Brexit: Demir Leblebi. 35 gün sonra 23 Haziran da, Büyük Britanya ve Kuzey. İrlanda dan oluşan Birleşik. Krallık (BK) vatandaşları, tarihi

Tam metin

(1)

Güncel konularla her Çarşamba

23 Haziran’da, Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda’dan oluşan Birleşik Krallık (BK) vatandaşları, tarihi bir referandum ile Avrupa Birliği içinde kalıp kalmama kararını verecekler. Anketler evet-hayır oylarının sırasıyla %46-%43 olarak çok yakın;

kararsızların payının ise %11 civarında olduğunu gösteriyor. BK’nin AB’den çıkma kararı ile birlikte yeni dönemde ekonomik ve politik ilişkilerin yeniden inşasını planlamak, iki yıldan yedi yıla kadar uzayabilecek bir sürecin başlaması anlamına geliyor.

Söz konusu referandumdan çıkacak sonuç sadece İngiltere, Galler, İskoçya ve Kuzey İrlanda vatandaşlarını değil, AB’nin geleceği üzerinden bütün dünyayı etkileyecek.

Toplam ihracatının %45’ini AB28’e yapan tam üyelik adayı Türkiye açısından da elbette durum farklı değil. Hatta BK’nin AB’den ayrılması, AB içindeki liberal oy bloğunun gücünü de düşürerek mesela Almanya’nın AB üzerindeki dominant etkisini sonlandıracak ve AB içinde yeni güç koalisyonlarının kurulmasına yol açabilecek.

Kısaca Brexit ismiyle anılan bu oylamanın gerçekte ne üzerine olduğunu, nasıl

dinamikler ile birlikte gerçekleştiğini ve olası sonuçlarını anlamak çok önemli.

Brexit: Demir Leblebi…

35 gün sonra 23 Haziran’da, Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda’dan oluşan Birleşik Krallık (BK) vatandaşları, tarihi bir referandum ile Avrupa Birliği (AB) içinde kalıp kalmama kararını verecekler. Anketler

18 Mayıs 2016

evet-hayır oylarının sırasıyla % 46-%43 olarak çok yakın;

kararsızların payının ise %11 civarında olduğunu gösteriyor.

BK’nin AB’den çıkma kararı ile birlikte yeni dönemde

ekonomik ve politik ilişkilerin yeniden inşasını planlamak, AB yönetmeliklerine göre iki yıl

Haftanın Ortası

Grafik 1: Brexit’in Birleşik Krallık GSMH’si Üzerine Etki Senaryoları

Kaynak: FT, Egeli & Co.

(2)

sürecek. Hatta iki yıldan yedi yıla kadar uzayabilecek bir BK-AB pazarlığının

başlaması bekleniyor.

Söz konusu referandumdan çıkacak sonuç sadece

İngiltere, Galler, İskoçya ve Kuzey İrlanda vatandaşlarını değil, AB’nin geleceği

üzerinden bütün dünyayı etkileyecek. Toplam ihracatının %45’ini AB28’e yapan tam üyelik adayı Türkiye açısından da elbette durum farklı değil. Hatta

BK’nin AB’den ayrılması, AB içindeki liberal oy bloğunun gücünü de %40’tan %34’e indirecek. Bu da mesela Almanya’nın AB üzerindeki dominant etkisini de

sonlandırarak, AB içinde yeni güç koalisyonlarının

kurulmasına yol açabilecek.

Kısaca Brexit ismiyle anılan bu oylamanın gerçekte ne üzerine olduğunu, nasıl dinamikler ile birlikte gerçekleştiğini ve olası sonuçlarını anlamak önemli.

Brexit’çiler ne istiyor?

BK’nin AB’ye girmesi Fransa’nın çifte vetosunun ardından ancak 1973 yılında olabilmişti. BK’nin AB içinde özel bir konumu var; AB içinde serbest pazara ulaşım hakkı olmasına rağmen, Euro para birliği içinde değil. BK,

Schengen Anlaşması’nı da imzalamamıştı ve bu sayede sınırları AB üyesi herkese

“açık” değil. Ancak, AB üyesi olarak Birleşik Krallık çalışmak için gelen her AB üyesi

vatandaşı kabul etmek ve bütçesinden bir takım

transferler yapmakla yükümlü.

Ekonomik ve jeopolitik anlamda Birleşik Krallığın Avrupa Birliği’nden ayrılması fazla bir anlam taşımıyor.

