• Sonuç bulunamadı

MADENCİLİĞİMİZ. - Necati Yıldız - Maden Yük. Müh.

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "MADENCİLİĞİMİZ. - Necati Yıldız - Maden Yük. Müh."

Copied!
6
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

MADENCİLİĞİMİZ

- Necati Yıldız - Maden Yük. Müh.

Ülke kalkınmasına öncülük etmiş önde gelen sanayi tesislerimiz kendi olanaklarımız ile kurul­

muş, bu tesislerimizin yıllardır hammadde gereksi­

nimleri için kendi kaynaklarımız kullanılmıştır. Gü­

nümüzde liberalleşme ve küreselleşme ile birçok şey değişmiştir. Pazarda satıcılar yerli elmamızı it­

hal elma diyerek pazarlamaktadırlar. 1980'li yıl­

larda başlayan et ithalatı ülke hayvancılığımızı öl­

dürmüş, muz ithali ise Anamur'da üretilen muzu bize unutturmuştur. Limon da ithal ettiğimiz söy­

lenmektedir.

Çocuklarımızın sokakta oynadığı futbol topu Hindistan'dan, oyuncakları da Taiwan'dan gel­

mekte, evlerimizde kahve İtalyan ve Çin malı fin­

canlarla içilmekte, çocuklar kahvaltılarını Ameri­

kan tipi mısır gevreği ile yapmaktadırlar. Bacasız sanayiimiz turizmin de ekonomimize katkısı Avru­

palıların insafına kalmıştır. Biz çocukluğumuzda mahalle arasında çimento torbalarını yuvarlatır ip ya da tel ile bağlayıp oynar, marangozların artık tahta uçlarından oyuncak yapar, kahvaltımızda evde yapılmış tarhana çorbası içerdik. Bunlar geçmişe dönüş özleminin ifadeleri değil, gelecek­

te geçmişimizi arayabileceğimizin uyanlandır.

İş yeri açacak, istihdam yaratacak, vergi vere­

cek, üretecek, ürettiğinizi ihraç edeceksiniz. Belir­

li miktarda banka kredisine gereksinim duydunuz.

Hadi alın bakalım, mümkün mü? Cep telefonunu­

zu değiştireceksiniz, arabanızın modelini yükselte­

ceksiniz, sizin için bankamızda kefilsiz kredi ha­

zır.

Ülkemizde yatırım yapacaksanız karşınıza ya­

salarımız çıkacaktır. Dünyanın hiçbir yerinde ya­

tırımcısına ülkemizdeki kadar eziyet eden bir baş­

ka ülke yoktur.

Liberalleşme, küreselleşme, özelleştirme, mül­

kiyetin tabana yayılması kulağa hoş gelen söz­

lerdir. Günümüzde küreselleşme;

• Sınırları ortadan kaldıran bir olgu,

• Gelişmekte olan ülkelerle gelişmiş ülkeler arasındaki ekonomik dengesizliği azaltacak bir süreç,

• Çok uluslu şirketlerin kullandığı bir slogan,

• Çağdaş sömürgecilik,

• İşsizlik .ve gelir dağılımında bozulma şeklin­

de değişik tariflerle tanımlanmaktadır. Günü­

müzde dünyada "küreselleşmenin yoksulluk getirdiği" gerekçesi ile eylemler çığ gibi bü­

yümektedir.

Madencilik sektörü kalkınmamızın temel unsu­

rudur. Bu sektörümüz de diğer sektörler gibi her geçen gün kan kaybetmektedir. Madencilik yapa­

caksanız ilk maraton ruhsat almak ile başlar, faali­

yete başlayabilmeniz için gerektiğinde 10 değişik bakanlıktan 25'in üzerinde izin almanız gerekir.

Devletin organları demoklesin kılıcı gibi üzeriniz- dedir. Bu şartlarda bu ülkede, özelliklede maden­

ciliğe kim yatırım yapar?

