HKMO Ýstanbul Þubesi Adýna Sahibi M. Tevfik Özlüdemir
Yazý Ýþleri Sorumlusu Mehmet Hýþýr Yayýn Editörü Kerem Halýcýoðlu Yayýn Kurulu
Mehmet Yýldýrým, M. Tevfik Özlüdemir, Deniz Baþ, Hüseyin Çiçek, Ý. Ercüment Ayazlý, Taylan Öcalan, Özgür Avcý, Kerem Halýcýoðlu, Mehmet Hýþýr, M. Uður Giriþken, Hasan Açýk, Serap Ata Adres
19 Mayýs Mahallesi Samanyolu Sok.
Onur Apt. No:106 Kat:2 34360 Þiþli - Ýstanbul
Tel:+90 212 2328989 / Faks: +90 212 2329428 e-posta:[email protected] web: www.hkmo.org.tr Tasarým
Yayýn Kurulu Basým
Ezgi Matbaacýlýk
Sanayi Cad. Altay Sok. No:10 Çobançeþme/Ýstanbul Tlf: 0212 452 23 02
Bültene Yazý Gönderenlerin Dikkatine
Yayýn Kuruluna göndermek istediðiniz yazýlarýnýzý Ý[email protected] adresine gönderebilirsiniz. Gönderilen yazýlarýn hukuki sorumluluðu yazarýna aittir. Gönderilen yazýlar baský tekniðine uygun olmalý, resimler net olmalýdýr. Yayýnlanan yazýlar kaynak gösterilmek koþuluyla baþka yayýn organlarýnda yayýnlanabilir. Yazýlar yayýnlansýn ya da yayýnlanmasýn yazarýna iade edilmez.
Bültenimizin Kasým sayýsý ile sizlerle yeniden birlikteyiz. Geçtiðimiz yaz mevsimi nedeniyle bülten yayýn periyodumuza olaðandan daha uzun bir ara vermiþ olsak da elinizdeki dergimizin içeriðiyle bu gecikmeyi kapadýðýmýzý umuyoruz.
Ülkemizin gündemine dair görüþleri yine bültenimizin ilk sayfalarýnda sizlerle paylaþýyoruz.
Gündeme iliþkin sorunlara bir arada yaþamayý savunarak halklarýn kardeþliðini öne çýkaran bir anlayýþla yaklaþýyor, örgütlü mühendisler olarak barýþçýl politikalar geliþtirmek zorunda olduðumuzu vurguluyoruz. Bir önceki bültenimiz ile günümüz arasýnda geçen zaman aralýðýnda gündemde bulunan konularla ilgili yazýlara da yer verdiðimiz dergimizin bu sayýsýnda 12 Eylül darbesi ve toprak reformu konularýnda görüþlerin dile getirildiði yazýlarý yayýnlýyoruz. Bültenimizin elinizdeki sayýsýnda yine TMMOB gündemini, basýn açýklamalarýmýzý ve þube güncemizi takip edebilirsiniz.
Dosya konumuzda Ýþ Güvenliði ve Ýþçi Saðlýðýnýn hukuksal boyutunu, Ýþ Saðlýðý ve Ýþ Güvenliði Yasa Tasarýsý Taslaðý kapsamýnda insan onuruna yakýþýr iþ kavramýný, mayýs ayýnda þubemizce düzenlenen Ýþ Güvenliði ve Ýþçi Saðlýðý Panelinde sunulan katkýlar ýþýðýnda sizlerle paylaþýyoruz. Ayrýca panelimizin sonuç bildirgesini de bu sayýmýzda bulabilirisiniz.
Dosya konumuzun bir diðer baþlýðý olan Ücretli Çalýþan ve Ýþsiz Mühendisler konusunu da 14-15 Kasým tarihlerinde düzenlenecek olan TMMOB Ücretli ve Ýþsiz Mühendis, Mimar ve Þehir Plancýlarý Kurultayý hazýrlýk çalýþmalarýna deðinen ve örgütlenme gereksinimimize vurgu yapan görüþler ile dosya kapsamýnda bulabilirsiniz.
Þubemizde düzenlenen Biz Bize Ücretli ve Ýþsiz Harita Mühendislerinin Sorunlarý Söyleþimizin raporu da dergimizin ilerleyen sayfalarýnda okunabilir. Kasým ayý sonunda gerçekleþtireceðimiz, taþýnmaz deðerleme alanýnda çalýþan meslektaþlarýmýzý bir araya getirecek olan ve taþýnmaz deðerleme konusunda kamu yararýný gözeten, doðru ve nitelikli deðerleme konusunu tartýþmaya açmayý hedefleyen Taþýnmaz Deðerleme Günleri ile ilgili düzenleme kurulu tarafýndan hazýrlanan bilgilendirmeyi bu sayýmýzda bulabilirsiniz.
Meslektaþlarýmýz ve farklý mesleklerden dostlarýmýz bültenimizin bu sayýsýna kültür sanat alanýndaki görüþleriyle ve denemeleriyle çok sayýda katkýda bulundular. Katkýlarý için tüm dostlarýmýza yayýn kurulumuz adýna teþekkür ederiz. Öðrenci komisyonumuzun yayýný Nirengi3, yedinci sayýsý ile önceki sayýlarýmýzda olduðu gibi bu sayýmýzda da sizlerle birlikte.
Sizlerden aldýðýmýz destekle yayýn hayatýna devam eden þube bültenimize bugüne kadar göstermiþ olduðunuz ilginin sonraki sayýlarýmýzda da devam etmesini diliyoruz. Bir sonraki sayýmýzda dosya konusu olarak iþlenmesini istediðiniz önerilerinizi þubemize e-posta aracýlýðýyla bildirebilirsiniz. Beraber üretmek ve paylaþmak için bir sonraki sayýmýzda görüþmek üzere.
Dostumuz, Ablamýz Gülseren Yurttaþýn Anýsýna Kerem Halýcýoðlu Ýstanbul Þubesi Yayýnýdýr.
Ýki Ayda bir yayýnlanýr. Süreli Yayýndýr. Ücretsizdir.
Marmara Bölgesi / Kasým 2009
editörden
içindekiler
3 Baþyazý
4 Celal Beþiktepe
Geleceðimiz ve Tarih Bilinci
6 Erol Köktürk
Yine ve Yeniden Toprak Reformu
8 Nevzat Ýhsan Sarý
Ýmar Uygulamalarýnda Kamu Ortaklýk Payý (KOP) Sorunu ve Öneriler
11 TMMOB Ýstanbul ÝKK 12 Tekin Akçapýnar
Tarihte Kara Bir Sayfa: 12 Eylül 1980
14 Mine Kösem
Dünya Alarm Veriyor, Harekete Geç!
15 Hasan Ali Kanýtürk
Taþmektep Binasý Yangýný Bakýrköylüyü Aðlattý...
16 Deniz Baþ
Ah be Mikdat Kadýoðlu Hocam! Ya da Selabi Mikdat Hocam, Ah Be!
17 Bizbize: Ücretli ve Ýþsiz Harita Mühendislerinin Sorunlarý Söyleþisi Raporu
20 Mehmet Hýþýr
Taþýnmaz Deðerleme Günleri 2009
21 Ýþ Güvenliði ve Ýþçi Saðlýðý Paneli Sonuç Bildirgesi
23 Nevzat Ýhsan Sarý
Sýnýr ve Yüzölçümü Yönünden Davalý Taþýnmazlarýn imar Uygulamasýna Alýnmasý
Dosya: Ýþ Güvenliði ve Ýþçi Saðlýðý / Ücretli Çalýþan ve Ýþsiz Mühendisler
28 Kadriye Bakýrcý
Ýþ Saðlýðý ve Güvenliðinin Hukuksal Çerçevesi
31 Tevfik Güneþ
Ýþ Saðlýðý ve Güvenliði Yasa Tasarýsý Taslaðý ve
Ýnsan Onuruna Yakýþýr Ýþ
35 Gökhan Küçük
Ýþ Kazalarýnýn Hukusal Boyutu
39 Kimya Mühendisleri Odasý Ýst. Þubesi
Türkiyede Ýþçi Saðlýðý ve Ýþ Güvenliði (ÝSÝG)
44 M. Uður Giriþken
Ücretli ve Ýþsiz Harita Mühendislerinin Örgütlenme Gereksinimi...
47 Cafer Yýldýz
Geleceðe Dair Umutlar ve Kaygýlar
48 Mete Ercan Pakdil
Artýk 7ler 77lerden Önce Tanýyor Kuzeyi
49 Deniz Baþ
Sevmenin Mezar Taþýndaki Hali; Öldürmek!
Ya da Sizin Sevdiðiniz Gibi Sevmek...
Sevme Halleri Üzerine...
50 Tuna Erol
Komünist Tehlike Kapýda!!!
52 Gökhan Çaðatay Çekiç
Bir Ýhtimal Daha Var...
53 M. Tevfik Özlüdemir
9. Munzur Doða ve Kültür Festavalinin Ardýndan..
55 Erol Köktürk
Katip Çelebi ve Haritacýlýk
59 Özgür Çiçek Halýcýoðlu
Bir Yabancý Dil Olarak Türkçe: Ýki Dil Bir Bavul
60 Melis Mine Þener
11e 10 Kala
61 Kerem Halýcýoðlu
Türküleri Yaratanlarýn Bahçesi
62 Basýn Açýklamalarý
69 Þube Güncesi
Baþyazý
Yaz döneminin ardýndan çalýþma dönemimizin beþinci bülteni ile sizlerle birlikteyiz. Önceki sayýmýzda sektörümüzden deðerli isimlerin katkýlarýyla dosya konusu olarak ülkemizdeki kadastro konusunu ele almýþtýk. Yayýnýmýzla buluþan meslektaþlarýmýzýn övgüleri bizleri mutlu ediyor. Bu nedenle, birikimlerini bizlerle paylaþan ve yazýlarýyla katký veren tüm meslektaþ ve dostlarýmýza içtenlikle bir kez daha teþekkür ediyoruz.
Ülkemizde son dönemde kuþkusuz en önemi gündem baþlýðý AKPnin Kürt sorunu baþlýðýnda kamuoyu gündemine getirdiði açýlým oldu. Ülkemizin yýllardýr içinde bulunduðu çatýþma ortamýndan uzaklaþýlmasý ve etnik ayrýmcýlýðýn son verilerek insanlarýmýzýn kardeþçe bir arada yaþamalarý bu ülkenin aydýnlýk geleceðine inanan tüm insanlarýn ortak beklentisidir. Açýlýma iliþkin ABD emperyalizminin müdahil olmasý ve ortaya somut bir programýn sunulmamasý nedeniyle haklý eleþtirilerin de söz konusu olduðu bir ortamda bu ortak beklentinin bu topraklarda yaþam bulmasýný diliyoruz.
