Bilinenleri tekrarlamaktan ileriye gidip, Küba da sosyalizmin sorunlarına eğilelim.

Tam metin

(1)

Aşağıdaki üç yazı değişik tarihlerde yazıldı ve gerek sitede gerekse de değişik yayın organlarında yayınlandı. Küba ile ABD arasında yeniden diplomatik ilişki kurulmasıyla ilgili olarak konu yeniden güncelleşti. Bu konu üzerinde yazmadan önce, önceki yazıları toplu olarak aktarıyorum.

KÜBA DEVRİMİ VE SOSYALİZMİN SORUNLARI

Küba devrimi 50. yılını geride bıraktı. Küçük bir adada gerçekleşen büyük bir devrimdir. Bu devrim, ABD’nin yanı başında, onun boğucu ekonomik ambargosu altında, önce sosyalist

sistemin, sonra uluslararası dayanışmanın ve son olarak da Latin Amerika’daki sol hükümetlerin desteğiyle ayakta durdu. Yerkürenin her yanına yayılmış sol örgütler de Küba devrimine

borçludur. Afrika’da sömürgeciliğe karşı çarpışan Küba askerleri, geri bıraktırılmış ülkelere giden Kübalı doktorlar, öğretmenler, 1990’dan sonra da yıkılmayan bir devrimin insanlara verdiği umut... 

Bilinenleri tekrarlamaktan ileriye gidip, Küba’da sosyalizmin sorunlarına eğilelim.

Öncelikle bilinen bir zihniyetten kurtulmak gerek: Kimilerine göre 30 yıl önce Brejnev yoldaş gerekeni söylerdi; ardından onun yerini önce Fidel Castro sonra Raul aldı. Sosyalizmde yaşanılan bunca kötü deneyimden sonra, araştırmak ve öğrenmek yerine, “önderlik bilir”

(2)

anlayışında ısrar etmenin hiç bir gerekçesi kalmadı.

Küba ile elimizden geldiği kadar yoğun bir dayanışma içinde olduk ve olacağız. Bu durum, bu ülkedeki sosyalizmin sorunlarına gözlerimizi kapatmamızı gerektirmez.

Küba sosyalizmi, 20. yüzyılda yaşanmış ve tarih sahnesinden uzaklaşmış sosyalizmin sorunlarının dahi iyi anlaşılması için de önemlidir.

SORUNLARDAKİ BENZERLİKLER

Küba sosyalizminin ayrı özelliklerinin yanı sıra, 20. yüzyıl sosyalizmine benzer özellikleri de var.

Sosyalizmin genel sorunu burada da karşımıza çıkıyor.

Büyük üretim araçlarının kamu mülkiyetinde olduğu ülkelerde kapitalist ekonominin tipik sorunları görülmez. Ne ki, sorunlar sadece kapitalizmdekilerden ibaret değil. Sosyalizmin de kendine ait, genellikle kapitalizmin tersi özelliklere sahip sorunları var.

Kapitalizmde piyasa mal ve hizmet doludur, ama insanlarda bunları alabilecek yeterli maddi kaynak yoktur. Sosyalizmde ise insanların parası vardır, ama piyasada yeterli mal ve hizmet yoktur. Kapitalizmde sorun eksik tüketim iken, sosyalizmde eksik üretimdir.

Küba’da bu sorun özellikle yiyecek konusunda yoğunlaştığı için durum daha kötüdür. Raul Castro yönetiminin, “sosyalizmin en büyük düşmanı yarı boş raflar ve yüksek fiyatlardır”

saptaması boşuna değil.

Üretim az talep fazla olunca karaborsa kaçınılmaz oluyor.

(3)

Küba her yıl büyük miktarda yiyecek ithal ediyor. Bu alanda iki iyi, bir kötü gelişme var: Küba, kısıtlı da olsa ABD’den tarım ürünleri ithal edebiliyor. ABD’deki tarım lobisi Küba’ya daha fazla ihracat yapabilmek için ambargonun kaldırılmasını istiyor. Obama’nın ambargoyu kaldırmasa bile gevşetmesi büyük olasılık...

