4. Geleceğin Mühendisleri Uluslararası Öğrenci Sempozyumunu / 4 th Engineers of Future International Student Symposium (EFIS)
EFIS 2020 PROCEEDING
ISBN NUMBER:
Editörler
Arş. Gör. Engin KOCAMAN Arş. Gör. Volkan AKGÜL Arş. Gör Semih ENGÜN
CONTENTS / İÇİNDEKİLER TABLOSU
Bildiri Başlığı
Sayfa NoUzaktan Algılama Tekniği ile Jeolojik Formasyonların İncelenmesi: Zonguldak İli Örneği 1 Arsa ve Arazi Düzenlemeleri Uygularında Hazine Taşınmazları Açısından Sorunsalın
İncelenmesi 2
Güncel Mevzuat Çerçevesinde Kıyı ve Mülkiyet İlişkilerinin İncelenmesi 3 Arazi ve Arsa Düzenlemelerinde Taşınmaz Değerleri Kullanılarak Derece Dönüşüm
Esaslı Bir Uygulama Stratejisi Geliştirme 4
İmar Uygulamalarında İptal Edilen Parselasyon Çalışmalarının Uygulama Öncesi Haline
Geri Dönüşümü Probleminin İncelenmesi 5
TTK Karadon T.İ.M İçin Verimlilik Stratejileri 6
Piksel Ve Nesne Tabanlı Sınıflandırma Metodları Kullanılarak Rasat ve Landsat8 Uydu
Görüntülerinden Detay Çıkarımı 7
Piksel ve Nesne Tabanlı Sınıflandırma Metodları Kullanılarak Göktürk 1 Uydu
Görüntülerinin Değerlendirilmesi 8
Akustik İskandil ve Uzaktan Algılama Teknikleri Kullanılarak Batimetrik Harita Üretimi;
Filyos Limanı Örneği 9
Türkiye’ Deki Tünel Ölçme Uygulamalarında Son Gelişmeler 10 Batimetrik Harita Üretiminde Hata Analizi Ve Deneysel Uygulaması 15 Yığın Liçi ile Altın (Au) Kazanımında Yığın Özelliklerinin İyileştirilmesi 16 Rastgele Orman ve Destek Vektör Makineleri Kullanarak Sentinel-2 Görüntüsünün
Sınıflandırılması 17
Kent ve Kentleşme Özelinde Osmaniye İlimizde Yaşanan Mekansal Sorunlara CBS
Destekli Çözüm Önerileri 21
Türkiye’deki Kıyı Erozyonlarının Zamansal Analizi “Karasu Örneği” 22 Seramik Sağlık Gereçleri Sektöründe Kullanılan İthal Şamot Malzemesinin Yerli
Hammaddeler İle Üretilmesi ve Geliştirilmesi 23
Agro-Endüstriyel Atık suların Karakterizasyonu ve Biyometanizasyonu 24
Dalga Enerjisi ile Elektrik Üretimi 28
The investigation of natural organic matter removal from Ulutan Dam in Zonguldak city
by combined coagulation process 29
Sayısal Arazi Modeli Oluşturmada Eğim Gruplarına Göre En Uygun Nokta Sayısı
Tespitinin Araştırılması 30
Türkiye’deki Koronavirüs (COVID-19) Pandemisi Seyrinin Matematiksel Modelleme ile
Değerlendirilmesi 31
Isı Enerjisi Depolama Amacıyla Kompozit Faz Değişim Malzemesi 32 Uçucu Küllerin Yüksek Plastisiteli Killi Zeminlerin Serbest Basınç Dayanımına Etkisi 36 RMR Kaya Kütle Sınıflama Sistemi Kullanılarak Ttk Kozlu Müessesesi -630 Kesesiye
Galerileri İçin Tahkimat Önerileri 37
Su İletim Sistemlerinin Bilgisayar Tabanlı Modellenmesi 38 Investıgatıon of the Dıfferent Dough Concentratıons and Press Parameters on End Product
Qualıty In BMC/SMC Processes 42
Biosynthesis of Various Metal Oxide Nanoparticles and Their Electrochemical Sensor
Applications 43
Cellular Network Traffıc Forecastıng Models Based on Multılayer Perceptron Combıned
Wıth Tıme Lags 44
Raspberry Pi Destekli Görüntü İşleme Yetenekli Personel Takip Sistemi Tasarımı 48 Design and Implementation of Maximum Power Point Tracker for Solar Powered
Vehicles 52
System Identification Based Fuzzy Logic Control of Payload Hold-Release System for
Unmanned Aerial Vehicles 56
Kronik Böbrek Hastalarının Tespitinde Sınıflandırıcı Algoritmalarının Karşılaştırılması 60 Termoelektrik Jeneratör İçin DC-DC Dönüştürücü Tasarımı 61 Yeni Doğanlarda Epilepsi Nöbetlerinin EEG Sinyalleri Kullanarak Dalgacık Dönüşümü
ve Özellik Seçme Tabanlı Yöntemlerle Tespiti 65
Elektrik Santrali İçin Metasezgisel Algoritmalar İle Kesir Dereceli PID Kontrolör
Tasarımı 69
MIG/MAG Gaz Altı Kaynağı İle Birleştirilen Mılux 500 Zırh Çeliklerinde Kaynak
Hatalarının İncelenmesi 74
Bilişsel Radyolarda İyileştirilmiş Enerji Algılama Tabanlı Spektrum Algılama 75 Eşzamanlı Konumlardırma ve Haritalamada Sensör Çeşitlerinin Etkisi 80
Türkiye’deki CO2 Gazı Emisyonu Tahmin Modellemesi 85
Elektrospinning Yöntemiyle Nanolif Üretimi 86
Adli Bilişim, Dijital Deliller ve Bilişim Suçları Kavramlarının İncelenmesi 87 GRACE Uydu Verileri ile Su Kaynaklarının Analiz Edilmesi 91 Arduino ile Bluetooth Kontrollü Mobil Araba Tasarımı ve İmalatı 96 Mermer Ocaklarında Meydana Gelen Deformasyonun Dınsar ile Belirlenmesi 97 İnsansız Hava Aracı ile Çekilen Fotoğraflardan ve Videolardan Oluşturulan 3B
Modellerin Karşılaştırılması 98
Kömür Gazlaştırma İçin PV Elektroliz Yöntemi İle H2 ve O2 Üretimi 102 İndis Modülasyonu Ve İndis Modülasyonu Tabanlı 5G Haberleşmesinin Farklı Sönümlü
Kanallarda Başarım Analizi 108
Ege Bölgesi Deniz Yüzey Sıcaklık Değişimlerinin Zaman Serisi Analizleri ile İncelenmesi 109 Ege Bölgesindeki Deniz Seviyesi Değişimleri ve Meteorolojik Parametreler Arasındaki
İlişkinin Korelasyon Analizleri ile İncelenmesi 114
Experimental And Numerical Analysis of Using Thermoelectric Generator Modules on
Hexagonal Exhaust Heat Exchanger 120
Beyin Tümörünün Konum Tespitinde Trilineer İnterpolasyon Yönteminin Kullanımı 126
Şişme Deneylerinde Örselenmenin Etkisi 130
BaSrTiO3 Esaslı Seramik Tozların Sol-Jel Metodu İle Sentezi ve Karakterizasyonu 134 Mikrobiyal Hücre Fabrikalarında Yüksek Değerli Ürün Biyosentezi İçin Metabolik
Mühendisliği 138
Kablosuz Haberleşme İçin Geniş Akıllı Yüzeylerin Kullanımının İncelenmesi 139 Termotaksi: Bakteriyel Termostatın Çalışmasında Konsantrasyona Bağlı Bir Anahtar 140 FDM 3B Üretim Teknolojisinde Değişken Bölgesel Doluluk Oranının, Ürünün Mekanik
Özelliklerine Etkisinin Hesaplamalı Mekanik Yöntemleriyle Araştırılması 144 Türkiye ve Çin Bilgisayar Mühendisliği Programlarının Karşılaştırılması 148 Sakarya Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü Derslerinin, Çalışma Alanları ile
Eşleştirilerek Analiz Edilmesi 153
Bir Kamu Kurumunda Çok Kriterli Karar Verme Teknikleriyle Projelerin Önem
Derecelerinin Belirlenmesi 157
CPM Yöntemiyle Proje Planlaması: Kullanıcı Arayüzüne Yönelik Bir Uygulama 163
Bir Termoelektrik Soğutucu Sisteme Ait Dinamik Modelin PI ve PID ile Kontrolü 164
Fonksiyonel Pres Tasarım, Analiz ve Prototip İmalatı 168
Gökçe Görüntü Kaynaştırma Yazılımı 169
Bir Derin Kazı Uygulamasının Sayısal Model Analizi 173
Zırhlı Muharebe Araçlarında Kullanılan Zırh Plakalarında Kaynak Sonrası Isıl İşlemin
Birleşim Mukavemetine Etkisinin Araştırılması 174
Silikon Kauçuk Enjeksiyon Kalıplarında Soğuk Yolluk Bloğu Sistemlerinin İncelenmesi
Entegrasyonu ve Karşılaştırılması 175
Gözenekli Seramiklerin Üretilmesinde Kullanılan Yöntemler 176 Taşıt Elemanlarında Kullanılan Alüminyum Köpük Malzemesinin Çarpışma Kutularının
Üzerindeki Enerji Sönümleme Yeteneğinin İncelenmesi 177
Alüminyum Alaşımlarda Yüzey Pürüzlülüğünün Ölçümü 178
Üniversite Sanayi İşbirliği 179
Entegre Bulanık AHP ve Bulanık Topsısı Kullanarak Kentsel Mülteci Barınak
Tasarımının Seçimi 180
Hastalık Teşhisinde Sınıflandırma Algoritmalarının Kullanımı ve Klinik Karar Destek
Sistemi Geliştirilmesi 181
Agile With VFQ(Value, Flow, Quality) 182
Maden İşletmelerinden Kaynaklanan Çevresel Etkilerin İncelenmesi ve Yasal Süreci 183 Taşınmaz Geliştirme ve Değerlemede Risklerin Belirlenmesi İçin Uzaktan Algılama ve
Coğrafi Bilgi Sistemlerin Potansiyeli Üzerine Bir Araştırma 184 Açık Kaynak Kodlu Coğrafi Bilgi Sistemi ‘’AKK CBS’’ Kullanarak Kamu Kurumları
İçin Taşınmaz Değerlemesi 188
A Case of Sustaınable Housıng Project: Reyard House 192
Titanyum İlavesinin Demir Krom Borür Esaslı Sert Yüzey Alaşım Kaplanmış Çeliğin
Yapısal Özellikleri Üzerine Etkisi 193