Ülkemizin genel ekonomik yapısı ve madencili­

ğin durumunu aşağıdaki Grafik ve Çizelgelerle kı­

saca özetlemek mümkündür:

Türkiye'nin 2000 yılı sonu itibarı ile 115 milyar

$ tutarında dış borcu vardır. İç borçlarımız ile bir­

likte borçlarımızın tutarı 2000 yılı GSMH'sı kadar­

dır.

İthalat-ihracat rakamları incelendiğinde 2000 yılında toplam 54 x 109 $ ithalatımıza karşın ancak 27x109 $'lık bir ihracat gerçekleştirilmiştir. İtha­

lat kalemlerine baktığımızda ilk sıralarda otomo­

bil gibi lüks tüketim mallarının geldiğini görmekte­

yiz. İhracatın ithalatı karşılama oranı % 50 olup ekonomik krizden çıkmak için bu açığın kapatıl­

ması (+) ya geçilmesi zorunludur. Bu da yatırım, üretim ve verimlilik ile doğrudan ilişkilidir.

(2)

Grafik 1. Türkiye'nin dış borçları

Kaynak: DPT

Grafik 2. Genel ihracat ve ithalat değerleri

Kaynak: DPT ,

Çizelge 1. 2000 yılı GSMH'ın sektörel dağılımı

SEKTORLER Tarım ve hayvancılık Sanayi

Maden İmalat Enerji

İnşaat Ticaret Ulaşım Diğer TOPLAM

x milyar TL 18.110.632 28.925.901

1.422.903 23.786.255 3.716.743

6.560.757 24.938.147 17.579.973 29.855.134 125.970.544

x milyar $ 29,1 46,4

2,3 38,2 5,9

10,5 40,0 28,2 47,9 202,1

(%) 14,4 23,0

1,13 18,90.

2,97

19,8 5,2 13,9 23,7 100,0

GSMH'nın sektörel dağılımı incelendiğinde ihra­

cata dönük üretgen sektörlerin dağılımdaki payı­

nın yeterli büyüklükte olmadığını görmekteyiz.

Çizelge 2. GSMH'nın yıllara göre dağılımı

YILLAR 1993 1994 1995 1996 1997 1998 1999 2000

TL/$

10.985 29.704 46.705 81.137 151.230 260.034 417.580

623.419

GSMH, mllyer$

181,8 130,9 171,9 184,6 196/4 203.9 187.3 202.0

Madencilik, milyar 1,986 1,821 2,156 2,256 2,228 2,122 2,116 2,282

$

Kaynak: DPT

GSMH'da yıllara göre önemli bir artış gerçek­

leşmemiştir. Nüfusumun % 1.7 gibi bir oranla art­

maktadır. Kişi başına düşen yıllık gelir 3.200

$'larlardan 2.800 S'iarın altına düşmüş, insanlar daha da fakirleşmiştir. Gelir dağılımındaki denge­

sizlik de sorunun diğer bir boyutunu oluşturmak­

tadır.

GSMH içinde madenciliğin payı bizi yanıltma- malıdır. İstatistiksel değerlendirmelerde uluslarara­

sı birdelik sağlanması için madencilikle doğrudan ilişkili başta cam, seramik, demir-çelik, çimento gibi sektörler imalat sektörü içinde değerlendiril­

mektedir.

Grafik 3. Madenciliğin GSMH içindeki yeri

Kaynak: DPT Kaynak: DPT

(3)

Çizelge 3. Maden ihracatımız Grafik 4 Maden ithalat ve ihracatı

İHRACAT, «1000 Ï Boratlar ve kon.

Mermer ve sert t aş.

Krom cevheri Manyezit Bakır cevheri Feldspat,ilorspat Diğer madenler

Ferro krom Diğer ürünleri TOPLAM GENEL TOPLAM

1997 143.071 119.431 62.618 38.437 52.445 23.857

S23.451 67.604 5.674 73.278 596."

