ANKARA ÜNİVERSİTESİ

202  Download (0)

Tam metin

(1)

ANKARA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ

YÜKSEK LİSANS TEZİ

MİLLİ EMLAK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TARAFINDAN YAPILAN TESPİT İŞLEMLERİNİN ETKİNLİK VE VERİMLİLİK KAVRAMLARI AÇISINDAN

DEĞERLENDİRİLMESİ

İlhan YILDIRIM

GAYRİMENKUL GELİŞTİRME VE YÖNETİMİ ANABİLİM DALI

ANKARA 2016

Her hakkı saklıdır

(2)

TEZ ONAYI

İlhan YILDIRIM tarafından hazırlanan “Milli Emlak Genel Müdürlüğü Tarafından Yapılan Tespit İşlemlerinin Etkinlik ve Verimlilik Kavramları Açısından Değerlendirilmesi” adlı tez çalışması 07/05/2016 tarihinde aşağıdaki jüri tarafından oy birliği ile Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Anabilim Dalı’nda YÜKSEK LİSANS TEZİ olarak kabul edilmiştir.

Danışman : Prof. Dr. Türkay TÜDEŞ

Ankara Üniversitesi Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Anabilim Dalı

Jüri Üyeleri :

Başkan: Prof. Dr. Türkay TÜDEŞ

Ankara Üniversitesi Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Anabilim Dalı

Üye : Prof. Dr. Harun TANRIVERMİŞ

Ankara Üniversitesi Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Anabilim Dalı

Üye : Doç. Dr. Mustafa ATASOY

Aksaray Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Harita Mühendisliği Bölümü

Yukarıdaki sonucu onaylarım.

Prof. Dr. İbrahim DEMİR Enstitü Müdürü

(3)

ETİK

Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü tez yazım kurallarına uygun olarak hazırladığım bu tez içindeki bütün bilgilerin doğru ve tam olduğunu, bilgilerin üretilmesi aşamasında bilimsel etiğe uygun davrandığımı, yararlandığım bütün kaynakları atıf yaparak belirttiğimi beyan ederim.

07.05.2016

İlhan YILDIRIM

(4)

ÖZET

Yüksek Lisans Tezi

MİLLİ EMLAK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TARAFINDAN YAPILAN TESPİT İŞLEMLERİNİN ETKİNLİK VE VERİMLİLİK KAVRAMLARI AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ

İlhan YILDIRIM

Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü

Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Anabilim Dalı

Danışman: Prof. Dr. Türkay TÜDEŞ

Küreselleşme süreciyle; ekonomide kamu payının azaltılması, kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılması, kamuda özel sektör yönetim tekniklerinin kullanılması görüşleri hâkim olmaya başlamıştır.

Bu sürece paralel olarak Türkiye’de 2006 yılı başında, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu yürürlüğe konulmuştur. Kanunla; kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde elde edilmesi ve kullanılmasını sağlayacak bir yapının kurulması amaçlanmıştır. Türkiye yüzölçümünün yaklaşık % 29’unu Hazine taşınmazları oluşturmakta ve bu taşınmazların yönetiminde Maliye Bakanlığı yetkilidir.

Kalkınmanın girdisi olabilecek potansiyele sahip olması açısından, Hazine taşınmazları ve idaresi için kullanılan kamu kaynaklarının etkin ve verimli yönetilmesi önemlidir. Hazine taşınmazları üzerinde tasarrufta bulunulmadan önce taşınmazın fiili durumunu belirlemek için Kurum personeli tarafından “tespit işlemi” yapılmaktadır.

Bu çalışmada; öncelikle kamu yönetiminde yaşanan değişim süreci ile verimlilik ve etkinlik kavramları açıklanmıştır. Değişim sürecinin Türkiye’de kamu yönetime yansımasının örnekleri olarak; Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün kadastro ile Tarım Reformu Genel Müdürlüğünün arazi toplulaştırma faaliyetlerinde özel sektörün etkisi incelenmiştir. Nihai olarak Ankara İli’nin 16 ilçesinde, 2009-2013 yıllarındaki milli emlak birimleri faaliyet sonuçları gerçekleşme ve tespit girdisi verilerinden hareketle, firmaların verdiği fiyatlar ile kurum performans sonuçları karşılaştırılmış ve tespit işlemlerinin etkinlik ve verimliliği istatistiksel yöntemlerle analiz edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre; Kurum hedeflerini yakalamakta yetersiz kalındığı, özel sektör faaliyetlerine göre verimli çalışılamadığı görülmektedir. Buna ilave olarak bütün analizlerde 2013 yılının en etkinsiz, 2010 yılının en etkin dönem olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma sonuçları, Kurum performansının yeterli olmadığını ve özel sektörden hizmet alımı yoluyla tespit ve diğer faaliyetlerin yoğun biçimde yapılması, Hazine taşınmazları yönetimi modelinin yeniden yapılandırılması gerektiği ortaya çıkmaktadır.

Mayıs 2016, 186 sayfa

Anahtar Kelimeler: Kamu yönetimi, etkinlik, verimlilik, milli emlak ve performans yönetimi

(5)

ABSTRACT

Master Thesis

THE EVALUATION OF DETECTION PROCEDURES CONDUCTED BY GENERAL DIRECTORATE OF NATIONAL PROPERTY IN TERMS OF EFFICIENCY AND PRODUCTIVITY

CONCEPTS İlhan YILDIRIM

Ankara University

Graduate School of Natural and Applied Sciences Department of Real Estate Development and Management

Supervisor: Prof. Dr. Türkay TÜDEŞ

With the globalization process, the ideas of; reducing the public share amount in the economy, utilization of the public resources in an efficient and productive way, use in public sector, of management techniques of the private sector, have started to dominate. In parallel to that process; in Turkey at the beginning of the year of 2006, the Public Finance Management and Control Law numbered 5018 was put into effect. With the law; is intended to the establishment of a structure, which shall provide the acquisition and utilization of the public resources, in an efficient, economic and productive way. 29% of Turkey’s surface area measure is made up of Treasury properties and for the management of them, The Ministry of Finance is authorized. With regards to the fact that they have the potential to be input for development; the Treasury Properties, and the management of the public resources, which are used for the administration of those properties, in an efficient and productive manner, are important. Before any disposing on Treasury Properties, in order to determine the actual state of the particular property, an “detection process” is carried out by the Institution’s Personnel.

In this study; initially the change process experienced in the public administration and also the phenomena of productivity and efficiency explained. For the examples of the reflection of the process of change, over the public administration in Turkey; the effect of private sector on the cadaster of the General Directorate of Land Registry and Cadaster, and the land consolidation activities of the General Directorate of Agricultural Reform, have been examined. In consequence; in 16 Districts of Ankara Province, using the data of actual realization and detection input by the state property unit, in the years between 2009 and 2013, with comparing the prices given by the companies and the Institution’s performance results; the efficiency and productivity of the detection processes have been analyzed by statistical methods. According to the analysis results; it has been seen that in the reaching the Institution’s objectives, public sector has been inadequate, and it has not been working productively enough, compared to private sector activities. Besides;

when the all analyses are checked, the conclusion has been reached that the year of 2013 has been the most ineffective, and the conclusion has been reached that the year of 2010 has been the most effective period.

The results of the research, the Institution’s performance is not adequate and there is an emerging need for the intensively detection and other activities through service purchasing from the private sector, the restructuring of the Treasury properties management model.

May 2016, 186 pages

Key Words: Public administration, efficiency, productivity, state property and performance management

(6)

ÖNSÖZ ve TEŞEKKÜR

Bu çalışmada; küreselleşme süreciyle başlayan değişim sürecinin kamu yönetimi ve kamu hizmeti sunum şekline yansımasının sonucu olarak, özel sektör yönetim tekniklerinin kamu kesiminde uygulanmaya başlamasının kamu kaynak kullanımında verimlilik ve etkinliği arttıracağı anlayışından hareketle 2009-2013 yılları arası Ankara İli Merkez 16 İlçe verileri kullanılarak, Milli Emlak Genel Müdürlüğü’nün kendi personeli tarafından yapılan tespit işlemlerinin, özel sektör ve kamu kurumu uygulamaları ile karşılaştırılarak, etkinlik ve verimlilik analizi yapılmaya çalışılmıştır.

Çalışmam ve yüksek lisans eğitimi boyunca bana önerilerini ve ilgisini eksik etmeyip, beni her konuda destekleyen danışman hocam Prof. Dr. Türkay TÜDEŞ’e, yüksek lisans eğitimi boyunca bilgi ve deneyimiyle büyük katkıları bulunan, maddi ve manevi desteklerini esirgemeyen değerli hocalarım Prof. Dr. Harun TANRIVERMİŞ (Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Anabilim Dalı Başkanı) ve Yrd. Doç. Dr. Yeşim ALİEFENDİOĞLU’na (Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Anabilim Dalı Başkanlığı) ile Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Anabilim Dalı Başkanlığının çok değerli öğretim üyelerine, çalışmada kullandığım verilerin temininde yardımcı olan Ankara Defterdarlığı değerli yönetici ve çalışanlarına teşekkürlerimi sunarım.

Her zaman, her konuda bana destek olan aileme, tez çalışmam boyunca her türlü maddi ve manevi desteklerini esirgemeyen değerli çalışma arkadaşlarıma ilgi ve yardımlarından dolayı teşekkür ederim.