Development of Predıctıon Model For CO2 Gas Emıssıons in Turkey 197 Engebeli Arazide Hareket Edebilen Bluetooth Kontrollü Mobil Robot 198 Usıng the Data Mınıng Approach to Develop CRM Methodology 199
Ayarlanabilir İşitme Cihazı Tasarımı 200
Devrek-Adatepe Köyü Sülfür Tipi (Hidrotermal) Bakır Yatakların Oluşumları 201 Nesnelerin İnterneti (IOT) İle Güvenli Ağ Sistemi Tasarımı ve Yüz Tanıma Sahteciliğine
Karşı Bir Kombinasyon Yöntemi Geliştirerek Mekanları Güvenli Hale Getirme 202 IGS İstasyonu Verilerinin Otomatik İndirilmesi ve IGS İstayonları ile Oluşturan Ağın
Tasarımı 203
Nivelman Ağlarının Robust Kestrim Yöntemi ve Serbest Ağ Dengelenmesi ile
Dengelenmesi ve Yöntemlerin Karşılaştırılması 207
DÜZENLEME KURULU (ORGANIZATION COMMITTEE)
Arş. Gör. Engin KOCAMAN (Düzenleme Kurulu Başkanı)
Arş. Gör. Dr. Berna AKSOY
Arş. Gör. Volkan AKGÜL
Arş. Gör. Muhammet KARABULUT
Arş. Gör. Semih ENGÜN
Elif ERKAN
İlayda İrem MUMCU
Çağla Aytaç DURSUN
Serdar AKAN
BİLİM KURULU (SCIENTIFIC COMMITTEE)
Prof. Dr. Şenol Hakan KUTOĞLU Dekan (Dean of Engineering Faculty), Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, Türkiye
Prof. Dr. Uğur ŞEN Metalurji ve Malzeme Mühendisliği, Sakarya Üniversitesi, Türkiye Prof. Dr. Kaizmierz BECEK Geomatics Engineering, Wroclaw Universtiy of Science and
Technology, Poland
Prof. Dr. Ayten GENÇ Çevre MÜhendisliği, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, Türkiye Prof. Dr. Şaduman ŞEN Metalurji ve Malzeme Mühendisliği, Sakarya Üniversitesi, Türkiye Prof. Dr. Yılmaz YILDIRIM Çevre MÜhendisliği, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, Türkiye Prof. Dr. Melih GENİŞ Maden Mühendisliği, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, Türkiye Prof. Dr. İsmail Hakkı ÖZÖLÇER İnşaat Mühendisliği, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, Türkiye Prof. Dr. Hale SÜTCÜ Metalurji ve Malzeme Mühendisliği, Zonguldak Bülent Ecevit
Üniversitesi, Türkiye
Doç. Dr. Adnan TOPUZ Makina Mühendisliği, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, Türkiye Doç.Dr. Fatih ÇALIŞKAN Metalurji ve Malzeme Mühendisliği, Sakarya Uygulamalı Bilimler
Üniversitesi, Türkiye
Doç.Dr. Saygın ABDİKAN Geomatik Mühendisliği, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, Türkiye Assoc. Prof. Dr. Mrutyunjay PANIGRAHİ Materials and Metallurgical Engineering, Indus University, India Dr.Öğr. Üyesi Kurtuluş Sedar GÖRMÜŞ Geomatik Mühendisliği, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, Türkiye Dr.Öğr. Üyesi Tuna ÜLGER İnşaat Mühendisliği, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, Türkiye Dr. Öğr. Üyesi Seda KARTAL Elektrik Elektronik Mühendisliği, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi,
Türkiye
Dr. Öğr. Üyesi Nihat PAMUK Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, Bilgisayar Mühendisliği, Türkiye Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin KEMALDERE Geomatik Mühendisliği, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, Türkiye Öğr. Gör. Dr. Selçuk ŞİRİN Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi, Hendek Meslek Yüksek
Okulu, Türkiye
Dr. K. Burak DERMENCİ Vrije Universiteit, Mobility, Logistics and Automotive Technology Research Cente, Brussel
Öğr. Gör. Dr. Bülent KILINÇ Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi, Arifiye Meslek Yüksek Okulu, Türkiye
Yük. Müh. Kadir ÇELİK Türkiye Taş Kömürü Kurumu, Maden Makinaları Fabrikası, İşletme Müdürü
HAKEM KURULU (ARBITRATION COMMITTEE)
Doç. Dr. Barış AVAR Metalurji ve Malzeme Mühendisliği, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, Türkiye
Dr. Öğr. Üyesi Oğuz KOÇAR Makina Mühendisliği, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, Türkiye Dr. Öğr. Üyesi Sefa KOCABAŞ Çevre Mühendisliği, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, Türkiye Dr. Öğr. Üyesi Özgür ZEYDAN Çevre Mühendisliği, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, Türkiye Dr. Öğr. Üyesi Aladdin ÇAKIR Maden Mühendisliği, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, Türkiye Dr. Öğr. Üyesi Muhammed Samet KILIÇ Biyomedikal Mühendisliği, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi,
Türkiye
Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Bengü SÜNBÜL İnşaat Mühendisliği, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, Türkiye Dr. Öğr. Üyesi Tuna ÜLGER İnşaat Mühendisliği, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, Türkiye Öğr. Gör. Dr. Selçuk ŞİRİN Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi, Hendek Meslek Yüksek
Okulu, Türkiye
Arş. Gör. Dr. Berna AKSOY İnşaat Mühendisliği, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, Türkiye
PROCEEDINGS / BİLDİRİLER
4. Geleceğin Mühendisleri Uluslararası Öğrenci Sempozyumu 4th Engineers of Future International Student Symposium
7-8 May/Mayıs 2020, Zonguldak, Turkey/Türkiye
https://efis.beun.edu.tr/
UZAKTAN ALGILAMA TEKNİĞİ İLE JEOLOJİK FORMASYONLARIN İNCELENMESİ: ZONGULDAK İLİ ÖRNEĞİ
Songül Tüzüner¹, Aycan Murat Marangoz², Gürkan Bacak³, Murat Oruç⁴
¹Geomatik Mühendisliği ABD
²Jeoloji Mühendisliği Bölümü
³Geomatik Mühendisliği Bölümü
⁴Geomatik Mühendisliği Bölümü Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi
[email protected], [email protected], [email protected], [email protected]
ÖZET
Son yıllarda Uzaktan Algılama (UA) teknolojisindeki gelişmeler sonucunda, uydu görüntülerini kullanarak geniş arazilerin incelenmesi ve araziye ait jeolojik özelliklerin belirlenebilmesi mümkün kılınmıştır. Bu çalışmada, UA teknolojisi ve arazi gözlemleri, birlikte değerlendirilerek Zonguldak iline ait jeolojik formasyonların belirlenmesi hedeflenmiştir.Seçilen test alanında; çakıl taşı, kumtaşı, kireçtaşı ve volkanit olmak üzere 4 farklı formasyon üzerinde incelemeler yapılmıştır.Bu amaçla,6 Kasım 2019 tarihli Landsat 8 uydu görüntüsünün ilgili bandları arasında farklı kombinasyonları ve dağılımlarını içeren görüntü işleme teknikleri ile PCI Geomatica yazılımı kullanılmıştır. Elde edilen sınıflandırma ve doğruluk analizi sonuçları, ilgili test alanının mevcut jeoloji haritası ile karşılaştırılmıştır. Bu karşılaştırma ve analizler sonucunda, kullanılan yöntemlerin ne kadar uygun olup olmadığı gerekli değerlendirmelerle yorumlanmıştır.
Anahtar Kelimeler : Uzaktan Algılama, Jeolojik Formasyon, Landsat 8
1
4. Geleceğin Mühendisleri Uluslararası Öğrenci Sempozyumu 4th Engineers of Future International Student Symposium
7-8 May/Mayıs 2020, Zonguldak, Turkey/Türkiye
https://efis.beun.edu.tr/
Arsa Ve Arazi Düzenlemeleri Uygulamlarında Hazine Taşınmazları Açısından Sorunsalın İncelenmesi
Erhan Kasapoğlu¹, Hakan Akçın²
¹Fen Bilimleri Enstitüsü
²Geomatik Mühendisliği Bölümü
Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, Türkiye [email protected], [email protected]
ÖZET
İmar uygulamalarının temel amacı; imar planlarının hayata geçirilmesini sağlamaktır. Ancak, Belediyeler zaman zaman rant amaçlı uygulama yaparak, konuyu suistimal edebilmektedir. Özellikle düzenleme sınırı içerisinde kalan Hazine taşınmazları, Belediyeler tarafından sahipsiz taşınmaz olarak görülmekte, Belediyelerin veya başka kişilerin çıkarları doğrultusunda Hazine taşınmazları değerlendirilmekte, dağıtımı yapılmakta, hatta Hazine taşınmazlarından Belediyeler adına parsel üretme yoluna gidilebilmektedir. Bu tarz uygulamalar Hazine zararına sebebiyet vermektedir. Bu çalışmada ortaya çıkan sorunsalın incelemesi yapılmıştır.