1998 128.967 128.521 52.078 38.155 32.530 24.969

405.220 40.277 5.969 46.246

1999 122.601 150.598 37.165 37.556 46.682 36.034

S00.962 68.830 7.479 76.309

2000 108.144 188.707 38.712 35.399 51.357 41.920

S42.558 19.888 6.120 26.427

H?MI

Kaynak: İMMİB

Çizelge 4. Maden ithalatımız

İTHALAT, X 1,000 $ Taş kömürü Kok kömürü Linyit Petrokok Demir cevheri Fosfat

Krom konsantresi Diğerleri

TOPLAM

1997 666.000

65.000 3.000 66.989 106.000 42.000 203 103.000 943.000

1998 458.000

56.000 1.500 47.400 141.000 45.000 4.871 101.100 858.000

1999 306.617

34.390 330 33.040 89.500 39.084 4.012 107.919 610.880

2000 607.586

61.109 382 55.078 115.504 29.467 5.108 150.104 1.019.230

Kaynak: DİE

Yıllara göre maden ihracat ve ithalat rakamları incelendiğinde maden ihracatımızdan elde ettiği­

miz dövizin, ülkemiz kömür ithaline ödenen dövizi karşılayamadığını görüyoruz. Bunun en önemli nedeni kaynaklarımızın yok sayılması, ülkemizin enerji sorununun çözümünün doğalgazda aranma­

sı ve 2020 yılındaki enerji gereksiniminin % 75'inin dışa bağımlı olacağının hedeflenmesidir.

Bunun sonucu, yerel yönetimler ülkemizin insanla­

rının alın teri ile üretilen kömüre ambargo koymuş, konulan ambargoya da yetkililer seyirci kalmıştır.

Genel ihracat-ithalatımızdaki gibi madencilikte de dış ticaret açığı söz konusudur. Bu değerlen­

dirmeler genel olarak madencilik ürünlerini içer­

mediği için yanılgıya düşülmemelidir. İthalat tab­

losunda dikkati çeken önemli husus başta kö­

mür, krom, demir, fosfat gibi ülkemizde mevcut rezervlerimiz işletilmeyerek, sanayi sektörümüzün hammadde gereksiniminin ithalat yolu ile karşılan­

masıdır.

Çizelge 5. Maden ürünleri ihracatı

Demir-celik Demir-çelikten eşya Alüminyum ve Al eşya C a m ve c a m eşya Taş, alçı, çimento

1998 1.589

662 281 349 140

1999 1.542

605 263 328 152

2000 1.557

690 286 379 198

Kaynak: İGEME

Çizelge 6. Maden ürünleri ithalatı

İTHALAT, x 1 0A6 $ Demir-çelik

Demir-çelikten eşya Alüminyum ve Al eşya Bakır ve bakırdan eşya Cam ve c a m eşya

1998 2.769

649 503 350 196

1999 2.059

486 472 328 166

2000 2.725

690 643 464 166 Kaynak: DİE

(4)

Çizelge 7. Seramik ürünleri dış ticareti

SERAMİK ÜRÜNLERİ İthalat, x10A6 « İhracat x10A6 $

1997 100 263

1998 1999 109! 80 27Öİ 295

Kaynak: İGEME

Maden ürünleri dış ticaretinden oldukça çarpıcı sonuçlar çıkarmak mümkündür:

Türkiye'nin yıllık sıvı çelik üretimi 14 milyon tondur. Bu üretim için gerekli 7 milyon ton hurda, 9 milyon ton tüvenan cevher olmak üzere 17 mil­

yon ton girdinin ancak 5 milyon tonu ülkemiz kay­

naklarından karşılanmaktadır. Bu sektörde üretim fazlalığı varken kaliteli çelik ve yassı ürün gereksi­

nimimiz de ithalat yolu ile karşılanmaktadır.

Cam ve seramik sektöründe de dünyada söz sahibi olmamıza karşın ihracatımızın yanı sıra itha­

lat rakamları da oldukça yüksektir.

