• Sonuç bulunamadı

Yonca Suyu İlavesinin Farklı Kompozisyondaki Meralarda Serbest Yetiştirilen Yumurta Tavuklarının Verim Ve Yumurta Kalite Parametreleri Üzerine Etkileri

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "Yonca Suyu İlavesinin Farklı Kompozisyondaki Meralarda Serbest Yetiştirilen Yumurta Tavuklarının Verim Ve Yumurta Kalite Parametreleri Üzerine Etkileri"

Copied!
29
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

1

NKUBAP.00.24.AR.12.11 nolu proje

YONCA SUYU İLAVESİNİN FARKLI KOMPOZİSYONDAKİ MERALARDA SERBEST YETİŞTİRİLEN YUMURTA

TAVUKLARININ VERİM VE YUMURTA KALİTE PARAMETRELERİ ÜZERİNE ETKİLERİ

2014

(2)

2 Proje No: NKUBAP.00.24.AR.12.11

Proje Adı: Yonca Suyu İlavesinin Farklı Kompozisyondaki Meralarda Serbest Yetiştirilen Yumurta Tavuklarının Verim ve Yumurta Kalite Parametreleri Üzerine Etkileri

Yonca Suyu İlavesinin Farklı Kompozisyondaki Meralarda Serbest Yetiştirilen Yumurta Tavuklarının Verim ve Yumurta Kalite Parametreleri Üzerine Etkileri

Önsöz

Günümüzde kanatlı hayvan yetiştiriciliği, endüstri halini almıştır. Endüstrileşme ile birlikte değişen koşullar, hayvan refahını da gözeten sistemlerin üretimini beraberinde getirmiştir. Özellikle tüketici talepleri, çevre koruma bilinci ve artan gelir düzeyinin getirdiği arayış, üreticilerin refahı da dikkate alarak üretim yapmalarının nedenlerinden sayılabilmektedir. Halk arasında kafeste yetiştirilmeyen, gezinerek beslenen, yetiştirilen tavuklardan elde edilen ürünlerin daha sağlıklı ve lezzetli olduğuna ilişkin yaygın bir kanı bulunmaktadır.

Antibiyotiklerin büyütme faktörü olarak kullanımının yasaklanması ile beraber tüketicinin tercihleri doğrultusunda, doğal ve hayvanların bağırsak mikrobiyotasını olumlu yönde etkileyebilecek yem katkı maddelerinin araştırılması ve kullanılması önem kazanmaya başlamıştır.

Namık Kemal Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projesi desteği ile yürütülen bu projede glikoz ile fermente edilmiş yonca suyu ilavesinin, farklı kompozisyonlara sahip tavuk meralarında serbest yetiştirilen yumurta tavuklarının verim ve yumurta kalite parametrelerine olan etkileri araştırılmıştır.

(3)

3 Özet

Bu çalışma glikoz ile fermente edilmiş yonca suyu (PJF) ilavesinin serbest yetiştirilen yumurta tavuklarının verimi ve yumurta kalite kriterleri üzerine etkilerini ortaya koymak amacıyla düzenlenmiştir.

Çalışma, 3x2 faktöriyel deneme desenine göre planlanmıştır. Araştırmada, üç farklı mera deseni ve yonca suyunun iki halinin (var/yok) yumurta tavuklarının performans, verim ve yumurta kalite kriterleri üzerine etkileri araştırılmıştır. Glikozla fermente edilmiş yonca suyunun, laktik asit bakteri sayımı ve identifikasyonu yapılmıştır. Altı deneme parselinin her birinde 27 tavuk yer almış ve oluşturulan parsellerde tavuklara gezinti alanı ve kapalı alan ayrılmıştır. Hayvanlar 16 haftalık yarka iken alınmış, 20 haftalık yaşa kadar bakılıp, ardından 3 aylık deneme süresi boyunca veriler toplanmıştır. Deneme süresince meraya ek olarak, bazal yem (2800 kcal/kg ME ve

%16,8 ham protein içeren) ile besleme yapılmıştır. Deneme parsellerindeki mera üç farklı oranda; ingiliz çimi, ak üçgül ve rizomlu kırmızı yumaktan oluşacak şekilde düzenlenmiştir.

Deneme boyunca performans sonuçlarında, istatistiki olarak önemli bir farklılık gözlenmemiştir (p>0,05). Bununla birlikte yumurta kütlesi değerlerinin, yaş ve verim arttıkça yükselme eğiliminde olduğu görülmüştür.

Çalışmanın tüm gruplarından periyodik olarak toplanan yumurtalara ilişkin, dış ve iç kalite analizleri yapılmıştır. İncelenen dış kalite parametrelerinde ilk 4 hafta istatistiki bir farklılık gözlenmemiştir. 25-28. Haftalık yaşta ise yumurta ağırlığı, kabuk kırılma direnci ve kabuk oranında ise interaksiyonun etkisi önemli bulunmuştur (p<0,05).

Yumurta ağırlığı ve kabuk oranında gözlenen farklılığın mera etkisinden kaynaklandığı saptanmıştır. Kabuk kırılma direncinde gözlenen istatistiki farklılığın ise, yonca suyu ilavesinden kaynaklandığı ve olumlu etkilendiği görülmüştür. Son 4 haftalık dönemde ise, sadece kabuk ağırlığı ve kabuk kalınlığı parametrelerinde interaksiyonun etkisi istatistiki olarak önemli bulunmuştur (p<0,05).

Proje neticesinde üniversitemizde mera tavuklarının barınabileceği ve sonraki projelere altyapı olabilecek, ayrıca uygulama alanı olarak hizmet görecek modern bir tesis oluşturulmuştur.

Anahtar kelimeler: Yumurta tavukları, serbest yetiştirme, fermente yonca suyu, yumurta kalitesi, kanatlı besleme.

(4)

4 1. Giriş

Son 50 yılda kanatlı eti ve yumurtası içerdiği yüksek kaliteli protein ile dünya genelinde halkın en fazla tercih ettiği protein kaynağı olmuştur. 20. yüzyılda insanlar, köy yaşamından kentsel yaşama geçmişlerdir. Kentsel yaşamın giderek artması ile kanatlı ürünlerinin diğer hayvansal kaynaklı ürünlere göre daha ucuz olması nedeni ile en popüler hayvansal protein kaynağı olmuştur (Hammerstedt, 1999).

Yumurta protein, yağ, vitamin ve mineraller bakımından zengin, ucuz bir hayvansal protein kaynağıdır (Vural, 1992). Fakat gelişmiş ülkelerde kişi başına yumurta tüketimi yılda 250-300 adet iken, ülkemizde 170 adet gibi düşük bir düzeydedir (Aksoy, 2014).

Gıda sanayinde ve beslenmede önemli bir yeri olan yumurtanın Türkiye’deki ve bazı ülkelerdeki 2012 yılı üretim miktarları incelenmiş ve ilk 8 ülkenin verileri Şekil 1’de gösterilmiştir. Bu veriler ışığında Türkiye’nin ilk beş ülke arasında yer aldığı görülmektedir (Tablo 1; FAOSTAT, 2014).

Şekil 1. 2012 yılı bazı ülkelerin yumurta üretim miktarları (%; FAOSTAT, 2014)

Yumurta üretimi ülkemizde ve dünyada farklı sistemler kullanılarak yapılmaktadır.

Değişik farklı tipte ve özellikte kafes sistemlerinin yanı sıra hayvanların serbest olarak dolaşabildiği alternatif sistemler de bulunmaktadır. Bu sistemlerin birbirlerine göre avantaj ve dezavantajlar taşıdığı bilinmektedir.

69%

13%

9%

2% 2% 2%2% 1%

Çin Amerika Hindistan Türkiye Fransa İtalya Almanya İspanya

(5)

5

Kümes hayvanları yetiştiriciliğinde hayvan refahına yönelik endişelerin bir sonucu olarak gelişmiş ülkelerde son yıllarda serbest tavukçuluk alanında ilgi çekici bir canlanma olmuştur (Miao ve ark., 2005).

Alternatif sistemlerde barınma ve işgücü maliyetleri daha yüksek olabilmektedir. Sürü yönetimi, hastalık ve parazit riski, sürüdeki birey sayısı arttıkça kanibalizm daha yüksek bulunmaktadır. Ayrıca ortamdaki artan toz varlığının çalışanların sağlığını olumsuz etkilediği bilinmektedir. Zemine yumurtlama, kırık çatlak yumurtaların yenmesi de gıda güvenliği açısından olumsuz noktalardır (Anderson, 2009). Bu nedenlerden ötürü, hayvan refahına önem veren serbest sistemlerin olumsuz yönlerinin en aza indirilmesi gerekmektedir.

