MADENCİLİĞİMİZ
- Necati Yıldız - Maden Yük. Müh.
Ülke kalkınmasına öncülük etmiş önde gelen sanayi tesislerimiz kendi olanaklarımız ile kurul
muş, bu tesislerimizin yıllardır hammadde gereksi
nimleri için kendi kaynaklarımız kullanılmıştır. Gü
nümüzde liberalleşme ve küreselleşme ile birçok şey değişmiştir. Pazarda satıcılar yerli elmamızı it
hal elma diyerek pazarlamaktadırlar. 1980'li yıl
larda başlayan et ithalatı ülke hayvancılığımızı öl
dürmüş, muz ithali ise Anamur'da üretilen muzu bize unutturmuştur. Limon da ithal ettiğimiz söy
lenmektedir.
Çocuklarımızın sokakta oynadığı futbol topu Hindistan'dan, oyuncakları da Taiwan'dan gel
mekte, evlerimizde kahve İtalyan ve Çin malı fin
canlarla içilmekte, çocuklar kahvaltılarını Ameri
kan tipi mısır gevreği ile yapmaktadırlar. Bacasız sanayiimiz turizmin de ekonomimize katkısı Avru
palıların insafına kalmıştır. Biz çocukluğumuzda mahalle arasında çimento torbalarını yuvarlatır ip ya da tel ile bağlayıp oynar, marangozların artık tahta uçlarından oyuncak yapar, kahvaltımızda evde yapılmış tarhana çorbası içerdik. Bunlar geçmişe dönüş özleminin ifadeleri değil, gelecek
te geçmişimizi arayabileceğimizin uyanlandır.
İş yeri açacak, istihdam yaratacak, vergi vere
cek, üretecek, ürettiğinizi ihraç edeceksiniz. Belir
li miktarda banka kredisine gereksinim duydunuz.
Hadi alın bakalım, mümkün mü? Cep telefonunu
zu değiştireceksiniz, arabanızın modelini yükselte
ceksiniz, sizin için bankamızda kefilsiz kredi ha
zır.
Ülkemizde yatırım yapacaksanız karşınıza ya
salarımız çıkacaktır. Dünyanın hiçbir yerinde ya
tırımcısına ülkemizdeki kadar eziyet eden bir baş
ka ülke yoktur.
Liberalleşme, küreselleşme, özelleştirme, mül
kiyetin tabana yayılması kulağa hoş gelen söz
lerdir. Günümüzde küreselleşme;
• Sınırları ortadan kaldıran bir olgu,
• Gelişmekte olan ülkelerle gelişmiş ülkeler arasındaki ekonomik dengesizliği azaltacak bir süreç,
• Çok uluslu şirketlerin kullandığı bir slogan,
• Çağdaş sömürgecilik,
• İşsizlik .ve gelir dağılımında bozulma şeklin
de değişik tariflerle tanımlanmaktadır. Günü
müzde dünyada "küreselleşmenin yoksulluk getirdiği" gerekçesi ile eylemler çığ gibi bü
yümektedir.
Madencilik sektörü kalkınmamızın temel unsu
rudur. Bu sektörümüz de diğer sektörler gibi her geçen gün kan kaybetmektedir. Madencilik yapa
caksanız ilk maraton ruhsat almak ile başlar, faali
yete başlayabilmeniz için gerektiğinde 10 değişik bakanlıktan 25'in üzerinde izin almanız gerekir.
Devletin organları demoklesin kılıcı gibi üzeriniz- dedir. Bu şartlarda bu ülkede, özelliklede maden
ciliğe kim yatırım yapar?
Ülkemizin genel ekonomik yapısı ve madencili
ğin durumunu aşağıdaki Grafik ve Çizelgelerle kı
saca özetlemek mümkündür:
Türkiye'nin 2000 yılı sonu itibarı ile 115 milyar
$ tutarında dış borcu vardır. İç borçlarımız ile bir
likte borçlarımızın tutarı 2000 yılı GSMH'sı kadar
dır.