Çizelge 8. Enerji kaynaklan ithalatı

İTHALAT, x 10*6 $ Ham petrol ve doğalgaz Maden ve linyit kömürü

1998 4.264

464 1999

Z962 310

2000 3.703

615

Kaynak: İGEME

Ülkemizin enerji sorununun çözümünde dış kaynaklara öncelik tanınması enerji kaynakları it­

halat değerlerini yükseltmektedir. Ayrıca ülkemi­

zin otomativ sektörü için önemli bir pazar haline gelmesi, petrol ihracat eden ülkeler açısından olumlu bir geliŞme olarak değerlendirilebilir.

Çizelge 9. 2000 yılı maden üretimleri

MADEN CİNSİ Bakır Barit Bentonit Bor Demir

Üretim, ton 104.000

35.400 854.000 1.995/400 4.629.700

MADEN CİNSİ Feldispat Kömür Krom Manyezit Stronsiyum

Üretim, ton 3.335.300 62.706.600 574.600 794.400 68.700 Kaynak: ETKBk

ülkemizde 50'nin üzerinde maden çeşidinin üretimi yapılmaktadır. Ancak bazı madenlerin üre­

timi arz-talebe bağlı olarak süreklilik arz etmemek­

tedir. Civa, wolfram ve fosfat gibi bazı madenleri­

miz de daha önceki yıllarda üretilmiş ancak günü­

müzde üretilmemektedir.

Çizelge 10. Dünya ve Türkiye maden rezervleri

MADEN CİNSİ Bor, (B203) Manyezit Linyit Taş kömürü Trona Krom Barit Demir Bakır Boksit Altın Stronsiyum Feldispat Fosfat

Dünya {"(.xio^ ton

—1.275.000

—2.594.000

""512.000.000

""519.000.000 '24.000.000

*3.600.000

—583.000 '140.000.000

•340.000

•25.000.000

*48

"13.350

—1.2 50.000

m129.860.000

Türkiye, xl 0*3 ton

—803000

—44.059

*—8.375.000

—428.000

*200.000

"26.000

—24.000

"150.000

"6.800

"62.000 (son veriler) 0.250

"1.000

—12.342

—424.000

Kavnaklar.

* Mineral Commodity Summaries 2001, ** Türkiye 1. Madencilik Şurası 1990

*** Sanayi Madenleri, Yüksel Önem 2000, '*** Türkiye 1. Enerp Şurası 1988

Jeolojik yapının bir sonucu olarak ülkemiz önemli sayıda maden çeşitliliğine sahiptir, ülke­

mizde bor, manyezit, trona, altın, barit gibi bü­

yük maden rezervleri bulunmaktadır. Rezervleri­

miz, kendi sanayiimizin hammadde gereksinimi­

nin karşılanması yanı sıra bir kısmı da ihraç edile­

bilecek büyüklüktedir.

Mermer sektörü ülkemizde kendini kanıtlamış bir sektör olup her geçen yıl biraz daha büyümek­

tedir. Mermer ihracatı 200 milyon $'a ulaşmıştır.

Buna karşın her yıl 40 milyon $ civarında da ya­

pı taşı ithal edilmektedir. Avrupa Birliği ülkeleri in­

sanlarında öncelikle kendi ülkelerinde üretilen ürünün tüketimi bilinci oluşmuştur. Bizim toplu­

mumuzda bu bilincin oluşması için epêy bir yol da­

ha almamız gerektiği bir gerçektir.

(5)

Çizelge 11. Doğal taş dış ticareti

Kaynak: DİE

1.3 milyar $ dünya bor pazarından 125 milyon

$ tüvenan, 125 milyon $ da borik asit ile 250 mil­

yon $ bir pay alınmaktadır. Yıllardır dünya bor re­

zervlerinin % 65'inin ülkemizde olduğu söylen­

mekte, bor ile ilgili kısır tartışılmalara girilmekte, dünya pazarlarındaki payımızın artırılması için uy­

gulanabilir somut çözüm üretilememektedir.