İkinci iyi gelişme, Venezüela’nın ucuz petrolüyle Küba’daki enerji sıkıntısının hafiflemesidir.

Ne ki, bunun sonucu, tarım üretiminde artış değil, gerileme oldu. Adada tarım için ayrılmış toprağın üçte biri ile yarısı arasındaki bir miktarı kullanılmıyor.

Küba yönetimi Venezüela’nın desteğine uzun vadede umut bağlanamayacağını görüyor ve öncelikle tarım üretiminin artırılması için bir dizi tedbiri hayata geçiriyor.

Tarımda küçük çiftçiler, kooperatifler ve devlet işletmeleri daha fazla özerkliğe sahip olacaklar.

Tarım araçları alınıp satılabilecek ve ürünün belirli bir bölümü pazara doğrudan sunulabilecek.

Benzer uygulama küçük çaplı hizmet sektörü (lokantalar, berberler, tamirciler) için de düşünülüyor.

Raul Castro, ek olarak, ücretlerin çok düşük olduğunu ve artırılacaklarını açıkladı.

Bir başka yeni uygulama ise, sorunların ve eleştirilerin eskisinden olduğundan daha açık konuşulabilmesi...

(4)

TOPLUMDA AYRIŞMA

Küba’da ABD Doları bulundurmak serbest. ABD’de akrabaları olanlar oradan havale edilen parayı rahatça alabiliyorlar. Ek olarak, gittikçe gelişen turizm sektöründe çalışanlar için de döviz sorunu yok. 1990’lı yıllardan beri süren bu durum toplumda açık bir ayrışma yaratmış durumda.

ABD’de akrabaları olanlarla turizm sektöründe çalışanların yaşam düzeyi, halkın geri kalanına göre oldukça iyi.

Sosyalist sistemin çözülmesinin ardından Küba, içine düştüğü döviz sıkıntısını bir oranda giderirken, bunun amaçla yapılanların bir sonucu da toplumdaki ayrışma oldu.

SORUNLARLA BİRLİKTE YAŞAMAK

Sosyalizmde sorunlar olmaz, diye öğrenmiştik. Kapitalizme özgü sorunlar olmaz, ama başkalarının olduğunu gördük. 20. yüzyıl sosyalizmi sorunlarıyla birlikte yaşayamadı.

Sorunlardan kaçamayacağını anladığında ise artık çok geçti.

Küba, 20. yüzyıl sosyalizminden gerekli dersleri çıkarmış görünüyor. Halka seyahat kısıtlaması uygulanmıyor. Sorunlar açıkça ifade ediliyor ve onlarla birlikte yaşanarak çözülmeye çalışılıyor.

Bu çözümün reçetesi yok. Deneyipyanılmayla bulunacak.

Şimdilik anlaşılan, herşeyi kamu mülkiyeti altında toplamanın üretimde –özellikle de tarımda- ciddi sorunlar yarattığıdır.

Önemli olan kitaplardaki “saf sosyalizm” değil, yaşayabilen, kapitalizm karşısında ayakta

(5)

durabilen bir sosyalizmdir.

Küba’nın sorunlarına çözüm getirmek için hayata geçirdiği uygulamaların dikkatle izlenmesi gerekir.

27.12.2008

KÜBA’DA NE OLUYOR?

Küba, özellikle SSCB’nin tarihe karıştığı 1991’den sonra değişik ülkelerden sosyalistler açısından eskisinden daha önemli bir ülke durumuna geldi.

ABD’nin yanı başında bulunan, sert ekonomik ambargo ve sürekli işgal tehdidi altında yaşayan sosyalist Küba, sosyalist blok ülkelerinin yoğun desteği sayesinde 1990’lı yıllara kadar varlığını sürdürmüştü ve beklenilenin aksine sonraki yıllarda da yaşamını sürdürdü.