Yürütülen bu çalışma ile farklı mera kompozisyonlarında serbest yetiştirilen tavukların içme suyuna ilave edilen fermente yonca suyunun, hayvanların verim ve yumurta kalite kriterleri üzerine etkilerini ortaya koymak amaçlanmıştır. Ayrıca proje kapsamında, serbest sistem bir tavuk yetiştiriciliği uygulamaları ve araştırmaları için bir örnek sistem olması amaçlanmıştır.

2. Laktik Asit Bakterilerinin Morfolojik, Fizyolojik ve Taksonomik Özellikleri İnsanlık tarihinin, bilinen en eski gıda işleme tekniklerinden birisi fermente gıda üretimidir. Bu sayede, gıdanın korunması ve depolanmasının kolaylaştığı, tadının ise lezzetle tüketilebilecek hale geldiği belirtilmiştir (Caplice ve Fitzgerald, 1999).

Fermente içecek ve gıdaların üretiminde, laktik asit bakterileri (LAB) önemli bir role sahiptir (Yılmaz ve Temiz, 2003; Makarova et al., 2006).

İlk kez 19. yüzyıl sonlarında sütte fermantasyona ve koagülasyona yol açan bakteriler LAB olarak isimlendirilmiş ve daha sonraki yıllarda Lactobacillaceae familyası içinde sınıflandırılmışlardır. LAB, insan ya da hayvanların mukozal membranları, bitkiler, gübreler, lağım pisliği, fermente olan ya da bozulan gıdalar gibi çok çeşitli çevre koşullarında bulunabildikleri bildirilmiştir (Gürsoy ve Kınık, 2005).

Morfolojik açıdan çok değişken özellik gösteren (kısa ve uzun çubuk veya kok şekilli) familya üyeleri fizyolojik açıdan oldukça benzer özellikler göstermektedirler. Tüm üyeler; gram pozitif, katalaz negatif, Sporolactobacillus inulinus hariç spor oluşturmayan, fakültatif anaerob, düzgün veya düzensiz çubuk ya da kok şeklindeki bakteriler olarak tanımlanmaktadırlar. Ayrıca bu bakteriler mutlak fermantatiftirler ve katalaz ile sitokrom içermeksizin, oksijen varlığında gelişebilen nadir mikroorganizmalardır (Shape ve ark., 1966). Laktik asit bakterilerinin ortamda büyümesi ile karbonhidrat miktarı ve bakterinin laktik asit üretimine bağlı olarak ortamın pH’ sı düşer. Ortam pH’ sını hızlı bir şekilde düşürmesi LAB’ nin istenilen ve önemli özelliklerinden birisidir. Laktik asit bakterileri düşük pH’ da (3,5-4) canlılıklarını ve büyümelerini sürdürmekte ve patojen mikroorganizmalar üzerindeki baskılayıcı etki göstermektedirler (Palalı, 2007). Patojen mikroorganizmalara karşı gösterdikleri bu antagonistik etki; ürettikleri laktik ve asetik asit, hidrojen peroksit, bakteriosin veya bakteriosin benzeri ürünler, diasetil, alkol ve CO2 gibi metabolitlerden

(6)

6

kaynaklanmaktadır (Davidson ve Hoover, 1993). Bununla birlikte, doğal fermantasyon süreci sonunda üretilen laktik asit (C3H6O3) önemli bir organik asittir (Davidson ve Hoover, 1993; Reddy ve ark., 2008).

Laktik asit bakterilerinin glukoz fermentasyonu metabolizması, Şekil 2’ de gösterilmiştir. Buna göre LAB, heksoz metabolizması sonucu meydana getirdikleri son ürüne göre ikiye ayrılırlar; homofermentatif laktik asit bakterileri fermente ürün olarak olarak büyük oranda (%87) laktik asit oluştururken, heterofermentatif laktik asit bakterileri ise laktik asidin yanı sıra CO2, asetik asit ve/veya etanol üretmektedir (Caplice ve Fitzgerald, 1999; Yılmaz ve Temiz, 2003; Makarova et al., 2006; Santos ve ark., 2013).

Şekil 2. Laktik asit bakterilerinde glukoz fermentasyonu (Caplice ve Fitzgerald (1999)’ dan uyarlanmıştır)

(7)

7

Laktik asit bakterilerinin en önemli cinsleri; Lactobacillus, Lactococcus, Enterococcus, Streptococcus, Pediococcus, Leuconostoc, Weissella, Carnobacterium, Tetragenococcus ve Bifidobacterium’dur (Gürsoy ve Kınık, 2005). Laktobasillerin ribozomal proteinlerine göre oluşturulan, filogenetik ağaç diyagramı Şekil 3’te gösterilmiştir (Makarova et al., 2006).

Şekil 3. Laktobasillerin, filogenetik ağaç diyagramı (Makarova et al., 2006)

Antibiyotiklerin büyüme faktörü olarak kullanımının yasaklanmasının ardından, doğal ve bağırsak mikrobiyotasının üzerinde pozitif etkiye sahip yem katkı maddelerinin araştırılmasına ve kullanılmasına yönelik çalışmalar önem kazanmaya başlamıştır.

Yonca bitkisinden elde edilen suyun fermentasyonu ile bitkide doğal olarak bulunan laktik asit bakterilerinin çoğaltılması hedeflenmiştir. Böylece kolay elde edilebilen ve probiyotik etkisi ortaya koyması beklenen fermente bir ürün elde edilmiştir.

3. Yonca

Yonca, korunga, adi fiğ ve burçak gibi birkaç yem bitkisinin tarımının, Hitit’ler devrinden beri yapıldığı bildirilmiştir (Açıkgöz ve ark., 2005). Yoncayı diğer yem bitkilerinden üstün kılan özelliklerin; adaptasyon yeteneği yüksek ve uzun ömürlü olması, vejetasyon döneminde birçok defa biçilebilmesi, verim ve besin değerinin yüksekliği, ekim nöbetinde önemli etkinliğinin bulunması ve bazı çeşitlerinin otlatılmaya dayanıklılığı olduğu bildirilmiştir. Bu üstün özelliklerinden dolayı yonca bitkisi ülkemizde, tarımı en fazla yapılan yem bitkilerinin başında gelmektedir (Yolcu ve Tan, 2008).

Son yıllarda silaj yapımında ticari inokulantlara alternatif, PJF (previously fermented juice) olarak adlandırılan fermente edilmiş doğal laktik asit sıvısının silaj katkı maddesinin kolay hazırlanabilir ve ekonomik olduğu belirtilmiştir. Silaj katkı maddesi olarak eklenen PJF’nin yonca silajlarının laktik asit üretimin artırarak silaj kalitesini yükselttiği görülmüştür (Ohshima ve ark. 1997, Cao ve ark. 2002; Wang ve ark.

(8)

8

2009). Wang ve ark., (2009) yonca silajına ticari bir LAB içeren inokulant ile fermente yonca suyunun farklı dozlarının ilavesini karşılaştırmışlar, doza bağlı olmaksızın fermente yonca suyunun fermantasyon kalitesini arttırdığını belirtmişlerdir.

Yonca suyunun fermente edilmesi sonucu, bitkide doğal olarak bulunan laktik asit bakterilerinin çoğaltılabileceği, doğal ve elde edilmesi kolay bir yem katkı maddesi olarak kullanılabilmesi amaçlanmıştır. Daha önce kanatlı hayvanların yemine veya suyuna ilavesi ile ilgili bir çalışmaya literatürde rastlanmamıştır.

(9)

9 4. Gereç ve Yöntem

4.1. Hayvan Materyali

Projede, her parselde 27 tavuk olmak üzere 16 haftalık yaşta 162 adet Lohmann kahverengi yumurta tavuğu kullanılmıştır. Denemeye ise, 20 haftalık yaştan sonra başlanmıştır.

