDE İŞVEREN YÜKÜMLÜLÜKLERİ

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ SİSTEMİNDE İŞVEREN YÜKÜMLÜLÜKLERİ"

Copied!
159
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

T.C.

MARMARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

ÇALIŞMA EKONOMİSİ VE ENDÜSTRİ İLİŞKİLERİ ANABİLİMDALI ÇALIŞMA EKONOMİSİ BİLİM DALI

İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ SİSTEMİNDE İŞVEREN YÜKÜMLÜLÜKLERİ

Yüksek Lisans Tezi

MURAT ORHAN

İstanbul, 2007

(2)

T.C.

MARMARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

ÇALIŞMA EKONOMİSİ VE ENDÜSTRİ İLİŞKİLERİ ANABİLİMDALI ÇALIŞMA EKONOMİSİ BİLİM DALI

İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ SİSTEMİNDE İŞVEREN YÜKÜMLÜLÜKLERİ

Yüksek Lisans Tezi

MURAT ORHAN

Danışman : PROF. DR. MÜJDAT ŞAKAR

İstanbul, 2007

(3)

ÖZET

Sanayi devriminden bugüne kadar İş Sağlığı ve Güvenliği konusunda Dünya’da ve Türkiye’de pek çok çalışma yapılmış ve mevzuat hazırlanmıştır. Bu çalışmalar çoğu zaman yetersiz kalmış, etkili olamamış ve sonucunda pek çok iş kazası ve meslek hastalığı meydana gelmiştir.

Dünya’da ve Türkiye’de iş kazaları ya da meslek hastalıkları işçi sınıfını, onun desteğine muhtaç olan kişileri ve ulusal ekonomilere verdiği zararlarla daha da geniş bir kitleyi ilgilendirmektedir.

İş Sağlığı ve Güvenliği konusunun ilk sahipleri devlet, işverenler ve sendikalardır.

Arzu edilen sonuçlara ulaşılabilmesi için bu üçlünün kendilerine düşen ödevleri en iyi şekilde yerine getirmeleri gerekir.

Bu çalışmada İş Sağlığı ve Güvenliği kavramının genel yapısı anlatılmış, mevzuat karşısında başta İşverenler olmak üzere tarafların tutum ve davranışları ile yükümlülükleri incelenmiştir.

(4)

ABSTRACT

Many studies and legislations have been prepared about the Occupational Health and Safety since the Industrial Revolution. These studies and legislations have been insufficient and ineffective many times and as a result many occupational accidents and illnesses have occurred.

Occupational accidents or illnesses concern the working class, the people who depend on their support, and with the damage they inflict on the national economies, an even wider mass in the world and in Turkey.

The primary owners of the subject of Occupational Health and Safety are the governments, employers and trade unions. This trio must accomplish their share of the duty effectively in order to achieve the desired results.

In this study, the general structure about the concept of Occupational Health and Safety has been explained, the parties and especially attitudes and behaviors along with their responsibilities of the employers in the face of legislations have been analyzed.

(5)

İÇİNDEKİLER

Sayfa No.

TABLO LİSTESİ... vii

ŞEKİL LİSTESİ... viii

KISALTMALAR... ix

GİRİŞ... 1

Birinci Bölüm GENEL OLARAK İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KAVRAMI I. İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ TANIMI... 4

II. İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ’NİN DOĞUŞU VE GELİŞİMİ... 8

A. DÜNYADA İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ... 9

B. TÜRKİYE’DE İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ... 15

1. Tanzimat (1839) Öncesi Dönem... 17

2. Tanzimat ve Meşrutiyet Dönemi Sonrası... 17

3. Cumhuriyet Dönemi... 19

III. İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ'NİN ÖNEMİ... 22

IV. İŞ KAZASI VE MESLEK HASTALIKLARI... 24

A. İŞ KAZASININ TANIMI VE UNSURLARI... 24

1. İş Kazasının Tanımı... 24

2. İş Kazasının Unsurları... 25

a) Kazaya Uğrayan Kimsenin Sigortalı Sayılması... 25

b) Kazanın Gerçekleşmiş Olması... 26

(1) Dış Etki... 26

(2) Dış Etkinin Ani Şekilde Ortaya Çıkması... 27

c) Kaza Olayının Sigortalının Vücut Bütünlüğüne Zarar Vermesi... 27

d) Uygun İlliyet Bağının Bulunması... 28

(1) Sigortalının Gördüğü İş İle Kaza Arasında Bağlantı... 28

(2) Kaza Olayı İle Uğranılan Zarar Arasında Bağlantı... 28

B. MESLEK HASTALIĞININ TANIMI VE UNSURLARI... 29

1. Meslek Hastalığının Tanımı... 29

2. Meslek Hastalığının Unsurları... 30

a) Meslek Hastalığına Yakalanan Kimsenin Sigortalı Olması... 30

(6)

b) Hastalık veya Sakatlığın Sigortalının Çalıştığı

İşin Sonucu Olarak Ortaya Çıkmış Olması... 30 c) Hastalığın Sigortalıyı Bedenen veya Ruhen

Arızaya Uğratması... 31 d) Hastalığın Meslek Hastalıkları Listesinde

Yer Alması... 31 e) Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü'ne Ekli

Meslek Hastalıkları Listesinde Belirtilen

Sürenin Aşılmamış Olması... 32 f) Hastalığın Hekim Raporu İle Saptanması... 33 V. İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ'NİN EKONOMİK BOYUTLARI.. 33

A. İŞ KAZALARI VE MESLEK HASTALIKLARININ

TOPLUMA MALİYETİ... 34 1. İşçi ve Ailesi Açısından İş Kazaları ve Meslek

Hastalıklarının Maliyetleri... 34 2. İşletme ve İşveren Açısından İş Kazaları ve Meslek

Hastalıklarının Maliyetleri... 35 3. Ülke Ekonomisi Açısından İş Kazaları ve Meslek

Hastalıklarının Maliyeti... 37 B. İŞ KAZALARI VE MESLEK HASTALIKLARINDAN

KAYNAKLANAN MALİYET TÜRLERİ... 38 1. İş Kazaları ve Meslek Hastalıklarının

Doğrudan (Görünür) Maliyetleri... 40 2. İş Kazaları ve Meslek Hastalıklarının

Dolaylı (Görünmez) Maliyetleri... 41 3. İş Kazaları ve Meslek Hastalıklarının

Dışsal Maliyetleri... 44 VI. İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ’NDE ULUSLARARASI

YÖNETİM SİSTEMLERİ... 46 A. OHSAS 18001 İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ

YÖNETİM SİSTEMİ... 47 1. OHSAS 18001 İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim

Sisteminin Tarihsel Gelişimi... 48 2. OHSAS 18001 İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim

Sisteminin Amacı ve Yararları... 49 B. OSHA (İŞ GÜVENLİĞİ VE SAĞLIĞI YÖNETİMİ)... 50 C. ULUSLARARASI ÇALIŞMA ÖRGÜTÜ (ILO)... 51 D. AVRUPA BİRLİĞİ GENELİNDE UYGULANAN

İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ YÖNTEMLERİ... 52

(7)

İkinci Bölüm

TÜRKİYE’DE İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ MEVZUATI TÜRKİYE’DE İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ İLE İLGİLİ

DÜZENLEMELER... 54

A. İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ İLE İLGİLİ KANUNLAR... 54

1. 4857 Sayılı İş Kanunu... 54

2. 1593 Sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu... 59

3. Borçlar Kanunu... 61

4. 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu*... 63

5. 2821 Sayılı Sendikalar Kanunu... 65

6. 2822 Sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu... 66

B. İŞÇİ SAĞLIĞI VE İŞ GÜVENLİĞİ TÜZÜĞÜ... 67

C. İSG (İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ) KANUNU TASARISI TASLAĞI... 72

D. İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ İLE İLGİLİ YÖNETMELİKLER 79 E. İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ İLE İLGİLİ TSE STANDARTLARI... 84

F. İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ ‘NDE ÖRGÜTSEL EĞİTİM... 85

Üçüncü Bölüm İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KAPSAMINDA İŞVEREN YÜKÜMLÜLÜKLERİ İŞVEREN YÜKÜMLÜLÜKLERİ... 86

A. İŞVERENLERİN GENEL YÜKÜMLÜLÜKLERİ... 87

1. İşverenin İş Sağlığı ve Güvenliği İçin Gerekli Her Türlü Önlemi Alma Yükümlülüğü... 89

2. İşverenin İş Sağlığı ve Güvenliği Önlemlerine Uyulup Uyulmadığını Denetleme Yükümlülüğü... 90

3. İşverenin İş Sağlığı ve Güvenliği Konularında İşçileri Bilgilendirme ve Eğitme Yükümlülüğü... 90

4. İşverenin İş Sağlığı ve Güvenliği Konularında İşçilerin Görüşlerini Alma ve Katılımlarını Sağlama Yükümlülüğü... 91

5. İşverenin İşyerini İş Sağlığı ve Güvenliği Konusunda Örgütleme Yükümlülüğü... 92

a) İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulları... 92

b) İşyeri Hekimleri... 95

c) İşyeri Sağlık Birimleri... 99

d) İşyeri Ortak Sağlık Birimleri... 100

e) İş Güvenliği İle Görevli Mühendis veya Teknik Elemanlar... 101

(8)