Anahtar Kelimeler : 3194 sayılı İmar Kanunu, Arazi ve Arsa Düzenlemesi, Hazine taşınmazları, İmar Uygulamaları
2
4. Geleceğin Mühendisleri Uluslararası Öğrenci Sempozyumu 4th Engineers of Future International Student Symposium
7-8 May/Mayıs 2020, Zonguldak, Turkey/Türkiye
https://efis.beun.edu.tr/
GÜNCEL MEVZUAT ÇERÇEVESİNDE KIYI VE MÜLKİYET İLİŞKİLERİNİN İNCELENMESİ
Ali KOCABIYIK¹, Hakan AKÇIN²
¹Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 67100 Zonguldak
²Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, Geomatik Mühendisliği Bölümü, 67100 Zonguldak Zonguldak Bülentecevit Üniversitesi, Zonguldak, Türkiye
[email protected], [email protected]
ÖZET
Deniz, göl ve nehirlerimize ilişkin kıyılar üzerindeki baskı ve talep her yeni gün artmaya devam etmektedir.
Başta Anayasa ve Medeni Kanun olmak üzere, güncel mevzuatta yer alan Kadastro Kanunu ve Kıyı Kanunu’nda kıyıların devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu açık ve net şekilde hükme bağlanmıştır.
Ancak, kadastro çalışmalarında bu kural göz ardı edilerek özel mülkiyete konu edilmekte, kıyı kenar çizgisi kadastro çalışmalarından sonra belirlenmekte, aceleci çalışmalar yapılmaktadır. Halen tespiti yapılmayan kıyı kenar çizgisi sınırlarının mülkiyet sınırları ile çakıştırılması durumunda ortaya çıkardığı ve çıkaracağı sonuçlar güncel mevzuat ve mülkiyet yönüyle ele alınmış, kıyı kullanımında geçmişte yapılan hatalar zincirine bir halka eklenmesine engel olacak mevzuatın yetersiz olduğu düşünülen yönleri tartışmaya açılmıştır.
Anahtar Kelimeler : Kadastro, Kıyı, Kıyı Kenar Çizgisi, Mülkiyet, Kamu Yararı
3
4. Geleceğin Mühendisleri Uluslararası Öğrenci Sempozyumu 4th Engineers of Future International Student Symposium
7-8 May/Mayıs 2020, Zonguldak, Turkey/Türkiye
https://efis.beun.edu.tr/
Arazi ve Arsa Düzenlemelerinde Taşınmaz Değerleri Kullanılarak Derece Dönüşüm Esaslı Bir Uygulama Stratejisi Geliştirme
Sercan Aksoy¹, Hakan Akçın²
¹ZBEÜ Fen Bilimleri Enstitüsü
²ZBEÜ Geomatik Mühendisliği
Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, Zonguldak, Türkiye [email protected], [email protected]
ÖZET
Arazi ve arsa düzenlemesi, planlı şehircilik ilkeleri kapsamında uygulaması yerel yönetimlerce en çok tercih edilen, aynı uygulamayla birçok parselin, parsel maliklerinden izin alınmaksızın imar planındaki notlara göre parselasyon yapılarak yapılaşmaya uygun hale getirilmesine olanak sağlayan yöntemdir.
Uygulamalar alan esaslı yapılmakta olup her parselde eşit oranda değer artışı olduğu kabul edilmektedir.
Fakat bu durum her zaman her uygulamada sağlanamamakta bazı parsellerde diğer parsellere göre daha farklı değer artışı yaşanarak hukuk dilinde haksız zenginleşmeye yol açmaktadır. Bu çalışma ile değer esaslı uygulama modeline geçmeye yönelik bir uygulama stratejisi ele alınacaktır.
Anahtar Kelimeler : Arsa ve Arazi Düzenlemesi, Değer Esaslı Uygulama Modeli, Taşınmaz Değerleme
4
4. Geleceğin Mühendisleri Uluslararası Öğrenci Sempozyumu 4th Engineers of Future International Student Symposium
7-8 May/Mayıs 2020, Zonguldak, Turkey/Türkiye
https://efis.beun.edu.tr/
İmar Uygulamalarında İptal Edilen Parselasyon Çalışmalarının Uygulama Öncesi Haline Geri Dönüşümü Probleminin İncelenmesi
Bülent Yıldırım¹, Hakan Akçın²
¹ZBEÜ Fen Bilimleri Enstitüsü
²ZBEÜ Geomatik Mühendisliği
Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, Zonguldak, Türkiye [email protected]., [email protected]
ÖZET
Onaylı 1/1000 ölçekli uygulama imar planları üzerinde yapılan arazi ve arsa düzenlemesi, bir parselasyon çalışması olup, resen yapılan idari işlemlerdir. Bu durumundan dolayı mülk sahipleri ile ihtilaflar kaçınılmazdır. Parselasyon çalışmaları, 3194 sayılı kanun 18. Maddesi ışığında uygulama yönetmeliğine göre yapılan düzenlemelerin bütünüdür. Parselasyon çalışmasının idari yargı tarafından hukuka aykırı bir işleminin tespiti durumunda parselasyon çalışmasının iptali oluşur ve bu durumda idare tarafından iptali ile ilgili uygulama geri dönüşüm işlemleri gerektirir. Bu çalışma; parselasyon çalışmalarının iptal gerekçelerindeki yargı kararları ve iptal kararı üzerine belediyelerin izlemesi gereken yollar, parselasyon çalışmalarının geri dönüşümü üzerine kanuni eksikliklerin ve belediyelerin izlemesi gereken yollar üzerine hazırlanmıştır.
Anahtar Kelimeler : Parselasyon Planları İptali, Geri Dönüşüm Yöntemleri, İdari Yargı
5
4. Geleceğin Mühendisleri Uluslararası Öğrenci Sempozyumu 4th Engineers of Future International Student Symposium
7-8 May/Mayıs 2020, Zonguldak, Turkey/Türkiye
https://efis.beun.edu.tr/
TTK Karadon T.İ.M İçin Verimlilik Stratejileri
Melis Esra KARASU¹, Olgay YARALI²
¹Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi
²Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi
Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, Zonguldak,Türkiye melisesra1990@hotmail. com, [email protected]
ÖZET
Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK), üretim faaliyetleri İle Zonguldak şehrine sağladığı ekonomik ve sosyal katkı nedeniyle çok önemli ve köklü bir kuruluştur. Kurumda son yıllarda eskiye göre daha az personelin çalışması ve üretimin azalması, Zonguldak şehri için büyük tehdit oluşturmaktadır. Bu çalışmada, kurumun en fazla iş gücü potansiyeline ve üretim miktarına sahip, Karadon Müessesesinin; mali durumu, galeri ilerlemeleri ve randıman değerleri incelenmiştir. Bu incelemeler ile müessese üzerinde olumsuz mali etkisi olan gider kalemleri tespit edilerek, zarara neden olan durumların nasıl ortadan kaldırılacağı konusunda, verimlilik stratejileri belirlenmiştir. Çalışmada kuruma ait iş zekası ve TTK uygulamaları modüllerinden, Bilanço tablolarından yararlanılmıştır. Sonuç olarak, Karadon Müessesesi için verimliliği ve üretimi artırmaya yönelik önerilerden bahsedilmiştir.
Anahtar Kelimeler : Verimlilik, üretim, işçi sayısı, bilanço, strateji
6
4. Geleceğin Mühendisleri Uluslararası Öğrenci Sempozyumu 4th Engineers of Future International Student Symposium
7-8 May/Mayıs 2020, Zonguldak, Turkey/Türkiye
https://efis.beun.edu.tr/
Piksel Ve Nesne Tabanlı Sınıflandırma Metodları Kullanılarak Rasat ve Landsat8 Uydu Görüntülerinden Detay Çıkarımı
Muharrem Çetin¹, Eray Köksal²
¹Geomatik Mühendisliği
²Geomatik Mühendisliği
Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, Zonguldak, Türkiye [email protected], [email protected]
ÖZET
Uzaktan algılama teknolojileri ile yeryüzü topoğrafyasından yansıyan ışınların algılanması ve geniş kapsama alanı ile son yıllarda tüm Dünyada kullanımı artmıştır. Ülkemizde Uzaktan Algılama teknolojileri 2000’li yıllardan itibaren geliştirilmeye başlamıştır.. Bunun sonucunda BİLSAT, RASAT, Göktürk 2 ve Göktürk 1 uydusu geliştirilmiştir. RASAT uydusu tasarımı ve üretimi Türkiye'de gerçekleştirilen ilk yer gözlem uydusudur. Landsat 8 NASA ve USGS (U.S. Geological Survey) arasındaki işbirliği ile Landsat 7’nin yörüngesine katılmış olup çektiği
görüntülerin yanında bilimsel verilerde sağlamaktadır. Bu çalışmada Zonguldak iline ait Rasat ve Landsat 8 uydu görüntüleri ile piksel ve nesne tabanlı sınıflandırma yapılmıştır. Aynı ay ve yıla ait tarihlerde alınarak işlenen Rasat ve Landsat 8 uydu görüntüleri sınıflandırılarak analiz edilmiştir.