4.2. Yem Materyali

Çalışmada kullanılan karma yem 2800 kcal/kg metabolik enerjili, %16,80 ham protein içerecek şekilde NRC (1994) ve Lohmann (2012) önerileri doğrultusunda UFFDA bilgisayar programı kullanılarak formüle edilmiştir (Tablo 1; UFFDA, University of Georgia, 1992, Athens, ABD). Hazırlanan tavuk merasında rizomlu kırmızı yumak (Festuca rubra var. Rubra), ak üçgül (Trifolium repens), İngiliz çimi (Lolium perenne) tohumlarının ekimi yapılmıştır. Deneme süresince her gün hayvan başına 2 g grit yemliklere ilave edilmiştir.

Tablo 1. 20 haftalık yaştan itibaren rasyon

Hammaddeler %

Mısır 32,23

Buğday 27,00

Tam yağlı soya 13,36

SFK 10,09

ATK 4,79

Mermer tozu 8,46

Mısır gluten unu 2,5

DCP 0,95

Tuz 0,35

Vit. +Min Premiks 0,20

DL-metiyonin 0,07

Toplam 100

Hesaplanmış değerler

Kuru madde, % 90,18

Metabolik enerji, kcal/kg 2800

Ham protein, % 16,80

Ham yağ, % 4,29

Ham selüloz, % 4,00

Ca, % 3,51

Pyar, % 0,37

Lisin, % 0,85

Met+Sis, % 0,69

4.3. PJF’ nin (Fermente edilmiş doğal laktik asit sıvısının yonca suyunun) hazırlanması

PJF’ nin hazırlanmasında, bitki materyali olarak yonca kullanılmış ve Masuko ve ark.

(2002) tarafından bildirilen yönteme göre hazırlanmıştır. Bu amaçla 200 gram bitki materyali üzerine 1000 ml distile su ilave edilip, blender yardımıyla ile 2 dakika süre ile parçalanmıştır. Elde edilen sıvı 2 kat tülbent bezinde süzülüp, şişelere konuldu.

(10)

10

Ardından, üzerine 3 gr/100 ml (w/v) glikoz ilave edilerek 30°C inkübatörde 48 saat boyunca inkübe edilmiştir. Hazırlanan PJF kullanıma kadar -18°C’de depolanmıştır.

Deneme süresince haftada bir kez, hayvan başına 5 ml olacak şekilde içme suyuna katılıp, bitirmeleri beklendi.

4.4. Yöntem

Projede gerekli olan 3 adet kümes başka bir NKÜBAP proje desteği ile tamamlanmış, ardından 3 adet daha kümes yürüttüğümüz NKUBAP.00.24.AR.12.11 nolu proje ile tamamlanmıştır. Tesislerin tamamlanmasından sonra farklı kompozisyona sahip tavuk merası parselleri oluşturulmuştur.

Tablo 2. Bitkilerin ekilme oranları,

Parsel No 1 2 3 4 5 6

Mera

kompozisyonu

Rizomlu kırmızı yumak (%25), Ak üçgül

(%5), İngiliz çimi

(%70)

Rizomlu kırmızı yumak (%20), Ak üçgül

(%10), İngiliz çimi

(%70)

Rizomlu kırmızı yumak (%15), Ak üçgül

(%15), İngiliz çimi

(%70)

Rizomlu kırmızı yumak (%25), Ak üçgül

(%5), İngiliz çimi

(%70)

Rizomlu kırmızı yumak (%20), Ak üçgül

(%10), İngiliz çimi

(%70)

Rizomlu kırmızı yumak (%15), Ak üçgül

(%15), İngiliz çimi

(%70)

Oluşturulan mera parsellerinde tavuk başına ortalama 8m2 mera alanı ayrılmıştır. Her grup için 1 parsel ayrılmıştır. Projede kullanılan tavuk merası parsellerinin bitki ekilme oranları Tablo 2’de, çıkım oranları ise Tablo 3’te belirtilmiştir.

Tablo 3. Bitkilerin çıkım oranları,

Parsel No 1 2 3 4 5 6

Mera

kompozisyonu

Rizomlu kırmızı yumak (%21,3), Ak üçgül (%4,2), İngiliz çimi

(%74,5)

Rizomlu kırmızı yumak (%20,2), Ak üçgül (%5,9), İngiliz çimi

(%73,9)

Rizomlu kırmızı yumak (%15,1), Ak üçgül (%0,6), İngiliz çimi

(%84,4)

Rizomlu kırmızı yumak (%21,3), Ak üçgül (%4,2), İngiliz çimi

(%74,5)

Rizomlu kırmızı yumak (%20,2), Ak üçgül (%5,9), İngiliz çimi

(%73,9)

Rizomlu kırmızı yumak (%15,1), Ak üçgül (%0,6), İngiliz çimi

(%84,4)

(11)

11 4.5. İncelenen Parametreler

4.5.1. Performans değerleri:

Çalışmanın tüm gruplarından günlük olarak toplanan yumurtaların değerleri tespit edilmiştir. Daha sonra aylık verimleri (%) hesaplanmıştır. Yumurta ağırlıkları haftada bir kez yapılan ölçümlerle hesaplanmıştır. Yem tüketimleri yine aylık olarak hesaplanmıştır. Bu değerlerden yararlanarak yem dönüşüm oranları saptanmıştır.

4.5.2. Yumurta kalite parametreleri:

Her hafta ilgili bölmelerden yumurtalar, hayvanlar yumurtladıktan 2 saat sonra toplanıp, iç ve dış kalite ölçümleri yapılmıştır. Daha sonra 4 haftalık ortalama değerler hesaplanmıştır.

4.5.2.1. Dış kalite özelliklerinin belirlenmesi:

Yumurta ağırlıkları; her muamele grubundan şansa bağlı olarak seçilen yumurtaların hassas terazi (0,1 mg hassasiyetinde) ile tartılması ile tespit edilmiştir.

Kabuk ağırlığı; yumurtalar kırıldıktan sonra kabuğa yapışan ak kalıntısı temizlenerek hassas terazi (0,1 mg hassasiyetinde) ile tartılarak saptanmıştır.

Kabuk kalınlığının belirlenmesinde; mikrometre kullanılmıştır. Bu amaçla, yumurtanın sivri, küt ve orta kısmından alınan kabuk örneklerinden zarları çıkarıldıktan sonra kalınlıkları mikrometre ile ölçülüp ortalamaları tek bir kalınlık değeri olarak hesaplanmıştır.

Kabuk kırılma direnci; kırılma mukavemeti ölçme aleti (kg/cm2) kullanılarak tespit edilmiştir. Cihaza yumurta, yatay olarak yerleştirilmiş ve güç uygulanmıştır.

Yumurtanın çatladığı andaki direnç okunarak, kırılma mukavemeti olarak kaydedilmiştir.

Şekil indeksi; kumpas ile ölçülen yumurta genişliğinin, yumurta uzunluğuna bölünüp yüzle çarpılması sonucu yüzde olarak hesaplanmıştır.

4.5.2.2. İç kalite özelliklerinin belirlenmesi:

Sarı ve ak yükseklikleri; yumurta düz bir zemine kırıldıktan sonra, üçayaklı mikrometre ile ölçülmüştür.

Sarı renk tayini; ticari bir firma (ROCHE) tarafından üretilen ve 1’den 15’e kadar farklı tonda sarı renkleri içeren sarı renk yelpazesi kullanılarak saptanmıştır.

(12)

12

Sarı indeksi; yumurta sarısının çapı kumpas, yüksekliği ise mikrometre ile ölçülerek aşağıdaki formüle yerleştirilerek hesaplanmıştır.

Sarı indeksi=[Sarı yüksekliği (mm) / Sarı çapı (mm)]*100 Haugh Birimi (HU); aşağıdaki formül kullanılarak hesaplanmıştır;

HU= 100 log (H- 1.7xW0.37 + 7.57) H : Yumurta ak yüksekliği (mm) W : Yumurta ağırlığı (g)

Sarı ve ak ağırlıkları; yumurta sarısı ve akı ayrıldıktan sonra, hassas terazi (0,1 mg hassasiyetinde) ile tartılarak saptanmıştır.

Sarı ve ak pH değerleri; pH metre (Hanna) cihazında ölçülerek bulunmuştur.

4.5.3. Mikrobiyolojik analizler:

4.5.3.1. Toplam mezofilik bakteri sayımı (TMAB)

Taze ve dondurulmuş PJF örneklerinde, TMAB sayımı için Plate Count Agar (PCA) besiyeri kullanılmıştır. Uygun dilüsyonlardan çift petri plağına yüzeye ekim yöntemi ile ekim yapıldıktan sonra 30 ± 1ºC’de 48 saat inkübe edilmiş ve koloni içeren petri plakları sayılmıştır (Marshall, 1992).