B. İŞVERENLERİN İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİNDEN

DOĞAN SORUMLULUKLARI... 101

1. İşverenlerin Hukuki Sorumluluğu... 101

a) İşverenlerin Hukuki Sorumluluğunun Dayanağı... 101

b) İşverenlerin Hukuki Sorumluluğunun Kapsamı ve Bu Sorumlulukta Kusurun Rolü... 102

c) İşverenler Tarafından Ödenecek Tazminatlar... 103

(1) Maddi Tazminat... 103

(2) Manevi Tazminat ... 105

(3) Destekten Yoksun Kalma Tazminatı... 106

(4) Rücu Tazminatı... 107

2. İşverenlerin Cezai Sorumluluğu... 109

3. İşverenlerin İdari Sorumluluğu... 112

Dördüncü Bölüm İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ SİSTEMİNDE DEVLETİN GÖREV VE SORUMLULUKLARI DEVLETİN MEVZUAT OLUŞTURMA GÖREVİ ... 114

A. DEVLETİN İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİNİ İLGİLENDİREN MEVZUATI OLUŞTURMA GÖREVİ... 115

1. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı... 116

2. İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü... 117

B. DEVLETİN DENETLEME GÖREVİ... 118

1. İşyeri Faaliyete Geçmeden Önce Yapılan Denetimler.... 120

2. İşyeri Faaliyete Geçtikten Sonra Yapılan Denetimler.... 121

a) Genel Teftiş... 122

b) Kontrol Teftişi... 123

c) İnceleme Teftişi... 123

C. DEVLETİN EĞİTİM GÖREVİ... 124

1. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Eğitim ve Araştırma Merkezi Başkanlığı (ÇASGEM)... 124

2. İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü (İSGGM)... 125

3. İş Sağlığı ve Güvenliği Merkezi Müdürlüğü (İSGÜM)... 127

4. İş Müfettişleri... 128

SONUÇ... 129

EKLER…... 134

KAYNAKÇA... 142

(9)

TABLO LİSTESİ

Sayfa No.

Tablo 1 : 4857 Sayılı İş Kanunu Kapsamında Yayımlanan

İş Sağlığı ve Güvenliği ile İlgiliYönetmelikler... 80 Tablo 2 : 4857 Sayılı İş Kanunu’nda Yer Alan İdari

Para Cezaları (YTL.)... 110

(10)

ŞEKİL LİSTESİ

Sayfa No.

Şekil 1 : İş Kazası Maliyetleri Buzdağı Örneği... 43

(11)

KISALTMALAR

AY : Anayasa

ÇASGEM : Çalışma ve Sosyal Güvenlik Eğitim ve Araştırma Merkezi Başkanlığı ÇSGB : Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı

GSMH : Gayri Safi Milli Hasıla ILO : Uluslararası Çalışma Örgütü İTT : İş Teftiş Tüzüğü

İSGGM : İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü İSGÜM : İş Sağlığı ve Güvenliği Merkezi Müdürlüğü İSG : İş Sağlığı ve Güvenliği

İSGY. : İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği İŞ K. : İş Kanunu

İTK : İş Teftiş Kurulu

İTKY. : İş Teftiş Kurulu Yönetmeliği

m. : Madde

m.k. : Medeni Kanun

OHSAS : İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemi OSHA : İş Güvenliği ve Sağlığı Yönetimi

PIACT : Çalışma Şartlarını ve Çevreyi İyileştirme Programı SSK. : Sosyal Sigortalar Kanunu

TSE : Türk Standartları Enstitüsü

UNDP : Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı WHO : Dünya Sağlık Örgütü

(12)

GİRİŞ

Bireylerin sağlık ve güvenliğinin korunması toplumun bütünü açısından önem arz etmektedir. Daha özel kapsamda ele alınacak olursa çalışanların sağlık ve güvenliği günümüzde ülkelerin uyguladıkları sosyal politikaların önemli bir boyutunu oluşturmaktadır. İş güvenliğinin içinde yer alan problemlerin çözümlenmesi, kazaların önüne geçilmesi, meslek hastalıklarının önlenmesi, çalışanların işlerini yapmaları esnasında herhangi bir zarar görmeden önce hataların bulunması ve elimine edilmeye çalışılması, güvenilirsizliğin azaltılması için hataların önlenmesine yönelik faaliyetlerin geliştirilmesi ve uygulanması noktasından hareketle, iş güvenliğini tehdit altına alacak risklerin ortaya çıkaracağı sonuçların tespit edilmesi önemli bir faktördür.

Çalışma, binlerce yıldan beri dünyamızda var olagelmiş ve insanlık tarihinin uzunca bir dönemi boyunca çok büyük değişimlere uğramamıştır.

İnsan emeğine ve çalışma koşullarına ilişkin büyük ve köklü değişmeler "Sanayi Devrimi" denilen ve çağın ekonomik ve toplumsal düzenini derin bir biçimde etkileyip yeniden yoğuran teknik olaylarla başlamıştır. Sanayi Devrimi'nden sonra hızla gelişen bilim ve teknik sonucu üretim araçları büyük değişimlere uğrayarak, çeşitlenmiş ve karmaşıklaşmıştır.

Sanayi devriminin yarattığı çalışma koşullarında iş kazalarının olağanüstü artışı, teknik yetersizliklerden ve çalışanın dikkatini kaçınılmaz bir biçimde azaltan çok uzun süreli çalışma koşullarından kaynaklanmakta idi.

Bütün bu olumsuz çalışma koşulları sonucunda, iş kazaları nedeniyle ölüm ve sakatlık oranı çok büyük boyutlara ulaşmış, o güne değin bilinmeyen meslek hastalıkları ortaya çıkmıştır. Üretim araçlarının gelişmesi sonucu çoğalan ve çeşitlenen karmaşık yapılardaki makinelerin çalışma yaşamına girmesi ile iş kazaları büyük ölçüde çoğalmış ve iş güvenliği konusu gündeme gelmiştir.

(13)

İşyerlerinde işin yapılması sırasında fiziki çevre koşullan nedeniyle çalışanların karşılaştıkları sağlık sorunları ve mesleki tehlikelerin ortadan kaldırılması veya azaltılması biçiminde tanımlayabileceğimiz "İş Sağlığı ve Güvenliği" kavramı önemli bir sorun olarak bu dönemde tarih sahnesine çıkmış olup, günümüzde de önemini ve etkisini sürdürmektedir.

İş kazaları ve meslek hastalıkları, olası can kayıpları ya da sakatlanmalar dışında, işletmede verimliliğin düşmesi ve maliyetlerin artması, tazminat ödemeleri, yüksek tedavi ve bakım giderleri ile birlikte gerek İşletmelere, gerekse Ulusal ekonomilere önemli zararlar vermektedir.

İş Sağlığı ve Güvenliği, günümüz modern toplumlarında insana verilen değerin ve önemin bir sonucu olarak her zaman gelişmeye açık bir bilim dalı olmuştur.

İş Sağlığı ve Güvenliği çalışmalarının amacı, iş kazaları ve meslek hastalıklarından çalışanları korumak ve daha sağlıklı bir ortamda çalışmalarını sağlamaktır.

Ancak yaşadığımız ülkede ve yaşadığımız dünyada bu pek mümkün olamamaktadır. Öyle ki, dünyada her yıl yaklaşık 160 milyon çalışan, iş kazası ve meslek hastalıkları dolayısıyla yaralanmakta ve hastalanmaktadır. Gelişmiş ülkelerde iş kazaları ve meslek hastalıklarının toplam maliyeti bu ülkelerin Gayri Safı Milli Hasılalarının % l 'i ile % 3 'ü arasında değişmektedir.

Ülkemizde ise bu durum çok daha ciddidir. 2004 yılı SSK istatistiklerine göre;

83.830 iş kazası ve 384 meslek hastalığı meydana gelmiştir. İş kazaları sonucu 841 insanımız hayatını kaybetmiş, 1421 kişi de sürekli olarak çalışamaz raporu almıştır. Meslek hastalıkları sonucu ise 2 kişi hayatını kaybetmiş, 272 kişi ise sürekli olarak çalışamaz raporu almıştır. Ayrıca bu istatistiklere yansımayan pek çok iş kazası ve meslek hastalıklarının da olduğu bilinmektedir.

(14)

Bir toplumda gerçek anlamda iş güvenliğinin sağlanabilmesi için o toplumda her şeyden önce İş Sağlığı ve Güvenliği bilincinin oluşması gerekir. Anayasada, yasalarda ve tüm iş güvenliği mevzuatında getirilen hukuki güvence mekanizmaları ne kadar iyi düzenlenmiş olursa olsun, ilgili tüm çevre ve kişilerde bu güvenceleri korumak ve işletmek konusunda yeterli bir bilinç oluşturulamamışsa, tüm yapılmak istenenler kağıt üzerinde kalarak temenni olmaktan başka bir anlam taşımazlar. O halde, gerçek güvence bu konuda tüm ilgililerde bir istek ve inanç yaratılabilmesinde saklıdır.

İş Sağlığı ve Güvenliği konusunun ilk sahipleri kuşkusuz Devlet, İşverenler ve Sendikalardır. Arzu edilen sonuçlara ulaşılabilmesi için bu üçlünün kendilerine düşen ödevleri en iyi şekilde yerine getirmeleri, ayrıca kendi aralarında olumlu bir işbirliğinin tüm koşullarını sağlamaları gereklidir.