İlhan YILDIRIM Ankara, Mayıs 2016

(7)

İÇİNDEKİLER

TEZ ONAY SAYFASI

ETİK.……….. i

ÖZET………... ii

ABSTRACT ………... iii

ÖNSÖZ ve TEŞEKKÜR……… iv

KISALTMALAR DİZİNİ ……….. x

ŞEKİLLER DİZİNİ………... xi

ÇİZELGELER DİZİNİ……… xii

1. GİRİŞ ………... 1

2. KÜRESELLEŞME ve KAMU YÖNETİMİ ANLAYIŞINDA DEĞİŞİM……... 4

2.1 Küreselleşme.………... 4

2.1.1 Küreselleşme kavramı……… 4

2.1.2 Küreselleşmenin sonuçları………. 5

2.2 Ülkeleri Kamu Yönetiminde Reforma Zorlayan Nedenler………... 7

2.2.1 Refah devletinin krizi ve yeni sağ anlayış………. 7

2.2.2 Teknolojik, sosyal ve kültürel değişim ve dönüşümler……… 9

2.2.3 Kamu yönetiminde performans sorunu ve ortaya çıkan güven açığı……….... 9

2.2.4 Örgütlerin doğasından kaynaklanan değişim ihtiyacı………... 10

2.2.5 Demokrasi ve insan hakları anlayışının değişmesi ve yerelleşme çabaları... 10

2.2.6 Uluslararası örgütlerden gelen baskılar ve ülke deneyimleri……… 10

2.3 Kamu Yönetimindeki Yeni Yaklaşımlar………... 11

2.4 Kamuda Performans Anlayışı ve Performans Değerlendirmesi.………. 14

2.5 Performans Yönetimi Öğelerinin Mali Yönetimle Bütünleştirilmesi.………... 14

3. KAMU ve ÖZEL SEKTÖRDE PERFORMANS ANALİZİ……….. 16

3.1 Teorik Analizler………... 16

3.1.1 Mülkiyet hakları teorisi……….... 16

3.1.2 X etkinlik / etkinsizlik yaklaşımı………... 19

3.1.3 Kamu tercihi teorisi……….. 21

3.2 Mülkiyet Yapısı, Yönetim Yapısı ve Piyasa Yapısı: Bazı Etkinlik Analizleri.... 23

4. VERİMLİLİK KAVRAMI ve VERİMLİLİK ÖLÇÜM MODELLERİ……... 27

4.1 Verimlilik Kavramı………... 27

4.2 Verimlilik Ölçüm Modelleri ………... 29

4.2.1 Joseph Prokopenko’nun sınıflandırması……….... 31

4.2.2 James I. Mammone’nin sınıflandırması………... 31

4.2.3 R. G. Norman ve Simcha Bahiri’nin sınıflandırması………... 32

4.2.4 D. Scot Sink, Sandra J. Devries ve T. Tutte’nin sınıflandırması…………... 32

4.2.5 Antonio J. Pineda’nın sınıflandırması……….... 32

4.2.6 G.D. Sardana ve P. Vrat’ın sınıflandırması……… 33

4.2.6.1 Ürün odaklı modeller ……….... 33

4.2.6.2 Asli olmayan modeller………... 34

4.2.6.3 Sistem yaklaşımına dayalı modeller………... 34

4.2.6.4 Üretim bazlı modeller……….... 34

4.2.6.5 Ekonomik fayda modelleri……….... 35

4.3 Alan Lawlor Modeli………... 36

4.3.1 Hedefler………... 36

(8)

4.3.2 Etkenlik………. 36

4.3.3 Etkililik……….. 38

4.3.4 Karşılaştırılabilirlik ………. 40

4.3.5 Eğilimler……….... 40

4.4 Kamu Yönetiminde Verimlilik ve Kamu Harcamalarında Verimliliğin Artırılması ………... 41

5. ETKİNLİK KAVRAMI ve ETKİNLİK ÖLÇÜM YÖNTEMLERİ……….. 45

5.1 Etkinlik ve Etkinlikle İlgili Kavramlar………... 45

5.1.1 Teknik etkinlik………... 47

5.1.2 Ölçek etkinliği………... 49

5.1.3 Tahsis etkinliği………... 51

5.2 Etkinlik Ölçüm Yöntemleri ……….... 52

5.2.1 Oran (rasyo) analizi……….. 53

5.2.2 Parametrik yöntemler……….. 54

5.2.2.1 Stokastik sınır yaklaşımı (Stochastic Frontier Approach - SFA)………….. 54

5.2.2.2 Dağılımsız yaklaşım (Distribution – Free Approach - DFA).………... 55

5.2.2.3 Kalın sınır yaklaşımı (Thick Frontier Approach - TFA).………... 55

5.2.3 Parametrik olmayan yöntemler-sınır analizleri (Frontier Analysis)………… 56

5.3 Veri Zarflama Analizi (Data Envelopment Analysis).……….. 57

5.3.1 Veri zarflama analizinin temelleri………... 57

5.3.2 Veri zarflama analizi uygulama adımları.……….. 59

5.3.2.1 Karar birimlerinin seçimi.……….... 59

5.3.2.2 Girdi ve çıktı seçimi………... 59

5.3.2.3 Verilerin elde edilebilirliği ve güvenirliği ……….... 60

5.3.2.4 Veri zarflama analizi ile göreli etkinlik ölçümü………... 60

5.3.2.5 Etkinlik değerleri………... 60

5.3.2.6 Referans kümesinin belirlenmesi………... 61

5.3.2.7 Etkin olmayan karar birimleri için hedef belirlenmesi………... 61

5.3.2.8 Sonuçların değerlendirilmesi……….... 61

5.3.3 Temel veri zarflama analizi modelleri………... 62

6. TÜRKİYE’DE KAMU YÖNETİMİNDE DEĞİŞİM………... 65

6.1 Neo-Liberal Politikaların Türkiye’de Etkinleşme Süreci ……….... 65

6.2 Türkiye’de Kamu Yönetimindeki Değişimde AB’nin Rolü………... 66

6.3 1980 Sonrası Kalkınma Planlarında Kamu Yönetiminde Reform Çalışmaları ……….. 67

6.3.1 Beşinci beş yıllık kalkınma planında (1985-1989) kamu yönetiminde reform ………... 67

6.3.2 Altıncı beş yıllık kalkınma planında (1990-1994) kamu yönetiminde reform ………... 67

6.3.3 Yedinci beş yıllık kalkınma planında (1996-2000) kamu yönetiminde reform ………... 68

6.3.4 Sekizinci beş yıllık kalkınma planında (2001-2005) kamu yönetiminde Reform ...………... 68

6.3.5 Dokuzunca kalkınma planında (2007-2013) kamu yönetiminde reform... 69

6.3.6 Onuncu kalkınma planında (2014-2018) kamu yönetiminde reform………... 69

6.4 Türk Kamu Yönetimde Yapılan Düzenlemeler……….... 70

6.4.1 5018 sayılı Kanun ……….... 72

(9)

6.4.2 15/07/2004 tarihli ve 5227 sayılı Kamu Yönetiminin Temel Nitelikleri ve Yeniden Yapılandırılması Hakkında Kanun (Kamu Yönetimi

Temel Kanunu Tasarısı).………... 74

7. KADASTRO FAALİYETLERİ.………... 77

7.1 Kadastro Kavramı………... 77

7.2 Kadastro - 2014 Çerçeve Projesi………... 79

7.2.1 Kadastro 2014’ün 5’inci ifadesi: özel sektörün kullanımı………... 79

7.2.2 Kadastro 2014’ün 6. ifadesi: maliyetin geri kazanımı………... 80

7.3 Kadastro 2014 Vizyon Projesi ile Türkiye Kadastrosunun Karşılaştırılması………... 80

7.3.1 Tapusuz taşınmazların tapuya bağlanması……….... 80

7.3.2 Özel sektörün yeri bakımından karşılaştırılması………... 81

7.3.3 Kadastroda geri dönüşüm……….... 81

7.4 Türkiye’de Kadastro Çalışmalarının Tarihçesi ile TKGM..……….... 81

7.5 Kadastro Faaliyetlerinin Özel Sektör Aracılığıyla Yapılması ………. 85

7.5.1 İhaleye verilmek suretiyle kadastro çalışmalarının yapılması……….. 85

7.5.2 Özel sektörün katılımıyla yapılan kadastro projeleri………... 86

7.5.2.1 Marmara deprem bölgesi arazi bilgi sistemi (marmara earthquake region land information system -MERLIS)………... 86

7.5.2.2 Tarım reformu uygulama projesi (agricultural reform implementation project -ARIP) ………... 87

7.5.2.3 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamında yürütülen projeler………... 87

7.6 Tesis Kadastrosu Çalışmalarının Ülke Genelinde Yapılması Sonuçlarının Değerlendirilmesi ………... 87

8. ARAZİ TOPLULAŞTIRMA FAALİYETLERİ………. 92

8.1 Arazi Toplulaştırmanın Tanımı………. 92

8.2 Türkiye’de Arazi Toplulaştırmasına Yönelik Yasal Düzenlemeler…………... 92

8.3 Türkiye’de Arazi Durumu………... 94

8.4 Çeşitli Ülkelerdeki Arazi Toplulaştırma Sonuçları ………... 97

8.5 Türkiye’de Arazi Toplulaştırma Faaliyetleri……….... 98

8.6 Yapılan Örnek Projeler………. 101

8.6.1 Yüklenici firmalara ihale edilen ilk arazi toplulaştırma projesi…………... 101

8.6.2 Eskişehir İli Alpu İlçesi arazi toplulaştırması uygulaması………... 101

8.6.3 DSİ’nin özel arazi toplulaştırma faaliyetleri ……… 102

8.6.4 KYGM - TRGM işbirliği ile gerçekleştirilen projeler ………... 103

8.7 Arazi Toplulaştırma Faaliyetinin Kazanımları ……….. 103

8.7.1 Genel faydaları ………... 104

8.7.2 Çiftçi kazanımları.……….. 105

8.7.3 Kamu kazanımları.………. 105

8.7.4 GAP arazi toplulaştırma projesindeki ekonomik kazanımlar.………... 106

9. HAZİNE TAŞINMAZLARININ TESPİT İŞLEMLERİNİN ETKİNLİK ve VERİMLİLİK KAVRAMLARI AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ: ANKARA İLİ MERKEZ 16 İLÇE ÖRNEĞİ... 107