Ekonomik olarak istenilmese de kaçınılmaz önlemler almak zorunda kaldı. Örneğin bir dönem ABD Doları ülkenin ikinci resmi para birimi olarak kabul edildi. Küçük bir ekonomiye ve kıt doğal

(6)

kaynaklara sahip olan Küba, “bacasız sanayi” denilen turizme yöneldi. Yabancı şirketleri turizm yatırımları yapmaları için adaya çağırdı, bununla ilgili yasal değişiklikleri yaptı. Özellikle Kanada şirketleri adaya önemli yatırımlar yaptılar.

Sosyalist ülkelerin yardımının kesilmesi ve ABD ambargosu ile birleşen tarım üretimindeki sorunlar adada yiyecek kıtlığına yol açtı. Bunun sonucu sokak çatışmalarına varan gösteriler yaşandı. Küba, ABD’ye göç etmek isteyenler için kapıları açtı, isteyenler göç ettiler. Ne ki, göç eden sayısı artında ABD gelenleri kabul etmemeye başladı.

1990’lı yıllarda çok sayıda ülkede –bir bölümü eskiden beri var olan- Küba Dayanışma Komiteleri kuruldu. Sadece sosyalistlerin değil, Yeşillerin ve şu veya bu nedenle ABD karşıtlarının da yer aldığı bu komiteler, Küba ile değişik alanlarda dayanışma kampanyaları örgütlediler. Kimisi para topladı, kimisi yaz tatili için Küba’ya gitmeyi teşvik etti, kimisi ilaç ve teknik malzeme topladı… Bazı çalışma grupları adaya gerekli malzemelerle gidip değişik alanlarda atölyeler kurdular.

Bu dayanışmanın Küba’nın ayakta kalmasındaki katkısı büyük oldu.

Burada Küba’nın küçük bir ülke olduğunu da unutmamak gerekir. Dayanışma on bir milyonluk ülke için önemliydi. Aynı dayanışma, 70 milyonluk Vietnam için o kadar belirleyici olmayabilirdi.

Küba, bu arada tarım ve hizmet sektöründe küçük üreticiliği serbest bırakan değişik ekonomik önlemlere de yönelmekle birlikte, bu konuda “bir ileri bir geri” olarak ifade edilebilecek bir politika izledi.

2000’li yılların ikinci yarısına gelindiğinde Küba’da “iki sınıflı bir toplum” ortaya çıkmış

durumdaydı. Bunun başlıca nedeni, -sonradan kaldırılmış olsa bile- ABD Dolarının ülkenin ikinci para birimi olmasıydı. Kübalıların ABD’de yaşayan akrabalarından gelen dolarlar ülkenin döviz sıkıntısının hafiflemesinde önemli işlev görüyordu, ama herkesin akrabası olmadığı gibi, gelen havaleler de eşit miktarda değildi. Sadece dövizle alışveriş yapılan mağazaların başlıca

müşterileri dolar zenginleriydi.

(7)

Doların Peso’nun yanında resmi para birimi olmasına son verildikten sonra da Dolar havaleleri sürdü.

Adada, ABD’deki akrabalarından görece yüksek havaleler alanlar ve turizm sektöründe çalışan ve dolayısıyla döviz elde etmede dana fazla imkana sahip olanlar, nüfusun geri kalanına göre hissedilir oranda daha büyük gelire sahip oldular.

Yine aynı dönemde Küba ekonomisinin sıkıntıları hafifledi. Latin Amerika ülkelerinde solun yükselmesi ve Venezüela ve Bolivya gibi ülkelerde sol hükümetlerin kurulması, Küba’nın bölgede yaşadığı tecride son verdi. Özellikle Venezüela’dan alınan ucuz petrol, ada ekonomisi için özellikle önemliydi.