Piksel tabanlı sınıflandırma, piksellerin spektral yakınlığına göre karşılaştırılması işlemidir[1]. Çalışmada kontrollü ve kontrolsüz sınıflandırma işlemi yapılmıştır. Kontrollü sınıflandırmada örneklem alanlar operatör tarafından seçilir. Kontrolsüz sınıflandırmada ise yazılımın piksellerin RGB değerlerine göre otomatik olarak yapılır. Bu iki sınıflandırma ile elde edilen İki veri seti birbiri ile karşılaştırılarak analiz edilmiştir.
Nesne Tabanlı Sınıflandırmada görüntüdeki pikseller şekil, renk, ölçek ve şekil parametrelerine göre gruplandırılarak segmentasyon işlemi uygulanır[2]. Segmentasyon işlemi iki görüntü için uygulanmıştır.
Sonuçları değerlendirilerek analiz edilmiştir.
Bu analizler ile beraber aynı bölgeye ait NDVI (Bitki Örtüsü İndeksi) analizi yapılmıştır.
Anahtar Kelimeler : Sınıflandırma, Uydu Görüntüleri, Uzaktan Algılama
7
4. Geleceğin Mühendisleri Uluslararası Öğrenci Sempozyumu 4th Engineers of Future International Student Symposium
7-8 May/Mayıs 2020, Zonguldak, Turkey/Türkiye
https://efis.beun.edu.tr/
Piksel Ve Nesne Tabanlı Sınıflandırma Metodları Kullanılarak Göktürk 1 Uydu Görüntülerinin Değerlendirilmesi
Muharrem Çetin¹, Eray Köksal²
¹Geomatik Mühendisliği
²Geomatik Mühendisliği
Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, Zonguldak, Türkiye [email protected], [email protected]
ÖZET
Uzaktan algılama teknolojileri ile yeryüzü topoğrafyasından yansıyan ışınların algılanması ve geniş kapsama alanı ile son yıllarda tüm Dünyada kullanımı artmıştır. Ülkemizde Uzaktan Algılama teknolojileri 2000’li yıllardan itibaren geliştirilmeye başlamıştır.. Bunun sonucunda BİLSAT, RASAT, Göktürk 2 ve Göktürk 1 uydusu geliştirilmiştir. Göktürk 1 uydusu ülkemizi yüksek çözünürlüklü görüntü ihtiyacını karşılayabilmektedir. Bu çalışmada Zonguldak iline ait Göktürk 1 uydu görüntüleri ile piksel ve nesne tabanlı sınıflandırma yapılmıştır. Görüntüler sınıflandırma (L6 seviye görüntü) işleminden önce geometrik ve radyometrik düzeltmeleri yapılarak ortofoto (L3A seviye görüntü) aşamasına getirildi. İki farklı tarihlerde alınarak işlenen Göktürk 1 uydu görüntüleri Piksel Ve Nesne Tabanli Yöntemler ile sınıflandırılarak analiz edilmiştir.
Anahtar Kelimeler : Sınıflandırma, Uydu Görüntüleri, Uzaktan Algılama
8
4. Geleceğin Mühendisleri Uluslararası Öğrenci Sempozyumu 4th Engineers of Future International Student Symposium
7-8 May/Mayıs 2020, Zonguldak, Turkey/Türkiye
https://efis.beun.edu.tr/
Akustik İskandil ve Uzaktan Algılama Teknikleri kullanılarak Batimetrik Harita Üretimi; Filyos Limanı Örneği
Anıl Sağdıç¹, Kurtuluş Sedar Görmüş², Eray Köksal³, Beste Kılıç Güngör⁴
¹GEOMATİK MÜHENDİSLİĞİ
²GEOMATİK MÜHENDİSLİĞİ
³GEOMATİK MÜHENDİSLİĞİ
⁴GEOMATİK MÜHENDİSLİĞİ Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi
[email protected], [email protected], [email protected], [email protected]
ÖZET
Derinlik belirleme anlamına gelen iskandil yöntemi, teknolojinin de gelişimi ile değişikliklere uğramıştır.
Uzunluğu bilinen lata çubukları ve ip ile belirlenen derinlikler günümüzde akustik ses dalgaları kullanılarak belirlenmektedir. Bu sayede nispeten daha derin suların da batimetrik haritaları üretilebilmektedir. Akustik iskandil denilen bu yöntemde bir su üstü aracının su altı topografyasına göndermiş olduğu ses dalgalarının gidiş-geliş süresi ölçülür. Suda yayılan ses hızı da biliniyorsa derinlik belirlenmiş olur. Bu derinlik ölçüm verileri noktasal bazda olmaktadır. Bu yüzden büyük bir alanın batimetrik harita üretimi uzun ve zahmetli olmaktadır. Bu nedenle Akustik iskandil yöntemine bir alternatif olarak uzaktan algılama teknikleri kullanılabilir. Bu teknikte multispektral uydu görüntüleri kullanılmaktadır. Amerika Birleşik Devleti (ABD) Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi (NOAA) tarafından geliştirilen Log Ratio Transformation (LRT) yöntemi, oran dönüşüm algoritmasını kullanmaktadır. Bu yöntem uzaktan algılama ile su derinliğinin hesaplanmasında en etkili analiz yöntemi olarak görülmektedir.
Çalışmada Zonguldak Filyos Antik Limanı örnek bölge olarak belirlenmiştir. Bölgeye ait güncel Landsat-8 uydu görüntüleri üzerinden LRT yöntemi kullanılarak üretilen batimetrik harita, aynı alanın akustik iskandil ile gerçekleştirilen batimetrik haritası ile karşılaştırılarak yöntemlerin kullanılabilirliği analiz edilecektir.
Farklı tekniklerle üretilen iki batimetrik haritanın karşılaştırılmasında, sahada belirli alanlarından ip iskandil yöntemi ile alınan veriler de derinlik kalibrasyonu için kullanılacaktır.
Anahtar Kelimeler : Batimetri, Landsat-8, Uzaktan Algılama
9
10
11
12
13
14
4. Geleceğin Mühendisleri Uluslararası Öğrenci Sempozyumu 4th Engineers of Future International Student Symposium
7-8 May/Mayıs 2020, Zonguldak, Turkey/Türkiye
https://efis.beun.edu.tr/
BATİMETRİK HARİTA ÜRETİMİNDE HATA ANALİZİ VE DENEYSEL UYGULAMASI
Ceren SERBEST¹, Kurtuluş Sedar GÖRMÜŞ², Seda KARTAL KARADENİZ³, Şenol Hakan KUTOĞLU⁴, Volkan AKGÜL⁵, Rıfat HACIOĞLU⁶
¹Geomatik Mühendisliği
²Geomatik Mühendisliği
³Elektrik Elektronik Mühendisliği
⁴Geomatik Mühendisliği
⁵Geomatik Mühendisliği
⁶Elektrik Elektronik Mühendisliği
Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, Zonguldak, Türkiye
[email protected], [email protected], [email protected], [email protected], [email protected], [email protected]
ÖZET
Dünyanın yüzde 70’inden fazlası sularla kaplı olmasına rağmen, en az keşif yapılan alanlar deniz ve okyanus tabanlarıdır. Su altı haritalarının birçok sivil ve askeri çalışmalardaki kullanımı büyük öneme sahiptir.Derinliklerin belirlenmesinde farklı yöntemler kullanılmakta olup bunlardan biri de iskandil yöntemidir. İskandil yöntemi teknolojinin gelişimine paralel olarak geçmişten günümüze gelişim göstermiştir. Gelişimin son noktasında akustik iskandil yöntemi yer almaktadır. Bu yöntemde ses dalgalarının su içerisindeki hızı ve seyahat süresine bağlı olarak derinlik belirlenmeye çalışılır. Su yüzeyi durağan olmadığından bu gözlemleri gerçekleştirmek oldukça güç olup, elde edilen veriler ise çeşitli hatalar ile yüklüdür.
Bu çalışmada seçilen bir test alanında insansız su üstü aracı ile aynı hat üzerinde ölçü çifti olarak gerçekleştirilen, batimetrik gözlemler sonucu elde edilen veriler değerlendirilmiştir. Su üstü aracı hareket ederken dalgalardan dolayı sallanması ve bu salınıma bağlı olarak alınan verilerin gerçekteki konumundan hatalı olarak alındığı görülmüştür. Gerekli hata analizleri yapılarak ölçü çiftlerinin birbirlerine bağlı olarak iyileştirilmesi üzerine, hata miktarını en aza indirgemiş şekilde sualtı haritasının çıkarılması hedeflenmiştir.
Anahtar Kelimeler : İnsansız Su Üstü Aracı, Batimetrik Veri, İskandil
15
4. Geleceğin Mühendisleri Uluslararası Öğrenci Sempozyumu 4th Engineers of Future International Student Symposium
7-8 May/Mayıs 2020, Zonguldak, Turkey/Türkiye
https://efis.beun.edu.tr/
Yığın Liçi ile Altın (Au) Kazanımında Yığın Özelliklerinin İyileştirilmesi
Aminullah Rashidi¹, Serdar YIlmaz²
¹Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Maden Mühendisliği Anabilim Dalı
²Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Maden Mühendisliği Bölümü Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, Zonguldak, Türkiye
[email protected] , [email protected]
ÖZET
Bilindiği üzere; endüstriyel bir uygulama olan yığın liçi yöntemi, düşük tenörlü ve büyük rezervli altın yatakları için uygulanan bir yöntemdir. Ortalama tane boyutu 6 – 12 mm olan malzeme yığına serilmektedir. Ancak daha ince boyutlarda ise bu durum siyanürün cevherle etkileşiminde sorunlar yaratmaktadır. Çünkü yığın içerisindeki ince boyutlu taneler geçirimsiz bir tabaka oluşturmakta ve böylece çözelti, kendine bir yol bularak akışını tamamlamaktadır. Bunun sonucunda ise altın çözünme verimi de doğal olarak düşmektedir.