Ancak, yükü gelişmiş ekonomilerde daha fazla hissedilmiş küresel kriz sonrasında ulus devletlere, köklere dönüşe özen BK için de geçerli. Yavaşlayan

Grafik 2: Birleşik Krallık Büyümesini Büyük Oranda Göçe Borçlu

Kaynak: OECD, Egeli & Co.

(3)

ekonomik büyüme ile birlikte artan işsizlik ve ekonomik büyümeye ait durağan

beklentiler, AB üyeliği sonrası BK’ya akan, başta Polonyalı olmak üzere göçmenlerin Brexit savunucularının gözüne batmasına neden olmuş

durumda. Ki aslında

ekonomik veriler bu göçmen ve çalışkan nüfusun BK’nin büyümesinde ve bütçe dinamiklerinde lokomotif rol aldığını anlatıyor.

Hatırlanacağı üzere, 1990’da kurulan Bağımsızlık Partisi, AB ve göçmen karşıtlığı üzerinden son 2015

seçimlerinde sürpriz bir %12 oy alarak üçüncü parti

konumuna yükselmişti BK’de.

Brexit’in zaten ekonomik nedenlerden çok, sosyal, kültürel ve duygusal nedenleri var. Ve işin ilginç yanı da, Avrupalı kimliğinde

birleşememiş AB üye ülkelerinde bu elle

Kaynak: FT , Egeli & Co.

Grafik 3: Birleşik Krallık Ticaret Dengesi

tutulamayan faktörler, oy sahiplerinde karşılık buluyor.

Özelikle, 1962’de Hindistan’ın da bağımsızlığını ilan

etmesiyle emperyalist imparatorluğunun sonuna gelmiş Birleşik Krallık

açısından bu nostaljik değerler üzerinden yapılan siyaset, bugün de etki yaratabiliyor.

Tabi hep altını çizmek lazım, 2008’den bu yana yaşanan ekonomik sıkıntılarla

birleşince, bu etki katlanmış durumda.

Dolayısıyla, karşıtları tarafından “emperyalizm fetişistleri” olarak adlandırılan ve AB’yi “kolonileşen” bir güç olarak gören Brexit

destekçileri, 23 Haziran’da yapılacak referandumda AB üyeliğinden çıkmakla Birleşik Krallığı eski şaşalı günlerine taşıyacak “tam bağımsızlık”

döneminin başlayacağını iddia ediyorlar. ABD’de başkanlık yarışında sürpriz derecede öne çıkan ırkçı Trump’ın da

“Amerika’yı Yeniden Harika

(4)

Yapalım” söyleminin bir başka ifadesi aslında. Ekonomik zorlukların ve terör

korkusunun insanları daha ekstrem söylemlere

taşıyabildiği gerçeğinin de bir başka örneği.

Esasa dönersek, Brexit’i savunanlar, izolasyonist politikaların Birleşik Krallığı daha güçlü kılacağını

savunuyorlar. Ancak bu söylemi, daha çok AB’nin içindeki mevcut sorunlara dayandırdıklarını ve AB’den

Kaynak: OECD, Egeli & Co.

Grafik 4: Brexit’in Birleşik Krallık’ta Kişi Başı GSMH’ye Olası Etkileri

ayrılmanın BK için yaratacağı ekonomik avantajlarla

destekleyemediklerini de eklemek gerek.

Brexit Karşıtları neyi savunuyor?

BK’nin AB içinde olup da sorunlu para birimi Euro dışında kalan durumu, Şubat’ta iki taraf arasında yapılan BK’nın referandumdan

“kal” kararı çıksa bile AB ile daha fazla entegrasyona gitmeyeceği anlaşması;

Krallığın zaten AB’nin

problemlerinden uzak dururken serbest pazar kaymağının yendiğini anlatmakta.

FT’nin ünlü ekonomi yazarı Wolf’a göre, dünya nüfusunun

%1’inden ve dünya

GSMH’sinin %3’ünden az bir paya sahip olan BK, aradığı

“gücü” AB’yi kaldıraç olarak kullanarak çok daha kolay yakalayabilir.

Ekonomik açıdan da, AB’den çıkışın yaratacağı belirsizlik ve güven kaybı; serbest pazara kısıtlı erişim hakkı BK içinde birkaç nesli etkisi altına

alabilecek güçte bir vergi artışı etkisi yaratacak. AB dışı

üçüncü ülke pazarları ile olan anlaşmaları zarar görecek ve Londra finans merkezi

konumunu kaybedebilecek.

Çokuluslu şirketlerin Londra’da olan merkezleri büyük

olasılıkla AB üyesi olan İrlanda’ya taşınacaklar.