Beypazarı trona yatağı % 55'in üzerinde doğal soda içermektedir, ülkemizdeki rezervler üretim kolaylığı açısından dünyadaki diğer yataklarından daha avantajlıdır. Dünyadaki toplam soda pazarı yılda 35 milyon ton, bunun parasal karşılığı 5-6 milyar $/yıl civarında olup her yıl yaklaşık % 3 büyüyen bir pazardır.

Beypazarı trona madeninin işletilmesi için Eti Holding, Park Enerji ve Bayındır Holding'in katılımı ile üçlü bir konsorsiyum kurulmuştur. Özelleştir­

menin bütün hızı ile sürdüğü günümüzde, Bayın­

dır Holding'in konsorsiyum içindeki payı bir "dev­

letleştirme" uygulaması ile VakıfBank tarafından satın alınmıştır.

Dünyada suyun içinde tünel açabilen teknoloji­

lerin olduğu bir dönemde, Beypazarı'nda 4 yıldan bu yana yeraltı suyu gerekçesi ile üretime geçilme­

mesi düşündürücüdür. Bu çalışmaya gereken önem verilmeli, takipçisi olunmalı, ülkemiz dünya soda pazarında yerini almalıdır.

Altın madenciliğinin tartışılarak geçtiği son 10 yıl ülkemiz açısından bir kayıptır. Altın madenciliği konusunda her önüne gelen konuşmuş, faaliyetin ekonomik boyutunun tartışılması gerekirken, ko­

nu magazinsel bir platforma taşınmıştır. Son gün­

lerde kamuoyundaki altın madenciliği ile ilgili ge­

lişmeler madencilik açısından sevindiricidir.

Ülkemiz yıllardır dünya krom üretiminde ilk üç sıra içinde yer almıştır. Ancak bu yerini her geçen yıl yitirmektedir. Dünya krom pazarlarında fer- rokrom ve paslanmaz çelik üreten ülkeler söz sahi­

bi olmuştur. Ferrokrom, krom cevherine göre yaklaşık 2.5 kat daha değerlidir. Dünyanın en bü­

yük ferrokrom üreticisi olan Güney Afrika Cumhu­

riyetinde ferrokrom üretiminde kullanılan enerjinin kilowatt saati 1.7-2 cent iken, ülkemizde 6 centin

üzerindedir. Bu da, mevcut elektrik ücretleri ile ül­

kemizde üretilecek ferrokromun 1 ton fiyatının di­

ğer ülkelere göre en az 150 $ daha fazla olacağı anlamına gelmektedir.

Zengin krom rezervlerine sahip olmamıza kar­

şın, ülkemizin son 4 yıldan bu yana yılda 5 milyon

$ ödeyerek yaklaşık 50.000 ton krom konsantresi ithal etmesi oldukça ilginçtir.

2000 yılında feldispat ihracatımızın 40 milyon

$'a ulaşmıştır. Ancak son yıllardaki ihracattaki miktar olarak artış, parasal artışa yansımamıştır.

Feldispat ihracatçılarımız gereksiz rekabete girmiş tonu 10 $'larda feldispat ihraç edilmiştir. Bu du­

rum 1970'li yıllarında bor madeninde yaşanan ih­

racat ortamını çağrıştırmaktadır.

Seramik ve cam üreticilerimiz, sektörün ham­

madde girdilerinden olan feldispat ve bor ürünleri­

ni bizim ülkemizden çok ucuza ithal eden yaban­

cı firmalarla dünya pazarlarında rekabet etmeye çalışmaktadır. Bir ülke düşünün ki kendi üreticisi­

ne hammaddeyi, ihraç ettiği değerlerden daha yüksek fiyatlarla satmaktadır. Bu mantık ile ma­

denciliğimizin sanayi ile entegre olması mümkün değildir.