9.1 MEGEM’in Genel İdari Yapı İçerisindeki Yeri ve Görevleri……… 107

9.1.1 MEGEM’in genel idari yapı içerisindeki yeri ………... 107

9.1.2 MEGEM’in görevleri………. 108

9.2 Tespit İşlemleri.………. 110

9.2.1 Tespitin tanımı……….... 110

(10)

9.2.2 Mahalli tespit tutanağının hazırlanması ve dikkat edilecek hususlar…... 112

9.3 Ankara İli Merkez 16 İlçe Örneği………... 113

9.3.1 Ankara Defterdarlığı teşkilat yapısı ve tezin kapsamı………... 113

9.3.2 Ankara Defterdarlığı faaliyetlerinin analizi………. 115

9.3.3 Tespiti yapılan taşınmaz ve tespit maliyetinin analizi……….. 117

9.4 Alan Lawlor Modeline Göre Tespit İşlemlerinin Verimliliğinin Analizi……... 120

9.4.1 Hedefler………... 120

9.4.2 Etkenlik………... 122

9.4.3 Etkililik……….... 124

9.4.4 Karşılaştırılabilirlik………... 125

9.4.5 Eğilimler………... 130

9.5 Veri Zarflama Analizi Modeline Göre Tespit İşlemlerinin Etkinliğinin Analizi ……….. 131

9.5.1 Karar birimlerinin seçimi………... 131

9.5.2 Girdi ve çıktı değişkenlerinin seçimi………. 132

9.5.3 Veri zarflama modelinin seçimi………. 133

9.5.4 Sonuçların yorumlanması………... 134

10. SONUÇ………...………...………... 138

KAYNAKLAR ……….... 145

EKLER ……….... 155

EK 1 Tespiti Yapılan Taşınmaz Bilgileri (2009-2013) …... 157

EK 2 Tespite Gidilen Gün Sayısı (2009-2013)……… 158

EK 3 Tespite Gidilen Köylerin Ortalama Uzaklıkları………... 159

EK 4 Tespitte Görevli Personel Sayısı ve Personel Genel Durumu (2009-2013)…. 160 EK 5 Tespitte Görevli İdari Personelin Maliyetini Hesaplama Cetveli…………... 161

EK 6 Tespitte Görevli Personellerin İdareye Maliyeti (TL) (2009-2013)………… 162

EK 7 Tespitte Görevli Personeller İçin Ödenen Geçici Görev Yolluğu (2009-2013) ……… 163

EK 8 Tespitte Kullanılan Taşıtların Amortisman Hesaplama Cetveli (2009-2013) ………... 164

EK 9 Taşıt Yakıt (Benzin-Motorin) Ortalama Birim Fiyatı Hesaplama Cetveli (2009-2013) ……… 165

EK 10 Tespitte Kullanılan Taşıtların Yakıt Maliyeti Hesaplama Cetveli (2009-2013) ………... 166

EK 11 Tespitte Kullanılan Taşıtların Toplam Maliyeti (TL) (2009-2013) ……….. 167

EK 12 Genel Yönetim Giderleri (TL) (2009-2013)……… 168

EK 13 Tüketim Malzemeleri İçin Yapılan Giderler (TL) (2009-2013)……… 169

EK 14 Tespitte Kullanılan Teknik Aletler Maliyeti Hesaplama Cetveli (2009-2013) ……….. 170

EK 15 Tespiti Yapılan Taşınmaz Yüzölçümünün Gerçekleşen Gelire Oranı – Gelir Çarpanı (2009-2013)………... 171

EK 16 Güncellemeye Esas Yİ-ÜFE Endeks Değerleri (2003=100)……….. 172

EK 17 Tespiti Yapılması Öngörülen Asgari Taşınmaz Yüzölçümü Üzerinden Firmaların Verdikleri Bedellerin Güncellenmesi………... 173

EK 18 Yapılan Tespit Yüzölçümü Üzerinden Firmaların Verdikleri Bedellerin Güncellenmesi ………... 174

EK 19 Tespiti Yapılan Taşınmaz Yüzölçümü Üzerinden Firmalar İçin Tespitin Maliyeti ve Kamu İçin Sağlayacağı Maliyet Avantajı …... 175

(11)

EK 20 Tespit Maliyet İle Firmalarının Yapacağı Tespit Yüzölçümü ve

Muhtemel Getiri Durumu... 176

EK 21 Tespiti Yapılması Öngörülen Asgari Taşınmaz Yüzölçümü Üzerinden Firmaların Verdikleri Fiyatlara Göre Muhtemel Getiri Durumu ve Kamuya Sağlayacağı Getiri Avantajı……….... 177

EK 22 Tespit İçin Yapılan Giderlerin Yİ-ÜFE'ye Göre Ekim 2015’e Güncellenmiş Değerleri (2009-2013)... 178

EK 23 Tespit Maliyeti Araştırma Bilgi Notu………. 179

EK 24 Taşınmaz Tespit Tutanağı………... 182

EK 25 İdari Tahkikat Tutanağı……….. 184

ÖZGEÇMİŞ ……… 186

(12)

KISALTMALAR DİZİNİ

AB Avrupa Birliği

ABD Amerika Birleşik Devletleri BCC Banker, Charnes ve Cooper CCR Charnes, Cooper ve Rhodes DAP Doğu Anadolu Projesi

DB Dünya Bankası (Uluslararası Yeniden Yapılanma ve Kalkınma Bankası DOKAP Doğu Karadeniz Projesi

DSİ Devlet Su İşleri

FIG Fédération Internationale des Géomètres'(Uluslararası Haritacılar Birliği) GAP Güneydoğu Anadolu Projesi

GATT General Agreement on Tariffs and Trade (Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması)

GTHB Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı GTS Genel Tarım Sayımı

IMF International Monetary Fund (Uluslararası Para Fonu) KHK Kanun Hükmünde Kararname

KİT Kamu İktisadi Teşebbüsleri KOP Konya Ovası Projesi

KYGM Karayolları Genel Müdürlüğü MB Maliye Bakanlığı

MEER Marmara Depremi Acil Yeniden Yapılandırma

MERLIS Marmara Earthquake Region Land Information System (Marmara Deprem Bölgesi Arazi Bilgi Sistemi)

OECD Organisation for Economic Co-operationand Development (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü)

TDK Türk Dil Kurumu

TKGM Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü TOKİ Toplu Konut İdaresi Başkanlığı TRGM Tarım Reformu Genel Müdürlüğü TRUP Tarım Reformu Uygulama Projesi

(13)

ŞEKİLLER DİZİNİ

Şekil 3.1 Etkinlik yönünden piyasa ve mülkiyet yapısı………... 24

Şekil 4.1 Tutumluluk, etkinlik ve etkenlik ilişkisi.……….. 37

Şekil 5.1 Teknik etkinlik ………... 49

Şekil 5.2 Ölçeğe göre sabit ve değişken getiri………. 51

Şekil 5.3 Farrell teknik ve tahsis etkinliği.………... 52

Şekil 5.4 Veri zarflama analizi modelleri ……….... 63

Şekil 9.1 Tespiti yapılan taşınmazlar açısından etkenlik analizi……… 124

(14)

ÇİZELGELER DİZİNİ

Çizelge 3.1 Organizasyonel etkinlikte maliyet ve piyasa yapısının rolü.………….…... 23

Çizelge 3.2 Organizasyonel etkinlikte “sahibin” yönetimdeki görevi ve piyasa yapısının rolü.……….. 24

Çizelge 3.3 İsraf ve savurganlık yönünden özel harcama ve kamusal harcama alanları...………... 25

Çizelge 3.4 İsraf ve savurganlık yönünden özel mülkiyet ve kamusal mülkiyet alanları……….. 26

Çizelge 4.1 Çıktıya dayalı faktör verimliliği ölçüleri.………... 29

Çizelge 4.2 Çıktı ve girdi aralıkları.………..………..…... 39

Çizelge 4.3 Verimlilik politikası geliştirme sürecinde analiz ve odak alanları.………... 42

Çizelge 4.4 Verimlilikle ilgili alanlarda başlıca politika araçları ve zamansal etki çerçeveleri ………. 43

Çizelge 7.1 Türkiye geneli kadastro çalışmaları değişim durumu (1924-2015).…... 88

Çizelge 7.2 Yıllara göre ihaleli kadastro çalışmaları (2004-2012).……….. 89

Çizelge 7.3 Türkiye geneli kadastro durumu.………... 90

Çizelge 8.1 İşletme büyüklüklerine göre ortalama parsel sayısı ve ortalama parsel Büyüklüğü……… 95

Çizelge 8.2 GTHB çiftçi kayıt sistemine göre ortalama parsel sayısı ve parsel Büyüklüğü……… 95