İthalat-ihracat rakamları incelendiğinde 2000 yılında toplam 54 x 109 $ ithalatımıza karşın ancak 27x109 $'lık bir ihracat gerçekleştirilmiştir. İtha
lat kalemlerine baktığımızda ilk sıralarda otomo
bil gibi lüks tüketim mallarının geldiğini görmekte
yiz. İhracatın ithalatı karşılama oranı % 50 olup ekonomik krizden çıkmak için bu açığın kapatıl
ması (+) ya geçilmesi zorunludur. Bu da yatırım, üretim ve verimlilik ile doğrudan ilişkilidir.
Grafik 1. Türkiye'nin dış borçları
Kaynak: DPT
Grafik 2. Genel ihracat ve ithalat değerleri
•
Kaynak: DPT ,
Çizelge 1. 2000 yılı GSMH'ın sektörel dağılımı
SEKTORLER Tarım ve hayvancılık Sanayi
Maden İmalat Enerji
İnşaat Ticaret Ulaşım Diğer TOPLAM
x milyar TL 18.110.632 28.925.901
1.422.903 23.786.255 3.716.743
6.560.757 24.938.147 17.579.973 29.855.134 125.970.544
x milyar $ 29,1 46,4
2,3 38,2 5,9
10,5 40,0 28,2 47,9 202,1
(%) 14,4 23,0
1,13 18,90.
2,97
19,8 5,2 13,9 23,7 100,0
GSMH'nın sektörel dağılımı incelendiğinde ihra
cata dönük üretgen sektörlerin dağılımdaki payı
nın yeterli büyüklükte olmadığını görmekteyiz.
Çizelge 2. GSMH'nın yıllara göre dağılımı
YILLAR 1993 1994 1995 1996 1997 1998 1999 2000
TL/$
10.985 29.704 46.705 81.137 151.230 260.034 417.580
623.419
GSMH, mllyer$
181,8 130,9 171,9 184,6 196/4 203.9 187.3 202.0
Madencilik, milyar 1,986 1,821 2,156 2,256 2,228 2,122 2,116 2,282
$
Kaynak: DPT
GSMH'da yıllara göre önemli bir artış gerçek
leşmemiştir. Nüfusumun % 1.7 gibi bir oranla art
maktadır. Kişi başına düşen yıllık gelir 3.200
$'larlardan 2.800 S'iarın altına düşmüş, insanlar daha da fakirleşmiştir. Gelir dağılımındaki denge
sizlik de sorunun diğer bir boyutunu oluşturmak
tadır.
GSMH içinde madenciliğin payı bizi yanıltma- malıdır. İstatistiksel değerlendirmelerde uluslarara
sı birdelik sağlanması için madencilikle doğrudan ilişkili başta cam, seramik, demir-çelik, çimento gibi sektörler imalat sektörü içinde değerlendiril
mektedir.
Grafik 3. Madenciliğin GSMH içindeki yeri
Kaynak: DPT Kaynak: DPT
Çizelge 3. Maden ihracatımız Grafik 4 Maden ithalat ve ihracatı
İHRACAT, «1000 Ï Boratlar ve kon.
Mermer ve sert t aş.
Krom cevheri Manyezit Bakır cevheri Feldspat,ilorspat Diğer madenler
Ferro krom Diğer ürünleri TOPLAM GENEL TOPLAM
1997 143.071 119.431 62.618 38.437 52.445 23.857
S23.451 67.604 5.674 73.278 596."
1998 128.967 128.521 52.078 38.155 32.530 24.969
405.220 40.277 5.969 46.246
1999 122.601 150.598 37.165 37.556 46.682 36.034
S00.962 68.830 7.479 76.309
2000 108.144 188.707 38.712 35.399 51.357 41.920
S42.558 19.888 6.120 26.427
H?MI
Kaynak: İMMİB
Çizelge 4. Maden ithalatımız
İTHALAT, X 1,000 $ Taş kömürü Kok kömürü Linyit Petrokok Demir cevheri Fosfat
Krom konsantresi Diğerleri
TOPLAM
1997 666.000
65.000 3.000 66.989 106.000 42.000 203 103.000 943.000
1998 458.000
56.000 1.500 47.400 141.000 45.000 4.871 101.100 858.000
1999 306.617
34.390 330 33.040 89.500 39.084 4.012 107.919 610.880
2000 607.586
61.109 382 55.078 115.504 29.467 5.108 150.104 1.019.230
Kaynak: DİE
Yıllara göre maden ihracat ve ithalat rakamları incelendiğinde maden ihracatımızdan elde ettiği
miz dövizin, ülkemiz kömür ithaline ödenen dövizi karşılayamadığını görüyoruz. Bunun en önemli nedeni kaynaklarımızın yok sayılması, ülkemizin enerji sorununun çözümünün doğalgazda aranma
sı ve 2020 yılındaki enerji gereksiniminin % 75'inin dışa bağımlı olacağının hedeflenmesidir.