Doðu Marmara depremlerinin onuncu yýldönümünü yaþadýðýmýz dönemde Eylül ayý baþlarýnda Ýstanbulda gerçekleþen seller ve yaþanan kayýplar, doðal afetlere karþý ne derece hazýrlýksýz olunduðunu gösterdi. Doðal afetlere karþý yürütülecek çalýþmalarýn koordinasyonunu üstlenmek amacýyla Ýstanbulda kurulan Afet Koordinasyon Merkezi (AKOM), meteorolojik tahminlere göre yoðun bir yaðýþýn gerçekleþeceði ortadayken gerekli önlemlerin alýnmasý için gereðini yapmamýþtýr. Öngörüler ýþýðýnda riskli bölgelerde tahliye iþlemlerinin yapýlmasý ve gerekli diðer önlemlerin alýnmasý gerekirken yaðýþ uyarýsý yapýlmasýyla yetinilmiþtir. Ýstanbulu yönetenler afet yönetimi konusunda bir kez daha sýnýfta kalmýþlar, yaþananlarý Takdir-i Ýlahi þeklinde niteleme yüzsüzlüðünü sergilemiþlerdir. Yapýlmasý gereken, Ýstanbul kenti ya da diðer yerleþimlerde, olasý doðal afetlerin yaratabileceði sonuçlarýn bilimsel çalýþmalarla kestirilmesi ve bu çerçevede gerekli önlemlerin alýnmasýdýr. Arazinin topoðrafik yapýsý çerçevesinde olasý yaðýþ miktarlarýna baðlý olarak sel riskinin önceden belirlenmesi ve risk haritalarýnýn hazýrlanmasý mutlaka yapýlmasý gereken ve özellikle de meslektaþlarýmýzýn içerisinde yer alacaðý önemli çalýþmalardýr. Þubemiz, bültenimizde de yer verdiðimiz basýn açýklamasý metni ile bu konuya iliþkin görüþ ve düþüncelerini kamuoyu ile paylaþmýþtýr.
Son günlerde gündemde olan bir diðer konu ise Dünya Saðlýk Örgütü tarafýndan kýtalararasý salgýn düzeyine ulaþtýðý ilan edilen domuz gribi salgýnýdýr. AKP hükümetinde farklý seslerin çýkmasýna neden olan aþý tartýþmalarý sürerken domuz gribi nedeniyle ölen yurttaþlarýmýzýn sayýsý günden güne artýyor.
Konuya iliþkin farklý deðerlendirmeler söz konusu olsa da, dileðimiz toplumda panik havasý yaratýlmadan gerekli önlemlerin alýnmasý ve bu salgýndan toplumumuzun ve tüm insanlýðýn en az kayýpla kurtulmasýdýr.
Ülkemizin gündeminde yer alan bir diðer önemli konu ise genetiði deðiþtirilmiþ organizmalarýn (GDO) ticaretini düzenleyen Tarým ve Köyiþleri Bakanlýðý tarafýndan yayýnlanan yönetmelik oldu. Kamucu bir yaklaþýmla konuya bilimsel bir þekilde yaklaþan ilgili meslek mensuplarý GDOya hayýr diyorlar.
Toplumun ve ülkemizin çýkarlarýný hiçe sayan, þirketlerin kar hýrsýnýn bir ürünü olan bu tür düzenlemelere, ülkemizin bir genetik yýkýma sürüklenmemesi için karþý olduklarýný çeþitli platformlarda dile getiriyorlar ve bu konuda mücadele edeceklerini kamuoyuna ilan ediyorlar. Bizler de bu mücadeleyi destekliyor, TMMOB çatýsý altýnda yürütülecek çalýþmalara etkin olarak katýlacaðýmýzý vurgulamak istiyoruz.
Odamýz geçtiðimiz dönemde, mesleki politikalarýmýzýn biçimlendirilmesi açýsýndan büyük önem taþýyan bir dizi etkinlik gerçekleþtirdi. 12. Türkiye Harita Bilimsel ve Teknik Kurultayý geçtiðimiz Mayýs ayýnda Gelecek Ellerimizde sloganýyla gerçekleþtirildi. 4. Mühendislik Ölçmeleri Sempozyumu Ekim ayýnda Trabzonda, Coðrafi Bilgi Sistemleri 2009 Kongresi Kasým ayý baþýnda Ýzmirde gerçekleþtirildi.
Þube Yönetim Kurulu olarak sizlerle paylaþtýðýmýz çalýþma programýmýzýn hedefleri arasýnda iþ güvenliði ve iþçi
saðlýðý konusunun mesleðimizin gündem baþlýklarý arasýna taþýnmasý hedefi de vardý. Can dostumuz Gülseren Yurttaþý kaybetmiþtik ve birdenbire iþ güvenliði konusunda nasýl da bilgisiz olduðumuzun farkýna varývermiþtik. Ne konu hakkýnda olmasý gereken temel bilgilere sahiptik, ne de üniversite eðitim müfredatlarý dahil olmak üzere bu konu kendisine mesleðimizde bir yer edinmiþti. Geçtiðimiz yýl Þubemizin yürütücülüðünde TMMOB Ýstanbul Ýl Koordinasyon Kurulu tarafýndan sevgili Gülseren anýsýna gerçekleþtirilen bir panelle iþ güvenliði ve iþçi saðlýðý konusu ele alýnmýþtý. 23 Mayýs 2009 tarihinde düzenlediðimiz Ýþ Güvenliði ve Ýþçi Saðlýðý baþlýklý panelimizde bir kez daha bu konu ele alýndý. Bir ilk adým olarak gerçekleþtirdiðimiz bu panel, attýðýmýz ilk adýmlardan biridir.
Amacýmýz bu konuda sektörel bir bilincin yaratýlmasýdýr. Bu çerçevede attýðýmýz adýmlardan biri olarak bültenimizin dosya konusu iþ güvenliði ve iþçi saðlýðý olarak belirlenmiþtir. Bu baðlamda panelimizin sonuç bildirgesinin de aralarýnda bulunduðu bir dizi yazýyý bültenimizde sizlerle paylaþýyoruz.
Þubemize baðlý kentlerde TMMOB Ýl Koordinasyon Kurullarý tarafýndan gerçekleþtirilen kent sempozyumlarý devam ediyor. Kýrklarelinde TMMOB Kýrklareli Ýl Koordinasyon Kurulu tarafýndan 12 Haziran 2009 tarihinde yapýlan Kýrklareli Kent Sempozyumu etkinliðinde Þube Baþkanýmýzýn yöneticiliðini yaptýðý ve Þube Ýkinci Baþkanýmýzýn konuþmacýlar arasýnda yer aldýðý Ormanlar, Su Kaynaklarý, Tarým Alanlarý ve Geleceðimiz
baþlýklý bir oturum da gerçekleþtirildi. Þubemiz, Aralýk ayýnda gerçekleþtirilecek olan 2. Ýstanbul Kent Sempozyumu kapsamýndaki hazýrlýklarýný da sürdürüyor.
Þube çalýþmalarýmýz yaz döneminin araya girmesine karþýn yoðun bir tempoda devam etti. Mayýs ayý sonunda gerçekleþtirdiðimiz geleneksel yemeðimize meslektaþlarýmýz yoðun bir ilgi gösterdiler. Bir kez daha birlikte olmanýn, paylaþmanýn ve dayanýþmanýn ne derece önemli olduðunu anladýk. Haziran ayý baþýnda ise, çalýþma dönemimizin üçüncü Þube Danýþma Kurulu toplantýmýzý gerçekleþtirerek, üyelerimizin Þube çalýþmalarýmýz açýsýndan bize yol gösteren deðerli öneri ve eleþtirilerini aldýk. Öðrenci kardeþlerimizle arazi piknikleri ve mezuniyet etkinliklerinde bir araya geldik ve yeni mezunlarýmýzý örgütlülüðe davet ettik. Yazýlým eðitimlerimize, bölge ve iþyeri ziyaretlerimize devam ettik. Yönetim Kurulu üyeleri baþta olmak üzere üyelerimiz, katýldýklarý panel vb.
etkinliklerde bizi temsil ettiler. Çeþitli konularda televizyon kanallarýnda görüþlerimizi açýkladýk ve basýn açýklamalarýmýzla yazýlý basýnda yer aldýk. Kadýköy Belediyesinde gerçekleþtirdiðimiz bir panelde mesleðimizde önemli bir yeri olan imar uygulamalarý konusunu ele aldýk. Önümüzdeki günlerde Çorluda düzenlenecek ayný konulu etkinliðin yaný sýra, afet yönetimi baþlýðýnda Bakýrköyde ve sabit GNSS istasyonlarý ve TUSAGA-Aktif uygulamalarý konusunda da Þiþlide benzer etkinlikler düzenleyeceðiz. Büyük önem verdiðimiz Taþýnmaz Deðerleme Günleri etkinliðimizi Türkiye modelini arýyor sloganý ile 20-21 Kasýmda gerçekleþtiriyoruz.
Çalýþma grubumuzun özverili çalýþmalarý sonucunda gerçekleþtirilen ve yoðun bir ilgi ile karþýlanan bu etkinliðimizin bu konuda sektörel bir inisiyatif oluþturma çabalarýmýza önemli bir katký saðlayacaðýna inanýyoruz.
Ýçinde bulunduðumuz dönemde TMMOBnin de önemli etkinlikleri söz konusu. 14-15 Kasýmda düzenlenen Ücretli ve Ýþsiz Mühendis Mimar Þehir Plancýlarý Kurultayý ile 21-22 Kasým tarihlerindeki Kadýn Kurultayý bu etkinliklerden bazýlarý.
Þube Yönetim Kurulumuz, üyelerinden aldýðý güçle, birlikte üretmek ve paylaþmak ilkesiyle çalýþmalarýný yürüttüðü çalýþmalarýný önümüzdeki çalýþma döneminde de sürdürme kararlýlýðýndadýr. Bu kararlýlýkla yürüttüðümüz çalýþmalarýmýza katký sunmanýzý ve etkinliklerimizde birlikte olmayý diliyor, sevgiyle örülü, mutlu, umutlu günler diliyoruz.
HKMO Ýstanbul Þubesi 20. Dönem Þube Yönetim Kurulu
görüþ
Antropologlara göre: 4.5 milyar yýllýk bir geçmiþi olan dünyamýzda, canlý geçmiþin tarihi 3.5 milyar yýldýr.
Ýnsanýn hayvanlar aleminden kopuþundan bu yana iki milyon geçti. Ýki milyon yýllýk evriminde insan, birbiriyle, yani türdeþleriyle ve doða ile, savaþ ve barýþ durumunu yaþadý.
Bu süreç, biçimler deðiþtirerek devam ediyor.
Acýlar, bitmek tükenmek bilmeyen savaþlar, ölümler ve barýþla geçen iki milyon yýla karþýn, en eski uygarlýklarýn bilinen tarihi on bin yýla dayanýyor. Toplumsal geliþmenin kesintisizliði, tarih bilimine bugünü anlamada ve geleceði görebilmede birinci derecede önemli bir iþlev yüklemiþtir.
Gelecekle ilgili kaygýlar taþýyan her insan, her sýnýf, her ulus, her toplum geçmiþten vazgeçemez. Geçmiþ, bugünü geliþtirip, geleceðin belirlenmesine yarayan tek hazinedir. Bu nedenle, kültürel mirasa sahip çýkmak, insanlýk adýna ideolojik bir tavýr içine girmektir. Çünkü kültürel miras, belli bir bilme ve kavrama süreci içinde edinilmektedir.
Kültürel mirasa sahip çýkmak, bilincin yenilenmesi anlamýna gelir.
Gelecek kaygýsý ve tarih bilinci yapýþýk kardeþlerdir.
Gelecek kaygýsý, tarih bilinci edinmeyi gerektirir, tarih bilinci de, gelecek kaygýsýnýn düþüncede biçimlenmesini saðlar.