(15)

Birinci Bölüm

GENEL OLARAK İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KAVRAMI I. İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ TANIMI

Dar anlamda iş sağlığı ve güvenliği; işin yapılması sırasında işyerindeki fiziki çevre şartları sebebiyle işçilerin maruz kaldıkları sağlık sorunları ve mesleki risklerin ortadan kaldırılması veya azaltılması ile ilgilenen bilim dalıdır. Geniş anlamda ise bir kuruluşun gerçekleştirdiği faaliyetlerden etkilenen tüm insanların (çalışanların, geçici işçilerin, alt yüklenici çalışanlarının, ziyaretçilerin, müşterilerin ve işyerindeki herhangi bir kişinin) sağlığına ve güvenliğine etki eden faktörleri ve koşulları inceleyen bilim dalı olarak tanımlanmaktadır1.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından sağlık, “Sadece hastalık ve sakatlığın olmayışı değil aynı zamanda bedenen, ruhen ve sosyal yönden tam bir huzur ve iyilik halidir” şeklinde yapılmaktadır. Bu tanımı dikkate alarak iş sağlığı ve güvenliğini, işin yürütülmesi ile ilgili olarak oluşan tehlikelerden, sağlığa zarar verebilecek durumlardan işyerlerinde korunmak ve daha iyi çalışma ortamı oluşturmak için yapılan her türlü çalışmalar olarak ifade edebiliriz.

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ve WHO tarafından halen kullanılmakta olan iş sağlığı ve güvenliği tanımı, “Her meslekte çalışanların yüksek düzeyde fiziksel ve ruhsal ve sosyal bir ortama kavuşturulmaları ve bu durumun sürdürülmesi için yapılan çalışmaların tümü” olarak yapılmaktadır.

Diğer bir tanım da ise; WHO ve ILO ilkelerine göre İş Sağlığı ve Güvenliği; tüm çalışanların bedensel, ruhsal ve toplumsal sağlık ve refahlarının en üst düzeye yükseltilmesi ve bu durumun korunması; işyeri koşullarının, çevrenin ve üretilen malların getirdiği

1 Ali Seyyar, “İş Sağlığı ve İş Güvenliği Nedir?”, http://www.sosyalsiyaset.com/documents/isig.htm (15 Mart 2007)

(16)

sağlığa aykırı sonuçların ortadan kaldırılması, çalışanları yaralanmalara ve kazalara maruz bırakacak risk faktörlerinin ortadan kaldırılması, yine çalışanların bedensel ve ruhsal özelliklere uygun işlere yerleştirilmesi ve sonuç olarak bedensel ve ruhsal gereksinimlere uygun bir iş ortamı yaratılması şeklinde tanımlanabilir.

Bu tanımdan da anlaşılacağı gibi, iş sağlığı ve güvenliği kavramının çağdaş anlamı, iş kazaları ve meslek hastalıkları tanı ve tedavisinin dışında çalışanın sağlığını korumak ve onun sağlığını bozacak çeşitli tehlikeleri ortadan kaldırmaktır. Bu bağlamda, iş sağlığı ve güvenliğinin caydırıcı yaptırımlarla donatılmış kamu düzeni kurallarıyla sağlanması, uzmanlık örgütleri oluşturulması, teknik ve medikal araştırmalar, ruhsal ve istatistiksel etütler yapılması, eğitimci ve ikna edici programlar hazırlanıp uygulanması gibi tekniklerin geliştirilmesi de iş sağlığı ve güvenliği kavramıyla beraber ele alınmaktadır2.

Ülkelerin endüstrileşmesine paralel olarak, işçilerin sağlık ve güvenlik içinde çalışmalarının sağlanması, çözümü gereken en önemli sorunlardan biri olarak ortaya çıkmıştır. Toplumun tüm bireylerinin yararlandığı endüstrileşmenin ve teknolojik gelişmelerin bedelini çalışanlara ödetmeme endişesi çağdaş toplumların başlıca amaçlarından birini oluşturur3.

Sağlık hizmetlerinin yeterliliği ülkenin ekonomik ve sosyal gelişmişlik düzeyi ile yakından ilgilidir. Diğer bir anlatımla, ülkenin ekonomik ve sosyal gelişmesine katkıda bulunabilmek için kişilerin sağlıklı olması gerektiği olgusu günümüzde artık herkes tarafından kabul edilmektedir. Ne var ki, dünyanın çeşitli ülkelerindeki nüfusun genel sağlık düzeyini yükseltme politikalarının, özellikle iş sağlığına ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi yolunda kaydedilen ilerlemelere karşın hala istenen düzeyde bir gelişme sağlanamamıştır4.

2 Dursun Bingöl, İnsan Kaynakları Yönetimi, 5.Basım, İstanbul: Beta Yayıncılık, Nisan 2003, s.455.

3 Sarper Süzek, İşçilerin İş Sağlığı ve Güvenliği Konusunda Hakları ve Yükümlülükleri (Haklar), Legal İş Hukuku ve İktisat Dergisi, Cilt:2, Sayı:6, 2005, s.610.

4 Murat Demircioğlu ve Tankut Centel, İş Hukuku, 7. Baskı, İstanbul: Beta Yayınları 1999, s.193.

(17)

İş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin hayata geçirilmesinde işyerinin bu konuda örgütlenmesi öncelikli bir yere sahiptir. “ Önleme iş yerinde başlar” özdeyişi de bunu ifade etmektedir5. Kaza bir anda beklenilmeden meydana gelen, kişi veya kişileri hemen ya da sonradan zarara uğratan olay olarak tanımlanmaktadır. İş kazaları da, çalışanların görevleri başında meydana gelen kazalar olarak tanımlanır. İş kazası ve meslek hastalığının tanımı sadece 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nda yapılmıştır. Adı geçen Kanun’un 11.maddesinde iş kazası, belirtilen hal ve durumlardan birinde meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedence veya ruhça arızaya uğratan olay olarak tanımlanmıştır.

Meslek hastalığı ise, çalışanların çalıştırıldığı işin niteliğine göre tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, sakatlık veya ruhi arıza halleridir şeklinde yapılmıştır. Gerek meslek hastalıkları gerekse iş kazaları önceden olması planlanmayan ve istenmeyen durumlardır.

Tüm dünyada, özellikle ülkemiz gibi sanayileşme ve teknolojik gelişme aşamasındaki ülkelerde, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili bir takım sorunlar ortaya çıkmaktadır. Bu sorunlar çalışanların sağlığını etkilediği gibi iş verimini de önemli ölçüde etkilemektedir. Günümüzde giderek hızlanan teknolojik gelişme, iş kazalarında artışa yol açmaktadır. Teknolojik gelişmenin paralelinde ortaya çıkan tablonun kaynağında, gerekli önlemlerin alınmayışı ve alınmış önlemlere uyulmayışının yattığı görülmektedir6. İş sağlığı ve güvenliği önlemleri her şeyden önce kişinin huzurunu ve mutluluğunu sağlamayı amaçlar. İş sağlığı ve güvenliğinin, kişilerin mesleki tehlikelerden uzak bir ortamda çalışmasını sağlayarak; hem beden sağlığını, hem de ruh sağlığını koruyacağı bir gerçektir.

Öncelikle iş güvenliğinin temel prensibi “Önlemek ödemekten daha ucuz ve insancıldır” fikridir. Bu prensip ile iş güvenliği çalışmaları temelde risklerin ortaya çıkmadan önlenmesi çalışmalarını kapsar. Çalışma ortamında riskleri önceden belirleyip gerekli önlemleri almak, kaza ve meslek hastalığının oluşmasına meydan vermemek temel amaç olmalıdır. İş kazaları ve meslek hastalıklarının işyerlerine yüklediği doğrudan

5 Fuat Bayram, Yeni İş Sağlığı ve Güvenliği Mevzuatımıza Hakim Olan İlkeler, İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik Hukuku Dergisi, Legal Yayınları, Sayı:7, 2005, s.1123.

6 Demircioğlu ve Centel, s.125.

(18)

maliyet, zamanında iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin yanında çok büyük bir oranı oluşturmaktadır. Bu sebeple işyerlerinde gerekli sağlık ve güvenlik önlemlerinin alınması iktisadi bir gerekliliktir.

İş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin yeterince alınmaması sonucu iş kazası ve meslek hastalıkları meydana gelmektedir. İş kazaları ve meslek hastalıkları bir yandan iş gücü kayıplarına neden olurken diğer yandan maddi kayıplara da neden olmaktadır.

Ülkelerin kaynaklarını daha verimli şekilde değerlendirmek, iş sağlığı ve güvenliği ilkelerine bağlıdır. İş kazaları ve meslek hastalıkları sonucu meydana gelen can ve uzuv kayıpları sonucunda toplumda onarılmaz sosyal yaralar açılmaktadır. İş sağlığı ve güvenliği ekonomik boyutlarının yanı sıra, sosyal boyutları ile ülke kalkınmasında önemli bir sorundur.

İş kazalarının sebepleri, güvensiz durumlar ve güvensiz davranışlar olarak iki kısma ayrılırsa, bu iki durumun ortadan kaldırılması halinde, kaza ihtimali çok düşük olacaktır. İş kazaları incelendiğinde, kazaların % 50’sinin kolaylıkla önlenebilecek kazalar olduğu, % 48’inin sistemli bir çalışma ile önlenebileceği, % 2’sinin ise önlenemeyeceği ortaya çıkmaktadır. Bu da iş kazalarının % 98 oranında önlenebileceği gerçeğini ortaya koymaktadır. Çalışma hayatı, çeşitli risk faktörleri ile doludur. Bu faktörleri işin kendisi, kullanılan ve üretilen maddeler ile kişisel sağlık ve güvenlik şeklinde sınıflandırabiliriz.