Bunun sonucu, yerel yönetimler ülkemizin insanla
rının alın teri ile üretilen kömüre ambargo koymuş, konulan ambargoya da yetkililer seyirci kalmıştır.
Genel ihracat-ithalatımızdaki gibi madencilikte de dış ticaret açığı söz konusudur. Bu değerlen
dirmeler genel olarak madencilik ürünlerini içer
mediği için yanılgıya düşülmemelidir. İthalat tab
losunda dikkati çeken önemli husus başta kö
mür, krom, demir, fosfat gibi ülkemizde mevcut rezervlerimiz işletilmeyerek, sanayi sektörümüzün hammadde gereksiniminin ithalat yolu ile karşılan
masıdır.
Çizelge 5. Maden ürünleri ihracatı
Demir-celik Demir-çelikten eşya Alüminyum ve Al eşya C a m ve c a m eşya Taş, alçı, çimento
1998 1.589
662 281 349 140
1999 1.542
605 263 328 152
2000 1.557
690 286 379 198
Kaynak: İGEME
Çizelge 6. Maden ürünleri ithalatı
İTHALAT, x 1 0A6 $ Demir-çelik
Demir-çelikten eşya Alüminyum ve Al eşya Bakır ve bakırdan eşya Cam ve c a m eşya
1998 2.769
649 503 350 196
1999 2.059
486 472 328 166
2000 2.725
690 643 464 166 Kaynak: DİE
Çizelge 7. Seramik ürünleri dış ticareti
SERAMİK ÜRÜNLERİ İthalat, x10A6 « İhracat x10A6 $
1997 100 263
1998 1999 109! 80 27Öİ 295
Kaynak: İGEME
Maden ürünleri dış ticaretinden oldukça çarpıcı sonuçlar çıkarmak mümkündür:
Türkiye'nin yıllık sıvı çelik üretimi 14 milyon tondur. Bu üretim için gerekli 7 milyon ton hurda, 9 milyon ton tüvenan cevher olmak üzere 17 mil
yon ton girdinin ancak 5 milyon tonu ülkemiz kay
naklarından karşılanmaktadır. Bu sektörde üretim fazlalığı varken kaliteli çelik ve yassı ürün gereksi
nimimiz de ithalat yolu ile karşılanmaktadır.
Cam ve seramik sektöründe de dünyada söz sahibi olmamıza karşın ihracatımızın yanı sıra itha
lat rakamları da oldukça yüksektir.
Çizelge 8. Enerji kaynaklan ithalatı
İTHALAT, x 10*6 $ Ham petrol ve doğalgaz Maden ve linyit kömürü
1998 4.264
464 1999
Z962 310
2000 3.703
615
Kaynak: İGEME
Ülkemizin enerji sorununun çözümünde dış kaynaklara öncelik tanınması enerji kaynakları it
halat değerlerini yükseltmektedir. Ayrıca ülkemi
zin otomativ sektörü için önemli bir pazar haline gelmesi, petrol ihracat eden ülkeler açısından olumlu bir geliŞme olarak değerlendirilebilir.
Çizelge 9. 2000 yılı maden üretimleri
MADEN CİNSİ Bakır Barit Bentonit Bor Demir
Üretim, ton 104.000
35.400 854.000 1.995/400 4.629.700
MADEN CİNSİ Feldispat Kömür Krom Manyezit Stronsiyum
Üretim, ton 3.335.300 62.706.600 574.600 794.400 68.700 Kaynak: ETKBk
ülkemizde 50'nin üzerinde maden çeşidinin üretimi yapılmaktadır. Ancak bazı madenlerin üre
timi arz-talebe bağlı olarak süreklilik arz etmemek
tedir. Civa, wolfram ve fosfat gibi bazı madenleri
miz de daha önceki yıllarda üretilmiş ancak günü
müzde üretilmemektedir.