ülkemiz manyezit rezervlerinin dünyada belirli bir yeri vardır. Ancak üretildiği ya da sinter man­

yezit olarak ihraç edilen manyezitin bir kısmı ref- rakter malzeme olarak ülkemize geri dönmektedir.

îsdemir, Erdemir ve Kardemir'in yıllık demir cevheri gereksinimi 9 milyon tondur. Bu cevherin 5 milyon tonu kendi kaynaklarımızdan karşılanır­

ken 4 milyon tonu da ithal edilmektedir. İsdemir bir kamu kuruluşu olduğundan hammadde gereksini-

(6)

minin önemli bir bölümünü yine bir kamu kuruluşu olan Div-Han'dan karşılamıştır. Ancak İsdemir Er- demir'e verilmiştir. Bundan sonra İsdemir'in ham­

madde gereksinimini karşılamak için güdeceği politika ne olacaktır? Bu politika ülkemiz demir cevheri madenciliğini nasıl etkileyecektir?

GAP Projesi içinde değerlendirilmiş ve böl­

genin gübre gereksinimini karşılaması için hazır­

lanmış proje kapsamında Mazıdağı fosfat yatakla­

rı 1990'lı yıllarda belirli süre üretim yapmış daha sonra kapanmıştır. Günümüzde her yıl 40 milyon

$'lık fosfat hammaddesi ithalatı yapılmaktadır.

Mazıdağı Posfat Projesinin tekrar gözden geçiril­

mesinde yarar vardır.

Ülkemiz bakır rezervleri ile ilgili çalışmalar ka­

mu, yerli ve yabancı özel sektör kuruluşlarınca yü­

rütülmektedir. Sürdürülen çalışmalar bakır maden­

ciliği açısından ümit vericidir.

Çinkur özelleştirilmiş, alan firma tesis için ge­

rekli konsantreyi ithal etmiştir. Bunun sonucu ola­

rak Kayseri bölgesindeki kurşun çinko madenciliği bitmiştir. Şu anda Kayseri'deki tesis 3 yıldan bu yana kapalıdır.

Ülkemizde önemli bir potansiyel olan taşocak- ları işletmelerinde mühendisliğe dayalı bir ma­

dencilik yapılmadığı için ihmal edilmeyecek bo­

yutta kaynak ve iş kaybı söz konusudur. Taşo- caklarında maden mühendisinin yerini alması için Maden Mühendisleri Odasının girişimlerde bulun­

ması zorunludur.

Anadolu, içerdiği maden rezervleri ile tarih bo­

yunca Avrupalılar için ayrı bir önem taşımıştır.

Anadolu'da, Osmanlı döneminde Almanya, Fran­

sa, İngiltere ve Rusya gibi ülkeler bakır, krom, kur­

şun, bor ve kömür madenleri işletmişlerdir. Zon­

guldak Bölgesinde taşkömürü üretimi 1940 yılına kadar, İngiliz, Fransız, Alman ve İtalyanlar tarafın­

dan yapılmıştır.

1923 yılında yapılan İzmir İktisat Kongresinde liberal ekonomi benimsenmiş, alınan ekonomik kararlar doğrultusunda 1925 yılında maden işlet­

me ve madencilik sektörüne kredi sağlama amacı ile Sanayi Maadin Bankası kurularak faaliyete baş­

lamıştır.

Cumhuriyetin ilk döneminde Zonguldak havza­

nın ulusal çıkarlar doğrultusunda işletilmesine özen gösterilmiş, 1940 yılında da havza devletleştiril­

miştir. Ülkemizdeki doğal kaynaklarımızı kendimiz işletebilmemiz amacı ile Zonguldak'ta 1924 yılın­

da Maden Mühendisi yetiştirmek için Maadin ve Sanayi Mekteb-i Alisi açılmıştır.