(5)

AB’nin bağlayıcı göç

politikasından kurtulmaları halinde BK’nin kendi

sınırlarını, gelen işgücüne karşı neredeyse kapatma hakkı kazanacağı bir gerçek.

Ancak, aynı sınırlamalar AB ülkeleri tarafından Avrupa içinde her ülkede aktif çalışan BK vatandaşlarına karşı da uygulanabilecek.

Sonuçta, AB bütçesine net transferleri %0,3-0,4 arasında olan BK’de GSMH 2030’a kadar %3 daralırken;

41,000 dolar olan kişi başına gelir de aynı dönemde

yaklaşık 4,600-7,000 dolar arasında gerileyecek.

Tartışılan esas konu ne?

AB’ye bir bütün olarak bakınca, 500 milyon

nüfusuyla ABD’nin 325 milyon nüfusunun hayli üzerinde.

Kişi başına düşen ortalama 18,000 dolar gelirle birlikte

Grafik 5: Birleşik Krallık AB İçinde Kişi Başı Geliri Almanya, Fransa ve İtalya’ya Kıyasla Artırabildi

Kaynak: Bloomberg, Egeli & Co.

bakılınca da doğal olarak dünyanın en büyük pazarı konumunda. Dünya

ticaretinin tek başına %17’sini AB gerçekleştiriyor; askeri harcamalar açısından toplamda %15 pay ile

ABD’den sonra ikinci sırada.

Aday ülkeler açısından AB’nin en büyük cazibesi üyelerini çok daha büyük bir pazarda serbest dolaşım hakkının getirdiği verimlilik ve etkinlik avantajından faydalanır hale getirmesi.

Ancak bunun yanında bir de mal ticareti yanında serbest hizmet alım satımı yapmanın yarattığı ve karar hakkı kısıtlı üyelere dayattığı karmaşık bürokratik yapı var. Keza Dünya Ticaret Örgütüne göre ticaretin küreselleşmesi karşılıklı anlaşmaların yapılmasını gerektiriyor ve dünyada uygulamada olan 267 anlaşmanın 49’u AB’ye ait. Bir de tabi hiç kuşkusuz AB içinde başta Almanya olmak üzere egemen ülkeler var. Çevre

(6)

ülkelerin oluşan refahtan eşit derecede pay alamadığı da ortada. Hele bir de işler 2008’den bu yana olduğu gibi karışınca, AB projesi içindeki olumsuzluklar öne çıkmakta;

Birliğin devamı hakkındaki tartışmalar her gün artmakta.

Buna rağmen, AB halen çok büyük bir ekonomik güç ve yaşadığı ekonomik sıkıntılara rağmen dünya ekonomisi üzerinde söz sahibi.

Ekonomistlerin ağırlıklı görüşü Brexit’in hem Birleşik Krallık

ekonomisine hem de AB ekonomisine zarar vereceği.

Bu zararın boyutunu ise, BK’nin AB’den ayrılmasını izleyecek yoğun pazarlık sonucu iki taraf arasındaki ilişkinin alacağı şekil

belirleyecek. AB ile gevşek ilişkilileri olan İsviçre ve Norveç modelleri Brexit taraftarları arasında destek görse de, Brexit sonrası AB’nin dağılma riski altında kalacak olması AB tarafında

pazarlıkların çok daha çetin tutulacağı anlamına geliyor.

İki taraf arasındaki yoğun mevcut ticari ilişkiye rağmen AB tarafından BK’ya karşı kurulacak ticaret duvarlarının çok daha yükseğe konulmaya çalışılacağı beklenmekte.

AB hem ekonomik hem de politik olarak üye ülkelerin ayrı var olmasını zorlaştıran bir uyumu tamamlamış noktada.

Ancak, kıta ölçeğinde hızlı karar alabilecek ve ortak vergi politikaları oluşturabilecek finansal ve politik kurumların eksikliği bir sorun. Sonuçta, zor bir durumla karşılaşınca AB içinde hızla çözüme

gidileceği yerde, kendi içinde tartışmalarla zaman ve fırsat kaybı oluşuyor. Hala devam eden Yunanistan ve mülteci krizi mesela bunun açıkça bilinen iki örneği.

Birleşik Krallığın AB’yi terk etme kararı çıkarsa bunun AB içinde domino etkisi

yaratabileceği düşünülüyor.

Çek Cumhuriyeti’nden

Grafik 6: Birleşik Krallık Vatandaşları için Sorun: Göç.

Kaynak: Bloomberg, Egeli & Co.