Açýktýr ki, tarih burada geçmiþi hatýrlamak anlamýna gelmez. Tersine, tarih bilinci insana geleceði gösterir.
Kültürel deðerlere sahip çýkma denildiði zaman, öncelikle bu topraklar üzerinde yaþamýþ ve yaþayan halklarýn kültürleri üzerindeki baskýlara karþý çýkmak yalnýz demokrasinin bir gereði olmayýp, insanýn geleceðine de sahip çýkmasýnýn bir gereðidir.
Türkiyede yýllardýr süren resmi eðitim ve kültür politikasý; dünyadaki kültürleri tanýmamýzý, üzerinde yaþadýðýmýz coðrafyanýn sosyal ve tarihi gerçekliðini öðrenmemizi, kültürel deðerleriyle buluþmamýzý büyük ölçüde engellemiþtir.
Oysa, üzerinde yaþadýðýmýz Anadolu coðrafyasý insanlýðýn ilk ortaya çýktýðý, ilk uygarlýklarýn baþladýðý, bilim ve kültürlerin geliþtiði belli baþlý birkaç alandan biridir.
Anadolu tarihsel anlamda sonsuz bir zenginliðin dýþavurumudur.
Anadolunun tarihi bir bakýma, göçebe kabilelerle kolonici topluluklarýn akýnlarýnýn, küçük devletlerin yükseliþ ve çöküþlerinin tarihi olmuþtur. Bu nedenle, Anadolu coðrafi tanýmýnýn ötesinde bir anlatým gücüne sahiptir. Yerleþim yerlerinin eskiliði ve sürekliliði açýsýndan Anadolu, dünyada benzersiz bir yere sahiptir.
Mezopotamya ve Mýsýrý kapsayacak tarzda uygarlýðýn doðuþuna ve geliþmesine tanýklýk etmiþ ve bilinen tarihi içinde serpilip geliþtiði bir ana eksen konumuna ulaþmýþtýr.
Tarihte derin izler býrakan ya da býrakmayan birçok topluluk
Geleceðimiz ve Tarih Bilinci
Celal Beþiktepe
Eskinin çürümesi ile yeninin oluþumu ve yerleþmesi arasýndaki zaman aralýðý, bir geçiþ dönemini oluþturur; bu dönem her zaman kaçýnýlmaz olarak belirsizliklerle, kafa karýþýklýklarýyla, yanýlgýlarla, çýlgýn ve ateþli fanatizmlerle yüklü olacaktýr.
John Calhoun
bu topraklar üzerinde uygarlýklar yaratmýþ, yaratýlanlarýn zenginleþmesine katkýda bulunmuþlardýr.
Homeros, Heraklitos, Diyojen, Yunus Emre, Köroðlu, Karacaoðlan, Þeyh Bedrettin, Pir Sultan, Piri Reis, Nasrettin Hoca, Ahmede Xani, Cigerxwin, Nazým Hikmet, Ahmet Arif ve niceleri bu topraklardan çýkmýþ ve tüm insanlýðý etkilemiþlerdir.
Anadolu topraklarý beþbin yýldýr insanlarýn üzerinde yaþadýklarý, ürettikleri ve mücadele ettikleri bir yaþam alanýdýr. Yaratýlan uygarlýkta, bu topraklarda yaþayan ýrklarýn, kavimlerin, milliyetlerin, uluslarýn ve halklarýn geliþtirici katkýlarý vardýr.
Bu sentez dünya tarihi açýsýndan önemli roller oynamýþtýr. Türklerin ve Kürtlerin gönüllü birlikteliði temelinde emperyalizme karþý örgütledikleri Anadolu Ýsyaný bunlardan biridir. Bu topraklarda verilen bu baðýmsýzlýk savaþý, ezilen dünya halklarýnýn esin kaynaðý olmuþtur.
Yüzyýllar boyunca Batý kültürünün temeli, Yunanlýlara, dini de Tevrata dayandýrýlýyordu. Sümerlilerin kültürü ortaya çýkmaya baþlayýnca, Batý dünyasýnýn geliþmesindeki ana kaynaðýn onlarda olduðu anlaþýldý.
Uygarlýðýn kaynaðý olan Anadoluda, insanlýðýn binlerce yýllýk mücadeleleri sonucu elde edilen kazanýmlarý yok edilmiþ, onlarýn korunup geliþtirilerek kuþaktan kuþaða geçmesi engellenmiþ, insanlar tarih bilincinden ve kültürel mirasýndan koparýlmýþtýr. Aslýnda red ve inkara dayalý bu uygulamalar, ýrkçý ve þoven politikalarýn ürünleridir.
Dört tarafý arkeolojik kalýntýlarla kuþatýlmýþ çok zengin kültürel bir mirasa sahip bu topraklarda; eþitlikçi, barýþçýl, bütüncül toplumsal sistemler kurulmuþtur. Ýnsanlýk, etrafý surlarla çevrilmemiþ yerleþim yerlerinin oluþturulduðu bu coðrafyada, halklarýn eþit ve özgür olarak birlikte yaþama iradeleri milliyetçi, þoven politikalardan beslenen uygulamalarla, birbirlerinden ve kültürlerinden koparýlmak isteniyor.
Bizlere, okullarda yaþadýðýmýz coðrafyanýn uygarlýk ve kültürel deðerleri okutulmuyor. Okutulan resmi tarih, bunlara yer vermiyor. Üniversitelerde, mühendislik-mimarlýk eðitiminde de ayný tarih anlayýþý hakim. Oysa, Anadolunun derinlikleri büyük bir kitap gibi ayaklarýmýzýn altýnda duruyor.
Bu derinliklerdeki tabakalar bir kitap sayfasý gibi. Arkeolojik kalýntýlar kazýldýkça, insanlarý azýnlýk-çoðunluk kategorisine sokan tabular bir bir yýkýlýyor.
Burjuva egemenliðinin sürmesi için, insanlarýn toplumsal iliþkilerinin özünün açýða çýkmamasý isteniyor.
Önyargýlý ve illüzyona dayanan burjuva ideolojisiyle hesaplaþmaya girilirken, ilk önemli bilgi kaynaðý, kültür mirasýdýr.
Geri kalmýþ bir toplumda tarih bilincinin kazanýlmasý kolay deðildir. Brecht, soygun ve sömürünün olduðu bir sistemin bireyleri içine soktuðu yabancýlaþtýrma
çukurundan onlarý yine yabancýlaþtýrma ile kurtarmanýn mümkün olduðunu, diyalektik tiyatrosu ile pratikleþtirmiþtir.
Bu durum, insanýn aklýna, diyalektiðin inkarýn inkarý yasasýný getirmektedir. Bu, insanýn zorunluluklar dünyasýndan özgürlükler dünyasýna sýçramasýdýr.
Ýnsan, biyolojik anayasasý gereði, birbirini yok etmeye ya da kendi yarattýðý insafsýz bir yazgýnýn kurbaný olmaya mahkum edilmiþ deðildir. Bireylerde toplumsal bilinç tahribine neden olan sýnýrsýz rekabeti, kapitalizmin en korkunç kötülüðü olarak görüyorum diyen Albert Einstein, bu kötülükleri saf dýþý edecek yolu, üretimi toplumun ihtiyaçlarýna göre düzenleyen planlý bir ekonominin, yapýlacak iþin ve bunu yapabilecek herkesin arasýnda eþit olarak daðýtacak ve her erkek, kadýn ve çocuðun geçinmesini garanti edecek demokratik bir dengenin kurulmasýnda görmektedir.
Demokrasi, mevcut sistem partilerinin, týkanmýþ olan sitemin önünü açmak ve sistemin kendini yeniden üretmek amacýna dönük çabalarýnda görüldüðü gibi deðil, halklarýn barýþ ve kardeþliðini saðlamak, üretmenin ve yaratýcýlýðýn saðlam temellerine oturmuþ bir uygarlýðýn yükseliþini güvenceye almak için, mutlaka kazanýlmak zorundadýr.
Türkiye'de, tüm ülke halkýný dýþlayan, emekçileri, ezilenleri, çalýþanlarý, kadýnlarý, gençleri Kürtleri, Alevileri dýþlayan, ekoloji mücadelesi verenleri dýþlayan ve tüm renkleri, tüm milliyetleri, tüm inançlarý, ülkenin üretici dinamiklerini dýþlayan bir sistemle yüz yüzeyiz.
Dýþlama mekanizmalarýnýn olduðu bu ortamda paralel yürüyen bir iþlem daha var: Metalaþma. Doðaya, çevreye, mekana, her þeye meta olarak bakan bir sistem.
Dýþlama ve metalaþmanýn, yani toplumun giderek iþsizleþmesi, yoksullaþmasý dediðimiz sürecin birlikte yürüdüðü bir olguyla yüz yüzeyiz. Tabii, yeni deðil bu süreç;
daha öncelere dayanan, 12 Eylül Askeri darbesinden bu yana süren bir süreç.
Anadolu insaný, bugün tarihi kavþaktadýr. Bu, her düzeyde önemli bir dönemeçtir. Ülkenin milyonlarca kadýný ve erkeði, iþçisi, emekçisi, ezileni, köylüsü, esnafý, aydýný ve gençliði mevcut düzeni deðiþtirme düþüncelerini, taleplerini ve coþkularýný ifade edecek çýkýþ yollarý aramaktadýr.
Türkiyenin birikim ve potansiyellerini harekete geçirerek, çözüm gücüne kavuþturmak mümkündür.
Bu nedenle, mühendis ve mimarlar, yaþadýðýmýz coðrafyanýn tarihsel kültürel mirasýna sahip çýkarak sosyal ve barýþçý politikalarý savunmak ve geliþtirmek durumundadýr. Bilimde-teknikte hiçbir geliþmenin; insani ortamý dýþlayarak, temel hak ve özgürlükleri kýsýtlayarak, insanlýk onuru üzerine basarak yükselemeyeceði artýk gözler önüne serilmiþtir.
Harita ve Kadastro Mühendisi
görüþ
Mayýnlý araziler tartýþmasýnýn ilk raundu bitti, parlamentodaki çoðunluk tasarýyý yasalaþtýrdý. Her geleni olduðu gibi bunu da onaylayan Çankaya, yasanýn yürürlüðe girmesini saðladý. Beklendiði gibi Anayasa Mahkemesi süreci baþladý. Ve mahkeme konuyu esastan görüþme kararý aldý.
Tartýþmalar neredeyse, 877 km uzunluðundaki Suriye sýnýrý boyunca mayýn döþenmiþ 219 bin dönüm alan üzerinde yoðunlaþmýþtýr. Oran olarak bu alan, Türkiye yüzölçümünün çok küçük bir parçasýdýr. Kuþkusuz bir ülkenin her metrekaresi deðerlidir. Ama bu parça öyle bir parçadýr ki, birçok sorunun tartýþýlmasýný yaný sýra getirmiþtir: Türkiyenin tarým sorunu, sýnýr sorunu, Ortadoðu politikalarý, Ýsraille iliþkiler, yabancýlara mülk satýþý, baðýmsýzlýk ve emperyalizmin Türkiye üzerine oyunlarý, insan haklarý, mayýnlar ve misket bombalarý vd
Ülkemizin Kürt sorunu, Ermeni sorunu, Kýbrýs sorunu gibi öyle sorunlarý vardýr ki, ilk fýrsatta ve her dönemde ülkenin önüne dikilirler. Ýþte mayýnlý araziler tartýþmasýnýn gündeme getirdiði bir diðer sorun olan toprak reformu da böyledir. Doðrusu toprak reformu bir sorun deðil, bir çözümdür. Yapýlmamýþ olmasý bir sorundur.