“Önlemek ödemekten ucuzdur” prensibi ile hareket ederek, işyerlerinde tehlike kaynaklarını ortaya çıkartıp, oluşabilecek riskleri kontrol altına alınabilmesi, meydana gelebilecek kazaları azaltacak ve tehlikeli durumlar ortadan kaldırılmış olacaktır. Uyumlu bir ekip çalışması ile gerçekleştirilen bu uygulamalar işyerlerinde Risk Değerlendirme Çalışmaları olarak adlandırılmaktadır7.

7 Adnan İyibozkurt, “Baş Yazı”, http://www.isguv.com/ (12 Nisan 2007)

(19)

II. İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ’NİN DOĞUŞU VE GELİŞİMİ

İş sağlığı ve güvenliği konusunun, günümüzdeki bilimsel anlamını kazanması, zaman içinde değişik evrelerden geçerek uzun tarihsel süreç içinde olmuştur. Tarih boyunca çalışma hayatındaki teknolojik gelişmeler, iş sağlığı ve güvenliği konusundaki gelişmelere kaynaklık etmiştir.

İlk insanla başlayan üretim süreci zaman içinde değişmiştir. Taşın toprağın işlenmesi, madencilik tekniklerinin gelişmesi, ateşin bulunması, zaman içinde buhar gücünden faydalanma, iş aletlerinin ve üretim araçlarının gelişiminde önemli etkiler yapmıştır. Çalışma hayatındaki değişmelerin ve gelişmelerin yarattığı sorunların çözümü için yapılan çalışmalar iş sağlığı ve güvenliğinin gelişmesinde temel oluşturmuştur. Bu yüzden iş sağlığı ve güvenliği tarihçesi çok eski çağlara dayanmaktadır8.

İş sağlığı ve güvenliğine ilişkin ilk yazılı bulgulara, M.Ö 370 yıllarında Hipoktrat’ın kurşunun zararlı etkilerini ortaya koyduğu çalışmasında rastlanılmaktadır.

Ayrıca kabul gören diğer bir çalışma da İtalyan Bernardino Ramazzini’nin (1633–1714) iş sağlığına ilişkin bilimsel çalışmaları örnek verilebilir9.

İş sağlığı ve güvenliği Endüstri Devrimi ile beraber önem kazanmıştır. Kitle üretiminin ortaya çıkmasıyla çalışanlar için olumsuz çalışma koşulları kendisini göstermiş ve devlet müdahalesinin gerekliliği ortaya çıkmıştır.

8 Gürbüz Yılmaz, İş Sağlığı ve İş Güvenliğinin Tarihi Gelişimi,

http://www.isguvenligi.net/index.php?option=com_content&task=view&id=53&Itemid=32, (10Nisan 2007)

9 Yusuf Alper, Bazı Ülkelerde İşçi Sağlığı-İş Güvenliği Uygulamaları ve Türkiye’deki Uygulama İle Karşılaştırılması, İstanbul Üniversitesi Yayınları, Sosyal Siyaset Konferansları 37-38’nci Kitaplar, 1992, No: 3662.

(20)

A. DÜNYADA İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ

İş sağlığı ve güvenliği alanının değişik aşamalardan geçerek günümüzdeki bilimsel anlamını kazanması çok uzun bir tarihsel süreç içinde olmuştur.

Birçok uzmanlık alanından bilim insanlarının katkıları sonucunda, günümüzde bir bilim dalı haline gelen iş sağlığı ve güvenliği, üretim sürecindeki ve toplum yaşamındaki değişimlere bağlı olarak gelişim göstermiştir. İnsanlığın doğa ile savaşımı ile başlayan ve değişik aşamalardan geçen çalışma yaşamındaki gelişmeler, iş sağlığı ve güvenliği sorunlarının da gündeme gelmesine yol açmıştır. Üretim araçlarında ve üretim yöntemlerindeki değişim ve dönüşümler sonucunda çalışanların sağlık ve güvenlik sorunları da çoğalmış ve giderek önem kazanmaya başlamıştır. Tarih boyunca çalışma yaşamındaki gelişmeler, iş sağlığı ve güvenliği konusundaki gelişmelere de kaynaklık etmiştir. Çalışanların, işyeri ortamındaki fiziksel ve kimyasal etmenlerin zararlarına, üretim araç ve gereçlerinin tehlikelerine, kullanılan ham ve yardımcı maddelerin çeşitli zararlı etkilerine maruz kalmaları iş sağlığı ve güvenliği sorunlarının temelini oluşturmaktadır.

Çalışma aktivitesi ilk insanla başlamış olduğundan, onu korumaya yönelik tedbirlerin alınmasını da insanlık tarihi kadar geriye götürebilmek mümkündür. Bugünkü anlamda iş sağlığı ve güvenliği olarak tanımlanabilecek çalışmalar, ilk olarak köleci toplumlardan eski Roma’da gözlenmiştir. Ünlü tarihçi Heredot ilk kez çalışanların verimli olabilmesi için yüksek enerjili besinlerle beslenmeleri gerektiğine değinmiştir10. Başlangıca ilişkin yazılı bulgulara dayalı kaynaklara göre M.Ö. 370 yıllarındaki Hipokrat’ın kurşunun zararlı etkilerini ortaya koyduğu çalışmasına dayandırılabileceği gibi, daha yaygın kabul gören diğer bir yaklaşım olan 16. ve 17. yüzyıllarda (1633 – 1714) İtalyan Bernardino Ramazzini’nin iş sağlığına ilişkin bilimsel çalışmaları da sayılabilir. Yazılı belgelere dayandırarak iş sağlığı ve güvenliğini korumak için alınan önlemler ne kadar eskiye

10 Gürbüz Yılmaz, a.g.m.

(21)

dayandırılsa bile temelde, bu konuya yönelik çalışmaların toplum yaşantısında Endüstri Devrimi süreci ile birlikte artarak önem kazandığı belirtilebilir11.

Roma İmparatorluğu döneminde toksikoloji oldukça ilerlemiş, bir çok bitkisel zehir, arsenik ve arsenik asidinin sülfid tuzları bulunmuştur. Dioscorides ise zehirleri bitkisel, hayvansal ve mineral kaynaklı olmak üzere kökenine göre üçe ayırmış ve bu ayrım yüzyıllar boyunca kullanılmıştır12.

Üretimin el ve küçük tezgah sanayinden, büyük sanayi ve fabrika üretimine doğru geçişi, ilk zamanlarda işçiler için olumlu katkılar yaratmışsa da, zamanla büyük kitlelerin kentlere akın etmesi ve makinelerin bir çok işgücünün yerini alması sonucu, işgücü arzı, işgücü talebinden fazla oluşmuş, bu durum işçiler aleyhine gelişmiştir. İşçilerin pazarlık etme şansı kalmamış ve ağır çalışma koşullarını kabul etmek zorunda bırakılmışlardır.

İşçiler fabrika ve maden ocaklarında 16–18 saat gibi uzun süreli, ağır şartlarda ve düşük ücretlerde çalışmak zorunda kalmışlardır. Sanayi devriminin yarattığı zor çalışma koşulları, iş kazaları ve meslek hastalıklarını beraberinde getirmiş işverenler gerekli önlem ve tedbirleri alma gereği bile hissetmemişlerdir.

Devlet, işçi-işveren ilişkisine ilk olarak iş sağlığı ve güvenliğini korumak amacı ile müdahale etmiştir. Çalışma sürelerinin sınırlandırılması, çocuk ve kadın işçilerin korunması, çalışma yaşının saptanması, hafta tatili hakkının tanınması, işyerlerinde iş kazalarına ve meslek hastalıklarına karşı önlemlerin alınması ve bunların denetimi için teşkilatların kurulması devlet için bir zorunluluk arz etmiştir. Başlangıçta çocuk ve kadınların korunması amacı ile başlayan gelişme zamanla tüm işçileri korumaya yönelik ve işçiler lehine emredici bir iş mevzuatı oluşmasına yol açmıştır.

11 Ayhan Gençler, İş Sağlığı ve İş Güvenliği Alanında Mevzuatımızda Bulunan Düzenlemelerden Doğan Yükümlülükler, http://paribus.tr.googlepages.com/a_gencler2.doc (23 Şubat 2007)

12 Gürbüz Yılmaz, a.g.m.

(22)

Bu dönemde İngiliz parlamento üyesi Antony Ashly Cooper çalışma koşullarını düzeltmek amacı ile çalışma saatlerinin azaltılması, maden ocaklarında ve fabrikalarda çalıştırılan kadın ve çocukların korunmasını öneren yasalar çıkarılması konusunda çalışmıştır. 1740–1804 yılları arasında yaşayan Thomas Percival genç işçilerin çalışma saatleri ve koşulları ile ilgili bir rapor hazırlamıştır. Bu durum yasa koyuculara başta kadın ve çocuk işçiler olmak üzere tüm işçiler yararına hukukun düzenlenmesi zorunluluğunu getirmiştir. Ancak bu düzenlemeler zaman almış, hemen gerçekleştirilememiştir. Bir parlamenter ve bir işveren olan Sir Robert Peel parlamentoda girişimlerde bulunarak 1802 yılında “Çırakların Sağlığı ve Morali” ile iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili İngiltere’de ilk yasanın çıkarılmasını sağlamış, çocuk işçilerin çalışma süresini günde en çok 12 saat ile sınırlandırmış, gece çalışmalarını yasaklamış ve işyerlerinin ergonomik koşullara adaptasyonunu öngörmüştür13.