(7)

şimdiden “Czexit” sesleri yükselmeye başladı. Hatta BK, AB içinde kalma kararı alsa bile bu noktadan sonra

“daha fazla yakınlaşma”

istemediklerini açıkça ifade etmiş durumdalar ve elbette bunun AB’nin çok ihtiyacı olan yeniden yapılanma dönemini zorlaştırıcı etkileri olacak.

AB’nin mevcut etkisiz kuruluş yapısının daha uzun süre devam etmek zorunda

kalmasına neden olabilecek.

Diğer yandan tabi, tam tersini ummak; bunun AB’nin kendini daha etkin yapıya

kavuşturmak için önemli bir şans olarak okunması

gerektiğini düşünenler de olacaktır. Keza, AB üye ülkelerin vatandaşları halen kendilerini bir “Avrupalı”

kimliği altında birleşmiş, çıkar ortaklığına sahip bireyler olarak görmek yerine, Alman, İngiliz, İskoçyalı, İspanyol, İtalyan, Fransız, Yunanlı vs.

görerek sorunların yükünü

“diğerine” atmaya güdümlüler.

“Dışarıdan” gelen mülteci veya göçmenlerin ise birleşememiş bu gruba entegrasyonu zaten bu nedenle iyice zor hale gelmekte.

Brexit tartışmaları AB’nin geleceğini

yeniden çizecek mi?…

Aslında temel soru o zaman BK’nin AB üyeliğinden elde ettiği avantajlar, AB’ye üye olarak vazgeçtiği kısmi

bağımsızlığa değer mi? AB’nin

geleceğinde yer alabilmek, bu alış-verişe değer mi?

2008’deki küresel kriz, ardından Grexit, ardından Ukrayna, ardından Rusya, ardından mülteciler derken sürekli kriz yönetim modunda olan Birlik içinde yaşayan Avrupalılar açısından, AB içinde kalmak bir süredir bir yük haline gelmiş durumda.

Aşırı sağ partilerin son birkaç yılda yükselişi zaten bu

durumun yansıması.

Grafik 7: Birleşik Krallık İhracat+İthalat GSMH’ye Oran Olarak (2011 fiyatlarıyla)

Kaynak: Bloomberg, Egeli & Co.

(8)

Şimdi eğer 1973’ten bu yana AB üyesi olan Birleşik Krallık AB’den çıkma yönünde tercih gösterirse, AB için Pandora’nın Kutusu açılmış olacak.

Bundan sonra AB, BK ile ilişkilerini (başta ticaret olmak üzere) mümkün olduğunca yokuşa sürerken, BK’daki oylamanın diğer üye ülkelere örnek olmamasına çalışılacak.

Bu ilk etapta AB’ye üye ülkeleri birbirine

yakınlaştırabilir gibi görünse de, orta ve uzun vadede AB içinde yeni pazarlıkların başlaması kaçınılmaz.

ABD’nin aktardığı fonlarla II.

Dünya Savaşı sonrasında bir barış projesi olarak yola çıkmış ve 20.yy’ın ikinci yarısına bakınca büyük başarı da elde etmiş AB’nin ekonomik olarak benzer üstün başarıyı

gösterememiş olması birliğin dağılması ile sonuçlanma potansiyeline sahip. BK’nin içerde kalması ise, kaçınılmaz

olan yeni bir AB vizyonunun oluşturulması açısından bir katalizör olma umudu

yaratıyor. Şimdilerde büyüyen milliyetçi dalganın tersine çevrilmesi ve dayanışmanın

esas kılınması AB’nin geleceği ve dünya barışı açısından çok önemli.

Almanlar Yunanlılara daha çok çalışmaları için, Polonyalılar İtalyanlara Rusya ile ilişkilerini normalleştirmemeleri için, herkesin bir olup Fransızlara

Fransız olukları için

bağırmaları yerine; AB’nin daha gerçek sorunlara çözüm arayışlarına girmeleri

gerekiyor. Finansal krizin nasıl aşılacağı, Orta Doğu’da

olanlar, AB’nin daha verimli çalışması için gerekli

değişimler gibi…

Avrupa için tazelenmiş bir vizyon ve krizlerle başa çıkabilecek etkili yöntemler bulunmadıkça, AB içindeki eski ve yeni milliyetçi dinamikler

Grafik 7: Birleşik Krallığın Göçmen İşgücü Hem Yüksek becerili Hem de Uyumlu

Kaynak: OECD, Egeli & Co.

(9)

güç kazanarak temeli hukukun üstünlüğü ilkesine dayanan bir büyük barış projesi harcanmış olacak. Mülteci sorununda özellikle, bu bozulmanın ne kadar hızla yayılabildiğini izlemekteyiz zaten.

