1
ŞÜKÜR
Şükür Nedir?
• Sözlükte "karşılığını vermek, yapılan iyiliği dile getirmek ve sahibini övmek" anlamına gelen şükür, ahlâk kavramı olarak, «yapılan iyiliğin kadir ve kıymetini bilip makbule geçtiğini dile getirmek, iyilik edeni övmek; nankör olmamak» demektir.
• Kul, Allah'ın nimetlerini dile getirir ve O'nu överse şükretmiş olur.
• Şükür, Kur’an’da üzerinde en çok durulan konulardan biridir. 75 yerde şükürden, şükretmenin öneminden bahsedilir. Şükrün Kur’an’da bu kadar önemle vurgulanmasının sebebi, şükrün iman ve tevhidin en önemli göstergelerinden olmasındandır.
2
• Esas şükür verilen nimetleri yerli yerince kullanmaktır. Bu da nimeti bilme, elde edilen nimetten dolayı sevinç duyma, nimete karşılık olarak yapılması gerekeni dil, beden ve kalp ile yerine getirmek suretiyle olur.
• Şükredene şâkir, Allah'a yeterli şükürde bulunamayacağının idrakine erip çok şükreden kimseye şekûr denir.
3 Şükrün Önemi:
ذَّلا ااهُّ يااايَ • اني
َّ لِل اوُرُكْشااو ْمُكاانْ قازاراام تااب ياط ْن م اوُلُك اوُنام آ ُهَّيَ ا ْمُتْ نُك ْن ا
انوُدُبْعا ت
• Ey iman edenler! Size verdiğimiz rızıkların temiz olanlarından yiyin, eğer siz yalnız Allah'a kulluk ediyorsanız O'na şükredin.1
اوُرُكْشااو ْمُكْرُكْذاا نِوُرُكْذااف • نوُرُفْكات الَاو لِ
1 Bakara, 2/172.
4
• Öyle ise siz beni (ibadetle) anın ki ben de sizi anayım. Bana şükredin;
sakın bana nankörlük etmeyin!2
******
… •
ه تْؤُ ن اايْ نُّدلا ابااوا ث ْد رُي ْناماو ا ابااوا ث ْد رُي ْناماو ااهْ ن م
ااهْ ن م ه تْؤُ ن ةار خ ْل
ر كاَّشلا ى زْجاناساو
• … Her kim, dünya nimetini isterse, kendisine ondan veririz; kim de
اني
ahiret sevabını isterse, ona da bundan veririz. Biz şükredenleri mükâfatlandıracağız.3
2 Bakara, 2/152.
3 Al-i İmran, 3/145.
5
ْمُتْ نامآاو ُْتُْراكاش ْن إ ْمُك بااذاع ب ُالله ُلاعْفا ي اام
•اًمي لاع اًر كااش ُالله انااكاو
• Eğer siz iman eder ve şükrederseniz, Allah size neden azap etsin!
Allah şükre karşılık veren ve her şeyi bilendir.4
******
• Rasulullah buyurdular ki:
ر باَّصلا م ئاَّصلا ُلْث م ُر كاَّشلا ُم عاَّطلا •
• Şükürle yemek yiyen, sabırla oruç tutan gibidir.5
4 Nisa, 147.
5 Buhari.
6 Şükrün Faydası Yine İnsan İçindir
• Allah’ın insanlara; “Verdiğim nimetlere şükredin” demesi de ayrıca kul için bir nimet ve ihsandır. Çünkü şükrün faydası dünya ve ahirette Allah’a değil; kula dönüktür. Yerine getirdiği şükür ile fayda gören kulun kendisidir. Kul, şükrederek Rabbine bir karşılık veya bir mükâfat vermemektedir. Zaten buna da hiç bir varlığın gücü yetmez. Bu gerçeği Allah-u Teala Kur’an’da şöyle ifade etmektedir:
مي راك ٌّ نِاغ بّار َّن إاف ارافاك ْناماو ه سْفا ن ل ُرُكْشاي ااَّنَّ إاف اراكاش ْناماو •
• Kim şükrederse ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse (bilsin ki) Rabbim her bakımdan sınırsız zengindir, cömerttir6.