Devletin ilk ciddi müdahalesi ise fabrikalardaki çalışma sürelerini düzenleyen çırakların sağlık ve moral bakımından korunmalarını sağlayan 1802 tarihli “Factory Act”

Kanunu’dur. Bu kanunla çırakların çalışma saatleri günde 12 saat ile sınırlandırılarak, yılda bir kez yeni bir elbise verilmesi, ayda bir kez kiliseye gönderilebilmeleri, fabrikaların iyi havalandırılmaları ve yılda iki defa fabrikaların badana edilmeleri zorunlu tutulmuştur14. 1804’te, 1819’da ve 1833’de çıkarılan yasalar ile emeğin korunmasına yönelik önemli değişiklikler yapılmıştır. Bu düzenlemeler İngiltere ile sınırlı kalmamış Avrupa ve Kuzey Amerika’ya da örnek teşkil etmiştir15.

İçinde bulunduğumuz son yüzyıl içinde makineleşme ve endüstrileşme çalışanların yaşamlarının büyük bir bölümünü hızla çoğalan ve genişleyen fabrikalarda sürdürmelerine yol açmıştır. Bu durumun kaçınılmaz bir sonucu olarak da önceden kestirilemeyen bazı yeni tehlikeler ortaya çıkmıştır. Rahatsızlıklar çoğaldıkça haklı olarak toplumun bu konudaki duyarlılığı da artmış, teknik elemanlar ve bilim adamları konuyla daha çok

13 Gürbüz Yılmaz, a.g.m.

14 Ayhan Gençler, a.g.m.

15 Nur Serter, Devlet Görevlerindeki Gelişmelerin Sonucu Olarak Sosyal Devlet, İstanbul Üniversitesi Yayınları, İstanbul, 1994, No: 3856, s. 16-17.

(23)

ilgilenmeye başlamışlardır. Endüstride, yapı işlerinde, madenlerde, yollarda ve hemen hemen çalışılan her yerde meydana gelen kazaların yarattığı tehlikelerin insanlığı ne ölçüde tehdit eder hale geldiği herkes tarafından anlaşılmaya başlanmıştır. Böylece, bu tehlikelerle bilinçli olarak mücadele edilmesi gerektiği düşüncesi yaygınlaşmaya başlamış, iş güvenliği kavramı doğmuş ve gelişmeye başlamıştır. İş güvenliği zaman içinde teknik ve özerk bir bilim dalı haline gelmiştir16.

Çalışma koşul ve yöntemlerine ilişkin köklü değişimler, ekonomik ve toplumsal düzeni de derin bir biçimde etkileyip yeni bir yapı kazandıran teknik gelişmelerle başlamıştır. Doğa gücünün ve organik gücün yerini makinenin ve buhar gücünün alması anlamına gelen Endüstri Devrimi 17.yüzyılın ikinci yarısından önce İngiltere’de başlamıştır17. Buhar makinesinin James Watt adlı bir İngiliz mühendis tarafından icat edilmesi ve bunu enerji kaynağı olarak kullanması ile başlayan Endüstri Devrimi, insanlığın şimdiye kadar yaşadığı en büyük değişim dalgası olarak değerlendirilmektedir18. Endüstri Devrimi kısaca zanaat ve basit aletlerle üretimin yerine, yeni buluşların oluşturduğu teknik ve makinelerle donatılmış fabrika üretiminin geçmesidir19. Endüstri çağında tekniğin anlamı değişmektedir. Bugüne kadar benimsenen yarar ölçüsü yerini güçe bırakmaktadır20. Sanayi Devrimi ile beraber üretimde makineleşmenin ve teknolojinin artarak büyüdüğü, toplumsal dönüşümün hız kazandığı, mevcut değerlerin ve oluşumların önemlerini yitirdiği ya da ortadan kalktığı, çalışanların korunmasız kaldığı süreçte, insan sağlığı ve güvenliğini korumaya yönelik yapılan uygulamalar ve alınan önlemler gündeme gelmiştir21.

1819 tarihinden sonra çıkarılan yasalarla, 9 yaşından küçük çocukların çalıştırılamayacağı ve cumartesi çalışma sürelerinin dokuz saate indirilmesi şartı getirilmiştir. Bahsedilen bu yasalar kağıt üzerinde kalmış iş güvenliği konusunda etkili olamamıştır. Ancak devletin ilk kez çalışanları koruyucu nitelikte yasal önlemler alma

16 Nüvit Gerek, “Türkiye’de İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği”, Türk Metal Sendikası Yayınları, Ocak 1998. s.18.

17 Gürbüz Yılmaz, a.g.m.

18 Abdulkadir Şenkal, Küreselleşme Sürecinde Sosyal Politika, Alfa Yayınları, 1.Baskı, Ağustos 2005, s.15.

19 Aysen Tokol, Sosyal Politika, VİPAŞ, 2.Baskı, Yayın Sıra No: 39, Bursa 2000, s.3.

20 Serap Soyer, Endüstri Sosyolojisine Giriş, Saray Kitabevi, İzmir, 1996, s.86.

21 Ayhan Gençler, a.g.m.

(24)

niyeti taşıması açısından önemlidir. Resmi anlamda iş güvenliği denetim teşkilatı kurulabilmesi için 1833 yılına kadar beklemek zorunda kalınmıştır. Bu tarihte tüm dokuma sanayinde çalışan çocukların haftalık çalışma süresi en çok 48 saat olarak saptanmış ve işçiyi koruyucu hükümlerin uygulanması için ilk kez etkili bir iş denetimi teşkilatı kurulmuştur. 1824 yılında işçilere kendi aralarında birleşme ve işverene karşı daha güçlü olma olanağı sağlanmıştır.

İşçiler ekonomik ve sosyal çıkarlarını korumak ve artırmak amacıyla kendi aralarında birleşip fiili işçi toplulukları oluşturmuşlardır. Daha sonra devlet, işçilerin oluşturduğu bu fiili toplulukların tüzel kişiliğini tanıma yoluna gitmiş ve böylece dünyada ilk işçi sendikaları ortaya çıkmıştır. Sendikalar ile işçiler, işverenlerin karşısına güçlü bir taraf olarak çıkmışlar, özellikle toplu iş sözleşmesi ile çalışma şartlarında olumlu etkiler sağlamışlardır. 1842 yılında yürürlüğe giren yasa ile kadınların ve 10 yaşından küçük çocukların yeraltında çalıştırılmaları yasaklanmış ve maden ocakları müfettişliği kurulmuştur. 1844 yılında iş yerlerinde hekimlerin sorumlulukları artırılarak sağlık açısından tehlikeli yerlerde çalışanların sağlık kontrolleri, işyeri hekimlerine verilmiştir.

1895 yılında bazı tehlikeli meslek hastalıklarının bildirilmesi zorunlu hale getirilmiş ve Thomas Morison Legge ilk hekim ve iş güvenliği müfettişi olarak atanmıştır. Thomas Morison Legge kurşun zehirlenmesi gibi şarbon hastalığının da meslek hastalığı olduğunu ileri sürmüş ve konu ile ilgili tüzük kabul edilmiştir22. İngiltere’de bu alanda birçok kanuni düzenleme yapılmıştır. Ayrıca İsviçre’de 1840, Fransa’da 1841, Almanya’da 1849 ve ABD’nde 1877 yılında iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili pek çok kanun çıkartılmıştır. Sonraki yıllarda bu ülkelerde mevzuatı ve uygulamayı geliştiren düzenlemeler yapılmış, gelişmekte olan diğer ülkeler de bu amaca ilişkin düzenlemeleri başlatan çalışmalar gerçekleştirmişlerdir23.

22 Gürbüz Yılmaz, a.g.m.

23 Yusuf Alper, a.g.m.

(25)

İşçilerin korunması konusunda ortak hareket edilmesi gereği zamanla daha çok hissedilmiş, uluslararası örgütlerin kurulması yoluna gidilmiştir. Birinci Dünya Savaşının başlaması iş hukukuna ilişkin ulusal ve uluslararası çalışma ve düzenlemeleri engellemiştir.

Savaş sonrasında imzalanan Versay Barış Antlaşması ile 1919’da Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) kurularak işçi sorunlarına uluslararası düzeyde çözüm olanağı sağlanmıştır.

İkinci Dünya Savaşından sonra uluslararası işbirliği daha da gelişmiş, iş hukukuna ilişkin sözleşme ve tavsiye kararlarının oluşmasında ILO etkili olmuş ve 1946 yılında Birleşmiş Milletler ile imzaladığı anlaşma sonucu bir uzmanlık kuruluşu durumuna gelmiştir.

Uluslararası Çalışma Örgütü ve Dünya Sağlık Örgütü ile işbirliği yapan birçok kuruluş, iş sağlığı ve güvenliği yönünden önemli çalışmalar gerçekleştirmişlerdir.