Küba, yaşadığı en sıkıntılı yıllarda bile parasız ve yüksek standartlara sahip eğitimden, herkes için asgari gelir ve sağlık hizmeti sağlanmasından ödün vermedi.

Küba, Raul Castro’nun geçtiğimiz günlerde yaptığı konuşmayla, ekonominin ağır sıkıntıları atlattığı bir dönemde, küçük üretimin önemli oranda serbestleştirilmesine karar verdi.

Bu karara göre, devlet sektöründe çalışan yaklaşık 500 bin kişinin işine son verilecek. Sonraki yıllarda bu rakamın bir milyona kadar yükselmesi bekleniyor. Bu miktar, 4,9 Milyon çalışanın bulunduğu Küba’da çalışanların yüzde 20’si anlamına geliyor.

Küba yönetimi 460 bin küçük işletme ruhsatı hazırlamış durumda… Devlet sektöründe

çalışamayacak olan kişiler bu ruhsatlarla tarım, inşaat ve hizmet sektörlerinde “kendi hesabına çalışan” küçük işletmeler kurabilecekler.

PAZAR SOSYALİZMİNE GEÇİŞ

(8)

Küba’da “kendi hesabına çalışan küçük işletme” uygulaması yeni değil… 1990 öncesinde de bu yönde bazı adımlar atılmış, bunları yeniden merkezileştirme izlemişti. 1990’lı yıllarda özellikle tarımda bu yönde adımlar atıldı.

“Kendi hesabına çalışan küçük işletme” ne demektir?

Toprakta özel mülkiyet söz konusu değildir. Ek oyarak, toprağı işleyen, işçi çalıştıramaz.

Kullanılan emek, aile emeğidir. “Kendi hesabına çalışan”, vergisini verdikten sonra ürününü kendisi pazara sunabilir.

1970’li yıllarda Macaristan’da yaşandığı gibi, Küba’da da küçük tarım işletmeciliği tarımsal üretimin yükselmesine hizmet etti. Ne ki, küçük üreticilerin pazarda ürünlerine yüksek fiyatlar koymaları halk arasında huzursuzluğa neden oldu. Nüfusun ancak geliri yüksek olan kesimi bu fiyatları ödeyebiliyordu.

Ek olarak, küçük hizmet sektöründe de benzeri yönde uygulamaya gidilmişti.

Şimdi söz konusu olan, bu uygulamanın önemli oranda genişletilmesidir.

Bu sadece ekonomik bir uygulama değildir. Devlet sektörünün yanında geniş bir küçük üreticiler sektörünün bulunması, sosyalist toplum içinde farklılaşmanın artmasına kaçınılmaz olarak yol açacaktır. En başta “çalışmak, kazanmak ve ötekilerden iyi yaşamak” anlayışı daha öne çıkacaktır.

Bu bölümde dikkat edilmesi gereken ana belirleme, Küba’nın devlet sektörüyle birlikte geniş bir küçük üretimin birlikte ulunduğu Pazar sosyalizmine (Küba’nın özelliklerine uyarlanmış olarak) belirgin yönelmesinin, ekonomik sıkıntıların görece aşıldığı bir dönemde ortaya çıkmasıdır.

(9)

Küba, sosyalist ekonomilerin peşini bırakmayan düşük verimlilik, düşük tarımsal üretim gibi handikaplardan ne yaptıysa kurtulamadı ve çıkışı, geçmişte çok eleştirilen küçük üretimin, tarım başta olmak üzere yaygınlaştırılmasında buldu.

Buradan hareketle “felaket” senaryolarına yönelmek doğru olmaz. Yazının ikince bölümünde bu konu üzerinde durmaya çalışacağım.

26.09.2010

KÜBA: NEREDEN NEREYE Mİ?

(10)

Küba, tarihe karışan öteki sosyalist ülkelerle benzer bir yapıya sahiptir. Farklı yanlarını;

sosyalizmle ulusal bağımsızlığın birleştirilmesi ve küçük bir ülke olması nedeniyle dünya çapındaki dayanışmanın işlevli olması oluşturur.