Çizelge 8.3 GTS sonuçlarına göre işletme sayısı, arazi miktarı ve ortalama işletme büyüklüğü.………... 96

Çizelge 8.4 AB ve seçilmiş bazı AB ülkelerinde tarımsal işletme sayısı, toplam tarım alanı ve ortalama işletme büyüklükleri (2007 Yılı).………... 97

Çizelge 8.5 Ülkeler arası karşılaştırma.………...……….... 98

Çizelge 8.6 Yıllara göre Türkiye’de arazi toplulaştırma çalışmaları (1961-2015)... 99

Çizelge 8.7 Türkiye’de arazi toplulaştırma projelerinin durumu………... 100

Çizelge 8.8 Arazi toplulaştırma çalışmalarının gider kalemleri itibariyle birim maliyetleri (2014 fiyatları ile).………... 101

(15)

Çizelge 8.9 Eskişehir İli, Alpu İlçesinde yapılan arazi toplulaştırması sonucu

ortaya çıkan değerler (Temel 2013).……….……….. 102

Çizelge 8.10 DSİ tarafından ihalesi gerçekleştirilen projeler (2009-2014)…..…..…… 102

Çizelge 8.11 GAP arazi toplulaştırma projesindeki ekonomik kazanımlar…….…... 106

Çizelge 9.1 Taşınmaz durumu (2009-2013) ………... 115

Çizelge 9.2 Faaliyet gelirleri (TL) (2009-2013) ……... 116

Çizelge 9.3 Çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarına tahsis edilen taşınmazlar (2009-2013)……… 117

Çizelge 9.4 TOKİ ve belediyelere devredilen taşınmazlar (2009-2013)…………... 117

Çizelge 9.5 İlçeler bazında tespiti yapılan taşınmazlar (m2) (2009-2013)…………... 118

Çizelge 9.6 Gider kalemleri bazında tespit için yapılan harcamalar (TL)……….. 119

Çizelge 9.7 Tespit maliyeti (2009-2013)………... 119

Çizelge 9.8 MEGEM bütçe hedefi ve gelir gerçekleşmeleri (2009-2013) …………... 120

Çizelge 9.9 Ankara Defterdarlığı bütçe hedefi ve gelir gerçekleşmeleri (2009-2013)……… 121

Çizelge 9.10 Toplam gelirin tespit maliyetine oranı - etkenlik analizi (2009-2013)... 123

Çizelge 9.11 Tespiti yapılan taşınmazların toplam ve tespiti yapılması gereken asgari taşınmazlara oranı-etkenlik analizi (2009-2013) ………... 124

Çizelge 9.12 Tespit programı gerçekleşme durumu - etkililik analizi (2012-2014)…... 125

Çizelge 9.13 Yıllara göre performansı değişim durumu (2009-2013) ….……….. 126

Çizelge 9.14 Yapılan tespit yüzölçümü üzerinden firmalar için tespitin maliyeti ve kamu için sağlayacağı maliyet avantajı ………... 127

Çizelge 9.15 Tespit maliyet ile firmalarının yapacağı tespit yüzölçümü ve muhtemel getiri durumu………... 127

Çizelge 9.16 Tespiti yapılması öngörülen asgari taşınmaz yüzölçümü üzerinden sağlanması muhtemel getiri durumu ve kamuya sağlayacağı getiri avantajı……….... 128

Çizelge 9.17 Gider kalemlerinin toplam gider içerisindeki payı………... 129

Çizelge 9.18 Yıllara göre performans faaliyetlerindeki değişim(2009-2013) ………... 130

Çizelge 9.19 Veri zarflama analizi girdi ve çıktı değişkenleri……… 133

(16)

Çizelge 9.20 CCR girdi yönelimli model sonuçları………... 135

Çizelge 9.21 CCR çıktı yönelimli model sonuçları………... 135

Çizelge 9.22 BCC girdi yönelimli model sonuçları………... 135

Çizelge 9.23 BCC çıktı yönelimli model sonuçları………... 136

Çizelge 9.24 CCR süper etkinlik sonuçları………... 136

Çizelge 9.25 BCC süper etkinlik sonuçları………... 136

(17)

1. GİRİŞ

Globalleşme sürecinde bilgi-iletişim teknolojisindeki gelişmeler beraberinde, insanların hak arama anlayışları, yaşam kaliteleri ve toplumsal tercihlerinde değişimi getirmiştir.

Bunun sonucunda vatandaşlar artık daha kaliteli kamu hizmeti talep eder, kamu yönetimini sorgular, kamusal faaliyetler hakkında bilgi edinme isteği artar olmuştur.

Ayrıca, kamunun ekonomik faaliyetlerin azaltılması, piyasa ekonomisinin daha belirgin bir şekilde ön plana çıkartılması, üretim girdilerinin etkili, etkin ve verimli kullanılması görüşü hâkim olmaya başlamıştır. Bu durum, başta gelişmiş batılı ülkeler olmak üzere birçok ülkede reformların yapılması zorunluluğunu doğurmuştur.

Kamu hizmetlerinin işletme yönetimi teknikleriyle yürütülmesini savunan ve Türkiye’de

“devletin küçültülmesi” ve “yönetimde reform” gibi kavramlarla tanımlanan, kamu yönetiminde yapılması öngörülen temel değişiklikleri ifade eden bu sürecin temelinde kamusal mekanizmalardan ileri gelen sorunlar bulunmaktadır. Çözüm olarak, kamusal mekanizmaların gücünün azaltılması ve piyasa mekanizmasının yaygınlaştırılması önerilmektedir. Bu değişim sürecinin temelinde devletin küçültülmesi, piyasaya bırakılabilecek kamu hizmetlerinin piyasa açılması, açılamayacak olan hizmetlerin ise yerel veya bölgesel yönetimlere ya da özerk kuruluşlara devredilmesi anlayışı hâkim olmaya başlamıştır. Böylece kamu yönetimine, verimlilik ve etkinlik bakımından bir ölçüde “işletme” anlayışı girmeye başlamıştır.

Türkiye’de, Avrupa Birliği (AB) süreci, Uluslararası Para Fonu (IMF), Dünya Bankası (DB) ve diğer dış faktörler ile iç etkenler kamu yönetiminde yeniden yapılandırma ihtiyacını doğurmuştur. Bunların sonucu olarak, kamu yönetiminin etkinliğini arttırma amacıyla reformlar ve hukuki düzenlemeler yapılmıştır. Bunlar içinde ön plana çıkan, kamu mali ve idari yapının dönüştürülmesini öngören 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanun olmuştur. Esasen anılan düzenlemeden önce 1990’lı yıllarda 4046 sayılı Özelleştirme Kanunu, tütün, alkol, şeker, çay, ulaştırma gibi alanlarda devlet tekellerinin kaldırılmasını sağlayan düzenlemelerin de etkisi ile kamu kesiminde yeniden yapılandırma ve kamunun üretim sektörlerindeki payının azaltılması sürecine girilmiştir.

(18)

Ekonomik krizler ve kaynak gereksinimine bağlı olarak kamu taşınmazlarının yönetiminde değişiklik yapılması ve taşınmaz satışları gündeme gelmiştir. Hatta Türkiye’de kamu kurumlarının çok önemli taşınmaz varlığına sahip olduğu ve mülkiyet yapısı itibariyle Türkiye’nin eski Doğu Bloku ülkeleri ile aynı düzeyde olduğu eleştirileri 1990’lı yıllardan sonra sıklıkla yapılmıştır. Ancak Türkiye’de 2015 yılı sonu verilerine göre ülke yüzölçümünün % 28,77’sinin Hazineye ait olduğu, buna Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin de eklenmesi halinde oranının iki katına çıktığı görülmektedir.

Hazine ait taşınmazlarının yönetimi konusunda Maliye Bakanlığı (Milli Emlak Genel Müdürlüğü-MEGEM) genel yetkili kuruluş durumunu korumaktadır. Taşınmaz, Türkiye gibi gelişmekte olan bir ülkenin kalkınması için önemli bir kaynak durumunda olması gerekirken, taşıdığı potansiyele rağmen taşınmazlardan elde edilen gelirlerin genel bütçe gelirleri içerisindeki oranı düşük seviyelerde kalmaktadır. Bunun yanında MEGEM önemli bir gider bütçesine sahiptir.

Araştırmanın amacı; iktisadi kavramlar olarak öne çıkan ve çoğunlukla özel sektörde uygulama alanı bulan etkinlik ve verimlilik kavramlarının kamu yönetimi anlayışına ne şekilde yansıdığı, bu analizlerin varsayımları ile Hazine taşınmazlarının elde edilmesi, yönetimi ve elden çıkarılması gibi her türlü hukuki işlemin gerçekleştirilmesi ile bu işlemlerin temel hareket noktası olan “tespit” çalışmalarında verimlilik ve etkinliğin analiz edilmesi olarak belirlenmiştir. Bu kapsamda çalışmada; 2009-2013 yıllarında Ankara İli’nin 16 ilçesinde Hazine taşınmazlarına ilişkin faaliyet sonuçları, kamu kurumu uygulama sonuçları ve özel firmalardan alınan fiyatlara göre sağlanması muhtemel getiri ve performans sonuçları ile kıyaslanmış, performans sonuçları istatistiki verilerle ortaya konulmuştur.