6 Neml, 27/40.
7
زاالَ ُْتُْراكاش ْن ئال ْمُكُّبار انَّذااتَ ْذ ااو • بااذاع َّن ا ُْتُْرافاك ْن ئالاو ْمُكَّنادي
مديداشال
• Hatırlayın ki Rabbiniz size: Eğer şükrederseniz, elbette size (nimetimi) artıracağım ve eğer nankörlük ederseniz hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir! diye bildirmişti.7
******
• Rasulullah buyuruyor ki,
َّلَ إ َّ لِل ُدْماْلْا الااقا ف ًةامْع ن ٍدْباع ىالاع َُّلِلا اماعْ ناأ اام • اَّ مِ الاضْفاأ ُهااطْعاأ ي ذَّلا انااك
اذاخاأ
• Allah kuluna, küçük veya büyük bir nimet verir de, kul bu nimete karşılık Elhamdülillah derse kendisine elde ettiğinden daha iyisi verilir.8
7 İbrahim, 14/7.
8 İbn Mace.
8
• Bir hadis-i kudsi’de şöyle buyuruluyor:
، نِوُعافْ نا تا ف ،ي عْفا ن اوُغُلْ با ت ْنالاو نِوُّرُضاتا ف ي راض اوُغُلْ با ت ْنال ْمُكَّن إ ي دااب ع ايَ
•• Ey kullarım! Sizin bana zarar vermeye elbet gücünüz yetmez ki, zarar veresiniz. —Bana fayda vermeye de gücünüz yetmez ki, fayda veresiniz.
ي دااب ع ايَ
•بْلا ق ىاقْ تاأ ىالاع اوُنااك ْمُكَّن جاو ْمُكاسْن إاو ْمُكار خآاو ْمُكالَّواأ َّناأ ْوال
،اًئْ ياش ي كْلُم فِ اك لاذ ادااز اام ،ْمُكْن م ٍد حااو ٍلُجار
• Ey kullarım! Sizin evveliniz âhiriniz, insiniz cinnîniz sizden en takva sahibi bir adamın kalbi üzre olsalar, bu benim mülküme bir şey ziyâde etmez.
9
بْلا ق راجْفاأ ىالاع اوُنااك ْمُكَّن جاو ْمُكاسْن إاو ْمُكار خآاو ْمُكالَّواأ َّناأ ْوال ي دااب ع ايَ
•،اًئْ ياش ي كْلُم ْن م اك لاذ اصاقا ن اام ،ٍد حااو ٍلُجار
• Ey kullarım! Sizin evveliniz âhiriniz ve insiniz cinnîniz en sapık bir adamın kalbi üzere olsalar, bu benim mülkümden bir şey eksiltmez.
ٍد حااو ٍدي عاص فِ اوُمااق ْمُكَّن جاو ْمُكاسْن إاو ْمُكار خآاو ْمُكالَّواأ َّناأ ْوال ي دااب ع ايَ
•اصاقا ن اام ،ُهاتالاأْسام ٍنااسْن إ َّلُك ُتْياطْعاأاف نِوُلاأاساف ااماك َّلَ إ ي دْن ع اَّ مِ اك لاذ
،ارْحابْلا ال خْدُأ ااذ إ ُطايْخ مْلا ُصُقْ نا ي
10
• Ey kullarım! Sizin evveliniz âhiriniz ve insanınız cinnîniz bir toprağın üzerinde ayağa kalkarak benden isteseler, ben de her insana dilediğini versem; bu bende olandan ancak iğnenin denize batırıldığı vakit azalttığı kadar azaltır.
اداجاو ْناماف ،ااهَّيَ إ ْمُكي فاوُأ َُّثُ ،ْمُكال ااهي صْحُأ ْمُكُلاامْعاأ اي ه ااَّنَّ إ ي دااب ع ايَ
•ُهاسْفا ن َّلَ إ َّناموُلا ي الَاف ،اك لاذ اْيْاغ اداجاو ْناماو االله دامْحايْلا ف ،اًْيْاخ
• Ey kullarım! Bunlar ancak sizin amellerinizdir. Onları size sayıyorum.