Çizelge 10. Dünya ve Türkiye maden rezervleri
MADEN CİNSİ Bor, (B203) Manyezit Linyit Taş kömürü Trona Krom Barit Demir Bakır Boksit Altın Stronsiyum Feldispat Fosfat
Dünya {"(.xio^ ton
—1.275.000
—2.594.000
""512.000.000
""519.000.000 '24.000.000
*3.600.000
—583.000 '140.000.000
•340.000
•25.000.000
*48
"13.350
—1.2 50.000
m129.860.000
Türkiye, xl 0*3 ton
—803000
—44.059
*—8.375.000
—428.000
*200.000
"26.000
—24.000
"150.000
"6.800
"62.000 (son veriler) 0.250
"1.000
—12.342
—424.000
Kavnaklar.
* Mineral Commodity Summaries 2001, ** Türkiye 1. Madencilik Şurası 1990
*** Sanayi Madenleri, Yüksel Önem 2000, '*** Türkiye 1. Enerp Şurası 1988
Jeolojik yapının bir sonucu olarak ülkemiz önemli sayıda maden çeşitliliğine sahiptir, ülke
mizde bor, manyezit, trona, altın, barit gibi bü
yük maden rezervleri bulunmaktadır. Rezervleri
miz, kendi sanayiimizin hammadde gereksinimi
nin karşılanması yanı sıra bir kısmı da ihraç edile
bilecek büyüklüktedir.
Mermer sektörü ülkemizde kendini kanıtlamış bir sektör olup her geçen yıl biraz daha büyümek
tedir. Mermer ihracatı 200 milyon $'a ulaşmıştır.
Buna karşın her yıl 40 milyon $ civarında da ya
pı taşı ithal edilmektedir. Avrupa Birliği ülkeleri in
sanlarında öncelikle kendi ülkelerinde üretilen ürünün tüketimi bilinci oluşmuştur. Bizim toplu
mumuzda bu bilincin oluşması için epêy bir yol da
ha almamız gerektiği bir gerçektir.
Çizelge 11. Doğal taş dış ticareti
Kaynak: DİE
1.3 milyar $ dünya bor pazarından 125 milyon
$ tüvenan, 125 milyon $ da borik asit ile 250 mil
yon $ bir pay alınmaktadır. Yıllardır dünya bor re
zervlerinin % 65'inin ülkemizde olduğu söylen
mekte, bor ile ilgili kısır tartışılmalara girilmekte, dünya pazarlarındaki payımızın artırılması için uy
gulanabilir somut çözüm üretilememektedir.
Beypazarı trona yatağı % 55'in üzerinde doğal soda içermektedir, ülkemizdeki rezervler üretim kolaylığı açısından dünyadaki diğer yataklarından daha avantajlıdır. Dünyadaki toplam soda pazarı yılda 35 milyon ton, bunun parasal karşılığı 5-6 milyar $/yıl civarında olup her yıl yaklaşık % 3 büyüyen bir pazardır.
Beypazarı trona madeninin işletilmesi için Eti Holding, Park Enerji ve Bayındır Holding'in katılımı ile üçlü bir konsorsiyum kurulmuştur. Özelleştir
menin bütün hızı ile sürdüğü günümüzde, Bayın
dır Holding'in konsorsiyum içindeki payı bir "dev
letleştirme" uygulaması ile VakıfBank tarafından satın alınmıştır.
Dünyada suyun içinde tünel açabilen teknoloji
lerin olduğu bir dönemde, Beypazarı'nda 4 yıldan bu yana yeraltı suyu gerekçesi ile üretime geçilme
mesi düşündürücüdür. Bu çalışmaya gereken önem verilmeli, takipçisi olunmalı, ülkemiz dünya soda pazarında yerini almalıdır.