Toprak reformu, 1920lerde cumhuriyet devriminin bütünleyeniydi. Ama devrimin gerçekleþtiði koþullarýn iç dengeleri nedeniyle, konunun gündeme getirilmesi saðlanamadý. Bu nedenle kuruluþ döneminin en önemli adýmlarýndan biri atýlamadý. Bu çözümün gerçekleþmemiþ olmasý, eksikliðini hep duyurdu. Bu konunun bir zorunluluk
olduðu, Atatürk tarafýndan 1 Kasým 1937 tarihli Meclis'i açýþ konuþmasýnda net biçimde dile getirildi. Þöyle diyordu büyük önder: "Her þeyden önce ülkede topraksýz çiftçi býrakýlmamalýdýr. Bundan daha önemlisi de, bir çiftçi ailesini geçindirebilecek topraðýn, hiçbir nedenle ve biçimde bölünemez duruma getirilmesidir. Büyük çiftçi ve çiftlik sahiplerinin iþleyebilecekleri toprak geniþliði, söz konusu topraðýn bulunduðu bölgenin nüfus yoðunluðuna ve topraðýn verimine göre sýnýrlandýrýlmalýdýr."
Cumhuriyet devrimi açýsýndan bu eksiklik ve toplumsal olarak bu zorunluluk Cumhuriyet dönemi boyunca hep sürdü. 1945 ve 1973 yýllarýnda 2 deneme yapýldý. Ýkisi de baþarýsýzlýkla sonuçlandý. Öyle ki aðýrlýklý olarak devletin mülkiyetindeki topraklarýn daðýtýlmasýna dayanan 1945 yýlýndaki Çiftçiyi Topraklandýrma giriþimi, tartýþmalar sürecinde CHPnin ikiye bölünmesi sonucunu doðurdu. Parti içinde büyük toprak sahiplerinin sesi olan baþta Emin SAZAK ve diðer milletvekilleri bu giriþime karþý çýktýlar. Toprak reformuyla ilgili Meclis komisyonu önünde, Emin SAZAK'ýn þu sözleri tarihe geçmiþtir: Ýstediðiniz kadar topraðý ben vereyim. Ama o topraklarý devlet benden yasa zoru ile alýrsa, Emin SAZAK Eskiþehir'de ölür!.. Tartýþmalarýn sonucunda, toprak reformu, bir anlamda çok partili yaþama geçiþin vesilesi oldu.
1973 yýlýnda Toprak ve Tarým Reformu Ön Tedbirler Yasasý temelli olarak Þanlýurfada baþlatýlan toprak reformu uygulamasý da sonuca ulaþamadý. Kamulaþtýrýlan topraklarýn 5 yýl içinde amacýna uygun kullanýlamamasý nedeniyle,
Yine ve Yeniden Toprak Reformu
Erol Köktürk
kente en büyük engel evler ve sokaklar yýlkýsý dikenli teller, mayýnlý arazi Özdemir ÝNCE keskindoreke-fýndýnfalava (8. þiirden)
toprak aðalarýnýn da eylemleri, sonucu süreç durdu. Toprak isteminde bulunan 75.000 topraksýz ya da az topraklý aileden yalnýzca 1215ine toprak daðýtýlabilmiþti. Ama topraklar eski sahiplerine geri döndü. Bu ilimizde toplumsal yapý deðiþmedi.
Toprak reformu, son günlerin popüler tartýþmasý olan mayýnlý arazilerin temizlikten sonra kime verileceði?
sorusunun karþýlýklarýndan birisi olarak yeniden gündeme geldi. Bu özelliðiyle de konu bir anlamýyla güncellenmiþ oldu. Hatay, Kilis, Gaziantep, Þanlýurfa, Mardin ve Þýrnak illerimizin toplam 877 kmlik sýnýrý boyunca uzanan ve 53 yýldan bu yana dinlenmiþ mayýnlý arazilerin organik tarým potansiyelleri açýsýndan bazýlarýnýn iþtahlarýný kabarttýðý görülmektedir. Buna 331 km uzunluðunda olan; 107 kmlik bir bölümü akarsularýn vadilerinden, geri kalan bölümü ise çok sarp ve engebeli bir araziden oluþan Türkiye-Irak sýnýrý da eklenebilir. Bazýlarýnýn kabaran iþtahý, kuþkusuz yalnýzca tarýmsal nedenlere dayanmamaktadýr. Dünyada örneði ve benzeri olmayan biçimde temizleyene 44 yýllýðýna tahsis gibi bir yasal altyapý kurulmaya çalýþýlmaktadýr.
Benim anlamakta zorluk çektiðim bazý noktalar vardýr.
Bu konu, bugünün konusu deðildir. Tarihselliði içinde baktýðýmda, dönemin Ýzmir milletvekili Erdal KARADEMÝR tarafýndan TBMM Baþkanlýðýna verilen 15.03.2006 tarihli bir soru önergesi dikkatimi çekmektedir. Bu soru önergesinde, TSKnýn biz bu görevi memnuniyetle yaparýz, 35 milyon dolara gerekli teçhizatý almamýz kabildir. Bu teçhizatý aldýktan sonra biz bu mayýnlarý 2 sene içinde temizleriz. açýklamasýna karþýn AKP iktidarýnca, sýnýrlarýmýzdaki bu arazilerinin, yabancýlara özellikle Ýsraillilere verilmek istendiði vurgulanmaktadýr. Ayrýca da, o günler yapýlan Kýzýlcahamam toplantýsýnda, zamanýn Dýþiþleri Bakaný Abdullah GÜLün mayýnlý arazilerin haritalarýnýn kaybolduðuna iliþkin açýklamasýnýn, Milli Savunma Bakaný Vecdi GÖNÜLün 30 Haziran 2005 tarihli açýklamasý ile çeliþtiði dile getirilmektedir. Bakan GÖNÜL, söz konusu tarihte; Mayýnlý arazilerimize ait mayýn haritalarýnýn kayýp olduðuna dair iddialar asýlsýzdýr. Söz konusu mayýn tarlasý krokileri mevcut olup, Harita Genel Komutanlýðýnca geliþtirilen yazýlým kullanýlarak ilgili birliklerce sayýsal ortama aktarýlmýþtýr açýklamasý yapmýþtýr.
Yani 35 milyon dolar, aradan geçen zamanda ne olmuþ da 500 milyon dolara çýkmýþtýr? TSK, elinin altýnda tüm mayýnlarla ilgili konum bilgileri olan bu kurumumuz, bunu yapabilmekten nasýl vazgeçirilmektedir? Bu mayýnlarýn haritalar veya krokiler biçiminde konum bilgileri olduðu bakan tarafýndan belirtildiðine göre, sanki bu mayýnlar araziye uçaktan serpiþtirilmiþ de, yerleri bilinmiyormuþ gibi bir hava yaratýlmasýnýn anlamý nedir? Bu mayýnlarýn tek
tek aranmasý gerekiyormuþ gibi bir durum yaratarak arama teknolojilerine inanýlmaz kaynaklar ayrýlmasý için bir gereklilik altyapýsý kurulmaya çalýþýlmasý devletin arþivleriyle çeliþmiyor mu? Ýsraillilerle o zamandan bu yana süren angajmanýn nedeni nedir? Bunlar, yanýtlanmasý gereken sorulardýr.
Konunun diðer boyutu, bu arazilerin deðerlendirilmesidir. Sýnýr boyunca yaklaþýk 25 km²lik alanda yapýlacak bir uygulama toprak reformu olur mu?
Bölgenin toprak reformu beklentisi bu kadar küçük bir alana indirgenebilir mi?
Bölgedeki yurttaþlarýmýz, bu alanlarýn kendilerinden kamulaþtýrýldýðýný, bu nedenle temizlikten sonra kendilerine verilmesi gerektiðini, söylemektedirler. Bu alanlar temizlenseler, yani o zamanki amaç ortadan kalmýþ olsa bile, kamulaþtýrma tüzesi açýsýndan bugünkü durum, otomatik bir hak sahipliði doðurmamaktadýr. Ancak toplumsal açýdan bu istem, göz ardý edilecek bir istem deðildir. Bu nedenle topraklarýn kendilerine, düzenlenmiþ, tarýmsal altyapýlarý kurulmuþ olarak verilmesi, mülkiyeti verilmese bile, 12 Eylülün tu kaka ettiði kavramlardan olan kooperatifçilik temelinde özgülenmesi iyi bir baþlangýç olabilir.
Ancak bu kadar masum bir toprak daðýtýmý, bölgedeki toprak reformu zorunluluðunu ortadan kaldýrmaz. Bu bölgede, son zamanlarda birçok acý olayýn da yaþanmasýna neden olan toplumsal doku, toprak reformu temelli olarak düzeltilmedikçe, demokratikleþmenin ve çaðdaþlaþmanýn gerçekleþmesi söz konusu deðildir.
Türkiye 21. yüzyýlda, bugün bile feodaliteyi tasfiye edememiþ olmanýn sýkýntýlarýný yaþamaktadýr. Feodalitenin tasfiyesinin yolu, toprak reformudur. Dolayýsýyla bu tasfiye yaþanmadan, toprak reformunun ülkemiz gündeminden kalkmasý söz konusu olmayacaktýr. Konu güncel gündemde olmayabilir, soðutulabilir; ama toprak reformu zorunluluðu ortadan kaldýrýlamaz.
Bu nedenlerle, mayýnlý araziler nedeniyle gündeme gelmiþ olan toprak reformunu gündemde tutmak, cumhuriyet devriminin bir eksiðini tamamlama gereði olarak bir toplumsal sorumluluktur. Toprak reformunun gerçekleþtirilmesi, ülkemizin çaðdaþlaþmasýnýn ayak baðlarýndan birisi olan feodalitenin ortadan kaldýrýlmasýný saðlayacaktýr. Güneydoðuda gerçekleþtirilecek olan toplumsal çözümlemelerde, toprak reformunun olumlu payý asla unutulmamalýdýr.
Prof. Dr., Kocaeli Üniversitesi Harita Mühendisliði Bölümü
gündem
Nevzat Ýhsan Sarý
1. GENEL OLARAK KAVRAM
Ýmar Kanununun 18.Maddesi Uyarýnca Yapýlacak Arazi ve Arsa Düzenlemesi Ýle Ýlgili Esaslar Hakkýnda Yönetmelikin (arsa ve arazi düzenleme yönetmeliðinin) Kamu Tesisleri Arsalarýna Tahsis baþlýklý 12. maddesi
Düzenleme sahasýnda bulunan okul, hastane, kreþ, belediye hizmet veya diðer resmi tesis alaný gibi umumi tesislere ayrýlan alanlarýn parselleri, düzenlemeye giren parsellerin alanlarý oranýnda pay verilmek suretiyle hisselendirilir.
hükmündedir.