Küba’nın sosyalist sistemin yıkılmasından sonra ABD’nin yanı başında ve katı ambargoya karşın yaşamayı sürdürmesi, bu saptamanın bir dönem kuşkuyla karşılanmasına yol açtı. Küba, 21. yüzyıl sosyalizmine örnek bile gösterildi.

Kısa süre önce açıklanan bir kararla, adada pazar ekonomisinde ve özel küçük üretimde büyük bir genişlemeye gidileceği duyuruldu. Küba yönetimi, bu kararı, 1990’lı yılların başındaki

oldukça sıkıntılı yıllarında değil, Latin Amerika ülkelerindeki sol iktidarlar nedeniyle ekonomisinin görece rahatladığı bir dönemde alıyordu. Venezüella’dan alınan ucuz petrol ve bölge ülkeleriyle gelişen ticari ilişkiler, ada ekonomisindeki büyük sorunları saklayamıyordu.

PAZAR SOSYALİZMİNE GEÇİŞ

Önümüzdeki aylarda devlet işletmelerinde çalışan 500 bin kişi işten çıkarılacak. Sonraki yıllarda sayının bir milyona kadar yükselmesi bekleniyor. Bu ise 4,9 milyon çalışanın yaklaşık yüzde 20’sini oluşturuyor. (Küba’da çalışanların yüzde 90’ı devlet işletmelerinde bulunuyor.)

İşten çıkarılanlar, normal durumda olduğu gibi, işsizlik yardımından ücretlerinin yüzde 60’ını alamayacaklar. Bunun yerine kendilerine yeni gelir kaynakları aramaları gerekecek. Hükümet 460 bin kişiye “kendi hesabına çalışabilmesi için” gerekli izin belgesi hazırlamış durumda. Bu kişiler özellikle tarım, inşaat ve hizmet sektöründe küçük işletmeler açabilecekler.

Küba’da “kendi hesabına çalışma” özellikle tarım sektöründe yeni değil. Üretim araçlarında özel mülkiyet yok, kendi işletmesini açan kişi yanında işçi çalıştıramıyor, belirli bir vergi ödüyor ve ürününü pazara kendisi sunabiliyor.

(11)

Hükümet bu radikal önleme gerekçe olarak; sürekli zarar eden bazı devlet işletmelerinin

ekonomiye yük olmasını, verimin ve ürün kalitesinin düşük olmasını ve bazı çalışanların zararlı alışkanlıklarını (az çalışmak, sık sık işe gelmemek gibi) gösterdi.

Küba ekonomisi özellikle tarım ve küçük hizmetlerde kötü durumda. Her yıl yüksek miktarda yiyecek ithal ediliyor. Küba, tarım üretimini artırmak için, 1960’lı yıllarda Macaristan’ın

uygulamasının benzerine yönelmekten başka çare bulamadı: tarımda kendi hesabına çalışan işletmeler… Macaristan bu uygulamayla tarım üretimini önemli oranda artırmıştı. Küba da aynı sonucu bekliyor.

SORUYU DOĞRU SORMAK…

Güçlü emperyalist ülkelerle birlikte –bugünün koşullarından bakıldığında- uzun süre birlikte yaşamak zorunda olan sosyalist –ya da kapitalizme alternatif- ülkeler ne yapmalılar?

Bir cevap, devrimin yayılması için çalışmaksa, Küba bunu Latin Amerika ve Afrika’da (özellikle Angola) fazlasıyla yapmış durumda… Bir diğer cevap, ülkenin bulunduğu bölgede örnek olması ise, Küba yıllardır bunu da yapıyor. Halkı refah içinde yaşamıyor ama yoksul değil ve yüksek eğitim standartlarına sahip örnek bir ülkedir.

Sovyet demokrasisi en azından belediyeler düzeyinde uygulanmaktadır.