Sonra onların karşılığını size tastamam veriyorum. İmdi (verileni) kim hayır bulursa Allah'a hamdetsîn! Hayırdan başka bulan ancak kendini muaheze etsin!»9
9 Müslim.
11 Nimetleri Allah’tan Bilmek
• İbn Abbas anlatıyor: Rasulullah zamanında halk yağmura kavuşunca Rasulullah şöyle dedi:
:ْمُهُضْعا ب الااقاو ، الله ُةاْحْار ه ذاه :اوُلااق مر فااك ْمُهْ ن ماو مر كااش ساَّنلا ان م احابْصاأ • ااذاكاو ااذاك ُءْوا ن اقاداص ْداقال
• "İnsanlar bugün iki grup hâlinde şükrederek sabaha erdiler, bir grubu kâfir, bir grubu mü'mindir" dedi. Ve şöyle açıkladı: "Bazıları: "Bu yağmur Allah'ın bir rahmetidir" derken diğer bazısı: "Falan falan yıldızın uğuru doğru çıktı"10
10 Müslim.
12 Şükür – Hamd İlişkisi
• Şükür; iyilik edenin ve nimet verenin kadrini ve kıymetini bilip bunu insanlara göstermek, iyilikte bulunanı övmek anlamlarına gelir.
• Hamd, nimete kavuşmanın veya gelecekte kavuşulacak olan bir nimetin sevincini, huzurunu duyup, nimet sahibine övgüde bulunmaktır.
• Hamd, isteyerek yapılan bir iyiliğe karşı, iyilik yapana teşekkür ve övgüdür. Şükür ise, yapılan iyiliğe karşı söz veya fiil ile yerine getirilen bir övgüdür.
• Buna göre hamd, yalnızca dille yapılır, şükür ise hem dille hem de hareketle yerine getirilir.
• Hamd şükürden daha kapsamlıdır. Hamd şükrün başlangıcıdır.
13 İnsanların Allah’a Şükretmelerine Sebep Olan Nimetler
• 1)İman nimeti ile şereflendirmiş ve müslümanlar arasında halk etmiştir.
• 2)Allah insanı en güzel bir biçimde yaratmış, ona göz, kulak, kalp ve duyu organlar ve en büyük nimetlerden biriside olan akıl nimeti vermiştir.
• 3)Rahmetinden dolayı Peygamberler ve kitaplar göndererek insanlara mutluluk yolunu göstermiştir.
• 4)Sayısız denecek kadar çok çeşitli gıdalar, beslenme ve barınma imkanlarını insanın hizmetine sunmuştur.
• 5)Dini emirlerde kolaylık prensibini koymuş, güç yetirilemeyen emirlerle insanları sorumlu tutmamıştır. Tövbe etme, bağışlanma kapılarını açmıştır.
• 6)Allah'ın varlığını bilip tanıma noktasında, ayetlerin açıklaması yapılmış ve insanlara ibret alma imkanı sunulmuştur.
• 7)Bir aile yuvası içinde yaşama imkanı sağlamıştır.
14 Şeytan Nankörlüğü Emreder
نِاتْ ياوْغاا اام باف الااق • ار ص ْمُالَ َّنادُعْ قاالَ
اكاطا اميقاتْسُمْلا
• İblis dedi ki: Öyle ise beni azdırmana karşılık, and içerim ki, ben de onları saptırmak için senin doğru yolunun üstüne oturacağım.
ال َُّثُ • دْياا ْيْاب ْن م ْمُهَّ نا ي ت ْناعاو ْم نِااْيْاا ْناعاو ْم ه فْلاخ ْن ماو ْم هي
ُد اتَ الَاو ْم ه ل ئاااشَ
ْمُهارا ثْكاا انير كااش
• Sonra elbette onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından sokulacağım ve sen, onların çoklarını şükredenlerden bulmayacaksın!" dedi.11