Altın madenciliğinin tartışılarak geçtiği son 10 yıl ülkemiz açısından bir kayıptır. Altın madenciliği konusunda her önüne gelen konuşmuş, faaliyetin ekonomik boyutunun tartışılması gerekirken, ko
nu magazinsel bir platforma taşınmıştır. Son gün
lerde kamuoyundaki altın madenciliği ile ilgili ge
lişmeler madencilik açısından sevindiricidir.
Ülkemiz yıllardır dünya krom üretiminde ilk üç sıra içinde yer almıştır. Ancak bu yerini her geçen yıl yitirmektedir. Dünya krom pazarlarında fer- rokrom ve paslanmaz çelik üreten ülkeler söz sahi
bi olmuştur. Ferrokrom, krom cevherine göre yaklaşık 2.5 kat daha değerlidir. Dünyanın en bü
yük ferrokrom üreticisi olan Güney Afrika Cumhu
riyetinde ferrokrom üretiminde kullanılan enerjinin kilowatt saati 1.7-2 cent iken, ülkemizde 6 centin
üzerindedir. Bu da, mevcut elektrik ücretleri ile ül
kemizde üretilecek ferrokromun 1 ton fiyatının di
ğer ülkelere göre en az 150 $ daha fazla olacağı anlamına gelmektedir.
Zengin krom rezervlerine sahip olmamıza kar
şın, ülkemizin son 4 yıldan bu yana yılda 5 milyon
$ ödeyerek yaklaşık 50.000 ton krom konsantresi ithal etmesi oldukça ilginçtir.
2000 yılında feldispat ihracatımızın 40 milyon
$'a ulaşmıştır. Ancak son yıllardaki ihracattaki miktar olarak artış, parasal artışa yansımamıştır.
Feldispat ihracatçılarımız gereksiz rekabete girmiş tonu 10 $'larda feldispat ihraç edilmiştir. Bu du
rum 1970'li yıllarında bor madeninde yaşanan ih
racat ortamını çağrıştırmaktadır.
Seramik ve cam üreticilerimiz, sektörün ham
madde girdilerinden olan feldispat ve bor ürünleri
ni bizim ülkemizden çok ucuza ithal eden yaban
cı firmalarla dünya pazarlarında rekabet etmeye çalışmaktadır. Bir ülke düşünün ki kendi üreticisi
ne hammaddeyi, ihraç ettiği değerlerden daha yüksek fiyatlarla satmaktadır. Bu mantık ile ma
denciliğimizin sanayi ile entegre olması mümkün değildir.
ülkemiz manyezit rezervlerinin dünyada belirli bir yeri vardır. Ancak üretildiği ya da sinter man
yezit olarak ihraç edilen manyezitin bir kısmı ref- rakter malzeme olarak ülkemize geri dönmektedir.
îsdemir, Erdemir ve Kardemir'in yıllık demir cevheri gereksinimi 9 milyon tondur. Bu cevherin 5 milyon tonu kendi kaynaklarımızdan karşılanır
ken 4 milyon tonu da ithal edilmektedir. İsdemir bir kamu kuruluşu olduğundan hammadde gereksini-
minin önemli bir bölümünü yine bir kamu kuruluşu olan Div-Han'dan karşılamıştır. Ancak İsdemir Er- demir'e verilmiştir. Bundan sonra İsdemir'in ham
madde gereksinimini karşılamak için güdeceği politika ne olacaktır? Bu politika ülkemiz demir cevheri madenciliğini nasıl etkileyecektir?
GAP Projesi içinde değerlendirilmiş ve böl
genin gübre gereksinimini karşılaması için hazır
lanmış proje kapsamında Mazıdağı fosfat yatakla
rı 1990'lı yıllarda belirli süre üretim yapmış daha sonra kapanmıştır. Günümüzde her yıl 40 milyon
$'lık fosfat hammaddesi ithalatı yapılmaktadır.
Mazıdağı Posfat Projesinin tekrar gözden geçiril
mesinde yarar vardır.
Ülkemiz bakır rezervleri ile ilgili çalışmalar ka
mu, yerli ve yabancı özel sektör kuruluşlarınca yü
rütülmektedir. Sürdürülen çalışmalar bakır maden
ciliği açısından ümit vericidir.