Bütün bunlar ülkenin işleyen bir ekonomiye sahip olmasına yetmiyor. Küba yıllarca önce

sosyalist sistemin desteğiyle, ardından da geniş çaplı dayanışmayla ayakta kaldı. Latin Amerika ülkelerindeki gelişmeler nedeniyle bugün durumu eskisi kadar zor almasa bile, ekonomisini düzeltemezse daha büyük sorunların kaçınılmaz olduğu görülüyor.

Küba yıllarca direndikten sonra, devrimin 51. yılında, egemen devlet sektörünün çok sayıda

(12)

kendi hesabına çalışan küçük mal ve hizmet üreticisi işletmelerle birlikte olduğu bir sisteme geçmeye karar verdi. Bu sistemin adı –doğal olarak Küba koşullarına uyarlanmış- pazar sosyalizmidir.

Değer yasasının etkinlik alanı genişlemiştir ve geniş bir kesim “kendi hesabına çalışacak” ve ürününü pazara sunabilecektir.

Küba yönetimi bu yönelimi nedeniyle eleştirilebilir; ne ki, bunu yapanların uygulanabilir bir seçenek sunmaları gereklidir.

Küba’nın geleceğini Macaristan ya da benzeri bir sosyalist ülkeyle karşılaştırmak doğru olmaz.

Her şeyden önce, sosyalist ülkelerde özel küçük üretimden burjuvazi çıkmadığını belirtmek gerek. Eski sosyalist ülkelerdeki burjuvazi, komünist partisinin üst ve orta yöneticilerinin

dönüşümüyle ortaya çıkmıştır. Küçük üretimden büyüyerek doğan burjuvazi sözü edilemeyecek kadar zayıf kalmıştır.

Küba’da komünist parti yöneticilerinin burjuvaziye dönüşmesi de hayli zor. En başta, meydan boş değil: Küba burjuvazisi Florida’da oturuyor ve yıllardan beri rejimin yıkılmasını ve ardından adaya gelerek eski mallarına el koymayı bekliyor.

Eski sosyalist ülkelerde burjuvazinin geri dönüp yıllar önceki mallarına el koyması söz konusu olmamıştı. Küba’da ise kapitalizme geçilir ve uluslar arası kapitalizmin yasal dünyası içinde yer alınırsa, çok kişi evini ve küçük bahçesini bile kaybedecektir.

Küba halkı için şöyle ya da böyle sosyalizmden başka seçenek bulunmuyor.

Küba gibi küçük bir ülkenin ABD ambargosuna karşın yaşayabilmesinin nedenlerinden birisi de budur.

(13)

****

CHE, SOSYALİZM İÇİN NELER SÖYLEMİŞTİ?

Küba’nın bugünkü sorunları yeni değil. 1960’ların başlarında Che, Sanayi Bakanı ve Merkez Başkanı Başkanı olduğu yıllarda da benzer sorunlardan söz eder. Che, sorunların aşılabilmesi için gelişmiş teknik kullanımının yanı sıra, moral değerlerin geliştirilmesinin öneminden söz eder. Toplum için karşılıksız çalışma ve enternasyonalizme özellikle vurgu yapar. Che’nin ölümünden yirmi yıl sonra yaptığı konuşmada Fidel Castro, gelişmemiş teknik kullanılarak fazla çalışmanın önemli sonuçlar ortaya çıkarmadığını söyleyecektir.

Che; değer yasasının genişletilmiş kullanımı ve devlet sektöründe merkeziyetçiliğin azaltılmasıyla sosyalizmin inşa edilemeyeceğini savunur.

Che’nin en önemli vurgusu, yeni insanın (komünist insan) gelişmesiyle ilgilidir.

Che’ye göre; üretim araçlarında kolektif mülkiyet ve eğitim de dahil değişik toplumsal kurumların buna göre şekillenmesi, yeni insanın gelişmesi için yeterli değildir. Yeni insan, karşılıksız

çalışma ve gelişmiş bir enternasyonalizm gibi ek faaliyetleri gerektirir.