Araştırma, kamusal faaliyetlerin (eğitim, sağlık, yatırım teşviki kapsamında taşınmaz tahsisi gibi) etkinliğini ve verimliliğini analiz eden önceki çalışmalardan farklı olarak, Hazine taşınmazı yönetimine esas bir faaliyete (tespit işlemi) ilişkin yapılmış ilk çalışma olarak görülmektedir. Ayrıca, geçmiş yılların faaliyet sonuçlarına ilişkin veriler, örnek kurumların uygulama sonuçları ve özel firmalardan alınan fiyatlarla karşılaştırma ve istatistiksel modellerle analiz yapılarak halen kamu tarafından yürütülen bir faaliyetin, kamu kesimi ve özel sektör tarafından yürütülmesinin maliyet ve performans yönlerinden

(19)

analizleri yapılmış ve çalışmaların özel sektör tarafından veya özel sektör desteği ile yürütülmesinin kamuya avantaj sağlama olanakları irdelenmiştir.

Bu çalışmada konu dokuz bölümde ele alınmıştır. Araştırmada giriş bölümünün ardından ikinci bölümde; küreselleşme kavramı, küreselleşmenin sonuçları ve ülkeleri kamu yönetiminde reforma zorlayan nedenler, kamu yönetimindeki yeni yaklaşımlar ile kamuda performans anlayışı ve performans değerlendirilmesi açıklanmıştır. Üçüncü bölümde; kamu ve özel sektörde performans analizi kapsamında kamu tercihi teorisi, X etkinlik/etkinsizlik yaklaşımı ve mülkiyet hakları teorisi açıklanmıştır. Dördüncü bölümde, verimlilik kavramı ve verimlilik ölçüm modellerinden bahsedilerek, çalışmada analiz için kullanılan Alan Lawlor Modeli; beşinci bölümde ise etkinlik kavramı ve etkinlik ölçüm yöntemlerinden bahsedilerek, çalışmada analiz için kullanılan Veri Zarflama Analizi (Data Envelopment Analysis) Modeli anlatılmıştır.

Araştırmanın altıncı bölümünde; neo-liberal politikaların Türkiye’de etkinleşme süreci, Türkiye’de kamu yönetimindeki değişimde AB’nin rolü, 1980 sonrası kalkınma planlarında kamu yönetimi anlayışındaki reform çalışmaları ile yapılan yasal ve idari düzenlemeler ele alınmıştır. Yedinci bölümde, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü’nce (TKGM) kadastro faaliyetlerinin; sekizinci bölümde ise Tarım Reformu Genel Müdürlüğü’nce (TRGM) arazi toplulaştırma faaliyetlerinin özel sektöre yaptırılmalarının sonuçları, kamu ve özel sektör için sağladıkları kazançlar istatistiki verilerle incelenmiş ve yorumlanmıştır. Son bölümde ise, MEGEM’in genel idari yapı içerisindeki yeri ve görevleri ile tespit kavramı, mahalli tespit tutanağının hazırlanması ve dikkat edilecek hususlar açıklanmıştır. Ayrıca, 2009-2013 yıllarında Ankara İli Merkez 16 İlçedeki toplam, tespiti yapılması gereken asgari ve tespiti yapılan taşınmazlar ile faaliyet sonuçlarına (gelir gerçekleşmeleri, tespit maliyet unsurları gibi) ilişkin verilerinden yararlanılmış, bu veriler kamu kurumu uygulama sonuçları ve özel sektörün verdiği fiyatlarla karşılaştırılarak, tespit işlemlerinin Alan Lawlor Modeline göre verimli, Veri Zarflama Analizi Modeline göre, girdi ve çıktı yönelimli olarak dönemler itibariyle etkin çalışıp çalışmadığı, Etkinlik Ölçüm Sistemi (Efficiency Measurement System - EMS) paket programı kullanılarak analiz edilmiştir.

(20)

2. KÜRESELLEŞME ve KAMU YÖNETİMİ ANLAYIŞINDA DEĞİŞİM

2.1 Küreselleşme

2.1.1 Küreselleşme kavramı

Küreselleşme, son yıllarda üzerinde en çok durulan, birçok kavramla birlikte kullanılan, tanımı konusunda görüş birliğine varılamadığı ve başlangıcı konusunda tartışmaların sürdüğü popüler bir kavramdır.

Küreselleşmenin, kapitalist gelişme ile bütünleştiği, dolayısıyla kapitalizmle başladığı ifade edilmektedir. Gencay Şaylan’da (2003) kapitalizmin tarih sahnesine çıktığı andan itibaren küreselleşmenin başladığını, bunun tarih olarak 15. yüzyılın sonu olduğunu belirtmektedir (Sezer 2008).

İlk defa Marshall McLuhan’ın 1960 yılında kaleme aldığı “Komünikasyonda Patlamalar”

(Explorations in Communication) adlı eserinde kullandığı “Global Köy” kavramını ile

“küreselleşme kavramı” literatüre girmiştir (Demirel 2006). Bu ifadeyi McLuhan, zaman ve mekân kavramının algılanmasında ortaya çıkan değişiklikleri açıklamak için kullanmaktadır (Devrim ve Altay 2000).

Wallerstein, Rosenau, Gilpin, Held, Robertson, Appadurai ve Giddens küreselleşme mantığını merkeze alan bir yaklaşımla küreselleşmeyi tanımlamaktadırlar. Wallerstein,

“dünya sistemi” (worldsystem) kavramını sosyal bilimler literatürüne sokmuş ve küreselleşmenin motorunun kapitalizm olduğunu savunmuştur. Rosenau, Gilpin ve Held, ulus-devletin hem teknolojik küreselleşme, hem de askeri-siyasal faktörlerden etkilendiğini belirtmişlerdir. Diğer yandan Robertson, Appadurai, Albrow, Featherstone, Lash ve Urry kültürel teori geleneği içerisinde küreselleşmeyi tartışmışlardır. Bunlar, McDonaldlaşmanın1 gezegende yaygınlaşmasına karşıdırlar ve kültürel küreselleşmenin

1 McDonaldlaş(tır)ma, Amerikalı sosyolog George Ritzer’in toplum bilime kazandırdığı bir kavramdır.

(21)

kültürel olarak homojenleşme anlamına gelmediğini, küre-yerelleşmenin (glocalization) hem içerik, hem de sonuçları açısından çelişkili bir kavram olduğunu savunmuşlardır (Sezer 2008).

Anthony McGrew (2005) ise küreselleşmeyi, “dünya çapında ekonomik ilişkilerin yaygınlaşması süreci” olarak tanımlayarak ekonomik boyutuna daha çok vurgu yapmaktadır. Yine bu tanıma paralel olarak Dilip K. Das (2004) küreselleşmeyi;

“ülkelerin ve ekonomilerin bütünleşmesi, homojenleşmesi ya da uyumlaşması” olarak tanımlamaktadır. Neil Brenner (1999) ise küreselleşmeyi, “dünya kapitalizminin mekânsal örgütlenmesi” olarak tanımlamakta ve çift yönlü diyalektik bir süreç olarak algılamaktadır. Brenner’e göre birincisi diyalektik, coğrafi bir düzeyde, paranın, malların, insanların, imajların ve bilginin hareketinin sürekli bir şekilde genişlemesi ve hızlanması;

ikincisi ise, toplumsal-mekânsal altyapının hızlı bir şekilde gelişmesiyle dönüşüme uğraması, yeniden farklılaşması, yeniden yapılandırılması ve üretilmesidir (Sezer 2008).

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ise küreselleşmeyi, yeni aktörlerin (ulus aşırı şirketler gibi) piyasaya güçlü bir şekilde girmesi, teknolojinin iletişim ve bilginin edinim alanında hızlı yayılması, düzenleyici politikalarının benimsenmesi olmak üzere üç faktörü içerecek şekilde tanımlamaktadır (Demirel 2006).

Ekonomistler, küreselleşmeyi dünyanın bütünüyle bir piyasa haline gelmesine yönelik bir adım olarak değerlendirmektedirler. Ekonomistlere göre küreselleşme, dünya ekonomisini oluşturan sosyal ve ekonomik unsurların birbirleriyle ve süreç içinde de dünya piyasalarıyla eklemlenmesini ifade etmektedir (Kutun 2005).

2.1.2 Küreselleşmenin sonuçları

Temmuz 1944’te Bretton Woods’da toplanan Birleşmiş Milletler Para ve Finans Konferansında “Uluslararası Para Anlaşması” imzalanmıştır. Böylelikle uluslararası para

yükselmektedir. Bu dört etmen akılcılığın çalışma sistemindeki tezahürü olarak kabul görmektedir (Anonim 2002, 2014a).

(22)

sisteminin kurallarını belirleyen, yeni bir uluslararası ekonomik düzenin temelleri atılmıştır. Bu toplantı sonrası IMF (1944), DB (1945) ve Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması (GATT)2 kurulmuştur. Ulus-ötesi örgütlerinin kurulması ise, modern devletin niteliğinde büyük değişimlere yol açacaktır (Farazmand 2001).

1980’lere doğru monetarist ve neo-liberal politikalar etkinliğini arttırmaya başlamış, uluslar arası örgütlerde bu değişen anlayışın temel kurumları olmuşlar ve neo-liberal eksenli politikalar sunulmaya başlanılmıştır. İhracata dayalı büyümeyi ve enflasyonla mücadeleyi, serbestleştirilmeyi esas alan, piyasaya ve devletin etkinliğinin azaltılmasına dayanan, özelleştirmeyi içeren politikalar, “planlı ekonomiler” ve “üçüncü dünya ülkelerine” farklı isimler altında (şok terapi, yapısal ayarlanma programları gibi) önerilmiştir (Demirbaş 2003).