Uluslararası Çalışma Örgütü’nün kimyasal maddeler için saptadığı “işyerlerinde maruz kalma değerleri” ve iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili alınan kararlar ve oluşturulan uluslararası sözleşmeler bu konudaki sorunların çözümüne katkı sağlamıştır. Uluslararası Çalışma Örgütü ile Dünya Sağlık Örgütü’nün katkılarıyla, olumsuz çalışma koşullarının düzeltilmesi amacı ile yasal düzenlemeler ve bilimsel çalışmalar yapılarak iş güvenliği mevzuatı oluşturulmaya çalışılmıştır.

19 yy. ortalarında işçi-işveren ilişkilerine müdahale etme zorunluluğu, görüldüğü gibi bugünkü teknik ve günün şartlarına uygun olarak değişen ve gelişen iş mevzuatının oluşmasına yol açmıştır. İşçiler kendi lehlerine gelişen, devlet tarafından cezai yaptırımlarla korunan, bir iş sağlığı ve güvenliği hakkı kazanmışlardır. İş sağlığı ve güvenliği taşıdığı önem nedeni ile birçok ülkede zamanla Anayasa ile güvence altına alınmıştır.

Günümüzde, teknolojik değişimin kaynağı, yeni teknolojilerdir. Yeni teknolojiler iş ilişkilerini etkilemektedir. Son dönemde ekonomik ve toplumsal alanda köklü değişimlere yol açan en önemli yeni teknolojiler; bilgi teknolojisidir. Bilgi teknolojisi, bilgisayar, mikro elektronik ve telekomünikasyon teknolojilerini bir arada ifade etmektedir.

Bilgi teknolojisi, bilginin toplanması, işlenmesi, saklanması, gerekli olduğunda çağrılması ve iletilmesinde köklü yenilikler sunan bir teknolojidir. Bu teknolojiyle beraber yeni

(26)

çalışma şekilleri ortaya çıkmıştır. Evden çalışma ya da yarı zamanlı çalışma vb. Bu çalışma şekilleri de bir takım yeni riskleri beraberinde getirmektedir. Örneğin, ekranlı araçlarda çalışan ev çalışanları göz sorunlarıyla karşı karşıya kalmaktadır24.

Bugün demokratik ülkelerdeki iş sağlığı ve güvenliği gelişmelerine bakıldığında, oldukça karmaşık modeller karşımıza çıkmaktadır. Bunlar arasında başlıca iki model göze çarpmaktadır. İş sağlığı ve güvenliği konuları, kimi ülkelerde çalışma bakanlıkları ya da muadillerinin; kimilerinde ise, sağlık bakanlıkları ve muadillerinin görev alanında sayılmaktadır25.

Bu modellere ek olarak başka özelliklere de rastlanılmaktadır; merkezi yönetimin yanı sıra yerel yönetimlere de –göreli olarak- geniş yetki tanıyan ülkeler (Hollanda gibi) veya federal uygulamaların yanı sıra eyalet yönetimlerine de oldukça geniş yetkiler tanımış ülkeler (ABD gibi). Sonuç olarak iş sağlığı ve güvenliği etkinliklerinde her ülke için geçerli tek bir modelden söz edilemez. Her ülke kendi idari kuruluşunda, kendi sanayileşme sürecinde yaşadığı evrelere, kendi sağlık ve sosyal güvenlik sistemlerine göre en uygun iş sağlığı ve güvenliği etkinlik modelini bulmak ve geliştirmek zorundadır26.

B. TÜRKİYE’DE İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ

Ülkemizde iş sağlığı ve güvenliğinin tarihsel gelişimi, endüstrileşme ve çalışma yaşamındaki gelişmelere bağlı olarak benzer aşamalardan geçmiştir. Meslek hastalıklarının ve iş kazalarının önemli bir sorun olarak gündeme gelmesi endüstrileşmenin gelişimi ile yoğunluk kazanmıştır. Endüstrileşme sonucu üretim araçlarında ve üretim yöntemlerinde sağlanan gelişmeler iş sağlığı ve güvenliği sorunlarını da ortaya çıkarmıştır. Bu sorunların yoğunluğuna ve toplumsal tepkilere bağlı olarak da çözüm önerileri üretilmesi ve yaşama geçirilmesine yönelik çalışmalar iş sağlığı ve güvenliği konusundaki etkinliklere ivme

24 Tijen Erdut, Yeni Teknolojilerin İş İlişkileri Üzerindeki Etkisi, TÜHİS Yayınları, Ankara, 1998, s.5.

25 Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı, İş Gücü Piyasası OİK Raporu, Çalışma Hayatı Alt Komisyonu Raporu, İş Sağlığı ve Güvenliği Çalışma Grubu Raporu, http://ekutup.dpt.gov.tr/isgucu/oik651.pdf (24 Şubat 2007), s.69.

26 İş Gücü Piyasası OİK Raporu, s.69

(27)

kazandırmıştır. Diğer ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de, endüstrileşmenin gelişim düzeyine bağlı olarak iş sağlığı ve güvenliği konusunda yasal, tıbbi ve teknik çalışmalar yapılmıştır. Osmanlı İmparatorluğu’nda endüstrileşme sürecine girilemediği için bir sosyal politika ve sosyal güvenlik sistemi de gerçekleşememiştir. Ancak sosyal koruma gereksinimi her zaman varolmuştur. Aile içi yardımlaşma, meslek örgütleri ve dinsel temele dayalı öteki hayır kurumları, bu korumanın belli başlı araçları olmuşlardır. Yasal düzeydeki önlemlerin etkinliği ise çok sınırlı kalmıştır27.

Aile içi yardımlaşmaya göre, çalışan kişinin gelirinin mesleki, fizyolojik ya da ekonomik nedenlerle kesilmesi durumunda, ailenin diğer bireyleri, geliri kesintiye uğrayan kişiye yardım ederek, bu kaybın etkilerini ortadan kaldırmaya ya da en azından hafifletmeye çalışacaklardır. Dinsel yardımlar ise, daha çok sosyal yardımlar şeklinde değerlendirilebilir. Buna göre, İslam dininin gerektirdiği zekat, fitre, vb. şekilde, dar gelirliler ve muhtaçlara yapılan yardımlar, yüksek gelirlilerden düşük gelirlilere doğru gelirin belirli çapta yeniden dağılımını sağlamıştır28.

XI. ve XII. yüzyıldan itibaren kurulmaya başlanan loncalarda, iş sağlığına ait çalışmalara rastlanmamaktadır. Ancak bununla birlikte loncaların “Orta Sandığı” ya da

“Teavün Sandığı” adı verilen yardım teşkilatı, yaşlılık nedeni ile dükkanlarına gelemeyen ya da dükkanları kapanan ustalara (aceze) ve esnaflığın hangi derecesinde olursa olsun bir arıza ya da tedavisi mümkün olmayan bir hastalığa yakalanmış olanlara (malulin) sandıktan yardım yapılırdı29. Loncaların gelir kaynakları çeşitliydi. Bunlar arasında, vasiyetname ya da vakıf yoluyla aktarılan para ve mülkler, bir defaya mahsus olmak üzere yapılan bağışlar ve sandıkta işletilen sermayenin neması da bulunmaktaydı30.

27 Ali Güzel ve Ali Rıza Okur, Sosyal Güvenlik Hukuku, Yenilenmiş 10.Basım, İstanbul: Beta Yayınları, Ekim 2004, s.26.

28 Ahmet Makal, Osmanlı İmparatorluğu’nda Çalışma İlişkileri: 1850-1920 – Türkiye Çalışma İlişkileri Tarihi, 1. Baskı, İmge Kitabevi, Mayıs 1997, s.211.

29 Turhan Akbulut, İşçi Sağlığı Prensip ve Uygulamaları, 5. Baskı, Sistem Yayıncılık, Haziran 1996, s. 29.

30 Makal, s.213.

(28)

Loncalar, Osmanlı İmparatorluğu’nda, zanaatkarları örgütleyen mesleki kuruluşlar olarak, 19.yüzyıl sonlarına kadar varlıklarını sürdürmüşlerdir. Günümüzdeki kavramlarla ifade edilirse, ücretli olarak çalışan kalfalar dışında, kendi hesabına çalışanları örgütleyen kuruluşlar olduğu ifade edilebilir31.

1. Tanzimat (1839) Öncesi Dönem

Tanzimat öncesi dönemde sanayi henüz gelişmemiş olduğu için büyük iş yerleri mevcut değildi. Bu dönemde küçük sanat ve atölye üretimine dayanan işyerleri bulunmaktaydı. Ekonomik ve ticari yaşamın örf ve adetle düzenlendiği bu dönemde

“zaviye” diye anılan esnaf meslek kuruluşlarının olduğu bilinmektedir. Meslekte yükselme çıraklık, kalfalık ve ustalık aşamaları ile gerçekleşirdi ve Fütüvvetname isimli kaynakta kurallar belirlenmişti. Zaviyelerin yerini zaman içinde loncalar almıştır32. İşyerlerinde çalışma koşullarını loncaların kuralları ve gelenekleri belirlemiştir. Bu dönemde bir taraftan kapitülasyonların etkisi ile diğer taraftan sürekli savaşlar, ayrıca loncaların, teknik gelişmelere ve yeniliklere karşı açık ve istekli olmaması sebebi ile ekonomik ve sınai hayat geri kalmıştır33.