18. madde gereðince kesilen DOPlarla (Düzenleme Ortaklýk Paylarýyla) oluþturulan tesisler dýþýnda'3f uygulama sahasýnda, kamu hizmeti gören kreþ, hastane, belediye hizmet veya diðer resmi tesis alaný gibi tesislere de ihtiyaç bulunmaktadýr. Ýþte bu tesisler için ayrýlan parseller de, düzenlemeye giren parsellerin alanlarý oranýnda pay verilmek suretiyle hisselendirilmek suretiyle oluþturulur.
Kýsaca kamu hizmetleri katýlým payý (KOP) olarak kesilen oranýn düzenleme ortaklýk payý ile bir ilgisi bulunmamaktadýr.
(Danýþtay 6.Dairesinin 22.10.1992 tarih, E.1991/1550, K.1992/3867 sayýlý'3f 08.03.1993 tarihli E.1992/1572, K.1993/889 sayýlý kararlarý). Bu þekilde oluþturulan parsellerdeki hisseler, tescil maliklerinin baðýþý ile ya da tesisi ilgilendiren kurumun kamulaþtýrma yapmasý ile ilgili kuruma geçer (Koçak, 2009).
Kamu tesis arsalarý için düzenleme sahasý içerisindeki taþýnmazlardan belirli bir miktar pay ayrýlmak durumunda olup, bu miktarýn oranýna Kamu Hizmetlerine Katýlým Oraný adý verilmekte (Yýldýz, 1987), kamu hizmetlerine ayrýlan hisseler için de kamu ortaklýk payý (KOP) kavramý kullanýlmaktadýr.
Kamu tesisleri arsalarýna tahsis uygulamasý, bir kesinti deðil, bir daðýtým ölçütüdür. Bu uygulama , belediye ve valilikleri, kadastro parselini tamamý imar planýnda kamu tesislerine rastlayan parsel sahiplerine, yalnýzca bu yerlerden pay vererek maðdur olmalarýna yol açmak yerine bu yerleri düzenlemeye giren tüm parsel sahiplerini DOP sonrasý paylarý oranýnda hisselendirerek, anayasada ifadesini, bulan sosyal adalet ve eþitlik ilkeleri doðrultusunda uygulama
yapmaya zorlamaktadýr (Köktürk, 2009).
Her þeye raðmen, vatandaþlarýn daðýtým hakkýndan bir miktar payýn ileride kamulaþtýracak kamu hizmet tesislerine verilmesi, mülkiyet hakkýný kýsýtlayan bir unsur olarak karþýmýza çýkmaktadýr. Bu nedenle kamu hizmet tesisleri arsalarý için ayrýlacak paylara kýsýtlý hisse adý da verilmektedir. Kýsýtlý hisse ve DOP kesintisinden arta kalan kýsým ise (imar adalarýna daðýtýmý yapýlacak miktar) kýsýtsýz (serbest) hisse ismini almaktadýr.
2. HESAPLAMA, DAÐITIM VE HUKUKÝ SORUNLAR 2.1 Hesaplama ve Daðýtýmdan Kaynaklanan Sorunlar
Kamu hizmetlerine katýlým oraný, DOP (Düzenleme Ortaklýk Payý) oranýnýn tamamen dýþýnda kalan bir orandýr.
Burada hesaplama, düzenlemeye sahasý içerisinde bulunan kamu hizmet tesis alanlarýnýn toplamýnýn, düzenlemeye giren taþýnmazlarýn toplam miktarýna oranlanmasý suretiyle tespit edilir (Aksay, 2005) Düzenlemeye giren her parselin yüzölçümünden bu oran kadar miktar ayrýlarak, kamu tesis alanlarýna ayrýlan parsellere tahsis edilir.
Uygulamada büyük çoðunlukla, düzenlemeye giren parsellerden ilk önce DOP kesilmekte kalan daðýtým kitlesinden de (daha önce hesaplanan) kamu ortaklýk payý kadar hisse ayrýlarak kamu hizmet alanlarý için ayrýlan parsellere tahsis edilmektedir. Oysa bu uygulama hatalý olup, ilk önce taþýnmazdan kamu ortaklýk payý ayrýlarak kamu hizmeti arsalarýna tahsis yapýlmalý ve sonrasýnda da kalan sahadan DOP alýnmalýdýr. Kamu ortaklýk paylarý ileride kamulaþtýrýlacak hisselerdir. 3194 sayýlý Ýmar Kanununun 18/5. maddesi, herhangi bir parselden bir miktar sahanýn kamulaþtýrýlmasýnýn gerekmesi halinde düzenleme ortaklýk payýnýn, kamulaþtýrmadan arta kalan saha üzerinden ayrýlmasý gerektiðine hükmetmektedir.
Taþýnmazlardan önce Arsa ve Arazi Düzenleme Yönetmeliðinin 12. maddesi uyarýnca kamuya pay ayrýlmasý gerekirken, bundan önce DOP kesildiðinden, böylece DOPun kamulaþtýrmadan sonra geriye kalan kýsma uygulanacaðýna iliþkin 3194 sayýlý Ýmar Kanununun 18. maddesindeki kuralýn ihlal edilmesi, bu haliyle taþýnmazdan daha fazla DOP
Ýmar Uygulamalarýnda Kamu Ortaklýk Payý (KOP) Sorunu ve Öneriler
kesilmesi, Danýþtayýn imar uygulamalarý ile alakalý verdiði iptal nedenleri incelendiðinde, imar uygulamalarýna karþý, mülk sahibi olan hazine, resmi kurum ve özel þahýslar tarafýndan ileri sürülebilecek hukuka aykýrýlýk nedenlerindendir (Ergen, 2009).
Bu iki farklý uygulamayý örneklerle açýklamaya çalýþýrsak ; düzenleme sahasýnda hesaplanan DOP oraný
%40 ve KOP oraný ise %10 olsun.
1. ÖRNEK (Pratikteki genel uygulama Taþýnmazdan ilk önce DOP kesiliyor sonrasýnda ise kalan alandan kamu hizmet arsalarýna tahsis yapýlýyor)
2. ÖRNEK (Ýmar Kanununa uygun bulunan durum Taþýnmazdan ilk önce kamu hizmet tesisleri arsalarý için tahsis yapýlýyor, sonrasýnda ise, kalan alan üzerinden DOP kesintisi yapýlýyor)
Örneklerde görüldüðü gibi, ilk uygulamada taþýnmazdan daha fazla DOP kesilmektedir. Bu durum ise imar tüzesine aykýrýlýðý oluþturmaktadýr. Ayrýca ilk durum, Ýmar Yasasýnýn 18/5. maddesinde belirtilen kamulaþtýrmadan arta kalan kýsýmdan DOP alýnýr ilkesine de ters düþmektedir.
KOP oraný, düzenleme sýnýrý içerisindeki kamu tesis arsalarýna tahsisli parsellerin toplam miktarýnýn, düzenlemeye giren parsellerin tapu senet yüzölçümlerine oranlanmasýyla bulunur. Danýþtay kararlarýna göre, KOP oranýnýn düzenlemeye giren parsellerin tümünün tapu yüzölçümlerine göre deðil de, DOP kesildikten sonraki alanlarýna göre hesaplanmasý ve bu orana göre, DOP kesildikten sonra kalan kýsýmdan kamu tesis arsalarýna tahsis yapýlmasý hukuka uygun bulunmamaktadýr.
Ýmar Kanununun 18.Maddesi Uyarýnca Yapýlacak Arazi ve Arsa Düzenlemesi Ýle Ýlgili Esaslar Hakkýnda Yönetmelikin 12. maddesinde ..diðer resmi tesis alaný gibi umumi tesislere ayrýlan alanlarýn parselleri ifadesi kullanýlarak hangi kamu tesis arsalarýnýn KOPtan
karþýlanacaðý ucu açýk ifadeyle yargý kararlarýna ve doktrine býrakýlmýþtýr. Örneðin; planlarda gösterilen spor alanýnýn;
semt spor alaný olmasý halinde düzenleme ortaklýk payýndan karþýlanmasý, bölgesel bir spor alaný ve tüm kente hizmet verecek bir kamu tesis alaný olmasý halinde ise kamu ortaklýk payý ile oluþturulmasý gerekmektedir.
(Danýþtay Altýncý Daire14.04.2004, E:2002/6584, K:2004/2274) Yine imar planýnda pazar alanýna ayrýlan yerin düzenleme ortaklýk payý kapsamýnda deðerlendirilmesi gerekirken, ayný yer bir kamu tesis alaný gibi nitelendirilerek kamu ortaklýk payýndan karþýlanamaz (Danýþtay 6.
Daire05.12.2001, E:2000/5490, K:2001/6098) Ýmar uygulamalarýnda hukuka uygun düþmeyen diðer bir durum ise, daðýtýmýn tamamen kamu hizmet alanlarýna isabet eden yerlere yapýlmasýdýr. Kamu hizmet alanlarý o bölgeye hizmet edeceðinden, bu alanlarýn o bölgede düzenlemeye giren tüm parsellerin alanlarý oranýnda hisselendirilmesi suretiyle oluþturulmasý gerekmektedir. Bunun aksi bir uygulama, yani bir kiþiye ait taþýnmazýn tamamýnýn kamu hizmet alanýnda býrakýlmasý hakkaniyete uygun olmayacaktýr. (Danýþtay 6.
Daire15.03.1993, E:1992/1624, K:1993/1015) Taþýnmazdan DOP kesildikten sonra kalan kýsmýn tümünün kamu hizmet alanýnda býrakýlmasý hukuka uygun bulunmamaktadýr.
(Danýþtay 6. Daire E : 1996/532 , K : 1996/5842) 2.2 Tescilden Sonraki Durum ve Diðer Sorunlar
Kamu ortaklýk payý ile oluþturulan kamu tesisleri arsalarý, hisseleri oranýnda düzenlemeye giren parsel iyeleri adýna plandaki kullaným amacýna uygun vasfýyla tescil edilirler. Bundan sonra ilgili kamu kurum ve kuruluþlarý kamulaþtýrma suretiyle taþýnmazlarý edinirler. Ancak uygulamada kamu kurum ve kuruluþlarýnýn kamulaþtýrma iþlemlerini yapmadýklarý veya çok geç yaptýklarý bu nedenlerle de bu parsellerde hissesi bulunan vatandaþlarýn maðdur duruma düþtükleri görülmektedir.
3194 sayýlý Ýmar Kanununun 10. maddesine göre, planlarýn yürürlüðe girmesinden en geç 3 ay sonra planý tatbik etmek üzere 5 yýllýk imar programlarýnýn hazýrlanmasý zorunludur. Bir alanda imar planý hazýrlanýp onaylandýktan sonra ilgili idare tarafýndan 5 yýllýk imar programý yapýlmalý ve mutlaka arazi ve arsa düzenlemesi, parselasyon planlarý ve bunlara uygun olarak gerekli kamulaþtýrma iþlemlerinin bu 5er yýllýk imar programýna göre yapýlmasý gerekmektedir.
Ýmar programýna alýnan arazi ve arsa düzenlemelerine öncelik verilerek, uygulama sýnýrlarý içinde kalan alanlardaki kamu hizmet tesislerine tahsis edilmiþ olan yerleri, ilgili kamu kuruluþlarýnýn, bu program süresi içinde
gündem
kamulaþtýrmalarý esastýr.