4.5.3.2. Maya – küf sayımı

Maya ve küf sayımı için Potato Dextrose Agar (PDA) (Merck) kullanılmıştır. PDA otoklavda steril edildikten sonra % 10’luk steril tartarik asit ile pH’sı 3,5 25ºC’de 5- 7 ayarlanmış ve yüzeye ekim yöntemiyle yapılmıştır. Ekim yapılan plaklar 25ºC’de 5- 7 gün inkübasyona bırakılmış ve inkübasyondan sonra koloniler sayılarak maya ve küf sayısı bulunmuştur (Marshall, 1992).

4.5.3.3. Koliform grubu bakteri sayımı

Taze ve dondurulmuş PJF örneklerinde, koliform grubu bakteri sayımı için Violet Red Bile Agar (VRBA) (Merck) kullanılmıştır. Uygun dilüsyonlardan çift petri plağına dökme plak yöntemiyle ekim yapılmış plaklar 35±2ºC’ de 48 saat inkübasyona bırakılmıştır. İnkübasyon sonunda çapı 0,5 mm’ den daha büyük olan koloniler sayılmıştır (Marshall, 1992).

4.5.3.4. Laktik asit bakteri (LAB) sayımı

MRS agarda gelişen LAB’leri sayımı için Man Ragosa Sharpe Agar (MRS agar) (Merck) kullanılmıştır. Yüzeye ekim yöntemi uygulandıktan sonra petri plakları

(13)

13

30±1ºC’ de 3 gün inkübe edilmiş ve koloni içeren petri plakları sayılmıştır (Baumgart ve ark., 1986).

M17 agarda gelişen LAB’leri sayımı için M17 agara (Merck) yüzeye ekim yöntemi ile ekim yapılmıştır. Petri plakları 30±1ºC’ de 48 saat inkübe edilmiş ve koloni içeren petri plakları sayılmıştır (Gilliand ve ark., 1984).

4.5.3.5. LAB’ nin izolasyonu, tanımlanması ve muhafazası

Taze ve dondurulmuş PJF örneklerinden LAB’leri izolasyonu için, hazırlanan uygun dilüsyonlardan MRS agar ve M17 agara yüzeye yayma yöntemiyle ekim yapılmıştır.

MRS agara ekim yapılan plaklar 30ºC’ de 72 saat, M17 agar’a ekim yapılan plaklar ise 30ºC’ de 48 saat inkübasyona bırakılmıştır (Centeno ve ark., 1996). İnkübasyon sonucu her iki besiyerinde gelişen tipik görünüşlü kolonilerin (1-2 mm çaplı konveks, yuvarlak ya da buğday tanesi şekilli, beyaz veya krem renkli koloniler) mikroskobik morfolojileri incelenmiş ve ayrıca katalaz testi ile gram boyama testine tabi tutulmuştur. Gram pozitif, katalaz negatif, kok veya çubuk şekilli bakterilerden alınmış, MRS ve M17 broth’a ekim yapılmış ve 30ºC’ de 24 saat süreyle inkübasyona bırakılmıştır. İnkübasyondan sonra tekrar MRS ve M17 agara çizim usulü ekim yapılmış ve 30ºC’ de 24- 48 saat süreyle inkübasyona bırakılmıştır. Bu süre sonunda gram boyama, mikroskobik görünüm, katalaz testi tekrar edilmiş ve homojen görünümlü gram pozitif, katalaz negatif kok veya basil şeklindeki muhtemel laktik asit bakterileri seçilmiştir.

(i) Gram boyama

İzolatların, 24 saatlik genç kültürlerinden gram boyama yapılmış ve menekşe renkli koloniler “gram pozitif” olarak değerlendirilmiştir (Temiz, 2008).

(ii) Katalaz testi

Katalaz testi için MRS ve M17 agarlarda geliştirilmiş olan koloniler üzerine %3’ lük H2O2 damlatılmış ve kolonilerin etrafında gaz kabarcıklarının görülmesi “pozitif”

olarak değerlendirilmiştir (Temiz, 2008).

(iii) API 50 (Karbonhidrat) testi

API 50 CHB/E (bioMérieux SA, Fransa), 50 adet test tüpçüğü içindeki 49 karbonhidratın fermentasyonunun gerçekleşmesini aynı anda mümkün kılan kullanıma hazır bir sistemdir. Bu sistem API 50 CHB/E (besin ortamı), API 50 test tüpçüğü ve parafin yağından ibarettir. MRS agar üzerine anaerobik şartlarda 30- 37ºC’ de 24 saat süreyle geliştirilen laktik asit bakteri grubuna dahil olan (gram pozitif, katalaz negatif, spor oluşturmayan) kolonilerden steril öze ile alınarak 5 ml’ lik ampullerdeki besiyerine aşılama yapılmıştır (Lopez-Diaz ve ark., 2000). Ampul içindeki besiyeri vortex mikserde iyice karıştırıldıktan sonra 50 adet test tüpüne doldurulur. Tüplerin ağız kısmı içerisinde hava kabarcığının kalmamasına dikkat

(14)

14

edilip tüpler sıvı parafin ile kapatılmıştır. İnkübasyon 30ºC’ de 48 saat devam etmiştir.

Test sonucu (+) kabul edilecek asit oluşumu gerçekleşmiş tüplerde, bromeresol purple indikatöründen dolayı mor olan rengin sarıya dönüşmesi gerekmektedir.

Esculin testinde renk sarı yerine siyaha dönüşmelidir. Karbonhidrat içermeyen kontrol tüpünde renk değişimi olamamalıdır. Tüplerdeki renk değişimi gözlenmiş ve sonuçlar değerlendirmeye alınmıştır (Resim 1).

(a) (b)

Resim 1. (a) Ekim yapılmış ve (b) Renk değişimi gözlenmiş API 50 CHB/E test kiti

4.6. İstatistik Analizler

Elde edilen verilerin istatistik analizleri ANOVA ve Duncan Çoklu Karşılaştırma Testlerine uygun olarak yapılmıştır (Soysal, 2012).

5. Bulgular ve Tartışma

5.1. Mera parsellerinin mikroorganizma sayımları

Her bir mera parselinin mikroorganizma yükleri saptanmış ve Tablo 4’te sunulmuştur.

Mikrobiyolojik kompozisyona ilişkin veriler değerlendirildiğinde, parsellerde LAB, maya ve küf tespit edilmemiştir.

Tablo 4. Meraların mikroorganizma sayıları (kob/g)

Parsel LAB Maya-küf Koliform T.M.A.B

1 - - 3,342 6,806

2 - - 4,012 6,799

3 - - 3,880 6,859

4 - - 4,089 6,812

5 - - 3,732 6,763

6 - - 3,913 6,623

(15)

15

5.2. Fermente yonca suyunun (PJF) mikroorganizma sayım sonuçları ve laktik asit bakterilerinin tanımlanması

Fermente edilmiş yonca suyunun, taze ve dondurulmuş hallerinin mikrobiyolojik kompozisyonuna ilişkin sonuçlar Tablo 5’ te verilmiştir.

Tablo 5. Fermente yonca suyunun taze ve dondurulmuş hallerinin mikroorganizma sayıları (kob/g)

PJF* LAB Maya-küf Koliform T.M.A.B

Taze 5,011 4,739 - 5,675

Dondurulmuş 4,202 4,569 - 6,944

*PJF: Fermente edilmiş doğal laktik asit sıvısı

Taze ve dondurulmuş PJF örneklerinden elde edilen tüm laktik asit bakterileri, gram pozitif ve katalaz negatif olarak belirlenmiştir. Buna ilaveten, API 50 CHL testi sonuçlarına göre Lactobacillus plantarum olarak tanımlanmıştır (Tablo 6). Ayıca, laktik asit bakterilerinin gram pozitif ve katalaz negatif olduğu saptanmıştır.

Lb. plantarum’ a, fermente hayvansal ve bitkisel ürünlerde yaygın bir şekilde rastlanmaktadır. Santos ve ark. (2011) (Brachiaria decumbens cv. Basiliski) tropikal otlardan izole ettikleri LAB sonuçlarında ağırlıklı olarak Lb. plantarum tespit etmişlerdir. Lin ve ark. (1992) ve Tjandraatmadja ve ark. (1994) yaptıkları çalışmalarda mısır ve yoncalarda izole ettikleri LAB izolatlarında homofermantatif dominant olarak Lactobacillus plantarum ve Lactobacillus pentosaceus türlerini tespit etmişlerdir.