2. Tanzimat ve Meşrutiyet Dönemi Sonrası

Tanzimat’ın ilanından sonra bazı girişimler sonucu işçi yararına düzenlemeler yapılmıştır. Özellikle Ereğli Kömür İşletmeleri’nin Deniz Bakanlığı’na geçmesi ile kömür ocaklarında çalışan işçilerin çalışma koşullarını düzenleyen yeni yasalar çıkarılmıştır. 19 yy. ikinci yarısında Osmanlı İmparatorluğu’nda askeri amaçlı üretimlerin yanı sıra daha çok el tezgahı olarak gelişmeye başlayan sanayileşme, daha sonraları kömür ocakları, madenler, demir yolu yapımı ve tütün işletmelerinin katılımı ile sürmüştür. Bu dönemde çalışma koşulları çok ağır olup çalışma süreleri 16 saate kadar çıkarılmış, kadın ve çocukların ağır işlerde çalıştırıldıkları görülmüştür. Bu durum, kömür ocaklarında çalışan

31 Gürbüz Yılmaz, a.g.m.

32 Ercan Akyiğit, İş Kanunu Şerhi, Ankara: Seçkin Yayınları, 2001, s.40.

33 Kamil Turan, İş Hukukunun Genel Esasları, Ankara: Kamu İş Yayınları, 1990, s.132.

(29)

çok sayıda işçinin akciğer hastalıklarına yakalanmasına ve üretimin düşmesine neden olmuş, Madeni Hümayun Nazırı Dilaver Paşa konu ile ilgili bir tüzük hazırlatmıştır34.

Ülkemizde iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili ilk çalışma mevzuatı olan ve 1865 yılında çıkartılan bu “Dilaver Paşa Nizamnamesi” sosyal yönünden çok ekonomik yönü olan bir nizamnamedir. Kömür üretimini artırmak amacı ile düzenlenmiş olan bu nizamname de işçiye ait çalışma, dinlenme ve tatil sürelerine ilişkin hükümler içermekteydi. Bu Nizamnameyi 1869 ‘da çıkartılan “Maadin Nizamnamesi” izlemiştir.

Yeni Nizamname ile Dilaver Paşa Nizamnamesi’nin eksikleri tamamlanmaya çalışılmış, maden ocaklarında verimi arttırmak amaçlanmıştır35. Maadin Nizamnamesi esas itibariyle madenlerde çalışan işçilerin ücretleri, iş süreleri ile sağlık ve güvenliklerine ilişkin bazı kurallar öngörmüştür36. Bu iki nizamname sosyal yaşamı düzenleyen ilk belgeler ve çalışmalar olması bakımından önemlidir

1877 yılında yürürlüğe konan Mecelle’nin kira sözleşmesini düzenleyen ikinci kitabında iş ilişkilerine de yer verilmiştir. Mecelle’de işçi ve işveren taraflara sözleşme serbestisi içinde ilişkilerini düzenleyebilme olanağı tanınmış, emredici kurallar öngörülmemiştir.

Kurtuluş Savaşı devam ederken 1921 yılında Büyük Millet Meclisi tarafından 151 sayılı Ereğli Havzai Fahmiyesi Maden Amelesinin Hukukuna Müteallik Kanun çıkarılmıştır. Uygulama alanı Ereğli Havzası ile sınırlandırılan bu Kanun, bölgede çalışan maden işçilerini, en az çalışma yaşı, asgari ücret, iş süreleri, işçi sağlığı gibi konularda koruyucu nitelikte kurallar getiriyor, iş kazası halinde tazminat ve ceza yaptırımına ilişkin hükümler öngörüyordu37.

34 Cahit Talas, Türkiye’nin Açıklamalı Sosyal Politika Tarihi, Birinci Baskı, İstanbul: Bilgi Yayınları 1992, s.112.

35 Faruk Andaç, İş Hukuku, Ankara: Yargı Yayınları, 2003, s.21.

36 Sarper Süzek, İş Hukuku, İkinci Baskı, İstanbul: Beta Yayınları, 2005, s.10.

37 Süzek, İş Hukuku, s.10.

(30)

3. Cumhuriyet Dönemi

Cumhuriyet döneminde, Ülkemizde sanayi gelişmeleri ile birlikte iş güvenliğine ait düzenlemeler yapılmıştır. Henüz Cumhuriyet ilan edilmeden 1921 yılında iki önemli Kanun çıkarılmıştır. Bu Kanun’lardan ilki 114 sayılı “Zonguldak Ereğli Havzası Fahmiyesinde Mevcut Kömür Tozlarının Amale Menafi Umumiyesine Füruhtuna” ait Kanun olup kömürden arta kalan kömür tozlarının satılması ve elde edilecek gelirin işçilerin gereksinimleri için ayrılmasını içermektedir. Diğer Kanun ise 151 sayılı “Ereğli Havzai Fahmiyesi Maden Amelesinin Hukukuna Müteallik” Kanun olup çalışma koşullarının düzeltilmesine yönelik hükümler getirmiştir. Bu yasa ile ülkemizde çalışma saatleri ilk kez 8 saat ile sınırlandırılmış ancak tarafların karşılıklı anlaşmaları ve iki kat ücret ödeme koşuluyla fazla çalışmaya izin verilmiştir. Maden ocaklarında 18 yaşından küçüklerin çalıştırılması yasaklanmıştır. Kazaya uğrayan işçi ve ailesine tazminat ödenmesine, kazanın kötü yönetim ya da ihmalden kaynaklanması neticesinde cezai yaptırım uygulanması öngörülmüştür. Sermayesi işveren ve işçiden alınan aylık paralar ile yardım sandıkları oluşturulmuş ve Amale Birliği içinde birleştirilmesi öngörülmüştür38. Bu yasanın en önemli maddelerinden biri de iş yerlerinde sağlık kurallarına uyulmadığında madencilerin ruhsatname ve imtiyazlarının fesih olacağı hükmünün yer almasıdır.

Cumhuriyetin ilk yıllarından başlayarak ülke sanayisinin geliştirilmesine yönelik pek çok yatırım yapılmıştır. Özellikle kalkınma planları ortaya konularak uzun dönemli planlar ve stratejiler belirlenmiştir. Sanayileşmede sağlanan gelişmelerin yarattığı sorunları gidermek için pek çok yasa, tüzük ve yönetmelik çıkarılmıştır. Cumhuriyetin ilanından sonra ilk yasal düzenleme 1924 yılında 394 sayılı “Hafta Tatili Kanunu” olmuştur. Resmi ve özel kurumlarda çalışanların tümüne haftada bir gün süre ile tatil hakkı tanıyan bu yasa ile iş sağlığı açısından atılmış önemli bir adım olarak kabul edilir. 1926 tarihinde yürürlüğe giren 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 332.nci maddesi ise işverene, iş kazaları ve meslek hastalıkları sonucunda hukuki sorumluluklar getirmiştir39.

38 Gürbüz Yılmaz, a.g.m.

39 Sarper Süzek, İş Güvenliği Hukuku, Ankara: Savaş Yayınları. 1985, s.69.

(31)

Ülkemizde o dönemde İş Kanunu’nun bulunmaması sebebi ile iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili pek çok maddenin yer aldığı 1593 sayılı “Umumi Hıfzısıhha Kanunu”

1930 tarihinde çıkarılmıştır. Çocuk ve kadın işçilerin korunmasına, işyerlerinde işyeri hekimi bulundurulmasına, belirli büyüklükteki işyerlerinde revir ve hastane açılmasına ait kurallar konulmuştur40. Ayrıca 1580 sayılı Belediyeler Kanunu çıkarılarak belediyelere endüstriyel kuruluş ve fabrikaların elektrik tesisatının, makine ve motor düzenlerinin, kazan ve bacaların sürekli olarak teknik kontrollerini yapma, çevreye sağlık ve huzur zararını önleme, işyerlerinin ve işçi kamplarının sağlık denetimlerini yapma görevi verilmiştir41.

Türkiye’nin ilk İş Kanunu olan 3008 sayılı Kanun 08.06.1936 yılında çıkarılarak 15.06.1937 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Ülkemizde ilk kez devlet, bütün yönleri ile işçi ve işveren ilişkilerine doğrudan müdahale etmiştir. Bu yasa ile iş güvenliği ilk kez düzenli, ayrıntılı ve sistemli bir düzenlemeye kavuşmuş, işçilerin işyeri tehlikesine karşı bütün yönleri ile korunması amacı izlenmiştir42. 3008 sayılı İş Kanunu’nun 107'nci maddesinde Sosyal Sigortaların kademeli olarak kurulması ve temel ilkeleri belirlenmiştir.

27.06.1945 Tarihinde, 3008 sayılı İş Kanunu’nun kapsamında bulunan işçileri iş kazaları meslek hastalıkları riskinden korumak için “4772 sayılı İş Kazaları ile Meslek Hastalıkları ve Analık Sigortaları Kanunu” çıkarılmıştır43.

1937 yılında yürürlüğe giren 3008 sayılı İş Kanunu, o günün kıt ekonomik kaynaklarını göz önünde tutarak devlet öncülüğünde sanayileşmeyi hedefleyen bir nitelik taşımıştır. 3008 sayılı İş Kanunu 28.07.1967 tarihinde kaldırılarak yerine 931 sayılı İş Kanunu çıkarılmıştır. Ancak Anayasa mahkemesinin 931 sayılı İş Kanununu şekil yönünden iptal etmesi üzerine 25.08.1971 tarihinde 1475 sayılı İş Kanunu çıkarılmıştır.

40 Turan, s.172.

41 Talas, s.113.

42 H. Serdar Şardan, Risk Değerlendirilmesi ve OHSAS 18001, Ankara: Çimento Müstahsilleri İşverenleri Sendikası Yayınları, 2005, s.5.