11 Araf, 7/16-17.
15 Şükrü Eda Etmek
• Rasulullah buyurdular ki:
ايْ ح الااق ْنام • اا ُح بْصُي
اكي راش الَ ،اكادْحاو اكْن ماف ٍةامْع ن ْن م بّ احابْصاأ اام َّمُهَّلل
الْث م الااق ْناماو ، ه مْوا ي ارْكُش ىَّداأ ْداقا ف ،ُرْكُّشلا اكالاو ،ُدْماْلْا اكالا ف ،اكال ه تالْ يال ارْكُش ىَّداأ ْداقا ف ي سُْيْ ايْ ح اك لاذ
• "Kim sabaha erdiği zaman: "Allah’ım, benimle hangi nimet sabaha ermişse bu sendendir. Sen birsin, ortağın yoktur, hamd sanadır, şükür sanadır" derse, o günkü şükür borcunu ödemiştir. Kim de aynı şeyler akşama erince söylerse o da o geceki şükür borcunu eda eder."12
12 Ebu Davud.
16
• Rasulullah buyurdu ki:
ُهُدامْايَ الَ مدْباع االله اراكاش اام ، رْكُّشلا ُسْأار ُدْماْلْا •
• "Hamd, şükrün başıdır. Allah'a hamdetmeyen, O'na şükretmemiştir."13
******
• Rasulullah buyurdu ki:
ًمااعاط الاكأ ْنام • ا ف ا
الااق :
"
َّ لِل ُدْماْلْاا نِاقازاراو امااعَّطلا ااذاه نِاماعْطأ ى ذَّلا
ْن م
الَاو ، نِ م ٍلْواح ْيْاغ ٍةَّوُ ق
"
ه بْناذ ْن م امَّداقا ت اام ُهال ار فُغ
• “Bir kimse yemek yer de, ‘Beni yediren, kuvvet ve kudretim olmadığı halde bana rızık veren Allah’a hamd olsun’ derse, geçmiş (küçük) günahları bağışlanır.”14
13 Şuabu’l-İman.
14 Tirmizi, Ebu Davud.
17
• Rasulullah buyurdular ki:
اَّلِلا َّنإ • ْايْال
اض اع ي ْلا ن اْلا ُلُكْايَ دْب اع ارْشاياو ، ااهْ يلاع ُهُدامْحايا ف اةالْك
اةابْرَّشلا ُب
ااهْ يالاع ُهُدامْحايا ف
• “Allah Teâlâ, kulunun bir şey yedikten sonra hamdetmesinden, bir şey içtikten sonra hamdetmesinden hoşnut olur.”15
******
• Rasulullah buyurdu ki:
َّطلا ُرْكُش • اع
اأ ما إ اي ماسُت ْن اذ
اأ ا او ، اتْل اك إ ادامْاتَ
اتْغارا ف ا اذ
• Yemeğin şükrü yediğin zaman besmele çekmen ve bitirdiğin zaman da hamd etmendir.16
15 Müslim.
16 Abdurrezzak, Musannef.
18 Nimete Şükür Musibete Sabır
• Rasulullah buyuruyorlar ki:
ْن إ ن مْؤُمْل ل َّلَ إ ٍداحا ل اكااذ اسْيالاو مْيْاخ ُهَّلُك ُهارْماأ َّن إ ن مْؤُمْلا رْما ل اًباجاع • ُهْتا بااصاأ ْن إاو ُهال اًْيْاخ انااكاف اراكاش ُءاَّراس ُهْتا بااصاأ ُهال اًْيْاخ انااكاف اابَاص ُءاَّراض
• Mümine şaşarım. Çünkü her gelişme onun hakkında hayırlıdır. Eğer iyi bir şeyle karşılaşır da şükrederse bu iyilik onun hakkında hayır olduğu gibi eğer uğradığı kötülük karşısında sabrederse bu da onun hakkında hayır olur.”17
17 Müslim.
19 Şükredenlerin Ahiretteki Mükafatı
• Rasulullah buyurdular ki:
• “Aziz ve celil olan Allah, kıyamet günü eski yeni bütün insanları bir araya toplayınca herkes tarafından işitilen şöyle bir ses duyulur: “Bu gün burada toplananlar, Allah keremine kimlerin öncelikle layık olduklarını göreceklerdir. Vücutlarını yataklarından uzaklaştırıp ibadet etmeye kalkanlar kalksınlar” Bu çağrı üzerine ayağa kalkanların az olduğu görülür…
• Arkasından aynı ses “Ticaretin ve alış-verişin Allah’ı zikretmekten alıkoymadığı kimseler ayağa kalksın” diye seslenir. Bu çağrı üzerine az sayıda kimsenin ayağa kalktığı görülür. Daha sonra aynı ses
“Rahatta ve darlıkta Allah’a hamd edenler ayağa kalsınlar” diye seslenir. Bu çağrı üzerine de az sayıda kimsenin ayağa kalktığı görülür. Arkasından mahşerde toplanmış olan diğer insanlar hesaba çekilir.”