Doğal bitkisel fermantasyonun son aşamasında Lb. plantarum’un dominant hale gelmesinin sebeplerinin;

- Fakültatif anaerob bir laktobasilli türü olması ve

- Düşük pH’yı tolere edebilmesi olabileceği bildirilmiştir (Bengmark, 1998; Fu ve Mathews, 1999). Örneğin; Midedeki hidroklorik asite (pH 1,5-2,5) ve kolik asite (10mM) dayanıklı oldukları, hayatta kaldıkları ve bağırsakta kolonize oldukları bildirilmiştir (Haller ve ark., 2001; De Vries ve ark., 2006).

Bunlara ilaveten, anaerobik fermantasyon ile aerobik fermantasyona göre 2,3 kat daha fazla laktik asit ürettikleri de belirtilmiştir (Fu ve Mathews, 1999). Ayrıca, Lb.

plantarum’un patojenler üzerinde aktif olan plantarisin gibi antimikrobiyal maddeler ürettiği ve probiyotik olarak kullanıldığı da bilinmektedir (Son ve ark., 2009; Cebeci ve Gurakan, 2003).

(16)

16

Tablo 6. Fermente yonca suyunun taze ve dondurulmuş hallerinin API 50 CHL testi sonuçları

Reaktif

Fermente yonca suyu

Taze Dondurulmuş

0 - -

GYL - +

ERY - -

D-ARA - -

L-ARA + -

RIB + +

D-XYL + -

L-XYL - -

ADO - -

MDX - -

GAL + +

GLU + +

FRU + +

MNE + +

SBE - -

RHA - -

DUL - -

INO - -

MAN + +

SOR + +

MDM + +

MDG + +

NAG + +

AMY + +

ARB + +

ESC + +

SAL + +

CEL + +

MAL + +

LAC + +

MEL + -

SAC + +

TRE + +

INU - -

MLZ + +

RAF - -

AMD - -

GLYG - -

XLT - -

GEN + +

TUR - -

LYX - -

TAG - -

D-FUC - -

L-FUC - -

D-ARL + -

L-ARL - -

GNT + -

2KG - -

5KG + +

Tanımlama Lb. plantarum Lb. plantarum

(17)

17 5.3. Performans sonuçları

Sürünün araştırma süresince verim durumu Tablo 4, Tablo 5 ve Tablo 6’ da sunulmuştur.

Tablo 4. 21-24 haftalık yaştaki performans sonuçları

PJF*

Yumurta Verimi Yem Tüketimi Yumurta Kütlesi**

YDO

- 88,37 132,05 54,62 1,618

+ 89,17 125,06 54,29 1,643

p değeri 0,869 0,360 0,914 0,240

SEM*** 2,030 3,409 1,304 0,010

*PJF: Fermente edilmiş doğal laktik asit sıvısı

**Yumurta Kütlesi= Yumurta verimi x Yumurta ağırlığı ***SEM: Ortalamaların standart hatası

Tablo 5. 25-28 haftalık yaştaki performans sonuçları

PJF*

Yumurta Verimi Yem Tüketimi Yumurta Kütlesi**

YDO

- 97,79 114,65 62,87 1,556

+ 96,90 112,59 62,55 1,549

p değeri 0,664 0,844 0,841 0,820

SEM*** 0,872 4,401 0,496 0,012

*PJF: Fermente edilmiş doğal laktik asit sıvısı

**Yumurta Kütlesi= Yumurta verimi x Yumurta ağırlığı ***SEM: Ortalamaların standart hatası

Deneme boyunca performans sonuç tabloları incelendiğinde, istatistiki olarak önemli bir farklılık gözlenmemiştir (p>0,05). Bununla birlikte yumurta kütlesi değerlerinin, yaş ve verim arttıkça yükselme eğiliminde olduğu görülmüştür (Tablo 4; Tablo 5; Tablo 6).

Tablo 6. 29-32 haftalık yaştaki performans sonuçları

PJF*

Yumurta Verimi Yem Tüketimi Yumurta Kütlesi**

YDO

- 98,49 102,59 65,17 1,511

+ 98,66 116,31 64,55 1,529

p değeri 0,762 0,070 0,320 0,254

SEM*** 0,237 3,955 0,283 0,007

*PJF: Fermente edilmiş doğal laktik asit sıvısı

**Yumurta Kütlesi= Yumurta verimi x Yumurta ağırlığı ***SEM: Ortalamaların standart hatası

(18)

18

Yumurta verimleri ilk aydan sonra tüm parsellerde %90’ ın üzerine çıkmış, denemenin son döneminde ise sırasıyla, %98,49 ve 98,66 olarak saptanmıştır. Şekil 4’ te haftalara göre, kontrol grubu ve fermente yonca suyu ilave edilen grupların yumurta verimlerindeki değişim gösterilmiştir.

Şekil 4. Haftalara göre yumurta verimleri (%)

84,00 86,00 88,00 90,00 92,00 94,00 96,00 98,00 100,00

24 hf 28 hf 32 hf

( - ) ( + )

(19)

19 5.4. Yumurta Kalitesi Bulguları

Proje kapsamında araştırılan dış ve iç parametrelere ait veriler analiz edilip, aşağıda özetlenmiştir.

5.4.1. Dış kalite özellikleri

Araştırmanın 21-24. haftalarına ilişkin dış kalite özellikleri açısından, muamele grupları ve interaksiyonları arasında istatistik olarak önemli bir fark gözlenmemiştir (Tablo 7; p>0,05).

Tablo 7. Yumurta dış kalite özelliklerine ait ölçüm sonuçları (21-24. Haftalar)

PJF Mera

Yumurta ağırlığı,

g

Kabuk kırılma direnci kg/cm2

Kabuk ağırlığı,

g

Kabuk kalınlığı,

µ

Şekil indeksi,

%

Kabuk oranı,

% -

1 59,81 2,81 7,37 33,07 80,30 12,32

2 60,06 2,95 7,42 33,65 79,39 12,35

3 60,20 2,59 7,32 32,91 80,13 12,18

+

1 60,47 3,06 7,44 34,09 79,85 12,33

2 58,06 2,94 7,17 33,54 79,71 12,35

3 59,16 3,01 7,33 33,41 79,31 12,38

p değeri

PJF 0,339 0,174 0,691 0,322 0,524 0,716

Mera 0,564 0,725 0,799 0,690 0,692 0,943

PJF x Mera 0,412 0,568 0,630 0,623 0,641 0,865

SEM 0,411 0,081 0,069 0,231 0,245 0,087

PJF: Fermente edilmiş doğal laktik asit sıvısı; SEM: Ortalamaların standart hatası

Araştırmanın 25-28. haftalarına ilişkin dış kalite özellikleri Tablo 8’ de sunulmuştur.

Yalnızca kabuk kırılma direncinde fermente yonca suyu ilave edilen grupların değeri daha yüksek saptanmıştır (p<0,05). Yumurta ağırlığı, kabuk kırılma direnci ve kabuk oranında ise interaksiyonun etkisi önemli bulunmuştur (p<0,05). Yumurta ağırlığı ve kabuk oranında gözlenen farklılığın mera etkisinden kaynaklandığı saptanmıştır.

Bununla birlikte kabuk kırılma direncinde gözlenen istatistiki farklılığın, yonca suyu ilavesinden kaynaklandığı görülmüştür.

(20)

20

Tablo 8. Yumurta dış kalite özelliklerine ait ölçüm sonuçları (25-28. Haftalar)

PJF Mera

Yumurta ağırlığı,

g

Kabuk kırılma direnci kg/cm2

Kabuk ağırlığı,

g

Kabuk kalınlığı,

µ

Şekil indeksi,

%

Kabuk oranı,

% -

1 62,70ab 2,51b 7,58 33,24 79,71 12,11ab

2 63,83ab 2,65ab 7,72 34,20 80,00 12,11ab

3 64,36a 2,54b 7,52 33,84 79,32 11,69b

+

1 64,48a 2,72ab 7,63 33,56 79,04 11,82b

2 62,01b 3,01a 7,77 34,64 79,60 12,52a

3 64,33a 2,86ab 7,73 34,08 79,36 12,02b

p değeri

PJF 0,965 0,009 0,324 0,411 0,433 0,243

Mera 0,115 0,294 0,472 0,130 0,637 0,012

PJF x Mera 0,035 0,864 0,734 0,980 0,798 0,056

SEM 0,274 0,056 0,048 0,199 0,210 0,106

PJF: Fermente edilmiş doğal laktik asit sıvısı; SEM: Ortalamaların standart hatası

Tablo 9 da araştırmanın 29-32. haftalarına ilişkin dış kalite özellikleri verilmiştir.