Çalışmamızda; ortalama tenörü yaklaşık 1,28 ppm olan Uşak - Kışladağ bölgesinde bulunan cevher yatağından alınan numuneler kullanılmış, deneyler Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Maden Mühendisliği Bölümü Cevher Hazırlama Laboratuvar’ında kurulan “Geçirgenlik Deney Seti” ve “Kolon Liç Deney Seti” ‘nde gerçekleştirilmiştir.
Deneysel çalışmamızda, atın çözünme verimini artırmak için numunenin tane boyutu normal yığına beslenen boyutun altına indirilerek, ince boyutlu cevher, kalker kayacı gibi atıkla belirli oranlarda karıştırılarak geçirgenlik deneyleri gerçekleştirilmiştir. Geçirgenlik deneyleri sonucunda; en verimli kalker boyutu -10+5 mm boyut gruplu malzemelerle olmuştur. Buradan elde edilen bulgulara göre de numuneler ile kalker belirli oranlarda karıştırılarak liç işlemlerinin gerçekleştirilmesi amacıyla kolonlara beslenmiştir.
Yapılan deneysel çalışmalar sonucunda %63 gibi bir altın çözünme verimi elde edilmiştir. Böylelikle ince boyut varlığının geçirgenlik üzerindeki olumsuz etkisi giderilerek, siyanür çözeltisinin malzeme üzerinde homojen şekilde akışının sağlanması gerçekleştirilmiş ve Uşak-Kışladağ Altın Madeni’nde fiili olarak yığın liçine beslenen cevherin tane boyutu, 2,36 mm’nin altına indirilerek tane serbestleşmesinin artırılması sağlanmış ve yüksek altın çözünme verimi elde edilmiştir.
Anahtar Kelimeler : Altın, Yığın Liçi, Kolon Liçi Seti, Geçirgenlik, Siyanür, Altın Çözünme Verimi
16
17
18
19
20
4. Geleceğin Mühendisleri Uluslararası Öğrenci Sempozyumu 4th Engineers of Future International Student Symposium
7-8 May/Mayıs 2020, Zonguldak, Turkey/Türkiye
https://efis.beun.edu.tr/
Kent ve Kentleşme Özelinde Osmaniye İlimizde Yaşanan Mekansal Sorunlara CBS Destekli Çözüm Önerileri
Fatih UÇAR¹, Eray KÖKSAL²
¹Geomatik Mühendisliği Anabilimdalı
²Geomatik Mühendisliği Anabilimdalı
Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, Zonguldak, Turkey [email protected], [email protected]
ÖZET
İnsan, sosyal bir varlık olması gereği diğer insanlarla etkileşime girmiş bu etkileşimler zamanla bir arada yaşam kurgusunun gelişmesine sebep olmuştur. İnsanlar bir arada yaşam olgusunu sadece kendi cinsleri ile değil aynı ortamda var oldukları çevresel etkenlerle ve diğer canlılarla da etkileşime girmek suretiyle belirlemişlerdir. İşte tam da bu noktada “kent” dediğimiz tarihi neredeyse insanlık kadar eski olan bir tanım karşımıza çıkar. Kent; farklı insan karakterlerini, yaşam tarzlarını, sosyal sınıfları, kültürel değişkenleri ve birbirinden çok farklı ekonomik gelir gruplarını, dolayısı ile çok karmaşık bir yapıyı niteleyen yaşam sahasıdır. Bu noktada farklı iş kollarının kendilerine var olabilme imkânı bulduğu kentlerde insanların yaşamsal ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri için kendi özelinde yeterli nitelikte ve nicelikte iş gücü personellerine ihtiyacı ortaya çıkar.
Sanayileşme öncesinde kırsal ekonomik yaşam temelinde hayat bulan mekânsal yerleşimler, sanayileşme ile birlikte daha karmaşık yaşam formlarının gözlendiği kentlere dönüşmüştür. Cumhuriyet’ in ilanı sonrası birçok alanda yeniden yapılanmakta olan Türk devleti, halkının refahını ve ülkesel anlamda kalkınmayı ön plana alarak endüstriyelleşme ve sanayileşme alanında devlet eli ile birçok tesis kurup işleterek kalkınmayı hedeflenmiştir. Dünyada ve ülkemizde zamanla kentlilerin işgücü, sanayi çarklarını ayakta tutmaya sayıca yetememiş, bunun sonucunda gereken iş gücü kırsal alanda yaşayan halkın kentlerde yaşamaya yönlendirilmesi ve üretim sektöründe istihdamı ile karşılanmaya çalışılmıştır. Kırsaldan kente zoraki bu göç hareketi ileride kentleşme sorunlarına temel teşkil edecek olan “çarpık kentleşme” sorununu ve bunun çözümü için de “kentsel dönüşüm” kavramlarının ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır.
Üretim sektöründeki ulusal ve küresel bu gelişim aynı zamanda tüketim denilen bir tanımı da beraberinde getirerek “tüketim toplumu” kavramını hayatımıza sokmuştur. Özellikle 1950 – 1980 yılları arasında Dünyada ve ülkemizde yerel ya da devlet yönetim organlarının kentsel planlamada direkt etkili olduğu düşünülürse, “çarpık kentleşme” ya da kent mekânlarında “çöküntü alanları” oluşması gibi kentsel sorunların kaynağında, tüketim algısı gelişmiş insan topluluklarından öte, kentlerde yaşayan bu insan topluluklarının, iskân, sanayi, dinlenme, alış- veriş, tarım, ulaşım, ibadet ve kamu hizmetleri gibi yaşamsal ihtiyaçlarını düşünerek, gereken özen, hassasiyet, değişime açıklık ve sürdürülebilirlik konularında kentsel mekân planlamalarının ve dolayısı ile kentsel kalkınma süreçleri yönetimlerinin ilgili kurum ve kuruluşlarca olması gerektiği şekilde yapılamadığı söylenebilir.
Osmaniye, Adana’ ya bağlı bir ilçe olarak konumlanmışken, il olarak teşkilatlandırılması ile birlikte kendi kendine yetebilen bir şehir ekonomisi yaratma yönünde adımlar atmıştır. Sanayi, ticaret ve tarım üretimine dayalı kentsel kalkınmayı yürütme çalışmalarında kentsel mekânların uygun şekilde planlanamaması sebebi ile güncel hâlihazır ve İmar planlarında çarpık kentleşme ya da çöküntü alanları olarak nitelendirilebilecek mekânsal deformasyonlar görülmektedir. Bu mekânsal deformasyonların, kentin fiziki, sosyal, kültürel ve ekonomik parametreleri de göz önüne alınarak, yeniden geliştirme, rehabilite etme, mekânsal bütünleşme ve yeniden canlandırma gibi kentsel dönüşüm yöntemleri ile Coğrafi bilgi sistemlerinin (CBS) eğim analizleri, alt yapı analizleri, mülkiyet yapısı gibi sorgulama yeteneği ile entegre edilmesi sonucu kentsel mekânlardaki çöküntü alanlarının giderilmesine yönelik pilot uygulama yapılmıştır.
Anahtar Kelimeler : Kent, Çarpık Kentleşme, Kentsel Dönüşüm, Kentsel Planlama, Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS)
21
4. Geleceğin Mühendisleri Uluslararası Öğrenci Sempozyumu 4th Engineers of Future International Student Symposium
7-8 May/Mayıs 2020, Zonguldak, Turkey/Türkiye
https://efis.beun.edu.tr/
Türkiye’deki Kıyı Erezyonlarının Zamansal Analizi “Karasu Örneği”
Oğuzhan AKDOĞAN¹, Şenol Hakan KUTOĞLU², Kurtuluş Sedar GÖRMÜŞ³
¹ ²
³
Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, Zonguldak, Türkiye
[email protected], [email protected], [email protected]
ÖZET
Kıyı bölgesi denilince genelde hava, kara ve denizin ortak etkileşimine maruz kıyı şeridi olarak anlaşılmaktadır. Diğer bir deyişle, dalga hareketlerindeki kinematik etkilerin hissedildiği deniz tabanı ile kıyı çizgisinin kara tarafından etkileşim mekaniğinin sona erdiği nokta arasındaki kıyı profilinin oluşturduğu deniz ve kara parçası olarak tanımlanır.
Kıyı kullanımı Türkiye’de önemi giderek artan sorunlardan biridir. Bu olumsuz gelişmelerin ana nedenlerinden biri ise kıyılarımızın doğal ve jeomorfolojik temel özelliklerinin bilgisizlik, umursamazlık ve kazanç hırsı ile gözardı edilmesidir. Sakarya İlinin Karadeniz kıyısında bulunan, turizm ve sanayileşme yolunda ilerleyen Karasu İlçesi, son 15 yılda büyük bir kıyı erozyonu ile karşı karşıya kalmıştır. Artan erozyon son yıllarda ilçe merkezindeki yerleşim bölgelerini tehdit eder bir boyuta ulaşmıştır.