Modern devletler içindeki sınır içi ve sınır ötesi konular ele alınırken ve küresel çevre ve çevresel sürdürülebilirlik gibi genel çıkarlara ilişkin konularda işbirliği arayışına girerken, birbirlerine karşılıklı bağımlılıklarının derecesi artmıştır. Burada, “küresel köy”,

“küresel çevre” ve “küresel vatandaşlık” kavramları bu dönemde ortaya çıkan ve bütün devletler ve bunların kamu yönetimi uygulamaları üzerinde baskı yaratan ilgiler olmuşlardır. Bütün devletlerin bilgi çağı avantajlarını kazanarak yönetişim ve yönetimin hemen hemen tüm işlevlerini hem ülke içi, hem de uluslararası düzeylerde daha da geliştirmelerini sağlamışlardır (Farazmand 2001).

Dünya genelinde uluslararası ilişkilerin yoğunlaşmasıyla küreselleşmenin dinamikleri yerleşirken, ulusal ya da yerel kültürler, yabancı kültürlerle etkileşim sürecinde yeniden biçimlenerek, ortaya melez kültürler çıkmıştır. Küreselleşme ile yaygınlaşan benzer tüketim kalıpları, değerler ve pratikler tüm dünyada benimsenmeye başlanmış ve sosyo- kültürel anlamda bir benzeşme süreci oluşmuştur (Sezer 2008).

Sosyalist planlama ve merkezden yönetilen sistemlerin başarısızlığının ortaya çıkmasıyla Soğuk Savaş sonrası dünyada birçok ülkenin çoğulcu demokrasi, siyasal özgürlükler ve

2 1947‘de 23 ülke tarafından imzalanan bir anlaşma ile kurulan GATT, 1 Ocak 1948‘de yürürlüğe girmiştir.

(23)

insan haklarına dayalı siyasi rejimlere doğru yönelmeleri, bu sürece direnen ülkelerin uluslararası toplumun gözünde itibar kaybetmesi ve yalnızlaşması; ulus devletlerin giderek artan bir şekilde insan hakları eksenli baskılarla karşılaşması, her şeyi yapmaya çalışan, verimsiz, hantal, harcamaları gelirlerini aşan devasa devletin yerini, kendisini (dış güvenlik, iç güvenlik, adalet gibi) piyasanın yapamayacağı işlerle sınırlayan, denk bütçe kuralını gözeten, kamu iktisadi teşebbüslerini (KİT) özelleştiren, rekabetin kurallarını koyma, gözetim ve denetim fonksiyonu dışında iktisadi hayattan çekilen, sınırlı ve etkin devlete doğru gidiş süreci yaşanmıştır. Böylece, devletin yetkilerinde azalma olmakta, devletin egemenliği ilkesi yeniden sorgulanmaya başlanmaktadır (Sezer 2008).

Yaşanan değişim süreçiyle birlikte yönetimsel devlet, bir “refah devleti”nden bir

“şirketleşmiş devlet”e ya da “gölge devlet”e, “ilgisiz devlet”, “sözleşmeci devlet” ya da

“girişimci devlet”e dönüşmüştür. Kamu yönetimi ve kamu işletmeciliği doğasında bu gelişmeye karşılık gelen değişimler ise “işletmecilik/manageralism”, “siyasi işletme”,

“yeni kamu işletmesi” ve “şirketleşmiş yönetimci devlet” şeklinde olmuştur (Farazmand 2001).

2.2 Ülkeleri Kamu Yönetiminde Reforma Zorlayan Nedenler

Küreselleşme süreci, hem devletlerin işlevlerini değişime uğratmış, hem de devletlerin işlevlerindeki değişime bağlı olarak devletlerin kamu yönetimi anlayışları sorgulanmaya başlanmış ve kamu yönetiminin yeniden yapılandırılması bir zorunluluk olarak gündeme gelmiştir. Bu bölümde kamu yönetiminde değişime zorlayan nedenler açıklanmıştır.

2.2.1 Refah devletinin krizi ve yeni sağ anlayış

Yeni liberal yaklaşıma göre, 1960’lı yıllarda egemen olan refah devleti anlayışı ve bu anlayışa bağlı olarak gerçekleştirdiği ekonomik ve sosyal alandaki müdahaleleri, böylece de ekonomideki kamu payının giderek artması, 1970’lerdeki ekonomik krizin nedenidir (Alpsoykan 2006, Kutun 2005). Bunlara göre sorunun kaynağı kamusal mekanizmalardır.

(24)

Çözüm ise kamusal mekanizmaların gücünün azaltılması ve piyasa mekanizmalarının yaygınlaştırılmasıdır (Güler 2005).

1980’lere doğru makroekonomik politikalarda Keynescilikten “monetarizme ve neo- liberalizme”, açık ya da örtülü güdümlülükten “pazar ağırlıklı çözümlere”, parasal genişlemecilikten “kısıtlılığa”, merkantilizmden “serbest ticarete” doğru bir dönüşüm gözlemlenmiştir. Bu ortamda devletin büyümesine ve bürokrasinin artan etkisine karşı da olumsuz ideolojik görüşler yaygınlaşmıştır. Bu da devletin piyasadaki rolünün sorgulanması sonucunu doğuracaktır (Köse 2003).

Kaynakların dağıtımı mekanizmasında devletin rolü tartışılmaya ve pazarın işleyişinin daha etkili ve adil olduğu düşünülmeye başlanılmış, Thatcher ve Reagan gibi siyasi iktidarlar tarafından da uygulamaya geçilmesine yönelik politikalara dönüştürülmüştür.

Bu düzende vatandaş, neo-liberal politikalar doğrultusunda, bireysel bir tüketici ya da kamu hizmetlerinin bir müşterisi olarak görülerek, devletten belli standartlara sahip hizmet talep etme hakkına sahip bir kişi olarak konumlandırılmıştır. Bu da devletin rolüne ilişkin kamusal imajın değişmesi anlamına geliyordu (Köse 2003). “Washington Konsensüsü”nde yeni-liberal politikalara dayalı, devletin ekonomik ve sosyal süreçleri düzenleme görevinin ortadan kaldırılarak ve ekonomiye müdahalesini azaltarak özel sektör ağırlıklı piyasa mekanizmasının güçlendirilmesini sağlayacak ekonomik ve toplumsal yapıların dönüşüm koşulları belirlenmiştir

Yeni-liberal politikaların öngördüğü yeniden yapılanma süreci, devletin işlevlerinin yeniden tanımlanması, kamu yönetiminde köklü dönüşümlerin başlaması ve kamu yönetiminin siyasal, sosyal boyutlarından soyutlanarak örgütleniş anlamında

“işletmeselleştirilmesi”ne tanıklık etmektedir. Bu da, kamu sektörünün kaynak tahsisinin, milli gelirin adil dağılımının, ekonomik büyüme ve istikrarın sağlanmasındaki yönlendirici rolünün özel sektörün etkisi altına girmesi anlamına gelmektedir. Bu süreçte özel sektör ise refah devleti uygulamalarını onaylamamakta ve devletin faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi için istikrarlı, etkin, adil bir yasal düzenleyici çerçeve ortaya koymasını talep etmektedir. Bunun için de, piyasada istikrar ve adaleti güvence altına alarak, etkin ve hesap veren bir kamu yönetimi modeli sunmak gerekmektedir (Kutun 2005).

(25)

2.2.2 Teknolojik, sosyal ve kültürel değişim ve dönüşümler

Dünyada teknoloji alanında yaşanan değişme ve gelişmeler sonucunda devletler, kontrol edemedikleri ve sınırlarının ötesinde bir bilgi akımı ile karşılaşmışlardır. İletişim teknolojilerindeki gelişmeler sayesinde insanlar çok kısa sürelerde dünya kamuoyunda olup bitenler hakkında ayrıntılı bilgi sahibi olabilmekte, sermaye piyasaları ve ulus ötesi şirketler sermayenin akışkanlığından faydalanarak ön plana çıkabilmektedirler.

Teknolojik gelişmeyle özel sektörde mal ve hizmet üretilmesi ve sunulmasında ortaya konulan yenilikler müşteri tatminine yönelik eğilimlere yol açarken, kamu sektörünün de bu eğilimlerden etkilenmesi kaçınılmaz olacaktır (Alpsoykan 2006, Köse 2003).

Eğitim ve bilinç düzeyinin artması da gerek vatandaşlar, gerekse kamu personelinin yönetimden yeni beklentiler içine girmesine yol açmıştır. Yönetimin de bu doğrultuda kendini yenilemesi ihtiyacı, kamu yönetiminde reform çalışmalarının hızla gerçekleştirilmesine dayanak oluşturmuştur. Yönetim yapısının teknolojik gelişmelerin gerisinde kalması ve kendini yenilemekte gecikmesi, onu bu imkân ve fırsatlardan yoksun bırakacak, sistem ve süreçlerin ağır işlemesi neticesinde halkın yönetime karşı olan hoşnutsuzluğu katlanarak devam edecektir. Bu yüzden teknolojik gelişmelere uygun olarak, kamu yönetiminde sosyal ve kültürel alanlara yansıyacak biçimde yeni vatandaş profilinin ihtiyaçlarına yanıt verebilecek yasal düzenleme ve uygulamalara gidilmesi gerekliliği doğmuştur (Alpsoykan 2006).