İncelenen parametreler arasında, kabuk ağırlığı ve kabuk kalınlığında istatistiki olarak fark gözlenmiştir (p<0,05).

Tüm grupların bazal rasyonları %4 ham selüloz içermektedir. Hayvanlar bu rasyona ek olarak, hazırlanan meralarda yer alan bitkileri de tüketmişlerdir. Yapılan çalışmalar, selüloz içeriğinin yüksekliği ve yem partikül büyüklüğünün artması ile taşlıkta yemlerin bekleme süresinin arttığını ve taşlığın büyüyüp, pH’ sının düştüğünü ortaya koymuşlardır (Jiménez-Moreno ve ark., 2009). Taşlıkta pH’ nın düşmesine bağlı olarak mineral tuzlarının çözünürlüğünün arttığı ve sindirim kanalının üst kısmındaki sindirim ve emilimlerinin olumlu etkilenebileceği bildirilmiştir (Guinotte ve ark., 1995). PJF tüketen gruplarda da taşlık pH’ sının asitliğinin artması beklenebilir.

Bu durum Tablo 8’ deki kabuk kırılma direncinde en yüksek değerin PJF ilave edilen gruplarda görülmesinin nedeni olabilir. Ayrıca istatistiki olarak bir farklılık gözlenmemekle birlikte, aynı muamele grubunda kabuk kalınlığı ve kabuk ağırlığı değerleri de en yüksek bulunmuştur.

(21)

21

Tablo 9. Yumurta dış kalite özelliklerine ait ölçüm sonuçları (29-32. Haftalar)

PJF Mera

Yumurta ağırlığı,

g

Kabuk kırılma direnci kg/cm2

Kabuk ağırlığı,

g

Kabuk kalınlığı,

µ

Şekil indeksi,

%

Kabuk oranı,

% -

1 65,91 2,09 7,85 a 36,74 ab 78,49 11,90

2 64,92 2,12 7,25 b 35,82 b 79,16 11,19

3 66,34 2,22 7,51 ab 36,69 ab 79,21 11,33 +

1 64,11 2,31 7,36 ab 36,31 ab 78,51 11,49 2 65,46 2,46 7,74 ab 37,24 a 77,99 11,82 3 64,99 2,22 7,68 ab 36,89 ab 78,83 11,82

p değeri

PJF 0,180 0,128 0,686 0,220 0,268 0,264

Mera 0,690 0,800 0,800 0,742 0,599 0,770

PJF x Mera 0,291 0,489 0,028 0,064 0,554 0,108

SEM 0,305 0,058 0,073 0,160 0,214 0,275

PJF: Fermente edilmiş doğal laktik asit sıvısı; SEM: Ortalamaların standart hatası

Deneme süresince yumurta ve kabuk ağırlıklarında artış görülürken, şekil indeksi ve kabuk oranında ise azalış gözlenmiştir. Bunun sebebi olarak, hayvanın yaşının ve veriminin artması gösterilebilir (Şenköylü, 2001). Ayrıca, yumurta kabuk kalınlıklarının denemenin son döneminde arttığı saptanmıştır.

(22)

22 5.4.2. İç kalite özellikleri

Tüm haftalara ait yumurta iç kalite özelliklerine ait ölçüm sonuçları Tablo 10, 11 ve 12 de gösterilmiştir. Tablo 10’da muameleler arası interaksiyon sonucu istatistiki olarak gözlenen farklılıklar ortaya konmuştur. Ak iletkenliğindeki farklılığın mera farklılığından kaynaklandığı gözlenmiştir ve en yüksek değer birinci, en düşük değer ikinci merada saptanmıştır.

Tablo 10. Yumurta iç kalite özelliklerine ait ölçüm sonuçları (21-24. Haftalar)

PJF Mera

Sarı rengi

SY mm

AY mm

HU SA

g

AA g

Sarı pH

Ak pH

Ak iletkenliği mS/cm -

1 10,29 20,44 13,60a 112,66a 12,89 36,08 6,49ab 7,80 9,75a 2 10,31 20,85 13,53a 112,35a 12,85 36,16 6,43ab 7,82 7,88b 3 10,50 20,08 12,78ab 109,26ab 12,81 35,66 6,54ab 7,54 7,65b

+

1 10,56 20,25 13,24a 110,81ab 12,34 34,80 6,57a 7,93 8,03b 2 10,94 20,00 11,72b 106,15b 12,86 33,94 6,03b 7,85 7,88b 3 10,44 20,35 12,87ab 110,12ab 13,31 34,31 6,53ab 7,76 8,44b

p değeri

PJF 0,211 0,457 0,062 0,074 0,973 0,105 0,433 0,268 0,401 Mera 0,742 0,882 0,197 0,273 0,570 0,921 0,132 0,215 0,063 PJF x Mera 0,443 0,416 0,093 0,096 0,462 0,909 0,326 0,770 0,022 SEM 0,108 0,187 0,186 0,666 0,163 0,484 0,068 0,052 0,190 PJF: Fermente edilmiş doğal laktik asit sıvısı; SY: Sarı yüksekliği; AY: Ak yüksekliği;

HU: Haugh birimi; SA: Sarı ağırlığı; AA: Ak ağırlığı; SEM: Ortalamaların standart hatası

25-28 haftalar arasında yapılan ölçümlerde ise interaksiyon analizi sonucu; sarı ağırlığı, ak iletkenliği, sarı ve ak pH değerleri arasında farklılık istatistiki olarak önemli bulunmuştur (Tablo 11; P<0,05). Bunlardan ak iletkenliği, sarı ve ak pH değerlerinin farklılığının meradan kaynaklandığı ve en yüksek değerlerin üçüncü mera parselinde görüldüğü saptanmıştır.

Elektrik iletkenliğinin; sıcaklık, su ve iyon içeriklerine bağlı olarak değiştiği bildirilmiştir (Amiali ve ark., 2006; Jha ve ark., 2011). Çalışmamızda ak iletkenliğinde gözlenen farklılığın meradan kaynaklandığı görülmüş, fakat sebebi tam olarak anlaşılamamıştır. Tüm ölçümler oda sıcaklığında yapılmış olup, sıcaklıktan oluşacak farklılık önlenmiştir. Bununla birlikte, su içeriğinin artmasıyla elektrik iletkenliğinin yükseldiği, yağ içeriği artmasıyla ise düştüğü bildirilmiştir (Darvishi ve ark., 2012).

(23)

23

Tablo 11. Yumurta iç kalite özelliklerine ait ölçüm sonuçları (25-28. Haftalar)

PJF Mera

Sarı rengi

SY mm

AY mm

HU SA

g

AA g

Sarı pH

Ak pH

Ak iletkenliği mS/cm

-

1 8,91 21,49 14,57 114,34 14,85ab 37,02 6,33ab 8,33b 8,33b 2 8,48 21,34 13,75 110,95 15,24ab 38,00 6,28b 8,40ab 8,40ab 3 8,83 21,55 13,99 112,20 15,40a 37,85 6,35a 8,43ab 8,43ab

+

1 8,67 21,66 14,10 112,76 14,64b 38,52 6,32ab 8,33b 8,34b 2 8,95 21,49 12,97 109,67 14,73b 37,06 6,30ab 8,42ab 8,42ab 3 8,76 21,21 12,55 109,20 14,99ab 38,27 6,32ab 8,47a 8,47a

p değeri

PJF 0,773 0,977 0,107 0,259 0,029 0,448 0,753 0,502 0,357 Mera 0,923 0,681 0,218 0,248 0,105 0,609 0,022 0,001 0,002 PJF x Mera 0,256 0,465 0,761 0,909 0,774 0,074 0,528 0,790 0,830 SEM 0,086 0,103 0,263 0,825 0,087 0,216 0,007 0,013 0,013 PJF: Fermente edilmiş doğal laktik asit sıvısı; SY: Sarı yüksekliği; AY: Ak yüksekliği;

HU: Haugh birimi; SA: Sarı ağırlığı; AA: Ak ağırlığı; SEM: Ortalamaların standart hatası

Tablo 12’de 29-32 haftalık yaşlardaki yumurta iç kalite özelliklerine ait ölçüm sonuçları gösterilmiştir. Ölçülen parametrelerden sarı rengi, ak yüksekliği, Haugh birimi ve sarı ağırlığında PJF x Mera interaksiyonun etkisi istatistiki olarak önemli bulunmuştur (p<0,05).