Ýmar planlarýnýn yürürlüðe girmesinden sonra 3 ay içinde bu planlarý tatbik etmek üzere hazýrlanacak olan 5 yýllýk imar programlarý içerisinde kamulaþtýrma yapýlacak alanlarýn belirlenmesi ve bütçesinin ayrýlmasý gerekir. Ancak ilk beþ yýllýk program kapsamýnda eðer bütçede yeterli ödenek yok ise, ikinci beþ yýllýk program içinde vatandaþlarýn daha fazla maðdur edilmemesi için bu iþlemin ivedilikle gerçekleþmesi gerekir. (www.bayindirlik.gov.tr) Görüldüðü gibi kamu hizmet alanlarýna tahsisli parsellerin ivedilikle kamulaþtýrýlmasý gerekiyor ise de, kamulaþtýrma iþlemleri çok geç yapýldýðýndan vatandaþlar maðdur olmakta ve bir anlamda mülkiyet haklarý kýsýtlanmýþ bulunmaktadýr. Ancak Yargýtay, idarece sahiplenmek maksadýyla ve devamlý olarak fiilen el atýlmadan bir taþýnmazýn imar planýnda kamu hizmet alanlarýna tahsisli gösterilmesinin kamulaþtýrmasýz el atma sayýlamayacaðýný belirtmekte ve mülkiyet hakkýnýn sýnýrlandýrýlmasýnýn kamu yararý amacýyla mümkün olduðuna iþaret etmektedir.
(Yargýtay Hukuk Genel Kurulu E: 2007/5-933, K: 2007/951;
E :2007/5-805 K: 2007/826)
Þu halde, KOPtan hisselerle oluþturulan taþýnmazlarýn ivedilikle kamulaþtýrýlmasýný ön gören ve bu yönde kamu kurum ve kuruluþlarýný zorlayan bir düzenleme hukukumuzda bulunmamaktadýr. Bu durum, idareler açýsýndan keyfiliðe yol açmakta ve vatandaþlarýn mülkiyet hakký, sosyal adalet ve eþitlik ilkelerine aykýrý olarak sýnýrsýz süre kýsýtlanmýþ bulunmaktadýr. Bu sorunun giderilmesi ve kamu kurum ve kuruluþlarýnýn makul sürede kamulaþtýrma yapmasýna olanak tanýyacak düzenlemelerin hayata geçirilmesi büyük önem taþýmaktadýr.
3. SONUÇ ve ÖNERÝLER
Bu deðerlendirmeler ýþýðýnda kamu tesisleri arsalarýna tahsis edilen paylara (kamu ortaklýk payýna) iliþkin yukarýda izah edilen sorunlarýn çözüme kavuþturulmasý için kýsa ve uzun vadede hukuki düzenlemelerin yapýlmasý gerekli gözükmektedir.
Taþýnmazdan önce DOP kesilmesi sonrasýnda ise kalan sahadan kamu tesis arsalarýna tahsis yapýlmasý genel bir uygulama olup Ýmar Kanununa uygun deðildir. 3194 sayýlý Ýmar Kanununun 18/5. maddesi, herhangi bir parselden bir miktar sahanýn kamulaþtýrýlmasýnýn gerekmesi halinde düzenleme ortaklýk payýnýn, kamulaþtýrmadan arta kalan saha üzerinden ayrýlmasý gerektiðine iþaret etmektedir.
Madde metni, sadece uygulama öncesi bir kýsmý kamulaþtýrýlan taþýnmazlarý deðil uygulama sonrasý kamulaþtýrýlmasý gerekli taþýnmazlarý da kapsamaktadýr. Bu durumda ilk önce kamu tesis arsalarýna tahsis yapýlmalý daha sonra kalan miktardan DOP kesilmelidir. Bu anlamda, ülkemizde yapýlan bütün uygulamalar hatalý olup, konunun Bayýndýrlýk ve Ýskân Bakanlýðý Teknik Araþtýrma Uygulama Genel Müdürlüðünce açýklýða kavuþturulmasý ve uygulama birliðinin saðlanmasý gerekmektedir. Bunun yapýlmasý kýsa vadede tartýþmalarý sona erdirecektir.
Uzun vadede ise, Ýmar Kanununda ve bu kanuna dayalý olarak çýkarýlan Arsa ve Arazi Düzenleme Yönetmeliðinde deðiþikliklerin yapýlmasý uygun olacaktýr.
Zira kamu tesis arsalarýna tahsis uygulamasý Ýmar Yasasýnda yer almamaktadýr. Özel daðýtým uygulamasý olarak yönetmelikle belirlenen tahsis iþleminin kanunda yer almamasý, hükmü kanun kapsamý dýþýna çýkmýþ gibi göstermektedir. Bu hükmün öncelikle kanunda yer almasý gerekmektedir (Býyýk ve Uzun, 1990).
Kamu tesislerine tahsis edilecek parsellerle ilgili kanunda ana ilkenin belirlenmesinin ardýndan yönetmelikte kamu ortaklýk payýnýn ne olduðunun tanýmlanmasý, oranýnýn hesap þekli ve sýnýrý, daðýtýmýn esaslarý, hissenin ana
taþýnmazdan mý yoksa DOP kesildikten sonra kalan kýsýmdan mý alýnacaðý (18. madde ile kanunda düzenlenmesi gerekiyor) konusu ve tescilden sonraki kamulaþtýrma iþlemlerine iliþkin hükümlerin açýklanmasý yerinde olacaktýr.
KAYNAKLAR
1.AKSAY, B., Hukuki Açýdan Arsa ve Arazi Düzenlemesi Mahalli Ýdareler Derneði Yayýný, 2005, Ankara
2.BIYIK, C., ve UZUN, B., Mevzuat ve Uygulamalar Iþýðýnda Arsa ve Arazi Düzenlemesinin Proje Çerçevesinde Ýncelenmesi ve Karþýlaþýlan Problemler
18. Madde Uygulama Semineri, 1990, Ankara
3.ERGEN, C., Arsa ve Arazi Düzenlemelerinde Yaþanan Sorunlar
www.turkhukuksitesi.com, 2009, Ankara
4.KOÇAK, H., Ýmar Uygulamasýnda Düzenleme Ortaklýk Payý, TMMOB Harita ve Kadastro Mühendisleri Odasý 12. Harita ve Bilimsel Teknik Kurultayý 11-15 Mayýs 2009, Ankara
5.KÖKTÜRK, E., Arsa Düzenlemesi, Yoldan Ýhdas ve DOP Hesabý Harita ve Kadastro Müherndisleri Odasý Ýstanbul Þubesi Bülteni, Kasým 2008, Ýstanbul
6.YILDIZ, N., Arsa ve Arazi Düzenlemesinde Eþdeðerlilik 18. Madde Uygulama Semineri, Bayýndýrlýk ve Ýskan Bakanlýðý Yayýnlarý, 1990, Ankara 7.www.tasinmazmulkiyeti.org.tr, Tapu ve Kadastro Müfettiþleri Ýnternet Sitesi
8. www.danistay.org.tr, Danýþtay Baþkanlýðý Kurumsal Ýnternet Sitesi 9.www.bayindirlik.gov.tr, Bayýndýrlýk ve Ýskan Bakanlýðý Kurumsal Ýnternet Sitesi
10.www.yargitay.gov.tr, Yargýtay Baþkanlýðý Kurumsal Ýnternet Sitesi Harita Yüksek Mühendisi TKGM Müfettiþ Yrd.
· Ýstanbulun Çevre Sorunlarý Paneli, 6 Haziran
· Aðaçlandýrma Yönetmeliði Hakkýnda Basýn Açýklamasý, 25 Haziran
· Ölçü Dergisi Temmuz 2009 Sayýsý Yayýmlandý, Temmuz
· 3. Köprü Yerine Yaþam Platformu 3 Köprü Ýhtiyaç Deðil, Bir Cinayettir Mitingi, 18 Temmuz
· Nükleer Karþýtý Platform Basýn Açýklamasý, 6 Aðustos
· Ýstanbul ve Çevresinde Yaþanan Sel Felaketi Hakkýnda Basýn Açýklamasý ve Ýnceleme , 10 Eylül
· 12 Eylül Askeri Darbesini Unutmadýk, Unutturmayacaðýz, Darbeciler Yargýlansýn Mitingi, 12 Eylül
· 3. Köprü Yerine Yaþam Platformu ÝBB Önünde Nöbet ve Basýn Açýklamasý, 14 Eylül
·
Özel Sektör Çalýþaný ve Ýþsiz Mühendis, Mimar ve Þehir Plancýlarý Hazýrlýk Toplantýsý , 26 Eylül
· IMF, DB Karþýtý Kitlesel Yürüyüþ ve Basýn Açýklamasý, 1 Ekim
· IMF, DB Karþýtlarý Taksimde Buluþtu, 7 Ekim
· 3. Köprü Yerine Yaþam Platformu Rant Deðil, Ýnsanca Yaþam Mitingi, 11 Ekim
· TMMOB Ýstanbul 2. Kent Sempozyumuna Doðru Kentsel Dönüþüm Hazýrlýk Toplantýsý 1 Kasým
Türk Mühendis ve Mimar Odalarý Birliði
Ýstanbul Ýl Koordinasyon Kurulu
gündem
Tekin Akçapýnar
Tarihte Kara Bir Sayfa: 12 EYLÜL 1980
12 Eylül 1980...
650 bin kiþi gözaltýna alýndý...
1 milyon 683 bin kiþi fiþlendi...
Açýlan 210 bin davada 230 bin kiþi yargýlandý...
7 bin kiþi için idam cezasý istendi...
517 kiþiye idam cezasý verildi...
Haklarýnda idam cezasý verilenlerden 50si asýldý...
Ýdamlarý istenen 259 kiþinin dosyasý Meclise gönderildi...
71 bin kiþi TCKnin 141, 142 ve 163. maddelerinden yargýlandý...
98 bin 404 kiþi "örgüt üyesi olmak" suçundan yargýlandý...
388 bin kiþiye pasaport verilmedi...
30 bin kiþi "sakýncalý" olduðu için iþten atýldý...
14 bin kiþi yurttaþlýktan çýkarýldý...
30 bin kiþi "siyasi mülteci" olarak yurtdýþýna gitti...
300 kiþi kuþkulu bir þekilde öldü...
171 kiþinin "iþkenceden öldüðü" belgelendi...
937 film "sakýncalý" bulunduðu için yasaklandý...
23 bin 677 derneðin faaliyeti durduruldu...
3 bin 854 öðretmen öðretmenlikten atýldý...
Üniversitede görevli 120 öðretim üyesi ve 47 hâkimin iþine son verildi...
400 gazeteci için toplam 4 bin yýl hapis cezasý istendi...
Gazetecilere 3 bin 315 yýl 6 ay hapis cezasý verildi...
3 gazeteci silahla öldürüldü...
Gazeteler 300 gün yayýn yapamadý...
13 büyük gazete için 303 dava açýldý...
39 ton gazete ve dergi imha edildi...
Cezaevlerinde toplam 299 kiþi yaþamýný yitirdi...
144 kiþi kuþkulu bir þekilde öldü...
14 kiþi açlýk grevinde öldü...
16 kiþi "kaçarken" vuruldu...
95 kiþi "çatýþmada" öldü...
73 kiþiye "doðal ölüm raporu" verildi...
43 kiþinin "intihar ettiði" bildirildi...