20 Şükretmeyenlerin Ahiretteki Cezası
• Rasulullah buyurdular ki:
ُ ي • َُّلِلا ُلوُقا يا ف ةامااي قْلا امْوا ي دْباعْل بِ ىاتْؤ اعا ت
الِا اأ :ُهال اأ ْالَ
ًعْاسَ اكال ْلاعْج ًراصاباو ا
ا
اماوا ًلَ
الاواو ًدا ا اكال ُتْرَّخاساو ، اْلَ
اأْرا ت اكُتْكارا تاو ،اثْراْلْااو امااعْ ن ؟ُعابْرا تاو ُس
• Kıyamet günü kul getirilir. Yüce Allah; -"Ben sana kulak, göz, mal ve evlat vermedim mi? Hayvanları ve ekimi senin emrine vermedim mi?
Seni bunlara baş olmak, onlardan istifade etmek üzere serbest bırakmadım mı?
اأ • اأ ُّنُظات اتْنُك اتْنُك اكَّن
الَُم اه اكامْوا ي َّي ق اذ
؟ا
21
• Acaba, benimle bugünkü şu karşılaşmanı hiç düşündün mü?" diye soracak. Kul da:
الوُقا يا ف • لَا
،
• - "Hayır" diyecek. Yüce Allah:
اا :ُهال ُلوُقا يا ف • اأ امْوا يْل
. نِاتي سان ااماك اكااسْن
• -"Öyleyse bugün ben de seni unutacağım, tıpkı senin (dünyada) beni unuttuğun/hatırlamadığın gibi!" buyuracak.»18
18 Tirmizi.
22 Her Daim Şükretmek
• Fudayl b. Amr anlatıyor:
ه بااحْصاأ ْن م ًلَُجار َّلِلا ُلوُسار اي قال • : الااقا ف
؟اتْحابْصاأ افْياك « : الااقا ف »
: الااق ،اً لْااص
؟اتْحابْصاأ افْياك « : الااق ،اً لْااص :الااق »
؟اتْحابْصاأ افْياك « »
: الااق ، الِااعا ت اَّلِلا ُداْحْاأ ٍْيْا بِ :الااق اكْن م ُتْداراأ ي ذَّلا ااذاه «
»
• Rasulullah Efendimiz bir sabah sahabilerden birisine “ Gecen nasıl geçti” diye sorar. Sahabi de “iyi geçti” diye cevap verir.
Peygamberimiz üçüncü seferinde “Allah’a hamd ve şükürler olsun, iyi geçti” cevabını alıncaya kadar aynı soruyu arka arkaya tekrarlar.
Nihayet son cevabı alınca “Senden aradığın buydu” diye buyurur.19
19 İbn Mübarek, ez-Zühd ve’r-Rekaik.
23
• Rasulullah buyurdu ki:
ْشاي ْالَ ْنام • رُك
رُكْشاي ْالَ الي لاقْلا رُكْشاي ْالَ ْناماو ايْ ثاكْلا
رُكْشاي ْالَ اساَّنلا اَّلِلا
مبااذاع ُةاقْرُفْلااو مةاْحْار ُةاعااماْلْااو مرْفُك ااهُكْرا تاو مرْكُش َّلِلا ةامْع ن ب ُثُّداحَّتلااو
• Aza şükretmeyen çoğa da şükretmez. İnsanlara karşı, Allah'a da şükretmek. Allah’ın nimetinden bahsetmek şükürdür. Bunu terk etmek nankörlüktür. Cemaat rahmettir, ayrılık azaptır.20