2.2.3 Kamu yönetiminde performans sorunu ve ortaya çıkan güven açığı

Nüfusun artmaya devam etmesi, kamu ekonomisinde meydana gelen değişmeler ve yaygınlaşan sosyal adaletsizlikler, kamu yönetiminin mal ve hizmet sunumunda artışlara ve çeşitlenmelere yol açmıştır. Bu durumu, refah devleti politikaları da desteklemiş ve birçok ülkede kamu yönetiminin adı etkinsiz ve verimsiz uygulamalarla birlikte anılır olmaya başlamıştır. Görev yükünün artmasıyla kendini gösteren bürokratik yapı, kurallar ve aşırı denetimlerle tıkanmalara sebep olurken, örgütsel büyüme ve merkezileşme de kırtasiyeciliğe ve işlemlerde uzamalara, vatandaşlarda kamu yönetimine karşı memnuniyetsizliğe yol açmıştır (Alpsoykan 2006).

(26)

2.2.4 Örgütlerin doğasından kaynaklanan değişim ihtiyacı

Kamu yönetimi bünyesindeki örgütlerin, doğal yaşam çizgilerinde, yeni ihtiyaçların karşılanmasına yönelik geliştirilmeleri ve işlevsiz hale gelenlerin ise yerlerini yeni örgüt yapılarına bırakmaları kamu yönetimi reformunun önemli bir ayağını oluşturmuştur. O örgütün yapısının yenilenmemesi veya yeni bir örgütle değiştirilmemesi, kamu yönetimi mekanizmasında işleyiş aksaklıklarına yol açabilecekti (Alpsoykan 2006).

2.2.5 Demokrasi ve insan hakları anlayışının değişmesi ve yerelleşme çabaları

Birçok uluslararası kuruluşta demokrasi ve insan hakları kavramlarına vurgu yapılarak, demokratik bir şekilde yönetilmenin bir insan hakkı olduğuna değinilmiş, “demokratik bir yönetim” oluşturma söylemleri uluslararası alanda sıkça gündeme getirilmiştir (Alpsoykan 2006).

Günümüz anlayışında “katılımcılık” demokrasinin vazgeçilmez bir ilkesi olarak önem kazanmaktadır. Katılımcılığın sağlanmasında halkın kararlarla ilgili bilgilendirilmesi ve karar verme mekanizmalarına çeşitli yollarla katılımı gerekmektedir. Bu noktada sivil toplum kuruluşlarına da yönetim ile halk arasında bir köprü vazifesi verilmektedir (Alpsoykan 2006).

2.2.6 Uluslararası örgütlerden gelen baskılar ve ülke deneyimleri

AB, ticari engellerin kaldırılmasında önemli görevler almıştır. Bu kapsamda, kamunun ihtiyaçlarını karşılamak için uyguladığı politikaları rekabete açarak ve eğitim, sağlık, sosyal refah gibi belli alanları düzenleme alanına alarak ulusal devletlerin karar almadaki gücü sınırlandırılmıştır. Bu durum, klasik devletin egemenliğinin ve otoritesinin sorgulanmasına yol açmış, üye ülkelerin çıkarları artık uluslararası düzeyde de tartışılmaya başlanmıştır (Köse 2003).

(27)

Akademik alanda ortaya çıkan ve zamanla geliştirilen yaklaşımlar, uluslararası alanda da tartışmaya açılmıştır. Bu yaklaşımlar DB, Birleşmiş Milletler ve OECD gibi uluslararası örgütlerin desteğiyle yaygınlaşmıştır. Yeni yaklaşımlarla gelen genel ilkeler, özellikle uluslararası finans örgütlerinin az gelişmiş ülkelere sağladıkları kredilerde bir ön koşul olarak söz konusu ülkelere dayatılmıştır. Daha önce özel sektörde uygulanıp başarı sağladığı savunulan bu yaklaşım ve ilkeleri, kamu yönetimine yönelik düzenlemelerinde göz önüne almayan ülkeler uluslararası alanda kredi ve borç sıkıntısına düşmüş, dolayısıyla da ekonomik kriz tehlikesiyle karşı karşıya kalmışlardır. Bu yolla yeni ilkelerin üstüne inşa edilen politikalar özellikle azgelişmiş ülkelerde büyük bir hızla yaygınlaştırılmaya çalışılmıştır (Alpsoykan 2006).

2.3 Kamu Yönetimindeki Yeni Yaklaşımlar

Gelişen bu süreç içerisinde kamu yönetimi alanında yapılması öngörülen köklü değişiklikleri ifade etmek için, örneğin İngiltere’de “Kamu Yönetiminin İyileştirilmesi”, İskandinav Ülkelerinde “Kamu Yönetiminin Modernleştirilmesi”, Fransa’da “Adem-i Merkezileştirme Reformu”, OECD yayınlarında “Yeni Yöneticilik”, Türkiye’de ise,

“Yönetimin İyileştirilmesi, Devletin Küçültülmesi” gibi kavramlar kullanılmaktadır (Akçakaya ve Yücel 2007).

Kamu yönetimindeki yeni yaklaşımlardan biri olarak “toplam kalite yönetimi” anlayışı;

müşterilerin ihtiyaçlarını karşılanmak suretiyle onları memnun etmek, bu amaçla yönetsel ilke, yöntem ve teknikleri, örgütsel süreç, kaynak ve ilişkileri, çalışanların da katılımı ile iyileştirilmesi ve sunulan mal ve hizmetlerde kaliteye, verimliliğe ve etkinliğe ulaşılmasını sağlayan bir yönetim modeli ve felsefe olarak kabul edilmektedir (Nohutçu 2008). Bu anlayışta ekonomik kaygıların sonucu olarak “rekabet” kavramı ön plan çıkarılmaktadır. Kamuda yaratılan kaygının, kamu kuruluşlarının verimliliği ve kamu hizmetlerinde maliyetleri düşürmeyi amaçlayan bir bakış açısıyla yaklaşılması halinde, azaltacağı değerlendirilmektedir (Alpsoykan 2006).

(28)

“İdare” (administration) yerine “yönetim” (management) kavramını3 kullanan kamu yönetimi terimine dayanan “yeni kamu yönetimi” anlayışında; kamu sektörünün aşırı büyüdüğü ve kıt kaynakları verimsiz kullandığı, bunun aksine kamusal faaliyetlerin yerine getirilmesinde alternatiflerin olduğu ifade edilerek, piyasa devleti anlayışı benimsenmiştir. Rekabete dayanan serbest piyasanın, kaynakları daha verimli kullanacağı ve bürokrasinin neden olduğu kaynak israfına son vereceği öngörülmektedir (Kara 2008, Özsalmanlı 2010). Bu anlayışta hükümetler, rekabetin olduğu ekonomik ortamda bulunan taraflarla “sözleşme” yapacaklar, böylelikle hizmet özel sektör ya da gönüllü kuruluşlara gördürülecek, bu şekilde yapılan sözleşmeler verimliliği artıracak ve sorumluluğu güçlendirecektir. Bu süreçte performans denetiminin önemi ön plana çıkacaktadır (Özer 2005).

“Kamu yönetimi”nden “kamu işletmeciliği”ne doğru anlayış farklılaşmasını yansıtan

“yeni kamu işletmeciliği” yaklaşımı, işlevsel ve kuramsal açıdan değişimi vurgulamaktadır. Bu değişim, temelde devletin işlevlerinin yeniden tanımlanması etrafında toplanmakta ve kamu örgütleri içerisinde karar alma süreçlerinde erki elinde bulunduran üst düzey yönetim mekanizması üzerinde yoğunlaşmaktadır. Bu anlayış, kamu yönetiminin özel sektörleştirilmesi güdüsünden hareketle, özel sektöre özgü verimlilik ölçütlerini esas alan performans ölçümlerinin uygulanmasının verimliliği arttıracağını öngörmektedir (Üstüner 2000, Kutun 2005, Canpolat ve Cangir 2010).

Yeni kamu işletmeciliği, devletin tekelci yapısından kaynaklandığı varsayılan etkinsizlik durumuna, kaynak kullanımındaki optimum olamama durumuna çözüm olarak pazar yaratma, hizmetleri piyasaya devretme, idari rejimi liberalize etme, mali yönetimin delege edilmesi, performansa dayalı bütçe gibi uygulamaları önermektedir. Bunun yanı sıra personel sistemine ilişkinde; performans odaklı iş ve ücret sistemi, esnek istihdam anlayışı savunulmaktadır (Zengin 2009). Bu anlayışta memuriyet, ömür boyu devam

3 Literatürde kamu hizmetlerinin yönetimi için “public administration”, kamu işletme yönetimi için de

“public management” kavramı kullanılmaktadır. “Public management” kavramı örgütsel karar vermede rasyonel yaklaşımı ifade ederken, geleneksel olarak özel sektörle ilişkili olarak değerlendirilmektedir.

“Public administration” kavramı ise kamu kesimi için kullanılmakta ve kaynakların etkili kullanımına

(29)

edilen, güvenli bir meslek olarak görülmesinin aksine, sözleşme yoluyla istihdam edilen kamu personeli anlayışına bırakmaktadır (Canpolat ve Cangir 2010).

Yeni kamu işletmeciliğinin kendinden beklenen başarıyı gösterememesi üzerine, 1980’lerde “piyasa dostu devlet”, “yönetişim” söylemleri gündeme gelmeye başlamıştır.

Bu süreçte, yeni kamu işletmeciliği anlayışı revize edilerek, “yönetişim” modeli adı altında yeniden sunulmuştur (Kutun 2005).

Yönetişim anlayışında devlet, diğer aktörler arasında eşitler arasında birinci konumuna konulmakta ve piyasada gerekli düzenlemeleri yapan bir yere oturtturulmaktadır.