Koşulların değişmesi insanı değiştirir, ama bu değişim hiç de beklediğimiz yönde ve düzeyde olmayabilir.

Che, ABD’nin sürekli istila tehdidi altında yaşayan Küba’da devletin giderek sönümlenmesinin fanteziden ibaret olduğunu biliyordu. Devrimin yayılmasını tek çare olarak gördü, ama ne Kongo’da ne de Bolivya’da beklediği olmadı.

(14)

Geriye büyük soru kaldı: Güçlü bir emperyalizmle yıllarca birlikte yaşamak zorunda olan sosyalist ülke ya da ülkeler ne yapacaklar, nasıl ayakta kalacaklar?

****

KÜBA’DA EKONOMİK REFORMLAR

Küba’nın bugüne kadarki uygulamaları “bir ileri bir geri” olarak tanımlanabilir.

1986’da SSCB’nin yoğun desteğine rağmen Küba’nın dış borcu 6,1 Milyar Dolara yükselir. Küba da diğer sosyalist ülkeler gibi ürettiğinden fazlasını harcamakta, açığı dış borçla kapatmaktadır.

1970’li yıllarda başlayan tarımda küçük özel işletmelere sınırlı izin verilmesi uygulamasından vazgeçilir. Beklenen sonuç alınamamıştır.

1990 sonrasında SSCB’nin tarihe karışmasının ardından aynı uygulamaya geri dönülür. Yarım hektardan fazla toprağa sahip olmamak ve işçi çalıştırmamak koşuluyla izin verilen özel

işletmeler, bu kez de ürünlerini yüksek fiyatlarla satmaları nedeniyle sorun olacaklardır.

1993’te Dolar, Peso’nun yanında resmi para birimi olarak kabul edilir.

ABD’de yaşayan Kübalılar adadaki akrabalarına havale göndermeye başlar. Bu durum  giderek halkın içinde önemli bir gelir farklılaşmasına neden olur.

Sadece dövizle alışveriş yapılan dükkanlar açılır.

(15)

Küba artan oranda turizme önem vermeye başlar. Ülkeye giren dolar miktarı ve turizm gelirleri döviz sıkıntısı hafifletir. Buna karşılık ABD’de akrabası olanlar ve turizm sektöründe çalışanlarla bu durumda olmayanlar arasında önemli bir gelir farklılığı ortaya çıkar.

2004’te biriken sorunları çözmek için yeniden merkezileşmeye gidilir.

Doların resmi para birimi olmasından vazgeçilir, ne ki, ülkeye giren dolarların nüfus içinde oluşturduğu büyük gelir farklılığı ortadan kalkmaz.

2006’da devlet başkanı olan Raul Castro, geniş çapta reform yapılacağını belirtir.

Küba tarım, inşaat ve turizm için özellikle gerekli olan küçük hizmet sektöründe “kendi hesabına çalışma”nın önemli oranda genişletilmesine yönelecektir.

Küba ilk adımda yüksek miktarda yiyecek ithalatını azaltmayı amaçlıyor.

Küba’ya ambargonun kaldırılmasını özellikle ABD yiyecek tekellerinin istemesi boşuna değil…

“Yanımızdaki ülkeye Kanada yiyecek satıyor, biz satamıyoruz!”

Küba’da petrol bulunma ihtimali var ama bunu çıkarabilecek teknoloji bulunmuyor.

Önceki yıllarda özellikle turizm alanında yabancı yatırımcıları özendirecek yasalar çıkarılmış ve özellikle Kanadalı şirketler bundan yararlanmıştı. Yeni yasalarla yatırım kapsamı genişletildi.

ABD’nin bütün engellemelerine rağmen, kazancın iyi olması durumunda, artan sayıda şirket adaya yatırım yapmaya yöneliyor.

(16)

02.01.2015

Şekil

Updating...

Referanslar

Updating...

Benzer konular :