Yukarýdaki rakamlar 12 Eylül 1980de gerçekleþen askeri darbenin sayýsal boyutunu göstermektedir. Bundan tam 29 yýl önce gerçekleþtirilen darbenin sonuçlarý sadece bu rakamlardan ibaret deðildi. 12 Eylül darbesi 1980den günümüze kadar gelen ülkenin üzerine çöken kara bir bulut olmuþtur. Darbeden yýllar sonra bile insanlar, üzerine çöken bu kara bulutun etkisinden kurtulamamýþlardýr. Bugün genç kuþaklar olarak adlandýrýlan 1980 sonrasý kuþak bu
yaþananlarý hiç sorgulamamýþlar, darbenin o dönem yaþanan sözde kardeþ kavgasýnýn önünü kestiðini, ülkenin geleceði açýsýndan gerekli bir harekât olduðunu düþünmektedir.
Birçok genç Kenan Evrenin Bodrumda yaþayan tonton bir ressam olarak bilmektedir. Oysa bu gün tuvaline fýrçasý ile resim yapan paþanýn boya paletinde onlarca insanýn kaný olduðu gerçeði bilinmemektedir. Darbe ile ülkenin demokrasi sürecinin on yýllarca geriye götürüldüðü bu gün açýsýndan bilinmesi gereken bir gerçektir. Asmayalým da besleyelim mi sözü ile 17 yaþýnda gençlerin daraðacýna gönderilmesi, binlerce insanýn iþkencelerden geçirilmesi, en küçük þüpheler ile insanlarýn cezaevinde haksýz yere on yýlarýný vermesi 12 Eylülün sadece görünen yüzüdür. Dönemin gereði olarak geliþmekte olan özgürlük ve demokrasi mücadelesine karþý sendikalarýn, demokratik kitle örgütlerinin kapatýlarak, açýlan imam hatip liseleri ile yeþil kuþaðýn örülmeye çalýþýldýðý bir dönem olmuþtur. Bu güne baktýðýmýzda bunun büyük oranda baþarýldýðý da söylenebilir. 12 Eylül 1980 Askeri darbesi ne kadar ülkede akan kaný durdurmak üzere askerin ülke yönetimine müdahalesi olarak yansýtýlsa da 12 Eylüle gelinceye kadar gelinen süreç Maraþ, Çorum katliamlarý, kanlý 1 Mayýs gibi olaylar bize darbe için bir hazýrlýðýn olduðunu göstermektedir. 12 Eylül Darbesi, geliþtirilen bu sürecin bir sonucudur ve Yeni Dünya Düzeninin Türkiye üzerinde uygulanmasýnýn bir aracý olmuþtur. Gelecek açýsýndan ise düþünmeyen yargýlamayan, paylaþmanýn yerine bireyciliði ve bencilliði getiren bir gençlik yaratma emellerini gerçekleþtirmiþtir.
Bugün 12 Eylül Darbesinin o karanlýk günleri unutturulmaya çalýþýlmaktadýr. Dünyada pek çok ülkede darbeciler yargýlanýrken bizim ülkemizde 12 Eylül
Anayasasýna konulan geçici 15. madde ile darbecilerin yargýlanmasýnýn önüne geçilmiþtir. Bizler o dönemin acý günlerini yaþayanlar ve yaþayanlarýn çocuklarý olarak bu hesaplaþmayý saðlamalýyýz. Darbe o dönemde en çok sol düþüncede olanlarý etkilemiþ olsa bile toplumun her kesiminden, her düþüncesinden insan bu süreçten etkilenmiþtir. Ve getirdiði sonuçlar bakýmýndan da tüm toplum olarak hala etkilenmekteyiz.
Darbeden tam 29 yýl sonra ülkemizdeki hak, eþitlik ve özgürlük mücadelesinde üzerine düþen sorumluluðu bulunan biz mühendis ve mimarlar olarak geçmiþimizle hesaplaþmalý, 12 Eylül Anayasasýnýn deðiþtirilmesi ve darbeyi yapanlarýn yargý önüne geçmelerini saðlamak için elimizden gelen her þeyi yapmamýz gerekmektedir. Bu bizim mesleðimize, ülkemize ve geleceðimize olan en büyük sorumluluklarýmýzdan birisidir.
Harita ve Kadastro Mühendisi
gündem
Mine Kösem
Dünya Alarm Veriyor, Harekete Geç!
Danimarkanýn baþkenti Kopenhagda aralýk ayýnýn baþýnda yapýlacak olan iklim zirvesi gezegenin ve içinde barýndýrdýðý canlý türlerinin geleceði açýsýndan son derece önemli. Mevzu bahis olan konunun tüm muhataplarý bu tarihlerde buluþup 2012de süresi dolacak olan Kyoto protokolünün yerini alacak sözleþmeyi kararlaþtýracaklar.
Hiçbir yaptýrýmý bulunmayan ve delik deþik bir anlaþma olan Kyotonun yerini alacak sözleþme pek mühim. Çünkü kýsa bir zaman sonra ani iklim deðiþikliðini istesek de durduramayacak noktaya geleceðiz.
Küresel iklim deðiþikliði ve küresel ýsýnmanýn artýk teþhir edilecek bir tarafý kalmadý. Dünyanýn dört bir yanýndan gelen felaket haberleri ýsýnan dünyanýn en büyük kanýtý.
Yaþanan seller, kuraklýklar, kasýrgalar ve gýda krizleri konuyu daha tartýþýlýr hale getirse de çözüm olarak sunulan þeyler gördüðümüz felaketlerin yanýnda çok iyimser kalmakta.
Dünyayý ýsýtan bizim türümüz fakat bu felaketin asýl sorumlularý hükümetler ve þirketler. Aylýk ücretiyle temel ihtiyaçlarýný bile karþýlayamayan komþu teyzenin saldýðý karbonla koca fabrikalarýn, alýþveriþ merkezlerinin saldýðý karbon ayný mýdýr? Peki, yine ayný teyze daha az elektrik ve su kullanýrsa mý ani iklim deðiþikliði durur, devlet politikalarý deðiþirse mi? Biz sorularýn cevaplarýný biliyoruz, elbette ki komþu teyzeden yanayýz. Ancak sorularýn cevaplarýný bizim kadar iyi bilen hükümetlerle ayný tarafta olamýyoruz.
Talep ettiklerimiz çok anlaþýlýr aslýnda; emisyonlarýn hemen azaltýlmasý, otomobil kullanýmlarýnýn herkese eþit þekilde sýnýrlandýrýlmasý ve toplu taþýmacýlýðýn geliþtirilmesi, rüzgâr ve güneþ kaynaklý temiz enerjinin kullanýlmasý. Ancak bu çözümlerle gezegeni kurtarabiliriz hükümetlerin neoliberal politikalarý ve þirketlerin kar amaçlý çýkarlarýyla deðil.
Dünyanýn en önemli iklim bilimcisi Dr. James Hansen atmosferdeki karbondioksit oranýnýn en fazla 350ppm(milyonda parçacýk) olmasý gerektiðini söylüyor.Þuan 390 ppmi bulmuþ durumdayýz ve acil alýnacak önlemlerle
bu oraný 350ye çekmeliyiz.24 Ekimde Bill McKibben öncülüðündeki 350.org kampanyasý uluslararasý tüm iklim aktivistlerini bir araya getirdi.24 Ekim günü 181 ülkede tam 5200 eylem gerçekleþtirildi.Türkiyede de Küresel Eylem Grubu boðaza tekneyle açýlarak 350 pankartý açtýktan sonra galata kulesinin önünde yaptýðý basýn açýklamasýyla uluslararasý kampanyada yer almýþ oldu.
Ýklim deðiþikliði konusunda mücadele veren aktivistlerin þuan odaklandýklarý tarih 12 Aralýk 2009.Kopenhag zirvesinde bir araya gelecek olan hükümetlerin verecekleri kararlarý etkilemek mümkün.
Küresel ýsýnmadan en çok etkilenecek olan bizler yani sýradan insanlar sokaða çýkýp ses çýkararak sürece müdahale edebiliriz.12 Aralýk günü saat:17.00da Küresel Eylem Grubu taksim tünel meydanýndan baþlayacak olan bir yürüyüþ düzenleyecek. Gezegenin geleceðine karar verecek olanlar kalabalýk ama biz daha kalabalýðýz ve 12 Aralýk günü ayný hayati sorun için bir arada olursak sesimizi duyurabiliriz. O halde hep beraber küresel ýsýnmaya karþý sokaða, eyleme KEG AKTÝVÝSTÝ ([email protected])
Hasan Alý Kanýtürk
Taþmektep Binasý Yangýný Bakýrköylüyü Aðlattý...
Bakýrköy'deki 135 yýllýk tarihi ve kültürel mirasý olan Taþmektep adýyla anýlan binasý, 29.05.2009 akþamýnda, geç saatlerde çýkan yangýnla kullanýlamaz hale geldi. 2003 yýlýnda güçlendirme amacýyla boþaltýlan bina, altý yýldýr proje bekliyordu. Bakýrköylülerin beþ nesildir okuduðu okulun yanmýþ halini gören Bakýrköylüler yasa boðuldu.
Cahit Sýtký Tarancý, Cem Karaca, Neriman Köksal, Tarýk Akan, Münir Özkul, Adile Naþit, Þener Þen... Kimler geçmedi ki tarihi Bakýrköy Ýlköðretim Okulunun sýralarýndan.
Ünlülerin okulu olarak bilinen nam-ý diðer Taþmektepte altý yýldýr eðitime ara verilmiþ, güçlendirme çalýþmalarýnýn yapýlmasýný bekleniyordu. Hazýrlanan projeler Anýtlar Kurulundan kabul görmedi.
Son proje yangýn merdiveni olmadýðý için geri çevrilirken,
taþ mektep yangýna kurban gitti. 135 yýllýk tarih, yýlan hikâyesine dönen güçlendirme sürecinde yok oldu...
Kont Alleonun tercihiydi
Taþmektepin tarihi 1800lü yýllara kadar uzanýyor.
Yangýn sonrasý kullanýlamaz hale gelen okul, 1864 yýlýnda Paris'ten gelen þehircilik uzmaný Kont Alleon tarafýndan Ýstanbul'da yaz aylarýnda sessiz bir ortamda oturmak amacýyla yaptýrýldý. Marsilya kiremit ve tuðlalarýyla 1865 yýlýnda inþa edilmeye baþlanan yapý, 1874 yýlýnda tamamlandý.
1894 yýlýnda Ýstanbul'da meydana gelen depreme kadar burada oturan Kont Alleon, binayý 1898 yýlýnda Preveze Mutasarrufu Ali Rýza Paþa'ya sattý. 1900 yýlýnda Maarif nezaretine devredilen yapý okula dönüþtürüldü ve günümüze kadar ''Taþ Okul'' adýyla çeþitli derecelerde eðitim hizmeti sundu.
Cumhuriyet döneminde de okul olarak hizmet vermeye devam eden ve halk arasýnda taþ mektep olarak adlandýrýlan yapý, ayrýca Ýlköðretim Müdürlüðü Bakýrköy 1.
Mektebi, Bakýrköy Merkez Ýlkokulu isimlerini de aldý. 2004- 2005 öðretim yýlýndan beri tadilat nedeniyle hizmet vermeyen, yaklaþýk 2288 m2 bahçe alanlý ve 325 m2 oturum alanlý okul, çýkan yangýndan sonra tamamen kullanýlamaz hale geldi.