AB için sonun başlangıcı işte bu çerçeve içinde Brexit’in kabul edilmesi hali olacak.

Birleşik Krallık halkının vereceği kararı hep birlikte

yaşayarak göreceğiz.

Brexit 23 Haziran’da

reddedilirse, AB’nin de çok daha aktif ve cesur bir şekilde yeniden yapılanma konusunda adım atabilmesi çok önemli.

Yoksa Brexit’le başlayan tartışmaların başka ülkelerde yankılanması ve yeni

referandumların yapılması kaçınılmaz.

Brexit’in gerçekleşerek AB’nin dağılma sürecinin başlaması ve euronun yok oluşu

küreselleşmeyi büyük ölçüde tamamlamış dünya ekonomisi açısından yeni bir kriz dalgası demek.

Bu Türkiye için de böyle. Ona ise hiç kuşku yok.

Grafik 8: Brexit Anketleri (Yeşil: Evet; Pembe: Hayır; Gri: Kararsızlar)

Kaynak: FT, Egeli & Co.

(10)

Bu doküman Egeli & Co. Portföy Yönetim A.S. (“Egeli & Co.“ Mersis No: 0-3254-1422-0400018) tarafından hazırlanmıştır. Egeli & Co. SPK düzenlemelerine tabi ve SPK tarafından düzenlenen yetki belgesine sahip, kendine değer yaratmaya adamış bağımsız bir portföy yönetim şirketidir. (Yetki belgeleri: 03.11.2010 PYS./PY. 35/946 ve 03.11.2010 PYS./YD. 15/946). Portföy yönetimi ve yatırım danışmanlığı hizmeti veren Egeli & Co. 2002 yılından bu yana, dürüst ve seçkin yaklaşımı ile yerli ve yabancı kurumsal yatırımcılara, aile şirketlerine ve özel bireysel portföylere hizmet etmektedir. Başarısı, yatırımcıları için yurtiçi ve yurtdışında geliştirdiği finansal ürünler ile değer yaratma becerisinden gelmektedir. Egeli & Co.’yu diğerlerinden ayıran fark alternatif varlık sınıflarına ve yatırım temalarına odaklanmasıdır. Egeli &

Co. Türk sermaye piyasalarındaki alternatif yatırım temaları alanında bulunan geniş bilgi, tecrübe ve geçmiş performansı ile yatırımcıları için uzun vadeli yatırımlarla önemli getiriler yaratmaktadır.

YASAL UYARI:

Bu rapor ve yorumlardaki yazılar, bilgiler ve grafikler, ulaşılabilen kaynaklardan iyi niyetle ve doğruluğu, geçerliliği, etkinliği velhasıl her ne şekil, suret ve nam altında olursa olsun herhangi bir karara dayanak oluşturması hususunda herhangi bir teminat, garanti oluşturmadan, yalnızca bilgi edinilmesi amacıyla derlenmiştir. Bu belgedeki bilgilerin doğruluğu, güvenirliliği ve güncelliği hakkında gerekli özeni göstermekle birlikte bu bilgilerin güvenirliliği, doğruluğu, güncelliği ve eksiksizliği hakkında hiçbir garanti vermemektedir. (Varsa) Yürürlükteki herhangi bir yasa veya düzenleme ile sorumluluğun sınırlandırması ölçüde tasarruf olarak, Egeli & Co., yöneticileri, çalışanları, temsilcileri ve ajansları bu belgenin içeriği, hatası veya eksiklerinden ya da bu bilgilere dayanılarak yapılan işlemlerden doğacak her türlü maddi/manevi zararlardan (ihmal olup olmadığı ya da başka bir şekilde olursa da) ve her ne şekilde olursa olsun üçüncü kişilerin uğrayabileceği her türlü zararlardan dolayı sorumlu tutulamaz. Herhangi bir şirket, sektör, hisse veya yatırım için detaylı ve tam bir analiz değildir. Egeli & Co. her an, hiçbir şekil ve surette ön ihbara ve/veya ihtara gerek kalmaksızın söz konusu bilgileri, tavsiyeleri değiştirebilir ve/veya ortadan kaldırabilir. Bu rapor hangi amaçla olursa olsun çoğaltılamaz, dağıtılamaz ve yayınlanamaz.

İletişim: Güldem Atabay Şanlı

Direktör, Araştırma ve Strateji +90 532 347 82 06

guldem.atabaysanli@egelico.com

Şekil

Updating...

Referanslar

Updating...

Benzer konular :