Tablo 12. Yumurta iç kalite özelliklerine ait ölçüm sonuçları (29-32 Haftalar)

PJF Mera

Sarı rengi

SY mm

AY mm

HU SA

g

AA g

Sarı pH

Ak pH

Ak iletkenliği mS/cm -

1 9,61ab 20,92 11,68ab 104,30ab 16,10ab 38,61 6,30 8,35 8,98 2 9,17ab 20,87 10,79b 101,28b 15,56b 38,92 6,29 8,38 8,38 3 9,76ab 21,02 10,86b 101,35b 16,34a 39,88 6,31 8,35 8,35

+

1 9,39ab 21,15 11,68ab 104,75ab 15,54b 38,01 6,31 8,35 8,35 2 9,88a 21,21 12,39a 107,33a 15,92ab 38,38 6,29 8,32 8,32 3 9,00b 21,26 11,59ab 104,21ab 15,86ab 38,34 6,29 8,38 8,37

p değeri

PJF 0,658 0,084 0,038 0,033 0,243 0,119 0,857 0,592 0,312 Mera 0,832 0,821 0,570 0,562 0,274 0,506 0,725 0,780 0,403 PJF x Mera 0,014 0,941 0,216 0,285 0,092 0,723 0,625 0,125 0,410 SEM 0,104 0,075 0,187 0,727 0,096 0,282 0,006 0,009 0,109 PJF: Fermente edilmiş doğal laktik asit sıvısı; SY: Sarı yüksekliği; AY: Ak yüksekliği;

HU: Haugh birimi; SA: Sarı ağırlığı; AA: Ak ağırlığı; SEM: Ortalamaların standart hatası

(24)

24

Deneme süresince yaşla birlikte sarı ağırlıklarında ve yumurta ağırlıklarında bir artış gözlenmiştir. Denemenin son iki döneminde ise, en yüksek sarı ağırlığı PJF katılmayan gruplarda ve özellikle üçüncü merada gözlenmiştir. Leeson ve Summers (2008), bir yumurtanın boyutunun belirlenmesinde ana faktörün, sarısının büyüklüğü olduğunu bildirmiş ve yumurta sarısının büyüklüğünün ise, hayvanın canlı ağırlığından ve rasyondan etkilendiğini ortaya koymuşlardır.

Yumurta sarısının rengi tüketici tercihleri açısından önem arz etmektedir. Roche renk yelpazesindeki 8-9 değerinin, çoğu pazar için tercih edilen renk skoru olarak kabul edildiği bildirilmiştir (Leeson ve Summers, 2008). Çalışmamızda hayvanların başlangıç verim döneminde sarı renk ortalaması 10,51 bulunmuş, sonraki dönemlerde ise sırasıyla, 8,77 ve 9,47 olarak saptanmıştır. Tüm dönemlerde numerik olarak, PJF ilave edilen grupların iki numaralı merasında en yüksek değerler görülmüştür. Bununla birlikte, son dönemde interaksiyonun etkisi istatistiki olarak önemli bulunmuştur. Deneme süresince hayvanlar merada bulunan yeşil otları (Rizomlu kırmızı yumak, Ak üçgül ve İngiliz çimi) tüketerek, yani doğal yollardan aldıkları renk maddesi ile bu sonuç alınmıştır. İki numaralı merada bitki dağılımı; rizomlu kırmızı yumak %20,2; ak üçgül %5,9; İngiliz çimi ise

%73,9 olarak saptanmıştır.

Mera tavuklarından elde edilen yumurtaların diğer üretim şekillerinde elde edilen yumurtalardan farklı özelliklere sahip olduğuna ilişkin bazı kaynaklar bulunmaktadır.

Long ve Alterman (2007) yaptıkları testler sonucunda mera yumurtalarının daha düşük kolesterol ve doymuş yağ içeriğine sahip olduğunu bildirmektedir. Yine aynı araştırmacılar A ve E vitaminleri, omega 3 yağ asitleri ve beta karoten oranlarını mera yumurtalarında daha fazla saptamışlardır.

6. Sonuç

Tüketicilerin son yıllarda kafes yumurtası yanında diğer üretim sistemlerine de belli oranlarda eğilim gösterdiği gözlenmektedir. Kanatlı hayvan yetiştiriciliğinde hayvan refahını önem veren ve gözetmeye çalışan sistemlerin giderek yaygınlaştığı görülmektedir. Ancak tavukların kafes dışında gezinme alanına sahip olduğu sistemlerde, özellikle dış gezinme alanında tavukların tüketimine uygun yem bitkisi kompozisyonunun doğru bir şekilde tesisi önem taşımaktadır. Aksi takdirde hayvanlar besin madde gereksinimlerini karşılamak için daha çok karma yem desteğine ihtiyaç duyabilmektedirler. Tavukların toprakta bulunan solucan ve benzeri canlıları da tükettiği bilindiğinden, topraktaki bitki örtüsü yanında bu husus da dikkate alınmalıdır.

Yürütülen bu proje ile oluşturulan tavuk meralarının serbest yetiştirilen yumurta tavuklarında verim, kalite parametrelerine olan etkileri araştırılmıştır. Deneme boyunca performans sonuçlarında, istatistiki olarak önemli bir farklılık gözlenmemiştir (p>0,05). Bununla birlikte yumurta kütlesi değerlerinin, yaş ve verim arttıkça yükselme eğiliminde olduğu görülmüştür.

Çalışmanın tüm gruplarından periyodik olarak toplanan yumurtalara ilişkin, dış ve iç kalite analizleri yapılmıştır. İncelenen dış kalite parametrelerinde ilk 4 hafta istatistiki

(25)

25

bir farklılık gözlenmemiştir. 25-28. Haftalık yaşta ise yumurta ağırlığı, kabuk kırılma direnci ve kabuk oranında ise interaksiyonun etkisi önemli bulunmuştur (p<0,05).

Yumurta ağırlığı ve kabuk oranında gözlenen farklılığın mera etkisinden kaynaklandığı saptanmıştır. Kabuk kırılma direncinde gözlenen istatistiki farklılığın ise, yonca suyu ilavesinden kaynaklandığı ve olumlu etkilendiği görülmüştür. Son 4 haftalık dönemde ise, sadece kabuk ağırlığı ve kabuk kalınlığı parametrelerinde interaksiyonun etkisi istatistiki olarak önemli bulunmuştur (p<0,05).

Antibiyotiklerin kullanımının yasaklanmasının ardından, doğal ve bağırsak mikrobiyotasının üzerinde pozitif etkiye sahip yem katkı maddelerinin araştırılmasına ve kullanılmasına yönelik çalışmalar önem kazanmaya başlamıştır. Bu çalışma ile ilgili hedeflerden birisi; yonca bitkisinden elde edilen suyun fermentasyonu ile bitkide doğal olarak bulunan laktik asit bakterilerinin çoğaltılması ve identifikasyonunun yapılmasıdır. Bu hedefe ulaşılmış ve L. Plantarum bakterisi identifike edilmiştir.

Böylece, probiyotik etki ortaya koyması beklenen, üretimi ve depolaması kolay bir fermente ürün elde edilmiştir.

Daha önce kanatlı hayvanların yemine veya suyuna ilavesi ile ilgili bir çalışmaya literatürde rastlanmamıştır. Gelecek çalışmalarda, fermente yonca suyunun kullanım dozu, katma şekli üzerine yoğunlaşmak ve probiyotik etkisini ortaya koymak açısından bağırsak mikrobiyotasının durumunu saptamak ve identifikasyonunu yapmak yararlı olacaktır.