1935 yılında ülkemizdeki madenlerin aranarak açığa çıkarılması için Maden Tetkik ve Arama Ens­

titüsü ve aynı tarihte madencilik, enerji üretimi ve dağıtımı alanlarında faaliyet göstermek üzere Eti- bank kurulmuştur. Atatürk madenciliğin önemini yıllar önce görmüş, Cumhuriyetin kuruluşu ile düşündüklerini uygulamaya koymuştur. Temenni­

miz Atatürk'ün bundan 80 yıl önce madencilikle il­

gili gördüğü gerçekleri, yetkililerin daha da geç kalmadan, 80 yıl sonra da olsa görebilmeleridir.

Ülkemizde madencilik sektörünün başta meta­

lürji ve kimya sektörü olmak üzere diğer sanayi dallan ile olan entegrasyonu istenen düzeyde de­

ğildir. Genellikle madencilik; cevherin yeraltından çıkartılıp, işlenmeden, çıkarıldığı gibi satılması şeklinde algılanmaktadır. Buna karşın, kalkınmış ülkelerde "madencilik" metalürji, kimya, enerji, in­

şaat ve hatta makine imalat sanayii ile bir bütün olarak değerlendirilmektedir. Madencilik sektörü ile ilgili diğer sektörler arasında entegrasyon mut­

laka sağlanmalıdır.

Madencilik, siyasi partilerin ve hükümetlerin programında yer almayan, ancak ülkelerin kalkın­

ması için vazgeçilmez bir sektördür. Bu gerçek yetkililerce kavrandığında ekonomik krizden düz­

lüğe çıkmak daha kolay olacaktır.

Madencilikte ana hedefimiz ülkemizi hammad­

de üretip satan bir kaynak olmaktan çıkarıp, san- yii ile entegre olarak dünya pazarlarında katma değeri yüksek uç ürünlerde söz sahibi bir ülke ko­

numuna getirmek olmalıdır. Bunun için başta bor, soda, krom, mermer, demir gibi madenlerin üre­

timleri ile bunları uç ürünlere dönüştüren sanayi sektörü bir bütün olarak düşünülmeli, ulusal bir madencilik politikası oluşturulmalıdır. Bu da devle­

tin yeniden yapılanarak Madencilik Bakanlığı'nın kurulması ile mümkündür.

Referanslar

Benzer Belgeler

Demir çelik sektörü ülke ekonomisi ve sanayileşmesinde lokomotif sektör olma özelliğine sahiptir. Demir çelik sanayisinde gözlenen gelişmeler ile kalkınma

Ülke genelinde madenciliğin alt sektörlerinden %44 ile diğer madencilik ve taş ocakçılığı, %26,1 ile Kömür ve linyit çıkartılması istihdam payı

maddelerin ar!nd!r!lmas!na yönelik uygulanan rafinasyon i lemleri sonucu üretilen türüne “rafine bor/bor kimyasallar ” (örne in; boraks dekahidrat, boraks pentahidrat, borik

Yurt içinden tedarik edilen hurdanın KDV yükü olmaması ve Dahilde ĠĢleme Ġzin Belgesinin (D.Ġ.Ġ.B) yurt içi alımlarda KDV istisnasını getirmiĢ olması

Son yirmi yılda ise enformatik sektörünün önem kazanmasıyla birlikte özellikle gelişmiş ülkelerde yüksek katma değerli yeni ürün ve üretim yöntemleri

- İSG ve Çevre konusunda yasal izinlerin alınması ve takibini yapmak, - Eğitim, risk analizi ve diğer önleyici süreçleri takip ve koordine etmek, - İSG ve Çevre

KOBİ`lerde iş sağlığı ve güvenliği çalışmalarını organizasyonel bir yapıya kavuşturmak ve İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemini (İSG-YS) daha

Doğrusal Olmayan Hesap Yönteminin Uygulama Sınırları Sabit Modlu İtme Yöntemi Uygulama Sınırı;.. • 5B.1.6 – Düşey yüklerin şekil değiştirmiş taşıyıcı sistemde