Bu çalışmada yıllara göre kıyıdaki değişimler gözlenmiş ve analiz edilmiştir. Bu amaçla yüksek çözünürlüklü uydu görüntüleri değerlendirilmiş, GNSS ölçümleri yapılmış ve insansız hava aracı ile fotogrametrik değerlendirme yapılmıştır. Çeşitli zamanlarda elde edilen veriler değerlendirilmiş ve kıyı şeridinin yerleşim birimlerine 100-130 m bandına kadar içeriye girdiği gözlemlenmiştir.
Araştırma sonucu elde edilen veriler neticesinde oluşan erozyonun büyük çoğunluğu Karasuda sahile inşaa edilen liman kaynaklı olduğu, bunun yanı sıra Karasu sahilini besleyen ve Sakarya nehri vasıtasıyla taşınan kum-çakıl oranının ciddi miktarda azaldığı görülmektedir. Nehir üzerine kurulmuş baraj, hidroelektrik santralleri ve kum ocakları sebebiyle taşınan sediment miktarı %40-65 miktarında azalmıştır.
Anahtar Kelimeler : Kıyı, Erozyon, Zamansal değişim, Uydu görüntüsü, Sediment, GNSS
22
4. Geleceğin Mühendisleri Uluslararası Öğrenci Sempozyumu 4th Engineers of Future International Student Symposium
7-8 May/Mayıs 2020, Zonguldak, Turkey/Türkiye
https://efis.beun.edu.tr/
SERAMİK SAĞLIK GEREÇLERİ SEKTÖRÜNDE KULLANILAN İTHAL ŞAMOT MALZEMESİNİN YERLİ HAMMADDELER İLE ÜRETİLMESİ VE
GELİŞTİRİLMESİ
MUHAMMED TALHA KÖSEOĞLU¹, NAZIM KUNDURACI²
¹METALURJİ VE MALZEME MÜHENDİSLİĞİ ABD
²METALURJİ VE MALZEME MÜHENDİSLİĞİ ABD
ZONGULDAK BÜLENT ECEVİT ÜNİVERSİTESİ, ZONGULDAK, TÜRKİYE [email protected], [email protected]
ÖZET
Seramik Sağlık Gereçleri (SSG); metalik olmayan ve inorganik hammaddelerin belirli oranlarda karıştırılarak akışkan bir çamur haline getirilmesi, daha sonra da bu karışımın alçı veya sentetik reçine kalıplarda şekillendirilerek 1200-1250 °C aralığında pişirilmesi ile elde edilen ve su emme değeri % 0,5’in altında olan ürünlerdir. Kil, kaolen, kuvars, feldspat gibi inorganik hammaddeler temel yapıyı oluşturur.
Beyaz veya renkli lavabo, ayak, klozet, rezervuar, bide, hela taşı, pisuar ve duş teknesi ürün yelpazesinin başlıca ürünleridir.
Seramik sağlık gereçleri sektöründe üretilen ürünler için iki farklı çamur kullanılmaktadır. Bu çamurlar;
vitrifiye çamurları ve fine fire clay (FFC) çamurlarıdır. Uzun ebatlı ve düşük pişme deformasyonun gerekliliği bulunan lavabo türü ürünler FFC çamurları ile üretilmektedir. FFC ürünlerine yüksek mukavemet ve düşük deformasyon davranışını reçete içerisindeki şamot hammaddesinin sağladığı bilinmektedir.
Şamot malzemesinin sağladığı bu önemli özelliklerin yanı sıra, üretici firmaların azlığı ve yurt dışından ithal ediliyor olması yüksek maliyet ve ekonomik istikrarsızlıkları beraberinde getirmektedir.
Bu çalışmada, seramik sağlık gereçleri sektöründe Türkiye’deki firmaların rekabet gücünün arttırılması ve dünyada büyük bir pazar açığı olan şamot sektörüne yerli kil ve kaolenler kullanılarak alternatiflerin sunulması amaçlanmıştır.
Anahtar Kelimeler : Şamot; Yerli Üretim; Maliyet Avantajı ve Rekabet Gücü
23
24
25
26
27
4. Geleceğin Mühendisleri Uluslararası Öğrenci Sempozyumu 4th Engineers of Future International Student Symposium
7-8 May/Mayıs 2020, Zonguldak, Turkey/Türkiye
https://efis.beun.edu.tr/
Dalga Enerjisi ile Elektrik Üretimi
Tarık YILMAZ¹, Serkan KURT², Mustafa SÜMER³, Tayfun Bora DOĞU⁴, Ali NARİN⁵
Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, Zonguldak, Turkey
[email protected], [email protected], [email protected], [email protected], [email protected]
ÖZET
Çevreye zarar vermeyen doğal, temiz ve sürekli yenilenebilir enerji türlerinin başlıcalarından biri dalga enerjisidir. Dalga enerjisi, ilk yatırım ve bakım giderlerinden başka masrafı olmayan, doğaya her hangi bir kirletici unsur bırakmayan, ucuz, temiz, çevreci ve büyük potansiyele sahip bir enerji kaynağıdır. Bu alandaki enerji programları Avrupa ülkelerinde sürekli geliştirilmektedir. Üç tarafı denizlerle çevrili Ülkemiz için de dalga enerjisi, enerji sıkıntısı çektiğimiz şu günlerde ve ileriki yıllarda bir çözüm olabilecek durumda olmasına rağmen, Türkiye’de aktif bir sistem bulunmamaktadır. Bu çalışmada, dalganın dikey hareketinden faydalanarak elektrik üretilmesi amaçlanmaktadır. Diğer bir ifadeyle, dalganın gün boyu oluşturduğu gel-git enerjisini elektrik enerjisine dönüştürerek insanlara faydalı hale getirmektir. Bunun için bir jeneratör yapılması planlanmıştır. Jeneratörün içinden doğrusal olarak geçen neodyum mıknatısla bobin uçlarından elektrik enerjisi elde edilecektir. Sistemde mıknatısın dikey hareket etmesi sağlanacaktır.
Mıknatısın dikey hareketi şamandıra kullanılarak tasarlanan mekanik sistem ile yapılması planlanmıştır.
Dalganın gel-git özelliğinden faydalanarak mıknatısın bobinin içinde dikey hareket etmesi sağlanacaktır.
Mıknatısın bobininin içindeki dikey hareketi ile gerilim endüklenecektir. Kullanılacak olan bobin mekanizma sayısı arttırılarak, sürekli ve daha yüksek gerilim elde edilmesi sağlanacaktır. Oluşturalan sistemin çıkışından alternatif akım ve gerilim üretilecektir. Elde edilen alternatif gerilim diyotlarla yapılan tam dalga doğrultucu devresinde doğrultulduktan sonra regülator devresiyle sabitlenerek kullanıma hazır hale getirilip şarj devresi ile akü üzerinde depolanacaktır. Tasarlanan sistemin ürettiği güç göze alındığı zaman, daha büyük tesisler kurulduğunda üretilebecek enerji miktarı da aynı şekilde artacaktır. Bu yönüyle, boş olan kıyılarımızın bu şekilde enerji üretiminde kullanımı hem çevre kirliliğini azaltacak hem az maliyetle temiz enerjinin elde edilmesi, ekonomik açıdan da fayda sağlayacağı düşünülmektedir.
Anahtar Kelimeler : Dalga enerjisi, Yenilenebilir enerji, Jenaratör, Neodyum Mıknatıs, Enerji Üretimi
28
4. Geleceğin Mühendisleri Uluslararası Öğrenci Sempozyumu 4th Engineers of Future International Student Symposium
7-8 May/Mayıs 2020, Zonguldak, Turkey/Türkiye
https://efis.beun.edu.tr/
The investigation of natural organic matter removal from Ulutan Dam in Zonguldak city by combined coagulation process
Kadir ÖZDEMİR, Furkan PULAT²
¹Çevre Mühendisliği
²Çevre Mühendisliği
Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, Zonguldak, Turkey [email protected], [email protected]
ÖZET
In recent years, carbon nanomaterials (CNTs) have been used widely for water treatment as promising adsobents. In this paper, combined coagulation process using single-walled carbon nanotubes (SWCNTs) and multi-walled carbon nanotubes (MWCNTs) was employed for the removal of natural organic matter(NOM) from drinking water sources. In this study, the water samples for experimental analyses were collected from Ulutan Dam water (UDW) used as drinking water source in four seasons. Ulutan dam was used as drinking water source and it provides nearly 34.000 m3 of raw water to the drinking water treatment plant of Zonguldak city. Jar testing was carried out to determine the coagulation capacity of each carbon nanomaterial and also polyaluminium chloride (PACl) and aluminum sulfate (alum) were used as conventional coagulants. The removal of NOM was evaluated by ultraviolet absorbance at 254 nm (UV254) and dissolved organic carbon (DOC). The maximum removal was observed with combined SWCNTs and PACl in winter (88.22% DOC and 90.82% UV254). In spring and fall, DOC (80.12% and 83.
53%) and UV254 (82.17% and 84.81%) removal was highest when using PACl with MWCNTs. The DOC removal was lowest in summer (45–50% for alum and 52–58% for Alum). UV254 removal was similar to DOC removal for combined coagulation in summer. Hydrophobic NOM in winter ULW samples is more easily removed by SWCNTs than by MWCNTs. On the other hand, the removal percentage of the hydrophilic portion of NOM is very low or coagulation with only alum or PACl, but the removal increases significantly with the combined coagulation. The results of this study demonstrate that combined coagulation process using carbon nanomaterials can be effective in removing NOM from drinking water sources as shown in UDW.