Çinkur özelleştirilmiş, alan firma tesis için ge
rekli konsantreyi ithal etmiştir. Bunun sonucu ola
rak Kayseri bölgesindeki kurşun çinko madenciliği bitmiştir. Şu anda Kayseri'deki tesis 3 yıldan bu yana kapalıdır.
Ülkemizde önemli bir potansiyel olan taşocak- ları işletmelerinde mühendisliğe dayalı bir ma
dencilik yapılmadığı için ihmal edilmeyecek bo
yutta kaynak ve iş kaybı söz konusudur. Taşo- caklarında maden mühendisinin yerini alması için Maden Mühendisleri Odasının girişimlerde bulun
ması zorunludur.
Anadolu, içerdiği maden rezervleri ile tarih bo
yunca Avrupalılar için ayrı bir önem taşımıştır.
Anadolu'da, Osmanlı döneminde Almanya, Fran
sa, İngiltere ve Rusya gibi ülkeler bakır, krom, kur
şun, bor ve kömür madenleri işletmişlerdir. Zon
guldak Bölgesinde taşkömürü üretimi 1940 yılına kadar, İngiliz, Fransız, Alman ve İtalyanlar tarafın
dan yapılmıştır.
1923 yılında yapılan İzmir İktisat Kongresinde liberal ekonomi benimsenmiş, alınan ekonomik kararlar doğrultusunda 1925 yılında maden işlet
me ve madencilik sektörüne kredi sağlama amacı ile Sanayi Maadin Bankası kurularak faaliyete baş
lamıştır.
Cumhuriyetin ilk döneminde Zonguldak havza
nın ulusal çıkarlar doğrultusunda işletilmesine özen gösterilmiş, 1940 yılında da havza devletleştiril
miştir. Ülkemizdeki doğal kaynaklarımızı kendimiz işletebilmemiz amacı ile Zonguldak'ta 1924 yılın
da Maden Mühendisi yetiştirmek için Maadin ve Sanayi Mekteb-i Alisi açılmıştır.
1935 yılında ülkemizdeki madenlerin aranarak açığa çıkarılması için Maden Tetkik ve Arama Ens
titüsü ve aynı tarihte madencilik, enerji üretimi ve dağıtımı alanlarında faaliyet göstermek üzere Eti- bank kurulmuştur. Atatürk madenciliğin önemini yıllar önce görmüş, Cumhuriyetin kuruluşu ile düşündüklerini uygulamaya koymuştur. Temenni
miz Atatürk'ün bundan 80 yıl önce madencilikle il
gili gördüğü gerçekleri, yetkililerin daha da geç kalmadan, 80 yıl sonra da olsa görebilmeleridir.
Ülkemizde madencilik sektörünün başta meta
lürji ve kimya sektörü olmak üzere diğer sanayi dallan ile olan entegrasyonu istenen düzeyde de
ğildir. Genellikle madencilik; cevherin yeraltından çıkartılıp, işlenmeden, çıkarıldığı gibi satılması şeklinde algılanmaktadır. Buna karşın, kalkınmış ülkelerde "madencilik" metalürji, kimya, enerji, in
şaat ve hatta makine imalat sanayii ile bir bütün olarak değerlendirilmektedir. Madencilik sektörü ile ilgili diğer sektörler arasında entegrasyon mut
laka sağlanmalıdır.
Madencilik, siyasi partilerin ve hükümetlerin programında yer almayan, ancak ülkelerin kalkın
ması için vazgeçilmez bir sektördür. Bu gerçek yetkililerce kavrandığında ekonomik krizden düz
lüğe çıkmak daha kolay olacaktır.
Madencilikte ana hedefimiz ülkemizi hammad
de üretip satan bir kaynak olmaktan çıkarıp, san- yii ile entegre olarak dünya pazarlarında katma değeri yüksek uç ürünlerde söz sahibi bir ülke ko
numuna getirmek olmalıdır. Bunun için başta bor, soda, krom, mermer, demir gibi madenlerin üre
timleri ile bunları uç ürünlere dönüştüren sanayi sektörü bir bütün olarak düşünülmeli, ulusal bir madencilik politikası oluşturulmalıdır. Bu da devle
tin yeniden yapılanarak Madencilik Bakanlığı'nın kurulması ile mümkündür.