20 Ebu Davud, Tirmizi.
24 Peygamberimizin Şükrü
• Ebu Bekre anlatıyor:
«
•َّ لِل اًر كااش اًد جااس َّراخ ه ب ار شُب ْواأ ٍروُرُس ُرْماأ ُهاءااج ااذ إ
»
• Rasulullah’a sevinçli bir haber gelince Allah’a şükrederek secdeye kapanırdı.21
******
• Bir gün Hz. Aişe (r.a.) validemize “Ey Aişe! Resulullah’ın (sas) can çekici hallerinden gördüğünü bize haber verir misin diye sorulduğunda;
Hz. Aişe hüngür hüngür ağladı ve şöyle devam etti: “O’nun hangi durumu can çekici değildi ki? O bir gece bana geldi. Beraberimde yatağıma girdi. Bedenime dokunacak şekilde bana yaklaştı. Sonra:
21 Ebu Davud.
25
• “Ey Ebu Bekir’in kızı! Rabbime ibadet etmem için bana izin verir misin?” dedi. Ben de:
• “Ey Allah’ın Resulü! Ben sana yakın olmayı isterim. Fakat izin verdim” dedim.
• Kalktı; su kavasına varıp abdest aldı. Bolca su kullandıktan sonra namaza durdu. Göğsünü ıslatacak kadar ağladıktan sonra rüku’ya varıp ağladı. Ve Bilal gelip sabah namazını haber verinceye kadar bu durumu devam etti. Kendisine:
• “Ey Allah’ın Resulü! Senin gelmiş ve gelecek bütün günahlarının hepsini Allah bağışlamıştır. O halde neden ağlıyorsunuz?” dediğim zaman:
• «Allah’a çok şükreden bir kul olmayayım mı?» diye cevap verdi.22
22 Buhari.
26 Şükür Hakkında Güzel Sözler:
• Ebu Abdurrahman el-Habli şöyle demiştir:
، مرْكُش ُة الََّصلاا • ُلاضْفاأاو ، مرْكُش َّ لِل ُهُلاعْفا ت ٍْيْاخ ُّلُكاو ، مرْكُش ُمااي صلااو
ُدْماْلْاا ُرْكُّشلا
• Namaz şükürdür, oruç şükürdür. Allah için yaptığın her şey şükürdür.
Şükrün en faziletlisi ise hamddir.
******
ُش • ُر ْك ْلا ع ْل م اا َّ تل ْع ل ُمي او ، ُش ُر ْك ْلا اع ام ل ام ُدي ز ْلا ام ْع ر اف ة
• İlmin şükrü onu öğretmektir. Amelin şükrü ise Ma’rifetin artmasıdır.
27 İnsanlara Teşekkür Etmek
• Rasulullah buyurdu ki:
ْداقا ف انِْثاأ ْنام َّن إاف نْثُ يْلا ف ْد ايَ ْالَ ْناماو ه ب زْجايْلا ف اداجاوا ف ًءااطاع اى طْعُأ ْنام • ارافاك ْداقا ف اماتاك ْناماو اراكاش
…
• “Kendisine bir iyilik yapılan kimse, imkanı varsa bu iyiliğe iyilikle karşılık versin. İyilik yapacak bir şey bulamazsa iyilik yapanı övsün.
Kim iyilik yapanı överse, ona teşekkür etmiş olur. Kim de kendisine yapılan iyiliği gizlerse, ona nankörlük etmiş olur…”23
23 Tirmizi.
28 Şükür Çeşitleri:
• 1. Dil İle Yapılan Şükür
• Nimeti vereni anmak, O’nu övmek, O’nun nimet sahibi olduğuna iman etmekle ve bunu Tevhid kelimesiyle ilan etmekle olur. Bu bildirim, sıradan bir teşekkür ifadesi değil, dil ile ‘şehadet’ getirmek, dil ile doğru sözlü olmak, dil ile Kur’an’ı tasdik etmek, dil ile İslâm’ı anlatmak, Kur’an okumak, dil ile Allah (c.c.)’ı çokça zikretmek ve verilen tüm nimetlere şükretmek ve buna benzer dil ile ilgili kulluk görevlerini yapmakla yerine getirilir.
• 2. Kalp İle Yapılan Şükür.
• İmanı kalbe yerleştirdikten sonra, nimetlerin sahibinin Allah (c.c.) olduğunu kalp ile tasdik etmek, vahiy ile gelen şeyleri kabul etmek ve kalbe Allah (c.c.)’tan başka hiç kimsenin korkusunu ve sevgisini koymamaktır.