Anahtar Kelimeler : Natural organic matter, Coagulation, Carbon nanotubes, Drinking water, Water treatment
29
4. Geleceğin Mühendisleri Uluslararası Öğrenci Sempozyumu 4th Engineers of Future International Student Symposium
7-8 May/Mayıs 2020, Zonguldak, Turkey/Türkiye
https://efis.beun.edu.tr/
Sayısal Arazi Modeli Oluşturmada Eğim Gruplarına Göre En Uygun Nokta Sayısı Tespitinin Araştırılması
Neslihan SARIKAYA¹, Muhammet Mustafa EROĞLU², Ömer Gökberk NARİN³, Mevlüt GÜLLÜ⁴
¹Harita Mühendisliği Bölümü
²Harita Mühendisliği Bölümü
³Harita Mühendisliği Bölümü
⁴Harita Mühendisliği Bölümü
Afyon Kocatepe Üniversitesi, Afyonkarahisar, Turkey
[email protected], [email protected], [email protected], [email protected]
ÖZET
Haritacılık sektöründe geçmişten günümüze konumsal bilgilerin modellenmesi ve ara değerlerin elde edilmesi sektör açısından önem arzetmektedir. Özellikle zorlu arazi koşullarında ve insan gücünün yeterli olmadığı yerlerde ölçümlerin kolaylaştırılması için ara değerlerin üretilmesi gerekmektedir. 3 boyutlu haritaların hazırlanmasında, Coğrafi Bilgi Sistemlerine (CBS) altlık oluşturulmasında, kübaj hesaplarında Sayısal Arazi Modeli (SAM)’nin doğruluğu önemlidir ve irdelenmesi gereken bir konudur. SAM, yeryüzünü modellemek için araziye ait konum ve kot bilgisinden yararlanılarak hesaplanan matematiksel bir yüzeydir.
SAM elde ederken arazideki detay noktalarının çok sık alınması modelin doğruluğu ve hassasiyeti konusunda büyük önem arz etmektedir. Bu çalışmada, belirlenen eğim gruplarına ait oluşturulmuş SAM ile birlikte en uygun nokta sayısının belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma alanının seçiminde farklı 4 eğim gruplarının var olduğu, arazinin çıplak yeryüzüne sahip olması göz önüne alınarak Afyonkarahisar ili Şahitler Tepesi Höyüğü uygun bulunmuştur. Bu çalışmada haritacılık sektörü için yeni nesil teknoloji olan robotik optik ölçme aleti kullanılarak 4 farklı eğim grubunda 0.25, 0.35, 0.45, 0.55, 0.65 m aralıklarla yüzey taraması işlemi gerçekleştirilmiştir. Tarama sonucu eğim gruplarına ait elde edilen noktalar kullanılarak Inverse Distance Weight (IDW), Kriging ve Spline enterpolasyon yöntemleri ile sayısal arazi modelleri üretilmiştir. Eğim gruplarına ait noktaların konum doğruluğunu tespit etmek için GNSS alıcısı yardımıyla kontrol noktası okumaları yapılmış ve üretilen sayısal arazi modellerinden kontrol noktalarına karşılık gelen yükseklik verileri elde edilmiştir. Elde edilen yüksekliklerin konumsal doğruluğu Karesel Ortalama Hata (KOH) ile belirlenmiştir. Her eğim grubu kendi arasında değerlendirilmiştir. Tespit edilen KOH’lar incelendiğinde %12 eğim ve altı arazilerde nokta sıklığının en az 0.55-0.65 m, %12 eğim üstü arazilerde ise nokta sıklığının 0.25 m alınmasının daha iyi sonuç verdiği görülmüştür.
‘Bu çalışma, TÜBİTAK 2209/A Üniversite Öğrencileri Yurtiçi Araştırma Projeleri Destek Programı kapsamında desteklenmektedir.’
Anahtar Kelimeler : SAM, SYM, DEM, Enterpolasyon, KOH
30
4. Geleceğin Mühendisleri Uluslararası Öğrenci Sempozyumu 4th Engineers of Future International Student Symposium
7-8 May/Mayıs 2020, Zonguldak, Turkey/Türkiye
https://efis.beun.edu.tr/
Türkiye’deki Koronavirüs (COVID-19) Pandemisi Seyrinin Matematiksel Modelleme ile Değerlendirilmesi
Kaan Yetilmezsoy¹, Majid Bahramian², Necdet Cem Ayla³
¹Çevre Mühendisliği Bölümü
²Çevre Mühendisliği Bölümü
³Çevre Mühendisliği Bölümü Yıldız Teknik Üniversitesi
[email protected], [email protected], [email protected]
ÖZET
Yeni koronavirüs (COVID-19) pandemisi, ilk olarak Çin’in Hubei eyaletinin yönetim merkezi ve en büyük şehri olan Wuhan kentinde Aralık 2019’da tespit edilmiş olup, tüm dünyayı etkisi altına almış durumdadır.
Bu çalışmanın yapıldığı 25 Nisan 2020 Cumartesi günü itibarıyla dünyada COVID-19 kaynaklı 2,908,206 vaka ve 202,501 ölüm rapor edilmiştir. Ocak 2020’den itibaren Çin dışında da görülmeye başlayan COVID- 19 vakaları, ülkemizde (Türkiye’de) ilk kez 10-11 Mart 2020 tarihinde görülmüş ve 25 Nisan 2020 tarihi itibarıyla Türkiye’nin koronavirüs bilançosu 107,773 vaka ve 2,706 ölüm değerleriyle kayıtlara geçmiştir. Bu çalışma kapsamında, Türkiye’deki koronavirüs pandemisi seyrinin matematiksel açıdan irdelenmesi hedeflenmiş ve ülkemiz için elde edilen verilere göre salgının süreci hakkında bir tahmin modellemesi yapılmıştır. Salgının şu ana kadar Türkiye’de pik düzeyde görüldüğü zaman, enfeksiyonun mevcut hızı ve salgın sonunda maruz kalınabilecek vaka sayısı gibi faktörler göz önüne alınarak toplam vaka sayıları ve enfeksiyon süreci için bir lojistik model önerilmiş ve model parametreleri MATLAB® programı vasıtasıyla Nelder–Mead simpleks doğrudan arama algoritması kullanılarak çözümlenmiştir. Günlük vaka, iyileşme ve ölüm sayısı verileri için önerilen ekponansiyel modeller ise DataFit® programı vasıtasıyla Richardson ekstrapolasyon metodu ve çift hassasiyetli Levenberg–Marquardt yöntemi kullanılarak çözümlenmiş ve enfeksiyonun gidişatı yorumlanmıştır. Mevcut veri seyrinin ekstrem durumlar (kural ihlalleri, yeni salgın dalgası, vb.) olmaksızın benzer şekilde ilerlemesi durumunda, Türkiye’deki COVID-19 kaynaklı günlük vakaların Mayıs 2020’nin ilk haftası itibarıyla 1000’in altına ve son haftası itibarıyla da 100’ün altına inebileceği öngörülmüştür. Tahmin sonuçları, ülkemizdeki salgın sonunda 120,000’in üzerinde maruz kalınmış vaka olabileceğini ve enfeksiyonların sayısal anlamda sona ermesi sürecinin ise Haziran 2020’nin son haftasını bulabileceğini göstermiştir.
Anahtar Kelimeler : Koronavirüs (COVID-19) pandemisi, Matematiksel modelleme, Lojistik fonksiyon, Nonlineer regresyon analizi, İstatistiksel analiz, DataFit®, MATLAB®
31
32
33
34
35
4. Geleceğin Mühendisleri Uluslararası Öğrenci Sempozyumu 4th Engineers of Future International Student Symposium
7-8 May/Mayıs 2020, Zonguldak, Turkey/Türkiye
https://efis.beun.edu.tr/
Uçucu Küllerin Yüksek Plastisiteli Killi Zeminlerin Serbest Basınç Dayanımına Etkisi
Emrah DAĞLI¹, Belgin DEMİRHAN², Açelya BA޳ Ömer Faruk ÇAPAR⁴
¹İnşaat Mühendisliği
²İnşaat Mühendisliği
³İnşaat Mühendisliği
⁴İnşaat Mühendisliği
Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, Zonguldak, Turkey [email protected], [email protected],
[email protected], [email protected]
ÖZET
Killi zeminlerin mühendislik özellikleri çeşitli kimyasal katkılar ile iyileştirilmektedir. Bu katkılardan en çok kullanılanlar çimento, kireç ve uçucu küldür. Uçucu kül maliyeti düşük, depolama sorunu olan bir kimyasal atıktır. Bu katkının kullanım miktarının artması önem arz etmektedir. Bu kapsamda, uçucu küllerin, dayanımı zayıf olan killi zeminlerin mühendislik özelliklerine etkisi incelenmesi gereken bir konudur. Bu çalışmada literatürde C sınıfı ve F sınıfı uçucu kül katkılarının yüksek plastisiteli killi (CH) zeminlerin serbest basınç dayanımına etkisinin incelendiği yayınlar irdelenmiştir. Derlenen çalışmalar, uçucu kül tipi ve katkı oranının serbest basınç dayanım artış yüzdesine etkisini değerlendirmek üzere dört ayrı grafikte (CH zemin-C sınıfı uçucu kül ve CH zemin F sınıfı uçucu kül için 7 ve 28 gün kür süreleri) toplanmıştır.