Yönetişim kavramı ayrıca, kamunun kamu otoritesini kullanarak yaptığı kamu hizmetlerinde değişimi öngörmektedir (Kutun 2005, Demirel 2010). Bu yapıda kamusal hizmetlerin etkin sunumu, kamu örgütleri ve özel sektör kuruluşlarına ek olarak “üçüncü sektör” olarak sivil toplum kuruluşları tarafından gerçekleştirilmektedir. Devletin küçültülmesi ile boşalan sosyal alanı üçüncü sektör ve özelleştirmeler yolu ile özel sektör dolduracaktır. Pasif yurttaşlık kavramı ise yerini aktif bir anlam kazandırılan “paydaş”a (stakeholder) bırakmaktadır (Alpsoykan 2006).

Belirtilen anlayışların yanında, yeni sağ akımın etkisi ile devleti hantal ve verimsiz yapısından kurtarmanın çözüm yolu olarak devletin küçültülmesi, bunun aracı olarak da

“özelleştirme” önerilmiştir (Kartal 2000). Dolayısıyla, kamunun bir mali kriz içinde bulunduğu, artan toplumsal talepleri karşılamada yetersiz kaldığı; bu nedenle de, genişlemiş olan görevlerini devrederek asli görevlerine dönmesi gerektiği ileri sürülmüş ve özelleştirme, böyle bir gereğin aracı olarak sunulmuştur. Esnekliğini yitirmiş ve genişçe bir alanda işlevsiz bir hal almış olan kamuyu, etkin ve verimli davranan, yurttaş odaklı bir kamu hizmet kuruluşlarına dönüştürmede özelleştirme bir araç olarak kullanılmıştır (Özel 2007).

(30)

2.4 Kamuda Performans Anlayışı ve Performans Değerlendirmesi

Kamu kaynakları kıt iken, Devletin fonksiyonlarının artması kamu kaynaklarının etkin, verimli ve tutumlu kullanılması zorunluluğunu ön plan çıkarmış ve kaynakları kullanan personelin hesap verme sorumluluklarının artırılması gerekliliğini doğurmuştur. Bu durum ise düzenliliği ölçen geleneksel denetim usullerinin yetersizliğini ortaya çıkarmış, denetimin yeni bakış açısıyla, yeni yöntemlerle gerçekleştirilmesi zorunluluğunu doğurmuştur. Denetimde yeni dönemin ihtiyaçlarına yanıt verecek temel yaklaşım ise, verimlilik ve özellikle etkinliği ön plana çıkaran performans denetimi” olmuştur (Akyel ve Köse 2010).

Kamusal mal ve hizmet üretiminde etkinlik, verimlilik ve tutumluluğun sağlanıp sağlanmadığının tespiti, yapılan faaliyetin nihai bir ürününün olması ve program çıktılarının ölçülmesi ile mümkün olabilecektir. Bu ölçüm, her bir programa uygun kıstasların belirlenmesi ve elde edilen sonuçların bunlara göre değerlendirilmesi ile sağlanabilecektir (Apan 2008).

Performans değerlendirilmesi yoluyla; kamusal politikaların seçimi ve uygulanması sonucunda oluşan başarı ve başarısızlığın ortaya çıkarılması, başarısızlık durumunda nedenlerinin araştırılarak, gerekiyorsa devam eden faaliyet ve proje uygulamalarına son verilmesi, geleceğe dönük politikaların doğru bir şekilde oluşturulması amacıyla karar vericilere gerekli bilgilerin sağlanması amaçlanmaktadır (Yenice 2006).

2.5 Performans Yönetimi Öğelerinin Mali Yönetimle Bütünleştirilmesi

Performansı artırmayı amaçlayan performans yönetimi, kaynakların başarılı programlarda yoğunlaşmasını teşvik etmek suretiyle, birincil önceliği makro seviyede mali disiplini sağlamaya tanıyan mali yönetimi bu amacında desteklemektedir. Hesap verme yükümlülüğünün güçlendirilmesi ile bu yükümlülüğünün gerektiği gibi yerine getirilmesinin araçları olan “muhasebe sistemi” ve “denetim fonksiyonunun”

geliştirilmesi mali ve performans yönetiminin öncelikli amaçlarındandır (Gören 2000).

(31)

Entegrasyon süreci sonunda; mali yönetimdeki girdilere odaklı geleneksel bütçeler ve harcamalara odaklı nakit esaslı muhasebe sistemleri, performans yönetiminde çıktı ve sonuçlara odaklı bütçelere ve maliyetlere odaklı tahakkuk esaslı maliyet muhasebesi sistemlerine dönüşür ve klasik mali denetiminin (uygunluk denetiminin) yanı sıra performans denetimleri ve program değerlendirmeleri ortaya çıkar (Gören 2000).

Yaşanan dönüşümle birlikte bütçeleme basit bir harcama aracı olmaktan çıkıp, bir yönetim aracı haline gelir. Böylece bütçeleme aynı zamanda, uygulama ve değerlendirme gibi yönetim sistemleriyle de karşılıklı olarak etkileşir. Bu yüzden bütçeleme genişleyerek ya daha genel bir yönetim sisteminin ya da muhasebe ve denetimden oluşan bir mali yönetimin kilit bir öğesi durumuna gelir (Gören 2000).

Performans yönetiminde bütçeleme terimi, fiili performansı kaynak dağıtımı ile ilişkilendirmek anlamına gelir. Ancak, bütçelemeyi sarmalayan siyasal sürecin gereklilikleri ile performansı iyileştirmeyi öne çıkaran yönetim süreçlerinin gereklilikleri bazı durumlarda birbiriyle çatışacaktır. Örneğin bütçe ödeneklerinin çıktı (verimlilik) ölçüleriyle ilişkilendirilmesinde belirgin bir sorun yaşanmasa da, bütçe ödeneklerinin doğrudan etkinlik ölçüleriyle ilişkilendirilmesi halinde ortaya iki teknik sorun çıkmaktadır (Gören 2000):

 Birincisi, birçok programın nihai etkilerinin, bir bütçe yılından daha uzun bir zaman dilimi sonunda görülebileceğidir.

 İkincisi ise, nihai etki ve sonuçların programlarca kısmen tayin edilebileceği, yani nihai etkileri tayinde, yöneticilerin kontrolü dışında başka belirleyici değişkenlerin de bulunduğu hususudur. Bu bakımdan kaynakları tamamen nihai etkilerin ölçüm sonuçlarına bağlamak az ya da çok haksızlık doğurabilecektir.

Ortaya çıkan sorunları hafifletebilmek için kimi ülkeler (İsveç, İrlanda) çok yıllı bütçeleme tekniklerini; kimi ülkeler de orta vade (genellikle 3 yıllık) bütçe tahminleme (planlaması) tekniklerini geliştirerek uygulamaya koymuşlardır. Ödeneklerin ertesi yıla aktarılması veya gelecek yıldan ödünç ödenek alma teknikleri de uygulama sırasında kaynakların fiili performansla uyumlulaştırılması bağlamında ihtiyaç duyulan esneklikleri, kısmen de olsa, sağlayabilmektedir (Gören 2000).

(32)

3. KAMU ve ÖZEL SEKTÖRDE PERFORMANS ANALİZİ

3.1 Teorik Analizler

Kamu ve özel sektörde performans karşılaştırmasına ilişkin teorik yaklaşımlar; mülkiyet hakları teorisi, X etkinlik / etkinsizlik teorisi ve kamu tercihi teorisi olmak üzere üç ana başlık altında toplanmaktadır.

3.1.1 Mülkiyet hakları teorisi

Mülkiyet hakları teorisinin savunduğu görüşlerin temelini, Adam Smith’in “Ulusların Zenginliği (1776)” adlı kitabında bulmak mümkündür. Smith, hükümdar ve tacirin birbirine hiç benzemediğini, birbirleriyle bu kadar zıt yapıda hiçbir karakterin olmadığını vurgulamaktadır. Bu yargı da kamunun etkin olmadığı sonucunu doğurmaktadır. Kamu memurlarının ticari gelirlerde doğrudan bir çıkarı olmadıklarından, kamu idaresinin ihmalci ve israfçı olduğunu belirtmektedir. Ayrıca, örnek olarak kamu topraklarının özel topraklara göre ancak % 25’inin verimli olduğunu ileri sürmektedir. Bunlardan yola çıkarak, kamu mallarının özel mülkiyete dönüştürülmesini tavsiye etmektedir.

Böylelikle, mal sahipleri varlıklarının değerlerini maksimize etme ve israftan kaçınma eğiliminde olacaktır (Hanke 1985, Dura 2006b, c).

Armen Alchian, Harold Demsetz ve Ronald Coase tarafından geliştirilen mülkiyet hakları teorisi, mülkiyet - işletme performansı (verimlilik) ilişkisinin varlığını ortaya koymaya çalışmaktadır. Modern mülkiyet hakları ekolünü kuran bu iktisatçılar, ekonominin etkin bir biçimde işlemesinde özel mülkiyet haklarının rolünü ortaya koymuşlardır (Dura 2006b, c).

Demsetz (1967) “Toward a Theory of Property Rights” çalışmasında, mülkiyetin tek bir sahibinin olmasının iktisadilik açısından daha anlamlı ve bu kişinin mülkiyet üzerindeki davranışlarının çok daha rasyonel olacağını, aksi durumda dışsallık sorunlarının ortaya çıkacağını ifade etmektedir. Mülkiyet haklarının el değiştirmesi sorununda ise Demsetz,

Şekil

Updating...

Referanslar

Benzer konular :