43 Şardan, s.5.

(32)

Bugün yürürlükte olan tüzük ve yönetmeliklerin büyük bir bölümü 1475 sayılı İş Kanunu’na dayanılarak çıkarılmıştır. 17.07.1974 tarihinde yürürlüğe konan 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ile işçi güvenliği ile ilgili yasalar SSK altında toplanmıştır. Adı geçen yasanın 11. maddesinde ve diğer maddelerinde, iş kazaları ve meslek hastalıkları sigortası tarafından işçilere ve hak sahiplerine sağlanacak yardım ve ödemeler belirtilmiştir.

Hızla gelişen teknolojiye uyum sağlayabilmek için 1475 sayılı İş Kanunu’nun güncellenmesine ihtiyaç duyulmuş, 10.06.2003 tarihinde 4857 sayılı İş Kanunu çıkarılmıştır. Çalışma hayatımızı yeniden düzenleyen yeni İş Kanunu’nun bir çok maddesi doğrudan ve dolaylı olarak iş sağlığı ve güvenliği ile ilgilidir. 1475 sayılı İş Kanunu’ndaki

“İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği” kavramı yerine 4857 sayılı yeni İş Kanunu’nda “İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG)” kavramı kullanılmıştır44. Dar anlamda İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği, işçinin sağlık ve emniyetinin işyeri sınırları ve iş dolayısıyla doğan tehlikelere karşı korunmasını anlatırken bunun tam olarak yeterli olmadığı görülerek sadece iş yerinde değil iş yeri dışında da işçinin sağlık ve güvenliğini olumsuz etkileyebilecek risklere karşı önlem almayı ifade eden İş Sağlığı ve Güvenliği tanımı kullanılmaya başlanmıştır45. Ayrıca 4857 sayılı İş Kanunu, Avrupa Birliği’nin konu ile ilgili yönergelerinden etkilenmiştir. Avrupa Birliği uyum yasaları doğrultusunda düzenlenen ve çıkarılan yönetmeliklerin tamamına yakınının son hükümler bölümünde “Bu Yönetmelik ... tarihli ... sayılı Avrupa Parlamentosu ve Konseyi direktifleri esas alınarak hazırlanmıştır.’’ hükmü yer almaktadır46.

44Can Tuncay, Tebliğ, Avrupa Birliği’ne Üyelik Sürecinde İş Sağlığı ve Güvenliği Mevzuatının Uyumu ve Yeni Yönetmelikler, TİSK Yayınları, 2004, Yayın No: 241, http://www.tisk.org.tr/yayinlar.asp?sbj=ic&id=1076 (12 Ocak 2007)

45 Ercan Akyiğit, Yeni Mevzuata Göre Hazırlanmış İş Hukuku, Dördüncü Baskı, Ankara: Seçkin Yayınları, 2005, s.310.

46 Gültekim Karaçivi, İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmelikleri İşyerlerine Getirdiği Yeni Yükümlülükler, İşveren Dergisi, Nisan 2004, http://www.tisk.org.tr/isveren_sayfa.asp?yazi_id=940 (21Şubat 2007)

(33)

III. İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ’NİN ÖNEMİ

Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde toplam nüfusun yarısına yakın bir bölümünü çalışanlar oluşturmaktadır. Gelişen teknoloji ve sanayileşme ile birlikte işyerlerindeki kötü çalışma koşulları iş sağlığı ve güvenliğini ve buna bağlı olarak da toplum sağlığını tehdit eder hale gelmiştir. Sanayileşmiş ülkeler, günümüzde iş sağlığı ve güvenliği konusunda ciddi çabalar harcamak zorunda kalmışlardır. Söz konusu ülkelerin hepsi iş kazalarını ve meslek hastalıklarını olabildiğince en düşük düzeyde tutmak için uğraşmaktadırlar. Bu bağlamda, gelişmiş ülkelerde iş sağlığı ve güvenliği konusunun bağımsız bir bilim dalı haline geldiği ve genel toplum sağlığı içinde koruyucu sağlık hizmetlerinin önemli bir bölümünü oluşturduğu söylenebilir47.

İş sağlığı ve güvenliği uygulamalarının hem sosyal hem de ekonomik getirisi vardır. En büyük sosyal getirisi, insanların yaşamını kurtarmak, onların sakatlanmalarını ve yaralanmalarını en aza indirmektir. Bu hiçbir değerle ölçülemeyecek, öte yandan devletin vatandaşına karşı temel ödevlerinden biridir. İş kazaları ve meslek hastalıklarının kuramsal önlenebilirliklerinin uygulamada kendini göstermesi, çalışanların adalet beklentilerinin bir bölümünün karşılanmasını da sağlayarak, iş barışı ve sosyal adalete hizmet edecektir.

Ayrıca, iş sağlığı ve güvenliği çalışmalarıyla oluşturulacak olan riskin en aza indirildiği yaşama ve çalışma koşulları, sosyal güvenlik sistemleri üzerindeki yükü de en aza indirecektir. Bu bir yönüyle sosyal bir getiriyi, diğer yönüyle de ekonomik getiriyi oluşturacaktır. Üretimin kesintisiz ve artarak sürdürülmesini sağlayan etkisi, işverenlerin uygulamaları yalnızca yasal bir külfet olarak değil, aynı zamanda bir nimet olarak algılamalarını gerektirecektir.

47 Gerek s.8.

(34)

İş sağlığı ve güvenliği uygulamalarının hem sosyal hem de ekonomik yükü vardır.

Bedensel, ruhsal ve sosyal yönden iyilik hali bozulan çalışanların, çaresizlikleri ve katlandıkları acı kayıplar, yakın çevrelerini ve bakmakla yükümlü olduklarını kişileri de etkilemektedir. Böylece oluşan sosyal yük aynı zamanda benzer konumda çalışanlar üzerinde de gerginlik ve kaygı oluşturmaktadır. Bu ortam, insanların, entelektüel yetilerini ve inisiyatiflerini en düşük düzeyde kullanabilmelerine yol açmakta; bir yanıyla da ekonomik yük oluşturmaktadır48.

İş güvenliğinin temel amacı; İş, çevre ve sosyal faaliyetlerden kaynaklanan tehlikelerin önlenmesi, sağlıklı ve güvenli bir yaşam ve çalışma ortamı sağlayarak tüm insanlara zarar verici olayların asgariye indirilmesidir.

Bu nedenle işyerlerinde iş sağlığı ve iş güvenliğine yönelik önlemlerin amaçlarını üç başlık altında toplayabiliriz.

 Çalışanları Korumak: İş sağlığı ve güvenliğinin ilk amacı, çalışanları işyerinin olumsuz etkilerinden korumak, rahat ve güvenli bir ortamda çalışmalarını sağlamak.

 Üretim Güvenliğini Sağlamak: İş kazaları ve meslek hastalıkları sebebiyle oluşabilecek iş gücü ve iş günü kayıplarının en aza indirgenmesi ve dolayısıyla iş veriminde artışın sağlanması ile üretim düzeyinin korunması.

 İşletme Güvenliğini Sağlamak: Çalışma ortamlarında alınan tedbirler ile işletmeyi tehlikeye sokabilecek yangın, patlama, makine arızalarının ortadan kaldırılması ve böylece işletmenin güvenliğinin sağlanması.

İş sağlığı ve güvenliği ekonomik ve sosyal boyutları ile ülke kalkınmasında önemli bir sorundur. Her şeyden önce iş sağlığı ve güvenliği önlemleri, kişinin huzurunu ve mutluluğunu sağlamayı amaçlamaktadır. Kişilerin mesleki tehlikelerden uzak bir ortamda çalışmasının sağlanması hem beden sağlığını hem de ruh sağlığını koruyacaktır.

48 İş Gücü Piyasası OİK Raporu, s.86.

Referanslar

Benzer Belgeler

Modelde bitkisel üretimdeki en önemli maliyet unsurları olan mazot ve gübre fiyatlarının; arpa, mısır ve ayçiçeği fiyatlarına istatistiki olarak anlamlı ve pozitif

Okul Öncesi Eğitim Ortamı ve Öğrenme Merkezleri.. • İyi tasarlanmış

MADDE 1- Bu Yönergenin amacı, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından oluşturulacak Genel Sağlık Sigortası uygulamasına yönelik politikalara ilişkin olarak yürütülecek

2- Toplam çalışan kamu görevlisi sayısı, bildirimde bulunan kamu kurum ve kuruluşlarının bildirimlerine

Covid-19 sürecinde bireylerin sağlıklarına vermiş oldukları önem arttıkça iş tatmini ve işe adanmışlık tutumlarının pozitif yönde arttığı, sağlığın önemi ve

Warshawsky ve arkadaşlarının (2013b) geliştirdiği “Yönetici Hemşire Çalışma Ortamı Ölçeği (YHÇOÖ)”nin yönetici hem- şire örnekleminde; sekiz alt boyutlu,

Bizler, kazaları önlemek, insan ve çevre adına oluşan riskleri anlamak, yönetmek ve azaltmak için temel ve esas Güvenli aletler ve SIL sertifikalı cihazlar üretiyoruz..

• SÇO Ana Standartlarının Önemlilik Derecesinin Değerlendirilmesi: Bu bölüm altı ana standardın (Hemşire İş Yükü, Geliştirme ve Kariyer Planlama,