29
• 3. Fiil İle Yapılan Şükür.
• Bedenin organlarıyla, nimet verene itaat etmek ve O’nun yüce emirlerini yerine getirmektir. Kısaca İslâm’ı her bakımdan yaşamaya çalışmaktır. Çünkü nimet vereni bilip O’nu övmek, bir anlamda O’ndan gelen her şeyi kabul etmektir.
30 Şükretmenin İnsana Kazandırdıkları:
• Şükür insana Allah’ı bilmeyi ve tanımayı kazandırır.
• Şükür insana Allah’ı sevmeyi kazandırır.
• Şükür Allah’ın nimet verici olduğunun farkında olmasını kazandırır.
• Şükür Rabbe yaklaşmaya vesile olur.
• Şükür Allah’ı hakkıyla birlemek ve imanı sağlamlaştırma halini kazandırır.
• Şükür kulluk bilincinin farkında olmaktır.
• Şükür insan nankör olmamayı kazandırır.
• Şükür kulu Allah’a yaklaştırır.
• Şükür kulun acizliği ortaya koyar
31 Bir Kıssa: Bayramlık:
• Bir bayram arifesiydi. Yedi- sekiz yaşlarındaki kızımın elinden tutmuş elbise, ayakkabı gibi ihtiyaçlarını temin için çarşıya çıkmıştık.
Çocukluğumdan hatırlarım, yeni bir ayakkabı alındığında sevinçten onunla birlikte yatmaya kalkardık. Çocuğu sevindirebilmek için birkaç dükkan gezmiş, pek çok masraf yaparak önemli ihtiyaçlarını temin etmiştik. Ancak kızım dükkanın birinde ufak, kırmızı plastik bir çanta görmüş, bunu isterim diye tutturmuştu. Ucuz bir şey olmasına rağmen böyle lüzumsuz bir şeyi almayı gereksiz görmüş, üzerinde durmamıştım.
• Saatlerce dolaşıp, eve geldiğimizde sevinçle bana teşekkür edeceğini umarken, küçük kızımın davranışlarındaki terslik ve memnuniyetsizlik dikkatimi çekti. Sebebini araştırdığımda, meselenin küçük ve basit çantanın alınmamış olması olduğunu anladım ve birden sinirlenerek:
32
• “-Bu ne nankör çocuk, onun için binlerce lira harcadım, en önemli ihtiyaçlarını temin ettim; oysa o kırk paralık basit bir şey için bunların hiç birini görmüyor” diye hışımla bir tokat yapıştırdım.
• Fakat anında kafamda bir şimşek çaktı. Peki ya sen! Sana sağlık, mutluluk, huzur gibi, en azından sahip olduğun bu çocuklar gibi son derece önemli nimetler bahşeden Rabbine ne derece müteşekkirsin?
Dualarında dünyaya ait, kendince önemli, gerçekte ise Cenab-ı Hakk’ın sana bahşettiği nimetlerin yanında, ancak idrakten yoksun bu ufacık çocuğun istediği kırk paralık çanta gibi kalan isteklerin gerçekleşmediğinde, dualarının kabul olmadığını sanmak gibi gaflete düşen, üzülen sen değil misin? Allah’ın senin için taktir ettiği çok önemli, ancak senin idrak edemediğin sayısız nimetlere sonsuz bir sevinçle şükretmek gerekmez mi?
• Şükretmeyi bilmek için, ilahi tokatı yemek mi gerekir?
33 Bir Kıssa:
• Adamın biri, Muhammed bin Vasi Hz.’lerinin bacağında gördüğü bir yaradan dolayı: “- Sana acıyorum” demişti. Muhammed bin Vasi de ona şu manalı cevabı vermişti:
• -Ben de, bu yaranın gözümde çıkmadığına şükrediyorum…
Bir Kıssa: Nimeti Görmek:
• Şeyh Sadî, ayakkabısız kalmış. Ayakkabı alacak parası da yokmuş. Can sıkıntısı ile Kufa Camii'ne gitmiş. Caminin önünde ayaksız bir dilenci görünce, ayakkabısız ayaklarına bakıp şükretmiş.