Elde edilen sonuçlara göre F sınıfı uçucu küllerin yüksek plastisiteli killi zeminlerin serbest basınç dayanımını C sınıfı küller kadar artırmadığı görülmektedir. C sınıfı uçucu küller ise F sınıfı küllere göre daha yüksek oranda CaO içerdikleri için, zeminlerin dayanımlarında kayda değer artışlara yol açmıştır. C sınıfı uçucu küllerin CH zeminlere karıştırılması durumunda eklenen katkı oranı ve kür süresi arttıkça dayanımın arttığı gözlenmiştir. CH zemine F sınıfı uçucu külün eklenmesi durumunda ise C sınıfı külden farklı olarak en büyük dayanım artışı genellikle 7 günlük kür süresinde elde edilmiş olup 7 günden sonra kür süresinin artışı dayanımda önemli bir değişime yol açmamıştır. 7 gün kür süresinde CH sınıfındaki bir zemine % 20 katkı oranında C sınıfı uçucu kül eklendiğinde karışımın serbest basınç dayanımı artış oranı
% 94 ile % 228 arasında değişmektedir. Aynı zeminde kür süresinin 28 güne çıkması dayanımdaki artışa etki ederek artışı % 168 ile % 390 arasına getirmiştir. Aynı CH sınıfı zemine % 20 oranında F tipi kül karıştırıldığında 7 gün kür süresinde dayanım artış oranı (DAO) % 20 ile % 70 arasında iken, kür süresinin artması ile DAO çok değişmemiş olup % -13 ile % 79 arasında olmuştur.
Anahtar Kelimeler : Kür Süresi, İyileştirme, Serbest Basınç Dayanımı, Uçucu Kül, Zemin
36
4. Geleceğin Mühendisleri Uluslararası Öğrenci Sempozyumu 4th Engineers of Future International Student Symposium
7-8 May/Mayıs 2020, Zonguldak, Turkey/Türkiye
https://efis.beun.edu.tr/
RMR KAYA KÜTLE SINIFLAMA SİSTEMİ KULLANILARAK TTK KOZLU MÜESSESESİ -630 KESESİYE GALERİLERİ İÇİN TAHKİMAT ÖNERİLERİ
Rıdvan KAPUAĞASI¹, Melih GENİŞ², Ekrem ÖZGENdz, Oktay TÜRK⁴
¹MADEN MÜHENDİSLİĞİ
²MADEN MÜHENDİSLİĞİ
³İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİ
⁴JEOLOJİ MÜHENDİSLİĞİ
Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Zonguldak, Türkiye [email protected]
Bilindiği üzere, maden, inşaat mühendisliği disiplini içerisinde yeralan kaya mekaniği projelerinde tasarım sürecinde kullanılmak üzere geliştirilmiş görgül birçok kaya kütlesi sınıflandırma sistemi vardır. Bu çalışmada, Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Kozlu Müessesesi ocakları çevre kaya birimleri olan silttaşı, ince taneli kumtaşı, orta taneli kumtaşı ve konglemara gibi birimlere ilişkin fiziksel, mekanik özelliklerini belirlemek için sistematik bir örnek alma ve laboratuvar çalışması gerçekleştirilmiştir. Bununla birlikte kaya kütlesi puanına esas olacak süreksizliklere ilişkin ölçümler gerçekleştirilmiştir. Bu sonuçlar çerçevesinde RMR (Bienawski, 1989) sınıflama puanları hesaplanarak tahkimat ve kazı önerileri sunulmuştur. Yapılan çalışmalarda izlenilen yaklaşım
şu aşamalardan oluşmuştur;
Yerüstü ve yeraltından kaya birimlerinden örnekleme yapılması için sondaj çalışmaları yapılmıştır. Bu amaçla yeryüzünden itibaren 420 m derinliğe kadar bir karotlu sondaj yapılmıştır. Sondaj tarafından kesilen kömür çevre kayaçlarından elde edilen karotlar 63.5 mm çapında olup boy/çap (H/D) oranı 3 olacak şekilde kesilerek deneyler için örnekler hazırlanmıştır. Ayrıca yeraltında örnekleme için kısa sondajlar yapılarak karot alınmıştır. Ana galeri ve kesesiye (rekup) lağımlarında kurulan sondaj makinası ile galeri yan duvarlarından itibaren toplam 5-7 m uzunluğunda sondaj çalışması yapılmıştır. Sondajın ilk 2 m si karotsuz ilerleme yapıldıktan sonra, 3-5 m uzunluğunda 36 mm’ çapında karotiyerle örnekler alınmıştır. Daha sonra alınan karot örneklerinin laboratuvarda tek eksenli basınç dayanımı testleri yapılmıştır. Kaya kütlesi sınıflama sisteminde (RMR) temel girdi parametrelerinden bazıları yeraltında yapılan gözlem ve ölçümler yardımıyla belirlenmiştir. Kaya birimlerinin gözlemlendiği ana galeri ve rekup lağımlarından kaya kütlesi özelliklerine ilişkin süreksizlik durumunun belirlenmesi için süreksizliklerin uzunluğu, süreksizlik açıklığı, pürüzlülük, dolgu, bozunma özellikleri belirlenmiştir. Ayrıca Yeraltı suyu geliri ile birlikte yeraltı açıklığının süreksizlik eğim ve doğrultu etkisinin ortaya konması için ölçümler yapılmıştır. Sonuç olarak ince taneli kumtaşı ve orta taneli kumtaşı formasyonlarından alınan örnekler incelendiğinde birbirlerine benzer sonuçlar vermiştir. Bu formasyonda alınan örnekler sonucunda RMR kaya kütle sınıflandırmasına göre kaya kütle sınıfının, orta kaya sınıfında olduğu tespit edilmiştir. Konglemera birimlerinde yapılan sınıflandırma sonuçlarında ise iyi kaya ve orta kaya sınıfında olduğu tespit edilmiştir. Silttaşından alınan örneklerde ise yapılan çalışmalar sonucunda zayıf kaya ve çok zayıf kaya sınıfında olduğu belirlenmiştir.
RMR puanına göre önerilen tahkimat sınıflarında III no.lu sınıf (RMR:41-60) için 3-4 m uzunlukta, tavanda ve yan duvarlarda 1.5-2 m aralıklı sistematik kaya saplaması (20 mm çap ve tüm boy ankrajlı) + çelik hasır ve tavanda 50-100 mm, yan duvarda 30 mm kalınlıkta püskürtme beton uygulaması yapılması; IV no.lu sınıf (RMR:21-40) için 4-5 m uzunlukta, tavanda ve yan duvarlarda 1-1.5 m aralıklı sistematik kaya saplaması (20 mm çap ve tüm boy ankrajlı) ve tavanda tavanda 100-150 mm, yan duvarda 100 mm kalınlıkta püskürtme beton + çelik hasır uygulaması ile gerekli görülen yerlerde 1.5 m aralıklı hafif çelik bağ uygulaması yapılması; V no.lu sınıf (RMR:<21) için 5-6 m uzunlukta, tavanda ve yan duvarlarda 1-1.5 m aralıklı sistematik kaya saplaması (20 mm çap ve tüm boy ankrajlı) + çelik hasır tabanda da kaya saplaması uygulaması ve tavanda 150-200 mm, yan duvarda 150 mm ve arında 50 mm kalınlıkta püskürtme beton uygulaması ve 0.75 m aralıklı orta ve ağır çelik bağ uygulaması (saç levha kaplamalı) ve gerekli durumda süren uygulaması, tabana çelik bağ uygulaması
önerilmektedir (Bieniawski, 1989).
TTK Kozlu Müessesesi -630 katında kesesiye sürülecek galeriler için RMR Kaya Kütlesi Sınıflama Sistemine göre, konglemera için iyi kaya ve orta kaya sınıfı (II-III), ince ve orta taneli kumtaşında orta kaya sınıfı (III), silttaşında ise zayıf ve çok zayıf kaya sınıfları (IV-V) için yukarıda önerilen tahkimat türlerinin ön tasarım aşamasında kullanılabileceği ortaya konulmuştur.
Anahtar Kelimeler : RMR KAYA KÜTLE SINIFLANDIRMASI
37
38
39
40
41
4. Geleceğin Mühendisleri Uluslararası Öğrenci Sempozyumu 4th Engineers of Future International Student Symposium
7-8 May/Mayıs 2020, Zonguldak, Turkey/Türkiye
https://efis.beun.edu.tr/
INVESTIGATION OF THE DIFFERENT DOUGH CONCENTRATIONS AND PRESS PARAMETERS ON END PRODUCT QUALITY IN BMC/SMC
PROCESSES
Akif Kabakçı¹, Mert Kilincel²
¹Akif Kabakçı
²Mert Kilincel
Düzce Üniversitesi,Düzce,Turkey
[email protected], [email protected]
ÖZET
Fibre reinforcement plastics (FRP) are used in a considerable amount of high-tech applications. However, there are still some challenges needs to be handled such as long production times, high production costs and difficulties for complex geometries. Although there lots of production methods are existing for production of FRP, most of them are not suitable for tailor made products and mass productions. Present work is focused on the usage and the advantages of bulk molding compound (BMC) which is known as a practical and sensitive production method for FRP. BMC is a quite simple process for operators to produce special geometries. BMC dough materials needs to be prepared and cure in high temperature and high pressure in a mold. The dough consists of unsaturated resin and glass fibre basically. Other additive materials lead the specific properties like heat resistant, high strength etc. Considering the other studies, it can be concluded that BMC can provide not only high strength and stiffness but also high heat resistance, high impact strength, surfaces, zero mold shrinkage due to the additives inside the dough. Besides the temperature and pressure has significant effect on properties of the end product.
Anahtar Kelimeler : Composite, curing, FRP, moulding compounds