Gerçekleştirilen bu proje ile tesis edilen merada üretimi yapılan yumurtaların hem verim, kalite hem de hayvanların tesise uyumları, konforları gözlenmiştir. Günlük olarak hava sıcaklıkları kaydedilmiştir. Hayvanların eşinme, kum banyosu ve benzeri davranış özelliklerini gösterdikleri gözlenmiştir. Yağışlı havalarda yağışlardan olumsuz anlamda etkilenmedikleri görülmüş ve mevsim değişikliklerinde olumsuzluklar saptanmamıştır. Proje süresince hayvanlarda mortalite %0 bulunmuştur.

Bu proje neticesinde, merada serbest yetiştirilen tavukların barınabileceği, sonraki projelere altyapı olabilecek ve uygulama alanı olarak hizmet verecek modern bir tesis fakültemize ve üniversitemize kazandırılmıştır.

(26)

26 Kaynaklar

Açıkgöz, E., R. Hatipoğlu, S. Altınok, C. Sancak, A. Tan, D. Uraz, 2005. Yem bitkileri üretimi ve sorunları.

(http://www.tusedad.org/upload/files/Yem%20Bitkileri%20%DCretimi%20Ve%20Soru nlar%FD.pdf)

Aksoy, T., 2014. Kişi Başı Yılda 25 Kilogram Tavuk Eti, 170 Yumurta Tüketiyoruz.

(Haber Yayın Tarihi: 26.01.2014, Anadolu Ajansı)

http://www.sondakika.com/haber/haber-kisi-basi-yilda-25-kilogram-tavuk-eti-170- yumurta-5590443/.

Amiali, M., M.O. Ngadi, V.G.S. Raghavan, D.H. Nguyen, 2006. Electrical conductivities of liquid egg products and fruit juices exposed to high pulsed electric fields. International Journal of Food Properties, 9: 533-540.

Anderson, K.E., 2009. Overview of natural and organic egg production: Looking back to the future. J. Appl. Poult. Res., 18: 348-354.

Baumgart, J., J. Fiinhaber, G. Spicher, 1986. Microbiologische Unthersuchung von Lebensmitteln. Behr’s Varlag Hamburg, Germany.

Bengmark, S. 1998. Ecological control of the gastrointestinal tract. The role of probiotic flora. Gut, 42: 2-7.

Cao, L.M., M. Goto, M. Ohshima, 2002. Variations in the fermentation characteristics of alfalfa silage of different harvest times as treated with fermented juice of epiphytic lactic acid bacteria. Grassland Science, 47: 583-587.

Caplice, E., G.F. Fitzgerald, 1999. Food fermentations: role of microorganisms in food production and preservation. International Journal of Food Microbiology, 50:

131-149.

Cebeci, A., C. Gurakan, 2003. Properties of potential probiotic Lactobacillus plantarum strains. Food Microbiology, 20: 511-518.

Centeno, J.A., S. Menéndez, J.L. Rodríguez-Otero, 1996. Main microbial flora present as natural starters in Cebreiro raw cow’s-milk cheese (Northwest Spain).

International Journal of Food Microbiology, 33: 307-313.

Darvishi, H., M.H. Khoshtaghaza, M. Zarein , M. Azadbakht, 2012. Ohmic processing of liquid whole egg, white egg and yolk. Agric Eng Int: CIGR Journal, 14 (4): 224-230.

Davidson, P.M., D.G. Hoover, 1993. Antimicrobial components from lactic acid bacteria. In: Lactic Acid Bacteria, Ed: Salminen, S. and A. Von Wright. s. 127, Marcel Decker Inc. New York.

De Vries, M.C., E.E. Vaughan, M. Kleerebezem, W.M. de Vos, 2006. Lactobacillus plantarum-survival, functional and potential probiotic properties in the human intestinal tract. International Dairy Journal, 16: 1018-1028.

(27)

27

FAOSTAT,2014.“http://faostat.fao.org/site/569/DesktopDefault.aspx?PageID=569#an cor”. (Erişim tarihi: 14.02.2014)

Fu, W., A.P. Mathews, 1999. Lactic acid production from lactose by Lactobacillus plantarum: kinetic model and effects of pH, substrate, and oxygen. Biochemical Engineering Journal, 3: 163-170.

Gilliand, S.E., W.E. Sandine, E.R. Vedamuthu, 1984. Acid producing microorganism, Part 16, In: Compendium of Methods for The Examination of Foods, (APHA), Ed:

M.L. Speck, Washington, D.C., USA, 184-196.

Guinotte, F., J. Gautron, Y. Nys, 1995. Calcium solubilization and retention in the gastrointestinal tract in chicks (Gallus domesticus) as a function of gastric acid secretion inhibition and of calcium carbonate particle size. Br. J. Nutr. 73: 125-139.

Gürsoy, O., Ö. Kınık, 2005. Laktobasiller ve probiyotik peynir üretiminde kullanım potansiyelleri. Pamukkale Mühendislik Fakültesi Mühendislik Bilimleri Dergisi, 11 (3):

361-371.

Haller, D., H. Colbus, M.G. Gänzle, P. Scherenbacher, C. Bode, W. P. Hammes, 2001. Metabolic and functional properties of lactic acid bacteria in the gastro- intestinal ecosystem: A comparative in vitro study between bacteria of intestinal and fermented food origin. System. Appl. Microbiol., 24: 218-226.

Hammerstedt, R.H., 1999. Symposium summary and challenges for the future.

Poultry Science, 78: 459-466.

Jha, S.N., K. Narsaiah, A.L. Basediya, R. Sharma, P. Jaiswal, R. Kumar, R.

Bhardwaj, 2011. Measurement techniques and application of electrical properties for nondestructive quality evaluation of foods-a review. Journal of Food Science and Technology. 48 (4): 387-411.

Jiménez-Moreno, E., J.M. González-Alvarado, R. Lázaro, G.G. Mateos, 2009. Effects of type of cereal, heat processing of the cereal, and fiber inclusion in the diet on gizzard pH and nutrient utilization in broilers at different ages. Poultry Science, 88:

1925-1933.

Leeson, S., J.D. Summers, 2008. Ticari Kümes Kanatlı Hayvanlarının Beslenmesi, 3. Baskı. Çeviren: D. Gökçeyrek, s. 398, Canada.

Lin, C., K. Bolsen, B.E. Brent, R.A. Hart, 1992. Epiphytic microflora on alfalfa and whole-Plant Corn. J. Dairy Sci., 75: 2484-2493.

Long, C., T. Alterman, 2007. http://www.motherearthnews.com/real-food/tests-reveal- healthier-eggs.aspx#axzz30pLRKnTf (Erişim tarihi: 05.05.2014)

Lopez-Diaz, T.M., C. Alonso, C. Roman, M.L. Garcia-Lopez, B. Moreno, 2000. Lactic acid bacteria isolated from a hand-made blue cheese. Food Microbiolgy, 17: 23-32.

Makarova, K., A. Slesarev, Y. Wolf, A. Sorokin, B. Mirkin, E. Koonin, A. Pavlov, N.

Pavlova, V. Karamychev, N. Polouchine, V. Shakhova, I. Grigoriev, Y. Lou, D.

Referanslar

Benzer Belgeler

(2014b) yumurtacı tavuk rasyonlarına değişik seviyelerde (1.5, 3.0 ve 4.5 kg/ton) organik asit karışımı (%70 propiyonik asit, %5 sitrik asit, %25 soft asit)

Tarhana üretiminde ise kullanılan maya (ilave edilen veya spontan olarak gelişen) ve yoğurt florasından kaynaklanan (Streptococcus thermophilus ve Lactobacillus bulgaricus)

Bu çalışmanın amacı, 2006-2016 yılları arasında yükseköğretim yönetimi alanında Türkiye’de yapılmış olan doktora tezlerinin mevcut durumunu konu, yöntem ve veri

Figure 1: Tayfur Sökmen Campus area.. Specimens were brought to the laboratory and dried after spore prints were obtained. The identification of taxa was carried out according to

Göz sağlığımız için ışığın soldan gelmesine dikkat etmeli ve gözlerimizi fazla ışıktan korumalıyız.. Göz sağlığımız için beslenmemize de dikkat etmeli, bol

智鑑定、及記憶力與注意力評估,同時結合醫學檢驗科與神經放射科的協助,發展出國內失智症診斷治療的新模式。

All these findings show that umbilical cord blood values may increase and decrease in accordance with venous blood values, but umbilical cord and venous samples

Herkes gibi evde solunum desteği alan çocukların öz bakım gereksinimleri mevcuttur yapılan çalışmamızda hastaların hem çocuk olması hem de bulundukları kısıtlılıklar bir