Mülkiyeti Ýl Özel Ýdaresine ait tarihi ve kültürel deðeri olan bu binayý tekrar eski haline getirmek, eðitim kültür hizmetine sunmak için TMMOB nin ilgi mühendislik ve mimarlýk disiplinleri bir araya gelip, ilgili kuruluþlarla ortaklaþa hazýrlayacaklarý projeyi hemen uygulamaya koymalýdýrlar.
Harita ve Kadastro Mühendisi
gündem
Sel eþittir Mikdat Kadýoðlu demek. Artýk Bünyamin Sürmeliymiþ, Gökhan Aburmuþ hepsini tanýdýk. Ama Selabimiz Mikdat Kadýoðlunun yeri baþka. Deprem dedemiz out. Selabimiz in.
Ýstanbulu bu sefer deprem vurmadý. Deprem dedeyi pek göremedik. Onun yerine evimize her gün Selabimiz geldi. Ve ben bu Selabiyi her gördüðümde ýsrarla bekledim, ah be Selabi, yine söylemedin dedim. Çok seyrettim.
Selabimiz yüzünden olaylara bakýþýmýz hep selimseldi.
Selimsel derken, sel gelir bu havai biþey zaten, her þey olabilir gibisinden halkýmýz bilinçlendi. Sele karþý koymanýn ne zor olduðunu anlattý. Kum torbalarýnýn nasýl iþe yarayabileceðini, abimizden öðrendik. Kapýlarý kapatacak, önüne kum torbalarýný yýðacak, altýnýmýzý altýmýzý kuru tutacaktýk. Dinlemesini pek sevdiðim, dinlerken iþte budur dediðim o kadar çok tespiti de oldu ki abimin, çok bilinçlendim. Elli atmýþ yýllýk ortalama diye birþey olmayacaðýný da öðrendim. Bu yaðmur ortalamasýna bu yüzden artýk güvenmeyecektik. Zikzaklarýn olduðunu, bu zikzaklarda artma ve azalmalarýn da normal karþýlanmasý gerektiðini, bu nedenle ortalamaya pek itibar etmememiz gerektiðini öðrendim. Örnek vereyim; Ýstanbula Sözen döneminde hiç yaðmur yaðmadýðýný düþünürsek, hatta iki yýl öncesinin kurak yazýný hatýrlarsanýz, o yýllarla bu yýlýn ortalamasýný alýrsak, ortalamanýn bile kurak sayýlabileceðini kendim buldum. Rakamlarý size de göndereyim, siz de bulun.
Oysa þubemizin bültenin ileriki sayfalarýnda yayýnladýðý basýn açýklamasýný mutlaka okumanýzý tavsiye ediyorum. Aslýnda yukarýda nelerden bahsetmek istediðimi, o zaman anlayacaksýnýz. Bu bülten bilboardlara asýlacak kadar önemlidir. Ama maalesef göz ardý edilmeye devam edilecektir. Çünkü bu bir þube marifetidir. Solcu iþidir. Sýrf belediye hizmetlerine takoz koyma giriþimidir.
Baþbakanýmýzýn azarlarýndan nasibini alacak, olsa olsa bir kaðýt parçasýdýr.
Sorarým size, sel felaketinden sonra, kim üçüncü sultan köprüden, onun bu kente vereceði zararlardan bahsetti. Ýmar aflarýndan kim bahsetti? Siz o ormanlar yok olursa, su kaynaklarýmýz kirlenirse neler olacaðýný biliyor musunuz? Ya da yeni bir imar affýyla... Baþýmýza gelince zaten, hep beraber öðreneceðiz. Bu üçüncü sultan köprüsü sayesinde, aslýnda dertsiz olmayan baþýmýzý dertten derde sokacaðýz. Bence.
Ýþte bu üçüncü sultan köprünün, ikibelerin, yaþadýðýmýz kente vereceði zararlardan halký bilinçlendirmek
için bir fýrsat çýkmýþtý. Bu fýrsatý kimse yakalayamazdý, Selabimizden baþka. Tek tük sayabileceðimiz, Þehir Plancýlarý arkadaþlarýmýz abilerimiz de, sözleri kesile kesile çýktýlar medyaya. Ama son söz nedense hep Selabimizindi. O da anlattýklarýný tekrar tekrar anlattý. Türkiyede doðal dengelerin korunmasý, küresel ýsýnma konularýnda en önde duyarlýlýk gösteren abimizin o kadar çok medyada yer almasýna raðmen, maalesef, bu konulara atýf yapmamasý son derece üzüntü verici. Süreç Marmara Depremleri ile ayný süreç oysa. Hiç fark olmayacak. Deprem sonrasý yýkýlan bölgeler, nasýl imara açýldý bir rant uðruna? Belki on yýla kalmadan, o týr garajý var ya, büyük bir alýþveriþ merkezine, ya da olimpik bir stada dönüþecek. Eðer öyle birþey olmazsa, mesleðimin yirmibeþinci yýlýnda bu yazýyý gözüme sokun.
Gözüm dedim. Abartmayýn.
Bir kaç gün önce Sarayda baþýmýza gelen sel katliamýnda partizan tavýrlar sergilenirken, Ýstanbulda olunca olaðan sayýldý. Bu iþte bütün partizanlarýn, hatta cahilliðimizle hepimizin suçu yok muydu? Erken uyarýlarýn önemi hiç yoktu bana sorarsanýz. Halk erken uyarýda ne biliyor ki ne yapacakti. Yani halktan biri olan ben, týrýmda uyuyordum iþte. Týrdan güvenli ne vardý ki? Oysa erkenden yolu kapatmak, garajý erkenden boþaltmak, oraya araçlarý sokmamak, almamak gerekiyordu. Ve bu uyarýlarý baðýra baðýra Selabimizin de yapmasý gerekiyordu. Öyle yapmýþ olsaydý eðer, iþte be Selabi, budur söyleceklerin diyecektim.
Çýkýp da afet haritasýndan bahsetmekten ziyade, bizim afet haritamýz iþte bu demeni bekliyordum. Ama demedin. Ben de bu nedenle diyorum iþte: Ah be Selabi... Erken uyarýdan önce erken icraat gerekiyordu. Ýcraatýn içindenmiþ... Ýçtenlik gerek bize. Azar ve öðüt deðil.
Ölüm aðýtlarý yapmanýn sonu yok, biz bunu zaten en iyi yapanýyýz dünyanýn. Onun için bütün hayatýný kaybedenleri saygýyla ve özlemle anacaðýz. Bu yeterli. Çünkü maalesef onlarýn katili su deðil, onlarýn katili çarpýk kentleþme ve rant savaþýdýr. Bu ranttan en çok pay alanlar, asýl katillerdir.
Çocukluktan beri oynadýðýmýz için toprak ve suyla, çamur atmayý çok iyi biliyoruz. Bu yüzden çamur atan siyasetçileri halkýmýz baðrýna basýyor. Ne diyelim; Tez zamanda çamurlardan kurtuluruz belki. Ya da çamurlar suyla yýkanýr mý ola?
Jeodezi ve Fotogrametri Yüksek Mühendisi
Ah Be Mikdat Kadýoðlu hocam! Ya da Selabi Mikdat Hocam, ah be!
Deniz Baþ
Bizbize: Ücretli ve Ýþsiz Harita Mühendislerinin Sorunlarý Söyleþisi Raporu
9 Ekim 2009 tarihinde Þube Toplantý Salonumuzda gerçekleþtirilen Bizbize: Ücretli ve Ýþsiz Harita Mühendislerinin Sorunlarý konulu söyleþimize yaklaþýk 30 meslektaþýmýz ve öðrenci üyelerimiz katýlým saðladý.
Söyleþimizde öncelikle Þubemiz Ücretli Çalýþan Meslektaþlar Çalýþma Grubu tarafýndan bir açýlýþ konuþmasý yapýlarak, çalýþma grubumuzun Odamýz özelindeki hedefleri ve kurultay sürecinden beklentileri dile getirildi. Söyleþimize ayrýca TMMOB Ücretli ve Ýþsiz Mühendisler, Mimarlar ve Þehir Plancýlarý Kurultayý Yürütme Kurulu Üyesi Çetin Durukanoðlu ve Þube Hukuk Danýþmanýmýz Avukat Mahir Ay da katýlým saðladýlar.
TMMOB Ücretli ve Ýþsiz Mühendisler, Mimarlar ve Þehir Plancýlarý Kurultayý Yürütme Kurulu Üyesi Çetin Durukanoðlu (Metalurji Mühendisleri Odasý) da Kurultay sürecinde yerellerden çýkacak kararlarý 14-15 Kasým 2009 tarihinde gerçekleþtirilecek Merkezi kurultaya taþýmayý hedeflediklerini, bu kapsamda Kamu ve Özel sektör toplantýlarýnýn yanýnda akademisyenlerle de Üniversitelerde toplantýlar düzenlediklerini, bazý meslek odalarý ile ortak iþyeri toplantýlarý gerçekleþtirdiklerini ve bu süreçte de 17 Ekim 2009 tarihinde Ýstanbul Yerel Kurultayýnýn gerçekleþtirileceðini ifade etti.
O l d u kça ve r i m l i ge ç e n s ö y l e þ i m i zd e meslektaþlarýmýzýn yaþadýðý çeþitli sorunlarýn yanýnda çözüm önerilerini de dile getirmesi saðlanmýþ olup, söyleþi süresince dile getirilen görüþ ve öneriler ýþýðýnda üyelerinin % 80ini
ücretli çalýþanlarýn oluþturduðu TMMOB içerisinde ücretli ve iþsiz meslektaþlarýmýzýn sorunlarýnýn öncelikli olarak ele alýnmasý gerektiði ifade edildi. Ücretli ve iþsiz meslektaþlarýmýzýn haklarýnýn korunmasý noktasýnda gerek Odamýzýn gerekse de TMMOBnin birtakým önlemler almasý, yaptýrýmlar getirmesi ve çalýþma yaþamýnda ücretli çalýþanlardan yana taraf olmasý gerektiði dile getirildi.
Odalarýmýzda ücretli ve iþsiz meslektaþlarýmýza yönelik etkin politikalarýn geliþtirilmesi ve yürütülecek çalýþmalarýn üye tabanýna yayýlmasýnýn önemine de vurgu yapýldý. Söyleþi formatýnýn sorunlarýn ve çözüm yollarýnýn dile getirilmesi açýsýndan önemli olduðu, bu çözüm önerilerinin geliþtirilmesi ve örgütlülüðün güçlendirilmesi noktasýnda gerek iþyeri temsilciliklerinin gerekse de ÝKK bünyesinde kurulacak ücretli çalýþanlar koordinasyon kurulu ve hukuk danýþmanlýðý hizmetlerinin önemli iþlevler üstlenebileceði dile getirildi.
Söyleþi sonucunda çýkacak taslak raporun geniþ katýlýmla yeniden tartýþmaya açýlmasýnýn ve sonraki aþamalarda zenginleþtirilerek gerek TMMOB Ücretli ve Ýþsiz Mühendis, Mimar ve Þehir Plancýlarý Kurultayýna taþýnmasý gerekse de Oda süreçlerinde tartýþýlarak Oda genel kurullarýmýza sunulmasýnýn önemli olduðu dile getirildi.
Söyleþinin açýlýþ konuþmasý sonrasýnda her bir katýlýmcý tarafýndan dile getirilen görüþler aþaðýda maddeler halinde yer almaktadýr.